WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/231
KARAR NO : 2024/462

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/09/2019
KARAR TARİHİ : 12/06/2024

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/12/2019
DAVA TARİHİ : 24/09/2019
KARAR TARİHİ : 12/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bir dönem ticari ilişki söz konusu olduğunu, müvekkilinin kamu kurumlarının açtığı ihalelere katıldığını, kazandığı ihaleler sonrasında idare ile imzalanan sözleşmeler gereğince, yüklenici sıfatı ile inşaat işleri ve taahhüt işleri yaptığını, müvekkilinin bu ve benzeri yapım işlerinde bir dönem davalı şirket ile ticaret yaptığını, davalı şirketin yetkilisinin ---- olduğunu, davalı şirket yetkilisinin öz kardeşi olan ----- bir dönem müvekkili şirketin mali müşavirliğini yaptığını, 2018 yılının sona ermesi ile birlikte müvekkili şirketin 2018 yılı hesapları, ticari defter ve kayıtları, stok kayıtları kontrol edildiğinde, davalı şirketin yetkilisinin kardeşi olan ----- müvekkili şirketin mali müşavirliğini yaptığı dönemde kardeşine ait şirket tarafından müvekkili şirket adına düzenlenen ancak hiçbir zaman karşılığında mal veya hizmet teslimi yapılmayan uydurma bazı faturaların, müvekkili şirket yetkilisinin bilgisi olmaksızın müvekkili şirkete ait defter ve kayıtlara işlendiğinin anlaşıldığını, müvekkili şirket tarafından davalıdan bu faturalara karşılık herhangi bir mal veya hizmet satın alnımamış olduğunu, herhangi bir mal veya hizmetin müvekkiline teslim edilmediğini, bu usulsüzlüklerin anlaşılması üzerine karşılığında herhangi bir mal veya hizmet alınmayan ve müvekkili şirket yetkilisinden habersiz olarak kayıtlara işlenen bu faturaların her bir faturanın karşılığında iade faturası düzenlenerek müvekkiline ait ticari kayıtlardan çıkarıldığını ve ----. Noterliği’nin 01.02.2019 Tarih ve ----- Yev. Sayılı İhtarnamesi gönderilerek; bahsedilen faturalara karşılık iade faturaları düzenlenerek sistemden tebliğ edildiğinin davalıya bildirildiğini ve ayrıca düzenlenen faturaların birer örneğinin de ihtarname ekinde tebliğ edildiğini, noterden gönderilen iş bu ihtarname ile davalı şirket yetkilisinin kardeşi olan mali müşavirin azledildiğini, davalı tarafından düzenlenen ve müvekkili şirket yetkilisinin haberi olmadan müvekkili şirket kayıtlarına işlenen bu faturalar ticari kayıtlardan çıkarıldıktan sonra müvekkili şirketin davalıdan olan alacağı 1.968.592,78 TL’nin ödenmesinin de yine davalıya gönderilen ihtarname ile talep edildiğini, noterden gönderilen ihtarnameye rağmen davalı tarafından borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde ---- İcra Müdürlüğü’nün -----. sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini, davalı tarafından icra dosyasına bu faturalara konu malların teslim edildiğine dair bir kısım irsaliyeler sunulmuş ise de bu irsaliyelerin tamamına yakınının imzasız olduğunu, birkaç tanesinde yer alan imzaların ise irsaliyede ismi yazılı olan ----- ait olmadığının anlaşıldığını, davalının imzasız ve sahte imza atılmış bir kısım irsaliyeler ile mal teslim ettiğini ispat etmeye çalıştığını, taraflarınca dava şartı olan arabuluculuk sürecinin yerine getirildiğini, yapılan görüşmeler sonucunda tarafların herhangi bir anlaşmaya varamadığını, davalının icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi ve dava şartı arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlanmış olması nedeniyle huzurdaki davanın açılarak davalının itirazının iptali ile inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edilmesi gerektiğini, davalı şirket tarafından düzenlenen ve kayıtlardan çıkarılan faturalar karşılığında müvekkili şirketin davalıdan herhangi bir mal veya hizmet satın almış olmadığını, bu faturaların müvekkili şirket yetkilisinin haberi olmaksızın kayıtlara işlendiğini, davalının müvekkiline ait kayıtlardan çıkarılan faturalar karşılığında mal veya hizmet teslim ettiğini imzalanmış irsaliyeler ile ispat etmek zorunda olduğunu, müvekkili şirket tarafından bu faturalara ilişkin irsaliyelerin davalı şirketten talep edildiğinde herhangi bir irsaliye gönderilmediğini ancak davalı aleyhinde icra takibi yapıldıktan sonra bir kısım imzasız irsaliyeler ile birkaç tane de sahte imza içeren irsaliyelerin icra dosyasına sunulduğunu, davalı tarafından karşılığında herhangi bir mal veya hizmet teslim edilmeyen bu faturalara ilişkin olduğu iddia edilen irsaliyelerin tamamına yakınının imzasız ve birkaç tanesinde sahte imza bulunduğundan bu irsaliyeler ile faturalara konu mal veya hizmetin teslim edildiğinin ispat edilemeyeceğini, söz konusu faturaların usulüne uygun bir şekilde müvekkiline ait ticari defter ve kayıtlardan çıkarılmasının haklı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bir dönem ticaret olduğunu, ancak sene sonu devirlerinde müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, stok kayıtları vs. kontrol edildiğinde, davalı şirket tarafından düzenlenen 12.05.2018 tarihli, ---- numaralı, 448.407,08 TL tutarlı, 20.05.2018 tarihli, ----- numaralı, 47.853,72 TL tutarlı (fiyat farkı faturası), 20.05.2018 tarihli, ----- numaralı, 497.549,36 TL tutarlı, 26.05.2018 tarihli, ----- numaralı, 688.157,12 TL tutarlı, 31.05.2018 tarihli, ---- numaralı, 505.908,48 TL tutarlı, 31.05.2018 tarihli, ---- numaralı, 1.162.890,00 TL tutarlı, 20.06.2018 tarihli, ----- numaralı, 55.991,00 TL tutarlı faturalara konu herhangi bir mal veya hizmet alınmadığını, faturalara karşılık herhangi bir irsaliye düzenlenerek müvekkiline fatura konusu malların teslim edilmediğini, bu faturaların müvekkili şirket yetkilisinin bilgisi olmadan ticari kayıtlara işlendiğinin anlaşıldığını, bu durumun anlaşılması üzerine faturaların ticari kayıtlardan çıkarılabilmesi için (faturaların iadesi mümkün olmadığından) bu faturalara karşılık olarak müvekkili şirket tarafından davalı adına iade faturalarının e-fatura olarak düzenlendiğini, birer örneğinin de noter ihtarnamesi ekinde davalıya tebliğ edildiğini, fatura içerikleri incelendiğinde bu faturaların demir satışına ilişkin olduğu ancak bu faturalara konu demirlerin müvekkiline hiç teslim edilmemiş olduğunun anlaşıldığını, bizzat davalı tarafından icra dosyasına sunulan maillerden müvekkili şirket çalışanlarının bu faturaların irsaliyelerini defaatle talep ettiği ancak irsaliyelerin davalı tarafından gönderilmediğinin görüldüğünü, müvekkili tarafından habersiz olarak işlenen ve irsaliyesi dahi bulunmayan bu faturalar kayıtlardan çıkarıldığında ve davalıdan olan alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığında davalı tarafından uydurma bir takım irsaliyelerin ortaya çıkarıldığını, ancak davalı tarafından icra dosyasına sunulan bu irsaliyelerin imzasız ve ----- ismi yazıldığı halde bu şahıs tarafından imzalanmayan ve sahte imza atılmış bir kısım irsaliyeler olduğunu, bu durum nazara alındığında davalı tarafından düzenlenen faturalara konu mal veya hizmetlerin teslim edilmemiş olduğunun açık olduğunu, fatura düzenlenmiş olmasının hatta bu faturaların müvekkili şirket yetkilisinden habersiz veya sehven ticari defterlere kaydedilmiş olmasının da fatura düzenleyen davalıyı alacaklı hale getirmeyeceğini, davalının faturalara konu mal veya hizmetleri müvekkili şirket tarafından imzalanmış irsaliyeler ile ispat etmesinin zorunlu olduğunu, icra dosyasına sunulan irsaliyeler imzasız olduğundan (birkaç tanesinde yer alan imzalar da irsaliye üzerinde adı yazılı olan ----- ait olmadığından), sonradan uydurulduğu anlaşılan bu belgeler ile fatura konusu mal veya hizmetin teslim edildiğinin ispat edilemeyeceğini, irsaliyelerin üzerinde ismi yazılı olan ----- müvekkili şirketin ----- bulunan şantiyesinde görevli olduğunu, davalıdan daha evvel satın alınan malların bu şahıs tarafından imzalanan irsaliyelerle teslim alındığını, davalının bu hususu bildiğinden esasında hiç teslim edilmeyen mallar için sonradan uydurduğu irsaliyeleri de sanki mallar ---gönderilmiş ve ---- tarafından teslim alınmış gibi düzenlediğini, irsaliyelerin tamamının üzerinde -----isminin yazmasının da bu nedenle olduğunu, birkaç irsaliye üzerinde yer alan imzaların ---- ait olmadığını, daha evvel ----- tarafından teslim alınan mallara ilişkin irsaliyeleri ekte sunduklarını, gerçekten ---- tarafından imzalanan irsaliyeler ile davalı tarafından sahte imza ile düzenlenen irsaliyeler incelendiğinde çıplak gözle bile imzaların benzemediğive davalı tarafından bu imzaların sonradan sahte olarak atıldığının anlaşılacağını, davalı tarafından icra dosyasına sunulan irsaliyelerin sonradan gerçeğe aykırı olarak uydurulduğunu, müvekkili şirket yetkililerinin ya da çalışanlarının imzasını taşımadığını, bu nedenle de faturalara konu malların teslim edildiğine dair herhangi bir delil olamayacaklarının anlaşıldığını, davalı tarafından karşılığında herhangi bir mal ve hizmet teslim edilmeyen ve gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği anlaşılan faturaların, müvekkiline ait ticari kayıtlardan haklı olarak çıkarılması sonrasında müvekkili şirketin davalıdan 1.968.592,78 TL alacaklı olduğunun anlaşılacağını, davalının takibe itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunun ortada olduğunu, davalı şirket yetkilisinin borcundan kurtulmak için önce kardeşi olan mali müşavir ile birlikte hareket ederek gerçeğe aykırı bazı faturalar düzenleyerek müvekkiline ait ticari kayıtlara eklenmesini sağladığını, bu durumun ortaya çıkması sonucunda gerek noterden gönderilen ihtarname ile ve gerekse de takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, dava konusu olan alacağın likit olduğunu, davalıya gönderilen ihtarname ile talep edildiğini ve davalının önce ihtarname ardından da ödeme emri ile temerrüde düşürüldüğünü, bu durumda takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin yasa gereği şart olduğunu belirterek, müvekkilinin fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının----. İcra Müdürlüğü’nün ---- sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, davalının takip tutarının % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın reddedilmesi gerektiğini, öncelikle dosyaya sundukları süre uzatım talebine dair dilekçelerindeki beyanları ile icra dosyasına sundukları itirazlarını aynen tekrar ettiklerini, davalı müvekkilinin uzun süredir inşaat sektöründe faaliyette bulunduğunu, bugüne kadar pek çok kamu kurumunun ihalelerini ve özel şirketlerin ihalelerini almış olduğunu ve aldığı tüm işleri zamanında tam ve eksiksiz bitirip teslim ettiğini, müvekkili şirketin, sektörünün bilinen ve tanınan şirketlerinden olduğunu, davalı müvekkili şirketin, davacı şirketin