WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 11. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/14
KARAR NO : 2024/240

DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/01/2020
KARAR TARİHİ : 26/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olan davacı ile davalı banka arasında Temizlik ve Diğer Hizmetler Sözleşmesi kapsamında 01.04.2010 tarihinden 01.04.2019 tarihine kadar --- - Bölge Müdürlüğü nezdinde hizmet sunulması konusunda muhtelif dönemlerde hizmet sunumu yapıldığını en son 01.07.2016 tarihli Temizlik ve İkram Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmenin davalı tarafından gönderilen ihtarname ile tek taraflı olarak 01.04.2019 tarihinden itibaren yenilenmeyeceği beyanıyla sona erdirildiğini, davacı şirketin 01.04.2010 tarihinden itibaren üzerine düşen sorumlulukları titizlikle getirdiğini ve davalı bankanın muhtelif yıllarda iş bitirme belgesi vermek sureti ile yerine getirmesine rağmen ------. Noterliği'nin 27.03.2019 tarih ve ----- Yevmiye nolu ihtarnamesini haksız olarak gönderdiğini, davalı bankanın ihtarname ile davacıdan 2016 yılı için; 6661 S. Kanun‘un 17. maddesi ile 5510 s. Kanuna geçici 68. Madde, 2017 yılı için ;6770 s.Kanun’un 27. maddesi ile 5510 s. Kanuna geçici 71. Madde, 2018 yılı için;7103 s. Kanunun 73. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna Geçici 75. Madde, 2019 yılı için 7162 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 5510 s. Kanunun Geçici 78. maddelerinde düzenlenen Asgari Ücret Destek Tutarlarını talep ettiğini, kanun ile yararlanılan asgari ücret desteği tutarı olarak 131.681,72-TL nin ödenmesini aksi halde davacı şirketin banka nezdinde doğmuş ve doğacak hakedişlerinden mahsup edileceğini ve teminat mektuplarının nakde çevrileceğini noter aracılığı ile bildirdiğini, davalı bankanın ihtarname de her ne kadar 01.07.2016 tarihli ---- - Bölge Temizlik ve İkram Hizmetleri Sözleşmesinin 6.4 maddesi ile 6.6 maddelerini gerekçe göstererek ihtarnameyi göndermiş ise de bahse konu sözleşme maddeleri gereği davacı şirketin, aralarında akdedilen sözleşme ve/veya sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan herhangi bir borç bulunmadığını, davalı Bankanın, aradaki sözleşmenin ilgili maddelerine dayanarak Devlet tarafından istihdamı teşvik etmek, artırmak ve işverenler üzerindeki her bir işçi için kamu yükünü hafifletmek için "İşverenler" için getirilen, kamu düzeni ve istihdamın teşvikinin sağlanması için tek taraflı ve karşılıksız sağlanan asgari ücret teşvik prim indiriminin davalı banka tarafından ihtarname ile talep edilmesinin kanunun getiriliş amacına, kanunun metnine ve gerekçesine açıkça aykırı olduğunu, davalı bankanın yönünden sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, sözleşmece öngörülen hizmet akdinin yerine getirilmesi sırasında işveren olarak davacı firmanın yararlandığı hakların davalı bankaya devri veya Bankaca yararlandırılması kanunun lafzına ve gerekçesine açıkça aykırı olduğunu, Asgari Ücret Teşvik Primi, Gerçek İşveren, İstihdam Sağlayan Taraf Olan Davacıya, Kamu Düzeni Kapsamında Sağlanmış Kanuni Bir Hak olduğunu, davalı tarafın gerçek iş veren olmadığını, taraflar arasında verilen ve teminat mektuplarındaki riskin gerçekleşmediğini, davalı ile akdedilen 01.07.2016 tarihli sözleşmede; 01.07.2016 tarihli son sözleşmenin 9/18 sayfasının "Kesin Teminat" başlığının 10.1 başlığında; "FİRMA, ----, sözleşme kapsamında çalıştırdığı işçilerin İzin Ücreti, Kıdem ve İhbar Tazminatı Alacakları ile Sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerin teminatı olarak, en geç 01.08.2016 tarihine kadar 150.000.-TL tutarında kesin ve süresiz teminat mektubu verecektir." hükmün düzenlendiğini, sözleşmenin 5/18 sayfasının 7.1.3 başlığında; "FİRMA işçilerinin, 01.07.2014 tarihinden sonraki kıdem tazminatı ve fazla mesai ücretleri ---- tarafından 5510-SK kapsamında teşvikli olarak karşılanacak olup, diğer bütün hak ve alacaklar ile sözleşmenin yürürlük tarihinden önceki fazla mesai hariç tüm hak ve alacaklar (kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, bayram ve tatil ücretleri vb.) FİRMA tarafından karşılanacaktır." hüküm bulunduğunu, 01.07.2014 tarihinden sonraki işçilik hakları Davalı ---- üstlendiğinden, bu tarihten önce bu kapsamdaki riskler için verilen 25.02.2014 tarihli ---- nolu Teminat mektupları hem risk kapsamı dışında kalmış ve hem de aksi halde işçi alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu birlikte değerlendirildiğinde talep yetisini de kalmadığını zamanaşımına uğradığını, ayrıca bu dönemleri kapsayan --- nezdinde herhangi bir risk teşkil edecek prim vs. bir borcu da bulunmadığını, karşılıksız kalan işbu teminat mektuplarının birçok kere davalı bankadan istenmiş ise de sonuç alınamadığını, belirtilen 3 teminat mektubunun da boşta kaldığı ve her ay bu teminat mektuplarına karşılık davacının gereksiz ödemelerde bulunduğunu, davalı taraf ile akdedilen 01.07.2016 tarihli sözleşme kapsamında verilen 28.07.2016 tarihli ---- nolu 150.000.-TL miktarlı teminat mektubunun da iş karşılığı verildiğini, teminat mektuplarında kararlaştırılan ve teminat altına altına alınan bir durum olmadığını, teminat mektuplarının paraya çevrilmesi ve aleyhlerine borç kaydedilmesinin haksız ve hukuksuz olacağını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla ve işin mahiyetine binaen; Davacı tarafından, Davalı Banka lehine verilen; -----. Şubesi tarafından verilme ---- seri nolu ve 25.02.2014 tarihli 38.000-TL miktarlı Teminat Mektubu-----Şubesi tarafından verilme ----- seri nolu ve 28.07.2016 tarihli 150.000-TL miktarlı Teminat Mektubu ile----- Şubesi tarafından verilme ----- seri nolu ve 25.02.2014 tarihli 40.000-TL miktarlı Teminat Mektubu, ---- - - -./- Şubesi tarafından verilme ----- seri nolu ve 25.02.2014 tarihli 40.000-TL miktarlı Teminat Mektubunun nakde çevrilmesi halinde,davacı şirketin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhakkak olduğundan dava konusu teminat mektuplarının teminatsız veya uygun görülecek bir teminat mukabilinde iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar nakde çevrilmesini engeller mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesine, duruşma yapılmasına karar verilmesi halinde ise duruşma gününe kadar ve duruşmada ise ayrıca bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar teminat mektuplarının nakde çevrilmesini engeller mahiyette ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, davalı aleyhine açılan Menfi Tespit Davasının ve İstirdat Taleplerinin kabulüne, davanın kabul edilmesi halinde konusuz kalacak olan teminat mektuplarının taraflarına iadesine, Mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan davayı kabul etmediklerini, teminat mektuplarının iadesi yönünde arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğini, davacının işbu davayı açmadan önce 18.04.2019 tarihinde ----. Asliye Ticaret Mahkemesi ------ Esas sayılı dosya ile yine menfi tespit davası açtığını, ancak bu davayı arabuluculuğa başvurmadan açması nedeniyle söz konusu davanın dava şartı yokluğundan reddedildiğini, teminat mektuplarının üzerindeki tedbirin kalktığını, davacı firmanın daha sonra 19.12.2019 tarihinde arabuluculuk başvurusunda ve aynı gün ----Asliye Ticaret Mahkemesi ---- D.İş dosyası ile teminat mektuplarının nakde çevrilmesini önlemek adına ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, uyuşmazlığın menfi tespit olduğu, teminat mektuplarının uyuşmazlık konusu yapılmadığı gerekçesiyle 24.12.2019 tarihinde ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verdiğini, davacının bu kez huzurdaki davayı açarak tedbir talebinde bulunduğunu, davalı ile davacı arasında 2011 yılından itibaren ve en son 01.07.2016 tarihli sözleşme ile belli lokasyonlarda temizlik ve ikram hizmetlerinin davacı firma tarafından karşılanmasına karar verildiğini, en son sözleşmenin ise 01.04.2019 tarihinde süre bitimi nedeniyle sona erdiğini ve yeni sözleşme yapılmadığını, alınan hizmet kapsamında çalışan işçilerin ise yeni anlaşma imzalanan başka bir firmada yine banka loksyonlarında çalışmaya devam ettiğini, davalı tarafından keşide edilen -----Noterliği'nin 27.03.2019 tarihli ve ----- sayılı ihtarnamesi ile fazlaya ilişkin talep ve haklar saklı tutularak davacı firmanın hazineden yararlandığı tespit edilen asgari ücret teşvik indiriminden kaynaklı 131.681,72 tl 'nin 7 gün içinde ödenmesi, aksi halde hakkedişinden mahsup edileceği ve teminat mektubunun nakde çevrileceğinin bildirildiğini, davacının ihtara cevap vermediği gibi ödemeyi de gerçekleştirmediğini, davacının akde vefa ilkesine aykırı davrandığını, davacı firma tarafından 01.01.2016 tarihinden 02.01.2019 tarihine kadar asgari ücret desteğinden yaranlanıldığını, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına ödenmesi gereken tutarda azalma olduğu halde, söz konusu destekten yararlanıldığı hususunun bankaya bildirilmediğini, genel işlem şartı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunu, Söz konusu sözleşmenin hizmet alım sözleşmesi olup süreli olduğunu, davacının sözleşme kapsamındaki yükümlülükleri ve çalıştırdığı işçilerin işçilik alacakları kapsamında kesin ve süresiz teminat mektubu verdiğini, davacı ile davalı arasında 2011 yılından bu yana hizmet alımı devam etmekte ve davacının işçilerinin 2011 yılından bu yana davalı banka işyerlerinde çalıştıklarını, davacı ile yapılan sözleşmenin sona ermesinden sonra da davacının çalıştırdığı 48 işçinin yeni sözleşme yapılan firma nezdinde yine banka'ya ait işyerlerinde çalışmaya devam ettiklerini savunarak davanın reddine, yargılama sonunda haksız davanın esastan reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; Menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.Davacı vekilince ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş, Mahkememizin 08/01/2020 tarihli ara kararı ile nakdi teminat mukabilinde talebin kabulüne karar verilmiş, belirlenen nakdi teminatın Mahkememiz veznesine depo edilmesi neticesinde verilen tedbir kararı ilgili banka şubesine bildirilmiştir.Davalı tarafından ihtiyati tedbir kararına itirazda bulunulmuş ve itirazın duruşmalı olarak incelenmesi neticesinde ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın kabulüne karar verilerek bu hususta Mahkememizce 13/10/2020 tarihinde gerekçeli ara karar tanzim edilmiş, tedbir kararının kaldırılması kararı ilgili banka şubesine bildirilmiştir.
İhtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna gidilmiş, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ------ Hukuk Dairesi'nin 28/04/2021 tarih ------. sayılı kararı ile istinaf talebinin ''1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince KABULÜ ile ------. Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- sayılı 13/10/2020 tarihli ara kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 389. vd maddeleri gereğince koşulları oluştuğundan, İHTİYATİ TEDBİR TALEBİN KABULÜNE, a-6100 sayılı HMK'nın 392/1 maddesi gereğince teminat mektuplarının bedeli olan 268.000 TL'nin % 15'i oranında hesap edilen 40.200-TL teminat tutarı, davacı tarafça nakit olarak yatırdığında yada kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edildiğinde karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, 3-HMK madde 393/1 uyarınca; ihtiyati tedbirin uygulanması, dairemiz kararının tebliğinden itibaren 1 hafta içinde talep edilmediği takdirde ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkacağının İHTARINA, b-Kararın tebliği ve teminat alınmasına ilişkin işlemlerin İlk Derce Mahkemesince yerine getirilmesine ve kararın ilgili icra dairesince infazının sağlanmasına,...'' şeklinde kabulüne karar verilmiş, belirlenen teminat bedelinin Mahkeme veznesine depo edilmesi akabinde ilgili tedbir kararı banka şubesine bildirilmiştir.6100 sayılı HMK Madde 222- 1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle: 22/7/2020 - 7251 sayılı Kanun md. 23) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
6102 sayılı TTK Madde 64-(1)(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2)Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.
