WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/129 Esas
KARAR NO 2024/335
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/02/2024
KARAR TARİHİ: 06/06/2024

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA:Davacı vekili harç tarihli dava dilekçesinde özetle; " ---------- dosyasında borçlu vekili olarak bulunduğumuz işbu dosyada her ne kadar davalı tarafça takip talebinde ''80.728,86TL asıl alacak alacağı ve 159,25TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 80.888,11TL'' talep edilmiş ve icra takibi ikame edilmişse de ikame edilen işbu takibinin haksız talepler içermesi açıkça hukuka olması sebebiyle huzurdaki işbu davayı ikame etme gerekliliğimiz hasıl olmuştur. Öncelikle belirtmemiz gerekir ki davalı tarafça davacı müvekkile borcu olduğundan bahisle bir sms gönderilmek suretiyle para talep edilmiş ancak paranın miktarından herhangi bir şekilde bahsedilmemiştir. Bu sebeple davacı müvekkil söz konusu talebe ilişkin davalı şirket ile iletişime geçerek kendisine gelen bu sms hakkında bilgi almak istemiştir. Ancak davalı tarafça herhangi bir şekilde bilgi verilmemesi üzerine davacı müvekkil tarafıma tebligat yapın demek suretiyle davalı taraftan onarım bedellerini içerir faturalar da dahil olmak üzere diğer tüm belgeleri talep etmiş ve buna ilişkin borcu var ise ödeme yapabileceğinden bahsetmiştir. Davalı şirket tarafından davacı müvekkile herhangi bir ekspertiz raporu yahut hasar gören aracın onarımına ilişkin davalı şirket tarafından sigortalısına yapılan ödemeye ilişkin bir belge temin edilmemiştir. Gönderilen yazıda rücu davası açılacağından bahsedilmişse de davacı müvekkile karşı herhangi bir arabuluculuk süreci yapılmadığı gibi herhangi bir rücu davası da ikame edilmemiştir. Bu haliyle davalının ikrar etmiş olduğu tüm bu beyanlara aykırı kötü niyetli tahsilat amacıyla hareket ettiği açıktır. Davalı tarafça takip öncesinde ödediği iddia edilen miktara ilişkin herhangi bir belge temin edilmediği gibi icra dosyasına sunulan 26.07.2023 tarihli bir yazıda ''Söz konusu hasar nedeniyle yaptırılan ekspertiz sonucunda sigortalımıza 76.264,68TL hasar tazminatı ödenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 1472. Maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Ve Sigorta Genel Şartları gereğince şirketimizce ödenen tazminat miktarı üzerinden kusur oranınıza isabet eden 8.824.68TL tutarın hasar ödeme tarihinden itibaren işleyen %0.09 yasal faizi 0.00TL ile birlikte 8.824,68TL olarak...'' ve yazının not kısmında da tekrardan ''trafik poliçenizden 67.440,00tl tahsil edilmiş olup ödemeniz gereken tutar 8.824,68TL'dir'' demek suretiyle davacı müvekkilin borcunun 8.824,68TL olduğundan bahsedilmiştir. Fakat icra dosyasından da görüleceği üzere davacı müvekkilden talep edilen miktar 80.728,86TL asıl alacak alacağı ve 159,25TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 80.888,11TL olarak takip talebine davalı tarafça işlenmiştir. Bu haliyle davalı tarafça öncelikli olarak iddia edilen tutar ve davacı müvekkilin sigorta şirketinden tahsil edilmiş olunan tutar göz önüne alındığı takdirde; davacı müvekkilin davalı şirkete karşı bu miktarda borcu olması hukuken kabul edilebilir nitelikte değildir. Keza davalı tarafça gönderilen yazıda 8.824,68TL borcu olduğundan bahsedilmiş ve takip talebinde de ------- sorumludur.'' denmek suretiyle davacı müvekkilin sigorta şirketinden de talepte bulunulmuştur. Tarafımızca izah edilen bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiği takdirde; davacı müvekkilin borcunun 8.824,68TL olduğu, davacı müvekkilin sigorta şirketinin 67.440,00TL ödeme yaptığı ve son olarak davalı şirketin kendi sigortalısına toplam 76.264,68TL ödeme yapmak zorunda kaldığı sonucuna varılmaktadır. Tekrardan belirtmek gerekirse davalı şirketin burada davacı müvekkil ve onun sigorta şirketinden toplamda 80.888,11TL'yi haksız olarak tahsil etmeye yönelik kötü niyetle bir icra takibine giriştiği açıktır. İzah edilen tüm bu hususlar sebebiyle davacı müvekkilin davalıya karşı borcu olmadığının tespitine ilişkin huzurdaki işbu davayı ikame etmek suretiyle talepte bulunma zaruriyeti hasıl olmuştur. Tarafımızca izah edildiği üzere işbu dava HMK’nun 106. maddesi, “(1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.” düzenlemesini içermekte olup, bu madde hükmünde tespit davası genel olarak düzenlenmiştir. İİK’nun 72. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.'' denmek suretiyle huzurdaki davanın tarafımızca ikame edilebileceğinden açıkça bahsedilmiştir. Diğer bir taraftan icra takibinde davalı tarafça tahsilata yönelik hareket edilmekte olup bu sebeple öncelikli olarak mahkemenizden icra takibinin, davanın esası hakkında karar verilinceye kadar durdurulmasını talep etme gerekliliğimiz hasıl olmuştur. Nitekim söz konusu takibin durdurulmasına ilişkin bir tedbir kararı verilmediği takdirde davalı taraf haksız bir tahsilat yaparak; davacı müvekkilin maddi ve manevi olarak geri dönülemez şekilde zarara uğramasına yol açacaktır. Bu sebepledir ki mahkemenizce tedbir kararının verilerek --------- dosyasının; işbu davanın esası hakkında karar verilinceye kadar durdurulmasını talep etme gerekliliğimiz doğmuştur. Belirtmemiz gerekir ki; her ne kadar ortada bir kaza tespit tutanağı mevcut olsa da tarafımızca herhangi bir şekilde kusur kabul edilmemekle birlikte bir an için kabul edildiği düşünülse dahi; davalı tarafın davacı müvekkilden bu miktarlarda bir alacağının mümkün olma ihtimali yoktur. Keza davalı taraf; herhangi bir ödeme dekontu yahut onarıma ilişkin makbuz, fatura vs sunmayarak açıkça kötü niyetli olarak haksız bir tahsilat gerçekleştirmeye çalıştığını ortaya koymuştur. Diğer taraftan belirttiğimiz üzere davalı taraf öncelikle 8.824,68TL alacak talebinde bulunmuş ancak daha sonrasında 80.888,11TL alacağından bahisle icra takibini ikame etmiştir. Bu haliyle davalı tarafın kötü niyetli hareket etmesi sebebiyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. " denmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkil ----nezdinde ---- başlangıç ve ---- bitiş tarihli,---- poliçe numaralı -----işleteni bulunduğu ---- tarihinde saat 16:00 sıralarında ------------ sevk ve idaresinde iken asli ve tam kusuru ile çarpmış, maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Kazanın oluşumunda sürücü ------ KTK'nın 57/1-A maddesini ihlalden kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesinde karşı araç sürücüsü olan ------- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun Madde 57/1-AKavşaklarda aşağıdaki kurallar uygulanır. ---- tarihli kaza sonrası ----- plakalı araç maliki sigortalımız tarafından karşı aracın %100 kusur olması nedeniyle tazmini için tarafımıza başvurmuş olup alınan ekspertiz raporuna istinaden tedarikçilere ve sigortalıya olmak üzere toplam 76.264,68 TL ödemiştir. Bu bedelden -------- sigorta tarafından yapılan rücu ödemesi düşüldüğünde kalan tutar 8.824,68-TL'dir. Yukarıda açıkladığımız ödemelere ilişkin olarak sigortalımızın asli kusurlu olması, ----- halefiyet ilkesi gereğince davacı --- sigortacısına rücu mektubu gönderilmiştir. Ardından dava dışı ----- tarafından ---- başvurulmuş olup ---- tarihli kaza sonrasında sigortalı ----- plakalı araçta meydana gelen hasarın karşılanmayan kısmı talep edilmiş olup ------- ----- "başvuru konusu kaza nedeniyle başvurana ait araçta meydana gelen hasar onarım bedelinin karşılığı olan ----- sigorta şirketi tarafından ödenen bedelin mahsubuyla 55.400,70 TL’yi istemekle haklı olduğu anlaşılmakla, ---- Şartları hükümleri çerçevesinde birlikte tetkik edilerek bu miktarın sigorta şirketinden