ortak ve yetkilileri ile uzun süredir tanıştığını, gerek şahıslar ve gerekse de şirketleri arasında da ticari ilişkileri bulunduğunu, hatta ortak işler dahi yaptıklarının varit olduğunu, müvekkilinin son yıllarda demir ve demir türevi toptan satış işlerine de yöneldiğini ve bu emtia pazarında da pek çok satışlar gerçekleştirdiğini, davacı tarafın da müvekkili şirketten uzunca bir süredir değişik türden inşaat demiri vs. satın aldığını, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından 2018 yılında da davacı tarafa demir satışı yapıldığını, satışı yapılan demirlerin nakliye şirketleri aracılığıyla davacı tarafın yüklenicisi olduğu ’----- bulunan altgeçit inşaat sahasına sevk edilip teslim edildiğini, davacı tarafın bu demirleri alıp inşaatta kullandığını, inşaatta bu demirler ile imalat gerçekleştirdiğini, bu kapsamda en son 2018 yılı Mayıs ayı sonuna kadar davacı şirkete emtia satışı yapıldığını, satılan emtia davacı şirkete ---- şantiyesinde teslim edildiğini, davacı tarafça bu şantiyede demirlerin kullanıldığını ve imalatların yapıldığını, satışı yapılan demirlerin faturalarının 2018 yılı Mayıs ve Haziran aylarında tanzim edilip davacı şirkete gönderildiğini, davacı şirket tarafından satışı yapılan emtianın bir kısım bedelinin müvekkiline ödendiğini ancak kalan 1.438.159,26 TL lik kısmın ise halen ödenmediğini, müvekkili şirket yetkilisi tarafından davacı taraf nezdinde yapılan girişimlerin sonuç vermediğini, davacı tarafın yetkilileri ile müvekkili şirket yetkilileri arasında tartışmalar yaşandığını, davacı tarafın bu tartışmalar neticesinde müvekkilinden aldığı emtianın bedelini ödemek yerine 30.01.2019 tarihinde müvekkilinin davacı tarafa satıp şantiyesinde teslim ettiği ve şantiyesinde davacı tarafça kullanılan emtia ile ilgili 31.01.2019 tarihli, 688.157,12 TL tutarlı, ----- numaralı, 31.01.2019 tarihli 55.991,00 TL tutarlı, ----- numaralı, 31.01.2019 tarihli, 505.908,48 TL tutarlı, ---- numaralı, 31.01.2019 tarihli, 1.162.890,00 TL tutarlı, ------ numaralı, 31.01.2019 tarihli 47.853,72 TL tutarlı, ----- numaralı, 31.01.2019 tarihli, 497.549,36 TL tutarlı, ---- numaralı, 31.01.2019 tarihli, 448.407,08 TL tutarlı, ----- numaralı faturaları tanzim edip elektronik sistem üzerinden müvekkiline gönderdiğini, bunun üzerine taraflarınca yasal süresi içerisinde --- Noterliği’nin 04.02.2019 tarih ve ----- yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek faturalara, fatura içeriklerine itiraz edilip faturaların tamamının davacı tarafa iade edilmiş olduğunu, ihtarname içeriğindeki hususlarda mukabil ihtarnamelerinimn keşide edildiğini, müteakiben davalı tarafa ---- Noterliği’nin 11.02.2019 tarih ve ----- yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edilerek müvekkilinin 1.438.159,26 TL tutarındaki faturalardan doğan alacaklarının ödenmesinin ihtar edildiğini, davacı tarafça daha evvel keşide edilip müvekkili şirkete usul ve yasaya uygun olmayan şekilde tebliğ edilmiş olan-----Noterliği’nin 01.02.2019 tarih ve ---- yevmiye sayılı ihtarnamesi ile müvekkili şirketle olan hukuki sorununu farklı bir boyuta taşıyarak adeta belden aşağı çalışırcasına müvekkili şirket yetkilisinin kardeşi olan ----- hakkında suç nitelikli iddialarla bir takım haklar elde etmek çabası ile ihtarname keşide ettiğini, bu ihtarnameye karşı da taraflarınca-----. Noterliği’nin 26.02.2019 tarih ve ----- yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacının ahlak dışı iddiaları hakkında cevap verildiğini, davacı tarafın müvekkiline borçlu olduğunu bildiğini ve bu borcunu ödemek yerine sırf borç ödememek için bir yandan müvekkili şirket yetkilisinin kardeşini ahlak dışı iddialarla itham etmek diğer yandan da iade faturası kesmek suretiyle hak elde etmek çabasına giriştiğini, davacının bu şekildeki tutum ve davranışının hem haksız olduğunu hem de hukuka aykırı olduğunu, davacının iş bu davasını ve iddialarını müvekkilinin haklı alacaklarını ödememek maksadıyla yaptığını, bu husustaki haklılıklarının dosyada toplanacak delillerle sabit olacağını, davacı tarafın ne ileri sürersem mübah mantığı ile hareket edip her türlü iddiayı sıralayarak dava ikame ettiğini, irsaliyelerdeki imzalara itiraz ettiğini, ayrıca faturaların----- tarafından davacı şirket yetkililerinin bilgisi dışında mal teslimi olmaksızın davacı şirket kayıtlarına intikal ettirildiğinden bahsettiğini, ancak somut bir delile dayalı tek bir hususu ileri sürmediğini, icra dosyasına taraflarınca davacı şirket merkezindeki çalışanlarla yapılmış mutabakatlar ve e-maillerin bir kısmının konulduğunu, bu kayıtların bile tek başına davacı tarafın davasının ve iddialarının ne kadar haksız, mesnetsiz ve ahlak dışı olduğunu ortaya koyduğunu, davacı tarafın emtiaları teslim almadığını iddia ettiğini, oysa emtiaların nakliye firması aracılığıyla davacının----- şantiyesine gönderildiğini ve burada davacı şirket şantiye yetkililerince teslim alınıp inşaatta kullanıldığını, kullanılan demirin tonajı ve tutarı dikkate alındığında ve yapılan işin de niteliği ve büyüklüğü de dikkate alındığında demirin davacı tarafça kullanıldığı ortada iken davacının itirazda bulunmasının açıkça haksız ve hukuksuz olduğunu, müvekkili şirketin emtiayı bizzat kendi araçları ile göndermediğini, nakliyeci aracılığıyla gönderdiğini, nakliye şirketlerine de nakliye bedellerini ödediğini, yani müvekkiline atfedilen sahtecilik veya başkaca bir durumun sözkonusu olmadığını, nakliye şirketi yetkilileri ve nakliyeyi yapan araç sürücüleri davet edilip dinlendiğinde ürünlerin davacı tarafa teslim edildiğinin ve davacı tarafça da kullanıldığının sabit olacağını, davacı tarafın dava dilekçesinde sürekli olarak--- isimli kişinin irsaliyeleri imzalamadığından bahsettiğini, imzalı olanların imzasının ise bu kişiye ait olmadığını iddia ettiğini, davacının bu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, adı geçen ----- isimli kişinin davacı şirket yetkilisinin kayınbiraderi olduğunu, bu durumuna davacı taraf ne derse onu yapabilecek hatta kolaylıkla da yalan söyleyebilecek bir kişi olduğunu gösterdiğini, bu bakımdan irsaliyelere ve imzalara dair davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın emtiaları teslim almadığını iddia ettiğini, icra dosyasına sundukları evraklar dikkatle incelendiğinde; davacı tarafça 2018 yılı Mayıs ayında müvekkilinden satın alınan emtialarla ilgili faturaların tamamının davacı şirket kayıtlarında yer aldığını ve vergi dairesine alım faturası olarak bildirildiğini, bu faturaların tamamının davacı şirket e-mail adresine ve davacı şirket yetkililerine gönderildiğini, yetkililerce bu fatura e-maillerinin açıldığını ve şirket bünyesindeki muhasebe elemanları tarafından da defter ve kayıtlara işlendiğini, hal böyleyken faturalardan haberdar olmama, malı almama ve faturalardaki emtianın alınmadığından dem vurmanın hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın emtiayı satın aldığını bildiğini ancak şimdi itirazda bulunduğunu, 27.06.2018 tarihli e-mail ile davacı şirket çalışanları tarafından Mayıs 2018 tarihindeki cari hesap mutabakatına dair ileti ile müvekkili şirketin davacı taraftan 3.232.591,00 TL alacaklı olduğunun teyit edildiğini ve mutabakat bildirimi yapıldığını, bu yazışmanın davacı şirket merkezindeki çalışanı---- tarafından yazılıp gönderildiğini, yine Temmuz 2018 deki bir e-mailde de irsaliyelerin müvekkili şirketten istendiğini, bu durumun davacı taraf emtiaları satın aldığını bildiğini gösterdiğini ve satın alınma hususunun doğrulandığını, şeklen irsaliye talebinin sözkonusu olduğunu, irsaliyelerin bilahare davalı tarafa iletilmiş olduğunu, birer suretinin icra dosyasına da sunulduğunu, --- - - tarafından, davacı müvekkili şirketin 04.12.2018 tarihi itibariyle davacı taraftan cari hesapta 1.809.395,00 TL alacaklı olduğuna dair cari hesap bilgisi ve özeti bildirimi yapıldığını, ---- tarafından 04.12.2018 tarihinde müvekkili şirkete gönderilen hesap ekstresi ve 2 adet alacak kaleminin de cariye eklenmesi halinde hesapta mutabık kalınacağı hususunun e-mail olarak bildirildiğini, davacı şirket ortak ve yetkilisinin kız kardeşi ----ile ----- ve diğer çalışanlar arasında yapılmış yazışmada ---- tarafından (bu yazışmaların müvekkiline de geldiğini) ile müvekkili şirkete ödeme yapılması istendiğini, sonra da hem dekont ve hem de cari hesap özetinin paylaşıldığını, paylaşılan cariye göre müvekkili şirketin 2.938.159,26 TL alacaklı görüldüğünü, 06.12.2018 tarihinde bahsedilen ödeme tutarının 2.000.000 TL olduğunu,----- tarafından 07.12.2018 tarihli e-mail ile müvekkili şirket muhasebesine yapılan ödemeye dair dekont paylaşımı yapıldığını, bahsedilen ödeme tutarının 1.500.000 TL olduğunu,---- ile müvekkili şirket arasında 2018 yılına ait pek çok ayda mutabakat yapıldığını, bu hususun e-maillere yansıdığını, her mutabakatta müvekkilinin cari hesaptaki alacaklarının davacı tarafça teyit alınarak kabul edildiğini, tüm bunların davacı tarafın aslında müvekkilinden emtiayı satın aldığını ve kullandığını açıkça gösterdiğini, davacının çalışanlarının ve davacı şirketin ortak ve yetkilisinin kız kardeşinin e-maillerinden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın emtiayı aldığını kabul ettiğini, yazışmalara da bu hususu yansıttığını, davacı tarafın müvekkilinden emtia aldığını hem yazışmalara döktüğünü ve hem de vergi dairesi kayıtlarına işlediğini, ancak satın aldığı emtiaların bedelini ödememek için iade fatura, emtia teslim etmeme, ---- tarafından bedelsiz fatura ile işlem yapma gibi haksız ve komik iddialara sarıldığını, davacı tarafın --- - usulsüzlüklerini ileri sürmesine karşılık davacı şirketin kendi çalışanı ve hatta yetkilisinin kız kardeşinin borcu kabul mahiyetindeki yazışmalarını ise görmezden geldiğini, ortada bir usulsüzlük olduğunu onun da davacı tarafça yapıldığını, davacı tarafın tacir olduğunu ve kamu ihaleleri alıp yaptığını, davacı tarafça müvekkili şirketten son emtiaların alındığı tarih Mayıs 2018 ve Haziran 2018 tarihi olduğunu, davacı tarafa müvekkilince düzenlenip gönderilen faturaların elektronik ortamda gönderildiğini, elektronik ortamda gönderilen faturaların ilgili şirket yetkilileri tarafından şifre ile girilen sistem üzerinden görülüp, açılıp ve kayıtlarının yapıldığını, davacı şirket yetkililerinin elektronik ortamda gelen faturaları aldığını, inceleyip kendi iç muhasebe servisine gönderdiğini, defter ve kayıtlarına işlendiğini, davacı tarafın muhasebe işlerinin evrak belge kayıt vs. işlerinin davacı tarafın şirket merkezindeki kendi çalışanları tarafından yapılmakta olduğunu, buna ne müvekkilinin ve ne de mali müşavirin müdahale