WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 11. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/718
KARAR NO: 2024/142

DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (TİCARİ SATIMDAN KAYNAKLANAN)
DAVA TARİHİ : 28/09/2022
KARAR TARİHİ : 23/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında dilekçe ekinde yer alan 16/06/2020 tarihli proforma faturada belirlenen ürünlerin imalatı ve montajı için anlaşma sağlandığını, davalı şirket teklifinde ---- (----) kodunda boya uygulayacağını açıkça belirtmiş olmasına rağmen davalı şirket yetkilisi ---- Bey, mezkür boya kodunun, geminin dış cephe boyası ile tam olarak tutmayacağına inandığı belirtmiş ve teklifte belirtilenden çok daha yüksek maliyetli olan dış cephe boyası uygulanmasını talep ettiğini, mutabık olunan teklifte fiyat verilen boyanın kodu ekte sundukları belgeler ile de sabit olup sonradan talep edilen boyanın mezkür teklifteki tutarla yapılmasının mümkün olamayacağı karşı tarafa bildirildiğini, bunun üzerine davalı şirket yetkilisi ile yapılan toplantıda şifahen mezkür malların boyanmasını, geminin boyanması ile birlikte kendilerinin üstleneceğini bildirmiş, montaj konusunun ise işçilik gerektirmeyecek şekilde yapılabilmesi için lazerde delik yerlerinin hazırlanması ve ürünlere diş çekilmesi üzerinde taraflarca uzlaşıldığını, proforma faturada yer alan (yukarıda bahsettiğimiz boyama işlemi hariç) ürünler davacı şirket tarafından imal edilerek teslime ve montaja hazır hale getirildiğini, devamında dilekçe ekinde sunmuş oldukları servis teslim tutanağı ve sevk irsaliyelerinde görüleceği üzere mutabık kalınan ürünler teslim edilmiş ve montajları yapıldığını, söz konusu ticari ilişkiye ilişkin olarak davacı şirket tarafından 31/08/2020 tarihinde ----- numaralı fatura (e-arşiv) düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalı yasal süresi içinde faturaya ve içeriğine herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, Proforma faturaya konu ürün ve hizmetler davacı şirket tarafından davalının talep etmiş olduğu şekilde ayıpsız ve eksiksiz olarak teslim edilmiş olmasına karşın 7.090,00 USD bakiye fatura alacağın ödenmediğini, davacı şirket ekte sunulan taraflar arasındaki yazışmalardan da görüleceği üzere, bir çok kez ödeme talep ettiğini, davalı, 12/10/2020 tarihli mailde sözleşmeye istinaden boya ve montaj işlerinin başka ekiplere yaptırılması nedeniyle kesinti yapılacağını bildirmiş bunun üzerine 13/10/2020 tarihinde davacı şirket mühendisi ---- - tarafından detaylı açıklama yapılarak kesintiye itiraz edildiğini, davacı şirket ile davalı arasında mevcut durumdaki uyuşmazlık, davalı tarafından malların boyanmasını, geminin boyanması ile birlikte kendilerinin üstleneceğini bildirmiş olması ve devamında bu işlemin yapılmamış olması nedeniyle davacı şirket alacağından 2.895,76 USD * KDV olmak üzere toplamda 3.417,00 USD kesinti yapmak istemesinden kaynaklandığını, davacı şirket yazışmalarda da görüleceği üzere boya alımı ve boya işçiliğini yapmadığını ve davalının kesinti yapmak istediği tutarın piyasa koşullarındaki fiyatların çok üzerinde olduğunu belirttiğini, davalı 2020 yılındaki boya alımı ve boya işçiliği işlemleri için 3.417,00 USD kesinti yapmak istemekte iken bu tutar günümüz şartlarında dahi 500,00 USD civarında olduğunu, davacı tarafından yapılmayan işlemler tutarının hakkaniyet ve dürüstlük kuralı gereği hesaplanarak bakiye alacak tutarından düşülerek kalan tutarın davacı şirkete ödenmesi gerektiğini, davacı şirket, her ne kadar icra takibi 7.090,00 USD üzerinden açılmış ise de bu tutarın 6.590,00 USD tutarındaki kısmını talep etmekte; boya alımı ve boya işçiliği işlemleri günümüz şartlarındaki tutarı olan 500,00 USD tutarındaki kısımdan feragat ettiklerini beyan ederek haksız ve hukuka aykırı olan itirazın iptali ile takibin 6.590,00 USD asıl alacak, faiz ve ferileriyle beraber devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça yapılan işte özellikle de boya işçiliğinde, lüks bir yatta olması beklenmeyecek nitelikte bir boya kullanılması nedeniyle davalının bu işi teknenin müşterisine teslim edeceği ---- üçüncü bir firmaya 9.000 Euro yaptırmak zorunda kaldığını, davacı tarafından yapılan işin hem beklenen nitelikleri karşılamaması hem de yatın teslimini geciktirmiş olması nedeniyle davalının, müşterisinden ödeme alırken 10.000 Euro eksik tahsilat yapmak, bu anlamda cezai şart ödemek durumunda kaldığını, davacı tarafın davalıdan herhangi bir alacağı olmadığı gibi asıl alacaklı olan tarafın davalı olduğunu, davacı tarafça da sunulan yazışmalardan özellikle de davacı tarafın davalıya gönderdiği 13.10.2022 tarihli mailden görüldüğü üzere davacı taraf, yat sektöründe çalışmadığını ve fakat çalışmak istediğini belirttiğini, buradan çıkan sonuç davacı tarafın bir yatta özellikle de lüks bir yatta kullanılacak malzemeler hakkında gerçekten de tecrübesinin olmadığı, davacı taraf aynı mailde, paslanmaz tarakların takılması nedeniyle damla tutucu lamellerde sese neden olduğunu, bu nedenle değişiklik gerektiğini de ikrar ettiğini beyan ederek davacının iddia ettiği hususların gerçeklikle örtmediği gerekçesiyle davanın reddine, davacının İcra İflas Kanunu m.67 uyarınca talep konusunun %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahküm edilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Huzurdaki dava, icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanak aslı dosyaya sunulmuştur.-----. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası celp edilmiştir.

6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 - (1):"Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir."
(2):"Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır."
(3):"İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
(4):"Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."
(5):"Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
TÜRK TİCARET KANUNU madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2):"Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."Ticari defterler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.Ticari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).Yine Türk Ticaret Kanunu madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.Mahkememizce işbu dosyada, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir, Ticaret - Borçlar Hukukçusu ve Gemi İnşaat Mühendisi bilirkişisi heyeti marifeti ile inceleme yaptırılmış ve bilirkişi heyeti raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; Mahkeme 10.03.2023 tarihli celsesinde uyuşmazlığında, '-----. İcra Müdürlüğünün --- Esas sayılı dosyasında bulunun itirazın iptali, icra inkâr ve kötü niyet tazminatı hususunda olduğu ”” tespit edilmiştir. Davacı tarafın ticari defterleri ile dava dosyasındaki deliller aşağıdaki gibi incelendiği,
a- Defter İncelemesi (Usul),
b- Hesap İncelemesi,
€- BA & BS Formlarının İncelenmesi,
A. Defter İncelemesi (Usul)
a.l- Davacı Defter İncelemesi Usul:
Davacı ------ tarafından ibraz edilen 2020 yılı ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibi olduğu,¸İzlendiği gibi davacı şirketin ibraz ettiği 2020 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği görüldüğü,Davalı ---- incelemeye gelmediğinden ve yerinde inceleme talebinde bulunmadığından, davalı şirket defter incelemesi yapılamadığı, davacı tarafın ibraz ettiği usulüne uygun tutulduğu anlaşılan ticari defterlerinde davalı şirkette ait hesap hareketleri aşağıdaki gibi incelenmiştir.