T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/790 Esas
KARAR NO:2024/130
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/12/2021
KARAR TARİHİ:19/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklı olarak müvekkil şirketin davalı şirketten bakiye 22.694,73 TL miktarında alacağı bulunduğunu, müvekkil şirketin cari hesap alacağının işlemiş faizi ile birlikte tahsili için davalı aleyhine ------- sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu icra takibine dayanak yapılan cari hesap ekstresinde müvekkil şirket ile davacı şirket arasında bir mutabakat sağlanamadığından ve tüm mallar teslim alınamadığından, davacı şirket söz konusu cari hesaplarını icra takibine konu ettiklerini, ancak şirketler arası halen bir mutabakat sağlanamadığının aşikar olduğunu davacı alacaklı şirketin sanki cari hesapta belirtilen tüm alacaklarına karşı edimlerini yerine getirmişcesine gibi alacağına istinaden icra takibi başlatması hakkaniyet kurallarına aykırı olduğu gibi kanuna da uygun olmadığını, davacı şirket bahsi geçen cari hesap ekstresinde belirtilen faturalara ait malların tamamını teslim almadığını, davacı şirketin kötü niyetle ikame ettiği işbu davanın dayanağı borç olmadığını, tüm bu nedenlerle haksız ve ispatlanamayan davanın yetkisizlik sebebiyle usulden reddine, müvekkil şirket’in ----------sayılı takibine yapmış olduğu itirazın kabulüne, takibin iptaline, davacının icra inkâr tazminatı hükmedilmesi talebinin reddine, lehimize kötü niyet tazminatına karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,------------ sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için;
a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ------ sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davalının icra dairesine yapmış olduğu yetki itirazı davacının yerleşim yeri dikkate alınarak TBK 89. madde uyarınca yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı ve davalının BA / BS bildirimlerine göre; 26.478,36 TL mal alım ve satımının birbirini teyit ettiği görüldüğünden, davacı tarafın ticari defterlerine göre davalının 23.371,00 TL tutarında ödemesi raporlandığından, davacının davalıdan ( 26.478,36 - 23.371,00 ) — 3.107,36 TL tutarınca alacağının bulunduğunun söylenebileceği, davacının ticari defterlerine göre 05.02.2021 tarihinde davalının cari hesabına borç olarak kaydettiği 4.000,00 TL tutarında bakiye dengeleme açıklaması ile ilgili belge bulunmadığından ve 4.706,63 TL tutarındaki fatura için bildirime gerek bulunmadığından ( bu tutarın davacı tarafından istenebileceğinin kabulü durumunda ) davacı tarafın davalıdan ( 3.107,36 - 4.000,00 - 4.706,63 ) — 3.813,99 TL tutarınca alacağının bulunduğunun söylenebileceği, mahkememizce 4.706,63 TL tutarındaki faturanın talep edilemeyeceği görüşünün benimsenmesi durumunda ise; davacının davalıya 892,64 TL tutarınca borcunun bulunduğunun söylenebileceği, Davalı şirket inceleme gününde ticari defterlerini ibraz etmediğinden, mahkememizce davalı tarafın ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı görüşünün benimsenmesi durumunda, davacının davalıdan 22.694,73 TL tutarınca alacağının bulunduğu Davacı tarafın ticari defterlerine göre; davalıya 6 adet fatura düzenlediği görülmesine rağmen, bu faturalara dayanak olan irsaliyelerin ( Mal teslim edildiğinin ispatı için ) dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, irsaliyelerin sunulmasından sonra detaylı değerlendirme yapılabileceğini, davacının davalı hesabına borç olarak kaydettiği 4.000,00 TL tutarında bakiye dengeleme açıklaması ile ilgili belge bulunmadığından, bu kayda dayanak olan belgenin sunulmasından sonra değerlendirme yapılabileceğini, 4.706,63 TL tutarındaki faturanın istenebileceği görüşünün benimsenmesi durumunda; davacının davalıdan 13.09.2021 takip tarihi itibariyle 3.813,99 TL tutarınca alacağının bulunduğunun ve davacı taraf takipten önce 333,27 TL tutarında faiz istemiş ise de, taraflar arasında faiz istenebileceği ile ilgili sözleşme bulunmadığından ve davacı taraf takipte Ticaret Kanununun 1530. Maddesine atıfta bulunmadığından, davacının takipten önce istediği faizin yerinde olmadığı ve takipten sonra yıllık % 16,75 avans faizi isteminin mümkün bulunduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir.Bilirkişi tarafından alınan ek rapor da özetle;Davalı şirketin incelenen mal ve hizmet satın alınan ( BA ) bildirimlerine göre, davacı şirketten 2021 yılında 4 adet fatura karşılığı KDV hariç 24.517,00 TL ( KDV dahil 26.478,36 TL ) mal alımını bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği, Davacı şirketin incelenen mal ve hizmet satın alınan ( BS ) bildirimlerine göre, davalı şirkete 2021 yılında 5 adet fatura karşılığı KDV hariç 34.591,00 TL ( KDV dahil 37.358,28 TL ) mal satışını bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği Kök raporda da belirtilen bu tespitlere göre: Resmi makamlara yapılan bildirimler tarafları bağlayacağı ve bu konu ile ilgili bir çok Yargıtay ve İstinaf kararları bulunduğu, buna göre, her iki tarafın birbirini teyit eden BA — BS bildirimlerine göre, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle ( 22.694,73 - 4.706,63 ) — 17.988,10 TL tutarınca alacağının bulunduğu ile ilgili bir çekişme bulunmadığı, davaya konu olayda; davacı taraf ticari defterlerini ibraz edip, davalı taraf ise ticari defterlerini ibraz etmediğinden ( davalı tarafın ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı görüşü benimsendiğinden ), davacı tarafın davalıdan 13.09.2021 takip tarihi itibariyle 22.694,73 TL tutarınca alacağının bulunduğu, ancak davacının ticari defterlerine göre; davalı şirketin cari hesabına bakiye dengeleme açıklaması ile 05,02.2021 tarihinde 4.000,00 TL borç kaydı yapılmış ise de, bu borç kaydına istinaden davacı tarafından yazılı delil sunulmadığından, davacı tarafın davalıdan 13,09,2021 takip tarihi itibariyle ( 22.694,73 - 4.000,00 ) — 18.694,73 TL tutarınca alacağının bulunduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ------yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ----------. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir. Davacı taraf kendi ticari defterlerine göre davalıdan 48.372,80 TL alacaklı olup davalı taraf inceleme gününde ticari defterlerini inceleme için sunmadığından davacı tarafın defterleri HMK 222/3. Maddesine göre lehine delil seyılmıştır. Ancak davacının ticari defterlerine göre; davalı şirketin cari hesabına bakiye dengeleme açıklaması ile 05,02.2021 tarihinde 4.000,00 TL borç kaydı yapılmış ise de, bu borç kaydına istinaden davacı tarafından somut bir belge ibraz edilemediğinden davacı tarafın davalıdan 13,09,2021 takip tarihi itibariyle 18.694,73 TL tutarınca alacağının bulunduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının -------- Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 18.694,73 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 1.277,04 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 272,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.004,61 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 272,43 TL peşin harç olmak üzere toplam 331,73 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.370,10 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1.128,62 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 4.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca---------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 1.087,35 TL'nin davalıdan, 232,65TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/02/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!