şansı bulunmadığını, zira mali müşavirlerin sürekli olarak davacı tarafın işyerinde bulunmadıklarını, aylık bazda kayıtları kontrol edip gerekli beyannameleri vs. onayladıklarını, bunun da, davacı tarafın kendi çalışanlarına kendisi tarafından faturaların ulaştırıldığı ve defterlere işlendiği anlamına geldiğini, bu durumun davacı tarafın----- tarafından usulsüzlük yapıldığı iddiasını açıkça çürüttüğünü, davacının her şeyi bildiğini ancak borcunu ödememek için bu yola başvurduğunu, davacı tarafın tacir olduğunu ve tacir olmanın gerektirdiği bazı hususlar olduğunu, davacının basiretli bir işadamı gibi davranmadığını ve halen de bunda ısrar ettiğini, basiretli bir işadamı olarak davacı tarafın kendisine tebliğ edilen faturaları incelemesi, içeriğine veya sair hususlara dair bir itirazı var ise bunu da TTK’nda öngörülen sürelerde karşı tarafa bildirmesi faturaların iadesi ve sair itiraz haklarını kullanması gerektiğini, ancak davacı tarafın müvekkili tarafından gönderilen faturaları alıp Mayıs 2018 de ve Haziran 2018 de defterlerine işlediğini, bu faturaların da içerisinde yer aldığı cari hesaplarla ilgili yukarıda arz edilen şekilde kabul beyanları ve mutabakat işlemlerini yaptığını, borcu kabul ettiğini, ancak daha sonra hak elde etmek amacıyla aradan 9 ay gibi bir süre geçtikten sonra mallar teslim alınmadı, irsaliyelerde sahte, ----- tarafından bilgi dışında usulsüzlük vs. iddialarında bulunduğunu, davacının yasal süresi içerisinde itiraz etmediği ve kabul edip defterlerine işlediği emtiayı satın aldığını yazışmaları ile kabul ettiğini, faturalardan ve borçlarından kurtulmak için iade faturası tanzim edip iş bu takibe girişmekle kendi kusuru ile hak iddia etmek yoluna gittiğini, kötüniyetle ve haksız bir şekilde hareket ettiğini, davacı tarafın iyiniyetli olmadığını, borç ödememek maksadıyla iş bu dava yoluna başvurduğunu, müvekkili şirket tarafından Mayıs 2018 tarihi ve ondan öncesinde davacıya bir kısım emtia satıldığını, nakliye firması aracılığıyla bu emtiaları davacı tarafın ----- bulunan şantiyesine sevk ederek teslim ettiğini, davacı tarafın satın aldığı emtiayı teslim aldığını, bu emtialar için müvekkili şirket tarafından kendisine gönderilen e-faturaları sistem üzerinden alıp defter ve kayıtlarına işlediğini, ayrıca vergi dairesine de bildirdiğini, ayrıca davacı tarafın müvekkili şirkete Mayıs 2018 den sonra kısmen de olsa bir miktar ödeme dahi yaptığını, davacı tarafın ----- bulunan şantiyesinde mahallen keşif yapıldığında müvekkili tarafından satılan emtialar olan demirin kullanıldığının rahatlıkla tespit edilebilecek olduğunu, bunun da iddialarının haklılığını ortaya koyan bir başka husus olduğunu, öte yandan Mayıs 2018 den sonra davacı şirketin yetkililerinin, kendi muhasebe personelinin gerek müvekkili şirket yetkilileri ve gerekse de müvekkili şirket mali müşavirinin ofis çalışanları ve mali müşaviri ile müvekkilinin alacaklarının varlığı hususunda mutabakat yazıları ve e-mailleri, hatta sms leri bulunmakta olduğunu, bunlar birlikte değerlendirildiğinde davcının takip konusu alacağının gerçek olmadığı, aksine müvekkilinin davacı taraftan alacaklı olduğunun somut delilleri olduğunu, davacının ne dosya kapsamındaki ihtarname, fatura ve ne de başkaca nedenlerden dolayı icra dosyasında veya başkaca bir nedenden dolayı müvekkili şirketin borcu bulunmadığını, açılan davanın haksız olduğunu, davacı tarafça işlemiş faiz talep edildiğini, müvekkili şirketin bir borcu bulunmadığı gibi temerrüdünün de sözkonusu olmadığını, kaldı ki faizin hangi tarihten ve hangi oran üzerinden hesaplandığının da açık olmadığını, talep edilen ve hesaplamalara esas alınan faiz oranı ve işlemiş faiz tutarının fahiş olduğunu, hukuka aykırı olduğunu, faiz oranına, talep edilen işlemiş faiz tutarına ve işlemiş faiz talebine itibar edilmemesi gerektiğini, davacı tarafın davasının, dava dilekçesindeki iddialarının tamamının haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olduğunu, davanın reddedilmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilirken haksız ve kötüniyetli davacı tarafın asıl alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın ileri sürdüğü alacak hususunun esası itibariyle yargılamayı gerektirdiğini, bu hususta toplanacak deliller ve mahallinde yapılacak keşif ile davacı tarafın iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunun açıkça ortaya çıkacağını, açıklanan nedenlerle davacı tarafın davasının haksız, mesnetsiz olduğunu, davacının talep ve iddialarını kabul etmediklerini, davacı tarafın davasının reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafa karşı, karşı dava ikame etme ve diğer tüm yasal haklarını saklı tuttuklarını belirterek, davacının haksız ve mesnetsiz davasının ve taleplerinin reddine, davacı tarafın asıl alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkumiyetine, yargılama giderleri, harçlar ve ücreti vekaletlerin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ esas sayılı dava dosyası mahkememizin ----- esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.
Birleşen dosyada, birleşen dosya davacı dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin uzun süredir inşaat sektöründe faaliyette bulunduğunu, bugüne kadar pek çok kamu kurumunun ihalelerini ve özel şirketlerin ihalelerini almış olduğunu ve aldığı tüm işleri zamanında tam ve eksiksiz bitirip teslim ettiğini, müvekkili şirketin, sektörünün bilinen ve tanınan şirketlerinden olduğunu, davacı müvekkili şirketin, davalı şirketin ortak ve yetkilileri ile uzun süredir tanıştığını, gerek şahıslar ve gerekse de şirketleri arasında da ticari ilişkileri bulunduğunu, hatta ortak işler dahi yaptıklarının varit olduğunu, müvekkilinin son yıllarda demir ve demir türevi toptan satış işlerine de yöneldiğini ve bu emtia pazarında da pek çok satışlar gerçekleştirdiğini, davalı tarafın Karayolları Genel Müdürlüğü’nün ---- (21/b sözleşmesini) 117.897.855,00 TL bedel ile ---- İş Ortaklığı ile alıp sözleşme imzaladığını, inşaatın halen devam ettiğini, davacı tarafın müvekkili şirketten uzunca bir süredir değişik türden inşaat demiri vs. satın aldığını, davalının 2 yılı aşkın süredir de müvekkilinden ---- şantiyesi ve diğer inşaatları için inşaat demiri aldığını, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından 2018 yılında da davalı tarafa demir satışı yapıldığını, satışı yapılan demirlerin nakliye şirketleri aracılığıyla davalı tarafın yüklenicisi olduğu ---- bulunan altgeçit inşaat sahasına sevk edilip teslim edildiğini, davalı tarafın bu demirleri alıp inşaatta kullandığını, inşaatta bu demirler ile imalat gerçekleştirdiğini, bu kapsamda en son 2018 yılı Mayıs ayı sonuna kadar davalı şirkete emtia satışı yapıldığını, satılan emtianın davacı şirkete ---- şantiyesinde teslim edildiğini, davalı tarafça bu şantiyede demirlerin kullanıldığını ve imalatların yapıldığını, sonradan öğrendikleri kadarıyla davalı tarafın bu demirleri başka şirketlere ve hatta iş ortaklığı bulunduğu şirketlere fatura edip sattığını, davalının müvekkilinden satın aldığı demirlerin büyük kısmını 3. Kişilere sattığının davalının Ba ve Bs formlarında kaydedilip vergi dairesine dahi bildirildiğini, satışı yapılan demirlerin faturalarının 2018 yılı Mayıs ve Haziran aylarında tanzim edilip davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirket tarafından satışı yapılan emtianın bir kısım bedelinin müvekkiline ödendiğini ancak kalan 1.438.159,26 TL lik kısmın ise halen ödenmediğini, müvekkili şirket yetkilisi tarafından davalı taraf nezdinde yapılan girişimlerin sonuç vermediğini, davalı tarafın yetkilileri ile müvekkili şirket yetkilileri arasında tartışmalar yaşandığını, davalı tarafın bu tartışmalar neticesinde müvekkilinden aldığı emtianın bedelini ödemek yerine 30.01.2019 tarihinde müvekkilinin davalı tarafa satıp teslim ettiği ve şantiyesinde davalı tarafça kullanılan tespit edebildikleri kadarı ile bir kısmını 3. Kişilere fatura ettiği emtia ile ilgili 31.01.2019 tarihli, 688.157,12 TL tutarlı, ----- numaralı, 31.01.2019 tarihli 55.991,00 TL tutarlı, ---- numaralı, 31.01.2019 tarihli, 505.908,48 TL tutarlı, ---- numaralı, 31.01.2019 tarihli, 1.162.890,00 TL tutarlı, ----- numaralı, 31.01.2019 tarihli 47.853,72 TL tutarlı, ---- numaralı, 31.01.2019 tarihli, 497.549,36 TL tutarlı, ------ numaralı, 31.01.2019 tarihli, 448.407,08 TL tutarlı, ----- numaralı faturaları tanzim edip elektronik sistem üzerinden müvekkiline gönderdiğini, bunun üzerine taraflarınca yasal süresi içerisinde ---- Noterliği’nin 04.02.2019 tarih ve ----- yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek faturalara, fatura içeriklerine itiraz edilip faturaların tamamının davalı tarafa iade edilmiş olduğunu, ihtarname içeriğindeki hususlarda mukabil ihtarnamelerinin keşide edildiğini, müteakiben davalı tarafa ----Noterliği’nin 11.02.2019 tarih ve ----- yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edilerek müvekkilinin 1.438.159,26 TL tutarındaki faturalardan doğan alacaklarının ödenmesinin ihtar edildiğini, davalı tarafça daha evvel keşide edilip müvekkili şirkete usul ve yasaya uygun olmayan şekilde tebliğ edilmiş olan --- Noterliği’nin 01.02.2019 tarih ve ---- yevmiye sayılı ihtarnamesi ile müvekkili şirketle olan hukuki sorununu farklı bir boyuta taşıyarak adeta belden aşağı çalışırcasına müvekkili şirket yetkilisinin kardeşi ol----- hakkında suç nitelikli iddialarla bir takım haklar elde etmek çabası ile ihtarname keşide ettiğini, bu ihtarnameye karşı da taraflarınc---. Noterliği’nin 26.02.2019 tarih ve ----- yevmiye sayılı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, davalı tarafın müvekkiline borçlu olduğunu bildiğini ve sırf borç ödememek için bir yandan müvekkili şirket yetkilisinin kardeşini ahlak dışı iddialarla itham etmek diğer yandan da iade faturası kesmek suretiyle hak elde etmek çabasına giriştiğini, davalının bu şekildeki tutum ve davranışının hem haksız olduğunu hem de hukuka aykırı olduğunu, davalının iş bu davasını ve iddialarını müvekkilinin haklı alacaklarını ödememek maksadıyla yaptığını, bu husustaki haklılıklarının dosyada toplanacak delillerle sabit olacağını, davalı tarafın ne ileri sürersem mübah mantığı ile hareket edip her türlü iddiayı sıralayarak dava ikame ettiğini, irsaliyelerdeki imzalara itiraz ettiğini, ayrıca faturaların----- tarafından davacı şirket yetkililerinin bilgisi dışında mal teslimi olmaksızın davacı şirket kayıtlarına intikal ettirildiğinden bahsettiğini, ancak somut bir delile dayalı tek bir hususu ileri sürmediğini, müvekkili şirket yetkililerinin tüm çabalarına rağmen davalı tarafça