WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 11. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/467 Esas
KARAR NO: 2024/87 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 27/04/2020
KARAR TARİHİ: 01/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilim------, küçük ----annesi olup gebelik takibi dava dışı ---- tarafından yapılmıştır. Anılan doktorun Tıbbi Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi 15/08/2019-15/08/2020 tarihlerinde geçerli olmak üzere ---no İle davalı ------- tarafından düzenlenmiştir. Sigortalı doktor gebe olarak takip ettiği davacı anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük ----- down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet vermiştir. Oysa down sendromu gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde de ---- göre gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özürdür. Yargıtay ise bilgilendirme yapmayarak gebeliğin sonlandırılması imkanının elden alınması halinde doktorun kusurlu ve sorumlu olduğunu kabul etmektedir. Yargıtay genel olarak başkaca hiçbir hususa bakmadan aydınlatma yapılmayan tıbbi müdahaleleri hukuka aykırı ve doktoru da zarardan sorumlu görmektedir.( Davamızda ise müvekkillerim gebelik takibi konusunda sigortalı doktor tarafından hiçbir şekilde bilgilendirilmemiş, aydınlatılmış onamları alınmamıştır. Bu nedenle gebelik takibi hukuka aykırıdır. Davamızda davalının sigortalısı doktorun tam kusuruna dayanılmamış olup müteselsilen talepte bulunulmuştur. Keza, kusur dahil her türlü denkleştirme de dikkate alınarak talepte bulunulmuştur. Davamızın yasal dayanağının TTK'nun 1483, madde ve devamında düzenlenen “zorunlu sorumluluk sigortaları” olduğu ihtilafsızdır. Arz edilen nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakkımız mahfuz kalmak kaydıyla; Müvekkilim küçük ---- için, 10.000 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminatı, 40.000 TL manevi tazminat, Müvekkilim ---- (anne) için 20.000 TL manevi tazminat, Müvekkilim -------- (baba) için 20.000 TL manevi tazminat, olmak uzere toplam 90.000- TL tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Taraf teşkilinin usulüne uygun sağlandığı görüldü.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.1. Maddesi uyarınca, bir zararın poliçe kapsamında teminat altına alınabilmesi için;"...serbest ya da kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların------poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine, bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlar. Ancak on yıllık dönemin başlangıcı 30 Temmuz 2009’u geçemez ve bir aydan fazla sigortasız kalınan dönemlerde meydana gelen olaylara bağlı olarak sigortalı dönemlerde yapılan ihbarlar için sigorta koruması yoktur."Dolayısıyla; ilk tazminat talep tarihinde hekimin sigortasının hangi şirket nezdinde bulunduğunun tespiti; ayrıca olay tarihinde hekimin herhangi bir sigorta şirketinde Zorunlu TKU poliçesinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Zira 30 günden fazla sigortasız kalınan dönemlerde yapılan mesleki faaliyetler yönünden, ileride poliçe düzenlense dahi ----- genel şartları gereği poliçe kapsam ve koruması bulunmamaktadır. Gebelik takibini bu yönden 4 aşamaya ayırmak mümkündür. 