WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 11. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/340
KARAR NO : 2024/38

DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 16/05/2022
KARAR TARİHİ : 17/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ---- ortağı olduğunu, şirketin diğer ortağı ----- ile evlilik birliği içinde iken kurulduğunu, kuruluş sermayesinin büyük bir kısmının müvekkili tarafından ortaklığa getirildiğini, müvekkili ile şirketin diğer ortağının boşandığını, müvekkilinin davalı şirkette %25 pay sahibi olduğunu, müvekkilinin yıllardır yapılan şirket genel kurullarına usulüne uygun davet edilmediğini ve bu sebeple hiç oy kullanamadığını, bilgi alma ve inceleme hakkının diğer ortak tarafından müvekkiline kullandırılmadığını, müvekkilinin evlilik birliği içinde ve evlilik birliğinin boşanma ile sonlanmasından sonra hiçbir zaman şirketten kar payı alamadığını, şirketin sahibi olduğu kira gelirlerinden pay elde edemediğini, başkaca gelirlerden mahrum bırakıldığını, müvekkilinin tüm maddi haklardan yoksun bırakılması ve kendisine en ufak bilginin verilmemesi karşında şirketin mal varlığının kaçırılmaması ve düzgün şekilde yönetilmesi için kayyım atanmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin fesih talebinin haklı olduğunu, öğreti ve yargı içtihatlarında şirketin feshi için haklı sebep olduğu kabul edilen durumların hemen hemen tamamının iş bu davada gerçekleştiğini, müvekkilinin elde edemediği kar payı ve diğer maddi kayıplar ile diğer ortağın sorumluluğuna dair dava açma hakkının saklı tutulduğunu belirterek, davalı şirketin haklı nedenle feshine, şayet fesih uygun görülmezse mevcut olağanüstü yedek akçelerin dağıtılmasına ve müvekkilinin paylarının davalı tarafından gerçek değeri ile satın alınarak ortaklığın sona erdirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şirket ortaklarından ----- ile evlilik ve boşanma sürecinden kaynaklanan talep ve iddialarının şirkete yönetilemeyeceğini, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, haklı sebeple fesih davasının dürüstlük kurallarına uygun olarak uygun bir süre içinde açılması gerektiğini, davanın dürüstlük kuralına uygun bir sürede açılmadığını, zaman aşımı yönünden de davanın reddi gerektiğini, davada fesih koşullarının oluşmadığını, feshin son çare olması ilkesinin uygulanmasının gerektiğini, davacının genel kurula davet edilmediği ve oy kullanamadığı gibi iddialar ile kuruluş sermayesinin büyük kısmını ödediği iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının hem kar payını hem ortaklıktan ayrılması için ortaklık payını aldığını, bu hususla ilgili tüm delillerinin ----Aile Mahkemesinin ------Esas sayılı dosyasında mevcut olduğunu, davacının bu konudaki ikrarının 02.0.2007 tarihli duruşma zaptında bulunduğunu, davacının nafakalarının ödendiğini, nafaka ile ilgili beyan ve taleplerinin dava ile ilgisinin olmadığını, davacının şirket ortağından boşanmasından ve şirketle ilgili tüm haklarını almasından 15 yıl sonra bu davadaki tedbir talebi ve kayyım atanması talebinin kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının davalı şirketin diğer ortağı ile boşanmaları, davacının davalı şirket genel kurulu ortak olmasına rağmen usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, davacıya şirket ortağı olmasına rağmen kar payı dağıtılmaması sebeplerine bağlı olarak davalı şirketin fesih şartları ya da davacının ortaklıktan çıkma şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edildi.Mahkememiz dosyasının ön inceleme duruşmasında dosyanın şirket fesih yada ortaklıktan çıkma şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında öncelikle ticari şirket kayıtları üzerinde ve ayrıca ---- Aile Mah.'nin ------sayılı dosyasının incelenerek rapor düzenlenmesi için 1 malimüşavir ile 1 ticaret hukukundan anlayan nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmesine karar verilmiş olup, 04/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...2018 yılı dağıtılabilir net kar 759.398,61 TL, 2019 yılı dönem zararı (-) 157.733,96 TL, 2019 yılı dağıtılabilir net kar : -601.664,65 TL, 2019 yılı davalı şirket hazır değerleri (Kasa+Banka) Kar dağıtımına uygundur. 