ödemeler yapılmayınca taraflarınca --- İcra Müdürlüğü’nün -----sayılı dosyası ile davalı taraf aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça itiraz edilince takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinden de bir netice elde edilemediğini, bunun sonucunda işbu itirazın iptali davasının ikame edilmek zorunda kalındığını, icra dosyasına taraflarınca davacı şirket merkezindeki çalışanlarla yapılmış mutabakatlar ve e-maillerin bir kısmının konulduğunu, bu kayıtların bile tek başına davalı tarafın davasının ve iddialarının ne kadar haksız, mesnetsiz ve ahlak dışı olduğunu ortaya koyduğunu, davalı tarafın emtiaları teslim almadığını iddia ettiğini, oysa emtiaların nakliye firması aracılığıyla davalıya gönderilerek teslim edildiğini, teslim hususunun davalının çalışanları hatta yetkilileri ile müvekkili şirket yetkilileri ve muhasebesinin yaptıkları e-mail vs. yazışmalarında da açıkça davalı tarafın kabulünde olduğunu, kullanılan demirin tonajı ve tutarı dikkate alındığında ve yapılan işin de niteliği ve büyüklüğü de dikkate alındığında demirin davalı tarafça kullanıldığı ortada iken davalının itirazda bulunmasının açıkça haksız ve hukuksuz olduğunu, müvekkili şirketin emtiayı bizzat kendi araçları ile göndermediğini, nakliyeci aracılığıyla gönderdiğini, nakliye şirketlerine de nakliye bedellerini ödediğini, yani müvekkiline atfedilen sahtecilik veya başkaca bir durumun sözkonusu olmadığını, nakliye şirketi yetkilileri ve nakliyeyi yapan araç sürücüleri davet edilip dinlendiğinde ürünlerin davalı tarafa teslim edildiğinin ve davalı tarafça da kullanıldığının sabit olacağını, davalı tarafın teslim hususunda itirazlarda bulunduğunu, oysa dosyadaki belgeler, yapılan inşaat ve kullanılan demirin tonajı, davalının 3. Kişilere müvekkilinden aldığı demirleri fatura edip satmış olması ve diğer hususlar karşısında aslında davalının demirleri aldığının ve kullandığının sabit olduğunu, teslim hususunun sırf irsaliye ile sınırlandırılarak buna dayanılarak itiraz edilemeyeceğini, ortada teslimin varlığını teyit eden başkaca deliller ve davalı tarafın kabulü var iken artık teslimin yapılmadığı iddiasının soyut ve dayanaksız kaldığını, davalı tarafından ---- isimli kişinin irsaliyeleri imzalamadığından bahsettiğini, imzalı olanların imzasının ise bu kişiye ait olmadığını iddia ettiğini, davalının bu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, adı geçen ----- isimli kişinin davalı şirket yetkilisinin kayınbiraderi olduğunu, bu durumunda davalı taraf ne derse onu yapabilecek hatta kolaylıkla da yalan söyleyebilecek bir kişi olduğunu gösterdiğini, bu bakımdan irsaliyelere ve imzalara dair davalı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davalı tarafın emtiaları teslim almadığını iddia ettiğini, icra dosyasına sundukları evraklar dikkatle incelendiğinde; davalı tarafça 2018 yılı Mayıs ayında müvekkilinden satın alınan emtialarla ilgili faturaların tamamının davalı şirket kayıtlarında yer aldığını ve vergi dairesine alım faturası olarak bildirildiğini, bu faturaların tamamının davalı şirket e-mail adresine ve davalı şirket yetkililerine gönderildiğini, yetkililerce bu fatura e-maillerinin açıldığını ve şirket bünyesindeki muhasebe elemanları tarafından da defter ve kayıtlara işlendiğini, hal böyleyken faturalardan haberdar olmama, malı almama ve faturalardaki emtianın alınmadığından dem vurmanın hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın emtiayı satın aldığını bildiğini ancak takibe itirazda bulunduğunu, 27.06.2018 tarihli e-mail ile davalı şirket çalışanları tarafından Mayıs 2018 tarihindeki cari hesap mutabakatına dair ileti ile müvekkili şirketin davalı taraftan 3.232.591,00 TL alacaklı olduğunun teyit edildiğini ve mutabakat bildirimi yapıldığını, bu yazışmanın davalı şirket merkezindeki çalışanı -----tarafından yazılıp gönderildiğini, yine Temmuz 2018 deki bir e-mailde de irsaliyelerin müvekkili şirketten istendiğini, bu durumun davalı tarafın emtiaları satın aldığını bildiğini gösterdiğini ve satın alınma hususunun doğrulandığını, şeklen irsaliye talebinin sözkonusu olduğunu, irsaliyelerin bilahare davalı tarafa iletilmiş olduğunu, birer suretinin icra dosyasına da sunulduğunu,----- tarafından müvekkili şirket tarafına 24.07.2018 tarihli e-mail ile müvekkili şirketten 47.450 TL lik bir alışlarının olduğu hususunun mutabakat amacı ile bildirildiğini, ----- tarafından, davacı müvekkili şirketin 04.12.2018 tarihi itibariyle davalı taraftan cari hesapta 1.809.395,00 TL alacaklı olduğuna dair cari hesap bilgisi ve özeti bildirimi yapıldığını, ----- tarafından 04.12.2018 tarihinde müvekkili şirkete gönderilen hesap ekstresi ve 2 adet alacak kaleminin de cariye eklenmesi halinde hesapta mutabık kalınacağı hususunun e-mail olarak bildirildiğini, davalı şirket ortak ve yetkilisinin kız kardeşi --- ile ----- ve diğer çalışanlar arasında yapılmış yazışmada -----tarafından (bu yazışmaların müvekkiline de geldiğini) ile müvekkili şirkete ödeme yapılması istendiğini, sonra da hem dekont ve hem de cari hesap özetinin paylaşıldığını, paylaşılan cariye göre müvekkili şirketin 2.938.159,26TL alacaklı görüldüğünü, 06.12.2018 tarihinde bahsedilen ödeme tutarının 2.000.000 TL olduğunu,----- tarafından 07.12.2018 tarihli e-mail ile müvekkili şirket muhasebesine yapılan ödemeye dair dekont paylaşımı yapıldığını, bahsedilen ödeme tutarının 1.500.000 TL olduğunu,---- ile müvekkili şirket arasında 2018 yılına ait pek çok ayda mutabakat yapıldığını, bu hususun e-maillere yansıdığını, her mutabakatta müvekkilinin cari hesaptaki alacaklarının davalı tarafça teyit alınarak kabul edildiğini, davalı tarafın aldığı demirleri ---- Şantiyesi’nde kullandığını, yine davalı tarafın müvekkilinden aldığı demirleri tespit edebildikleri kadarıyla 31.05.2018 tarih ve ---- numaralı 3.233.700,00 TL,---- numaralı 414.360,00 TL, ----- fatura numaralı 3.780.990,00 TL olarak ----İş Adi Ortaklığı’na fatura ettiğini, yani aldığını ve sattığını, davalının Mayıs 2018 dönemindeki demir alışları incelendiğinde de müvekkilinden aldıklarının büyük kısmını sattığının tespit edileceğini, davalı tarafın 2018 yılı Mayıs satışları vergi dairesinden celbedilip incelendiğinde-----Ortaklığı’na 13.717.075 TL, ----. ve ----1.650.000,00 TL satış yapıp fatura tanzim ettiğini, vergi dairesine de bu satışları bildirdiğini, satışların ağırlığının demir olduğunu, bunun da tek başına davalının müvekkilinden aldığı demirlerin büyük kısmını başkalarına sattığını dolayısıyla davalının tüm iddialarının ve itirazlarının haksızlığını ortaya koyduğunu, söz konusu adi ortaklıklar ve diğer şirketlerin faturalar, banka kayıtları celbedildiğinde davalı tarafın müvekkilinden aldıklarını fatura ile sattığının ortaya çıkacağını, tüm bunların davalı tarafın aslında müvekkilinden emtiayı satın aldığını ve kullandığını açıkça gösterdiğini, davalının çalışanlarının ve davalı şirketin ortak ve yetkilisinin kız kardeşinin e-maillerinden de anlaşılacağı üzere davalı tarafın emtiayı aldığını kabul ettiğini, yazışmalara da bu hususu yansıttığını, davalı tarafın müvekkilinden emtia aldığını hem yazışmalara döktüğünü ve hem de vergi dairesi kayıtlarına işlediğini, ancak satın aldığı emtiaların bedelini ödememek için iade fatura, emtia teslim etmeme,---- tarafından bedelsiz fatura ile işlem yapma gibi haksız ve komik iddialara ----- davalı şirketin kendi çalışanı ve hatta yetkilisinin kız kardeşinin borcu kabul mahiyetindeki yazışmalarını ise görmezden geldiğini, ortada bir usulsüzlük olduğunu onun da davalı tarafça yapıldığını, davalı tarafın tacir olduğunu ve kamu ihaleleri alıp yaptığını, davalı tarafça müvekkili şirketten son emtiaların alındığı tarih Mayıs 2018 ve Haziran 2018 tarihi olduğunu, davalı tarafa müvekkilince düzenlenip gönderilen faturaların elektronik ortamda gönderildiğini, elektronik ortamda gönderilen faturaların ilgili şirket yetkilileri tarafından şifre ile girilen sistem üzerinden görülüp, açılıp ve kayıtlarının yapıldığını, davalı şirket yetkililerinin elektronik ortamda gelen faturaları aldığını, inceleyip kendi iç muhasebe servisine gönderdiğini ve defter ve kayıtlarına işlendiğini, davalı tarafın muhasebe işlerinin evrak belge kayıt vs. işlerinin davalı tarafın şirket merkezindeki kendi çalışanları tarafından yapılmakta olduğunu, buna ne müvekkilinin ve ne de mali müşavirin müdahale şansı bulunmadığını, zira mali müşavirlerin sürekli olarak davalı tarafın işyerinde bulunmadıklarını, aylık bazda kayıtları kontrol edip gerekli beyannameleri vs. onayladıklarını, bunun da, davalı tarafın kendi çalışanlarına kendisi tarafından faturaların ulaştırıldığı ve defterlere işlendiği anlamına geldiğini, bu durumun davalı tarafın---- tarafından usulsüzlük yapıldığı iddiasını açıkça çürüttüğünü, davalının her şeyi bildiğini ancak borcunu ödememek için bu yola başvurduğunu, davalı tarafın tacir olduğunu ve tacir olmanın gerektirdiği bazı hususlar olduğunu, davalının basiretli bir işadamı gibi davranmadığını ve halen de bunda ısrar ettiğini, basiretli bir işadamı olarak davalı tarafın kendisine tebliğ edilen faturaları incelemesi, içeriğine veya sair hususlara dair bir itirazı var ise bunu da TTK’nda öngörülen sürelerde karşı tarafa bildirmesi faturaların iadesi ve sair itiraz haklarını kullanması gerektiğini, ancak davalı tarafın müvekkili tarafından gönderilen faturaları alıp Mayıs 2018 de ve Haziran 2018 de defterlerine işlediğini, bu faturaların da içerisinde yer aldığı cari hesaplarla ilgili yukarıda arz edilen şekilde kabul beyanları ve mutabakat işlemlerini yaptığını, borcu kabul ettiğini, ancak daha sonra hak elde etmek amacıyla aradan 9 ay gibi bir süre geçtikten sonra mallar teslim alınmadı, irsaliyelerde sahte, ----- tarafından bilgi dışında usulsüzlük vs. iddialarında bulunduğunu, davalının, yasal süresi içerisinde itiraz etmediği ve kabul edip defterlerine işlediği emtiayı satın aldığını yazışmaları ile kabul ettiğini, faturalardan ve borçlarından kurtulmak için iade faturası tanzim edip iş bu takibe girişmekle kendi kusuru ile hak iddia etmek yoluna gittiğini, kötüniyetle ve haksız bir şekilde hareket ettiğini, davalı tarafın iyiniyetli olmadığını, borç ödememek maksadıyla iş bu dava yoluna başvurduğunu, davalı tarafın iş bu davayı açmakla ve alacak talep etmekle haksız ve kötüniyetli hareket ettiğini, müvekkili şirket tarafından Mayıs 2018 tarihi ve ondan öncesinde davalıya bir kısım emtia satıldığını, nakliye firması aracılığıyla bu emtiaları davalı tarafın ---- bulunan şantiyesine sevk ederek teslim ettiğini, davalı tarafın satın aldığı emtiayı teslim