WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/769
KARAR NO : 2024/208

DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/11/2023
KARAR TARİHİ : 04/04/2024

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA: Davacı vekili 03/11/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; "Davalı ----- İle 16.02.2023 tarihinde yapılan arabulucuk neticesinde anlaşmama şeklinde son tutanak düzenlenmiştir. Arabulucu bürosu ----- ve Arabulucuk numarası ----- şeklindedir. Müvekkil ---- ait ----- Plakalı,----- Model,----- Marka Ticari,Zirai Araç satın alındıktan sonra, ------ Taşıma Nakliye Firması ile 29.03.2021 tarihinde ----- nakledilirken,------ait firma şöförü tarafından yüzde yüz kusurlu olarak Kaza yapmıştır. Müvekkilin aracı,16.06.2023 Tarihli Tahkim Komisyonunca yaptırılan Bilirkişi Raporunda ağır hasarlı olduğu belirtilmiştir. Buna rağmen sigorta tahkim komisyonu pert bedeli üzerinden yani güncel bedel üzerinden değil de tamir edilebilir bedeli üzerinden karar vermesi hukuka aykırıdır. Aracın pert olduğu açık ve nettir. Müvekkil aracı-----Model ve kmsiz olarak(Bilirkişi Raporunda belli olacaktır) 90.000.-TL'ye almıştır. Nakliye firması ----- ait olan ve kaza yapan çekici ----- Plakalı araç ise,davalı ----- sigorta tarafından tanzim edilen ------ nolu Nakliyat Abonman Blok Poliçesi tarafından yapılmış ve sigortalanmıştır. Olayın olduğu tarihden itibaren,Sigorta Şirketine yaptığımız müracaatlar sonuçsuz kaldığından,tarafımıza hiçbir ödeme yapılmaması sebebi ile, 25/10/2022 Tarih ve------Sayı ile başvurduk.Geçen süre sonunda,20.07.2023 Tarihinde ----- sayı ile,''aracımızın pert olduğu raporu hiç gözönüne alınmaksızın,''23.688,47.-TL hasar tazminatının 29.07.2023 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte başvuru sahibine verilmesine...'' denilerek,ağır hasar kayıtlı olan traktör için komik bir rakam vermişlerdir. Müvekkilimin 29.03.2021 tarihinde satın aldığı traktörü, ----- götürmek için davalı ----- şirketinin sigorta ettiği taşıma firmasıyla götürüldüğü sırada taşıma firması şöförünün yüzde yüz kusurlu olarak yaptığı kazada aracı pert olmuş ve yapılan müracaatlara rağmen sigorta firması tarafından değeri ödenmemiş, zararın davalı tarafından ödenmemesi üzerine sigorta tahkim komisyonuna başvurarak tahkim neticesi; aracın pert olduğu raporu hiç gözönüne alınmaksızın,''23.688,47.-TL hasar tazminatının 29.07.2023 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte başvuru sahibine verilmesine...', açılan davanın kabulüne karar verildiğini, ancak bu tutarın temerrüt tarihi olan 30.03.2021 Tarihi ile ödemenin fiilen gerçekleştiği 25.08.2023 tarihi arasındaki, traktörün alım fiyatlarında oluşan fark nedeniyle zararlarını karşılamaya yetmediğini, fiyat farkından kaynaklanan 1.000.-TL(Fazlaya ait haklarımız saklı kalmak kaydı ile) değer kaybının oluştuğunu ve oluşan zararın 1.000.-TL(Fazlaya ait haklarımız saklı kalmak kaydı ile) olmuştur. Dava konusu olayda, bize, sigorta bedelinin davalı tarafından zamanında ödenmemesi nedeniyle, dava açmak, davanın sonuçlanması,e kesinleşmesi gibi yargılama süreci içerisinde beklemek zorunda kaldık, bu zaman zarfında, sigorta tazminatına esas olan ve tazminat sorumluluğunu doğuran kaza olayının konusu traktörün fiyatı ülkemizde yedi misli arttığı ve elde ettiğimiz temerrüt faizini aşan bir zarar ortaya çıktığı, sigorta ilişkisinin asıl amacının, hasarlanan ve zayii olan sigortalı emtiadan doğan zararların giderilmesi amacına yönelik olduğundan, sigortalının hasara uğrayan emtiayı yerine koyacağı düşünülerek, riziko tarihindeki sigortalı emtianın yerine konulacak aynı miktar ve nitelikteki emtianın ödeme tarihindeki değerinin dikkate alınması gerektiğinden, aradaki farkın yani, aracımızı pert eden sigortalının, hasar veya temerrüt tarihindeki değeri ile bedelinin ödendiği tarihteki değeri arasındaki farkın, sigortalının yaptığı kazadan dolayı bizim değer kaybı zararımızı oluşturacağı, mahkemece birbirini doğrulayan raporlardaki görüşlere itibar edilmesi gerektiği, davalı sigorta şirketi temerrüde düşmeden hasar gerçekleştiğinde, hasar bedelini tespit suretiyle bizim sigorta tazminatımızı ödemiş olsa idi,aldığımız bu parayla muadili bir traktör almak suretiyle değerlendirmemizin hayatın olağan akışına uygun düşeceği ve doğrudan bizim yerine ikame edeceğimiz traktör değerindeki düşüş ve artışlardan kaynaklandığı, temerrüt faizinin bu artışın altında kaldığı, dolayısıyla zararımızın temerrüt faizi ile karşılanamadığının açık olduğu gerekçesiyle bu davayı ikame temek zorunda kaldık." denmiştir.