2020 yılı dönem net zararı (-) 139.144,87 TL, 2020 yılı dağıtılabilir net kar 601.664,65 - 139.144,87 TL = 462.519,78 TL'dir. Davalı şirketin hazır değerleri (Kasa+Banka) 42.142,14 TL olup 2020 yılı kar dağıtımına uygun olmadığı tespit edilmiştir. 2021 dönem net karı 85.108,41 TL'dir. 2021 yılı dağıtılabilir net kar 462.519,78 + 85.108,41= 547.628,19 TL olup şirket hazır değerleri (Kasa+Banka) kar dağıtımına uygundur. 2022 yılında dönem net karı 4433,65 TL olup dağıtılabilir. net kar 547.628,1944.433,65 TL - 552.061,84 TL olup davalı şirket hazır değerleri (Kasa+Banka 453.045,35 TL) kar dağıtımına uygunluğu tespit edilmiştir. Şirket ortakları cari hesabında fiktif işlem tespit edilmemiştir. Davalı şirketin 2018-2022 yılı ticari defter ve belgelerinin muhasebe standartlarına uygunluğu tespit edilmiştir. Ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri TTK 64-66, VUK 220-226 maddeleri Uuyarınca usulüne uygun şekilde yapılmıştır. Kayıt nizamının VUK 215-219 muhasebe sistem uygulama ve genel tebliğ hükümlerince ve usulüne uygun birbirini tamamladığı tespit edilmiştir. Davalının defter kayıt ve belgeleri tam ve eksiksiz olup HMK 222-2 ye göre lehine delil teşkil ettiği tespit edilmiştir. 24.04.2002 tarihli davalı şirket paylarının devrine ilişkin adi yazılı sözleşmenin 6762 sayılı eTTK m. 520 uyarınca geçersiz olduğu, davalı şirkette davacının 1/4 oranında ortak sıfatına sahip olduğu tespit edilmiştir. Limited şirketin feshi veya haklı sebeple limited şirket ortaklığından ayrılmak çin varlığı gerekli haklı sebeplerin dava konusu uyuşmazlıkta mevcut olmadığı neticesine ulaşılmıştır. Muhterem Mahkemece aksi kanaate ulaşılması ve haklı sebeplerin mevcudiyeti ile davalı limited şirketin feshi yerine davacı ortağın şirketten çıkmasına karar verilmesi ihtimalinde, davacı ortağın davalı şirketteki hisse oranı olan %25'in TTK m. 612 uyarınca şirketin kendi paylarını iktisabı için öngörülen sınırı aşacağı, ayrılacak olan ortağa ödenecek ayrılma akçesinin ise karar tarihine en yakın tarih itibariyle hesaplanması gerekeceği neticelerine ulaşılmıştır..." şeklinde rapor düzenlendiği, raporun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmüştür.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile şirketin diğer ortağının boşandığını, müvekkilinin yıllardır. yapılan şirket genel kurullarına usulüne uygun davet edilmediğini, bu sebeple hiç oy kullanamadığını, bilgi alma ve inceleme hakkının diğer ortak tarafından müvekkiline kullandırılmadığını, müvekkilinin hiçbir zaman şirketten kar payı alamadığını belirterek davalı şirketin haklı nedenle feshine, şayet fesih uygun görülmezse müvekkilinin paylarının davalı tarafından gerçek değeri ile satın alınarak ortaklığın sona erdirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
TTK m. 636 limited şirketin sona erme sebeplerini ve sonuçlarını düzenlemektedir.
Md 636/3'e göre;"(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
(4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.”
Haklı sebeple çıkma davası ise TTK m. 638/2'de düzenlenmiştir. Buna göre;
“(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının. veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.”
Gerek şirketin haklı sebeple feshi, gerek haklı sebeple şirketten çıkma davalarında haklı sebebin ne olduğuna ilişkin bir düzenleme limited şirkete ilişkin hükümler arasında yer almamaktadır. Bu hususta yol gösterici tek düzenleme, kollektif şirketın sona ermesine ilişkin TTK m. 245 hükmüdür. Buna göre;
“1) Haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır”.Hükümde haklı sebebe örnek olabilecek durumlar da sınırlı sayıda olmamak üzere sayılmıştır. TTK m. 245 şahıs şirketlerinden olan kollektif şirkete ilişkin bir düzenlemedir.. Bu hükmün sermaye şirketi niteliğindeki limited şirkete uygulanmasında, bu şirket tipinin kollaktif şirketten ayrılan özelliklerinin de dikkate alınması gerekir. Bu çerçevede haklı sebep olarak kabul edilebilecek haller, limited şirket ilişkisini sürdürülmesinin davacı ortaktan artık beklenemeyeceği ölçüde çekilmez hale gelmesine sebep olan hususlardır.