aldığını, bu emtialar için müvekkili şirket tarafından kendisine gönderilen e-faturaları sistem üzerinden alıp defter ve kayıtlarına işlediğini, ayrıca vergi dairesine de bildirdiğini, ayrıca davalı tarafın müvekkili şirkete Mayıs 2018 den sonra kısmen de olsa bir miktar ödeme dahi yaptığını, davalı tarafın -----bulunan şantiyesinde mahallen keşif yapıldığında müvekkili tarafından satılan emtialar olan demirin kullanıldığının rahatlıkla tespit edilebilecek olduğunu, bunun da iddialarının haklılığını ortaya koyan bir başka husus olduğunu, öte yandan, Mayıs 2018 den sonra davalı şirketin yetkililerinin, kendi muhasebe personelinin gerek müvekkili şirket yetkilileri ve gerekse de müvekkili şirket mali müşavirinin ofis çalışanları ve mali müşaviri ile müvekkilinin alacaklarının varlığı hususunda mutabakat yazıları ve e-mailleri, hatta sms leri bulunmakta olduğunu, bunlar birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin alacağının varlığının açıkça sabit olduğunu, davacı müvekkili şirketin davalı taraftan ---- İcra Müdürlüğü’nün-----sayılı icra dosyasında takip konusu yapılan 1.438.159,26 TL asıl alacak ve 224.352,84 TL işlemiş faiz olmak üzere 02.04.2019 talip tarihi itibariyle alacaklı olduğunu belirterek, haklı davalarının kabulüne, 1.662.512,84 TL alacaklarının varlığının kabulü ile davalı tarafın---- İcra Müdürlüğü’nün ---- sayılı icra dosyasındaki itirazının iptaline, takibin devamına, davalı tarafın asıl alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminarta mahkumiyetine, yargılama giderleri, harçlar ve ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada, birleşen dosya davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hiç teslim etmediği mallar için faturalar düzenlediğini ve kendisini alacaklı göstermeye çalıştığını, davacı şirket yetkilisinin öz kardeşinin, bir dönem müvekkili şirketin mali müşavirliğini yaptığını, muhasebe servisine de personel aldırdığını, yapılan bu usulsüzlüklerin, davacı şirket yetkilisinin kardeşinin mali müşavirlik yaptığı döneme denk gelmekte olduğunu, olay anlaşılır anlaşılmaz mali müşavirin noter ihtarnamesi ile azledildiğini, şifrelerinin iptal edildiğini, davacı şirket tarafından imzasız ve sahte imzalar ile irsaliyeler düzenlendiğinin anlaşıldığını, davacı şirket yetkilisinin kardeşinin müvekkili şirketin mali müşavirliğini yaptığı dönemde bu gerçeğe aykırı faturaların bir şekilde müvekkiline ait ticari defterlere işlendiğinin ortaya çıktığını, davacı tarafından karşılığında herhangi bir mal veya hizmet teslim edilmeyen faturaların ticari kayıtlardan çıkarılmasının haklı olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin haberi olmadan kayıtlara işlenen faturalara konu mal veya hizmetlerin müvekkiline teslim edilmediğini, davacının ihtilaflı faturalara konu malları müvekkiline teslim ettiğini müvekkilinin imzasını içeren irsaliyeler ile ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmedi gerektiğini, davacı tarafından sunulan irsaliyelerin imzasız olduğunu, 1 tane irsaliyede ise sahte imza yer aldığını, davacı tarafından teslim edildiği iddia edilen demirlere ilişkin kantar fişlerinin de sunulamadığını, demir satışlarında özellikle nakliyenin 3. şahıslar tarafından yapılması durumunda, taşınacak olan demirlerin hem satıcıdan teslim alınırken hem de alıcıya teslim edilirken teslim alınan ve teslim edilenin tartılması ve kantar fişi düzenlenmesinin şart olduğunu, (Kantar fişi düzenlenmesi hem nakliye esnasında meydana gelebilecek zarar ziyanın belirlenmesi için taraflar açısından önemlidir hem de belli bir ağırlığın üzerin de taşımaların yasaklanmış olması nedeniyle Karayolları Trafik Yönetmeliği gereğince kontrol görevlilerine ibraz etmek için yasal zorunluluk olduğunu ), davacının teslime ilişkin sunduğu irsaliyelerin imzasız olmasına ve bir tanesine de sahte imza atılmış olmasına herhangi bir açıklama getiremediğini, malların nakliye firmasına teslim edildiği iddiasının, fatura konusu malların müvekkiline teslim edildiği anlamına gelmediğini, (Yargıtay ---- H.D. 20.05.2019 Tarih ve ---- Kararı), ihtilaflı faturalara konu malların teslim alındığının, müvekkili şirket tarafından asla kabul edilmiş olmadığını ya da bu faturalar ile ilgili bir mutabakat yapılmış olmadığını, dava konusu edilen faturalara konu malların teslim edildiğine dair irsaliyelerin defaatle talep edildiğini ancak davacı tarafından sunulamadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında dava konusu ihtilaflı faturalar ile ilgili asla geçerli bir cari hesap mutabakatı yapılmış olmadığını, gerçeğe aykırı düzenlenen ve sonradan kayıtlardan çıkarılan ihtilaflı faturaların yer aldığı cari hesap özetinin davacıya gönderildiği iddiasının da ihtilaflı faturalara konu demirlerin teslim edildiğini ve davacının gerçeğe aykırı bu faturalardan alacaklı olduğunu kanıtlamadığını, fatura düzenlenmesi ve hatta bu faturaların müvekkili şirket yetkilisinden habersiz veya sehven ticari defterlere kaydedilmiş olmasının da fatura düzenleyen davacıyı alacaklı hale getirmediğini, sahte imza ile düzenlendiği sonradan anlaşılan veya imzasız irsaliyeler ile mal teslim edildiği hususunun ispatlanamayacağını, gerçeğe aykırı düzenlenen faturaların kayıtlardan çıkarılmasının haklı olduğunu, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2018 Tarih ve ---Kararı,Yargıtay ----Hukuk Dairesinin 15.11.2012 Tarih ve ----- Kararı), davacının ihtilaflı faturalara konu demirlerin şantiyede kullanıldığı ya da 3. şahıslara satıldığı şeklindeki beyanlarının da tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, ihtilaflı olan faturalara konu olan demirlerin asla satın alınmadığını ve müvekkiline teslim edilmediğini, davacının müvekkilinin asıl demir tedarikçisi olan firmalardan satın aldığı demirleri de sahiplenmeye kalkıştığını, davacının müvekkili şirket tarafından asıl tedarikçilerinden satın alınan ve gerek şantiyelerinde kullanılan ve gerekse de ortağı olduğu adi ortaklıklara fatura edilen demirleri güya gerçeğe aykırı düzenlediği faturalara konu demirler imiş gibi göstermeye çalıştığını, davacı tarafından bu şekilde ihtilaflı faturalara konu demirleri müvekkili şirkete teslim ettiğinin ispat edilemeyeceğini, müvekkilinin davacıdan 1.968.592,78 TL alacaklı olduğunu, müvekkili şirketin davacıdan olan alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığını, haksız itiraz üzerine huzurdaki iş bu dava açılmadan evvel 24.09.2019 günü ----Asliye Ticaret Mahkemesi’nin----Sayılı dosyasından itirazın iptali davası açıldığını, cevaplarının süresinde olduğunu, icra dosyasına vekil eliyle itiraz edildiği halde dava dilekçesinin asile tebliğinin ssulsüz olduğunu, davadan 06.01.2020 günü haberdar olunduğunu, dava dilekçesinin tebliğinin yasaya aykırı olduğunu, (Yargıtay ----. H.D. 22.02.2018 T. ve---- Kararı Yargıtay ----. H.D. 25.01.2018 T ve --------. Kararı), dava dilekçesinde yer alan iddiaların tamamının gerçeğe aykırı olduğu gibi, davacı şirket yetkilisi, müvekkili şirket yetkilisi ile tanışıklığından ve yine kardeşinin de müvekkili şirketin mali müşaviri olmasından istifade ederek müvekkili şirketi gerçeğe aykırı olarak borçlandırmaya kalkıştığını, durumun ortaya çıkması üzerine de gerekli mali ve hukuki işlemlerin davadan evvel başlatıldığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında bir dönem ticari ilişki söz konusu olduğunu, müvekkilinin kamu kurumlarının açtığı ihalelere katıldığını, kazandığı ihaleler sonunda idare ile imzalanan sözleşmeler gereğince yüklenici sıfatı ile inşaat işleri ve taahhüt işleri yaptığını, müvekkilinin bu ve benzeri yapım işlerinde bir dönem davacı şirket ile ticaret yaptığını, müvekkilinin yapım işlerinde kullanacağı demirleri pek çok firmadan tedarik ettiğini, müvekkilinin başlıca demir tedarikçilerinin, ve ----- firmaları olduğunu, davacının kendisini, müvekkili şirketin tek demir tedarikçisi olarak göstermeye çalışmasının müvekkili şirketin, başkalarından satın aldığı ve şantiyelerinde kullandığı veya adi ortaklık olarak yüklendiği işlerde adi ortaklığa fatura ettiği demirleri sahiplenmeye çalışmasının yersiz bir davranış olduğunu, davacıdan bir dönem satın alınan demirin müvekkilinin yüklendiği yapım işlerinde kullanılan ya da ortağı olduğu adi ortaklıklara fatura edilen demir içerisinde cüzi bir bölüm olduğunu, (Delili: müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkiye dair cari hesap özeti. Delili: davacı tarafından müvekkili adına düzenlenen faturalar ve fatura bedellerinin ödendiğine dair ödeme belgeleri. delili: taraflara ait ticari defter ve kayıtlar delili: müvekkili şirketin başkalarından (Asıl tedarikçilerinden) satın aldığı demirlere ilişkin fatura ve irsaliyeler, ödeme belgelerinin gerektiğinde arz edileceğini), davacı şirketin yetkilisinin ---- olduğunu, davacı şirket yetkilisinin öz kardeşi olan ------, bir dönem müvekkili şirketin mali müşavirliğini yaptığını, dava dilekçesinde de bildirildiği üzere, davacı şirket yetkilisi ile müvekkili şirket yetkilisinin uzun zamandır tanışmakta olduğunu ve hatta bir dönem yakın arkadaş olduklarını, aradaki samimiyete binaen davacı şirket yetkilisinin kardeşinin de bir dönem müvekkili şirketin mali müşavirliğini yaptığını, ancak davacı şirket yetkilisinin kardeşi ile bir olup, şirkette işe aldırdıkları muhasebeci vasıtasıyla bazı usulsüzlükler yaparak müvekkili şirketi haksız olarak borçlandırmaya kalkıştığının anlaşılması üzerine davacı şirket yetkilisinin, mali müşavir olan kardeşinin derhal azledildiğini ve müvekkili şirketin alacağının tahsili için de davacı şirket aleyhinde icra takibi yapıldığını, (Ticaret Sicil kayıtları (web sitesi çıktısının ekte olduğunu, tüm sicil kayıtların---- müvekkili şirketin mali müşavirliğini yaptığına dair müvekkili şirket ve grup şirketlerince düzenlenen vekaletnameler, müvekkili şirket adına ----- tarafından, mali müşavir sıfatı ile düzenlenen bazı belgelerin ekte olduğunu), huzurdaki dava açıldıktan sonra dahi davacı şirket yetkilisinin kardeşi olan ve bir dönem müvekkili şirketin mali müşavirliğini yapan bu şahsın hala kötü niyetli olarak ve görevini de kötüye kullanarak müvekkili şirketin vergi dairesi kayıtlarına ulaştığının ve davacı şirket için belge toplamaya çalıştığının, bu şekilde müvekkiline zarar vermeye devam ettiğinin anlaşıldığını, (Şahısın azledildikten sonra müvekkili şirketin vergi beyannamelerine dahi bir şekilde ulaştığını, bu durumda davacı şirket yetkilisi ile müvekkilinin mali müşavirliğini yapan kardeşinin baştan beridir müvekkili şirkete kumpas kurduklarının anlaşıldığını), 2018 yılının sona ermesi ile birlikte müvekkili şirketin 2018 