1.Aşama: TARAMA testleri ve risk grubu tespiti,2.Aşama : YÜKSEK RİSK tespit edilen gebelerde PERİNATOLOJİ muayenesi, 3.Aşama: Perinatoloji muayenesi sonrası AMNİTOSENTEZ-Kordosentez,4.Aşama: Gebeliğin Sonlandırılması. Sonuç itibariyle; davacı yan iddiaları aksine; her gebelik takibinde hekim hastada yapılacak bir sonraki işlemi, önceki test sonuçları, mevcut durumu, bulguları, riskleri çerçevesinde tek tek değerlendirir. Gelen her hastadan apar topar amniyosentez onam formu almak; hiçbir risk faktörü göstermeyen hastaları endikasyonu bulunmayan bir teste yönlendirerek haksız kazanç sağlamak ve dahi sağlıklı bebeklerin kaybına yol açmak; hekimlik meslek etiği uyarınca mümkün değildir. Dolayısıyla, haksız ve mesnetsiz davanın, reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tarafların uhdesinde olan tüm delilleri ibraz ettikleri, getirtilmesi gereken delilleri ilgili yerlerden getirtilerek dosya içine alınmıştır.Dosya tüm delillerin ibrazından sonra maluliyet tespiti için ----- gönderildiği, konusunda uzman bilirkişi heyetine rapor düzenletildiği görüldü.--- tarihli bilirkişi heyeti raporu sonuç kısmında; " Gebelik takiplerinde down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda ilgili hekimin kendilerini usulünce aydınlatmayarak bebeğin down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verildiği iddia edilen ----kızı, --- doğumlu ---- hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde;
Anne ----ait gebelik takiplerini---- tarihinden itibaren uygun aralıklarla yapıldığı, --- tarihinde yapılan ikili tarama testinde ---- olduğu,--- tarihinde detaylı---- yönlendirildiği, üçlü tarama testi --- olduğu, ---- incelemesinde küçük burun kemiği saptandığı ve tekrar Tıp Fakültesine yönlendirildiği, ----- tarihi son adet tarihine göre 22 hafta 2 günlük olduğu, bu tarih itibarıyla gebeliği sonlandırma sınırları içerisinde olduğu, 11/12/2019 tarihinde perinatolojiye yönlendirildiği, 25/12/2019 tarihli Perinatoloji muayenesinde nazal hipoplazi sebebi ile amniyosentez önerilen hastanın dış merkezde işlemi yaptırmadığının kayıtlı olduğu, --------- uzun kemikler beklenen gebelik haftasına göre 5 hafta kısa + artmış umblikal arter direnci toraks çapı: 271 mm (83 p) ------istendiği, fetal hareketlerin dikkatli takibi, 1 Hafta sonra Perinatoloji kontrolü önerildiği, 15/01/2020 tarihinde 37 hafta gebelik, eski -----, patolojik ----, patolojik doppler tanılarıyla acilen --- abdominalis ve bilateral uterin arter ligasyonu yapıldığı,------- rapor tarihli kromozom analizi (periferik kan) Down Sendromu ile uyumlu olduğu anlaşılmakla;
Kişinin gebelik başlangıcından doğuma kadar takiplerinin uygun aralıklarla yapıldığı, uygun testlerin istendiği ve uygun sürede üst merkeze sevk edildiği, ancak sevk edildiği merkezde amniyosentezin neden yapılmadığının tıbbi kayıtlardan anlaşılamadığı, kişinin amniyosentezi onayladığına veya reddettiğine dair herhangi bir imzalı belgenin veya onam formunun dava dosyasında bulunmadığı, --- uygulamalarında aydınlatılmış onamın yazılı ya da sözlü yapılabileceğinin kabul edildiği, Kişiye Amniyosentez önerildiğinin kabulü halinde; ilgili hekimin eylemlerinin tıbbın genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, herhangi bir tıbbi kusur atfedilemeyeceği, Kişiye Amniyosentez önerilmediğinin kabulü halinde; tarama testleri Down Sendromu açısından pozitif olan bir gebelikte tanı testlerinin önerilmemesinin tıbben hata olarak değerlendirildiği,Tarama testleri pozitif olan hastalara amniyosentez önerilmekle beraber prenatal testlerle %100 down sendromu tanısı konulamadığının tıbben bilindiği,İş göremezlik oranı, bakıcıya muhtaç olup olmadığı hususunda aidiyeti cihetiyle -----görüş alınması gerektiği oy birliği ile mütalaa olunur." görüşünü bildirir rapor tanzim edilmiştir.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği görüldü.
