T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/143 Esas
KARAR NO:2024/427
DAVA: Garanti Sözleşmesi
DAVA TARİHİ: 11/05/2023
KARAR TARİHİ: 18/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Garanti Sözleşmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Dava dışı ---- dava dışı----- arasında ------- sözleşme akdedildiğini, yüklenici Sözleşmesi, dava dışı ---- yüklenici konumunda olduğunu, dava dışı------ müvekkil--------- konulu taşeron sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında; söz konusu işe ail tesislerde -------- uygun yapılarak raporlanması, işverene teslim edilmesi ve proje kapsamında tüm kaynakların kontrolleri müvekkil tarafından üstlenildiğini, söz konusu işlemlerin yapılması hizmet edimlerinin yerine getirilmesi niteliğinde olduğunu, davadışı-------ve dava dışı ----- ile davalı -----arasında ise------kapsamımda davalı -----sorumluluğunun öngörüldüğü----- akdedilmiş ve davalı -----Dava dışı------ kefil olmuş ve garantörlüğünü üstlendiğini organik bağın ispatlar nitelikte olduğunu, dava dışı------ Resmi Sicillerinde "iflas halinde" olarak görüldüğünü, dava dışı şirket müvekkile olan borçlarını ödememek amacıyla şirketi tasfiye yoluna gitmiş tüm mal varlığmı davalı ------- aktardığını, bu durum ise davalı şirketin Ticaret Defterleri incelendiğinde ortaya çıkacağını, dava dışı ---------- ticari faaliyetlerine devam etmezken davalı ------- ticari faaliyetlerine devam etmekte olup, hali hazırda 4 adet faal projesi bulunduğunu, bu durum ise aralarında organik bağ bulunan şirketlerin birinin mal varlığını diğer şirkete aktardığı ve tüzel kişi perdesinin arkasında paravan şirket olarak diğer şirket üzerinden faaliyetlerin sürdürüldüğünü ispatlar nitelikte olduğunu, dava dışı ---- alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla davalı ------mal varlığını muvazaalı bir şekilde devrettiğini, açıklanan sebeplerle davalı ---- ile dava dışı----- arasında organik bağ olduğu açık olduğunu, davalının müvekkilin ödenmeyen alacaklarından sorumlu tutulması gerektiğini, davalı ---- dava dişı ------ müvekkile karşı ------ kaynaklı borçlarını kendi aralarında akdettikleri ---- altına aldığını, müvekkilin dava dışı --------- tahsil edemediği alacaklarını davalı ---- tahsilini talep edebilme hakkı doğduğunu, davalının, dava dışı ------- borçlarından sorumludur ve ödenmeyen kısımları ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkil Garanti Sözleşmesinde taraf değil ise de dava dışı 3. kişi olan -------tüm edimler davalı tarafından garanti altına almdığından müvekkilin ilgili sözleşmeden kaynaklanan alacakları da davalı tarafından garanti altına alındığını, davalıdan tahsili gereken 496.977.500,05 Ruble meblağa ilişkin ---------- Yevmiye Numaralı ihtamame keşide edilmiş ve ilgili borcun ödenmesi için davalıya 15 gün müddet tanınmıştır. Ancak davalı işbu ihtarnameye rağmen müvekkile hiçbir ödemede bulunmadığını, Ticari uyuşmazlıklarından doğan davalar arabuluculuk dava şartına tabi olduğundan, işbu dava öncesinde tarafımızca arabuluculuk başvurusu yapılmış ancak yapılan görüşmeler neticesinde -------Arabuluculuk numaralı anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, bu nedenlerle davalının mal varlığı değerlerine teminatsız olarak HMK m. 