T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/75
KARAR NO : 2024/292
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/02/2022
KARAR TARİHİ : 03/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, -----ilçesi, ----- mahallesi, 10622 ada, 2 parsel, ----- sitesi -------ve ---- bloklarında bulunan 310 adet bağımsız bölümü, -----. Noterliği’nin 29.08.2016 tarih ve ----- yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalıdan satın aldığını, sözleşme eki olan Taşınmaz Bilgisi ve Ödeme Planına göre 20.06.2016 tarihinde 64.460.000 TL, 20.06.2017 tarihinde 131.876.000 TL, 20.10.2017 tarihinde 58.600.000 TL, 20.06.2018 tarihinde 43.950.000 TL, 20.10.2018 tarihinde 43.950.000 TL, 20.06.2019 tarihinde 58.600.000 TL, 20.10.2019 tarihinde 58.600.000 TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı tüm edimlerini süresinden önce yerine getirerek tüm ödemelerin vadesinden önce ödediğini, erken ödeme nedeniyle davacı tarafın faiz indirimi ve nemalardan kaynaklı indirim yapması gerekirken söz konusu indirimlerin yapılmadığını, müvekkilinin davalıya hali hazırda borcu kalmamış olmasına rağmen davalı tarafından müvekkili aleyhine en son taksitin ödenmediği gerekçesi ile----- Asliye Ticaret Mahkemesi’nin----- Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, söz konusu davada kısmen kabul kararı verildiğini, ilgili dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, ancak erken ödeme nedeniyle hiçbir faiz indirimi yapılmadığının aşikar olduğunu, müvekkili tarafından davalıya 08.08.2016 tarihinde 4.000.000 TL, 01.11.2016 tarihinde 20.000.000 TL, 12.05.2016 tarihinde 5.000.000 TL, 13.05.2016 tarihinde 5.000.000 TL, 16.06.2016 tarihinde 6.700.000 TL, 16.06.2016 tarihinde 3.300.000 TL, 16.11.2016 tarihinde 20.000.000 TL, 06.06.2017 tarihinde 336.436.000 TL ödeme yapıldığını, tarafların imzalamış oldukları gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 4.10.maddesi gereği yapılan erken ödemelerde faiz indirimi yapılması gerekirken hem indirim yapılmadığını hem de en basit anlatımı ile ödendiği tarih ile ödenmesi gereken tarih arasında yabancı para cinsinden hareketlenmeler bile davalı tarafın erken ödeme sebebi ile gelir elde ettiğini gösterdiğini, davalı tarafından müvekkiline erken ödeme sebebi ile faiz indirimi yapılması gerekirken davalı tarafından indirim yapılmamasının hukuka aykırı olarak, malvarlığında sebepsiz zenginleşme olduğunu, davalıya yapılan erken ödeme ile birlikte davalının müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerden, bir nevi parayı işleterek nemalandırdığının aşikar olduğunu, müvekkilinin aynı parayı erken ödeme yerine zamanında ödemesi ve ödeme zamanına kadar bankada vadeli bir hesapta tutması halinde gelir elde edebileceğini, Konut Finansmanı Sözleşmeleri Yönetmeliğinin 11.maddesinde tüketicinin konut finansmanı kuruluşuna borçlandığı tutarı vadesinden önce ödeyebileceğinin, vadesinden önce ödeme yapılması halinde yönetmelikte belirlenen usullere göre faiz indirimi yapılmasının zorunlu kılındığını, yine 6502 sayılı Kanunun 37.maddesi uyarınca tüketicinin erken ödeme yapması halinde konut finansmanı kuruşunun erken ödenen miktara göre gerekli tüm faiz ve diğer maliyet unsurlarına ilişkin indirim yapmakla yükümlü olduğunun hüküm altına alındığını, müvekkili şirkete erken ödeme sebebi ile faiz indirimi yapılmaması ve davalının erken ödeme sebebi ile haksız kazanç elde ettiğinden ve elde edilen haksız kazancın miktarı tespit edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesi gerektiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, davalının malvarlığında hukuka aykırı olarak müvekkili aleyhine meydana gelen haksız kazancın alanında uzman bilirkişi marifetiyle tespiti ile birlikte dava tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde de belirtildiği üzere taraflar arasında, ------ projesi kapsamında inşa edilen 310 adet bağımsız bölümün davacıya satışına ilişkin 29.08.2016 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından yapılması gereken 58.600.000 TL’lik son taksit ödemesinin zamanında ifa edilmemesi sebebiyle davacı aleyhine ------ İcra Müdürlüğü’nün -----Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, işbu takibe itiraz edilmesi üzerine ----- Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ------ Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali talepli dava açıldığını, açılan davada itirazın iptaline karar verildiğini, davacının sebepsiz zenginleşmeye ilişkin iddialarının işbu davada istinafa da konu edildiğini ve henüz kesinleşmemişken huzurdaki davanın açılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde belirtildiği gibi davacı tarafından yapılan en son ödemenin 06.06.2017 tarihi olduğunu, davacının bu tarih itibari ile sözleşme gereğince yatırması gereken taksit ödemelerinin tamamını ifa etmiş olduğu düşüncesi ile 20.10.2019 tarihli son taksit ödemesini erken ödemEler nedeniyle yapılması gereken indirim tutarı olarak değerlendirdiğini, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satılan bağımsız bölümlerin faizsiz satış sistemi ile satıldığının ve söz konusu alacağın tamamının asıl alacak olduğunun davacı tarafça bilindiğini, söz konusu satış sisteminde faiz indirimi yapılmasına dair beklentiye girmesinin ve bu yönde iddialarda bulunmasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, yine davacının erken ödeme nedeniyle indirim oranının belirlenmesine ilişkin olarak müvekkili şirkete herhangi bir başvurusunun bulunmadığını, indirime ilişkin herhangi bir başvuru veya protokol bulunmamasına rağmen indirim beklentisine girmesinin davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğinin açık göstergesi olduğunu,------. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ------Esas sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde taraflar arasındaki cari hesap borç ve alacak bakiyesinde farklılık bulunmadığının, müvekkili şirketin alacaklı olduğu tutar kadar davacı şirketin borçlu olduğu hususlarının herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edildiğini, erken ödemeye bağlı alacağın son taksit ödemesinin yapıldığı tarih olan 06.06.2017 tarihinden itibaren 2 yıl geçmekle davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile satış bilgisi ve ödeme planının kararlaştırılıp imza altına alındığını, sözleşme uyarınca; 20.06.2016 tarihinde 64.460.000 TL, 20.06.2017 tarihinde 131.876.000 TL, 20.10.2017 tarihinde 58.600.000 TL, 20.06.2018 tarihinde 43.950.000 TL, 20.10.2018 tarihinde 43.950.000 TL, 20.06.2019 tarihinde 58.600.000 TL, 20.10.2019 tarihinde ise 58.600.000 TL olmak üzere toplam 484.036.000 TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, son taksit ödemesinin zamanında ifa edilmediğini, TBK’nin 77 vd. maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşmeden bahsedebilmek için bir taraf zenginleşirken diğer tarafın fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olması gerektiğini, ancak davaya konu olayda taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunduğunu, davacının malvarlığında meydana gelen azalmanın işbu sözleşmesel ilişkiden kaynaklandığını, tacir olan davacı tarafın sözleşmenin doğuracağı hüküm ve sonuçları bilen, borcun sebebini ve ne zaman ne şekilde ödeneceğini bilebilecek durumda olduğunu, kişinin sözleşmeye bağlı ve vadesi belirlenmiş bir borcunu kendi rızası ile vadesinden önce ödemiş olmasının malvarlığında azalma olarak nitelendirilemeyeceğini, yine tarafların hak ve borçlarının imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile belirlendiğini, davacının taksit ödemelerini vade tarihlerinden önce ifa etmesinin ancak davacının kendi tercihi olarak değerlendirilebileceğini savunarak, açılan davanın öncelikle derdestlik ve zamanaşımı nedeniyle, aksi takdirde esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce -----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek incelenmiş, tarafların ticari defter kayıtları üzerinde bir mali müşavir, iki nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten kök rapor alınmış ve taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda da ek rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.
Davacı vekili 08/06/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 100.000,00 TL'lik değer üzerinden açtıkları davanın değerini 118.388.785,37 TL artırarak, toplamda 118.488.785,37TL olarak ıslah etmiş olup, ıslah dilekçesinden bir suret davalı vekiline tebliğ edilmiştir.
Dava, taşınmaz satım sözleşmesi uyarınca yapılan erken ödemelerden dolayı faiz indirimi yapılmamasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasında,------ Noterliğinin 29/08/2016 tarihli ------yevmiye nolu Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin imzalandığı ve davacı şirketin bu sözleşmeye istinaden 58.600.000,00 TL bedelli ödemeyi yapmadığı, davacı şirketin, yapmış olduğu ödeme taksitlerinin erken ödendiğini, bu nedenle erken ödeme dolayısıyla davalının sebepsiz zenginleştiği tutar kadar indirim yapması gerektiğini iddia ve beyanla işbu davanın açıldığı görülmektedir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca borcun üç kaynağı vardır. Bunlar; sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmedir.
