WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/699
KARAR NO : 2024/17

DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 09/10/2023
KARAR TARİHİ : 11/01/2024

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA: Davacı vekili 09/10/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilimin selefi olan sigortalısı ile davalı arasında haksız fiil hükümlerine göre açılacak olan işbu dava, TTK m.4 uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava olacağından ticari davadır . TTK m.5 uyarınca ''Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.'' bu hüküm gereği dava konusu olayda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Dolayısıyla sayın mahkemenizin işbu davaya bakmakta görevli olduğu hususunda da tereddüt bulunmamaktadır. Dilekçemiz ekinde arabuluculuk son tutanak aslı Sayın Mahkemenize ibraz edilmiştir. Davalının yanlış akaryakıt dolumu yaptığı sigortalı -----ait iş yerinde meydana gelecek rizikolar 14.01.2021-14.01.2022 tarihleri arasında müvekkil şirketçe----sayılı ----- Poliçesi ile poliçede yer alan teminatlar kapsaında, poliçe limitleri miktarınca sigorta güvencesi altına alınmıştır.
2) Müvekkil şirketçe Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alınan Sigortalı işyerinde bulunan yer altı benzin tankındaki 2.991 lt benzin emtiasının üzerine 1.244 lt motorin boşaltılmış olup, toplam 4.235 lt yakıtın zayi olduğu olayla ilgili hazırlanan ekspertiz raporuyla da sabittir.
3) Meydana gelen olay sonucunda meydana gelen zarara karşılık müvekkil şirket tarafından 04.03.2021 yılında sigortalısına toplam 17.743,28 TL zarar ödemesi yapılmıştır. Meydana gelen hasara, yakıt tankerindeki yakıt gözlerine dolum tesisinde yanlış yakıt yükleyen -----. firmasının sebep olduğu anlaşılmış olup, hasarın bu firmaya rücu edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. (Ek:Ödeme Dekontu)
4) TTK m.1472 maddesi uyarınca sigortacı ödeyeceği tazminat miktarı kadar sigortalısının haklarına halef olduğundan ve TBK'nın haksız fiilden doğan borç ilişkilerinden sorumluluğa ilişkin 49. maddesi uyarınca ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' hükümleri gereği müvekkil şirketçe ödenen 17.743,28-TL sigorta tazminat miktarınca davalı taraftan rücuen tazmin hakkımız bulunmaktadır.
5) Davalı taraf petrol işi faaliyeti yapmakta olup işinin niteliği gereği önemli ölçüde tehlike arzeden bir iştir. TBK. 71/1 hükmünde önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda da davalı taraf olan ------- akaryakıt dağıtım faaliyetin tehlikeli bir faaliyet olduğu bu nedenle tehlikeli işletme işleten sıfatı taşıdığı açıkça ortadadır. TBK'nın 71. maddesine göre davalı taraf tehlikeli işletme maliki olması nedeniyle davaya konu olayda davalı akaryakıt istasyonunda yanlış akaryakıt ikmali sonucu meydana gelen hasar, işletenin faaliyetinden kaynaklanmış olup kusursuz sorumlu olduğu izahtan varestedir.
6)Bununla beraber TBK m. 69 hükmü gereğince de davalı taraf sorumludur. Şöyle ki; TBK m.69'da bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurundan dolayı meydana gelecek zararlardan sorumlu tutulmuş olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk türü, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk olduğundan meydana gelecek zarardan dolayı malikin sorumlu tutulabilmesi için kötü niyetli veya kusurlu olmasına gerek bulunmamaktadır.Davalı şirket petrol üretimi işi yapmaktadır ve petrolün dağıtımı da bu işin devamı niteliğindedir. Davalı tarafın basiretli bir tacir olarak dağıtım işini yapan kişileri dikkatlice seçmek ve işin devamını yürütmek gibi sorumlulukları bulunduğundan meydana gelen kazada yanlış dolum yapan çalışanın kusurundan da sorumlu olacaktır. Yukarıdaki açıklamalar ile amir hükümlere aykırı hareketleri sebebiyle ve haksız fiil hükümlerince meydana gelen kazada %100 kusuru ile bu hasarın tamamından sorumlu olduğu açıktır.
7-) Amir hükümde yer alan halefiyet prensibi gereği müvekkilimiz şirket tarafından yapılan 17.743,28-TL ödemenin rücuen tazmini amacıyla davalıya ilk önce rücu mektubu gönderilmiş ancak herhangi bir sonuç alınmamıştır. Daha sonra ise davalı aleyhine müvekkil şirket tarafından----- İcra Müdürlüğü’nün -----sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmıştır. Bu takip ile zamanaşımı süresi durdurulmuştur.
