WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/839
KARAR NO : 2024/124

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/12/2021
KARAR TARİHİ : 16/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın icra takipleri üzerine müvekkili şirketin adresinde haciz işlemi uygulandığını, haciz işlemi sonucunda müvekkili şirketin demirbaş malları haczedilmiş ve muhafaza altına alındığını, müvekkili şirketin adresine haciz tatbik amacıyla gelen ----İcra Dairesi------ Esas sayılı dosyanın alacaklısına, müvekkili şirketin icra dosyasının borçlusu olmadığını dosya borçluları ile de ticari ve organik bir bağı olmadığı haksız fiil teşkil eden haciz işleminin öncesinde izah edilmesine rağmen alacaklı tarafça haciz ve muhafaza işlemine devam edildiğini, taraflarınca haciz işlemlerine haciz esnasında itirazda bulunulduğunu, akabinde------İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde istihkak talepli dava açıldığını, davalı tarafça haciz ve muhafaza esnasında sökülmek istenen cihazın yerinden sökülmesi işlemi sırasında zarar görmesi halinde tamir masrafları yüksek bir meblağa tekabül edecek olması dolayısıyla, davalı tarafta ısrarla cihazı sökmek istediğinden, muhafaza altına almak istediğinden davalı tarafa cihazın sökülmemesi adına haciz mahallinin hemen yanında ki gayrimenkulde faaliyet gösteren ortakları aynı olan grup şirket ------ Genel Müdür Yardımcısı -----hesabından 50.000.- TL ödemenin davalı tarafa banka kanalıyla -----İcra----. Dosya borcu ödemesi açıklaması ile Gönderildiğini, Müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemeden kaynaklı olarak maddi zararı bulunmakta olup, hukuka aykırı haciz işlemi nedeniyle şirket aktif mal varlığında meydana gelen eksilmenin, yani maddi zararlarının giderilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirket binasında 16/12/2019 tarihinde yapılan haksız haciz ve muhafaza sonucunda şirket demirbaş malları yediemin deposunda muhafaza altına alınmış olduğundan malların teminat karşılığında 24/12/2019 tarihinde geri alınmasına kadar müvekkili şirketin çalışma kaybı yaşamış olduğunu, 16/12/2019-/24/12/2019 tarihleri arasında bazı personellerin işe gelmediğini, muhafaza altına alınan mallar 41.100,00 TL teminat yatırılarak taraflarınca teslim alınması sonucu müvekkili şirketin ödemiş olduğu yediemin depo ve nakliye ücreti olduğunu, Davalı tarafın haksız haciz ve muhafaza işlemi sonucunda müvekkili şirketin yukarıda izah edilen çalışma ve kazanç kaybını en aza indirmek, maddi zararının artmasını engellemek adına en kısa sürede teminatı icra dosyasına yatırdıktan sonra haczedilen malların yediemin deposundan müvekkil şirkete geri getirilmiş olması dolayısıyla ekte faturasını sunmuş oldukları 2.360,00 TL bedelinde müvekkili şirketin maddi zararı bulunmakta olduğunu, Davalı tarafın 18.11.2021 T. müvekkil şirket binasında yapmış olduğu haciz ve 16.12.2019 T. yapmış olduğu haciz ve muhafaza işlemi hukuka aykırı olup gerek yargı içtihatları ile gerekse doktrinde kabul gördüğü üzere TBK. 49. madde kapsamında haksız fiil olduğunu, yapılan haksız haciz o dönem medyaya da yansımış, farklı farklı haber sitelerinde haksız haciz işlemine yer verilmiş ve nihayetinde müvekkili şirketin haksız haciz nedeniyle ticari itibarının zarar görmüş olduğunu, müvekkil şirketin ekonomik durumu iyi olmasına rağmen davalı tarafından yapılan haksız haciz ve muhafaza işlemi sonucunda medyaya yapılan haberler müvekkil şirketin ekonomik durumunun kötü ve borca batık olarak algılanmasına sebebiyet vermiş olduğunu, 17/12/2021 tarihinde sabah saatlerinde haciz tutanağı daha daireye dahi ulaşmadan basında Müvekkili şirketin binasında haciz ve muhafaza yapıldığına dair haberler yapılmaya başlanmış ve haber içeriklerinde ekte sunmuş oldukları üzere haciz tutanağı yayınlanmış, Henüz daha icra dairesine ulaşmayan, UYAP sistemine taranmayan haciz tutanağının basına servis edilmesinin davalı taraf eliyle gerçekleştiğinin şüpheden