T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/500
KARAR NO : 2024/206
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/09/2019
KARAR TARİHİ : 12/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf aleyhine----- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine dosyanın-----. İcra Müdürlüğünün ------ Esasına kaydını yapıldığını, davalı yanın müvekkil şirkete arasındaki ticari alışverişten kaynaklı cari hesap alacağı 187.928,84 TL.lik alacağını bulunduğunu, davalının talep ettiği çok düşük fiyattan yumurta verilemeyeceğinin belirtilmesi üzerine taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlandığını, beyanla, davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı şirkete satılmış olan organik yumurtaların, organik olduğunu gösterir sertifikaların davalı şirkete sunulmadığı, birçok aya ilişkin olarak organik ürünlerin sertifikasının, davalı şirketin kontrolünü sağlayan sertifikasyon şirketi olan ------sunulmadığı, söz konusu döneme ait sertifikalar talep edilmiş olmasına rağmen davacı şirketçe bu hususta bir dönüş sağlanmadığı sertifikaların sunulmadığı, davacı tarafça davalı şirkete sunulması gereken sertifikaların sunulmaması sonucu olarak söz konusu organik yumurtaları, konvansiyonel yumurta üzerinden fiyatlandırılarak davacı tarafa iade faturalarının düzenlendiğini beyanla, davanın reddine, alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretini karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,-----İcra Müdürlüğünün------sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, dosyamız arasına celp edilen-----İcra Müdürlüğü'nün ------Esas sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takipte ödeme emrinin davalı/borçluya tebliğ edildiği davalının takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce verilen 27.04.2021 Tarih, ------ Esas ve ----- Karar sayılı ilamı ------ Bölge Adliye Mahkemesi -----Hukuk Dairesinin 22.06.2023 Tarih, ----- Esas ve ------karar sayılı ilamı ile bozularak Mahkememizin yukarıda yazılı esasına kaydı yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bozma öncesi alınan bilirkişi raporları tanzim edilmiş olup; Bilirkişi heyetinden alınan raporda ,", Davalı yanın 2016-2017-2018-2019 yıllarına ait ticari defter ve belgelerin incelendiği, defterlerin mükellefiyetlerininin tam ve eksiksiz yerine getirildiği, davacı yanın 2016-2017-2018-2019 yıllarına ait ticari defterlerin incelemeye tabi tutulduğunu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğunu, davalı yan ile arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, taraf defterlerinde yapılan hesap incelemesinde davalı lehine olan 177.877,86 TL tutarındaki alacak bakiyesinin kabullerinde olduğu beyan edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkini sonlandığı anlaşılan 02.05.2019 tarihi itibari ile davacının davalımdan 177.877,86 TL alacaklı olduğu bu tarihten sonra, 28.05.2019 tarihinden itibaren davalı tarafından düzenlenen E faturaların davacı gönderildiği, davalı tarafından kabul edilmeyerek iade faturalarının düzenlendiği, davacının andığı ürünlerin davalı tarafından serktifikasyon eksiği savı kapsamında davacıya iade edildiği, işlem ayıbı bulunduğu yönünde bir veriye de dosya içeriğinde ulaşılamadığı, bu durumda ürünlerin davalı yedinde kaldığı, bununla rabıtalı olarak da davalının iade faturası tanzim etmesinde dayanağının olamayacağını, buna göre mahkemenin takdirinde olmak üzere davacının takipteki talebinin muhasebesel olarak yapılan rapor içinde yapılan belirlemeler ile sınırlı olarak kabul edilmesinin Mahkemenin takdirinde muntazır bulunduğu " şeklinde rapor sunulmuştur.
