WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 11. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/126
KARAR NO : 2024/254

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/02/2023
KARAR TARİHİ : 27/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin ----- Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, uzun yıllardır ülkemizde ikamet ettiğini, müvekkilinin kurmuş olduğu şahıs şirketi bünyesinde başta ihracat olmak üzere bir çok sahada faaliyet göstererek ülkemiz ekonomisine katma değer sunduğunu, müvekkilinin ticari faaliyetleri kapsamında, ---- ihraç edilmek üzere jenaratör satın alma arayışı içerisine girdiğini ve bu bağlamda yaptığı araştırmalar çerçevesinde borçlu şirket ile temasa geçtiğini ve ihtiyaç duyulan malzeme listesini davalı firmaya ilettiğini, davalı firmanın da müvekkile yardımcı olabileceğini bildirdiğini, müvekkiline icap anlamına gelen 28/11/2022 tarihli proforma faturayı gönderdiğini, faturada belirtilen bedelin 1/2'sinin derhal ödenmesi durumunda malları kendisine teslim edebileceğini, kalan ödemeyi de teslim anında ödeyebileceğini belirttiğini, zira davalı firmanın eski yöneticisi, şimdiki çalışanı ... tarafından, davalı firmanın kurumsal mail adresinden müvekkile gönderilen mailde de bu durumun belirtildiğini, müvekkili Proforma Faturada belirlenen 133.900,00 USD'lik bedelinin 1/2'sine tekabül eden 67.000,00 ABD Dolarının TL karşılığı olan 1.248.210,00 TL'yi Proforma Faturanın kendilerine iletilmesini takiben aynı gün içerisinde borçlu şirkete ait hesaba "67.000 usd karşılığı kur 18,63'dan 125 ----jeneratör seti 20 krşlğı borç olarak avans ödemesi" açıklamasıyla gönderdiğini, görüşmelerde teslimin 31/11/2022 tarihinde gerçekleştirileceğini ifade edildiğini ve bu şekilde aralarında Satış Sözleşmesi kurulduğunu, vadenin gelmesine rağmen teslimatı yapmayan borçlu şirketin müvekkili firma ilgililerine "daha iyi fiyat veren birileri çıktı biz size malı satmayacağız, ne yapıyorsanız yapın" şeklinde geri dönüşte bulunduğunu, temerrüde düşen borçlu şirketin 06/12/2022 tarihli 450.000,00 TL bedelli "iade" açıklamalı havaleyle eksik ödemede bulunduğunu, kalan bakiyeye ilişkin ödemeleri yapmaktan kaçındıklarını, müvekkili tarafından sözleşmeden dönmeden kaynaklı olarak ödemenin kalan 798.242,29 TL'nin bakiyesinin tahsili amacıyla takip yoluna başvurduğunu, ancak davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde bu takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: ---- arasında devam eden savaş nedeniyle doğan enerji krizinin özellikle jeneratör sektöründe çok ciddi tedarik problemlerine neden olduğunu, sayılan bu tedarik problemleriyle birlikte --- tarafından ---- bir çok şehirde bulunan enerji üretim ve nakil hatlarının tahrip edilmesi nedeniyle ---- başta ülkemiz olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinden jenenatör talebinin oluştuğunu, ----- gelen bu taleplerin çok büyük bir kısmının ise Türkiye'nin gerek savaşın tarafları arasında oynadığı rol, gerekse coğrafi yakınlığı ve daha uygun fiyata tedarik imkanları nedeniyle ülkemizden sağlanmaya çalışıldığını, açıklanan tüm nedenler birlikte değerlendirildiğinde gerek müvekkili şirketin bilgilendirmesi, gerekse ihracat yaptığını beyan eden davacı tarafın bu durumu bilmemesinin söz konusu olmadığını, taraflar arasında varılan mutabakat gereği ürünlerin toplam 4-6 hafta arası teslim edileceği hususunda anlaşılmış olmasına rağmen davacı tarafın 28/11/2022 tarihinde verdiği siparişin 5 gün sonra teslim edileceği hususunda anlaşıldığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, zira belirlenen bu sürede yukarıda izah edilen koşullarda teslimatın yapılmasının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin bu yönde bir beyanı yahut taahhüdünün bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın bilerek ve isteyerek kabul ettiği koşullardan daha sonra caydığını ve ürünlerin tarafına kendi istediği ve belirlediği tarihte teslim edilmesini daha ucuza piyasadan ürün bulabileceğini aksi halde sözleşmeyi feshedeceğini müvekkili şirket çalışanlarına ilettiğini belirttiğini, davacı tarafın ısrarları neticesinde 450.000 TL bedelli tüm malların teslim edildiğinde kendisine geri ödenmek üzere davacı tarafa iade edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava; İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasında yapılan jeneratör satım sözleşmesinde edim yükümlülüklerinin kim tarafından ihlal edildiği, davalının teslim borcunu yerine getirmesinde kusurlu olup olmadığı, teslimde temerrüt oluşup oluşmadığı, sözleşmeden dönme şartlarının oluşup oluşmadığı, davacı tarafından davalıya yapılan ödemeden, davacı tarafça yapılan cayma bedelinin mahsubunun haklı olup olmadığı, buna göre davacının davalıdan alacağının olup olmadığı, varsa talep edebileceği alacak miktarı olduğu hususlarında uyuşmazlık olduğu görüldü.
