T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/32 Esas
KARAR NO: 2023/678
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/01/2022
KARAR TARİHİ: 12/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında davalının kesilen faturalardan kaynaklı borcunu ödemediğini, borcun tahsili amacıyla davacı tarafından -------- Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu bildirdiğinden bahisle icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturaların usule uygun şekilde düzenlenmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -------- E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, --------- E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu vekili tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile tarafların 2019 , 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerinin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapılmış olup defterlerin sahibi lehine delil kabiliyetlerinin bulunduğu, tarafların kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının takip talebinde davalıdan talep ettiği tutar olan 81.886,93 TL alacaklı olduğu, icra-inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığına dair takdirin mahkemeye ait olduğu, her iki tarafın defter kayıtlarında dava konusu faturanın kayıtlı olduğu ve tarafların BA-BS Formlarında faturanın beyan edildiği ve beyanların uyumlu olduğu, tarafların tacir olduğu ve basiretli davranma yükümlülüklerinin bulunduğu, TTK m. 21/2 uyarınca sekiz gün içerisinde faturaya itiraz edilmediği, dolayısıyla ispat yükünün yer değiştirdiği, ispata ilişkin takdirin mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile davacı tarafın Vergi Usul kanunu’na uygun olarak kayıtlarını Türk Lirası olarak tuttuğu, davacı tarafın davalı adına düzenlediği dava konusu faturayı yine Vergi Usul Kanunu’nun ilgili maddesine uygun olarak TL karşılığını göstermek suretiyle döviz cinsinden düzenlediği, tarafların kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının takip talebinde davalıdan talep ettiği tutar olan 81.886,93 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturanın tutarının 12.980,00 EURO olduğu,bunun TL karşılığının da faturanın düzenlenme ve kayıt tarihi itibariyle TL olarak değerinin 81.886,93 TL. olduğu, her iki tarafın defter kayıtlarında dava konusu faturanın kayıtlı olduğu ve tarafların Ba-Bs Formlarında faturanın beyan edildiği ve beyanların uyumlu olduğu, tarafların tacir olduğu ve basiretli davranma yükümlülüklerinin bulunduğu, TTK m. 21/2 uyarınca sekiz gün içerisinde faturaya itiraz edilmediği, dolayısıyla ispat yükünün yer değiştirdiği, ispata ilişkin takdirin mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Her iki tarafın defter kayıtlarında dava konusu faturanın kayıtlı olduğu ve tarafların Ba-Bs Formlarında faturanın beyan edildiği ve beyanların uyumlu olduğu, tarafların tacir olduğu ve basiretli davranma yükümlülüklerinin bulunduğu, davacının faturalara konu işlerin davalıya yaptığının, bizzat davalı tarafından vergi dairesine sunulan Ba formları ile sabit olduğu, bu hususun davalı tarafın ticari defterlerinden de anlaşıldığı, davalının davacı tarafından düzenlenen faturaları kayıtlarına işleyerek ilgili vergi dairesine bildirdiği, malın fatura ile teslim edildiğinin kural olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.. -------- Sayılı Kararı, --------- Sayılı Kararları da aynı doğrultudadır. Hal böyle olunca usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu da hükme esas alınarak ve alacağın varlığına kanaat getirerek davanın kabulü yolunda hüküm tesis edilmiştir. Davacı tarafın davalı tarafı takip öncesinde temerrüde düşürdüğüne ilişkin delil bulunmadığından işlemiş faize yönelik talebir reddine karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-Davalı/takip borçlusunun,--------- Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 12.980,00 Euro asıl alacak yönünden İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren Devlet Bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, işlemiş faize ilişkin istemin REDDİNE,
3-Kabulüne karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden karşılığının %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
5-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 13.867,42 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 5.750,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 8.116,72 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 5.750,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 5.831,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 84,10 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.084,10 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %79,16 oranında olmak üzere 1.649,77 TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 32.451,08 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
11-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 1.044,91 TL sinin davalıdan, 275,09 TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
12-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin e-duruşma vasıtası ile yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde --------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/10/2023
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!