Kaldırma kararı öncesi ek ve kök raporları hazırlayan bilirkişi heyetine BAM kararı doğrultusunda Gıda Mühendisi bilirkişi eklenerek, kaldırma kararında belirtilen hususlar ile uyuşmazlık konusu ve dosya kapsamındaki tüm iade faturaları dikkate alınarak rapor tanzimi istenilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; " Dosya muhteviyatında davacı tarafa ait organik tarım müteşebbis sertifikaya sahip olduğuna dair bir bilgi veya belgenin olmadığı, davalı tarafın ise satış pazarlama alanında; Organik hayvansal Ürün (Tavuk yumurtası) Pazarlaması alanında Organik Tarım Müteşebbis Sertifikasına sahip olduğunu (Sertifika No: -----, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin tarihinin 21.06.2018 Olduğu, davacının 2018 yılına ait Kasım-Aralık aylarına ait 2019 yılı için Ocak-Şubat ayı Organik Sertifikasını paylaşmadığının anlaşıldığı, sözleşmenin imzalandığı 21.06.2018 tarihin dava dışı ------ firması tarafından organik sertifikasının eksik olduğu, beyan edilen aylara kadar geçen süre için davalı tarafından herhangi bir beyanda itirazda bulunulmadığı, bu hali il 2018 yılı 6-7-8-9-10. Aylarda da davacının Organik Tarim Sertifikanın eksik olmadığı tespit edildiği, Davacı firmanın Dava dışı ----- firması ile 2018 yılı 11-12. Aylarından başlayarak organik sertifikalarını paylaşmadığı, dava dışı ------ firmasının davalı firmaya gönderdiği maillerle belirttiği ayrıca davacının 2019 Ocak, Şubat aylarına ait Organik sertifikaları da paylaşmadığı, dosya muhteviyatında bulunan E mail yazışmalarından görüldüğü, Davacı tarafından dava dışı ------ firması ile paylaşmadığı ayrıca dosya da herhangi bir sertifika sunulmadığından, dosyadaki verilerle sınırlı suretle davacıya ait 2018 Kasım-Aralık 2019 yılı Ocak-Şubat aylarında Organik Tarım Müteşebbis Sertifikasının olmadığı yada süresinin dolduğu, yenilenmediği, davacının 2018 Kasım Aralık, 2019 Ocak-Şubat aylarında Organik Tarım Müteşebbis sertifikasına sahip olmadığı davacının 2018 Kasım-Aralık ile 2019 yılı Ocak, Şubat aylarında Organik Tarım Müteşebbis Sertifikasına sahip olmadığı sahip ise de paylaşmadığı, bu nedenle belirtilen aylarda satışı yapılan yumurtaların Organik yumurta sertifikasına sahip bulunmadığı, bu aylarda sevki yapılan yumurtaların konvansiyonel yumurta olarak değerlendirilebileceği, 08.02.2021 tarihli, Kaldırma Kararı evveli dosyaya mali uzman ve hukukçu bilirkişiler tarafından sunulan Raporda tarafların ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılmak suretiyle dava konusu icra takibinin dayanağı hesap ilişkisinin 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarındaki faturalar ve ödemelerden oluştuğu, davacı tarafından davalıya yapılan satışların 2019 yılı Mart ayı itibarıyla sona erdiği: 02.05.2019 tarihinde yapılan davalı ödemesinin ardından tarafların karşılıklı olarak iade faturaları düzenlediği tespit edildiği, ayrıca davacı taraf ile inceleme sırasında yapılan görüşmede tarafların ticari defterlerindeki farkın, 3 yıldır devam ettiği ve binlerce fatura ve ödemeden oluşan hesap ilişkisi içerisinde, tarafları ticari defter ve kayıtlarında kaynağının tespit edilmesinin oldukça güç olduğu; davalı lehine olan davalı şirket ticari defter ve kayıtlarındaki 177.877,86 TL tutarındaki alacak bakiyesinin kabullerinde olduğu beyan edildiği, bu nedenle taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlandığı anlaşılan 02.05.2019 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 177.877,86 TL alacaklı olduğu muhasebesel değerlendirme sonucuna varıldığı, Bilirkişiliğimizce, teknik (sektör uzmanı/gıda mühendisi) bilirkişisi tarafından davacının 2018 Kasım Aralık, 2019 Ocak-Şubat aylarında yukarıda belirtilen kanun çerçevesinde Organik Tarım Müteşebbis sertifikasına sahip olmadığı; sahip ise de paylaşılmadığı, bu nedenle belirtilen aylarda satışı yapılan yumurtaların organik yumurta sertifikasına sahip olmayacağı kanaatine varıldığı, bu çerçevede, yapılacak hesaplamaya esas olması amacıyla, 2018 yılı Kasım ayı ile davacının satışının sonlandığı 2019 yılı Mart ayına kadar yapılan satışlar ve iade faturaları tespit edilerek dosyada yer bulmuştur. Anılan dönem zarfında davacı tarafından toplam 1.944.456,19 TL tutarında fatura düzenlenmiş olduğu, davalı tarafından ise toplam 2.954,49 TL tutarında iade faturası düzenlendiği anlaşılmaktadır. Böylece, muhasebesel olarak, ilgili dönemde davacı tarafından davalıya yapılan satışların net tutarı 1.941.501,70 TL olarak tespit edildiği, bunlar nazarda tutulmak kaydı ile ve çekişmenin ilişkinin bütününe değil, sadece belli bir dönemine müteallik olduğu dikkate alındığında; gıda mühendisi bilirkişinin yukarıda belirtilen açıklamaları da gözetildiğinde, davacının çekişmeye konu olan dönemde, davalı yana yumurta sağladığı, ancak, sertifikalandırma itibariyle bakılınca, bunların “organik yumurta” olarak kabul edilemeyeceği ve fakat “konvansiyonel yumurta” olarak tavsifinin ve kullanımının mümkün olduğu mütalaa edildiğine göre, yine gıda mühendisi bilirkişinin mütalaasında, çekişmeli ürünlerin raf ömrü bildirilmiş olmakla, bu süreyi aşan hukuki ayıp ihbar bildirimlerinin eylemli olarak mümkün olmadığı, bu evreyle irtibatlı olarak yumurtalarla ilgili fiziki ayıp bildirimin ise zaten bulunmadığı dikkate alınarak, davacının edime uygun ifa yükümünü tam yerine getirdiğini ifade etmek mümkün olmamakla birlikte ve bu alandaki nihai hukuki nitelemenin mahkemeye ait olduğu, davacının yükümünü tam yerine getirdiğini ifade etmek mümkün olmamakla birlikte müterafik sorumluluk ilkesi gözetilerek ( TBK.md. 114/son yollaması ile TBK md. 52); 08.02.2021 tanzim tarihli Rapor'un 2.,3., 4. Sayfalarındaki tespitlere bu raporda yollama yapıldıktan sonra; iki yumurta tipi arasında %12 civarında ortalama bir fiyat farkı olabileceği düşünülerek, davacının daha önce sebepleri ifade edilerek belirlenen 177.877,86 TL olan alacağından 2018 yılı Kasım ayı ile davacının satışının sonlandığı 2019 yılı Mart ayına kadar davalıya yapılan satışların net tutarı 1.941.501,70 TL'nin irdelenmesine bağlı olarak %12 oranında bir tenzilat (...ki bu tutar 232.980,20 TL olmaktadır) ile davacı alacağının (çekişmedeki somut tabloya rağmen, oluşuyorsa...) değerlendirilebileceği buna göre, davacı alacağından, yukarıdaki hesapla bulunan 232.980, 20 TL düşüldükte, davacının eylemli alacağı kalmadığı, aksine, bu hesapla davacının alacak savı yönünden ( 55.102,34 TL) konumda bulunmak mevkiinde olacağı " şeklinde rapor sunulmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir. Davacının kendi ticari defterlerine göre davacıdan 177.877,96 TL davalıdan alacaklı olduğu, ticari ilişkinin 02/05/2019 tarihinde sonlandığı, davalının ise 28/05/2019 tarihinde iade faturaları kestiği anlaşılmıştır.