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.
TBK'nın 77 ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme; bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır.Somut olaydaki sebepsiz zenginleşmeye dayalı iddianın değerlendirilmesi bakımından, davacı tarafından davalıya yapılmış kazandırmanın “geçerli bir hukuki sebebinin bulunup bulunmadığı” önem arz etmekle, bir borcu ifa etmek düşüncesiyle vuku bulan kazandırmanın sebepsiz zenginleşme teşkil edebilmesi için, bu kazandırmanın “geçerli olmayan”, “gerçekleşmemiş”, ya da “sona ermiş” bir sebebe dayanması (yani genel olarak ifade edilecek olursa geçerli bir hukuki sebebinin bulunmaması) gerekmektedir. Taraflar arasındaki 29/08/2016 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ise bu bağlamda geçerli bir sebep teşkil etmekte olduğunda, kararlaştırılan vadeden daha erken bir tarihte ödeme yapılmış olmasının sonuçları sebepsiz zenginleşme kapsamında değil, “erken ifa” çerçevesinde değerlendirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafın, faiz indirimine dayanak olarak gösterdiği, 29/08/2016 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin 4.10 maddesi “ALICI 3. Maddede Bağımsız Bölüm ve Satış Bilgisi ve Ödeme Planı'nda belirtilen kalan borcunu erken ödemek isterse, işbu sözleşme hükümlerine uygun hareket edilecektir. ALICI taksit ödeme dönemlerine ilişkin herhangi bir borcunun bulunmaması kaydı ile, erken ödeme tarihindeki taksit ile birlikte, ödeme planında bulunan borç kapama bakiyesini ödemek suretiyle borcunu kapatmış olacaktır. Erken ödeme yapılması halinde, (faizsiz olarak kapak sayfasında belirtilen tarihe kadar ertelenmiş olan tutar / tutarlar hariç olmak üzere) Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereği SATICI tarafından gerekli faiz indirimi yapılacaktır.” hükmünü içermekte ise de; yapılacak bir erken ödemenin sonuçlarına, indirim yapılıp yapılmayacağına dair açık bir hüküm veya protokol bulunmadığı anlaşılmıştır. Erken ödeme durumunda nasıl bir yöntem ile ne miktarda bir indirim yapılacağının belirsiz olduğu görülmüştür. Sözleşmenin 4.10. Maddesi incelendiğinde faizsiz olarak belirlenen tutarın erken ödemeden etkilenmeyeceğinin açık olarak yazıldığı görülmüştür. Taraflar arasında düzenlenen satış şeklinin " faizsiz satış sistemi" olarak tanımlandığı, ancak erken ödeme indiriminin satım bedelinin taksitlere faiz uygulanması halinde cari olacağı, taksit miktarlarına faiz yansıtılması gibi bir durum mevcut değil iken yansıtılmayan bir faizin indirilmesinin de mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altında olduğu, tüm ticarî faaliyetlerinde sağduyu sahibi olmak, ileriyi düşünmek ve tedbirli davranarak işlemlerini organize etmek zorunda olup, bu kapsamda gerekli tedbirleri almadan sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirlerle önleyebileceği bir imkansızlığa dayanması kabul edilebilecek bir durum değildir.Yargıtay, basiretli tacir ilkesini sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken bir ilke olduğunu açıkladıktan sonra, basiretli tacir ilkesini dürüstlük kuralı ile birlikte değerlendirmiş, sırf başkalarını zarara sokacak şekilde bir kullanım olmaması hasebiyle de sözleşme özgürlüğü ve ahde vefa ilkesi lehinde karar vermiştir.( Bkz. Yargıtay HGK -----.)
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak talepte bulunması mümkün görülmeyen davacı tarafın, erken ödemeye dayalı faiz indirimi talebinin, davaya dayanak Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin faizsiz satış sistemi ile yapılmış olması, faiz indirimi yönünde sözleşmede açık ve belirleyici net hükümler bulunmaması ve sözleşmenin imzası ve ödemelerin yapılması aşamasında davacının basiretli tacir gibi davranmadığı hususları nazara alınarak yerinde görülmemiş ve davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harcın peşin yatırılan harçtan bahsubu ile arta kalan 2.023.064,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariye yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1.488.887,85 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
6-Davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
7-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,Dair; davacı vekilleri ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!