Madde 83- (1)Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Ticari defterler ve sahibi lehine delil olabilme koşulları 6100 sayılı HMK madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı TTK madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir. Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır. 6100 sayılı HMK. 222/1. Maddesi ve 6102 sayılı TTK 83/1. Madde uyarıca ticari uyuşmazlıklarda Mahkeme re'sen ya da taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan hükümler çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; Tarafların tacir sıfatını taşıdıkları, uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizin 08/12/2020 tarihli duruşma ara kararı ile 6100 sayılı HMK 222. Madde kapsamında taraflara 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerini sunmaları için iki haftalık süre verilmiş, ticari defterler sunulduğunda ticari defterler üzerinde HMK 278/3 maddesi dikkate alınarak yerinde inceleme yetkisi Yeminli Mali Müşavir bilirkişiye verilmiş, bilirkişinin tarafların iddia ve savunmaları kapsamında varsa alacak ve borç kalemlerinin tespiti ve hesaplanması hususlarında rapor tanzim etmesine dair karar verilmiştir.Davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi bakımından ---- Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış talimat YMM Bilirkişi ---- tarafından tanzim edilen raporda özetle;''...2016-2017-2018 yılları defterleri fiziki ortamda tutulmuş olup, 2019 yıllarına ilişkin kanuni defterleri elektronik ortamda tutulmuştur. Söz konusu defterlerin birbiriyle uyumlu olduğu teyit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 64 ve müteakip hükümlerine göre ibraz edilmiş olan ticari defterlerinin delil olma ve ispat kuvvetine sahip bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı ----ile davalı ... arasında imzalanan sözleşme kapsamında düzenlenen tüm faturalar ve ödemelerine ilişkin banka kayıtları kanuni defterlere kaydedilip muhasebeleştirilmiştir. Hesap incelemeleri sonucuna göre aralarında borç alacak bulunmadığı, taraflar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin sözleşme kapsamında müteselsil sorumluluğu olduğu, Asgari Ücret Teşvik İndiriminden Kaynaklı 131.681,72- TL --- istihdam desteğinin davacı taraftan kesildiğini gösteren hiçbir muhasebe kaydının bulunmadığı,...davalı tarafın talebi olan ihtilaflı 131.681,72 TL alacağın ve istihdam teşvikinin davalı mı davacı tarafa sağlandığı konusunda kabulü hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu...'' belirtilmiştir.Tanzim edilen rapor taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri dosyaya sunulmuştur,
Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları yönünden inceleme yapılmak üzere dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, YMM bilirkişi --- - ile sözleşme alanında uzman bilirkişi ---- tarafından tanzim edilen 25/02/2021 tarihli raporda özetle;''...1)...Davalı şirketin, 2016,2017,2018,2019 yıllarına yasal defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 64 ve müteakip hükümlerine göre; yevmiye defterinin ve defter-i kebirin elektronik olarak tutulmuş olması ile belirli kanuni şartları taşıdığı sabit olmakla, ibraz edilmiş olan ticari defterlerinin delil olma ve ispat kuvvetine sahip bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı ve davacının BA-BS formları dosyada bulunmadığından BA-BS yönünden inceleme yapılamamıştır. Davalı .... ve davalı-----arasında imzalanan sözleşmeye istinaden söz konusu firma tarafından kesilen faturalar ödeme vadesi içerisinde düzenli olarak ödenmiş olup, faturada belirtilen KDV tevkifat tutarları kayıt altına alınarak izleyen ayın 26. KDV Beyannamesi ile vergi dairesine beyarı edilmiştir. Yukarıdaki cari hesap ekstrelerinde görüldüğü üzere; fatura bedelleri her ay düzenli olarak ödanmiş ve “88016 TEMİZLİK HİZMETLERİ GİDERLERİ" skontunda alınarak giderleştirilmiş olup, borç bakiyesi alacak bakiyesine eşit şekilde gerçekleştiğinden hesap kapatılmış, böylece; davacı ve davalı arasında yapılan işlemlerden dolayı borç-alacak bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin asıl işveren-alt İşveren ilişkisi olduğu ve hizmet kapsamında çalışan işçilerin İş Kanunu kapsamındaki sorumluluklarının da sözleşme kapsamında Tarafların müteselsil sorumluluğunda olduğu, Dava konusu teşvikin davacı hakkedişlerinden mahsup edileceği kabulüne göre taraflarca serbesti içinde bu düzenleme değerlendirilerek başka bir diyişle olağan işçilik maliyeti üzerinden değil teşvikli işçilik maliyeti üzerinden sözleşme bedelinin belirlendiği, her iki tarafında basiretli tacir olduğu, söz konusu ilişkinin de idari veya tüketici gibi güç dengesinin değişebileceği alana değil, eşit güçte olan ticari ilişkiye dair bir işlem olduğu, basiretli tacirler arasında sözleşme serbestisi içinde akdedildiği, sözleşme bedeli takdirine etkisi yönüyle tarafların davacı'ya devlet tarafından sağlanan prim desteklerinin hakkedişlerden mahsubunun kararlaştırmasına engel herhangi bir emredici düzenleme bulunmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, davacının sözleşmenin güçsüz taraf olarak kendisine dayatıldığı ve/veya tip sözleşme ile genel işlem şartlarının