¸Yukarıdaki tablolarda üzere, davacı tarafından davalı tarafa 31.08.2022 tarihinde ----- seri no.lu fatura ile 133.608,45 TL tutarlı satış yaptığı, bu süreçte davalından 3 ayrı tarihte 79.393,05 TL ödeme aldığı ve buna göre 14.09.2020 tarihi itibariyle davalından 54.125,40 TL alacaklı olduğu gözükmekle, iş bu alacağının hesaplar arası virman ile ----- kodlu hesaba devir edilerek hesabının kapatılmış olduğu görüldüğü, bilindiği üzere 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 148-149 ve mükerrer 257'ci Maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak --- sıra nolu VUK Genel Tebliği ile bilanço esasına göre defter tutar mükelleflerin belirli haddi aşan mal ve hizmet alımlarını *Mal ve Hizmet Alımlarına ilişkin bildirim formu (Form BA)” ile mal ve hizmet satışlarını ise *Mal ve Hizmet Satışlarına ilişkin bildirim formu (Form BS) ile bildirmeleri hususunda yükümlülük getirildiği, davacı şirketin 2020 yılı BS Formunda davalı tarafa 1 adet belge/fatura ile KDV hariç 113.227,00 TL tutarında mal ve hizmet satışı gerçekleştirdiği görüldüğü, davalı şirketin 2020 yılı BA Formunda davacı taraftan 1 adet belge/fatura ile KDV hariç 113.227,00 TL tutarında mal ve hizmet alışı gerçekleştirdiği görüldüğü, davalı şirketin 2020 yılı BS Formunda davacı tarafa 1 adet belge/fatura ile KDV hariç 22.812,00 TL tutarında mal ve hizmet satışı gerçekleştirdiği görüldüğü, bu durumda, davalının 1 adet belge/fatura ile KDV hariç | adet 22.812,00 TL tutarlı faturasının, davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, 2020 yılı BA formu ile bildirimde bulunmadığı görüldüğü, taraflar arasındaki ihtilaf sözleşme ve ücret bakımından değerlendirileceği, TBK'nın 207. Maddesine göre satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme; alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmelerdir. Mevzuatımızda tanımlanmamakla birlikte ticari satış sözleşmesi de, tacir bir kimsenin mesleği icabı tekrar satıp kazanç elde etmek veya işletmesinde üretim amacı ile başka bir tacirden satın aldığı mallar üzerine kurulan sözleşmeler olduğu, bu tanımdan yola çıkarak, adi satış sözleşmesinden farklı olarak, ticari satış sözleşmesinin kurulabilmesi için, iki tarafın da tacir olması ve satış sözleşmesine konu metanın da ticari işletmeleri ile ilgili bulunması gerektiği, Borçlar Kanunumuza göre bir eser meydana getirme karşılığında, iş sahibinin bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmeler Eser Sözleşmesi olarak nitelendirildiği, her ne kadar kanunun lafzı bir nesnenin “meydana getirilmesini” ihsas etse de aslında kapsamı maddi varlığı olmayıp da sonucu bir bütünlük olarak taahhüt edilebilen şeyleri de kapsamaktadır.” eser sözleşmesini, menkul satış sözleşmesinden ayıran temel farklılık, İş sahibinin, işin yapılması konusunda yükleniciye talimat verme yetkisine sahip olup olmamasıdır. Talimat yetkisinin olduğu durumlarda eser; buna karşılık yüklenicinin bu konuda özgür olduğu durumlarda da satım sözleşmesinin varlığı kabul edilmektedir.*
Özellikle sipariş ile üretilecek bir işin satın alınması durumunda, ürünün kullanılabilmesi montaj işine de bağlı olduğunda, diğer bir ifadeyle, satış sözleşmesi hem özel sipariş üzerine satın almayı hem de montaj hizmetini ihtiva ediyorsa, bu gibi sözleşmeler eser sözleşmesi olarak yorumlanmaktadır.*Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında, dosya içerisindeki davacının kesmiş olduğu proforma faturasına göre, toplam 55 adet Hava Panjuru * Damla Tutucu * Paslanmaz Tavanın, demontaj, montaj ve nakliye bedeli dahil toplam, KDV dahil 18.290,00 USD üzerinden teklif verildiği, sipariş geçildiği sırada bu panjurların hazır olmadığı ve imal edileceği, mevcut durumda, siparişe konu panjurların hazırda olmaması, imal edilmesi ve montajının da davacı tarafından üstlenilmesi sebebiyle, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi sıfatına haiz olduğu anlaşıldığı, eser sözleşmeleri, yaklaşık ücretli, birim fiyatlı veya götürü bedelli olarak yapılması mümkün olan sözleşmeler olup; mevzuatımıza göre, götürü bedel ile kararlaştırılmış sözleşmelerde, taraflar anlaşılan fiyatla bağlı olup; eser daha aza mal edilse ya da daha pahalıya imal edilse dahi, kural olarak ek bir ücret talep edilmesi mümkün olmadığı, bununla