T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/19
KARAR NO: 2024/472
DAVA: TAZMİNAT (HAKSIZ FİİLDEN KAYNAKLANAN)
DAVA TARİHİ : 09/01/2024
KARAR TARİHİ : 28/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22/08/2022 tarihinde---- kontrolündeki ---- Plakalı araç tam kusurlu olarak davacının ----- plaka numaralı aracına çarpmış olup hasara uğrattığını, davalı sigorta şirketin sigortalısı olan ----- tam kusurlu olduğunu kabul ve beyan ettiğini, davacının ----- ikamet ediyor olması ve Türkiye'de geçirdiği sürede araçsız kalmak istememesi nedeniyle aracının tamirini ---- yaptırmaya karar vermiş ve ----- döndüğünde de 05/10/2022 tarihinde "------" isimli ekspertiz firmasına başvurarak aracın hasar tespitini yaptırdığını, söz konusu ekspertiz firması tarafından yapılan ekspertiz incelemesi sonunda toplam 5129, 35 Avro hasar tamir bedeli olduğu tespit edildiğini, davalı sigorta firmasına yaptığımız başvuru sonucu (Poliçe No: ----- ve Hasar Dosya No: -----) transfer kesintileriyle birlikte yaklaşık 600 Euro ödeme yapıldığını, bahsi geçen ekspertiz raporundaki hasarın tamamını karşılamaya yetmediğinden arabuluculuk başvurusu yapılmış ve ---- Arabuluculuk ------sayılı dosyasından da bir sonuç alınamamış olduğundan işbu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacakta, şimdilik davalı sigorta firması tarafından yapılan ön ödeme düşüldükten sonra kalan döviz alacağı 400 Avro hasar tamir bedelinin davalı sigorta firmasından alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini, 3095 Sayılı Yasa'nın 4/a Maddesine göre Devlet Bankalarının Avro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak sureti ile davalı taraftan tahsiline karar verilmesini, tüm dava ve yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin de davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK Madde 6/1 uyarınca, “Genel yetkili Mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” davalının muamele ----- adresinde bulunduğundan davalı şirket aleyhinde ikame edilecek davalarda yetkili mahkeme ----- Mahkemeleri olduğunu, huzurdaki davanın ----- Mahkemeleri’nde açılması gerekirken yetkisi olan Mahkememizde açıldığından öncelikle Mahkemenizin yetkisine itiraz ettiği, uyuşmazlığa konu kazaya karışan ----- plakalı araç müvekkil şirket tarafından ----- numaralı ve 26/08/2021-2022 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığı, huzurdaki dava konusu kaza 20.08.2021 tarihinde meydana geldiği, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle beraber, kaza tarihi itibariyle ZMM poliçe limitleri maddi hasar araç başına 43.000,00 TL olduğunu, davalı şirketin sorumluluğu her şekilde sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, ekspertiz raporuna istinaden davalı şirket tarafından yine dava konusu kazaya ilişkin başvuranın aracının onarımı için toplam 13.671,47 TL maddi hasar ödemesi yapıldığını, işbu ödemenin nazara alınmasını, davacı huzurdaki davayı ikame etmeden önce davalı şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle reddini, öncelikle huzurdaki davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise yine izah olunan nedenlerle davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ZMMS poliçesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı süresi içerisinde yetki itirazında bulunmuştur.Dava konusu uyuşmazlık trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminata ilişkin olmakla dava konusu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme veya mahkemelerin tespitiyle açılan davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığı hususunun öncelikle belirlenmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK’nın 6/1 maddesinde; genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK’nın 16. maddesinde ise haksız fiilden doğan davalarda fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu düzenlenmiştir.Uyuşmazlık ZMMS’den kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu Yasa’da yer almakta olup buna göre motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilecektir.
Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir.
Davalı ----- yerleşim yeri ------Sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinin ----- mahkemeleri olduğu hususu da savunulmamıştır.Dosyada mevcut kaza tespit tutanağına göre trafik kazası ----- meydana gelmiştir.
Dava konusu uyuşmazlıkta davacı, davalı ----- bölge müdürlüğü şubesi bulunması nedeniyle 2918 sayılı Yasa’nın 110. maddesi gereği yetkili mahkemede davanın açıldığını savunmuştur.