tahsiline, başvuranın fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara istinaden sigortalı tarafından icra takibine geçilmiş olup ------ dosyasına vekiline 73.744,18-TL maddi hasar ödemesi ödenmiştir.Ek olarak, --------tarafından 67440-TL rücu tahsilat gerçekleşmiştir. Müvekkil şirket tarafından tedarikçi ve sigortalıya yapılan ilk ödemeler neticesinde 76.264,68-TL ödeme gerçekleştirilmiştir. -------alınan rücu tahsilat düşüldüğünde kalan kısım 8.824,68-TL olup tahkim yargılaması neticesinde de icraya ödenen bakiye bedel 73744,18-TL'dir.Tüm bu ödemeler gereğince ödenen 80.728,86-TL nin rücusu için-----dosyasında davacıya ve ----- karşı takip başlatılmış,----- Sigorta tarafından borca itiraz edilmiş olup tarafımıza işbu dava yöneltilmiştir.----------- limiti bulunduğundan ve dosyada ----rücu tahsilat gerçekleştiğinden kalan limiti olan 32.560,00-TL'den sorumluluğu bulunmaktadır. Bu husus takip Talebinde de belirtilmiştir. Davalı tarafın davaya ilişkin iddialarının reddi gerekmektedir. Zira, müvekkil şirket tarafından tahkim yargılaması öncesinde ödenen tutardan bakiye kısım olan ilişkin davacı tarafa 8.824,68-TL'ye ilişkin rücu mektubu iletilmiş ise de, tahkim yargılaması neticesinde de müvekkil şirket tekrar bakiye bedel ödemek durumunda kalmıştır. Bu doğrultuda, davaya konu icra takibinin yapılması hasıl olmuştur. Borcun tespitini talep etmesi, borcun ödenmesini ertelemeye yönelik, haksız ve kötü niyetli bir taleptir.Dolayısıyla, müvekkilin talep ettiği alacak hukuken mevcut ve takip edilebilir bir alacak niteliğinde olup, borçlunun açmış olduğu menfi tespit davası haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksundur.Öte yandan, müvekkilin alacağı likit ve haklı bir alacak olmasına rağmen davacı tarafından haksız ve mesnetsiz açılan bu dava sebebiyle müvekkilin alacağını geç tahsil etmesi söz konusudur.Davacı tarafından müvekkil şirketin kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmişse de yukarıda da açıkladığımız üzere kötüniyet tazminatı şartları oluşmamıştır. İcra İflas Kanunu 72/5. Maddesi " Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Dava konusu icra takibinin dayanağı olan trafik kazasına ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından ödenen tazminatı halefiyet ilkesi gereğince kusurlu karşı araç ve sigortacısından tahsil etmek amacı ile öncelikle rücu mektubu gönderilmiştir.Açıklamalarımız ve dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde kötüniyetli olan tarafın müvekkil şirket olmadığı görülecektir. Müvekkil şirkete menfi tespit davası açılması nedeniyle icra takibine yapılan itirazın iptali için tarafımızca dava süresincebaşlanamamıştır.---- kararında "Dava, İİK 72.maddesine dayalı açılan menfi tespit davasına ilişkindir. Somut olayda davalının, kötüniyeti ispatlanamadığından ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden kötüniyet tazminatı isteminin reddine vermek gerekirken, yazılı olduğu biçimde davalı aleyhine kötü niyet tazminatına verilmesi doğru değil, bozma sebebidir." şeklinde karar verilmiştir. Davacı, Hukuk Muhakemeleri Kanunun 329. Maddesi gereğince davalı müvekkil şirketin kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını bu nedenle işbu davayı ikame etmiş ise de davacı tarafından müvekkil şirketin kötüniyetli olduğuna ilişkin herhangi bir delil dosyaya sunulamamıştır. Dosyaya sunulan belgelerde ise rücu mektubu görülmektedir. Bu nedenle davacının istemlerinin reddini talep ederiz. Davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bilindiği üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Davanın açılabilmesi için hukuki yararın bulunması gerekmektedir. Somut olayda, aleyhine ilamsız icra takibi başlatılan davacının ödeme emrine süresinde itirazıyla takip durduğuna göre bu davayı açmakta hukuki yarar bulunup