yılı hesapları, ticari defter ve kayıtları, stok kayıtları kontrol edildiğinde, davacı şirketin yetkilisinin kardeşi olan ----- müvekkili şirketin mali müşavirliğini yaptığı ve şirket muhasebesine de yine kendi tanıdığı çalışanları istihdam ettirdiği dönemde, kardeşine ait şirket tarafından müvekkili şirket adına düzenlenen ancak hiçbir zaman karşılığında mal veya hizmet teslimi yapılmayan uydurma bazı faturaların, müvekkili şirket yetkilisinin bilgisi olmaksızın müvekkili şirkete ait defter ve kayıtlara işlendiğinin anlaşıldığını, müvekkili şirket tarafından, davacıdan bu faturalara karşılık herhangi bir mal veya hizmet satın alınmadığını, herhangi bir malın müvekkiline teslim edilmediğini, bu usulsüzlüklerin anlaşılması üzerine, karşılığında herhangi bir mal veya hizmet alınmayan ve müvekkili şirket yetkilisinden habersiz olarak kayıtlara işlenen bu faturaların, her bir faturanın karşılığında iade faturası düzenlenerek, müvekkiline ait ticari kayıtlardan çıkarıldığını ve ----- Noterliği’nin 01.02.2019 Tarih ve ----- Yev. Sayılı İhtarnamesi gönderilerek; bahsedilen faturalara karşılık iade faturaları düzenlenerek sistemden tebliğ edildiğinin davacıya bildirildiğini ve ayrıca düzenlenen faturaların birer örneğinin de ihtarname ekinde tebliğ edildiğini, (davacı adına düzenlenen iade faturalarının,----. Noterliği’nin 01.02.2019 Tarih ve -----Yev. Sayılı İhtarnamesinin ekte olduğunu), noterden gönderilen iş bu ihtarname ile davacı şirket yetkilisinin kardeşi olan mali müşavirin azledildiğini, davacı tarafından düzenlenen ve müvekkili şirket yetkilisinin haberi olmadan müvekkili şirket kayıtlarına işlenen bu faturalar ticari kayıtlardan çıkarıldıktan sonra müvekkili şirketin davacıdan olan alacağının 1.968.592,78 TL’nin ödenmesinin de yine davacıya gönderilen ihtarname ile talep edildiğini, noterden gönderilen ihtarnameye rağmen davacı tarafından müvekkili şirkete olan borcunun ödenmemesi üzerine, alacağın tahsili amacıyla davacı şirket aleyhinde ----. İcra Md. ---- sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davacının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, ----İcra Md. -----Esas Sayılı Dosyası), davacı tarafından icra dosyasına, bu faturalara konu malların teslim edildiğine dair bir kısım irsaliyeler sunulmuş ise de bu irsaliyelerin tamamına yakınının imzasız olduğu, birkaç tanesinde yer alan imzaların ise irsaliyede ismi yazlı olan ------ait olmadığının anlaşıldığını, davacının imzasız ve sahte imza atılmış bir kısım irsaliyeler ile mal teslim ettiğini ispat etmeye çalıştığını, (davacıdan daha evvel satın alınan ve müvekkiline teslim edilen mallara ilişkin irsaliyelerin ----tarafından imzalanmış olduğunu, davacı şirketin hiç teslim etmediği mallar için sahte belge düzenleyerek bu çalışanın ismini irsaliye üzerine yazdığını ve bazı irsaliyelerde bu şahıs adına sahte imzalar attığını) (davacı tarafından sunulan imzasız ve sahte imza atılmış iİrsaliyeler, irsaliyelerde ismi geçen ----- tarafından daha evvel imzalanmış olan irsaliyelerin ve ----- ait medarı tatbik imzaların arz edileceğini), davacının hakkında başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi üzerine bu itirazın iptali talebiyle, ----. Asliye Ticaret Mahkemesinin ----. Sayılı dosyasından 24.09.2019 tarihinde itirazın iptali davası açıldığını, gerçekten de müvekkili şirket ile davacı arasında bir dönem mal alım satımı yapıldığını, davacı tarafından müvekkiline satılan ve gerçekten teslim edilen malların bedellerinin fazlası ile yapıldığını, davacı tarafından müvekkili şirkete satılıp gerçekten teslim edilen malların asla inkar edilmiş olmadığını, Bunların bedellerinin de fazlası ile ödendiğini, (Müvekkilinin davacı şirkete fazladan ödeme yapmış olduğunu, bunun tahsili için zaten davacı hakkında icra takibi yapıldığını), aşağıda etraflıca arz edileceği üzere, davacının aslında hiç teslim etmediği mallar için gerçeğe aykırı düzenlediği ve o dönem müvekkili şirketin mali müşavirliğini yapan kardeşi ve bu şahsın işe aldırdığı muhasebe elemanı sayesinde müvekkiline ait ticari kayıtlara işlettiği sonradan sahte imzalı irsaliyeler düzenlettiği faturaların kayıtlardan çıkarılmasının, yapılan fazla ödemenin de geri istenmesinin, müvekkili şirketin en tabii hakkı olduğunu, davacı şirket tarafından düzenlenen ve kayıtlardan çıkarılan bu faturalar karşılığında müvekkili şirketin davacıdan herhangi bir mal veya hizmet satın almış olmadığını, bu faturaların müvekkili şirket yetkilisinin haberi olmaksızın kayıtlara işlendiğini, davacının müvekkiline ait kayıtlardan çıkarılan faturalar karşılığında mal veya hizmet teslim ettiğini, imzalanmış irsaliyeler ile ispat etmek zorunda olduğunu, davacı şirketin yetkilisinin---- olduğunu, davacı şirket yetkilisinin öz kardeşi olan ------ bir dönem müvekkili şirketin mali müşavirliğini yaptığını, 2018 yılının sona ermesi ile birlikte, müvekkili şirketin 2018 yılı hesapları, ticari defter ve kayıtları, stok kayıtları kontrol edildiğinde, davacı şirketin yetkilisinin kardeşi olan ----- müvekkili şirketin mali müşavirliğini yaptığı dönemde, kardeşine ait şirket tarafından müvekkili şirket adına düzenlenen ancak hiçbir zaman karşılığında mal veya hizmet teslimi yapılmayan uydurma bazı faturaların, müvekkili şirket yetkililerinin bilgisi olmaksızın müvekkili şirkete ait defter ve kayıtlara işlendiğinin anlaşıldığını, müvekkili şirket çalışanları tarafından, bu faturalara ilişkin irsaliyelerin davacı şirketten talep edildiğinde herhangi bir irsaliye gönderilemediğini, ancak davacı aleyhinde icra takibi yapıldıktan sonra bir kısım imzasız irsaliyeler ile birkaç tane de sahte imza içeren irsaliyelerin icra dosyasına sunulduğunu, davacı tarafından karşılığında herhangi bir mal veya hizmet teslim edilmeyen bu faturalara ilişkin olduğu iddia edilen irsaliyelerin tamamına yakınının imzasız ve birkaç tanesinde de sahte imza bulunduğundan, bu irsaliyeler ile faturalara konu mal veya hizmet teslim edildiğinin ispat edilemeyeceğini, sonuç olarak karşılığında herhangi bir mal veya hizmet teslim edilmemiş bulunan faturaların usulüne uygun bir şekilde müvekkiline ait ticari defter ve kayıtlardan çıkarılmasının haklı olduğunu, 12.05.2018 fatura tarih ----- fatura nolu ve 448.407,08- TL bedelli, 20.05.2018 fatura tarih ----- fatura nolu ve 47.853,72- TL bedelli, (fiyat farkı faturası), 20.05.2018 fatura tarih ----- fatura nolu ve 497.549,36- TL bedelli, 26.05.2018 fatura tarih ------ fatura nolu ve 688.157,12- TL bedelli, 31.05.2018 fatura tarih ---- fatura nolu ve 505.908,48- TL bedelli, 31.05.2018 fatura tarih ---- fatura nolu ve 1.162.890- TL bedelli, 20.06.2018 fatura tarih ------ fatura nolu ve 55.991- TL bedelli karşılığında herhangi bir mal veya hizmet alınmayan bu faturaların, gerçeğe aykırı olarak düzenlenip müvekkili şirket yetkilisinin haberi olmaksızın müvekkiline ait ticari kayıtlara işlendiğinin anlaşılması üzerine, bu faturaların ticari kayıtlardan çıkarılabilmesi için, (faturaların iadesi mümkün olmadığından) bu faturalara karşılık olarak müvekkili şirket tarafından, davacı adına iade faturalarının e-fatura olarak düzenlendiğini, birer örneğinin de noter ihtarnamesi ekinde davacıya tebliğ edildiğini, yukarıda bildirilen faturalara konu mal veya hizmetlerin asla müvekkili şirkete teslim edilmiş olmadığını, fatura içerikleri incelendiğinde, bu faturaların demir satışına ilişkin olduğunun ancak bu faturalara konu demirlerin müvekkili şirkete hiç teslim edilmemiş olduğunun anlaşıldığını, bizzat davacı tarafından icra dosyasına sunulan maillerden müvekkili şirket çalışanlarının, bu faturaların irsaliyelerini defaatle talep ettiği ancak irsaliyelerin davacı tarafından gönderilemediğinin görüldüğünü, ne zaman ki müvekkili tarafından habersiz olarak işlenen ve irsaliyesi dahi bulunmayan bu faturalarınkayıtlardan çıkarıldığını ve davacıdan olan alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, işte o zaman davacı tarafından uydurma bir takım irsaliyelerin ortaya çıkarıldığını, ancak davacı tarafından icra dosyasına sunulan irsaliyelerin imzasız ----- ismi yazıldığı halde bu şahıs tarafından imzalanmamayan ve sahte imza atılmış bir kısım irsaliyeler olduğunu ve geçersiz olduğunu, davacı tarafından icra dosyasına sunulan bu irsaliyelerin imzasız ve yine birkaç tanesinin de sahte imza ile imzalanmış olması nazara alındığında, davacı tarafından düzenlenen faturalara konu mal veya hizmetlerin teslim edilmemiş olduğunun apaçık ortada olduğunu, davacının vergi dairesi kayıtları, şirket ile yapılan e-mail yazışmaları, malların nakliye firması tarafından teslim edildiği, demirlerin şantiyede kullanıldığı veya 3. şahıslara satıldığı şeklindeki iddialarının, bu faturalara konu malların teslim edildiğini ispat edemeyeceğini, davacının bu hususta tanık da dinletemeyeceğini, tanık dinletmesine muvafakatlerinin olmadığını, davacı tarafından sunulan irsaliyelerin imzasız olduğunu, 1 tane irsaliyede ise sahte imza yer aldığını, davacı tarafından teslim edildiği iddia edilen demirlere ilişkin kantar fişlerinin de sunulamadığını, demir satışlarında özellikle nakliyenin 3. şahıslar tarafından yapılması durumunda, taşınacak olan demirlerin hem satıcıdan teslim alınırken hem de alıcıya teslim edilirken teslim alınan ve teslim edilenin tartılması gerektiğini ve kantar fişi düzenlenmesinin şart olduğunu, (Kantar fişi düzenlenmesinin hem nakliye esnasında meydana gelebilecek zarar ziyanın belirlenmesi için taraflar açısından önemli olduğunu hem de belli bir ağırlığın üzerin de taşımaların yasaklanmış olması nedeniyle Karayolları Trafik Yönetmeliği gereğince kontrol görevlilerine ibraz etmek için yasal zorunluluk olduğunu), davacının teslime ilişkin sunduğu irsaliyelerin imzasız olmasına ve bir tanesine de sahte imza atılmış olmasına herhangi bir açıklama getiremediğini, yasal düzenleme (HMK200) ve Yargıtay uygulamaları gereğince, dava değeri ve davanın niteliği nazara alındığında, davacının fatura konusu demirleri teslim ettiğini, müvekkili şirket tarafından imzalanmış bulunan irsaliyeler ile ispat etmesinin zorunlu olduğunu, davacının ihtilaflı olan faturalara konu malların kendi araçları ile değil, nakliye şirketi eliyle müvekkiline teslim edildiğini iddia ettiğini, nakliye firması tarafından düzenlenen irsaliyelerin bazılarında imza olmadığını, bazılarının ise sahte imza ile düzenlendiğini, bir satım sözleşmesine konu malların nakliye firmasına teslim edilmiş olmasının alıcıya teslim edildiği anlamına gelmeyeceğini, nakliye firması tarafından da malların hasarsız ve eksiksiz olarak alıcıya teslim edildiğinin alıcı tarafından imzalanan