Davanın açılmasında dayanılan hususun yetki itirazında bulunan davalı sigorta şirketinin ----- bölge müdürlüğü şubesi bulunması olduğu ancak bölge müdürlüklerinin hukuki statüsü kapsamında yetkiye esas alınacak bir tüzel kişiliğinin ve yasada düzenlenmiş bölge müdürlüğü esasına göre bir yetki kaydının bulunmadığı yasal düzenlemeler çerçevesinde açıktır. Nitekim Yargıtay ----. Hukuk Dairesi’nin 06/03/2003 tarih ----- esas ----- karar sayılı ilamında sigorta şirketlerinin bölge müdürlüklerinin tüzel kişiliğinin olmadığı ve şube olarak işlem göremeyeceği, bu nedenle açılmış ve açılacak bir davada husumet ehliyetlerinin olmadığı, yine aynı Daire’nin 09/10/2000 tarih ---- esas -----karar sayılı ilamında ise şubenin bulunduğu yerde dava açılabilmesi için işlemin şube işleminden kaynaklanması gerektiği ifade edilmiştir.6102 sayılı TTK’nın 48. maddesinde şube kavramı bir tanım yapılmaksızın düzenlendiği, dolayısıyla şubelerin merkezden aldığı yetkiye dayalı olarak üçüncü kişiler ile ticari ilişki kurabilen ve TTK’nın 40. maddesi gereğince bulunduğu yerin ticaret siciline tescili gereken yasalarda düzenlenmiş bir tüzel kişilik birimi olduğu, halbuki bölge müdürlüğünün tamamen her şirketin işlem hacmi, kendi iç işleyişi, personel ve hizmet sunumu, eksper gönderilmesi gibi bir takım yönetim işlemlerini yürütmek üzere iç işleyiş kapsamında üçüncü kişiler ile doğrudan ve kendi adına işlem yapma ehliyetine ve tüzel kişiliğine sahip olmayan idari birimler olduğu, dolayısıyla yasada düzenlenmeyen, herhangi bir sicile kaydı olmayan, olması da gerekmeyen şirketin kendi iç işleyişiyle ilgili kurduğu bölge müdürlüklerinin bulunduğu yer esasına göre bir yetki kaydının belirlenmesi yasaya aykırı olduğundan, bölge müdürlükleri hakkında yasada bir hüküm bulunmadığından, ticaret siciline tescili gereken davacı ve davalı olarak taraf ehliyetine sahip olan şube gibi değerlendirilmesinin yasanın açık hükümlerine aykırı olduğundan 2918 sayılı Yasa’nın 110. maddesinde öngörülen ZMMS poliçesine dayalı olarak açılan davalarda bölge müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili mahkeme olarak mahkememizce değerlendirilmemiştir.Dava konusu uyuşmazlıkta HMK nın 16.maddesi gereğince dava haksız fiilden kaynaklandığından zarar görenin yerleşim yeri, yine aynı maddeye göre kazanın meydana geldiği, haksız fiil ve zararın oluştuğu yer gereğince Mahkememizin yetkili olmadığı, HMK 6. maddesi gereğince davalının ikametgahı kuralına göre yetki itirazında bulunan davalı yönünden ---- Mahkemelerinin yetkili olduğu, HMK nın 14/1 maddesi hükmüne göre acentenin bulunduğu yer mahkemesinin ----- mahkemeleri olduğunun savunulmadığı, Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesine göre sigortacının merkezi olan ilçenin bağlı olduğu ----- Mahkemeleri olmak üzere kanunen belirlenen tüm yetki kurallarına uyulmadan davacının kanunen belirlenen yetkili mahkemelerden hiçbirinde dava açmadığı görülmüştür.
Davalının yerleşim yeri itibariyle ----- Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu görülmüştür. Davanın ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması usûl yasasına uygun olacaktır.
Davalının yetki ilk itirazının kabulüyle Mahkememizin yetkisizliğine, ----- Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-Davaya bakmaya ----- Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin YETKİLİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20/1 Maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin Mahkememize başvurması halinde dosyanın yetkili ----- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, dosyanın yetkili Mahkemeye gönderilmesi için başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Yargılama gideri hususunda yetkili Mahkemece değerlendirme yapılmasına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!