T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/593
KARAR NO : 2024/358
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/08/2022
KARAR TARİHİ : 30/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı arasında 06/02/2019 tarihinde 1 yıl süreli Acentelik Sözleşmesi imzalandığını, ardından sözleşme süresi bittikten sonra bir bildirim olmadığından sözleşme süresinin uzadığını, ancak sözleşme devam ederken davalı şirket tarafından herhangi bir gerekçe bildirilmeden ---- -.Noterliğinin 05/03/2021 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarnamesi ile ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 aylık süre sonunda sözleşmenin feshedileceği bildirildiğini, ---- -.Noterliğinin 01/07/2021 tarih ve ----- yevmiye nolu Fesihnamesi ile 01/07/2021 tarihi itibari ile sözleşmenin feshedildiğinin belirtildiğini, sözleşme sona ermesi sebebi ile müvekkili tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan sözleşmelerin bulunmakta olup, bu işler dolayısıyla müvekkilinin ücret isteme hakkını kaybetmiş ve zarara uğradığını, davalı kurum 2019 yılında başka bir sigorta şirketinden ayrılarak ---- ismi ile kurulduğunda müvekkili davalının ----- ilk acentesi olmuş ve bölgede müvekkil sayesinde davalının isminin duyulduğunu ve müvekkili sayesinde müşteri portföyünü oluşturulduğunu, haksız olarak hiç bir sebep bildirmeden sözleşmenin sona erdirilmesi halinde müvekkilimiz acentenin sigorta şirketine bıraktığı müşteri çevresi için sigorta şirketinin müvekkilimize uygun bir denkleştirme (portföy) tazminatı ödemesi hakkaniyet gereği olduğundan müvekkilin bu fesih sebebi ileride elde etmesi muhtemel menfaatlerini ve sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret için davalı tarafından faizi ile birlikte tazminat ödenmesi için iş bu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu beyanla; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000 TL.lik portföy denkleştirme tazminatının bildirim tarihi olan 27.06.2022 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı acente, 06.02.2019 tarihinde imzalanan Acentelik Sözleşmesi ile müvekkil ---- acentesi olarak tayin edilmiş ve tarafların hak ve yükümlülükleri adı geçen sözleşmede belirtildiğini, ancak iş bu acentelik sözleşmesinin müvekkili sigorta şirketi tarafından 05.03.2021 tarihinde gönderilen ihtarname ile 3 aylık fesih ihbar süresinin sonunda feshedileceği bildirilmiş ve 01.07.2021 tarihli fesihname ile acentelik sözleşmesi sonlandırıldığını, davacı tarafından, acentelik sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiği iddia edilerek 1.000,00-TL portföy/denkleştirme tazminatının 27/06/2022 tarihi itibariyle işleyecek avans faiz ile birlikte tahsili talep edilmektedir. davacının taleplerine ilişkin 1yıllık hak düşürücü sürenin dolması sebebiyle davanın taleplerin kabul edilebilir olmadığını, TTK. 122/4 Maddesi gereği, davacının taleplerinin acentelik sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini, huzurdaki davada uygulanacak 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, zira, acentelik sözleşmesi 01.07.2021 tarihinde sona erdirilmiş olup, huzurdaki davanın ise 22.08.2022 tarihinde açıldığını, bu nedenle de işbu davanın öncelikle hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddine karar verilmesini gerektiğini, Acentelik Sözleşmesi haklı olarak sonlandırılmış olduğundan, denkleştirme tazminatının istemeyeceğini, bilindiği üzere sigorta acenteleri hakkında 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde TTK'nın 116-134 arasındaki hükümler, bu fasılda hüküm bulunmayan hallerde de, aracılık eden acenteler hakkında tellallık hükümleri (BK m.126) akit yapan acenteler hakkında komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmaması halinde vekalet hükümleri nin uygulandığını, “Türk Ticaret Kanunu'nun 134.maddesi Yasa ve sözleşme hükmünden de açıkça anlaşıldığı gibi; acentenin başlamış işlerin tamamlanmaması yüzünden uğradığı zararı talep etme hakkı ancak sözleşmenin haklı bir sebep olmaksızın sonlanması halinde söz konusu olduğunu, TTK. 134/1 ve Sigortacılık Kanunu'nun 