irsaliyeler ile ispat edilmesinin zorunlu olduğunu, ihtilaflı faturalara konu demirlerin, herhangi bir nakliye firması tarafından da müvekkiline teslim edilmiş olmadığını, müvekkiline teslimat yaptığı iddia edilen nakliyeciye ait tırların---- kayıtları ile mobese ve plaka tanıma sistemi kayıtlarının celbedilerek bahsedilen tarihlerde ---- ilinde müvekkiline ait şantiyede olup olmadıklarının tespit edilmesi gerektiğini, irsaliyelerin imzasız olduğunu (bazılarının sahte imza ile imzalandığını), demirlerin ne teslim alınırken ne de teslim edilirken düzenlenmesi gereken kantar fişlerinin de olmadığını, davacı tarafından nakliye şirketine nakliye bedelleri ödendiğine dair bir kısım fatura ve ödeme belgelerinin ibraz edildiğini ve bu belgeler ile demirlerin müvekkiline teslim edildiğinin iddia edildiğini, davacının nakliye firmasına ödeme yapmış olmasının, demirlerin müvekkiline teslim edildiğini kanıtlamasının mümkün olmadığını, öncelikle yasa gereğince düzenlenmesi ve müvekkili tarafından imzalanarak teslim alınması gereken irsaliyelerde müvekkili şirketin imzasının olmadığını, ikinci olarak demir ticaretinde teamül olan ve yine Karayolları Trafik Yönetmeliği gereğince alınması zorunlu olan kantar fişlerinin de olmadığını, hal böyle iken bir nakliye şirketine ödeme yapıldığına dair bir kısım beyanlar ile faturalara konu demirlerin teslim edildiğinin ispat edilemeyeceğini, nakliye şirketinin de müvekkili şirkete kurulan kumpasa dahil olduğunun düşünüldüğünü, davacı tarafından sunulan irsaliyelerde, demirleri taşıdığı ve teslim ettiği iddia edilen araçların plakalarının da yazılı olduğunu, keza irsaliyelerin üzerinde tarih de yazılı olduğunu, irsaliyeler üzerinde yazılı olan tarihlerde plakası belli olan her bir aracın ----- kayıtları ile mobese ve plaka tanıma sistemi kayıtlarının celbine karar verilmesi halinde, bu araçların müvekkiline demir teslim ettikleri iddia edilen tarihlerde nerede olduklarının anlaşılacağını, müvekkili şirket yetkilileri ile davacı arasında ihtilaflı olan faturalara ilişkin herhangi bir mutabakatın da yapılmış olmadığını, müvekkili şirket yetkililerinden habersiz ticari kayıtlarda usulsüzlük yapıldığından, bu usulsüzlük fark edilip giderildikten sonra yapıldığı iddia edilen mutabakatın ya da usulsüzlük yapıldığı sırada, cari hesap kayıtlarında, davacının müvekkilinden alacaklı gözüktüğü şeklindeki iddiaların hukuken bir geçerliliği olmadığını, davacı tarafından ihtilaflı faturalara ilişkin olarak, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında mutabakat olduğu, müvekkili şirket tarafından ödemeler yapıldığının bildirildiğini, taraflar arasında ihtilaflı olan faturalara konu malların teslim alındığı şeklinde müvekkili şirketin asla bir kabulü söz konusu olmadığını, (tam aksine, bizzat davacı tarafından sunulan maillerde dahi faturalara ilişkin irsaliyelerin gönderilmesinin talep edildiğini, buna karşılık davacı tarafından o dönemde herhangi bir irsaliye sunulamadığının anlaşıldığını, davacı hakkında icra takibi yapılması üzerine, imzasız ya da sahte imza içeren bazı irsaliyeleri ancak icra dosyasına sunabildiğini), ikinci olarak, dava konusu olan ve karşılığında herhangi bir mal teslim edilmeyen faturalara ilişkin olarak müvekkili şirket ile davacı arasında asla bir mutabakat sağlanmış olmadığını, usulsüz olarak gerçeğe aykırı düzenlenen kayıtlar üzerinden mutabık kalındığı iddiasının hukuki değerinin olmadığını, yapılan usulsüzlüklerin tespit edildiğini ve gereken mali işlemler yapılarak şirket kayıtlarının gerçeğe uygun hale getirildiğini, şu durumda davacının müvekkili ile aralarında mutabakat bulunduğu ya da kendilerine gönderilen cari hesap özetinde alacaklı göründükleri şeklindeki beyanlarının, kayıtlardaki usulsüzlüğün giderilmesi ile hiçbir hukuki geçerliliği kalmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında dava konusu ihtilaflı faturalar ile ilgili asla geçerli bir cari hesap mutabakatının yapılmış olmadığını, gerçeğe aykırı düzenlenen ve sonradan kayıtlardan çıkarılan ihtilaflı faturaların yer aldığı cari hesap özetinin davacıya gönderildiği iddiasının da ihtilaflı faturalara konu demirlerin teslim edildiğini ve davacının gerçeğe aykırı bu faturalardan alacaklı olduğunu kanıtlamayacağını, ihtilaflı faturalara konu demirlerin şantiyede kullanıldığı ya da 3. şahıslara satıldığı iddialarının da tümüyle gerçeğe aykırı beyanlar olduğunu, davacının müvekkili şirketin asıl demir tedarikçilerinden satın aldığı demirleri de sahiplenmeye çalıştığını, müvekkili tarafından, 3. şahıslardan tedarik edilen demirlere ait fatura ve irsaliyeler ile ödeme belgelerini ibraz etmeye hazır olduklarını, bu fatura irsaliye ve ödeme belgeleri incelendiğinde, dava dilekçesinde bildirilen ----- Şantiyesinde kullanılan demirlerin ve yine müvekkilinin ortağı olduğu adi ortaklığa fatura edilen demirlerin davacı ile hiçbir ilgisi olmadığının kanıtlanacağını, davacının bu şekilde ihtilaflı faturalara konu demirleri müvekkili şirkete teslim ettiğinin ispat edilemeyeceğini, fatura düzenlenmesi ve hatta bu faturaların müvekkili şirket yetkilisinden habersiz veya sehven ticari defterlere kaydedilmiş olmasının da fatura düzenleyen davacıyı alacaklı hale getirmeyeceğini, faturaları düzenleyen davacının fatura konusu mal veya hizmeti teslim ettiğini, müvekkili şirket tarafından imzalanmış irsaliyeler ile ispat etmesinin zorunlu olduğunu, davacı tarafından, hakkındaki icra takip dosyasına sunulan irsaliyeler incelendiğinde, bu irsaliyelerin imzasız olduklarının, birkaç tanesinin üzerinde imza bulunduğunun ancak bu imzaların da irsaliye üzerinde ismi yazılı olan ----- imzası olmadığının anlaşıldığını, şu halde davacı tarafından aleyhinde yapılan icra takip dosyasına sunulan irsaliyelerin sonradan uydurulduğunun ve herhangi bir delil olma özelliği bulunmadığının anlaşılacağını, keza davacı tarafından icra dosyasına sunulan mail yazışmalarında dahi müvekkili şirket çalışanları tarafından irsaliyelerin gönderilmesinin istendiği ancak davacı tarafından herhangi bir irsaliye gönderilemediğinin de anlaşıldığını, irsaliyelerin üzerinde ismi yazılı olan-----müvekkili şirketin ------ bulunan şantiyesinde görevli olduğunu, davacıdan daha evvel satın alınan malların, bu şahıs tarafından imzalanan irsaliyeler ile teslim alındığını, davacının bu hususu bildiğinden esasında hiç teslim edilmeyen mallar için sonradan uydurduğu irsaliyeleri de sanki mallar ---- gönderilmiş ve---- tarafından teslim alınmış gibi düzenlendiğini, irsaliyelerin tamamı üzerinde ----- yazmasının da bu nedenle olduğunu, birkaç irsaliye üzerinde yer alan imzaların----- ait olmadığını, daha evvel ---- tarafından teslim alınan mallara ilişkin irsaliyeleri ekte arz ettiklerini, gerçekten ----- tarafından imzalanan irsaliyeler ile davacı tarafından sahte imza ile düzenlenen irsaliyeler incelendiğinde çıplak gözle bile imzaların benzemediği ve davacı tarafından bu imzaların sonradan sahte olarak atıldığının anlaşılacağını, davacı tarafından karşılığında herhangi bir mal veya hizmet teslim edilmeyen ve gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği anlaşılan faturaların, müvekkiline ait ticari kayıtlardan haklı olarak çıkarılması sonrasında müvekkili şirketin davacıdan 1.968.592,78 TL alacaklı olduğunun anlaşılacağını, müvekkili şirketin herhangi bir mal teslimi yapılmayan faturalardan dolayı gerçeğe aykırı bir şekilde borçlandırılmaya çalışıldığının ortada olduğunu, davacı şirket yetkilisinin müvekkilinin muhasebecisi olan kardeşi ile birlikte hareket ederek adeta bir kumpas kurmaya kalkıştıklarından davacı şirketin takipte ne denli kötü niyetli olduğunun ortada olduğunu, bu nedenle de davacının, bu usulsüzlüklerinin cezasız kalmaması adına takip tutarının % 20’sinden az olmamak üzere haksız takip tazminatına mahkum edilmesinin yasa gereği şart olduğunu, icra dosyasına vekil eliyle itiraz edildiği halde dava dilekçesinin asile tebliğinin usulsüz olduğunu, davadan 06.01.2020 günü haberdar olunduğunu, dava dilekçesinin tebliğinin yasa ve yönetmelik ile yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, bu nedenle de davadan haberdar oldukları 06.01.2020 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesinin şart olduğunu, bu durumda da davaya cevaplarının süresinde olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacı tarafından gerçeğe aykırı olarak düzenlenen ve karşılığında herhangi bir mal teslimi yapılmayan ihtilaflı faturaların müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlardan çıkarıldığını, bu durumda müvekkili şirketin davacıdan 1.968.592,78 TL alacaklı olduğunu, bu alacağın tahsili için huzurdaki dava açılmadan önce ---- İcra Md. ----- sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davacının takibe haksız itirazı nedeniyle de ----. Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Sayılı dosyasından 24.09.2019 tarihinde itirazın iptali davası açıldığını, her iki davanın taraflarının aynı olduğunu, davalar arasında hukuki irtibat olduğunu, bu durumda huzurdaki davanın, daha evvel açılmış bulunan ------Asliye Ticaret Mahkemesi’nin----sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek, müvekkilinin fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydı ile; huzurdaki davanın, -----. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin -----. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine, haksız ve yersiz davanın tümüyle reddine, müvekkili aleyhinde haksız ve kötü niyetli icra takibi yapan davacının, takip tutarının % 20’sinden az olmamak üzere haksız takip tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce; tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmış, taraf tanıklardan yargı alanımızda bulunanlar mahkememizce dinlenmiş, yargı alanımız dışında kalanlar ise talimat vasıtası ile dinlenilmiş, ----- İcra Dairesi'nin---- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden, ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası ve -----. İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyası fiziken celp edilmiş, ----- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı ve davalı şirketin ticaret sicil kaydı, ilgili Vergi Dairesi Müdürlüklerinden davacı ve davalı şirketlerin 2018 yılına ait BA/BS formları ayrı ayrı celp edilmiş, tarafların ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiden rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiş ve sahtelik iddiasına konu ----- nolu irsaliyelerdeki imzaların dava dışı --- eli ürünü olup olmadığı hususunda grafoloji uzmanı bilirkişiden kök ve ek rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.