Başlatılan icra takibine de davalı-borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş ve icra dosyası durdurulmuştur. Ancak işbu davanın konusu itirazın iptali değil, rücuen tazminat davasıdır. Sebebi de icra takibinde icra sebebinin sehven yanlış yazılması ve olası bir itirazın iptali davasında icra sebebiyle bağlı olacağımızdır.Tüm bu sebeplerle, Türk Ticaret Kanunu m. 1472 uyarınca sigortacı sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalısının yerine geçeceğinden ve sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceğinden; ilgili poliçe, ekspertiz raporu, ödeme dekontu, hasar dosyası, kanun maddeleri ve emsal Yargıtay kararları uyarınca müvekkil şirketin sigortalısına ödemiş olduğu 17.743,28-TL sigorta tazminatının ödeme tarihi olan 04.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tazmin edilmesi amacıyla Mahkemeniz huzurundaki davanın ikame edilmesi zorunluluğu hasıl olmuştur." denmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkile yöneltilen dava belirteceğimiz nedenlerle hukuka aykırı ve dayanaktan yoksun olup davanın reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.Davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekir. Davacı yan sigortalısına ödediği sigorta bedeli tazminatı kadar sigortalısına halef olarak müvekkil şirketin zararda sorumluluğunun bulunduğundan bahisle müvekkil şirkete rücu ettiğini beyan ve iddia etmiştir. Davacı yan sigortalısına ödediği bedelden dolayı müvekkilin zarardan sorumlu olduğu iddiasıyla müvekkile rücu davası açmış olduğundan rücu talebi bakımından 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup bu süre davacı yanın sigortalısına ödeme yaptığı 04.03.2021 tarihinde işlemeye başlamıştır.
Dava dilekçesinde dava konusu alacağın tahsili için----- sayılı icra takibi açılmakla zamanaşımı süresinin durdurulduğu öne sürülmüşse de bu iddianın hukuki geçerliliği yoktur. Belirttiğimiz hususlardan davanın açıldığı tarih itibariyle davacı yanın rücuen tazminat alacağının zamanaşımına uğramış olduğu apaçık görülmekte olup bu nedenlerle davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddini talep ediyoruz. Davacı yanca öne sürülen müvekkilin yakıt tankerindeki yakıt gözlerine dolum tesisinde yanlış yakıt yüklediği iddiası gerçeği yansıtmayan dayanaksız bir iddia olup iddiayı kabul etmemekteyiz. Davacı yan bu iddiasını kanıtlayan hiç bir somut ve kesin bir delil sunmamış afaki iddialarla müvekkilin kusurlu ve sorumlu olduğu sonucu çıkartmaya çalışmıştır. Sigortalı işyerinde bulunan yer altı benzin tankındaki benzin emtiasının üzerine tankerden motorin boşaltılması sonucunda 4.235 lt yakıtın zayi olmasından dolayı meydana gelen hasara müvekkilin sebep olduğu şeklindeki davacı yan iddiası da temelden yoksun olup kabul edilemez.TBK'nın 71. maddesine göre davalı müvekkilin tehlikeli işletme maliki olması nedeniyle davaya konu olayda davalı akaryakıt istasyonunda yanlış akaryakıt ikmali sonucu meydana gelen hasarın işletenin faaliyetinden kaynaklanmış olduğu ve müvekkilin kusursuz sorumlu olduğu şeklindeki beyan ve iddia da yersiz ve geçersizdir. Kusurun tamamı sigortalıda olup yakıtın boşaltılmasında hatalı hareket eden sigortalının hatalı eyleminden kaynaklandığı, müvekkilin tesisinde herhangi bir şekilde hatalı veya yanlış dolum yapılmadığından zararın müvekkilin faaliyetinden kaynaklanmadığı açık olmakla müvekkilin kusursuz sorumluluğundan söz edilemez. Müvekkilin hasardan ve zarardan sorumlu tutulması mümkün değildir.Davacı yanın dava dilekçesinde emsal gösterdiği kararlara konu uyuşmazlıklar somut davadaki uyuşmazlıktan tamamen farklıdır. Anılan kararlar somut davada emsal teşkil etmemektedir.