dayatıldığı iddiasının akde vefa ve tacirin basiretliliği ilkeleri karşısında hukuki karşılık bulamayacağı, Tespitleri birlikte değerlendirildiğinde; Davalının asıl işveren sorumluluğu karşısında, işveren olarak kanunun aradığı şartlara ve kanunun istihdam artırılma amacına aykırılık olmadığı, Davalının prim teşvik ücret bedellerinin mahsubunun da sözleşme kapsamında düzenlendiği-her ne kadar dosya kapsamında 30.06.2014 ve 28.07.2016 tarihli taraflar arasındaki sözleşmeler mevcutsa da 25.02.2014 tarihli 3 adet teminat mektubunun dayanağı 12.04.2011 tarihli sözleşme dosya kapsamında bulunmadığından, 2016 tarihli sözleşme'nin 6 ve 2014 tarihli sözleşmenin 3 ve 18. Maddelerinde yer alan prim teşvik ücretlerinin mahsubuna dair bir düzenleme bulunup bulunmadığı tevsik edilememişse de- davaya konu teminat mektuplarının da -25.02.2014 tarihli ----- no'lu 38.000 TL tutarındaki Teminat Mektubu hariç- tüm sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin teminatı olarak verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, Davalının prim teşvik ücretinin iadesine dair talep içeriğinin takdir Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla Teminat Mektubunun verildiği kapsama uygun olduğu, sözleşme'nin ilgi hükmü gereğince sözleşme kapsamında yükümlülüklerin tamamen yerine getirildiğini yazılı belge ile ispata muhtaç olduğu, davacı'nın dosya kapsamında buna dair -Davacı işçilerinin ibranameleri ve ilgili kurumlardan borç bulunmadığına dair yazı vs.- belge sunmadığı görüldüğünden Teminat Mektuplarının da -25.02.2014 tarihli ------ no'lu 38.000 TL tutarındaki Terninat Mektubu da dahil- teminat niteliği kapsamında devamlılığının baki kalacağı Tespitleri birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki sözleşme doğrultusunda davacı'nın davalı'ya karşı sözleşmesel tüm sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesi halinde sözleşme yükümlülüklerinin teminatı olarak alınan Teminat Mektuplarının iadesi gerekeceği ve fakat işbu dava konusu ihtilaftan da açıkça görüldüğü üzere Davacı'nın Davalı'ya karşı sözleşmesel sorumluluklarırını tamamladığını henüz ispat adememiş olduğundan söz konusu Teminat Mektupları'nın Dava konusu Alacak iddiası ile ve fakat bu hususla sınırlı olmamak üzere- doğrudan bağlantılı olduğu, davalı tarafın alacaklı olduğunu iddia ettiği asgari ücret desteği tutarı olarak 131.681,72-TL 'nin, Davacı'nın talebinde belirtildiği gibi 24.892,00-TL'nin 29.03.2019 tarihinde Davalı yanca hakkedişten kesilip kesilmediği ve bakiye 108.789,72-TL alacak iddiasına dair gerek Davalı yerinde Mali Müşavirce yapılan İnceleme'daki tespitlerde gerekse de dosya kapsamı içindeki bilgi ve belgelerde dayanak görülemediğinden, söz konusu bedellere İlişkin herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, - Sayın Mahkeme'nin görevlendirmesi üzerine talimat dosyasından davacı kayıtları üzerinde yapılacak inceleme akabinde davacı'nın hakkediş lişteleri ve davacı işçilerinin ---- nezdinde prim ve sair işçilik alacaklarına dair ödeme belgeleri Talimat Bilirkişi Raporu'nda yer alacağından, henüz dosya içinde mevcut olmayan bu eksik belgeler sebebiyle Dava konusu 24.892.00-TL'lik bedel ve bu bedelin Davalı yanca Davacı hakkedişinden mahsup edillp edilmediği ve edildiyse hangi tarihte edildiği hususlarının tevsik edilemediği, Davacı tarafın esasen Davalı tarafça iddia edilen 131.681,72 TL'lik tutara itiraz etmediği bu haliyle kesintiye tabi tutulmadığı ve Davacı yedinde bulunduğu ihtilafsız olan 108.789,72 TL yönünden ayrıca bir belge ile tevsik edilmesine gerek kalmaksızın dava konusu söz konusu bedelin değerlendirmeye tabi tutulabileceği tespitleri birlikte değerlendirildiğinde; 24.892,00 TL'nin 29.03.2018 tarihinde Davalı yanca Davacı hakedişinden kesilip kesilmediği hususu -henüz Talimat dosyasından Davacı kayıtları üzerinde inceleme yapılarak dosya İçine sunulmadığından- dosya kapsamındaki belgelerden tespit edilememişse de Davacı tarafın esasen Davalı tarafça iddia edilen 131.681,72 TL'lik tutara itiraz etmediği bu haliyle kesintiye tabi tutulmadığı ve Davacı yedinde bulunduğu ihtilafsız olan 106.789,72 TL yönünden yukarıdaki D-1 ve D-2 bölümündeki değerlendirmeler doğrultusunda --- takdirin Sayın Mahkemeya ait olduğu...'' belirtilmiştir.Tanzim edilen rapor taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri dosyaya sunulmuştur.Davacı vekili UYAP sistemi üzerinden göndermiş olduğu 22/06/2021 dilekçesi ile dosyada 40.200-TL teminatları bulunduğunu, yasal süresi içerisinde ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını, ayrıca istinaf Mahkemesince ''.. Kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edidiğinde..'' şeklinde karar verildiğini, bu nedenle müvekkili olan davacının ticari şirket olması ve nakit ihtiyacı bulunması nedeni ile dosyadaki nakit teminatın kesin ve süresiz banka teminat mektubu ile değiştirilmesini talep etmiş, Mahkememizin aynı tarihli celse ara kararı ---- nolu bendi ile Davacı vekilinin ihtiyati tedbir uygulanması ve nakdi teminatın teminat mektubuna dönüştürülmesi talebi kapsamında dosyadaki nakdi teminatın davacı vekiline teminat mektubu sunmak şartı ile iadesine'' karar verilmiştir.