beraber, Borçlar Kanunu'nun 480. Maddesine göre, götürü bedelin aşılması başlangıçta öngörülemeyen veya göz önünde tutulmayan sebeplerle eserin yapımına engel olacak mahiyet arz ederse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkına haiz olduğu, götürü bedelin aşılması haricinde, eser yapım işine başlanıldıktan sonra, yükleniciden ek başka işlerin de yapılmasının istenilmesi veya bazı işlerde iş değişikliğine gidilmesi hallerinde de, yüklenicinin götürü bedel haricinde ücret talep edebileceği kabul edildiği, ayrıca iş sahibinin talebi olmasa dahi, sözleşme dışındaki iş ve imalâtların yüklenici tarafından yapıldığının ortaya konması ve yapılan işlerin de iş sahibinin yararına olduğunun anlaşılması durumunda da, bu işlere dair bedelin iş sahibinden talep edilmesi mümkündür.” mevzuata göre, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması halinde bedelin götürü olarak şifahen belirlendiği kabul edilse dahi, Borçlar Kanunu'nun 481. Maddesi nazara alınarak, bedel, eserin yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak tespit edilmesi gerekmektedir. *Eser sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen, ivazlı ve rızai sözleşmelerdir. Rızai bir sözleşme olması sebebiyle de tarafların anlaşması sözleşme kurulumu için yeterli olup; geçerliliği için belli bir şekil şartı aranmamaktadır.Her ne kadar, şekil şartı olmaması sebebiyle tarafların karşılıklı mutabakatlarını beyan etmeleri bu akdin kurulması için yeterli sayılmakla beraber sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delillerin gözetilmesi gerekmektedir. Dava konusu olayın vukuu bulduğu 2019 yılında, hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri, 2.500 Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ortaya konulması gerekmektedir.Bununla beraber eser sözleşmelerinde yüklenicinin edimi bir yapma borcu oluşturduğundan, yapma borcunun konusunu maddi veya hukuki bir fiile dayansa dahi, senetle ispatına gerek bulunmayıp; her türlü delille ifa edildiğinin ortaya konulması mümkündür.'?Mevzuatımıza göre süresi içinde itiraz edilmeyen faturanın, konusu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği kabul edilmekle birlikte, gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi ya da reddedilmeyerek, ticari defterlere işlenilmesi de sözleşmenin kurulduğuna, malın teslim edildiğine, hizmetin verildiğine karine sayılmış ve aksi iddianın ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir.'"
İlgili hüküm iş sahibi gerçek kişi olduğunda da geçerli olup, taraflar arasında yazılı olarak yapılmasa da sözleşme ilişkisi kurulduğuna dair ihtilaf da bulunmadığı durumlarda, yüklenici tarafından gönderilen faturalara itiraz edilmemesi halinde, faturadaki bedel üzerinden işin yapıldığı kabul edildiği,Faturanın tebliğ edildiğinin tespit edilememesi durumunda ise işin bedeli yine TBK 481. Maddesi nazara alınarak, eserin yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak tespit edilmektedir.'”Bu açıklamalar ışığında dava konusu takibe bakıldığında, icra dosyasındaki takip dayanağının 31/08/2020 tarih ve ---- numaralı fatura olduğu, faturada Dış Mekan Panjurları açıklamasıyla, davalıdan KDV dahil 18.290,00 USD talep edildiği, ilgili faturanın hem davacı hem de davalı tarafından BA - BS Formları ile ilgili vergi dairesine bildirildiği, bu bakımdan eser sözleşmesinin bedel açısından karine olarak kesinleştiği, davalı iş sahibinin eser sözleşmesi kapsamında, 22/06/2020 tarihinde 6.200,00 USD, 17/08/2020 tarihinde 2.500,00 USD 14/09/2020 tarihinde 2.500,00 USD ödemede bulunduğu noktasında bir ihtilaf olmadığı, yine davacı yüklenicinin dosyaya sunduğu, 13.10.2019 tarihli davacı ismi uzantılı mailden, sözleşme kapsamındaki boya ve montaj işlerinin, davacı tarafından yapılmadığı, davalı iş sahibi tarafından yaptırıldığına dair bir ihtilaf olmadığı, bu durumda sözleşme bedelinden montaj ve boya bedellerinin de mahsubu