23/16 maddesi gereğince; sözleşme ilişkisi ister belirli süreli, ister belirsiz süreli olsun, herhangi bir feshi ihbar süresine uymak borcu olmaksızın haklı nedenin varlığı halinde acentelik sözleşmesini feshetmekin imkan dahilinde olduğunu, taraflar sözleşme serbestisi prensipleri çerçevesinde, aralarındaki Acentelik Sözleşmesi ile acentelik ilişkisini sona erdirebilecek haklı nedenleri fesih hakkının özüne zarar vermeyecek şekilde belirlemiş olmakla birlikte, yasada taraflara sözleşme ilişkisini haklı nedenlerle feshetme hakkı tanıdığını, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin 61.Maddesinde “Acentenin değişen ortaklık yapısının şirket tarafından onaylanmaması” hali, haklı fesih sebebinin sayıldığını, somut olayda acentelik sözleşme tarihinde davacı acente; ---- Partaja kayıtlı ---- Sigorta olarak ---- Ticaret Sicil Müdürlüğünde ----- sicil nosu ile faaliyet gösterdiğini, fakat daha sonra davacı acente ortakları, yeni bir şirket kurma isteğinde bulunarak yeni kurulacak şirket üzerinden acentelik faaliyetlerini devam ettirme talebinde bulunduğunu, davacı acentenin yeni şirket üzerinden acentelik faaliyetini sürdürme talebinin ise müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini, bahse konu bu hususların, ticari sicil kayıtlarıyla sabit olduğunu, 3 aylık ihbar öneline uyulmuş olması sebebiyle de davacının tazminat talepleri kabul edilebilir olmadığını, Acentelik sözleşmesinin feshine ilişkin TTK. 121. Maddesi hükmüne amir olduğunu, taraflar arasında imza altına alman acentelik sözleşmesinin 12. Maddesinin 60.ncı fıkrasında; tarafların herhangi bir sebep göstermeksizin 3 ay önceden diğer tarafa noterden ihtarname göndermek suretiyle her zaman feshedebilir, hükmünün düzenlendiğini, görüldüğü üzere anılan düzenlemede acentelik sözleşmesinin taraflarından her birinin 3 aylık fesih ihbar süresine uymak kaydıyla herhangi bir haklı nedene dayanılmaksızın feshedilebileceği ifade edildiğini, somut olayda da davacı acentenin sözleşmesi kanunda öngörülen fesih ihbar süresine riayet edilmek suretiyle feshedilmiş olup bu durumda haksız fesihten bahsedilme imkanının olamayacağını, denkleştirme tazminatı ise TTK. 122'de belirtilen diğer şartların yanı sıra ancak sözleşmenin haksız olarak ve aniden feshedilmesi halinde söz konusu olabileceğini beyanla; Davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, Taraflar arasında kurulan Acentelik Sözleşmesinin haksız feshi iddiası ile uğranılan zararın tazmine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; "Davacı şirketin 2019-2020-2021 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı şirketin 2019-2020-2021-2022 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerine göre Davalı şirketten 11.745,82 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerine göre Davacı şirkete (77.901,19- 79.704,11-) 1.802,92 TL borçlu olduğu, davalı sigorta şirketinin haklı nedene dayalı olarak fesih işlemi yapmadığı, Portföy tazminat tutarının 65.039,78 TL olarak belirlendiği, ancak denkleştirme tazminatı talep hakkının doğabilmesi için davalı sigorta şirketinin acentenin kazandırdığı müşteriler sayesinde önemli menfaat elde etmeye devam etmesi gerektiği, davalı sigorta şirketinin fesih tarihinden sonra acenteye ait müşteri poliçelerinden hangilerinin yenilemelerinin yapılmış olduğuna ve hangilerinin yenilenmediğine ilişkin poliçe yenileme dökümünü sunması gerektiği, fesihten sonra yenileme yapılan poliçeler var ise, bu takdirde önemli menfaat elde edilmiş olup olmadığının heyetimizce değerlendirilebileceği, " şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek raporda özetle; " Kök raporda değerlendirilen gerekçelerle, her ne kadar sigorta şirketinin davacı ile arasındaki sözleşmeyi feshinin haklı olmadığı (haksız olduğu) tespit edilmiş de olsa; denkleştirme tazminatı için gerekli bir diğer şart olan sigorta şirketinin acentenin getirdiği yeni müşteriler sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi (TTK m. 122/1a, Sigortacılık Kanunu m. 23/16), şartının gerçekleşmediği tespit edilmekte, huzurdaki uyuşmazlıkta davacının denkleştirme tazminat hakkının da doğmadığı " şeklinde rapor sunulmuştur.Portföy tazminatı acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayreti ile yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanması nedeni ile uğradığı kaybın karşılığıdır. 