Mahkememizin 21/06/2022 tarihli celse ara kararı ile dosya rapor tanzim edilmek üzere nitelikli hesaplamalar alanında uzman, ---- alanında uzman ve bankacılık alanında uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, tanzim edilen 19/11/2022 tarihli raporda özetle;''... Taraflarca 01.07.2016 tarihinde “Temizlik ve İkram Hizmetleri Sözleşmesi"nin imzalandığı, Sözleşmenin 6.4 maddesinde “firmaca ilgili kurum ve kuruluşlara ödeme yapılması gereken tutarlarda bir indirim yapılması ve/veya ödenmesi gereken tutarın bir kısmına veya tamamına istisna getirilmesi veya bir kısmının devletçe karşılanmasının öngörülmesi ve dolayısıyla da firmanın her bir işçisi bazında firmanın ilgili kurum ve kuruluşlara ödeyeceği rakamda eksilme olması halinde, ilgili kurum ve kuruluşlara ödenmek zorunda olmayan tutarların hakediş tutarından indirileceği"; sözleşmenin 6.6 maddesinde ise “yürürlükte bulunan ilgili mevzuat veya ileride yürürlüğe girecek mevzuat kapsamında her bir işçi için ilgili kurum ve kuruluşlara ödenme zorunda kalınan tutarlarda, herhangi bir indirim yapılması ve/veya ödenmesi gereken tutarın bir kısmı veya tamamı için istisna getirilmesi veya bir kısmının devletçe karşılanmasının öngörülmesi ve geriye yönelik olarak indirilen veya istisna edilen veya devletçe karşılanmasının öngörülmesi ve geriye yönelik olarak indirilen veya istisna edilen tutarın Firmaya ilgili kurum veya kuruluş tarafından iadesinin gerekmesi halinde ilgili kurum veya kuruluş tarafından Firmaya iade edilecek tutarın derhal Bankalarına iade edileceği, iade edilmediği takdirde iade edilecek tutarın ilk hakediş tutarından, ilk hakediş tutarının söz konusu iade edilecek miktarı karşılamaması halinde ise sonraki hakediş tutarından mahsup edilebileceği” hükmünün kararlaştırıldığı, Davalı banka tarafından davacı tarihinde düzenlenen --- yevmiye numaralı ihtarnamede, sözleşmenin 6.4 ve 6.6 maddesine rağmen “davacı tarafından 07.07.2016 tarihinden 02.01.2019 tarihine kadar destekten yararlanıldığı, dolayısıyla ilgili kurum ve kuruluşlara ödenmesi gereken tutarda bir azalma olduğunun bilindiği, ancak davacı tarafından söz konusu destekten yararlanıldığı hususunun davalı bankaya bildirilmediği, davalı banka tarafından davacıya her bir işçi bazında ödenmesi gereken tutarda indirim yapılarak ödeme yapılması imkânının sağlanmadığı, davacının davalı bankaya söz konusu tutarın iade edilmesi ya da hakediş tutarından mahsup edilmesi yönünde hiçbir başvuru /bildirim yapılmadığı” hususunun iddia edildiği ve “sözleşmelerin anılan hükümleri ile birlikte 10.3 maddesi kapsamında davacı tarafından yararlanılan asgari ücret desteği tutarı olan 131.681,72-TL'nin ulaştığı tarihten itibaren 7 gün içinde ödenmesi, aksi halde bankanın sözleşme ve yasalardan kaynaklanan haklarını kullanacak olmakla birlikte banka nezdinde doğmuş ve doğacak alacaklardan mahsup edilebileceği ve teminat mektubunun nakde çevrileceği” hususunun ihtaren bildirildiği, ---- yönünden değerlendirme yapıldığında: Davacı, davalının gönderdiği ihtarnamede davalı bankanın davacı şirketten 2016 yılı için 6661 sayılı Kanunun 17. maddesi 2016 yılı için 6661 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 68. madde, 2017 yılı için 6770 sayılı Kanunun 27. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 71. madde, 2018 yılı için 77103 sayılı Kanunun 73. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 75. madde, 2019 yılı için 7162 sayılı Kanunun 10. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 78. maddelerinde düzenlenen Asgari Ücret Destek Tutarlarını talep ettiğini, davalı bankanın ihtarname ile her ne kadar 07.07.2016 tarihli ---- Temizlik ve İkram Hizmetleri Sözleşmesinin 6:4 maddesi ve 6.6 maddelerini gerekçe göstererek işbu ihtarnameyi gönderilmiş ise de bahse konu sözleşme maddeleri gereği davacı şirketin aralarında sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı bankanın aradaki sözleşmenin ilgili maddelerine dayanarak devlet tarafından istihdamı teşvik etmek, artırmak ve işverenler üzerindeki her bir işçi için kamu yükünü hafifletmek için işverenler için getirilen kamu düzeni ve istihdamın teşvikinin sağlanması için tek taraflı ve karşılıksız sağlanan asgari ücret teşvik primi indiriminin davalı banka tarafından ihtarname ile talep edilmesinin kanunun getiriliş amacına, metnine ve gerekçesine açıkça aykırı olup davalı bankanın sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını” iddia etmiş olup “asgari ücret destek tutarı'na ilişkin davalı tarafından gönderilen ihtarnamede sayılan mevzuat hükümleri uyarınca davalı bankanın bu bedellerin ödenmesini davacıdan talep edebileceği kanaatine varıldığı, Mali yönden değerlendirme yapıldığında: Davacı tarafından 5510 sayılı Kanuna eklenen muhtelif geçici maddeler kapsamında, davalı banka nezdinde gerçekleştirilen hizmetler nedeniyle sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar olan dönemde 2016 yılı için 6661 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 68. madde, 2017 yılı için 6770 sayılı Kanunun 27. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 71. madde, 2018 yılı için 7103 sayılı Kanunun 73. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 75. madde, 2019 yılı için 7162 sayılı Kanunun 10. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 78. maddelerinde düzenlenen “Asgari Ücret Destek Tutarı” bakımından davacının ihtarnamede belirtilen tarih olan 07.07.2019 ile davalı banka ile sözleşmesinin sona erdiği 31.03.2019 arasında davacı firmaya yapılan “Asgari Ücret Destek Tutarının 151.892,77-TL. olduğu, (ancak söz konusu destek tutarlarının ne kadarlık bir kısmının davalı banka ile yapılan sözleşme kapsamında olduğunun net bir şekilde anlaşılamadığı), 6. Borçlar mevzuatı açısından değerlendirme yapıldığında a. Sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulları olarak kabul edilebilmesi için bu hükümlerin; sözleşme hükmü olması, önceden tek taraflı olarak hazırlanması, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla düzenlenmiş olması ve belirtilen nitelikteki sözleşme hükümlerinin kullanan tarafından sözleşme yapılırken karşı tarafa sunulması gerektiği; ancak bu dört unsurun tamamını taşıyan sözleşme hükümlerinin, genel işlem koşulu olarak nitelendirileceği; bu unsurlardan birinin dahi eksik olmasının, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu olarak nitelendirilmesine engel olacağı, b. Bu kapsamda eğer Sayın Mahkemece uyuşmazlığa konu edilen sözleşmenin 6.4. ve 6.6. hükümlerinin TBK m. 20 hükmünce “genel işlem koşulu” olduğu kabul edilir ise (ve yukarıdaki Yargıtay kararları nazara alınacak olur ise) TBK m.21/1 (“Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.") hükmünce “kapsam denetimi yönünden” müzakere yapıldığını ispat yükünün, genel işlem koşuluna dayanan davacı tarafa geçeceği, bu ispat yükünün ancak sözleşme metni dışındaki unsurlarla yerine getirilebileceği, dosya kapsamı incelendiğinde sözleşme metni dışında kalan başkaca bir delil ile taraflar arasında sözleşme öncesinde anılan hükümler açısından TBK m. 21/1 hükmüne göre müzakere yapıldığını, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin (davalının) karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkâmı sağlayıp sağlamadığına ilişkin bir belgeye rastlanmadığı, (TTK m. 55, 56 hükümleri açısından basiretli tacire ilişkin değerlendirmenin, İş Kanunu açısından değerlendirmenin ve de diğer özel kanunlara ilişkin değerlendirme yapmanın uzmanlık alanımızın dışında kaldığı) “ancak bununla birlikte TBK m. 25 hükmüne göre de “genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler” konulamayacağı sonuç olarak uyuşmazlığa konu edilen sözleşmenin 644. ve 6.6. hükümlerinin TBK m. 20 hükmünce “genel işlem koşulu" olup olmadığını ve TBK m. 21/1 hükmünce yazılmış sayılıp sayılmayacağını, TBK m. 25 hükmüne aykırılığın bulunup bulunmadığını, menfi tespit/istirdat davasının kabulünün gerekip gerekmeyeceğin takdirinin Mahkemeye ait olduğu...'' belirtilmiştir.Tanzim edilen rapor taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri dosyaya sunulmuştur.-----Başkanlığı kayıtları celp edilmiştir.Tüm dosya kapsamından; Davacı tarafından hizmet sözleşmesi kapsamında davalıya toplam bedeli 268.000,00-TL değerinde dört(4) adet teminat mektubu verildiğini, sözleşmenin 01/04/2019 tarihinden itibaren yenilenmeyeceği beyanıyla davalı tarafından sona erdirildiğini, davacı şirketin 01/04/2010 tarihinde başlayan hizmet ilişkisinde tüm yükümlülüklerini ifa ettiğini, 27/03/2019 tarihli ihtarname ile davacıdan 2016 , 2017 , 2018 ve 2019 yılları için 5510 s. Kanunun Geçici 78. maddelerinde düzenlenen asgari ücret teşvik prim indirim tutarlarını talep ettiğini ve 131.681,72-TL nin ödenmesini talep ettiğini, oysaki asgari ücret teşvik prim indiriminin devlet tarafından istihdamı teşvik etmek ve işverenler üzerindeki kamu yükünü hafifletmek için getirildiğini ve davalı banka tarafından talep edilmesinin kanunun getiriliş amacına, metnine ve gerekçesine aykırı olduğunu, davalı yönünden sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, davalının gerçek işveren olmadığını, teminat mektuplarındaki riskin gerçekleşmediğini ileri sürerek öncelikle dört(4) adet teminat mektubunun nakde çevrilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, devamında menfi tespit davasının kabulü ile dört(4) adet teminat mektubunun taraflarına iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Sunulu belge örneklerinden talebe konu teminat mektuplarının-----Şubesi tarafından; 25/02/2014 tarihli 38.000,00-TL miktarlı, 28/07/2016 tarihli 150.000,00-TL miktarlı, 25/02/2014 tarihli 40.000,00-TL miktarlı ve 25/02/2014 tarihli 40.000,00-TL miktarlı olarak düzenlendikleri anlaşılmıştır.
Talebe konu 25/02/2014 tarihli 38.000,00-TL miktarlı, 25/02/2014 tarihli 40.000,00-TL miktarlı ve 25/02/2014 tarihli 40.000,00-TL teminat mektuplarının Kesin ve Süresiz olarak ---- Genel Müdürlüğü---- Bölge Müdürlüğü ve Bağlı Şubelerin Temizlik ve Diğer Hizmetleri işi için banka ile imzalanmış 12/04/2011 tarihli sözleşme ve bu sözleşme ile ilgili bütün tadil ve eki sözleşmeler, şartname ve ilgili kanun, yönetmelik ve sair mevzuat tahtında----- doğacak yükümlülüklerinin kısmen veya tamamen yerine getirmediğinin Banka tarafından Bankalarına yazılı olarak bildirilmesi halinde teminat mektubu limiti dahilinde talep tarihinden ödeme gününe kadar geçen günlere ait yasal faiz oranı ve masraflarla birlikte ödenmesinin kabul, beyan ve taahhüt edildiği, talebe konu diğer 28/07/2016 Tarih 150.000,00-TL Tutarlı teminat mektubunun ise Kesin ve Süresiz olarak bankaca yapılan ihale sonucunda ---- - Bölge Müdürlüğü ve Bağlı Tüm İllerin Şubelerinin Temizliği (ihale tarihi 01.07.2016) işini taahhüt eden müteahhit ------, bu ihale ile ilgili sözleşme hükümlerine göre vermek zorunda olduğu kesin teminat tutarı olan azami 150.000,00 TL‘nin, talep tarihine kadar geçecek günler için kanuni faiziyle birlikte ödenmesinin taahhüt ve beyan edildiği anlaşılmıştır.
