T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/893
KARAR NO : 2024/362
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/11/2022
KARAR TARİHİ : 30/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, gerçek kişilere ait ticari işletmeye haiz bir tacir olduğunu, davalı ile aralarında sözleşmeye ve açık hesaba dayalı okul kıyafeti satış ticareti yapıldığını, müvekkilinin okul kıyafetlerini teslim etmekle davalının da ücretini ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin ürünleri teslim ettiğini fakat davalının borcunu ödemediğini, ödeme yapması için defalarca iletişime geçildiğini fakat sonuç alınamayınca cari hesap bakiye alacağı tahsili için ----. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ---- . İcra Müdürlüğünün ----Esas sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı borçlu vekili tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.İİK. 67. maddesi uyarınca;İtirazın iptali davasında takibin yetkili İcra Dairesinde yapılması dava şartı olup icra dairesinin yetkisini itiraz edilmesi halinde mahkemece öncelikli olarak İİK’nın 50/1 maddesi yollamasıyla, HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre icra dairesinin yetkisini değerlendilerek karar verilmesi gerekmektedir.İcra dairesinin yetkisine yapılan itirazda; itiraz eden borçlunun yetkili icra dairesini bildirmesi gereklidir. Davalı borçlu itirazında; yetkili icra dairesinin bildirilmediği takdirde ortada usulüne uygun yetki itirazı bulunmadığından taraflar yönünden takip yapılan icra dairesinin yetkisi kesinleşecektir. Eldeki davada davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de yetki itirazında yetkili icra dairesi gösterilmediği, usulüne uygun yetki itirazında bulunulmadığı anlaşıldığından davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda ,"Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: davacı şirketin 2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen defterlerini ibraz etmediği, Davacı Alacağı Yönünden: Usulüne uygun tebligata rağmen Davalı tarafın davaya katılmayarak dosyaya savunma dilekçesi sunmamış olsa da kazandırılan Ba/ Bs formlarında 2021 yılı için KDV hariç 695.020,00 TL alım yapıldığı hususunda davalının da beyanda bulunduğunun anlaşıldığı, davacı kayıtlarında yer alan tüm faturaların davalı tarafından da beyan edildiğinin anlaşıldığı, hiç kimsenin başkasına ait faturayı kendi borcu olarak sebepsiz yere alım olarak vergi dairesine beyanda bulunmayacağı, Ba formlarının ticari defterlerin dayanak belgesi olduğu, aksinin yani, faturalar içeriği mal/hizmetin teslim alınmadığına ya da ayıplı olduğuna dair dosya kapsamında bir delilin de bulunmamış olmasına göre teslim ve tesellümün başlangıçta oluşan karinesinin ispata dönüştüğü hususları topluca değerlendirildiğinde 16.11.2021 takip tarihi itibari ile davacının 788.197,20 TL teslim tesellümü ispatlanan bakiye alacağını talep edebileceği, Faiz: davacı/alacaklı takip öncesinde faiz talebinde bulunmadığı için taleple bağlılık kuralı gereği bu konuda değerlendirme yapılmayacağı, Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış, olması münasebeti ile takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m. tacir olması, işin ticari iş talebinin yerinde olduğu, icra inkâr tazminatı ve sair hususlarının mahkemenin takdirinde bulunduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişi tarafından verilen ek raporda özetle; " Davacı Alacağı Yönünden: Alacağı oluşturan iki faturanın toplamı KDV dahil 750.697,20 TL olduğu, (----. Davacı taraf aynı zamanda 01.05.2021 tarihinde ---- no'lu yevmiye kaydı ile ----- çek” açıklaması ile davalı tarafa 50.000 TL borç kaydı girdiği, bu çek ile birlikte davalıdan 788.197,20 TL alacaklı gözükmüş, aynı tutarı takip ve dava konusu yaptığı, KÖK Rapor hesaplamasında maddi hata yapılarak iade çek tutarının SEHVEN fatura gibi görülerek davacı lehine alacaklar içine dahil edilerek yanlışın düşüldüğünü, Mahkemenin yerinde tespiti ile Ek raporda maddi hata düzeltilerek davacıdan olan, dava konusu, talep edilebilir açık hesap alacak tutarı 50.000 TL eksiltilerek 733.197,20 TL (788.197,20-50.000) olarak belirlendiği, Kök rapordaki diğer değerlendirmelerinin aynen geçerli olduğu" şeklinde rapor sunulmuştur.
Davalı firmanın faaliyet alanı ---- bulunduğundan ----- Asliye Ticaret Mahkemesinden davalı yanın ticari defterlerinin incelenmesi için talimat yazılmış, davalı yan talimat mahkemesince kendisine yapılan tebliğe rağmen inceleme gün ve saatinde ticari defterlerini inceleme günü hazır etmemiş ve yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır.Somut olayda davalı tarafın davayı takip etmediği, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.Mahkememizce alınan kök raporda davacı tarafın davalı taraftan 788.197,20 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı defter kayıklarında alacak olarak görünün 12.500 TL çek bordro açıklamalı ve 50.000 TL çek açıklamalı alacakların kaynağının belirlenmesi için alınan bilirkişi ek raporunda da davacının davalıdan 733.197,20 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Yargıtay ---- HD 'nin ----- Esas, ----- Karar sayılı 4.11.2019 tarihli ilamında da açıklandığı üzere davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacaktır. Vergi dairesinden celp edilen BA/BS formlarının tetkikinde davacı ve davalının BA/BS formlarının uyumlu olmadığı, davacı tarafından davalıya kesilen faturaların davalı tarafça vergi dairesine bildirildiği görülmüştür. Bu faturalar kapsamındaki malların teslim olgusunun gerçekleştiği kabul edilmiştir. Davalı tarafın kendisine teslimi edildiği kabul edilen malların bedelini ödediğine ilişkin bir ödeme belgesi dosya kapsamında bulunmadığından, davalının bedellerinden sorumlu olduğu kanaat getirilmiştir. Ancak ek rapor alımına konu edilen 12.500 TL çek bordro açıklamalı ve 50.000 TL çek açıklamalı alacakların kaynağı davacı tarafından ispat edilememiştir.Kural olarak ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse son çare olarak yemin deliline başvurulması gerekmektedir. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap layihasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. İspat yükü üzerinde olan davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından davacı tarafa 12.500 TL çek bordro açıklamalı ve 50.000 TL çek açıklamalı alacakları ispatlayabilmesi için yemin delili hatırlatılmış, davacı tarafça yemin metni sunulmamıştır. Hal böyle olunca davacının davalıdan 12.500 TL çek bordro açıklamalı ve 50.000 TL çek açıklamalı alacakların düşülmesi neticesinde 725.697,20 TL alacaklı olduğu, 12.500 TL çek bordro açıklamalı ve 50.000 TL çek açıklamalı alacaklar yönünden alacaklı olduğunu ispat dememesi sebebiyle fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davalının----. İcra Müdürlüğünün ------- Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 725.697,20 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 49.572,37-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 9.900,70- TL harcın mahsubu ile bakiye 39.671,67- TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70- TL başvurma harcı,9.981,40-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 10.062,10 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 270,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.770,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 2.550,35 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 107.597,61 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 1.436,30-TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 123,70 TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!