WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/681
KARAR NO : 2024/228

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/09/2022
KARAR TARİHİ : 19/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait ----- plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan -----plakalı aracın sebep olduğu 03.06.2019 tarihli kaza nedeniyle hasarlandığını ,------ plakalı aracın kazada kusurlu olduğunu, 12.06.2019 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, KTK m.99 uyarınca sigortacıların 8 iş günü içerisinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olduğunu ancak davacının davalı sigorta şirketine başvuru yapmış olmasına rağmen 8 iş günü içerisinde tazminatı ödenmediğini, bunun üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulduğunu ve Komisyon'un davacı lehine değer kaybı olarak 7.976,00 TL'ye hükmettiğini, bu miktarın 14.04.2022 tarihinde ancak icra kanalıyla tahsil ödeme tarihiyle davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarih arasında talep edilen değer kaybının alım gücü bakımından farklılıklar bulunduğunu beyan ederek bu iki tarih arasındaki munzam zararın öncelikle bilirkişi marifetiyle tespitini ardından bu zararın davacı tarafından tazmininine karar verilmesi gerektiğini beyanla; Davanın kabulüne, Müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL sinin davalıdan avans faizi ile tahsiline, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin KTK m.109 kapsamında 2 yıllık zamanaşımına tabii olduğunu ve dava konusu kaza 03.06.2019 tarihinde gerçekleştiği iddia edildiğinden talebin zamanaşımına uğramış olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 36.000 TL olduğunu bununla birlikte hali hazırda davacı asile hasar tazminatı olarak 17.07.2019 tarihinde 24.500 TL, değer kaybına istinaden davacı vekiline 25.07.2019 tarihinde 2.024,00 TL, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ilgili kararı neticesinde ise bakiye 7.976,00 TL ödendiğini dolayısıyla davalının sorumlu olduğu poliçe limiti bakiyesinin 1.500 TL kalmış olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın Teminat Dışında Kalan Haller başlıklı A.6 maddesi ve KYK m.92 gereğince gelir kaybı, kar kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararların teminat kapsamı dışında olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun davacının gerçek zararını gidermekle sınırlı olduğunu ve sigorta tazminatının zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, eğer faiz işletilmesi gerekiyorsa faizin kazaya karışan aracın kullanım amacına göre belirleneceğini bundan dolayı kazaya karışan aracın hususi nitelikte bir araç olmasından ötürü ticari kullanımının söz konusu olmadığını dolayısıyla davalı sigorta şirketinin faiz ile ilgili yükümlülüğünün yasal faiz olacağını beyanla, davanın reddine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen trafik kazası nedeni ile oluşan zararın zamanında ödenmemesi dolayısı ile oluşan enflasyon farkı nedeni ile munzam zararın tazminine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle;" 500 TL munzam zarar iddiası ile açılan davada, Davacının munzam zararını somut veya soyut yöntemle ispat edeceğine yönelik takdirin raporda ortaya konulan açıklamalar kapsamında Mahkemenin olduğu, davalının 06.07.2021 tarihinde davalının temerrüde düştüğü ve 14.04.2022'de ödeme yaptığı dikkate alındığında ve soyut yöntemle ispatın yeterli bulunduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığında, 7.976,00 TL miktarın ödeme tarihi itibariye 12.675,74 olduğu, faiz ile birlikte davacı eline geçen miktarın 9.019,44 TL olup, faiz ile karşılanmayan nitelikte paranın alım gücündeki düşmenin 3.656,30 TL olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.
Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Davacı, dava dilekçesi ile müvekkilinin zamanında tahsil edilemeyen paranın enflasyon karşısında eridiğini ileri sürmüş olup, somut bir maddi zarara uğradığını ileri sürmemiş ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığını ispat edememiştir. Bu sebeple davanın reddine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay ------. HD. ----- Sayılı, 16/03/2023 Tarihli Kararı, Yargıtay ----- HD----Sayılı, 15/02/2023 Tarihli Kararı )

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70- TL harç ile 54,40-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye kalan 292,50 -TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 3.656,30-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.