WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/484
KARAR NO : 2024/396

DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/08/2021
KARAR TARİHİ : 09/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı, çeşitli ölçü ve niteliklerde ---- saksı satın alımı için davalıya başvurduğunu, davalının davacının bu talebine istinaden 05.03.2019 tarihli teklif ve sipariş formunu mail olarak gön derdiğini; davacının
davalının teklifini kabul etmesi üzerine sözleşmenin kurulduğunu; sözleşmeye göre satışa konu ürünlerin bedelinin 157.919,40 TL +KDV olduğu; davacının satış bedelini davalıya ödediğini; davalının ise davacıya ürünleri teslim ettiğini; davacının "-----İşleri'ne ilişkin ihaleyi aldığını; davalıdan satın almış olduğu ----
saksıları da almış olduğu peyzaj işinde kullanmak istediğini; davalının davacıya iletmiş olduğu teklif ve sipariş formunda ürünlerin hiçbir bakım gerektirmeden uzun yıllar sorunsuz kullanılabileceği taahhüt edilmişse de ürünlerde hızlıca deformelerin oluştuğunu; davadışı ----- ürünlerdeki ayıpları davacıya bildirdiğini ve davacının da bu durumu davalıya derhal bildirdiğini;ürünlerde ayıp ortaya çıktığını, davalı tarafından taleplerin her seferinde geçiştirildiğini; ürünlerde
meydana gelen ayıpların davalıya gerek mail yoluyla gerek ----- isimli uygulama üzerinden fotoğraflandırılarak bildirildiğini ve ürünlerdeki ayıbın giderilmesinin talep edildiğini; dava dışı-----. İle davacı arasında imza edilen "Malzeme Alım ve Montaj Sözleşmesi" uyarınca davacının dava dışı firmaya 52.000 TL Bedelli teminat mektubunu sunduğunu; davacının davalının ---- saksıları ayıplı şekilde teslim etmiş olması sebebiyle almış olduğu peyzaj işini tamamlayamaması üzerine ürünlerdeki ayıp nedeniyle dava dışı -----davacının teminat mektubunu iade etmediğini ve ayıplı ürünler nedeniyle ortaya çıkacak zarar dolayısıyla davacıya cezai şart uygulama hakkını saklı tuttuğunu; davalının davacıya sattığı ürünlerde
devamlı sorunlar çıktığından bu ürünler nedeniyle davacının davadışı -----ödemek zorunda kalacağı bedelin şu aşamada tam olarak netleşmediğini; ürünlerdeki ayıp ve
ürünlerin neden olduğu zarar miktarının bilirkişi raporu ile belirleneceğini, dava dışı firmanın davacının vermiş olduğu teminat mektubunun süresini uzattığını; davacı davalının ayıplı ifası nedeniyle büyük maddi zararlara uğradığı gibi dava dışı firma nezdinde de ticari itibar kaybına uğramış olduğunu, davalının teslim etmiş olduğu ürünlerde imalat hatası olup davacının bu ürünlerden faydalanmasına
imkan bulunmadığını, davacının ayıplı ifadan kaynaklanan doğrudan ve dolaylı zararları mevcut olup,bu zararların bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğini, davacı davalının ayıplı ifası nedeniyle dava dışı----- firması ile akdetmiş olduğu sözleşmenin edimini yerine getiremediğini, sözleşme
bedelini tahsil edemediği gibi vermiş olduğu teminat mektubunu geri alamadığını, ticari faaliyetlerin maddi zararlar nedeniyle sekteye uğradığını, davacının uğramış olduğu zararların ve kar kaybının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerekmekte olduğunu, 19.11.2020 tarihinde davalıya ---- Noterliği’
nde keşide edilen ----- yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini ve ayıplı malların ayıpsız misliyle değiştirilmesinin ihtar edildiğini belirtilerek dava konusu ürünlerin ayıpsız misliyle değiştirilmesine, ilk talebin reddi halinde ürünlerin iadesi ile ayıplı olan ürünlerin satım bedelinin satım tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıyaverilmesine, davacının uğramış olduğu doğrudan ve dolaylı zararların tespiti ile şimdilik 1.000TL'nin
davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı taraf eldeki davaya herhangi bir cevap vermemiş, HMK 128 madde hükmü uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılmıştır.