Mahkememizin 27/09/2023 tarihli duruşma tutanağının ----- no'lu ara kararı uyarınca uyuşmazlık noktalarında inceleme yapılmak üzere tarafların 2022-2023 dönemi ticari defterleri ve diğer deliller üzerinde yapılacak inceleme sonucunda takibe konu borçtan dolayı davalıların sorumlu olup olmadıkları, borç miktarına ilişkin rapor düzenlenmek üzere borçlar mevzuatında uzman hesap bilirkişisi ile 1 mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetine dosyanın tevdine karar verilmiş olup, 12/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Taraflar arasındaki satım sözleşmesinde davalı taraf temerrüde düştüğünden davacı tarafın sözleşmeden dönmekte haklı olduğu ve buna bağlı olarak kendisinin ödediği parayı ve yaptığı masrafları geri isteyebileceği için, davalı tarafa karşı -----. İcra Dairesinin ---- sayılı dosyası üzerinden başlatmış olduğu icra takibine davalı tarafın yapmış olduğu itirazın haksız olduğu ve iptalinin gerektiği, Borcun likit olması sebebiyle, itirazında haksız olan davalı taraf aleyhine ayrıca icra ve inkâr tazminatına hükmolunması gerektiği, İadesi söz konusu olan borç yekunu icra takibinde asıl alacak 798.210 TL (asıl borç) + 32,29 TL (EFT gideri) TL = 798.242,29 TL şeklinde doğru olarak tespit edildiği..." şeklinde rapor düzenlenmiş, bilirkişi raporu doya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli görülmüştür..
Dosya kapsamına göre, davacı -----, davalı ... hakkında, 12.12.2022 tarihinde (harçlandırma makbuzuna göre), -----. İcra Dairesinin -----. sayılı dosyası ile,
mal alışverişine ilişkin fatura bedelinin 798.242,29 ödenmemesi hk. (istenen yıllık adi kanuni faiz) faiz alacağına ilişkin 2.755,58 ,toplam 800.997,87 TL üzerinden (alacağın tahsili tarihine kadar faizi, masraf ve vekalet ücreti ile tahsili, kısmi ödemelerde BK 100’e göre işlem yapılması talebiyle) ilamsız icra takibine geçtiği, takip talebi ve ödeme emrinde borcun nedeninin “Mal alışverişine ilişkin faturalar ve dekontlar ek olarak eklenecektir 798.242,29 TL” şeklinde belirtildiği, davalının borca
Taraflar arasındaki hukuki ilişkide davacı tarafın aslî ediminin bir miktar paranın (133.900 USD) ödenmesinin, davalı tarafın aslî ediminin ise 20 adet jeneratörün tesliminin oluşturduğu, BK m. 207 vd. anlamında bir satış sözleşmesi olduğu, bu noktada taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, söz konusu satış sözleşmesinin yazılı olarak yapılmadığı, telefon görüşmeleri ve e-posta yazışmalarıyla tarafların karşılıklı edimleri ve bunların ifa koşullarını belirledikleri, aslî edimlerde karşılıklı iradelerin uyuşması kaydıyla satım sözleşmesinin kurulmuş olacağı ve bunun herhangi bir geçerlik şekline tâbi bulunmadığı dikkate alınacak olursa, eldeki davanın konusunu oluşturan talepler ve onların dayanağı durumundaki vakıa iddiaları, sözleşmenin geçerli olarak kurulduğu görülmektedir.TBK m. 207/II gereğince, “sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet
bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür”. Eldeki dava bakımından davalı tarafın borcu açısından aksine bir sözleşme hükmü olduğuna yahut bu yönde başka bir belge bulunduğuna dair herhangi bir delile dosyada rastlanmamıştır.