uzak olduğunu, Bu durumdan mütevellit davalının manevi tazminat talebi ile sorumluluğu cihetine gitmek, Manevi zararlarının tazminin talep etmenin müvekkili şirket adına zaruri bir hal almış olup, Müvekkili şirketin haksız fiil sonucu zarar gören marka itibarı ve tüzel kişilik haklarının ancak huzurdaki manevi tazminat davası yoluyla giderilebileceğini tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, 76.766,08 TL Maddi ve 300.000,00 TL Manevi tazminatın, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek - yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı haksız haciz nedeniyle iddia ettiğin zararın tazmini talepli manevi tazminat davası açmış olup davaya konu haciz işlemi 18.11.2019 tarihinde gerçekleştirildiğini, huzurdaki davayı 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra haciz işleminden 2 yıl, 1 ay ve 12 gün sonra 30.12.2021 tarihinde açtığını, davanın süresinde açılmadığını, Borçlunun mal ve haklarının gerek borçlunun elinde, gerek borçlu ile 3. Kişinin birlikte ellerinde ve gerek ise 3. Kişinin elinde haczedilebileceği İİK m. 96 vd. Hükümleri öngörüldüğünü, Somut olayda İcra ve İflas Kanunu'nda öngörüldüğü gibi haciz ve muhafaza işlemi uygulanmış, üçüncü kişinin istihkak iddiası tutanağa geçirildiğini, müvekkil şirket alacağına ilişkin olarak borçlular -----aleyhine----- İcra Müdürlüğü' nün ----- Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, borçlu ----- menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi ve muhafazası için 18.11.2019 tarihinde ------ adresinde gerçekleştirilen işbu haciz işlemi sırasında------tarafından istihkak iddia edildiğini, taraflarınca istihkak iddiasına itiraz edilmiş, İcra Müdürlüğünce dosya İİK mad. 97 mucibinde İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, ----- İcra Hukuk Mahkemesi-----sayılı kararı ile takibin devamına karar verildiğini, mezkur kararlar haciz işleminin ve İİK m. 97 uyarınca işlem yapılmasının hukuka uygun olduğunu tevsik etmekte ve kesin nitelikte bulunduğunu, maddi tazminat adı altında istenen miktarın bir kısmı borcun üstenilmesi ile dosya borcu için yapılan ödeme niteliğinde olduğunu, işbu borç üstlenilmesi ile yapılan ödemenin iade edilmesi bu davanın konu olmayıp tazminat adı altında istenmesi hukuken mümkün olmadığını, davacının fahiş maddi manevi tazminat talepleri hukuki mesnetten yoksun olduğunu, gerçekleştirilen haciz işlemleri icra iflas kanununa uygun bulunduğunu, davacının iş bu davaya dayanak yaptığı dava konu haciz işlemini tatbik eden merci icra müdürlüğü olup, icra müdürlüğünün bu işleminin de yasal dayanağı ------. İcra Hukuk Mahkemesi ------ sayılı dosyadan verilen "takibin devamına" ilişkin kararıdır. Dolayısı ile yapılan haciz işleminin hukuka uygun olduğunu, dava dilekçesinde (ekinde personelin 7 günlük ücretli izin listesini sunarak) muhafaza işlemi yapılamamasından dolayı 24.406,08 tl maddi zararın tanzimi talep edilmişse de, söz konusu muhafaza işlemi yerel mahkeme tarafından verilmiş olan .... sayılı takibin devamına binaen yapıldığını, tazminat için gerekli koşullar oluşmadığını, davacının dava konusu haciz işlemlerine ilişkin olarak açmış olduğu-----. İcra Hukuk Mahkemesi-----Sayılı dosyasında müvekkil aleyhine tazminata hükmetmemiştir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, hukuka aykırı olan istinaf iddiasının kabulüne ilişkin karar istinaf edilmiş, istihkak davası kesinleşmediğini, haciz mahallinde-----ait ticari ve muhasebesel nitelikli evraklar bulunmuş olup bu şirketin tek ortak ve yetkilisi dosyamız borçlusu -----olduğunu, borçlular gelinen adreste ticari faaliyetlerini sözde 3.kişi şirket üzerinden sürdürmeye devam ettirdiğini, sözde 3.kişi şirket yetkilisi ile borçlu ---- arasında yakın akrabalık gereği organik bağ bulunduğunu, borçlu ----- ile istihkak iddia eden şirket ----ortak ve yetkilisi ----- kardeş olduğunu,. Borçlu ve sözde 3.kişi şirket yetkilisi arasındaki organik bağ nedeni ile mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, borçlu ile sözde 3.kişinin iştigal konuları aynı olduğunu, kişi tarafından mülkiyeti ispata elverişli belge sunulmadığını, haciz işleminde iik mad. 97 uygulandığını, davacının haciz tutanağının taraflarınca basına ulaştırıldığı yönündeki iddiaları mesnetsiz olduğunu, haciz işlemi ve devamında tüm süreç İİK ve hukuka uygun olarak yürütüldüğünü, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; haksız hacze dayalı olarak uğranan zararın tazmini için açılmış maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Somut olayda davalının, davacının mahallinde haciz işlemi tatbik ettiği ve fakat davacının istihkak iddiasına rağmen haczin tamamlanmış olduğu anlaşıldığı, belirtelim ki haciz esnasında (somut olayda olduğu gibi mal üçüncü şahsın elinde iken) istihkak iddia edilirse, mal muhafaza altına alınmaz ancak haciz tatbik edilerek yediemin olarak üçüncü şahısta bırakılır. Bu noktada somut olayda İİK m.99 prosedürüne de uyulmadan malların da muhafaza altına alındığı anlaşıldığı, Somut olayda davacı şirket binasında yapılan haciz ve muhafaza işlemine karşı davacı tarafından ----- İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde istihkak talepli dava açılmış olduğu, Mahkemeye----- Esas sayı ile kaydedilen istihkak davası yapılan muhakeme sonucu davanın kabul edilmiş olduğu anlaşıldığı, Davalı yan, Borçlar Kanunu madde 72/1' e göre haksız fiil nedeni ile talep edilen maddi manevi tazminat davalarında dava zamanaşımı süresi, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, fiil ve fail daha sonra öğrenilse bile her da 10 yıl olup, Somut olayda davacı haksız haciz nedeniyle iddia ettiğin zararın tazmini talepli manevi tazminat davası açmış olup davaya konu haciz işlemi 18.11.2019 tarihinde gerçekleştirilmiş olup davacı huzurdaki davayı 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra haciz işleminden sonra 30.12.2021 tarihinde açmış olduğundan, süresinde açılmayan davanın reddinin gerekmekte olduğunu beyan ettiğini, öncelikle derdest davada talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının takdiri mahkememize ait olduğunu ancak burada unutulmamalıdır ki, başkasına ait bir malın haczi haksız fiil niteliğinde olduğu, bu haksız fiilinin devam ettiği her an zaman aşımı süresi kesilir. Bunun anlamı şudur ki, haciz ve etkileri devam ettiği sürece zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Yine davalı yan, davacı yanın uğramış olduğu zarara dayanak olarak belirtmiş olduğu fiillerin hepsi İcra Memuru işlemi olduğunu, söz konusu haciz işleminde taraflarınca hukuka ve usule uygun haciz, kıymetli evrak haczi ve muhafaza talep edilmiş, İşlemler esnasında ise haciz seyrini değiştirmeye yönelik herhangi bir müdahalelerinin bulunmamakta olduğunu beyan ettiği Belirtelim ki, icra memuru, alacaklının gösterdiği mahalde borçluya ait olduğu düşüncesi ile alacaklının haczini talep etmiş olduğu malı hacizle yükümlüdür. Nitekim bu husus bizzat davalının cevap dilekçesinde sunmuş olduğu Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin 23.12.2003 tarihli, ----- Esas, ------sayılı kararının; “İcra memurun alacaklının talebi üzerine borçluya ait olduğu belirtilen menkuller üzerine haciz koyması işleminden sonra üçüncü kişilerin istihkak iddiasında bulunmaları mümkündür. Ancak talimat içeriği de gözetilerek icra memurunun haciz mahallinin borçluya ait olmadığından bahisle ve İİK. 