WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/729 Esas
KARAR NO:2024/158
DAVA:İtirazın İptali (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:15/01/2021
KARAR TARİHİ: 14/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalının söz konusu itirazının iptaline karar verilmesini ve davalının takip tutarının yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına çarptırılmısını talep ettiklerini,------- Sayılı dosyasında borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının takip tutarının yüzde yirmisinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: ------sayılı takip dosyasına yaptığımız itirazın iptaline yönelik haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacı aleyhine %20den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, iş sözleşmesinden kaynaklanan rekabet yasığına aykırılık nedeniyle cezai şart talebine ilişkindir.Türk Borçlar Kanununun 444.maddesi gereğince, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında rakip işletme ile başka türden bir menfaat ilişkisine girmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.Taraflar arasında düzenlenen 07/01/2009 tarihli iş aktinin 14. maddesinde davacı, iş akdinin sona ermesinden bir yıl içerisinde aynı iş kolunda veya işverenin rekabet halinde bulunduğu başka bir işveren emrinde çalışmayacağını ve işvereni ile rekabet halinde bir iş kurmayacağını ve şirket kanalı ile iş yapıp menfaat temin etmeyeceğini taahhüt etmiş ve sözleşmenin 14.maddesinde de 1 yıllık bürüt ücret tutarında cezai şart kararlaştırılmıştır.
Benzer konuya ilişkin ------ 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır. 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre de “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına ibraz edilen deliller değerlendirilerek rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığı değerlendirilmeli ve şayet geçerli olduğuna kanaat getirildiği takdirde, davalının rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunup bulunmadığının tespiti ve 6098 sayılı TBK'nun 445/2. maddesi değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. " şeklindeki gerekçelere yer verilerek taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.Türk Borçlar Kanunun 445. Maddesi; "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.Aynı şekilde benzer konuya ilişkin -----karar sayılı ilamında; "Somut uyuşmazlıkta; ------İşverenin müşteri çevresine ve iş sırlarına nüfuz etme imkanı olan teknik ve özel bilgiye sahip personel, sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl süreyle; --------- sınırları içinde; işverenin faaliyet sahasında çalışan herhangi bir şirkette/işyerinde hiç bir surette, doğrudan ya da dolaylı olarak görev almamayı; işveren ile rekabet halinde olan gerçek/tüzel kişiye danışman, acente, temsilci veya başka bir sıfatla hizmet vermemeyi veya ortak olmamayı; teminat sahibi, alacaklı sıfatıyla gerçek/tüzel kişilerle iş veya çıkar ilişkisine girmemeyi; işveren tarafından imal edilen veya pazarlanan bir ürünü veya benzerini imal etmemeyi ve pazarlamamayı, kiralamamayı, lisans yoluyla üçüncü kişilere satmamayı; bu tip işleri başkalarına yaptırmamayı; bunlarla sınırlı olmaksızın işverenle herhangi bir biçimde rekabet etmemeyi kabul ve taahhüt eder.'' hükmü bulunmaktadır. Davacı şirketin ------ sınırları içinde faaliyet gösterdiği coğrafya dahilinde'' ibaresinin bir çoğrafi alan sınırlaması içermediğinden işçinin ekonomik mahvına sebep olacağı muhakkak ise de, sözleşmedeki bu hükmün 6098 sayılı TBK'nın 445/2 maddesi uyarınca değerlendirildiğinde; davalının, davacı şirketteki işinden kendi isteğiyle 21/11/2014 tarihinde ayrıldıktan sonra, 01/12/2014 tarihinde davacı ile aynı faaliyet alanında, aynı ilin sınırlarında bulunan rakip şirkette ve benzer pozisyonda işe başladığı anlaşılmakla, bir an için coğrafi alan sınırlaması bakımından bir geçersizliğin söz konusu olduğunun kabulü halinde dahi, ve sözleşmede