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkilin alacaklı olduğu 469.977.500,05 Rubleden kıismi olarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 400.000,00 Rublenin davalı ---------- alınarak temerrüt tarihi olan 05/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranından hesaplanacak avans faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Müvekkilin yerleşim yeri ------- de sabit olduğu üzere ---------olduğunu, yetkili mahkemelerin ------------- Adliyesi mahkemeleri olduğunu, davacı yanın sunduğu sözleşme metninde uyuşmazlıklarda ----------- mahkemelerinin yetkili olacağı hükmü bulunduğunu, davacı yanın esasen sunmuş olduğu sözleşmelerle karışıklığa yol açmak ve menfaat elde etmeye çalışıldığını,-----------Mahkemelerinin işbu sözleşme kapsamında yargılama yapmaya yetkisi bulunmadığını, Müvekkil Şirket ------------ tarihli taşeron sözleşmesine taraf dahi olmadığını açıkça belirtmekle birlikte, sunulan sözleşmelerin taraflarının ticari şirketler olması ve açık iradeleri ile imza altına almış oldukları sözleşmede yetki hükmü düzenlemiş olmaları nedeniyle sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklarda da bu yetki hükmü uyarınca hareket edilmesi gerektiğini, davacı yanın sunmuş olduğu sözleşmelerde açıkça ------------ Mahkemeleri'nin yetkili olacağı belirlenmiş olduğundan mahkemenin yetkisi bulunmadığını, huzurdaki davanın, davacı yanın dava dışı ----------olduğunu belirttiği sözleşmesel alacaklarının tahsili amacıyla ikame edildiğini, dava konusuna ilişkin alacağın ise, alacağın doğduğu ülke hukukuna uygun prosedürler izlenerek ------- talep dahi edilmediğini, -------sistemi nezdinde, ------------ doğrudan hiçbir talepte bulunmaksızın, Sayın Mahkeme önüne getirilen bu uyuşmazlığın çözümünde -------- Mahkemelerinin yetkisi bulunmadığını, husumet yokluğundan ve diğer davalı ---------- şirket oluşundan dolayı; tüm objektif esaslar birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlık konusunun çözümünde ----------- Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı yanca da dava dilekçesinde tahsili talep edilen alacağa ilişkin ------------taraf olunmadığı ikrar edildiğini, davaya dayanak gösterilen -------- taraf olunmadığı, “Her ne kadar --------- taraf değil ise de..." şeklinde belirtildiğini, ------------ gereğince düzenlenip yorumlanacağının düzenleme altına alındığını, ---------- menşeili bir şirket olan davacı yanın, 03.02.2023 tarihinde---------tarafından tüm faaliyetleri durdurulmuş olup, 25.03.2023 tarihinde davacı ---------- kayyım atandığını, davacı yan tarafından ------------ tarihinde vekalet verildiğini, davacı şirkete 25.03.2023 tarihinde kayyum atandığı dikkate alındığında vekaletnamenin şirket yetkilisi ------- tarafından değil kayyım -----------tarafından verilmesi gerektiğinin belirtilmesi gerektiğini, anılan kişinin kayyım olarak atanması ile göreve başladığı ve bu şekilde mevcut yönetimin yetkisiz hale geldiği gözetildiğinde huzurdaki davanın ikame edilemeyeceğini, Müvekkil Şirket'in taşeronluk ilişkisine taraf olmadığını, davacı yanın gerçek dışı organik bağ ilişkisi iddiası ile tarafımıza husumet yöneltmesi hukuken mümkün olmadığını, tüzel kişiliğe bağlanan sonuçlardan ayrılık ilkesi ile sözleşmelerin nispiliği ilkesi uyarınca davacı yanın Müvekkil Şirket'i davalı olarak göstermesi ve sözde alacağını talep etmesi hiçbir surette olanaklı olmadığını, ------- konu yüklenici sözleşmesinin yüklenicisi olarak tarafı -------olup müvekkil ----------- Olmadığını, sözleşmelerin nispi nitelikte hukuki belgeler olup sözleşme hükümleri yalnızca taraflar arasında hüküm doğurduğunu, dolayısıyla davacı yanın ------- yapmış olduğu--------- yapımı konulu sözleşmeden doğduğunu ileri sürdüğü alacağını tarafı ve lehtarı olmadığı ---------- dayanarak Müvekkil Şirket'ten talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, --------------- konulu yüklenici sözleşmesinde iş sahibi ----------. Anılan sözleşme kapsamında doğan edimlerin garanti altına alınması amacıyla edimi garanti edilen kişi -------. Garanti veren Müvekkil Şirket tarafından yüklenici sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin ------------ tarafından işlerin gerektiği gibi ve zamanında yerine getirilmemesi halinde doğacak zarar tehlikesi iş sahibi -------------- için garanti altına alındığını, davacının dava dilekçesinde bu hususu kabul ettiğini, garanti sözleşmesi, organik bağ iddiaları davacı yana Müvekkil Şirket'in tarafı olmadığı sözleşmeden doğan 496,977.500,05 Ruble alacağını tahsil olanağı sağlamadığını, davacı yanın ------------ mal varlığını Müvekkil Şirket'e devrettiği iddiaları gerçeği yansıtmamakla beraber, davacı yan için alacağını Müvekkil Şirket'ten tahsil etme kabiliyeti de geliştirmediğini, --------- tercümesinde kefil olarak anılan ancak aslında garantör konumundaki Müvekkil Şirket, 19.02.2020 tarihli yüklenici sözleşmesinin --------tarafından gereği gibi ve zamanında ifa edilmemesi halinde anılan sözleşmede öngörülmüş olan tüm harcamaların ve masrafların tazminini garanti altına aldığını, bahsi geçen sözleşmenin tutarı KDV dahil 698.400.000,00 ABD doları olduğunu, tazminat tutarının da bu rakamla sınırlandırıldığını, ------ konusu davacı yan ile------- arasında akdedilen 01.04.2020 tarihli sözleşmeden DOĞAN EDİMLERE İLİŞKİN olmadığını, davacı yanın alacağının ödenmemesi riskini Müvekkil Şirket garanti altına almadığını, davacı yanın anılan sözleşmeye dayalı olarak huzurdaki davayı ikame etmesinin mümkün olmadığını, bu doğrultuda, 01.04.2020 tarihli --------------- konulu taşeron sözleşmesinden doğacak hiçbir edim hakkında Müvekkil Şirket'e başvurulamaz. Bu nedenle davaya konu edilen alacak, ------ sağlanan teminat kapsamında bulunmadığı Müvekkil Şirket'ten talep edilemeyeceğini, dava dilekçesinde talep edilen asgari tutarın (400.000,00- Ruble) davacı yanca bilinen ve talep edilebilecek toplam alacak miktarının çok altında bir meblağ olup bilinen alacağın tamamının huzurdaki dava ile ileri sürülmemesi dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davacı yanın alacak miktarının tamamını tahsil etme cihetine gitmeden bütün alacağa kıyasen çok cüzi bir miktarı dava ile talep etmesi kötü niyetli ve harçlardan kaçınmak niyetiyle hareket edildiğini ispatlar mahiyette olduğunu,------ merkezli -------- müvekkil şirket ayrı tüzel kişilikleri haiz sermaye şirketleri olduğunu, organik bağa ilişkin soyut iddialar ile dava konusu uyuşmazlıkta müvekkil şirket aleyhine tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanması cihetine gidilemeyeceğini, Tanıma-tenfiz dosyası için yapılan araştırmalarda, ---------- kurulmuş ve halen faal olduğu, firmanın yönetimine atanan kayyum --------- numaralı olarak ilana çıkılmış ve alacaklı firmaların alacaklarının ödenmesi için resmi başvuruda bulunmaları istendiğini, ------- firmasının borçlarını ödemeye hazır olduğu tespit edilmiştir. Huzurdaki davada ise, davacı yan ------- alacağını tahsil için başvurmadığını, anılan tanıma-tenfiz davasında benzer şekilde alacaklı firmanın mevcut alacağını tahsil için --------- icra infaz kurumlarına başvurmamış olması sebebiyle alacaklı firmanın ------- yayınlanan ve alacakların ödenmesi için------ Mahkemeleri tarafından yapılan resmi çağrıya uymadığı tespit edildiğini, davacı