T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/653
KARAR NO : 2024/109
DAVA : Menfi Tespit (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2023
KARAR TARİHİ : 22/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından, 19.04.2023 tarihinde müvekkiline gönderilen ihtarnamede; müvekkilinin sahibi bulunduğunu iddia ettiği ve davalı şirket tarafından trafik poliçesi ile sigortalı ------ plakalı aracın, 04.04.2021 tarihinde ------isimli şahsın ölümüne sebebiyet verdiğini, meydana gelen zarar nedeni ile müteveffa ------ varislerine 635.104,00 TL tazminat ödendiğini, Karayolları Trafik Kanunu 95. maddesi ve trafik sigorta poliçesinin genel şartlarının 4/c maddesi gereğince, sürücünün olay yeri terk olması nedeni ile ödemek zorunda kaldığı bu meblağı rücuen talep haklarının doğduğunu, bu sebeple ödenen bu meblağın en geç 7 gün içinde ödenmesini aksi takdirde yasal yollara müracaat edileceğine dair yazılı talepte bulunduklarını, alacaklı olduğu iddia eden davalı ... tarafından, borcun ödenmesi için müvekkiline 19.04.2023 tarihinde ihtarname gönderildiğinden menfi tespit davası açma yönünden hukuki menfaatleri olduğunu, 2918 Sayılı KTK 3. maddesinde, "ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufta bulunduğu ispat edilirse bu kimse işleten sayılır" hükmüne yer verildiğini, her ne kadar müvekkilinin resmi kayıtlarda ------plakalı aracın ruhsat sahibi(işleteni) olarak görünmekteyse de, sözkonusu aracı 6-7 yıl önce müvekkilinin amcası----- sattığını, onun kullanımına bıraktığını, sadece noterden devir işleminin yapılmadığını, trafik kazasının gerçekleştiği günde aracın----- evinden oğlu -----alarak çıktığını, ----- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın------ soruşturma numaralı, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ve müvekkili ile ------ soruşturma aşamasındaki ifadeleri ile sabit olduğunu, ifade ettikleri 2918 Sayılı KTK 3. maddesi gereğince müvekkilinin sözkonusu aracı 6-7 yıl önce tehlikesi kendisine ait olmak ve fiili tasarrufta bulunmak üzere amcası -----sattığından aracın gerçek sahibi (işleteni)------ olduğunu, müvekkilinin bu borç yönünden hiçbir sorumluluğu bulunmadığından öncelikle bu yönden menfi tespit taleplerinin kabulü ile müvekkilinin sözkonusu 635.104,00 TL yönünden borçlu olmadığına karar verilmesini talep ettiklerini, araç sahipliği(işleten) sıfatı yönünden menfi tespit taleplerinin uygun görülmediği takdirde, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu 95. maddesi ve trafik sigorta poliçesinin genel şartlarının 4/c maddesi gereğince, araç sürücüsünün olay yerini terk etmediğini----- Asliye Ceza Mahkemesi'nin ------ esas sayılı dosyasındaki ifade, beyan ve deliller ile bu dosyada sunacakları delillerden açıkça anlaşılacağını, böyle bir durum sözkonusu olmadığını, 112 acil hattını cep telefonundan arayan kişinin ------ plakalı aracın içinde bulunan sürücünün arkadaşı ----- olduğunu, kaza yerini terk etmediklerini, sürücü-----ile-----kaza yerinde beklediklerini, yaralı ambulans ile taşınmasına yardım ettikten sonra olay yerinde uzaklaştıkları delil ve tanık beyanları ile sabit olduğundan bu yönden menfi tespit taleplerinin kabulü ile, müvekkilinin sözkonusu 635.104,00 TL yönünden borçlu olmadığına karar verilmesini talep ettiklerini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu 95. maddesi ve trafik sigorta poliçesinin genel şartlarının 4/c maddesi gereğince araç sürücüsünün olay yerini terk etmediği yönündeki menfi tespit taleplerinin uygun görülmediği takdirde; 2918 Sayılı KTK 86/1 madde ve fıkrası gereğince araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, araçtaki bozukluğun kazayı etkilemediğini, kazanın zarar görenin ağır kusurundan ileri geldiğinden müvekkilinin işleten sıfatı ile herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ------. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ------esas sayılı dosyasında mahkeme heyetince keşif yapılmak sureti ile düzenlenen bilirkişi raporuna göre maktül yaya -------asli kusurlu olduğu tespit edildiğinden sürücü------kusursuz olduğunun açık olduğunu, kazaya araçtaki bozukluğa dair herhangi bir durum tespit edilmediğini, kazanın zarar görenin ağır kusurundan ileri geldiğinden, müvekkilimin işleten sıfatı ile herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, menfi tespit taleplerinin kabulü ile, müvekkilinin sözkonusu 635.104,00TL yönünden borçlu olmadığına karar verilmesini, menfi tespit talepleri uygun görülmediği takdirde; ölümlü trafik kazalarından dolayı destekten yoksun kalma tazminatı hükümleri doğrultusunda gerekli inceleme ve araştırma yapılmak sureti ile gerçek tazminatın hesaplanarak müvekkilinin 635.104,00 TL'nin ne kadarlık kısmı yönünden borçlu olmadığını yönünde karar verilmesini, maktul ve ailesinin nufüs kaydı ile destekten yoksun kaldığını iddia eden kişinin ve ailesinin kimlik kayıtlarının getirilmesini, maktul------ mesleği, eğitim durumu ve kazancının tespit edilmesini, ölüme sebebiyet verdiği iddia edilen sürücü -----kusuru ile maktül maktül -----müterafik kusurunun araştırılmasını, Ceza Mahkemesince belirlenecek olguların hukuk hakimi bağlayacağından; olaya ilişkin----- Asliye Ceza Mahkemesi'nin------ esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasını, zarar görenin varsa kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu bulunduğu kişilere ilişkin, bir kusurun varlığı veya araçtaki bozukluğun kazaya neden olduğunu ispat etmesini, dosyada tüm eksiklikler giderildikten sonra