Asıl dava, ----İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali, birleşen dava ise ---- İcra Müdürlüğü’nün ------ Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) Alacaklının, itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurmaması,
iv) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve------ sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır.Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise; "Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir. Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini hizmetin verildiğini kanıtlaması gerekir. Sevk irsaliyesine ilişkin olarak ise Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 230/2-5 maddesi “Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır” hükmünü haizdir. Buna göre usulüne göre düzenlenmiş ve taşıyan ile gönderen veya gönderilenin imzasını haiz bir sevk irsaliyesi de eşyanın taşınmak üzere taşıyıcı tarafından teslim alındığını veya eşyanın gönderilene teslim edildiğini ispata yarayan bir belgedir.Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, toplanan tüm deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler uyarınca; eldeki asıl ve birleşen davada, ticari nitelikteki satış sözleşmesi nedeniyle düzenlenen faturalara, sevk irsaliyelerine ve cari hesaba dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takiplerine ilişkin itirazın iptali talep edilmiştir. Asıl davada, davacı tarafın, davalı -----. tarafından davacı ----- adına düzenlenmiş 7 adet faturanın gerçek bir mal/hizmet
teslimine ilişkin faturalar olmadığını, bu faturalara konu malların/hizmetlerin kendisine
teslim edilmediğini iddia etmekte olduğu, bahse konu 7 adet faturanın 1 adedinin fiyat farkı faturası, 1 adedinin nakliye bedeli faturası ve diğer 5 adedinin inşaat demiri satışına ilişkin mal satış faturası olduğu, mal satışına ilişkin 5 adet fatura ile ilgili dava dışı üçüncü şahıs -----tarafından davalının malı tevdi eden, davacının gönderilen olarak gösterildiği, fotokopileri dosya arasında yer alan 20 adet taşıma
irsaliyesinin düzenlenmiş olduğu, taşıma irsaliyelerinde malların gideceği yer olarak ---- İnşaatı ----- adresinin gösterilmiş olduğu, taraflar arasındaki ihtilafa konu 7 adet faturanın davacı tarafından ilgili aylarda bağlı olduğu vergi dairesine BA formu ile bildirildiği, birleşen dava dosyasında ise davalı-birleşen dosya davacısının muhtelif tarihli faturalı satışlardan doğan bakiye cari hesap bakiye
alacağının tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiği, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için mahkememizce defter incelemesine karar verildiği, her iki tarafın da ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunulmak üzere ibraz ettikleri ve her iki tarafın da defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu SMMM bilirkişi ----- tarafından hazırlanan 07/06/2021 tarihli raporda, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede; söz konusu 7 adet faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,ancak taraflar arasındaki ihtilafa konu davalı-birleşen dosya davacısı tarafından davacı-birleşen dosya davalısı davalı adına düzenlenmiş 7 adet fatura ile ilgili davacı-birleşen dosya davalısı tarafından
davalı-birleşen dosya davacısı adına düzenlenmiş 7 adet iade faturasının davacı-birleşen dosya davalısının ticari defterlerinde
kayıtlı olduğu ancak davalı-birleşen dosya davacısının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı-birleşen dosya davalısının 2018, 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin incelenmesinde; davacı-birleşen dosya davalısının,
davalı-birleşen dosya davacısından ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla 1.968.597,50 TL alacaklı olduğu,davalı-birleşen dosya davacısının 2018, 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin incelenmesinde;davalı-birleşen dosya davacısının davacı-birleşen dosya davalısından ticari defter kayıtlarına
göre takip tarihi itibarıyla 1.438.159,26 TL alacaklı olduğu, tarafların ticari defter kayıtları arasında takip tarihi itibarıyla 3.406.756,76 TL fark
bulunduğu, tarafların ticari defterleri arasındaki farkın nedeninin; davacı-birleşen dosya davalısının ticari defter kayıtlarında yer alan, davacı-birleşen dosya davalısı tarafından davalı-birleşen dosya davacısı adına düzenlenmiş 2019 yılına ait toplam tutarı 3.406.756,76 TL olan 7 adet iade faturasının davalı-birleşen dosya davacısının ticari defter kayıtlarında bulunmaması olduğunun belirtildiği; taraflar arasındaki ihtilafın özünün dava konusu 7 adet faturaya konu malların asıl dosya davacısına teslim edilip edilmediği hususuna ilişkin olduğu, bu hususta tarafların delil listesi doğrultusunda ---- Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'ne mahkememizce yazı yazıldığı, ---- İl Emniyet Müdürlüğü’nün 05.10.2020 tarihli yazısı ile, Mahkememiz yazı içeriğinde belirtilen plakaları yazılan araçların belirtilen tarihlerde ---- il
merkezi ----- kayıtlarında giriş ve çıkış kayıtlarının olmadığının tespit edildiği yönünde bilgi verildiği; davalı-birleşen dosya davacısı taraf gerek davacı şirket aleyhine icra takibinde bulunurken, gerekse eldeki itirazın iptali davasında sevk irsaliyelerine dayandığından dosyaya sunulan sevk irsaliyesi nüshalarından bunların davalı-birleşen dosya davacısı tarafından düzenlendiğinin anlaşıldığı, malların davacı-birleşen dosya davalısına teslimine ilişkin 20 adet taşıma irsaliyesinin 17
adedinin teslim alan kısmında --- - isminin yazmakta olduğu ancak imza
bulunmadığı, 3 adedinin teslim alan kısmında ise ----- isminin yazmakta
olduğu ve imza bulunduğu, davacı tarafça da imzalı olan sevk irsaliyeleri altındaki imza ile sevk irsaliyesi içeriklerinin kabul edilmediği, söz konusu sevk irsaliye asıllarının taraflarca dosyaya sunulamadığı, bu sebeple ancak nüshaları üzerinden Mahkememizce imza incelemesi yaptırılabildiği, bu doğrultuda alınan 26/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda da imzanın aidiyeti hususunda bir saptamaya gidilemediği, sevk irsaliyesi asıllarının düzenleyende bulunması gerektiğinden ve sevk irsaliyeleri davalı-birleşen dosya davacısı tarafça düzenlendiğinden ve mahkememizce verilen süreye rağmen sevk irsaliyesi asıllarının dosyaya sunulamadığı, asılları olmayan sevk irsaliyeleri üzerinden delil olarak niteleme yapılarak inkâr edilen imzaların davacı şirket yetkilisi veya çalışanına ait olup olmadığı yönünde tespit yapılmasının imkânın kalmadığından delil olarak Mahkememizce değerlendirmeye alınmadığı, ispat yükü üzerinde olan ve davacı-birleşen dosya davalısı şirkete mal teslimi yaptığını usulüne uygun yazılı ve kesin delillerle ispatlayamayan ve dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanan davalı-birleşen dosya davacısı tarafa yemin teklifinde bulunma hakkının mahkememizce hatırlatıldığı, buna istinaden davalı-birleşen dosya davacısı yemin deliline dayanmış ve yemin teklifinde bulunmuş olup, davacı-birleşen dosya davalısı şirket temsilcisi ----- katıldığı 05/06/2024 tarihli duruşmada yemin edasını gerçekleştirmiştir.
Davacı-birleşen dosya davalısı şirket temsilcisi ----- katıldığı 05/06/2024 tarihli celsede Mahkememizce tespit edilen yemin sorusu doğrultusunda "Davalı/karşı davacı şirket olan ----ŞİRKETİ tarafından düzenlenen,
1-12.05.2018 fatura tarih --- fatura nolu ve 448.407,08 TL bedelli,
2- 20.05.2018 fatura tarih ---- fatura nolu ve 47.853,72 TL bedelli,
3- 20.05.2018 fatura tarih ----- fatura nolu ve 497.549,36 TL bedelli
4- 26.05.2018 fatura tarih ----- fatura nolu ve 688.157,12 TL bedelli,
5- 31.05.2018 fatura tarih ----- fatura nolu ve 505.908,48 TL bedelli,
6- 31.05.2018 fatura tarih ----- fatura nolu ve 1.162.890 TL bedelli,
7- 20.06.2018 fatura tarih ----- fatura nolu ve 55.991 TL bedelli faturalara konu malların yetkilisi olduğum ----- teslim edilmediğine ve karşılığında da davalı/karşı davacı şirket olan ---- belirlenen bedeli ödeyeceğimiz konusunda anlaşmadığımıza,
söz konusu faturalar nedeniyle davalı/karşı davacı şirket olan----- borcum bulunmadığına ilişkin olarak namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerler üzerine yemin ederim." diyerek yemini eda etmiştir.Sonuç itibariyle; ispat yükü üzerinde olan davalı-birleşen dosya davacısı fatura konusu malların davacı-birleşen dosya davalısı tarafa teslim edildiğini ispatlayamamış olup; dava konusu 7 adet fatura nedeniyle borçlu olmadığı anlaşılan ve davalıdan cari hesaba dayalı olarak toplam 1.969.082,85 TL alacaklı olduğu anlaşılan asıl dosya davacısının davasının kabulü ile (belgelendirilmiş noter ihtarname masrafı da alacağa eklenmek suretiyle) ---- İcra Müdürlüğü'nün----- Esas sayılı takip dosyasında davalı birleşen dosya davacısı borçlu -----yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine dair karar verilirken, sübut bulmayan birleşen dosya davasının da reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.Birleşen dosyada davalı taraf kötüniyet tazminatı talep etmiş ise de; kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde birleşen dosyada davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmadığından, işbu talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle):
1-Asıl dosya davasının kabulü ile ---- İcra Müdürlüğü'nün ---- esas sayılı takip dosyasında davalı birleşen dosya davacısı borçlu-----yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
2-Alacak likit olduğundan kabulüne karar verilen toplam alacak miktarı üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalı birleşen dosya davacısından alınarak davacı birleşen dosya davalısına verilmesine,
3-Birleşen dosya davasının REDDİNE,
4-Birleşen dosyada davalının (asıl dosya davacısının) kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
5- ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN:
a-)Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 134.508,05 TL harçtan peşin yatırılan toplam 23.781,61 TL hacın mahsubu ile bakiye 110.726,44 TL karar ve ilam harcının davalı birleşen dosya davacısından tahsili ile hazineye gelir kaydına,
b-)Davacı birleşen dosya davalısı tarafından yapılan 23.832,41‬ TL dava açılış masrafı ile 3.442,05 TL yargılama masrafı toplamı 27.274,46 TL yargılama giderinin davalı birleşen dosya davacısından alınarak davacı birleşen dosya davalısına ödenmesine,
c-)Davacı birleşen dosya davalısı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 229.526,63 TL vekalet ücretinin davalı birleşen dosya davacısından alınarak davacı birleşen dosya davalısına ödenmesine,
d-)Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.980,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı birleşen dosya davacısından alınarak hazineye gelir kaydına,
6-BİRLEŞEN DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN:
a-) Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harcın peşin yatırılan harçtan bahsubu ile arta kalan 19.600,6‬0 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı birleşen dosya davacısına iadesine,
b-)Birleşen dosya davacısı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-) Birleşen dosya davalısı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 205.000,97 TL vekalet ücretinin birleşen dosya davacsından alınarak birleşen dosya davalısına verilmesine,
d-)Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin birleşen dosya davacısından alınarak hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,Dair; davacı birleşen dosya davalısı vekili ile davalı birleşen dosya davacısı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.