ISLAH:
Davacı vekili tarafından sunulan 22/03/2024 tarihli dilekçe ile davacının uğramış olduğu maddi zarar kapsamında 04.08.2021 tarihli dava dilekçelerinde belirledikleri 1.000-TL tutarı 294.310,00-TL artırmak suretiyle, 295.310,00-TL'nin, ürünlerin satım tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi talep edilmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE:
"Dava, taraflar arasında fatura karşılığı alım satımı yapılan saksıların ayıplı olduğu iddiası ile dava konusu ürünlerin ayıpsız misliyle değiştirilmesine, ilk talebin reddi halinde ürünlerin iadesi ile ayıplı olan ürünlerin satım bedelinin davacının uğramış olduğu doğrudan ve dolaylı zararların tespiti ile şimdilik 1.000TL'nin talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalı firmadan satın alınan saksıların ayıplı olup olmadığı, ayıbın mahiyeti, ayıp söz konusu ise bunun davalı firma tarafından tazmin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında, davacı şirketin ayıp nedeniyle seçimlik hakka sahip olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.6102 sayılı Yasanın "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23 üncü maddesinin il fıkrasına göre, bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
Anılı maddenin ilk fıkrasının (b) bendine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. (Yargıtay -----.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, -----04/11/2020 tarihli ve-----. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay -----.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve -----Sayılı ilamı).6098 sayılı Yasanın "Gözden geçirme ve satıcıya bildirme" üst başlıklı 223 üncü maddesine göre ise, alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır (f.2).Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacının dava dilekçesinde dava konusu ürünlerin ayıpsız misliyle değiştirilmesini,ilk talebin reddi halinde ürünlerin iadesi ile ayıplı olan ürünlerin satım bedelinin satım tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini,
davacının uğramış olduğu doğrudan ve dolaylı zararların tespiti ile şimdilik 1.000TL'nin ödenmesini talep ettiği,25/11/2022 tarihli teknik bilirkişi raporunda davaya konu saksıların gizli ayıplı olarak değerlendirildiği,
Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında:
Taraflar arasında öneri (icap)-kabul üzerine (Teklif Formu’ nda görüldüğü üzere) TBK m. 1 hükmü gereğince KDV dahil 157.919,40TL. satım bedelli, taşınır satış sözleşmesinin kurulduğu; davacının alıcı, davalının ise satıcı sıfatını haiz olduğu,
Davacı tarafından 19.11.2020 tarihinde----. Noterliği’ nde düzenlenen -----
yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya gönderildiği; tebliğ şerhinden işbu tebligatın
23.11.2020 tarihinde devalıya tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, ihtarnamede özetle ayıplı mallar nedeniyle ihtarnamenin tebliğinden itibaren 10 gün içinde ayıpsız misliyle değişimin yapılmasının talep edildiği, Gizli ayıbın bulunduğu yönündeki tespitin yapıldığı teknik bilirkişi raporunun 25/11/2022 tarihinde sunulduğu; ancak ayıbın varlığına ilişkin olarak davacı tarafından davalıya gönderilen noter ihtarnamesinin ise 19.11.2020 tarihinde gönderildiği; hal böyle olmakla ayıp ihbarına yönelik noter ihtarnamesinden yaklaşık 2 yıl onra teknik bilirkişi raporunun
düzenlendiği; eğer söz konusu durumun imalattan kaynaklandığı ve kullanım hatasından kaynaklanmadığı kabul edilir ise bu halde ayıptan sorumluluk (ayıba karşı tekeffül) hükümleri gereğince değerlendirme yapılabileceği, eğer gizli ayıbın olduğu ve davalının sorumluluğunun bulunduğu kabul edilir ise bu halde:
Huzurdaki davadaki ilk talebin “ayıpsız misliyle değişim” yönünde olduğu görülmekle