Dosyanın itirazlar neticesinde -------- tekrar sevk edilerek ek rapor istenmesine; Dosya kapsamına ve tıbbi kayıtlara göre ilgili hekimin eylemleri ile davacının maluliyeti arasındaki illiyet incelenmek ve hekimin tıbben kusurunu gerektirecek bir eyleminin mevcut olup olmadığı hususunda hükme elverişli kati kesin ifadeler içeren çelişkili ihtimalli ifadeler bulunmayan (Tıbbi ihtimallerin teknik husus olması ve mahkeme heyetinin tıbbi ihtimalleri değerlendirecek teknik bilgiye sahip olmaması göz önünde bulundurulması) hususlarının aydınlatılmasının talep edildiği görüldü.---- tarihli bilirkişi raporu sonuç kısmında: "" Gebelik takiplerinde down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda ilgili hekimin kendilerini usulünce aydınlatmayarak bebeğin down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verildiği iddia edilen ---- kızı, --- doğumlu ---- hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde;Anne -----ait gebelik takiplerini ------ tarihinden itibaren uygun aralıklarla yapıldığı, 23/07/2019 tarihinde yapılan ikili tarama testi, 27/08/2019 tarihinde üçlü tarama testi yapıldığı, testlerin mom değerleri, risk düzeyi değerleri yer almamakla beraber ----- yönlendirildiği,
----- incelemesinde küçük burun kemiği saptandığı ve tekrar ------ yönlendirildiği, 04/10/2019 tarihi son adet tarihine göre 22 hafta 2 günlük olduğu, bu tarih itibarıyla gebeliği sonlandırma sınırları içerisinde olduğu, 11/12/2019 tarihinde perinatolojiye yönlendirildiği, 25/12/2019 tarihli perinatoloji muayenesinde nazal hipoplazi sebebi ile amniyosentez önerildiği hastanın dış merkezde işlemi yaptırmadığı anlaşılmakla; kişinin gebelik başlangıcından doğuma kadar takiplerinin uygun aralıklarla yapıldığı, uygun testlerin istendiği ve uygun sürede üst merkeze sevk edildiği göz önüne alındığında ilgili hekimlere atfi kabil kusur bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." görüşünü bildirir rapor tanzim edilmiştir.Raporun taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görüldü.Dosyanın uyuşmazlık hususlarında aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi raporu sonuç kısmında: "
1) ----- sayılı kararında; davacının hamilelik sürecinin
takibini yapan hekimlere atfı kabil kusurun bulunmadığının belirtildiği; bu nedenle davalı sigorta
şirketinin sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği hususundaki takdir Sayın Mahkemeye ait olmak
üzere maddi zarar hesabının yapıldığı,
2) Davacının talep edebileceği maddi zararları toplamının teminat limitiyle sınırlı ve 800.000,00
TL olduğu,
3) Temerrüt başlangıcının 22.04.2020 dava tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğu, " görüşünü bildirir rapor tanzim edilmiştir. Davacı vekilinin 05/10/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; "1. Müvekkilim küçük-------için:a. 720.000,00 TL iş göremezlik-maddi tazminat, (bakıcı ücreti dahil), b. 40.000,00 TL manevi tazminat, 2. Müvekkilem anne ---- için 20.000,00 TL manevi tazminat, 3. Müvekkilim baba --------- için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere, toplam 800.000,00 TL tazminatın dava tarihinden (27/04/2020) itibaren avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalı ---- müteselsilen tahsiline karar verilmesini" talep ve ıslah etmiştir.