gerektiği, davacının kesmiş olduğu faturası ile uyumlu proforma faturasında montaj bedelinin KDV hariç 1.640,00 USD olarak belirlendiği, bu durumda 9618 KDV dahil, 1.935,20 USD bedelin de fatura bedelinden mahsubu gerektiği, proforma fatura veya dosya içerisindeki sair belgelerde imal edilen 58 adet Hava Panjuru * Damla Tutucu * Paslanmaz Tavanın ne kadara boyandığının ayrı olarak tespit edilemediği, bu durumda sözleşmenin yapıldığı yer ve zamandaki boya bedelinin de fatura bedelinden mahsubu gerektiği düşünülmekte olup, boya bedeli hariç fatura kapsamında davalının sözleşme kapsamında ödeyeceği tutar 5.154,80 USD olarak tespit edilmiştir. Boya bedeli ise teknik inceleme kısmında hesap edilecektir.¸ Davalı bu bedeller haricinde, gecikme sebebiyle 10.000 USD cezai şart ödediğini de beyan etmişse de, davalının dosyaya sunduğu belgelerde, üst yapıdaki havalandırma ızgaralarının korozif olmayan malzemeden yapılması sebebiyle, 10.000 EUR luk davalıdan mahsup yapıldığı görülüyorsa da, davalı iş sahibinin davacıya ilgili malzemelerin korozif olmayan malzemeden yapılmasına dair bir talimatına rastlanılmamış olduğundan ilgili tutar, eser sözleşmesindeki ayıp sebebiyle mahsup kapsamında değerlendirilmemiştir.Davacı, 2020 yılındaki boya alımı ve boya işçiliği işlemleri için Davalının 3.417,00 USD kesinti yapmak istediğini, oysa bu tutarın günümüz şartlarında dahi 500,00 USD civarında olduğunu belirtmekte; Davalı ise Davacı tarafça yapılan işte özellikle de boya işçiliğinde, lüks bir yatta olması beklenmeyecek nitelikte bir boya kullanılması nedeniyle bu işi teknenin müşterisine teslim edeceği ----- üçüncü bir firmaya 9.000 Euro'ya yaptırmak zorunda kaldığını belirtmektedir. Davalı bu beyanını tevsik etmek üzere de “---- antetli, 10.03.2021 tarihli ve ---- nolu bir Faturayı dava dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu, bu Fatura'nın 6. sırasında, 5 adet - Havalandırma Menfezi imalat, temin ve montajı ile bunların tümünün beyaz boya ile boyanması iş ve işçilikleri karşılığında toplam 9.000 USD fiyatlandırma yapıldığı görüldüğü, bu 9.000 USD'nin, sadece boya malzemesi ve boya işçiliği bedeliolmadığı anlaşıldığı, davacının üstlenmediği iş olan boya malzemesi alımı ve boya işi yapılması bedelinin tespitinde, bu işin Davalı tarafından daha sonra kaça yaptırıldığı değil, Davacının Proforma Faturasındaki toplam bedelin içinde boyama işinin bedelinin ne kadar olduğu hususu dikkate alınmalıdır. Yukarıda da izah edildiği üzere, Proforma faturada 58 adet Hava Panjuru * Damla Tutucu * Paslanmaz Tavanın imali, boyanması ve montajı için toplam (15.500 USD * KDV) - 18.290 USD fiyatlandırma yapıldığı, bu tutarın 1.935,20 USD' lik kısmı bu malzemelerin montaj bedeli olup, geriye kalanı ise toplam 58 adet Hava Panjuru * Damla Tutucu * Paslanmaz Tavanın demonte edilmesi, imali ve boyanması (boya malzemesi dahil) için talep edildiği, ancak taraflar, imalatı yapılan malzemelerin Davacı tarafından boyanması işinden karşılıklı olarak vazgeçtikleri, bu durumda, toplam 18.290 USD bedelin ne kadarının boyama işinin karşılığı olabileceğinin tespiti için, toplam bedel üzerinden orantısal bir hesap yapılabileceği, 820.00 USD * KDV Demontaj Bedeli ve 1.640 USD * KDV Montaj bedeli çıkarıldığında, bakiye 15.387 USD 58 adet ürünün imal ve boyama bedeli olduğu, bu durumda, beher ürün için 265 USD imal ve boyama bedeli hesaplanacağı, ürünlerin imalatının, bunların boyanması için gerekecek harcamadan hayli fazla olacağı aşikar olduğu, ürün başına faturalandırılan 265 USD'nin yaklaşık 25 USD'sinin boyama bedeli olacağı düşünülebileceği, böylelikle, toplam 58 adet Hava Panjuru * Damla Tutucu * Paslanmaz Tavanın boyanması için faturalandırılmış olan tutar (58 ad x 25 USD/ad) 1.450 USD hesaplanacağı, bu bedel, davaya konu ürünlerin boyanmasının başka bir boya ile ve başka bir firma tarafından yapılması halinde gereken harcama olmadığı, sonuç itibariyle