Satıcının ayıptan sorumluluğuna "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz. Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir.Taraflar arasındaki Çerçeve Sözleşmenin 6. Maddesinde "Satıcı, bu sözleşme konusu alım satımlarda Türk Ticaret Kanunu'nun 25/3 maddesinin uygulanmayacağını, ayıp ihbar süresinin emteanın tesliminden itibaren altı ay olduğunu, gizli ayıplarda ise herhangi bir zaman sınırlaması olmaksızın her zaman Bizli ayıbın bildirilebileceğini, partiler halindeki.”teslimatta sürenin son partinin teslim tarihinden başlayacağını, açık veya gizli ayıbın ortaya çıkması halinde, “herhangi bir muayene/bekleme ve ihbar yükümlülüğü olmaksızın, üçüncü kişiye satılmış olsa dahi, |emteanın Satıcı tarafından bildirimi takiben her zaman iade alacağını, ayıbın tespiti hususunda akredite labaratuvar tespitinin yeterli kabul edileceğini, Alıcı talebine istinaden bedelin iadesini yada muadil yada daha iyi şartlarda değişimin yapılacağını(taleple bağlı olacak şekilde) kabul ve taahhüt etmiştir." hükmü düzenlenmiş olup ayıp halinde tarafların izlemesi gerek yol belirlenmiştir.Sözleşmenin imzalandığı 21.06.2018 tarihinden, dava dışı ----- firması tarafından organik sertifikasının eksik olduğu beyan edilen aylara kadar geçen süre için davalı tarafından
herhangi bir beyanda/ itirazda bulunulmadığı, bu hali ile 2018 yılı 6-7-8-9-10. aylarda da davacının Organik Tarım Sertifikanın eksik olmadığı, davacı firmanın dava dışı ----- firması ile 2018 yılı 11-12. aylardan başlayarak organik sertifikalarını paylaşmadığı dava dışı ------ firmasının davalı firmaya gönderdiği maillerle belirttiği, ayrıca
davacının 2019 Ocak, Şubat aylarına ait organik sertifikalarını da paylaşmadığı dosya muhteviyatında bulunan e-mail yazışmalarından görüldüğü, davacı tarafından dava dışı ----- firması ile paylaşmadığı ayrıca mevcut dosyaya da herhangi bir sertifika sunulmadığından dolayı, dosyadaki verilerle sınırlı surette, davacıya ait 2018
Kasım-Aralık 2019 yılı Ocak-Şubat aylarında “Organik Tarım Müteşebbis Sertifikası”nın olmadığı ya da süresinin dolduğu ve yenilenmediği, bu sebeple de yukarıda belirtilen aylarda satışı yapılan yumurtaların organik yumurta sertifikasına sahip olmadığı, konvansiyonel yumurta olarak değerlendirilebileceği, yumurtaların dolapta saklandığı sürece 6 haftaya kadar raf ömrünün uzayacağı sektör bilirkişisi raporu ile sabit hale gelmiştir.Davalı yanın savunma ve beyanlarından da anlaşıldığı üzere davaya konu malların davalı tarafa teslimi hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı yan satıma konu yumurtaların organik yumurta sertifakasyonları gönderilmediğinden bahisle konvensiyonel yumurta üzerinden fiyatlandırarak davacı tarafa iade faturası kestiğini iddia etmiştir. Davalı yanın bu savunmaları ile satıma konu yumurtaların ayıplı olduğunu iddia etmektedir. Davacı taraf ise davalının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, yumurtaların organik olarak piyasaya sürüldüğünü, tüketildiğini, piyasaya sürüldükten sonra yumurtaların organik olmadığına ilişkin iddiaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Davalı tarafından 2018
Kasım-Aralık 2019 yılı Ocak-Şubat aylarında yapılan satışlara ilişkin raf ömrü olan 6 haftalık sürede bir ayıp ihbarında bulunmadığı, çerçeve sözleşmenin 6. Maddesinde ise tarafların ayıp ihbar süresini 6 ay olarak iradi olarak belirlediği, gizli ayıplarda ise süresiz bir şekilde ayıp ihbarında bulunulabileceğinin yer aldığı, davalının kestiği iade faturalarının tarafların iradi olarak belirlediği ayıp ihbar süresi içinde olduğu, yine ayıp ihbarına ilişkin mail yazışmalarının da 6 aylık süre içerisinde olduğu görülmüştür. Sektör bilirkişisi tarafından organik ve konvansiyonel yumurta tipi arasında %12 civarında bir farklılık olduğu, yapılan satışlardan %12 tenzilat yapıldığında net satış tutarından 232.980,20 TL düşüm yapılması gerektiği, bu durumda davacının alacaklı olmayacağı tespit edildiğinden TBK 26. Maddesinde düzenlenen Sözleşme Özgürlüğüne ilişkin hükümler doğrultusunda düzenlenen Çerçeve Sözleşmenin 6. Maddesine göre davalının ayıp ihbarında bulunduğu ve davacıya borcu bulunmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından davacının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötüniyet tazminatı talebi de yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
3-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.269,72- TL harcın mahsubu ile artan 1.842,12-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 379,00 TL tebligat ve müzekkere gideri olan yargılama giderinin davacı taraftan alınarak, davalı tarafa verilmesine,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.068,61-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!