01.10.2009 tarihli -----sayılı -----Gazetesi'nin 259. sayfasında yer alan davalı şirkete ait ilana göre, 25.09.2009 tarihli davalı şirket ortaklar kurulu kararı ortaklar ----- katılımı ile oybirliği ile alınmıştır. Yine adi yazılı hisse devir sözleşmesi tarihinden sonra 05.11.2003 tarihli ---- sayılı ----- Gazetesi'nin 325. sayfasında yer alan davalı şirkete ait ilana göre, 30.07.2003 tarihli davalı şirket ortaklar kurulu kararı ortaklar ----katılımı ile ve oybirliği ile alınmış, bu karar ile sermaye artışı yapılarak şirketin sermayesi 50.000.000.000 TL'na çıkarılmış, bu sermayenin 37.500.000.000 TL-----12.500.000.000 TL'si -----tarafından taahhüt edilmiş olup, tüm bu hususlar çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, davalı şirkette davacı ...-----1/4 oranında ortak sıfatına sahip olduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafından 16.11.2000 havale tarihli dilekçe ile davalı aleyhine boşanma davası açıldığı, tarafların 20.02.2001 tarihli duruşmada boşanma ve ferileri hususunda ihtilafa yer bırakmayacak şekilde tarafların anlaşarak boşanmak istediklerini beyan etmiş mahkemece tarafların boşanmalarına karar verilmiş, akabinde 2007 yılında davacı tarafından sadece nafakanın artırılması talebinde bulunulmuş ve mahkemece, taraflar arasındaki anlaşmanın tarafları bağlayıcı olduğu anlaşılmakla, davacının nafaka, maddi manevi tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının müşterek çocuklar için iştirak nafakası talebi hakkında müşterek çocuklar ergin olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş, Karar 28.05.2007 tarihinde kesinleşmiş, görülmekte olan iş bu dava ise 16.05.2022 tarihinde açılmış olmakla, aradan geçen 15 yıllık sürede ortaklığın devam ettiği dikkate alındığında, boşanmanın başlı başına davalı şirketin feshi ve ayrılma hakkının kullanılması bakımından haklı sebep olmadığı neticesine ulaşılmıştır.Davacı vekilinin dava dilekçesinde haklı sebep olarak dayandığı bir diğer husus, müvekkilinin yıllardır yapılan şirket genel kurullarına usulüne uygun davet edilmediği, bu sebeple hiç oy kullanamadığı, bilgi alma ve inceleme hakkının diğer ortak tarafından müvekkiline kullandırılmadığı, müvekkilinin hiçbir zaman şirketten kar payı alamadığı hususlarıdır. Dayanılan bu sebeplerin ortaklığın feshi veya limited ortaklıktan çıkma bakımından haklı sebep olarak kabul edilebilmesi için, ortaklık ilişkisini devam ettirmesi ortaktan beklenemeyecek ölçüde söz konusu ilişkiyi çekilmez kılması gerekir. Bu durumun varlığı için de söz konusu sebeplerin süreklilik arz etmesi ve ortağın tüm ortaklık haklarını kullanmasına karşın netice alamaması gerekir.Limited şirkette ortağın bilgi alma hakkı TTK m. 614'de düzenlenmiştir. Bu hükme göre;
“ (1) Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir.
(2) Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir; bu konuda ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar verir.
(3) Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Mahkeme kararı kesindir.”
TTK m. 617/3 hükmüne göre ise, genel kurul toplantılarına çağrı ile ilgili anonim şirkete ilişkin hükümler kıyas yoluyla limited şirkete de uygulanacaktır. Azınlık pay sahiplerinin genel kurulu toplantıya çağırmasına ilişkin TTK m. 411 ve 412 hükümlerine göre ise;
“MADDE 411- (1) Sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilirler. Esas sözleşmeyle, çağrı hakkı daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabilir.
(2) Gündeme madde konulması istemi, çağrı ilanının ----- Gazetesinde yayımlanmasına ilişkin ilan ücretinin yatırılması tarihinden önce yönetim kuruluna ulaşmış olmalıdır.
(3) Çağrı ve gündeme madde konulması istemi noter aracılığıyla yapılır.
(4) Yönetim kurulu çağrıyı kabul ettiği takdirde, genel kurul en geç kırkbeş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılır; aksi hâlde çağrı istem sahiplerince yapılır.”