Dosyada mübrez sözleşmeler ile taraflar arasında 01/04/2010 tarihinden 01/04/2019 tarihine kadar hizmet sözleşmesi bulunduğu, son olarak davalı bankanın ----- Bölge Müdürlüğü nezdinde temizlik ve ikram hizmetlerinin davacı şirket tarafından verilmesine ilişkin 01/07/2016 tarihli Temizlik ve İkram Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin davalı tarafından tek taraflı olarak 01/04/2019 tarihinden itibaren sona erdirildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 6.4 maddesinde; "Firmaya ödenecek bedel her bir firma işçisi için ilgili kurum ve kuruluşlarca ödenmesi gereken prim, fon, vergi vs. hususlar göz önünde tutulmak suretiyle tespit edilmiştir. İşbu sözleşme tarihinden sonra ilgili kurum ve kuruluşlara ödeme yapılması gereken tutarlarda bir indirim yapılması ve/veya ödenmesi gereken tutarın bir kısmına veya tamamına istisna getirilmesi veya bir kısmının devletçe karşılanmasının öngörülmesi ve dolayısıyla da firmanın her bir işçisi bazında firmanın ilgili kurum ve kuruluşlara ödeyeceği rakamda eksilme olması halinde, ilgili kurum ve kuruluşlara ödenmek zorunda olmayan tutarlar, hakediş tutarından indirilecektir. Firma belirtilen nedenle ----- tarafından hakediş tutarlarından indirim yapılmış/yapılacak olmasının hakedişlerin eksik ödendiği anlamına gelmeyeceğini ve bu nedenle ----- herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder." 6.6 maddesinde;"Yürürlükte bulunan ilgili mevzuat veya ileride yürürlüğe girecek mevzuat kapsamında her bir işçi için ilgili kurum ve kuruluşlara ödenme zorunda kalınan tutarlarda, herhangi bir indirim yapılması ve/veya ödenmesi gereken tutarın bir kısmı veya tamamı için istisna getirilmesi veya bir kısmının devletçe karşılanmasının öngörülmesi ve geriye yönelik olarak indirilen veya istisna edilen veya devletçe karşılanmasının öngörülmesi ve geriye yönelik olarak indirilen veya istisna edilen tutarın Firmaya ilgili kurum veya kuruluş tarafından iadesinin gerekmesi halinde ilgili kurum veya kuruluş tarafından Firmaya iade edilecek tutar derhal ----- iade edilecektir. Söz konusu tutar ---- iade edilmediği takdirde ----- iade edilecek tutarı ilk hakediş tutarından, ilk hakediş tutarının söz konusu iade edilecek miktarı karşılamaması halinde ise sonraki hakediş tutarından mahsup etmeye yetkili olacaktır. 7.1.3 maddesinde; Firma işçilerinin 01.07.2014 tarihinden sonraki kıdem tazminatı ve fazla mesai ücretleri ------ tarafından 5510 sayılı Kanun kapsamında teşvikli olarak karşılanacak olup, diğer bütün hak ve alacaklar ile Sözleşmenin yürürlük tarihinden önceki fazla mesai hariç, tüm hak ve alacaklar (kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, bayram ve tatil ücretleri vb.) firma tarafından karşılanacaktır. 7.2.8 maddesinde; Firma işbu sözleşmenin 4. Maddesinde belirtilen ----- ait işyerlerinde Sözleşme kapsamında çalıştırılacak işçilerin ------ asıl işverenlik sıfatı kazandırmadığını ve kazandırmayacağını ve bu kapsamda ----- herhangi bir sorumluluk yükletilemeyeceğini, işbu sözleşme kapsamında çalıştırılacak işçiler dolayısıyla İş Kanunu 5510 sayılı Kanun ve ilgili tüm mevzuatları, İş Sözleşmesi ve eklerinden ve bunlarla sınırlı olmaksızın herhangi bir nedenden doğmuş ve doğacak tüm yükümlülüklerin kendisine ait olduğunu, firmanın işçileri, ilgili Kurum ve Kuruluşlar ve 3. Şahıslar tarafından----- karşı ileri sürülebilecek tüm iddia ve taleplerin muhatabının kendisi olacağını, ---- - herhangi bir nedenle ve her ne ad altında olursa olsun firma işçilerine ve/veya ilgili Kurum ve Kuruluşlar ve/veya 3. Şahıslara ödemek zorunda kalacağı tüm meblağları işbu sözleşme hükümleri dairesinde nakden ve kanuni faiziyle birlikte ilk talep üzerine kayıtsız şartsız ---- - ödeyeceğini, ----ödemek zorunda kalacağı tutarları tarafına ödenecek olan hakediş bedellerinden ve bunlarla sınırlı olmaksızın ----- nezdindeki her türlü alacaklarından takas ve mahsup etmeye yetkisi olduğunu, ----‘- alacaklarını herhangi bir ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın ayrıca ----- nezdindeki her türlü hesap/hesaplarından resen çekebilme yetkisi bulunduğunu, ----- kayıtlarının geçerli ve bağlayıcı olduğunu ve yukarıda belirtilen hususlar ilgili olarak herhangi bir Makam nezdinde ve hiçbir surette itiraz etmeyeceğini gayri kabili rücu olarak kabul, beyan ve taahhüt eder." 7.2.11 maddesinde;"Sözleşme konusu hizmetler ile ilgili olarak sözleşmenin süresinin dolacak olması nedeniyle veya herhangi bir nedenle Sözleşme süresinden önce ----- tarafından yapılacak ihaleye Firmanın katılmaması/katılamaması veya katılmış olmakla birlikte ihaleyi kazanamaması halinde, işbu sözleşme kapsamında çalışmakta olan işçiler ihaleyi kazanan yeni firma nezdinde çalışmaya devam etseler bile, işçilerin işbu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihe kadarki ücret, izin ücreti, kıdem ve ihbar tazminatları ve bunlarla sınırlı olmaksızın tüm hak ve alacakları derhal Firma tarafından ödenecek, yapılan ödemeleri gösterir evrak ve ibraname asılları işbu Sözleşmenin 7.2.8 maddesindeki yükümlülükleri saklı kalmak kaydıyla, ---- ‘-teslim edilecektir. Firmanın bu yükümlülüğü yerine getirmemesi halinde ----- işbu Sözleşme kapsamında verilmiş teminat mektubunu nakde çevirebilecektir." 10.1 maddesinde; "Firma, -----sözleşme kapsamında çalıştırdığı işçilerin izin ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları ile işbu sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerinin teminatı olarak, en geç 01.08.2016 tarihine kadar 150.000,00 TL tutarında kesin ve süresiz teminat mektubu verecektir." 10.3 maddesinde; "Firma tarafından Sözleşme kapsamında ----verilen kesin ve süresiz teminat mektubu/kesin teminat, Sözleşme ve eklerindeki yükümlülüklerinden dolayı Firma‘nın ----- herhangi bir borcunun ve/veya yerine getirilmemiş bir yükümlülüğünün olmadığının ---- tarafından tespit edilmesi ve Sözleşmenin yenilenmemesi halinde ---- borcu yoktur belgesi/ilişiksizlik belgesi getirmiş olması kaydıyla Firmaya iade edilir. Firmanın ----- ‘- borcu ve/veya yerine getirilmemiş bir yükümlülüğünün olduğunun ----- tarafından tespit edilmesi halinde Firma ‘ya 7 iş günü süre verilecektir. Firma yükümlülük ve/veya meblağın en geç 7 iş günü içerisinde yerine getirilmemesi ve/veya ödenmemesi halinde ----- Sözleşmeyi feshedebilecek ve kesin teminatı irat kaydedebilecektir. ---- - uğradığı /uğrayacağı her türlü zararla ilgili talep ve dava hakkı saklı olup Firma -----uğradığı zararları faiz ve fer ‘ileriyle birlikte ---- ilk talebinde ödeyeceğini gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt eder,.." düzenlemelerini içerdiği görülmüştür.Davalı tarafından davacı şirket aleyhinde yararlanılan 131.681,72-TL asgari ücret desteği tutarının 7 gün içinde ödenmesi talebiyle 27/03/2019 tarihli ihtarname keşide edildiği anlaşılmıştır.