6102 Sayılı TTK'nın 122. maddesi ile 5684 Sayılı Sigorta Kanunun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilecektir.TTK'nın 121(1) maddede belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesinin, taraflardan her birinin üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebileceği, ancak sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile, haklı sebeplerden dolayı her zaman fesholunabileceği hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, sözleşme belirsiz süreli olup, davalı sözleşmeyi kararlaştırılan hedeflerin gerçekleştirilmemesi nedeniyle feshettiğini ileri sürmüş ise de, sözleşmede yıllık veya sözleşme süresince hedef belirlendiğine ilişkin bir hüküm yer almadığı, bu nedenle davalının sözleşmeyi feshinin haksız ve geçersiz nedene dayalı olduğu anlaşılmıştır.Acentenin denkleştirme bedeline hak kazanabilmesi için "sözleşmenin denkleştirme talebine İmkân verecek biçimde sona ermesi", "acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da davalının önemli menfaatler elde etmesi", "acentenin ücret kaybına uğraması" ve "denkleştirme bedeli ödenmesinin hakkaniyete uygun olması" şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.Denkleştirme talebi için kanunun aradığı bu şartlar kümülatiftir. Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin pekiştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle davalının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerinde İken davalı da denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır.Somut olayda; taraflar arasında 06/02/2019 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin de, davalı tarafından 05/03/2021 tarihli ihtarnameyle herhangi bir sebep belirtilmeden feshedildiği anlaşılmakla feshin haklı nedenlerle yapılmadığı hususu kesinleşmiştir.
Mahkememizce alınan kök raporda kümülatif şartların gerçekleşmesi halinde davacının talep edebileceği portföy tazminatı miktarının 65.039,78 TL olduğu tespit edilmiş olup davacının davalıya kazandırdığı müşteri çevresine ilişkin poliçelerin bulunmaması sebebiyle değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Taraflar arasındaki acente sözleşmesinin feshinden sonra davalının davacı tarafından poliçe düzenlenen müşteriler ile yeniden poliçe düzenleyip düzenlemediği, davalının bir menfaat kazancı sağlayıp sağlamadığının tespiti için ek rapor alınmıştır. Ek raporda davacının fesih tarihine kadar 2629 adet poliçe düzenlediği, fesih tarihinden sonra 2629 adet poliçeden sadece 7 adetinin yenilendiği bu durumda portföy tazminatının kümülatif şartlarından olan sigorta şirketinin acentenin getirdiği yeni müşteriler sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etme koşulunun gerçekleşmediği görülmüştür.Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi koşulu bakımından, davacının acente olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı sigorta şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, ispat yükü davacı acente üzerindedir. Ancak davacı tarafça, kendi kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı sigorta şirketi nezdinde poliçelerini yeniledikleri, bu sayede davalının sözleşmenin feshinden sonra önemli menfaatler elde ettiği konusunda delil ibraz edilmemiştir. Bu nedenle davalının, davacının müşteri portföyünü kullandığı, davacının portföyü sayesinde fesih sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiği iddiası kanıtlanamamıştır. Kaldı ki hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında, davalının davacı acentenin portföyünden yararlanmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olduğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 346,90-TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 2.000,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 1.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!