İfa zamanı
taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça her borcun doğumu anında muaccel olması TBK m. 90 gereğidir. Eldeki uyuşmazlık bakımından bu yöndeki iddiasını ispat yükü HMK m. 190/I (TMK m. 6) gereği davalı tarafa düşecektir.Öte yandan her ne kadar muaccelliyete rağmen temerrüt için ihtar gerektiği (TBK m. 117/I) ve bunun tacirler açısından TTK m. 18/III gereği belli şekilde yapılması gerektiği, eldeki uyuşmazlıkta davacı tarafın bu gereği yerine getirmemiş olduğu iddiası ileri sürülmüşsede, aralarındaki sözleşmeyi yazılı olarak yapmayan, karşılıklı edimlerin ifasına dönük hususları (teslim zamanı, teslim yeri vs.) e-posta yazışmalarına dahi dökmeyen, davacı tarafın buna yönelik kendisine vaki e-posta
yazısına yazılı bir cevap gönderip, aralarındaki kararlaştırmanın iddia edildiği gibi olmadığını bildirmek suretiyle itiraz etmeyen, şimdi bu hususta tanık dinleteceğini beyan eden davalının bu aşamada TTK m. 18/III hükmünü ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebileceği, taraflar arasındaki yazışmalar ve özellikle davalı tarafın davacı tarafın e-postasına yazılı bir cevap vermemesi karşısında, temerrüt için süre verilmesinin artık beklenemeyeceği, durumun TBK m. 124 kapsamına girdiği açıktır.Ayrıca, 03.12.2022 tarihinde saat 13:49’da, davacı şirketin mail adresinden, davalı şirket mail adresine , “Merhaba; ----- hanım sözlü telefonda anlaşmaya dayalı vermiş olduğunuz ilk termin 30.11.2022 gecikmişti ve müşteri ile ticaretimiz ciddi sıkıntıya girdi, bu gecikmeden dolayı siz de şahit olduğunu o gün. Terminleri 2 gün uzatılması halinde ürünlerin 2 adetini 02.12.2022 yani dün hazır olacağını beyan etmiştiniz yalnız dün de telefonumuza cevap veren olmadı, dünkü termin tarihi de geçti. Bunlar bize maddi sıkıntılar yaşatıyor bunları size izah ettik lütfen acilen bize ürünlerin durumu ile ilgili bilgi vermenizi rica
ederiz.” şeklinde e-posta gönderildiği, bu e-postaya yazılı bir cevap verildiğine dair dosyada herhangi bir bilgi yahut belge bulunmadığı, bu durumda davalı tarafın (teyit mektubunu düzenleyen) TTK m. 21/III gereğince,davacı tarafın söz konusu e-posta içeriğinde vadeye dair beyanlarını kabul etmiş sayılması gerektiği açıktır.
TTK m. 21/III hükmü şöyledir: “Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.”
Ortaya çıkan bu maddi vakıalar ve hukuki durum karşısında, davalı tarafın temerrüde
düşmesine dayalı olarak davacı tarafın sözleşmeden dönmesinin haklı olduğu, TBK m. 125 kapsamında, kendisinin ifa ettiği edimin iadesini talep etmekte haklı olduğu sonucuna varılmıştır.Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, taraflar arasındaki satım sözleşmesinde davalı taraf temerrüde düştüğünden davacı tarafın
sözleşmeden dönmekte haklı olduğu ve buna bağlı olarak kendisinin ödediği parayı ve yaptığı masrafları geri isteyebileceği için, davalı tarafa karşı -----. İcra
Dairesinin ------ sayılı dosyası üzerinden başlatmış olduğu icra takibine davalı tarafın
yapmış olduğu itirazın haksız olduğu ve iptalinin gerektiği,
borcun likit olması sebebiyle, itirazında haksız olan davalı taraf aleyhine ayrıca icra ve inkâr tazminatına hükmolunması gerektiği,iadesi söz konusu olan borç yekunu icra takibinde asıl alacak 798.210 TL (asıl borç) + 32,29 TL (EFT gideri) TL = 798.242,29 TL şeklinde doğru olarak tespit edildiği, fakat işlemiz faiz talebinin koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
-Davalı tarafça ----. İcra dosyasının yapılan itirazın iptaline,
-Takibin 798.242,29 TL üzerinden devamına,
2-Fazlaya (işlemiş faize) ilişkin talebin REDDİNE,-798.242,29 TL Asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 54.527,93 TL harcın, peşin alınan 9.674,06 TL harçtan mahsubu ile kalan 44.853,87 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre takdir olunan 117.753,92 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre takdir olunan 2.755,58 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan 9.674,06-TL peşin harç, 179,90 başvurma harcı ve 8.365,00-TL bilirkişi, posta, tebligat gideri olmak üzere toplam 18.218,96-TL yargılama giderinden, %99,66 kabul - %0,34 ret oranına göre hesaplanan 18.156,28 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davalı tarafından sarf edilen gider avansı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-Teminatın iadesi hususunda HMK m.392/2 uyarınca işlem yapılmasına,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.355,32 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan, 4,68 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.