Her iki tarafın tacir olduğu dikkate alınarak uyuşmazlık konuları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile; Davalı banka yetkililerinin imzalarını içeren cari hesap ekstrelerine göre 2016 yılında 1.598.836,06-TL, 2017 yılında 1.770.456,03-TL, 2018 yılında 1.967.010,59-TL, 2019 yılında 596.366,28-TL olmak üzere toplam 5.932.668,96 TL davacı şirket lehine hakediş tahakkuk ettiğinin ve bedelin davacı tarafa ödendiği, 14/01/2016 tarihinde kabul edilen 6661 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 5510 sayılı kanuna geçici 68. madde eklenek 01/01/2016 tarihinden geçerli olmak üzere işverenlere çalıştırdıkları işçiler için belirlenen miktarda sigorta prim desteği sağlanması yoluna gidildiği, desteğin temel olarak işyerlerinin prim maliyetlerini düşürmek ve kayıtlı istihdamın artırılmasına katkıda bulunmak amacını güttüğü, 5510 sayılı Kanuna 2017 yılı için 6770 sayılı Kanunun 27. Maddesi, 2018 yılı için 7103 sayılı Kanunun 73. Maddesi, 2019 yılı için 7162 sayılı Kanunun 10. Maddesi ile eklenen hükümlerle sürdürüldüğü, davacı firmanın davalı banka ile akdettiği sözleşmeler kapsamında sunduğu hizmetler için çalıştırdığı işçiler için 2016-2021 yılları arasında toplam 154.224,67-TL asgari ücret desteği aldığı, bu tutarın 152.497,17-TL ‘sinin davacı ile davalı banka arasındaki sözleşmenin sona erdiği 31/03/2019 tarihine kadar olan döneme ait olduğunun anlaşıldığı, devlet tarafından yapılan bu ödemeler sonucunda, davacı şirketin davalı bankaya hizmet sunmak üzere çalıştırdığı işçi sigorta primlerine yönelik olarak aldığı destek oranında indirim yarar sağladığının açık olduğu tespit edilmiştir.Yapılan yargılama ile davacı tarafından her ne kadar sözleşmenin 6.4. ve 6.6. hükümlerinin TBK 20. madde hükmünce genel işlem koşuluna aykırılık teşkil ettiği, davalı yönünden sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı ve işçi alacaklarının zamanaşımına uğradığını ileri sürerek huzurdaki dava açılmış ise de sözleşmede ücretin "işçi maliyeti" üzerinden belirlendiği ve buna ilişkin birden fazla açık şekilde düzenlendiği görülen ve birbirine aykırılık teşkil etmediği anlaşılan maddeler konulduğu, her bir işçi için ilgili kurum ve kuruluşlara ödenme zorunda kalınan tutarlarda herhangi bir indirim yapılması ve/veya ödenmesi gereken tutarın bir kısmı veya tamamı için istisna getirilmesi veya bir kısmının devletçe karşılanmasının öngörülmesi halinde tutarın derhal davalı bankaya iade edileceğinin açık şekilde düzenlendiği, benzer şekilde "işçi ücretlerinin de teşvikli olarak" kararlaştırıldığı, sözleşmenin 3.10 maddesinde davacı şirket lehine işçi maliyetinin artması halinde davacı yükleniciye yapılacak aylık ücretin artacağının düzenlediği, sözleşmenin her bir sayfasının taraf imzalarını ihtiva ettiği ve imza inkarında bulunulmadığı, sözleşme imza tarihinin teşvikten yaralanma tarihinden önce olduğu, basiretli tacir davacının sözleşmenin özellikle ücretin belirlenmesine ilişkin düzenlemelerini sözleşmenin imza tarihinde müzakere edemediğini ileri sürmesinin hayatın olağanına aykırı olduğu gibi sözleşme özgürlüğü çerçevesinde akdedilen sözleşme hükümleriyle tarafların bağlı olduğu, sözleşme maddelerinin açık, anlaşılır yazım ihtiva etmesi ve davacı lehine hükümler de barındırması karşısında genel işlem koşullarına aykırılık bulunmadığı gibi düzenlemenin haksız şart olarak nitelendirilmesinin de mümkün bulunmadığı, teminat mektuplarının davaya konu uyuşmazlık da dahil davacının hizmet ilişkisi kapsamında tüm sözleşmesel yükümlülükleri kapsamında alındığının anlaşıldığı, davalıya ait işyerinde çalıştığı tespit edilen işçi ücretlerinden davacı ve davalı tarafın müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, sözleşme sona erme tarihi 2019 yılı olmakla zamanaşımı süresinin henüz tamamlanmadığı, yapılan bilirkişi incelemesi ile davacıya asgari ücret teşvik prim indiriminin yapıldığı anlaşıldığı gibi aksinin davacı tarafından da ileri sürülmediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekmiş, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesinin 28/04/2020 tarihli kararında dört teminat mektup bedeli olan 268.000,00-TL üzerinden ihtiyati tedbir kararı verildiği ve tedbir kararının infaz edildiği dikkate alınarak davalı lehine tazminatın hüküm altına alınması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)Davaya konu taleplerin ayrı ayrı REDDİNE,
2-)---- Bölge Adliye Mahkemesi ----Hukuk Dairesinin -----, sayılı 28/04/2020 tarihli tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına,
3-)İhtiyati tedbir kararının uygulandığı anlaşılmakla; 53.600,00-TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-)Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-)Karar ve ilâm harcı olan 427,60-TL harçtan peşin alınan 2.248,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.821,2‬0-TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip talep halinde davacıya iadesine,
6-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-)Davalı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 21.069,08-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin e- duruşma yolu ile yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.