DELİLLER
*Bilirkişi raporu ve ----- raporları,
*Gelen giden müzekkere cevapları,
*Dosya kapsamı,
İnceleme ve Gerekçesi:
Dava; Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Davaya konu uyuşmazlığın tespiti:Davalı sigorta şirketine tıbbı kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigortalı dava dışı doktorun davacı annenin davacı küçüğe hamileliği sırasında gebelik takibine ilişkin özen eksikliği bulunup bulunmadığı (hekimin aydınlatma yükümlülüğü dahil) ve küçüğün down sendromlu olarak doğumunda sorumlu olup olmadığı anne karnındaki bebekte down sendromunu teşhise yönelik bir hataları veya anomaliyi teşhise yönelik imkanlar konusunda hastayı yeteri kadar aydınlatıp aydınlatmadığı, ve davacıların maddi manevi tazminat talebinde bulunup bulunamacağı, miktarı, davalının sorumlu olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmaktadır.Hekimin mesleki sorumluluk sigortası 26.05.2013 tarihli ve 28658 Resmi Gazete de yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve ekindeki Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortası Klozu ile 28.08.2012 tarihli ve 28395 Resmi Gazetede yayımlanan Tıbbi Kötü Uygulamaya ilşkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler ile sigorta ettiren ve sigortacı arasındaki temel ilişki, sözleşmedeki şartlara tabi olmak kaydı ile sigortalının poliçede konusu belirlenen ve mesleki faaliyeti ifa ederken neden olduğu zarar dolayısıyla ödemek zorunda kaldığı veya kalacağı tazminata ilişkin hususlar belirlenmiştir. Esasen mesleki sorumluluk sigortası; sorumluluk esasına dayanmakta ve bu sorumluluğun temelini ise kişinin icra ettiği meslek ile yüklenmiş olan '' özel özen gösterme'' yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması veya kişinin mesleki yeterliliği dahilinde kusurlu, eksik ve yanlış hareket etmesi durumunda üçüncü şahısların maruz kalacağı zarar oluşturmaktadır.Hekimlerin mesleklerini icrası esnasında bir hekimden beklenen özen yükümlülüğünün doğuracağı sonuçlar diğer mesleklere nazaran daha fazladır.Zira hekimler tarafından gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler nitelikleri itibariyle yaşam, sağlık ve vücut bütnlüğünü koruma gibi haklarla yakından ilgilidir.Hekimin aydınlatma yükümlülüğünün ispatı hususunda mevzuatta bir hüküm bulunmamaktadır.Ancak her tıbbi müdahalenin hukuksal açıdan kişinin vücut bütünlüğünün ihlali anlamını taşıdığı gözetildiğinde ve TMK nın 24. Maddesi gereğince kişinin müdahaleye rızasının bulunmadığına ilişkin yasal karine dolayısıyla hekimin aydınlatma yükümlülüğünde ispat yükü hekim üzerinde olmalıdır. Zira rıza, hukuka aykırılığı ortadan kaldırdığına göre rızanın bulunduğunu ve hastanın aydınlatıldığını savunan hekimin yasal karinenin aksi olan bu hususları ispatlaması gerekir.Öte yandan hekim tarafından ispat edilmesi gereken hukuksal haklılık sebebinin kapsamına hem aydınlatma yükümlülüğünün ispat edilmesi hem de mevcut riskler hakkında hastanın aydınlatılmış rızasının alınması dahildir.Gerçekten de aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispat külfetinin hekime yüklenmesi hastanın gereği gibi aydınlatılmış olmaması halinde geçerli bir rızanın da söz konusu olmayacağı düşüncesine dayanmaktadır. Bu itibarla hasta ile hekim arasında sözleşme ilişkisi bulunsun veya bulunmasın hekimin mesleğini icra ederken göstermesi gereken özen yükümlülüğü gereğince, kendisi karşısında zayıf ve güçsüz konumda olan hastasını aydınlattığını ve hastanın aydınlatılmış rızasının alındığını ispatlaması gerekmektedir.
Türk hukukunda bazı müdahalelerde hastanın yazılı rızasının alınması gerektiği öngörülmüş ise de aydınlatma yükümlülüğünün yazılı olarak yapılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Hasta Hakları Yönetmeliğinin 18. Maddesi gereğince bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir; hasta ,tıbbi müdahaeleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından tıbbi müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirilir. Dolayısıyla hastanın aydınlatılması sözlü ya da yazılı şekilde gerçekleştirilebilir. Başka bir deyişle hekimin hastasını aydınlatma yükümlülüğü kapsamında yazılı aydınlatma belirli ölçüde ispat kolaylığı sağlasa da şekil serbestisi söz konusudur. O halde aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği hususu hekim tarafından her türlü delille ispatlanabilir.