CEVAP: " Davacın talebi zaman aşımına uğramış olup davanın reddi gerekmektedir. Davacının işbu davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinde hukuki menfaati bulunmadığından usulden reddi gerekmektedir. Davacının munzam zarar talebi karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamında bulunmamaktadır. İşbu sebeple dava konusu teminat dışı olup huzurdaki davanın reddi gerekmektedir. Davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla; davacının munzam zararını kanıtlaması gerekmekte olup davacının işbu hususa ilişkin hiçbir delil sunmamıştır. bununla birlikte enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın munzam zarar olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Müvekkil sigorta şirketi meydana gelen kaza sebebiyle poliçe sorumluluğunu yerine getirmiş olup hiçbir sorumluğu kalmamıştır. davacı yan aracının pert olduğunu iddia etmişse de delillerinde çekme belgeli ruhsatı sunamamış olup dosyaya sunmuş olduğu delillerinde bilirkişi raporunda da dava konusunun perte uğramadığı açıktır. ----- plakalı aracın araç mahrumiyet bedeli, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi şartları uyarınca teminat dışı olup müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmamaktadır. müvekkil sigorta şirketinden teminat dışı olan araç mahrumiyet bedelinin talep edilmesi hukuka aykırıdır.
Davacının belirsiz / kısmi alacak davası açmasında hukuki menfaat bulunmaması sebebiyle davanın usulden reddine,
esas incelemesi yapılması halinde davanın esastan reddine,
yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine," denmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan muadil araç bedeli(hasar bedeli) ve munzam zarar bedeli istemlerine ilişkindir.Dava konusu uyuşmazlığın, daha önce kesin bir hüküm ile çözümlenmemiş olması dava şartlarındandır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise, artık o dava konusu hakkında kesin hüküm vardır. Aynı dava (uyuşmazlık) yeni bir dava konusu yapılamaz; yapılırsa, mahkemenin kesin hüküm varlığını kendiliğinden gözeterek davayı esasa girmeden (usulden) reddetmesi gerekir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde Sigorta Tahkim Komisyonu'nun -----sayılı dosyasında başvuru yapıldığının beyan edildiği bunun üzerine mahkememizce celp edilen Sigorta Tahkim Komisyonu dosyası İtiraz Hakem Heyetince -----sayı ile hasar bedeli alacağına yönelik olarak kesin olmak üzere karar verildiği eldeki davanın ise 03/11/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; bahsedilen Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin dosyası getirtildiği, muadil araç bedeli(hasar bedeli) tazminatı yönünden taraflarının, dava sebebinin ve konusunun aynı olduğu anlaşılmakla; HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "i" bendinde belirtilen aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasına ilişkin dava şartının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanınmıştır. Ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur (------).Munzam zarara ilişkin düzenleme ise TBK’nın 122. Maddesinde yapılmış olup, anılan madde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Munzam zarar talep edebilmek için ilk koşul bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. İkinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Dördüncü koşul ise borçlunun temerrüdü ile alacaklının munzam zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir.
Alacaklının böyle bir zararının doğduğu, yani geçmiş günler faizinin uğranılan zararı karşılamadığını ispat yükü, TBK md. 50’de ki genel kural gereğince alacaklıya aittir.TBK 122 maddesinde karşılanması öngörülen faizi geçen zararın, ülkede varlığı kabul edilen genel ekonomik olumsuzlukların(ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri ‘malum ve meşhur’ olgular olarak kabulü ile değil, bunlar dışında somut ve davacının durumuna özgü somut vakıalarla) kanıtlanması gerekir.(-----)Davalı vekilinin zamanaşımı savunması zamanaşımını kesen sebeplerden davalı tarafça ödeme yapılması ve Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusu da dikkate alınarak TBK 154, KTK 109 maddeleri gereği yerinde görülmemiştir.Somut olayda davacının munzam zarar talebine yönelik olarak davacı tarafından dava dilekçesinde kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı, davacının ispata yeter herhangi bir delil sunmadığı, ekonomik koşullar nedeniyle genel ve soyut hususlardan dolayı davacının geç ödeme nedeniyle kendisinin şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olgusunu ileri sürüp ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Muadil araç bedeli tazminat talepli davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Munzam zarar tazminat talepli davanın REDDİNE,
3-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin yatırılan 269,85 TL harcın düşümü ile geri kalan 157,75‬ TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,
5-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-3.120,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.