WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/301
KARAR NO : 2024/359

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 27/04/2022
KARAR TARİHİ : 30/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı -----. işyerinin davacı şirket tarafından 06.12.2013-06.12.2014 vadeli ---- no.lu İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, 20.03.2013 tarihinde dava dışı hak sahibi----- dava dışı sigortalı taşeron firmanın ---- şoförü olarak ------ plaka sayılı kamyonla hammadde götürdüğü sırada iş kazası geçirdiğini, kaza sonucu dava dışı işçinin malul kaldığını, maddi ve manevi tazminat talepli olarak dava dışı sigortalı şirket ile İŞ sahibi dava dışı ------ aleyhine -----.İş Mahkemesinin ----- sayılı dosyası ile yine davacı sigorta şirketi aleyhine ----.İş Mahkemesinin -----. sayılı dosyası ile dava açtığını, dosyaların ----.İş Mahkemesinin -----sayılı dosyasında birleştirildiğini, davacının ihbarı üzerine ----- no.lu hasar dosyası açıldığını, yargılama kapsamında dava konusu zararın aracın işletilmesi ile ilgili olmaması sebebiyle ZMSS poliçesi kapsamında sorumluluğun doğmayacağı, ancak işveren sorumluluk poliçesi yönünden sorumluluğun poliçe teminatları ile sınırlı olduğu yönünde savunma sunduklarını, Yargılama sırasında dava dışı hak sahibinin, -----. ile haricen anlaşma yaparak bu davalı yönünden davadan feragat ettiğini, davanın bu davalı yönünden tefrik edilerek ----.İş Mahkemesinin-----sayılı dosyası ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, asıl davada dava dışı hak sahibi ---- % 49 maluliyeti ile karşılanmamış maddi zararın 354.725,20 TL olduğu ve sigortalı ali işveren-----tahsiline, birleşen dava yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 240.000,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketinden tahsiline karar verildiğini, dava dışı işçi tarafından mahkeme kararı dayanak tutularak ----İcra Müdürlüğünün-----. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davacı sigorta şirketi tarafından icra tehdidi altında icra dosyasına 19.02.2021 tarihinde toplam 444.81 6,68 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davacı sigorta şirketinin TTK 1472.maddesi uyarınca sigortalısının haklarına akdi ve kanuni halef olduğundan, ödediği zarar bedelini hasardan sorumlu olanlardan müştereken, müteselsilen ve rücuen dava hakkı bulunduğunu, Yargılama sırasında alınan bilirkişi heyet raporu ileiş kazasmın meydana gelişinde dava dışı sigortalı alt işveren-----. ile ihbar olunan alt işveren ---- birlikte % 60 oranında, dava dışı asıl işveren ---- %30 ve dava dışı işçinin % 10 oranında kusurlu oldukları kanaatine varıldığını, ----yönünden davadan feragat edildiğinden tazminat hesabının %60 kusur oranına göre yapıldığını, dava dışı sigortah ile ihbar olunan---- birlikte kusurlu olmaları sebebiyle davacı sigorta şirketinin alt işveren ------ rücuen dava hakkı bulunduğunu, davacı sigorta şirketinin kusurlu olduğu anlamına gelmemek üzere sorumluluk ve kusur yönünden bilirkişi incelemesi talep ettiklerini, Fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 444.816,68 TL.nın 19.02.2021 ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilin karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA
Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, sigorta şirketinin sigortalısına ödediği zararın halefiyet ilkesi gereği rücuen tazminine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; "Tüm delillerin ve hukuki durumun takdir ve değerlendirmesi Mahkemeye ait olmak üzere davacı sigorta şirketinin halefiyet hakkı kapsamında davalı şirkete rücu edebileceğinin kabulü durumunda, davalı şirketin sorumlu olacağı miktarın 435.915,05 TL olacağı" şeklinde rapor sunulmuştur.4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin 7. ve 8. fıkraları “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez” hükmünü içermektedir.Görüldüğü gibi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin 7. fıkrası uyarınca somut olayda davacı ile davalı şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmakta olup davalı asıl (üst) işveren, davacı (alt) işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, davacı (alt) işverenle birlikte sorumludur.
Bu hüküm, mali açıdan güçsüz olan alt işverenlerin işçilerini ücret ve diğer hakları yönünden korumaya yönelik bir hükümdür. Anılan madde uyarınca asıl işveren alt işverenin işçilerinin çalıştıkları işyeri ile ilgili İş Kanunu'ndan ve hizmet sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle beraber birlikte sorumlu olur. Kanunda geçen “birlikte” kavramının sorumluluk hukukunda düzenlenen kanundan doğan müteselsil sorumluluk olduğu doktrinde kabul edilmektedir (-----). 6098 sayılı TBK’nın 162. ve devamı maddelerinde düzenlenen teselsül hükümleri müteselsil borçluluk ve müteselsil alacaklılık olarak ayrılmış ve müteselsil borçluluk da yine iç ilişki ve dış ilişki olarak borçlular arasındaki teselsül ilişkisi düzenlenmiştir. TBK’nın 162. maddesi uyarınca müteselsil borçluluk ya bir bildirim ya da kanunda öngörülen hallerde doğar.Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle müteselsilen sorumludurlar. Bu durumda ise alacaklı müteselsil borçluların her birinden veya hepsinden borcun tamamının ya da bir kısmının ifasını isteyebilir (TBK m. 163).İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 167. maddesinde “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir” şeklindeki hükümde de, müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Nitekim, 818 sayılı BK'nın 146. maddesinde düzenlenen, “Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerlerine almaya mecburdur. Hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ödeme ile diğerlerine rücu hakkını kazanır” hükmü de aynı yöndedir.Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir (Y----HD., 28.01.2014 tarih, ----.).Somut olayda davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı dava dışı ----- adına dava dışı işçi ---- geçirdiği iş kazası sebebiyle dava dışı işçiye maluliyetine ilişkin tazminatı İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında ödendiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı -----, dava dışı -----alt yüklenici olarak dava dışı işçinin yaralandığı işi aldığı,davalının sigortalı ----araç kiraladığı, yaralanan işçi ---- sigortalı ----- işçisi olduğu, davalı ile sigortalı arasındaki kira sözleşmesinde "araçların her türlü sorumluluğunun kiraya verene ait olduğu" hükmünün yer aldığı, dış ilişki de sigortalı ve davalı yaralanan işçiye karşı müteselsilen sorumlu iseler de iç ilişkiyi düzenleyen sözleşmede tüm sorumluluğun sigortalı olan kiraya veren ------ olduğu, meydana gelen kaza sebebiyle ödenen tazminattan kiralayan davalının sorumlu tutalamayacağı, davacı sigortanın da sigortalısına halef olarak açtığı eldeki davada ödediği tazminatı iç ilişki hükümleri çerçevesinde davalı kiralayana rücu edemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 7.596,36-TL harcın mahsubu ile artan 7.168,76‬-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.