tazminat miktarının tespiti aktüerya bilirkişisinden rapor alınmasını talep ettiklerini, kazanın oluşunda zarar görenin kusuru bulunduğundan, 2918 Sayılı KTK 86/2 madde ve fıkrası gereğince, durum ve şartlara göre tespit edilecek tazminat miktarında indirim taleplerinin olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığından bu yönden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulamadığını, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, müvekkili şirket nezdinde -----Poliçe numarasıyla Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı------plakalı araç, 04.04.2021 tarihinde ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasına karışmış olduğunu, Kaza Tespit Tutanağına göre -----plakalı firari araç sürücüsü Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-B ''hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak' maddesini ihlal ettiğini, ------ plakalı aracın dava konusu olayda kusurlu olup, olay yerini terk ettiğini, müvekkili şirket tarafından, kazada hayatını kaybeden dava dışı ------ilişkin olarak, müvekkili şirkete yapılan başvuru nedeniyle müvekkil şirket tarafından ----- numaralı şahıs dosyası kapsamında 26.05.2021 tarihinde 18.408,39.-TL ve 806,70.-TL olmak üzere toplam 19.215,09.-TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğu iddiasıyla müvekkili şirket aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ------ sayılı başvurusu yapıldığını, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından "Hakem heyetimizce, tarafların iddiaları, dosyada mevcut belge ve deliller, alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek, 04.04.2021 tarihli kazada başvuru sahiplerinin desteği, ------ vefatı sebebiyle uğradıkları destek zararının, davalı şirket tarafından yapılan ödemenin düşülmesinden sonra, eş ----- için 249.602,87 TL, erkek evlat -----için; 29.798,59 TL, kız evlat -----için 48.264,75 TL , anne ----- için 83.118,68 TL olmak üzere toplam 410,784,89 TL, kaza tarihindeki poliçe teminatının 430.000,00 TL olduğu, davalı şirketin 14.05.2021 tarihinde temerrüde düştüğü, ancak başvuranlar tarafından talep ıslah edilmediğinden taleple bağlılık ilkesi gereği ----- için 25.000,00 TL,----- için 25.000,00 TL , -----için 25.000,00 TL,------ için 25.000,00 TL nin davalıdan tahsiline" karar verildiğini, müvekkili şirket tarafından tüm şahıs dosyaları kapsamında yapılan toplam ödemenin 635.103,71.- TL olduğunu, açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir
İNCELEME VE GEREKÇE:
Davanın ----- Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı ve davacı ..----- plakalı aracın maliki, davalı ... ise ZMMS ile aynı aracın sigortacısı olduğu, 6102 sayılı TTK'da düzenlenen hususlardan doğan davaların mutlak ticari dava olup, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olması nedeniyle görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nin 2. maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu belirtilmiştir.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/I maddesinde de, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 tarih ------ sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.Benzer konuya ilişkin----- Bölge Adliye Mahkemesi------. Hukuk Dairesinin ----- esas ve------karar sayılı ilamında;"Davalı ... olup, uyuşmazlık haksız fiîlden kaynaklanmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın------Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince-------- Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 14/01/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi." şeklindeki açıklamalara yer verilerek bu tarz davalarda ticaret mahkemeleri değil asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu ortaya koymuştur.Dosyanın incelenmesinde; 04/04/2021 tarihinde davacı ...'in maliki, dava dışı------sürücü, davalının da sigortacısı olduğu ------ plakalı aracın karıştığı trafik kazası dolayısıyla davalının dava dışı kişilere tazminat ödediği, bu ödeme sonrası araç malikine karşı alacak iddiasında bulunduğu, davacının da iş bu davada borçlu olmadığının tespiti için dava açtığı, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre sigorta şirketinin halefiyete dayanan rücu istemlerinin sigorta poliçesi kapsamında olmadığı, davacı araç maliki ile davalı ... arasında herhangi bir sigorta ilişkisinin de bulunmadığı bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, aralarında sigorta ilişkisi bulunsa idi bile dava tarihi itibariyle görevli mahkemenin 6502 sayılı yasanın 3/l maddesi uyarınca Tüketici Mahkemesi olabileceği,------plakalı aracın hususi otomobil olduğu, davalının da tacir olmadığı, bu durumda uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve genel mahkeme olan ----- . Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davanın dava şartı-görev yönünden usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
----- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA,
Mahkememiz kararı kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşir ise -----Asliye Hukuk Mahkemesi ile Mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı ortaya çıkacağından görevli mahkemenin tayini - merci tayini yönünden dosyanın------ Bölge Adliye Mahkemesi------Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
HMK 331/2. maddesi uyarınca, harç, masraf ve vekalet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına,Dosya üzerinden gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde------- Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!