bulunmadığı incelenmeden sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir. Karar incelendiğinde de görülecektir davacıya karşı ilamsız icra takibi başlatılmış olup------ tarafından süresi içerisinde takibe itiraz edilmiş ve takip durmuştur. Tarafımızca itirazın iptali davası henüz açılmamıştır. Bu nedenle işbu davanın tarafımıza ikame edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Kaldı ki, Sayın Mahkemenizce cevap dilekçesi dahi verilmeden ihtiyati tedbire ilişkin karar verilmesine itiraz ederiz.Bilindiği gibi ihtiyati tedbir talep eden taraf, HMK 390. Maddesine göre davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek durumundadır. Bu iddiayı ispatlayacak somut herhangi bir delil ortaya konulamamıştır. İhtiyati tedbire itiraz HMK 394/1 maddesinde itiraz hakkının karşı taraf dinlenilmemiş olmadan verilen ihtiyati tedbir kararı için de geçerli olduğu belirtilen itiraz hakkı olarak düzenlendiği görülmektedir. Deliller ve cevap dilekçesi sunulmadan verilen ihtiyati tedbir kararına da itiraz ederiz.Yukarıda arz ve izah edildiği üzere davacının haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini Sayın Mahkemenizden vekaleten saygılarımızla arz ve talep ederiz." denmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; kasko sigorta poliçesi gereğince sigortalısına ödemede bulunan sigorta şirketinin 6100 sayılı TTK'nın 1472.maddesi kapsamında, sigortalısının haklarına halef olarak başlattığı icra takibinden kaynaklı davacının borçlu olmadığının tespite ilişkindir. Dosya kapsamından dava dışı ------ adına kayıtlı ---- plaka sayılı aracın kaza tarihini kapsar biçimde davalı sigorta şirketi nezdinde --- sigortalı olduğu, ---- plaka sayılı aracın davalı ---- isimli şahsın sevk ve idaresindeyken, dava dışı sürücünün sevk ve idaresinde ki --- plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen ---- günlü maddi hasarlı trafik kazası sonucunda hasarlandığı anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır.Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceğinden, sigortacı ancak sigortalısının zarar veren kişiden isteyebileceği kadar ve yaptığı ödemeyle sınırlı olarak rücu talebinde bulunabilir. Sigortalının zararını talep hakkı bulunmadığı durumlarda, sigortacı da halefiyetle talepte bulunamaz.
Dosya kapsamında uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davacıdan rücuan tahsiline yönelik icra takibine ilişkin davacının borçlu olmadığının tespiti isteminden kaynaklanmaktadır.-------- kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açılan davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davalının sigortalısı ile zarara neden olduğu ileri sürülen davacı arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.Somut olayda, davalı sigorta şirketi tacir olmasına karşın sigortalısı gerçek kişi, sigortaladığı araç hususidir. Davalı sigorta şirketinin yukarıda açıklanan halefiyet ilkesi uyarınca yerine geçtiği dava dışı sigortalısı ile davacı arasındaki uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden değil, haksız fiilden kaynaklanmaktadır.Somut uyuşmazlıkta takip başlatılan davacı araç sürücüsü ve malikinin tacir olmayıp, kazaya karışan davacı aracının da ticari amaçlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davaya bakma görevi genel görevli mahkeme niteliğindeki asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "c" bendi ve aynı Kanunun 115'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca, davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olmaması nedeniyle davanın usulden reddine ile mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ------------ Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE,
4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA,
Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/06/2024