'nun 85/1. maddesine aykırı olarak haczi yapmaktan çekinmesi doğru bulunmamıştır." Şeklindeki kararında açıkça ifade edildiği, Somut olayda davalının sıfatının bulunmadığından söz etmek mümkün görünmediği, Somut olayda icra memurunun (dolayısıyla devletin) sorumluluğu haciz esnasında malların muhafaza altına alınmış olmasıdır. Zira somut olayda İİK m.96 vd. değil, İİK m.99 hükmünün tatbik edilmesi gerekirdi. Ancak bununla birlikte somut olayda devletin ve davalının sorumluluğu yönünden (Adalet Bakanlığının ve davalının) HMK m.7 hükmüne göre ihtiyari dava arkadaşlığı hükümlerinin dikkate alınmasında yarar bulunduğu Bu bağlamda herhalde, haksız hacizden dolayı davalının sorumlu olduğu açık olduğu, davalı yan, cevap dilekçesinde, Maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için haciz işleminin hukuka aykırı olması gerekli olup, Oysa gerçekleştirilen haciz işlemleri İİK.' na uygun bulunmakta olduğunu, Davacının iş bu davaya dayanak yaptığı dava konu haciz işlemini tatbik eden merci icra Müdürlüğü olup, icra müdürlüğünün bu işleminin de yasal dayanağı -----. İcra Hukuk Mahkemesi -----sayılı dosyadan verilen — “takibin devamına" ilişkin kararı olduğuna işaret etmiştir. Belirtelim ki, (hatalı da olsa) somut olayda İİK m.96 vd. hükümleri uygulandığına göre icra mahkemesi bu maddeye uygun prosedür gereği takibinin devamına ya da ertelenmesine ilişkin karar vermek zorundadır. Bu kararlar geçici mahiyette olup, nihai kararla ortaya çıkacak mülkiyet hakkının tespitine ilişkin olmadığı, dolayısıyla icra mahkemesinin bu yöndeki kararın haksız hacze hukuki himaye sağlamaya imkân vermez. İcra mahkemelerinin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmese de istihkak davaları bundan istisnadır. Dolayısıyla bu davada tartışılan organik bağ kavramının ve buna dayanak olduğu iddia edilen vaktaların artık derdest davada kesin hüküm sebebi ile tartışılması da mümkün olmadığı . Zira kesin hüküm olumsuz dava şartı olduğu, Davalı yanın davacı yan mahallinde yaptığı haczin hukuka aykırı olduğu, bu hususun istihkak davasında maddi anlamda kesin hüküm teşkil edecek biçimde hüküm altına alındığı, davalının tının olduğundan şüphe edilemeyeceği, İİK m.99 hükmü çerçevesinde muhafaza altına alınmaması gereken mahcuzların yanlı hükmün tatbiki sebebi ile (İİK m.96 vd) muhafaza altına alınmasının davacının zararına olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir. Bilirkişi tarafından alınan ek raporda özetle; Talep konusu olabilecek Maddi Tazminat Tutarlarının; 150.000.-TL İcra Takip Dosyasına ödenen * 2.000.-TL Nakliye * Hamaliye Ücreti * 24.406,08 TL Personel Gideriz) olmak üzere TOPLAM 76.406,08 TL Olabileceği, Davacının 7 Gün İzinli sayılarak Ücretleri ödendiği iddia olunan 27 Personelinin, Ücretli İzinli olup, olmadıkları hususu ile dayanak beyan çizelgesinde yer alan Personelin Aralık/2012 ayında, Davacı Şirket çalışanı olup, olmadıkları, ilgili dönemde Ücretli İzinli Sayılıp, sayılmadıkları, Davacı Şirketin SGK Bildirimlerinde yer alıp, almadıkları, hesaplamaya esas alınan Brüt Ücretlerin SGK Prim Bildirgeleriyle ve Resmi Ücret Bordrolarıyla uyumlu olup, olmadığı hususlarında, dosyada anılan dayanak belgeler bulunmadığından bir hesaplama yapılamamış, dosya kapsamında yer alan belgeler kapsamında sadece tespit yapılabilmiş davacının Maddi Tazminat Taleplerinin mahkememiz takdirinde olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
Bilirkişi tarafından alınan ikinci ek raporda özetle; Talebe konu kişilerin Haciz işleminin tatbik edildiği Aralık/2019 ayında Davacı Şirket çalışanı oldukları ve Aralık/2019 Ayında 30 Gün üzerinden ücretlendirilerek Aylık ücretlerinin tam olarak ödenmiş bulundukları, Her bir personel için talep konusu yapılan 7 Günlük Brüt Ücret tutarlarının, Bordrolarında yer alan Aylık Brüt Ücret Maliyetleriyle çelişmediği ve 30 Günlük Ücretlerinin 7 Günlük kısmına isabet eden tutarlar üzerinden talep konusu yapıldıkları tespit edilmiş olup, Davacı Şirketin İş yerinde tatbik edilen Haciz nedeniyle 17 Personelinin Ücretli İzinli sayıldığı 7 Günlük süre için yükümlenmiş olduğu Brüt Ücret Maliyetinin, sunulan Ücret Hesap Pusulaları ve Ücret Bordro İcmalleri kapsamında 24.406,08 TL olabileceği, Davacı Şirketin buna ilişkin olarak talep konusu yaptığı ve sunulan Personel Ücret Hesap Pusula ve Bordrolarıyla çelişmediği tespit olunan 24.406,08 TL Maddi Tazminat Talebinin, mahkememiz takdirinde olduğu, KÖK ve Ek raporlarında, Personel Ücretli İzin Ücret Tazminat talebi yönünden varılan sonuçlardan dönmeyi gerektirecek herhangi bir durumun olmadığı, Davacı talebinin sunulan Ücret Hesap Pusula ve Bordrolarıyla çelişmediği hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