teknik bilirkişi raporunda “gizli ayıbın” bulunduğuna yönelik tespit yapıldığından TBK
m. 223/II,c.son1 hükmü gereğince gizli ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa alıcı
davacının, ayıbı “hemen” satıcıya bildirilmesi gerektiği; ayıbı bildirme “külfetini” yerine
getirmezse satılanı bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılacağı; (eğer davacı tarafından
19.11.2020 tarihinde ----. Noterliği’ nde düzenlenen ----- yevmiye numaralı
ihtarnamenin davalıya tebliği ile alıcı davacı tarafından ayıbı bildirme külfetinin yerine
getirildiği kabul edilir ise) davacı alıcının, TTK m. 23/c2 ve TBK m. 223/II,c.son hükmünce gizli ayıpta süresinde “ayıbı gözden geçirme ve bildirme (ihbar etme) külfetini” yerine getirdiği; dolayısıyla eğer alıcı davacının ayıbı bildirme/ihbar etme külfetini yerine getirdiği kabul edilir ise bu halde TBK m. 227/I, b.43 ve 2304 hükmünce ayıpsız misli ile değişim yönündeki yenilik doğuran hakkını kullanabileceği (kaldı ki teknik bilirkişi raporunda ayıpsız misli ile değişimin mümkün olduğunun da beyan edildiği) kanaatine varıldığı, takdirin elbette Sayın Mahkeme’ye ait olduğu,
Huzurdaki davadaki diğer talebin “ürünlerin iadesi ile ayıplı olan ürünlerin satım
bedelinin satım tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte
davalıdan alınarak davacıya verilmesi” yönünde olduğu görülmekle bu halde TBK m.
227/I, b.15 ve m. 229/I6 hükmünce satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek
sözleşmeden dönme yönündeki bozucu yenilik doğuran hakkını talep ettiği; ancak
yenilik doğuran hakların “bir kere kullanılabileceği; geri alınamayacağı; bir kere
kullanılmakla tükeneceği” ilkeleri gözetildiğinde davacı tarafından 19.11.2020 tarihinde ------. Noterliği’ nde düzenlenen ----- yevmiye numaralı ihtarnamede ayıpsız
misli ile değişim yönündeki yenilik doğuran hakkın kullanıldığı görüldüğünden
sonrasında davacının TBK m. 227/I hükmüne aykırı olarak başka bir seçimlik hakkı
kullanmasının kanuna uygun olmadığı kanaatine varıldığı, takdirin elbette
Mahkeme’ye ait olduğu, Davacının son talebi olarak da “davalının davacıya sattığı ürünlerde devamlı sorunlar çıktığından bu ürünler nedeniyle davacının dava dışı----
ödemek zorunda kalacağı bedelin şu aşamada tam olarak netleşmediğini; ürünlerdeki ayıp ve ürünlerin neden olduğu zarar miktarının bilirkişi raporu ile belirleneceğini”; “davacının ayıplı ifadan kaynaklanan doğrudan ve dolaylı zararları mevcut olup, bu zararların bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğini”; “davacının uğramış olduğu zararların ve kar kaybının bilirkişi
marifetiyle tespit edilmesi gerekmekte olduğunu” beyan ettiği; bu kapsamda Mahkemece bilirkişi görevlendirmesinde “davacı vekilinin uğramış olduğu doğrudan ve dolaylı zararlarının tespitini talep ettiği”, bu hususta mali inceleme yapıldığında dosya kapsamından ve defter incelemesinden bu tespitin yapılamadığı; bu tespitin yapılması için HMK m. 194(1) hükmüne göre somutlaştırma yükünün yerine getirilip getirilmediğini takdirin mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce talimat yolu ile aldırılan bilirkişi raporu ile dava konusu yerde yaptığımız inceleme neticesinde rapor içerisinde detaylı bir şekilde belirttiğimiz üzere saksılarda deformasyonların (Boya dökülmesi, yapısal ve şekilsel bozulmalar, oksitlenme, su sızdırma, tekerleklerin sağlıklı çalışmaması vb.) oluştuğu tespit edilmiştir. Özellikle büyük ebat saksılarda ciddi deformasyonların oluştuğu, küçük ebatlı saksılarda ise deformasyonların başladığı, davaya konu ---- saksıların özellikleri arasında uzun süre bakım gerektirmeden ve bozulmadan dayanabilmesi bulunmaktadır. Bu durum dava dosyasında mevcut 15 mart 2019 tarihli faturada da 'Ürünlerimiz hiçbir bakım gerektirmeden, yıllarca sorunsuz