davacının yapımından vaz geçtiği boyama işi için Davalıdan talep ettiği fatura tutarının içinden 1.450,00 USD'nin de tenzili gerektiği, sözleşme bakımından, siparişe konu panjurların hazırda olmaması, imal edilmesi ve montajının da davacı tarafından üstlenilmesi sebebiyle, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi sıfatına haiz olduğu, alacak miktarı bakımından mahsup edilmesi gereken boya bedeli hariç fatura kapsamında davalının sözleşme kapsamında ödemesi gereken bakiye alacağın 5.154,80 USD olduğu, boyaların ve boya işçiliğinin değeri bakımından sipariş edilen malzemelerin boyanma bedelinin 1.450,00 USD olduğu, ilgili tutarda mahsup edildiğinde davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 3.704,80 USD alacaklı olduğu, ilgili alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin kanunun 4 /a Maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış | yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranını üzerinden faiz işleyeceği bildirilmiştir. Mahkememizce dosyada bulunan bilgi ve belgeler, dosyada alınan rapor, ticari defter kayıtları sonucunda; davanın icra takibine yapılan itirazın iptali olduğu, icra takibinin eser sözleşmesine ilişkin davacı yüklenicinin yapmış olduğu iş dolayısıyla eksik ödenen bedelin tahsiline ilişkin olduğu, icra dosyasındaki takip dayanağının 31/08/2020 tarih ve ----- numaralı fatura olduğu, faturada Dış Mekan Panjurları açıklamasıyla, davalıdan KDV dahil 18.290,00 USD talep edildiği, ilgili faturanın hem davacı hem de davalı tarafından BA - BS Formları ile ilgili vergi dairesine bildirildiği, bu bakımdan eser sözleşmesinin bedel açısından karine olarak kesinleştiği, davalı iş sahibinin eser sözleşmesi kapsamında, 22/06/2020 tarihinde 6.200,00 USD, 17/08/2020 tarihinde 2.500,00 USD 14/09/2020 tarihinde 2.500,00 USD ödemede bulunduğu noktasında bir ihtilaf olmadığı, yine davacı yüklenicinin dosyaya sunduğu, 13.10.2019 tarihli davacı ismi uzantılı mailden, sözleşme kapsamındaki boya ve montaj işlerinin, davacı tarafından yapılmadığı, davalı iş sahibi tarafından yaptırıldığına dair bir ihtilaf olmadığı, bu durumda sözleşme bedelinden montaj ve boya bedellerinin de mahsubu gerektiği, davacının kesmiş olduğu faturası ile uyumlu proforma faturasında montaj bedelinin KDV hariç 1.640,00 USD olarak belirlendiği, bu durumda 9618 KDV dahil, 1.935,20 USD bedelin de fatura bedelinden mahsubu gerektiği, proforma fatura veya dosya içerisindeki sair belgelerde imal edilen 58 adet Hava Panjuru * Damla Tutucu * Paslanmaz Tavanın ne kadara boyandığının ayrı olarak tespit edilemediği, bu durumda sözleşmenin yapıldığı yer ve zamandaki boya bedelinin de fatura bedelinden mahsubu gerektiği düşünülmekte olup, boya bedeli hariç fatura kapsamında davalının sözleşme kapsamında ödeyeceği tutar 5.154,80 USD olarak tespit edilmiştir. Davacı, 2020 yılındaki boya alımı ve boya işçiliği işlemleri için Davalının 3.417,00 USD kesinti yapmak istediğini, oysa bu tutarın günümüz şartlarında dahi 500,00 USD civarında olduğunu belirtmekte; Davalı ise Davacı tarafça yapılan işte özellikle de boya işçiliğinde, lüks bir yatta olması beklenmeyecek nitelikte bir boya kullanılması nedeniyle bu işi teknenin müşterisine teslim edeceği ---- üçüncü bir firmaya 9.000 Euro'ya yaptırmak zorunda kaldığını belirtmektedir. Davalı bu beyanını tevsik etmek üzere de ----- antetli, 10.03.2021 tarihli ve----- nolu bir Faturayı dava dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu, bu Fatura'nın 6. sırasında, 5 adet Kapaklı Havalandırma Menfezi imalat, temin ve montajı ile bunların tümünün beyaz boya ile boyanması iş ve işçilikleri karşılığında toplam 9.000 USD fiyatlandırma yapıldığı görüldüğü, bu 9.000 USD'nin, sadece boya malzemesi ve boya işçiliği bedeli olmadığı anlaşıldığı, davacının üstlenmediği iş olan boya malzemesi alımı ve boya işi yapılması bedelinin tespitinde, bu işin Davalı tarafından daha