Duruşmada dinlenilen tanık ---- beyanında; "ben davacı şirkette mali işler müdürüyüm 2011 yılından bu yana halen davacı şirkette çalışmaktayım, emin olmamakla birlikte haciz esnasında -----İcra ---- Talimat sayılı dosyası üzerinden yapılan haciz esnasında ben de bulunuyordum, söz konusu haciz işlemi davacı şirketin ------ şirket merkezi yapılmaya başlanıldı hacze başlanmadan önce, şirket avukatları da vardı, haczin usulüne uygun olmadığını, şirket avukatlarımız haciz memuruna ve davalı alacaklar vekiline bu hususta emsal bir karar olduğunu davacı şirket ile dava dışı -----. İcra Dairsinin -----Sayılı dosyasındaki borçlular ile herhangi bir bağlantılarının olmadığını, bildirdiler hatta hacze konu iş yerinin tapu kayıtlarını hazirun tutanaklarını ve genel kurul evraklarını ibraz ettiler, ancak sabah başlayan haciz işlemi akşam 8'e kadar devam etti. Davalı şirket benimde çalışmış olduğum şirketten bir çok film makinalarını ve iş yeri mobilyalarını haczetti, söz konusu malların yediemin olarak 3. Bir kişide bırakılması teklif edilmiş ise de , söz konusu işlem yapılmadı yaklaşık mallar ve makinalar 1 hafta süre ile hacizli bir şekilde icra edildi. Malların nereye götürüldüğünü tam olarak bilmiyorum, haciz esnasında bazı avukatlar fotoğraf çekmişlerdi bu fotoğraflar ertesi sabah basına yansımıştı, demirbaş kayıtları nedeniyle bir haftaya yakın iş yerinde çalışma yapılamadı, çalışanlara bir hafta süreyle izin verildi, davacı şirket bu yapılan haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi olarak zarar uğradı zira fotoğrafların basına yansıması nedeniyle prestij kaybetti" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Duruşmada dinlenilen tanık----- beyanında "ben----- genel müdürü yardımcısı olarak görev yapmaktayım 2015 yılından beri halen görevimi sürdürmekteyim, dava dışı -----ile davacı şirketin sahibi----- her iki şirkette birbirine iş yer olarak komşusu konumdadır, akşam mesai saatler i bitiminde iş yerimin yanında bulunan davacı şirketine gittiğimde---- avukatlarının----- seslendirme cihazının haciz edildiğini anladım ben de doğrudan bilgim olmamakla birlikte söz konusu cihazın çok teknik bir cihaz olduğu yerinden sökülmesi durumunda daha da büyük zarara yol açacağını bildirdim, ancak davalı borçlu tarafından hacze konu icra dosyasına 500 bin TL para göndermem halinde söz konusu malın yerinde haczinin yapılacağını bildirdi ben de mesainin bittiğini hesabımda sadece 50 bin TL paranın bulunduğunu bildirdim akabinde davalı icra dosyası alacaklısının beyanı doğrultusunda icra dosyasına 50 bin TL para gönderdim, akabinde söz konusu cihazı yerinden sökmediler, yapılan haciz nedeniyle 10 güne yakın süre davacı şirket iş yeri faaliyetlerini yerine getiremedi, yaklaşık 2 haftalık süreyle çalışanlara izin verildi, yapılan haksız haciz nedeniyle davacı şirket ile beraber ----- ürünleri de prestij kaybına uğradı bazı müşteriler ve bankalar konudan haberdar olarak şirketlerin batıp batmadığını sordular hatta dava dışı -----bazı müşterilerine bilgi amaçlı yazılı belgeler gönderdi, her iki şirketin patronun da----- olması nedeniyle de ilgili kişinin şahsına yönelik olarak da bazı haberler yapıldığını biliyorum, yaklaşık 10 gün sonra haczedilen mallar şirkete geri geldi emin olmamakla birlikte bazı bilgisayarların ekranının kırıldığını duydum, 50 bin TL yi davalı şirketin vekiline tarafıma bildirmiş olduğu hesap numarasına icra numarasının esas numarasının açıklamaya belirterek vekile gönderdim ben mahkemeniz huzurunda vermiş olduğum ilk tanık ifademde de söz konusu parayı davalı şirket vekilinin avukatının bana bildirmiş olduğu hesap numarasına yukarıda belirtmiş olduğum açıklama kaydı ile gönderdim, icra dosyası borçlusu ----ile ----kardeş olduklarını biliyorum, ayrıca göndermiş olduğum 50 bin TL yi ----- cihazının sökülmemesi karşılığında bireysel olarak davalı şirket avukatının talebi doğrultusunda 500 bin tl tarafımdan istenilmiş olmasına rağmen hesabımda 50 bin TL olması nedeniyle 50 bin Tl yi göndererek ürünün sökülmesine engel ödemiş olduğum 50 bin TL yi çalışmış olduğum ----- aldım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Somut olayda davacı şirket binasında yapılan haciz ve muhafaza işlemine davacı tarafından -----İcra Hukuk Mahkemesi ----- sayılı dosyası ile istihkak talepli dava açılmış olduğu dosyada mübrez tescil kayıtları incelenmekle icra dosyası borçlusu ile davacı şirket arasında organik bağ tespit edilemediğinden açılan istihkak davasının kabulüne karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği celp edilen mahkeme dosyasından ve uyap sistemde başka birimdeki dosya ayrıntı bilgileri sistem sorgusundan anlaşılmakla kararın kesinleşme tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı anlaşılmıştır. 2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının maddi tazminat bakımından kusursuz sorumluluk ilkesi dikkate alınarak davacının ticari defterleri de incelenerek ve davacı şirketin iş yerinde tatbik edilen davaya konu haciz nedeniyle 17 Personelinin ücretli izinli sayıldığı 7 günlük süre için yükümlenmiş olduğu brüt ücret maliyetinin, sunulan ücret hesap pusulaları ve ücret bordroları kapsamında 24.406,08 TL ücretin uygun olduğu ayrıca faturalandırılan nakliye ücreti 2.360,00 TL dikkate alınarak toplam 26.766,08 TL maddi zararından İİK m 259/1 uyarınca davalının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca sorumlu olduğu kanaatine varılmakla celp edilen dava dışı ------ tescil kayıtları ile davacı şirket arasında doğrudan organik bir bağ tespit edilemediğinden davalı şirket avukatına ödenen 50.000 TL bedel yönünden ödemeyi yapanın dava dışı şirket çalışanı olduğu hususu da dikkate alınarak bu miktar yönünden davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Dava dilekçesi ekinde bulunan haber içeriklerinde yapılan haksız haczin tüm detaylarına yer verildiği dikkate alınarak davacının iş yerinde yapılan haciz ve muhafaza işlemlerinin hukuka aykırılığı ve bu işlemlere konu malların davacıya ait olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile saptandığından bu aşamada davalı şirketin kusurlu olduğu anlaşılmakla ,davacının hak ve nesafet kuralları gereğince manevi olarak zarara uğradığı ve 75.000 TL manevi tazminatın uygun olacağı kanaatine varılarak belinlenen maddi ve manevi tazminatın haksız haciz tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine,
1-Davacının Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 26.766,08 TL 'nin 16/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik maddi tazminat talebi yönünden davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından usulden reddine,
2-Davacının Manevi Tazminat Talebinin kısmen kabulü ile 75.000 TL manevi tazminatın 16/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine
3-Karar harcı 6.951,64 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 6.434,23 TL harcın mahsubu ile bakiye 517,41‬ TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 6.434,23 TL peşin harç olmak üzere toplam 6.493,53‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.660,75 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1.258,89 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf maddi tazminat davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı taraf manevi tazminat davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı taraf maddi tazminat davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Davalı taraf manevi tazminat davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 356,54 TL'nin davalıdan, 963,46 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
12-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.