kullanılabilir' notu ile belirtildiği, 1-2 senelik süre zarfında bu şekilde bozulmaların oluşmasının normal olmadığı, bu sebeple hatalı ve/veya defolu ürünler kullanıldığı, tüm bu bilgiler ve tespitler bir arada düşünüldüğünde davaya konu saksıların tamamının ayıplı ürün olarak değerlendirilmesinin doğru olacağı, ayrıca davaya konu ürünlerin dava tarihi itibariyle bedelinin 295.310,00 TL olarak hesaplandığı, saksıların değiştirilmesi durumunda saksı içlerinde bulunan bitkilerin durumunun ne olacağının uzmanlıkları dışında olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Tanık ... talimat yolu ile görgüsüne başvurulmuş, tanık "2015 yılı Kasım ayında 2020 yılı Nisan ayına kadar dava dışı----proje müdürü olarak çalıştım. Dava dışı şirket-----müzesi projesi genel mekan peyzaj işlerine ilişkin ihaleyi alt yüklenici olarak davacı şirkete verdik. Davacı şirket işin peyzaj işini alması üzerine söz konusu işte davalı şirketten almış olduğu ---- saksıları kullandı. Ancak dış mekan ---- saksılarda özellikle tekerlekli olanlarda en ufak hareket ettirmede tekerlekler kırılmaya başladı, kırıldıkça saksılar deforme olmaya başladı. Saksılarda dış mekanda büzüşmeler oluştu, boyalarda kabarmalar oluştu, saksılar su akıtmaya başladı ve akabinde pas akıttı. Bu durumu davacı tarafa bildirmemiz üzerine davacı da satıcı olan davalıya bildirdi. Davalı taraf bunun üzerine birkaç kez elemanlarını gönderip yerinde pansuman çözümler üretmeye çalıştı. Ancak ayıplar giderilemediği için ana işveren olarak biz bunu kabul etmedik. Bu sebeplerden dolayı biz de alt yüklenici olan davacının saksılarla ilgili hak edişlerini ödemedik. Teminatlarına da irad konuldu diye biliyorum. Ben ayrıldıktan sonra da bu konuyla ilgili ihtilaf devam ediyordu. Sorun çözülemedi dedi. Tanıklık ücreti istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... adına açık davetiye çıkarılmış, mahkememizce görgüsüne başvurulmuştur. Tanık "Ben davacının, peyzaj mimarlık hizmet verdiği otelde kalite kontrol müdürüyüm, saksılar ilk geldiğinde kontrollerini ben yaptım üzeri kapalı ve klimalı olan alana alındı, yerleri hazırlandıktan sonra içlerine toprak koyularak kullanmaya başladık, ortalama 15 gün sonra saksılardan dışarı su akıtmaya başladı, zeminlere zarar vermeye başladı, saksıların iç aksanın metal kısmı paslanmaya başladı, davacı firmaya bunu bildirdik, oda saksıları almış olduğu davalı firmaya bildirdi, davalı firma önce hatayı kabul etmişti ama daha sonra geri dönüş yapılmadı, saksılardaki hata gözle görülebilecek bir hata değildi kullanımdan sonra meydana geldi, bu ayıpları davacı fırmaya videolu bir şekilde mail atarak bildirdik , şu anda saksılar kullanılabilecek durumda değildir, hepsinde ayıp meydana gelmiştir, 30 un üzerinde saksı aldık, şu anda tam sayısını hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.Somut olayda; saksı satışına ilişkin sözleşmenin davacı ve davalı arasında kurulduğu çekişme konusu olmayıp, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği, borç ilişkisinin sadece tarafları arasında hüküm ve sonuç doğuracağı, sözleşmeden doğan talep haklarının yalnızca sözleşmenin tarafları tarafından ve birbirlerine karşı ileri sürülebilecekleri, davacının alıcı, davalının satıcı olduğu dava konusu satış sözleşmesi bakımından, TBK'nun 219 ve devamı maddelerinde düzenlenen satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğundan doğan talep haklarının davacı satıcı tarafından ileri sürülebileceği,anlaşılmaktadır.Dava konusu cihaz üzerinde bilirkişi heyeti tarafından fiziken gerçekleştirilen inceleme neticesinde ve davalı şirket yetkilileri tarafından düzenlenen servis formlarındaki tespitlerde cihazdaki ayıbın gizli ayıp olduğu, kullanım hatasından kaynaklı olmadığı tespit edilmiştir.
