WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/114
KARAR NO : 2024/460

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/02/2023
KARAR TARİHİ : 30/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı $irket arasında devamlı bir ticaret ilişkisi olduğunu, davalının ilgili faturaları ödemediğini bununlüzerine alacaklarının tahsili ------ İcra Müdürlüğü'nün --- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız şekilde icra takibine itiraz edip durdurduğunu arabulucu görüşmelerinin de sonuçsuz kalmasıyla huzurdaki davanın görüldüğünü belirterek itiraz edilen dosyanın itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, takibe kaldığı yerden ticari faiz uygulanmasına, alacağın %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilme ine, borç miktarını karşılayacak kadar davalının taşınmazları ve araçları üzerine haciz konul asına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.

CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili, davacının bütün iddialarını peşinen ret ettiğini, salt fatura düzenlemenin borç kaynağı olarak sayılamayacağını iddia eden tarafından bu alacağın ispatlanması gerektiğini, davacı taraf ile aralarında bir sözleşme olmadığını bu sebeple davanın reddini, haksız takip nedeniyle talep edilen asıl alacağın %20 den az olmamak üzere kötü iyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı aleyhine yükletilmesine karar verilmesini bilvekale arz ve talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğünün ------ sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Müdürlüğünün ----- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu vekili tarafından itiraz dilekçesinde Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacı şirketin 2022 yılına ilişkin ticati defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirket vekili ile incelemeye esas kayıtlarının sunulması için anlaşıldığı, ancak birkaç gün beklenilmesine rağmen incelemeye esas kayıtların sunulmadığı,, duruşma tarihinin yaklaşması sebebi ile davalı defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, davacı tarafın incelenen defterlerinde takip konusu faturaların alacak olarak yer aldığı, davalı tarafın kayıtları incelenmese de vergi dairesinden gelen müzekkere cevabında BA formuyla davacı faturalarının alım olarak itirazsız / iadesiz beyan edilmiş olduğunun anlaşıldığı, fatura içeriği malları almadığını ispat yükünün davalıya ait olduğu, bu yönde dosya kapsamında somut bir delilin bulunmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde davacının takip tarihi itibarıyla kendi defterlerinde gözüktüğü şekliyle 06/07/2022 takip tarihi itibariyle 145.455,20 TL alacağını talep edebileceği, davacı alacağı TBK m.117 kapsamında takip öncesinde alacağı muaccel olmadığından takip öncesinde faiz talep edemeyeceği ancak mahkemenin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde tarafların tacir olması, işin ticari iş, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle takip sonrasında hükmolunan asıl alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinin yerinde olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile davalının Ek Rapor görevlendirmesi sonrası incelenen defterlerinde 07.07.2022 takip tarihi itibarıyla 145.455,20 TL davacıya borçlu gözüktüğü, kök raporda incelenen davacı kayıtları ile örtüştüğü, eş deyişle davacıya ait tüm faturaların davalı kayıtlarında itirazsız yer aldığı, davacının takip öncesi
145.455,20 TL tutarındaki açık hesap alacağını isteyebileceği yönündeki KÖK rapor kanaatinin aynen geçerli olduğu, faiz İtirazı Yönünden: Davacı taraf her ne kadar TTK 1530 kapsamında ayrıca ihtara gerek
kalmaksızın temerrüt faiz talebinde bulunmuş olsa da; yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda
ve iki ticari işletme arasında bu konularda akdedilen tedarik sözleşmeler bakımından uygulandığı, satış sözleşmelerine uygulanmadığı, huzurdaki satış işleminde somut olayda İcra takip tarihinden önceki
dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TKB’nin 117. maddesi koşullarına bağlı olduğu yönündeki kök rapor kanaatinin devam ettiği, bilirkişi kanaati aksine hüküm tesis etmeye muhtar olduğu, bu kapsamda yapılan hesaplamada TTK m. 1530 kapsamında takip öncesinde vadesi muaccel olan faturalar için 2.597,64 TL temerrüt faizinin hesaplandığı, (talep 4.183,68 TL) sonuç ve kanaati bildirilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Davacı ve davalı tarafın defterlerinin incelendiği, davacı ve davalı defterlerine göre davacının davalıdan 145.455,20 TL alacaklı olduğunun, tarafların BA/BS formlarının uyumlu olduğunun, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından da BA formu ile vergi dairesine bildirildiğinin tespit edildiği görülmüştür. Davalı tarafından uyuşmazlık konusu olan faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve iade faturası kesilmediği anlaşılmıştır.Somut olaya emsal olan Yargıtay ----- HD nin------ esas ,------ karar sayılı 4.11.2019 tarihli ilamında da açıklandığı üzere davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir. Her ne kadar davalı taraf mal teslimi yapılmadığını iddia etmekte ise de ilgili Yargıtay ilamı doğrultusunda davalının malları teslim aldığı,teslim aldığı malların da bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir.Davalının mal teslimi yapılmadığı hususunu kanıtlayalmadığı anlaşıldığından bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü ile icra takibine vaki itirazının asıl alacak iptaline işlemiş faiz yönünden temerrüte düşürücü ihtar bulunmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davalının ---- İcra Müdürlüğünün ------ Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 145.455,20 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya talebinin reddine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine
4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 9.936,04 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.881,48 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 8.054,56 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 1.881,48 TL peşin harç ve 2.061,38 TL olmak üzere toplam 2.061,38 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 101,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.101,25 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %93,37 oranında olmak üzere 1.961,94 TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 23.272,83 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 10.328,69 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
10-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 2.913,14 TL sinin davalıdan, 206,86 TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
11-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.