Somut olayda; Anne ----ait gebelik takiplerini ---- tarihinden itibaren uygun aralıklarla yapıldığı, --- tarihinde yapılan ikili tarama testinde ---- olduğu, ---tarihinde detaylı ----yönlendirildiği, üçlü tarama testi ------olduğu, ---- incelemesinde küçük burun kemiği saptandığı ve tekrar ------yönlendirildiği, 04/10/2019 tarihi son adet tarihine göre 22 hafta 2 günlük olduğu, bu tarih itibarıyla gebeliği sonlandırma sınırları içerisinde olduğu, 11/12/2019 tarihinde perinatolojiye yönlendirildiği, 25/12/2019 tarihli perinatoloji muayenesinde nazal hipoplazi sebebi ile amniyosentez önerilen hastanın dış merkezde işlemi yaptırmadığının kayıtlı olduğu, umblikal arter dopplerde uzun kemikler beklenen gebelik haftasına göre 5 hafta kısa + artmış umblikal arter direnci toraks çapı: 271 mm (83 p) NST istendiği, fetal hareketlerin dikkatli takibi, 1 hafta sonra perinatoloji kontrolü önerildiği, 15/01/2020 tarihinde 37 hafta gebelik, eski ----- patolojik doppler tanılarıyla acilen --- yapıldığı,------- tarihli kromozom analizi (periferik kan) down sendromu ile uyumlu olduğu anlaşılmakla; kişinin gebelik başlangıcından doğuma kadar takiplerinin uygun aralıklarla yapıldığı, uygun ikili ve üçlü tarama testlerin istendiği ve uygun sürede üst merkeze sevk edildiği, tarama testlerin sonucuna göre ve küçük burun kemiği saptandığnda tıp fakültesine sevk edildiği fakat amniyosentez testinin istendiğine dair dosyada bilgi veya belge bulunmadığı sevk edildiği merkezde amniyosentezin neden yapılmadığının tıbbi kayıtlardan anlaşılamadığı, kişinin amniyosentezi onayladığına veya reddettiğine dair herhangi bir imzalı belgenin veya onam formunun dava dosyasında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkiler, komplikasyonlar ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskler konusunda bilgilendirmenin , davalının sigortalısı olan hekim tarafından davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığının , davacı anneyi bu şekilde aydınlatma yükümlülüğü bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla teşhis ve tdavi hizmetini üstlenen sigortalı hekim, davacı çocuğun down sendromlu olarak doğmasından dolayı değil, bu kapsamda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek doktor ve hekim arasında bulunan vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışından dolayı sorumludur. Davacı tarafça somut olayda davalının sigortalısı hekimin kusuruna dayanılmamış olup, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedenine dayanılmıştır. Bu nedenle mahkememizce alınan hekimin kusurunun bulunmadığına ilişkin adli tıp kurumu raporuna itibar edilmemiştir. Davalı sigorta şirketinin sigortalı hekimin özen sorumluluğu nedeniyle davacının alınan maluliyet raporu ve aktüer raporu ile tespit edilen maddi taleplerinden sorumlu olduğu, manevi talepler yönünden sigorta teminatı kapsamı dışında kaldığı anlaşıldığından açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
2-Davacı küçük ------ için 720.000,00 TL iş göremezlik-maddi tazminatın 22/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
3-Manevi tazminat taleplerinin reddine,
4-Karar tarihinde alınması gerekli 49.183,20-TL harcın davacılar tarafından yatırılan peşin harç ve ıslah harcı toplamı 2.733,40-TL'den mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye eksik kalan 46.449,80-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Davacılar tarafından yapılan başvuru gideri, tebligat gideri müzekkere gideri, bilirkişi ücreti, olmak üzere toplam 3.311,25-TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre belirlen 2.980,13-TL'si ile davacı tarafça yatırılan toplam 2.795,60- TL' nin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,
7-Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre ve kabul oranına göre belirlenen 106.800,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
8-Davalı Sigorta şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre ve ret oranına göre belirlenen 17.900- TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı sigorta şirketine ödenmesine,
9-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde --- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/02/2024