TBK’nın 227.maddesinde, "(1)Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.(2) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.(3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. (4)Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. (5)Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." düzenlemesi bulunmaktadır.Ayıbın ortaya çıkması üzerine alıcı, ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiştir. Davacının davasını terditli açtığı anlaşılmakla, teknik bilirkişi raporunda “gizli ayıbın” bulunduğuna yönelik tespit yapıldığından TBK m. 223/II,c.son1 hükmü gereğince gizli ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa alıcı davacının, ayıbı “hemen” satıcıya bildirilmesi gerektiği; ayıbı bildirme “külfetini” yerine getirmezse satılanı bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılacağı; davacı tarafından 19.11.2020 tarihinde ----- Noterliği’ nde düzenlenen ----- yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya tebliği ile alıcı davacı tarafından ayıbı bildirme külfetinin yerine getirildiği davacı alıcının, TTK m. 23/c2 ve TBK m. 223/II,c.son hükmünce gizli ayıpta süresinde “ayıbı gözden geçirme ve bildirme (ihbar etme) külfetini” yerine getirdiği, davaya konu ----- saksıların özellikleri arasında uzun süre bakım gerektirmeden ve bozulmadan dayanabilmesi gerektiği, dava dosyasında mevcut 15 mart 2019 tarihli faturada da 'Ürünlerimiz hiçbir bakım gerektirmeden, yıllarca sorunsuz kullanılabilir' notu ile belirtildiği, davaya konu saksıların tamamının ayıplı ürün olarak değerlendirildiği, doğrudan ve dolaylı zarar talebi yönünden alınan bilirkişi raporunda davacı vekilinin uğramış olduğu doğrudan ve dolaylı zararlarının tespit edilemediği bildirilmekle, davacının ürünlerin iadesi ile ayıplı olan ürünlerin satım bedelinin iadesi talebinin kabulüne, doğrudan ve dolaylı zarar talebinin tespit edilememesi nedeniyle ispat edilemeyen talebin reddine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kısmen KABULÜ ile 295.310,00 TL nin 22/03/2024 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
Davacıda bulunan dava konusu 15/03/2022 tarihli bilirkişi raporun da belirtilen ürünlerin davalı satıcıya iadesine, karşılıklı edimlerin aynı anda ifasına,
2-Doğrudan ve dolaylı zarar talebinin reddine,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 20.172,63 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL ile ıslah ile yatırılan 5.300,00 TL olmak üzere toplam 5.359,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 14.813,33‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç, 5.300,00 TL ıslah harcı, toplam 991,80 TL keşif harcı olmak üzere toplam 6.351,1‬0-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 4.500,00 TL bilirkişi ücreti, 2.263,40 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.763,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 46.296,50 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Doğrudan ve dolaylı zarar talebi yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekillerinin yüzüne karşı davalı vekilinin e-duruşma vasıtası ile, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.