“MADDE 412- (1) Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir.”Dava konusu uyuşmazlıkta söz konusu bu düzenlemeler çerçevesinde bilgi alma talebinin kullanıldığına, genel kurul toplantısı yapılmasına ilişkin girişimde bulunulduğuna ilişkin bir bilgi ve belgeye dosya kapsamında rastlanamamıştır. Limited şirketlerde ortağın bilgi alma hakkı birçok kez kanuna aykırı olarak reddedilmiş, genel kurul toplantısı talep edilmesine karşın yapılmamış ve ortak bu haklarını her defasında mahkeme aracılığı ile kullanmak zorunda kalmışsa, bu durum limited şirketten çıkma bakımından haklı sebep olarak değerlendirilebilir. Dava konusu uyuşmazlıkta ise bu yönde bir bilgi ve belgeye dosya kapsamında rastlanamamıştır.Limited şirket ortağının kar payı hakkı TTK m. 608'de düzenlenmiştir. Bu hükme göre;
“ (1) Kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabilir. Kâr payı dağıtımına ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir.
(2) Şirket sözleşmesi ile aksi öngörülmedikçe, kâr payı, esas sermaye payının itibari değerine oranla hesaplanır; ayrıca yerine getirilen ek ödeme yükümlülüklerinin tutarı da kâr payının hesaplanmasında itibari değere eklenir.
(3) Şirket genel kurulu, kanun ya da şirket sözleşmesinde öngörülmeyen veya öngörüleni aşan tutarlarda yedek akçelerin ayrılmalarına sadece;
a) Zararların karşılanması için gerekliyse,
b) Şirketin gelişimi için yatırım yapılması ihtiyacı ciddi bir şekilde ortaya konulmuşsa, bütün ortakların menfaati böyle bir yedek akçe ayrılmasını haklı gösteriyorsa ve bu hususlar şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmişse, karar verebilir.”TTK m. 616/1-e hükmüne göre ise kar dağıtımı hususunda karar vermek genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. TTK m. 622'ye göre de, anonim şirketlere ilişkin genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümler kıyas yolu ile limited şirketlere de uygulanacaktır.Dosya kapsamında yapılan incelemede davacının kar payı dağıtımı gündemi ile genel kurul toplantısı yapılması yönünde TTK 411, /(412 hükümlerine uygun bir girişimde bulunduğuna ya da kar dağıtılmaması yönünde alınmış bir genel kurul kararının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu veya genel kurul toplantılarına çağrılmadığı için çağrı merasimine aykırılığın bulunduğu iddiası ile genel kurul kararlarının iptali için dava açtığına ilişkin bir bilgi ve belgeye dosya kapsamında rastlanamamıştır.Limited şirketlerin temel olarak sermaye şirketi niteliğini taşımaları ve ortakların kar payı alma temel gayesi ile sermaye şirketlerine ortak olmaları, ortağın temel haklarından birisinin de ortaklar kurulu toplantılarına katılıp oy kullanmak olduğu dikkate alındığında, limited şirketlerde uzun süre kar payı dağıtılmamış veya genel kurul toplantısının yapılmamış olması, ortaklar kurulu kararlarının iptali davası vb. hukuki yollara müracaat edilmesine karşın bir çözüme ulaşılamamış olması ortaklıktan çıkma için haklı sebep olarak kabul edilebilir. Ancak dava konusu uyuşmazlıkta bu yönde pay sahipliği haklarının daha önce kullanıldığına ilişkin bir bilgi ve belgeye dosya kapsamında bulunmadığı tespit edilmiştir..
Sonuç olarak bilirkişi raporunda yapılan tespitler dikkate alıdığında, şirket ortakları cari hesabında fiktif işlem tespit edilmediği, davalı şirketin 2018-2022 yılı ticari defter ve belgelerinin muhasebe standartlarına uygunluğu tespit edilmiştir. Ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri TTK 64-66, VUK 220-226 maddeleri Uuyarınca usulüne uygun şekilde yapıldığı, kayıt nizamının VUK 215-219 muhasebe sistem uygulama ve genel tebliğ hükümlerince ve usulüne uygun birbirini tamamladığıi davalının defter kayıt ve belgelerinin tam ve eksiksiz olup HMK 222-2 ye göre lehine delil teşkil ettiği, 24.04.2002 tarihli davalı şirket paylarının devrine ilişkin adi yazılı sözleşmenin 6762 sayılı eTTK m. 520 uyarınca geçersiz olduğu, davalı şirkette, davacının 1/4 oranında ortak sıfatına sahip olduğu, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, limited şirketin feshi veya haklı sebeple limited şirket ortaklığından ayrılmak için varlığı gerekli haklı sebeplerin dava konusu uyuşmazlıkta mevcut olmadığı kanaatine ulaşılmakla kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kanıtlanamayan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 80,70 TL harçtan mahsubu ile kalan 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.