örneğin ------- sınırlama içeren ve makul olarak kabul edilebilecek hükmün geçerli olabileceği kabul edilebilir ise de; bu hükmün geçerli kabul edilmesi de mümkün olmayacaktır. Çünkü bu hükmün geçerli olabilmesi için davacı işverenin örneğin -------öngörüldüğü şekilde, işverenin yasağın devam ettiği her yıl için işçiye son ücretinin en az yarısı kadar bir ödemede bulunması, ya da rekabet yasağı süresi boyunca davalı işçiye asgari geçim koşullarını sağlayacak ölçüde toplu ödeme, ya da aylık asgari düzeyde belli bir ücret ödeme yükümlülüğünün üstlenilmesi gerekmektedir.Somut olayda davacı işveren buna benzer ya da başka şekilde herhangi bir edim yükümlülüğü altına girmemiştir. Davalı, yaptığı işte uzman olup başka bir alanda çalışması beklenemez. Aksinin kabulü halinde yaşamak, geçinmek için çalışmak ve gelir elde etmek zorunda olan işçinin ekonomik olarak mahvına sebep olacağı, bunun sonucunda da, bu durumun yukarıda açıklanan Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali sonucunun doğuracağı kuşkusuzdur. Bu bakımdan tek taraflı özellikle işçi aleyhine cezai şart öngören hizmet akdinde sözkonusu cezai şarta ilişkin hükmün sonuç doğurmayacağı yani geçerli kabul edilemeyeceği Yargıtay uygulaması ile yerleşik hale gelmiş olduğu da dikkate alındığında davanın tarafları arasında yapılmış olan hizmet akdindeki cezai şart hükmüne ilişkin maddenin geçerli olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklinde açıklamalara yer verilerek taraflar arasındaki cezai şartın hüküm doğurup doğurmama şartlarını ele aldığı görülmüştür.
Somut olayımızda, davalının -----tarihinde davalı şirket nezdinde işe başladığı ----- yılına kadar çalıştığı, 07/01/2009 tarihli " İş Sözleşmesi" nin 11. sayfasının "14 Rekabet Yasağı" başlıklı maddesinde ''Bayan Çalışan, sözleşme döneminde, doğrudan ya da dolaylı olarak Şirketle rekabet halinde olan veya Şirketle herhangi bir şekilde doğrudan ya da dolaylı olarak iş ilişkisi içerisinde olan ve Şirketle rekabet edebilecek olan bir alanda faaliyet gösteren herhangi bir şirket veya kişi adına veya hesabına doğrudan ya da dolaylı olarak hareket etmeyecektir. Aynı şekilde, Bayan çalışan, İş Sözleşmesi süresince anılan özelliklere sahip bir şirket kurmayacak, satın almayacak, ortak olmayacak veya herhangi bir şekilde bu alanda faaliyet göstermeyecektir. Çalışanın, rekabet yasağı hükümleri, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 1 sene boyunca devam edecektir.'' hükmü bulunduğu, davalının, davacı şirketteki işinden kendi isteğiyle 17/07/2020 tarihinde ayrıldıktan sonra, 04/08/2020 tarihinde davacı ile aynı faaliyet alanında işe başladığı, ihtilafa konu iş sözleşmesinde ise davacı işverenin davalının yükümlüğüne benzer ya da başka şekilde herhangi bir edim yükümlülüğü altına girmediği, davalı uzun yıllar yaptığı işte uzmanlaşmasının makul olduğu, başka bir alanda çalışmasının zorlanamayacağı, aksi durumda yaşamak, geçinmek için çalışmak ve gelir elde etmek zorunda olan işçinin ekonomik olarak mahvına sebebiyet verileceği, bu bakımdan tek taraflı özellikle işçi aleyhine cezai şart öngören hizmet akdinde sözkonusu cezai şarta ilişkin hükmün sonuç doğurmayacağı yani geçerli kabul edilemeyeceği Yargıtay uygulaması ile yerleşik hale gelmiş olduğu da dikkate alındığında davanın tarafları arasında yapılmış olan hizmet akdindeki cezai şart hükmüne ilişkin maddenin geçerli olmadığı vicdani kanaati ile davacının itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzer
1-Davacının davalı ye karşı açmış olduğu davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 2.160,33 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.732,73‬ TL harcın davacıya İADESİNE,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan 140,35 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 28.619,52 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,
7-1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/03/2024