Bu nedenle somut davadaki uyuşmazlıkla ilgili olarak, dava dilekçesinde belirtilen BAM kararında Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkındaki Yönetmeliğin 25. Maddesinde "Boşaltanın Yükümlülükleri" içerisinde sayılan "Sevkiyat belgelerinde yer alan bilgileri karşılaştırarak doğru yükün boşaltılmasını sağlamak" yükümlülüğünün tankere yakıt dolumunu yapan ve anılan yönetmelik kapsamında dolduran olan müvekkilin kıyasen aynı şekilde bir yükümlülük altında olduğu sonucu çıkartılamaz. Dolayısıyla bahsedilen BAM kararındaki şekilde Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkındaki Yönetmeliğin 25. maddesine dayalı bir değerlendirme yapılamayacağı, somut davadaki uyuşmazlık için bu BAM kararının emsal alınamayacağı açıktır."denmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava TTK 1472 maddesi uyarınca halefiyete dayalı rücuen tazminat talebine ilişkindir."...TTK'nun 1472. maddesi gereği ve BK'nun 58. maddesindeki yapı malikinin sorumluluğuna dayanan davada... TTK'nun 1268. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin, sigorta sözleşmesinin tarafı olanlar bakımından ve sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin olduğu dikkate alındığında, somut olayda uygulanma imkanının bulunmamasına; Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine ilişkin mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına..." (Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin ----Esas ----- Karar sayılı ilamı).TBK'nun 154. maddesinde, zamanaşımını kesen durumlar açıklanmıştır. Hükme göre, borçlunun borcunu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmi ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi, alacaklının dava veya defi yoluyla hakeme veya mahkemeye başvurması, icra takibinde bulunması ve iflas masasına başvurması hallerinde zamanaşımı kesilir. Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre başlar. Aynı Kanunun 156. maddesinde, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı, 157. maddesinde, zamanaşımı icra takibiyle kesilmiş ise, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden başlayacağı belirtilmiştir.
"...İcra takibinin itiraz üzerine durması halinde, alacaklının kesilen ve yeniden başlayan zamanaşımı süresinin tekrar kesilmesini ve yeni bir sürenin başlamasını teminen yapabileceği tek işlem, itirazın iptalini veya kaldırılmasını dava etmekten ibarettir. Söz konusu işlemlerin, istikrar kazanan Yargıtay uygulaması ve doktrince de benimsenen “uyuşmazlığı ileriye götüren işlemler” niteliğinde olduğu açıktır..." (Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin----Esas -----Karar sayılı ilamı).Somut uyuşmazlıkta davacı sigorta şirketi, sigortalısına ödeme yaptığından bahisle halefiyet gereği, zarara sebep olduğunu iddia ettiği davalının kusursuz sorumluluğa ve adam çalıştıranın sorumluluğuna dayalı olarak işbu davayı açmıştır. TTK'nun 1420. maddesinde sigorta sözleşmeleri için düzenlenmiş olan zamanaşımı süreleri, sigortacının üçüncü kişiye karşı açacağı rücu davasında uygulanmaz. Yukarıdaki Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, anılan maddede öngörülen zamanaşımı süresi, sigorta sözleşmesinin tarafı olanlar bakımından ve sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin olduğu dikkate alındığında, somut olayda uygulanma imkanı yoktur.Sigortacı, sigorta ettirenin haklarına halef olacağı için, sigorta ettiren ile üçüncü kişi arasındaki hukuki ilişkiye uygulanacak zamanaşımı süresinin rücu davasında esas alınması gerekmekte olup somut olayda haksız fiile ilişkin zamanaşımı sürelerinin uygulanacağının kabulü gerekir. TBK'nun 72. maddesinde, tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Sigortalı işyerindeki zararın 01/02/2021 tarihinde gerçekleştiği, davacının, sigortalısına 04/03/2021 tarihinde ödeme yaptığı, her iki tarihte dikkate alındığında davacının, sigortalısına ödenen bedelin rücuen tahsili için davalıya karşı 2 yıllık süre içerisinde 16/07/2021 tarihinde icra takibi başlattığı, bu durumda icra takibiyle birlikte zamanaşımının kesildiği bununla birlikte zaman aşımını kesecek işlemlerin alacaklı tarafından icra takibinin devamını sağlamaya yönelik olarak yapılan icra takip işlemleri olduğu ve en son 23.08.2021 tarihinde yapılan ödeme emri tebliği ile zamanaşımının kesildiği, bu tarihten itibaren arabuluculuk süreci(25.09.2023-04.10.2023)de dikkate alındığında dava tarihi olan 9.10.2023 tarihi itibariyle 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmakla, davacının davasının zaman aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin yatırılan 303,02 TL harcın düşümü ile geri kalan 124,58‬ TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,
4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 17.743,28 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-3.120,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.