sonra kaça yaptırıldığı değil, Davacının Proforma Faturasındaki toplam bedelin içinde boyama işinin bedelinin ne kadar olduğu hususu dikkate alınmalıdır. Yukarıda da izah edildiği üzere, Proforma faturada 58 adet Hava Panjuru * Damla Tutucu * Paslanmaz Tavanın imali, boyanması ve montajı için toplam (15.500 USD * KDV) - 18.290 USD fiyatlandırma yapıldığı, bu tutarın 1.935,20 USD' lik kısmı bu malzemelerin montaj bedeli olup, geriye kalanı ise toplam 58 adet Hava Panjuru * Damla Tutucu * Paslanmaz Tavanın demonte edilmesi, imali ve boyanması (boya malzemesi dahil) için talep edildiği, ancak taraflar, imalatı yapılan malzemelerin Davacı tarafından boyanması işinden karşılıklı olarak vazgeçtikleri, bu durumda, toplam 18.290 USD bedelin ne kadarının boyama işinin karşılığı olabileceğinin tespiti için, toplam bedel üzerinden orantısal bir hesap yapılabileceği, 820.00 USD * KDV Demontaj Bedeli ve 1.640 USD * KDV Montaj bedeli çıkarıldığında, bakiye 15.387 USD 58 adet ürünün imal ve boyama bedeli olduğu, bu durumda, beher ürün için 265 USD imal ve boyama bedeli hesaplanacağı, ürünlerin imalatının, bunların boyanması için gerekecek harcamadan hayli fazla olacağı aşikar olduğu, ürün başına faturalandırılan 265 USD'nin yaklaşık 25 USD'sinin boyama bedeli olacağı düşünülebileceği, böylelikle, toplam 58 adet Hava Panjuru * Damla Tutucu * Paslanmaz Tavanın boyanması için faturalandırılmış olan tutar (58 ad x 25 USD/ad) 1.450 USD hesaplanacağı, bu bedel, davaya konu ürünlerin boyanmasının başka bir boya ile ve başka bir firma tarafından yapılması halinde gereken harcama olmadığı, sonuç itibariyle davacının yapımından vaz geçtiği boyama işi için Davalıdan talep ettiği fatura tutarının içinden 1.450,00 USD'nin de tenzili gerektiği tespit edilmiştir.
Alacak miktarı bakımından mahsup edilmesi gereken boya bedeli hariç fatura kapsamında davalının sözleşme kapsamında ödemesi gereken bakiye alacağın 5.154,80 USD olduğu, boyaların ve boya işçiliğinin değeri bakımından sipariş edilen malzemelerin boyanma bedelinin 1.450,00 USD olduğu, ilgili tutarda mahsup edildiğinde davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 3.704,80 USD alacaklı olduğu görülmüştür.Kabul edilen sözleşme bedelinin 18.290,00-USD olduğu, yapılan ödemelerin 6.200 + 2.500 + 2.500 = 11.200,00 USD olduğu, kalan alacağın 18.290 - 11.200 = 7.090,00-USD olduğu, bu bedel üzerinden montaj bedeli olarak 1.930,00-USD ve boyalar ve boya işçiliği değeri bakımından 1.450,00-USD 'nin mahsubuyla birlikte davacının talep edebileceği miktarın 3.704,80-USD olduğu görülmüştür. Açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
2----- İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, duran takibin 3.704,80 USD üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca USD cinsi mevduat hesabına uygulanan en yüksek yıllık faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Şartları gerçekleşmediğinden icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin REDDİNE,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre 876,93-TL'nin davalıdan, 683,07-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan Karar ve ilâm harcı olan 4.686,82-TL harçtan peşin alınan 1.812,89-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.873,93-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Davacı vekille temsil olunmakla dava tarihindeki kur üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davalı vekille temsil olunmakla dava tarihindeki kur üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
8-Davacı tarafça yapılan 7.916,00 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre 4.450,21-TL ve 1.812,89 TL peşin harç toplamı 6.263,10-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
9-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,
10-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Dair, davacı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.