yanın ------ İcra İnfaz kanunu çerçevesinde ------ icra takibi prosedürünü tamamlamamış veya hiç başvurmamış olduğu tespit edildiğini, --------- kayyum atanmış olmasını takiben, davacının alacaklarını --------sınırları ve kanunları içerisinde tahsil etmesini engelleyen hiçbir koşulun söz konusu olmadığını, böylece ------ uzman görüşünde, -------- mahkemelerinde konu ile ilgisi olmayan kuruluşlar aleyhine dava açmanın keyfi bir talep ve davranış içinde olunduğunun kanaatine varıldığını, Davacı ------ eski çalışanı -------tarafından kurulmuş olup, işbu şirkette 14.07.2021 tarihine kadar ------- genel müdürlüğünü yapmış olan ------ hissesi mevcuttur. ------ beraber hareket ettiği kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, şikayetin --------- soruşturma numaralı dosyası ile görülürken hakkında Sayın Savcılık tarafından iddianame düzenlendiğini, davacı yan ------hakkında çevrimiçi---------- kayıtlarının yer aldığı internet sitesinde sermayesinin %52'sinin -------- adlı şirkete ait olduğu görüldüğünü, Makinvest ------- isimli şirket aratıldığında ise şirketin %100 hissesinin ---------- ait olduğu ortaya çıktığını, davacı yanın sunmuş olduğu taşeronluk sözleşmesinde yüklenici ------- adına imza atan yine ----- olduğunu, hissedarı olduğu şirkete taşeronluk işini genel müdürü olduğu şirket ------ adına imza ettiği sözleşme ile veren bu şahsın kendi çıkarına hareket ettiği apaçık ortada olduğunu, davacı yan ile ------ eski genel müdürü ------- iştirak halinde ve planlı şekilde hareket ederek Müvekkil Şirket'ten haksız kazanç elde etmek niyetiyle işbu davayı ikame ettiklerini, ----------müvekkil şirket'in mal kaçırdığı yönündeki iddiaların tamamı gerçek dışı olduğunu, davacı yan alacağın varlığını ispatlayamadığını, davacı yan 05.06.2023 tarihli beyan dilekçesinde kayyım atandığını doğrulamış ancak kararın kesinleşmediğini ifade ettiğini, ------ Mahkemelerinin ------ mevzuatları uyarınca kayyım atanmasına ilişkin süreci, bu kararların ne şekilde kesinleştiğini, kayyım atanması ile mevcut yönetimin görevinin nasıl etkilendiği, askı durumu gibi hususları bilmesine olanak olmadığını, hal böyleyken davacı yan tarafından vergi kayıtlarında kayyım atandığı görünmesine rağmen kararın kesinleşmediğinden bahisle şirket yetkilisi --------- yetkisinin devam ettiği belirtildiğini, bu iddiayı kanıtlayan hiçbir delil sunulmadığını, bu nedenlerle davacının dilekçe ekinde sunmuş olduğu Yüklenici Sözleşmesi ile Garanti Sözleşmesi uyarınca yetkili mahkeme -------------- Mahkemeleri olduğundan öncelikle yetkisizlik kararı verilmesine, MÖHUK'un kanunlar ihtilafı kuralları uyarınca ------- yetkili olduğundan Sayın Mahkeme'nin yetkisizliğine karar verilmesine, aksi kanaatte olunması halinde, Müvekkil Şirket'in merkezinin ------olduğu dikkate alınarak -------- Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğu dikkate alınarak yetkisizlik kararı verilmesine, davacı yana 25.03.2023 tarihinde kayyum atandığından, davacının taraf ehliyeti bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine, aksi kanaatte ise, davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin davacı hakkında iflas ettiğine ilişkin yazılı belge sunduğu görülmüştür.Davalı vekilinin dosyaya sunduğu belgelerin yeminli tercüman tarafından türkçeye çevrilmiş tercümeleri incelendiğinde -------- başvurusu üzerine --------Mahkemesi tarafından davacı -----hakkında iflas ettiğinin ilan edilmesine ve hakkında iflas işleminin başlatılmasına karar verildiği görülmüştür.Davalı vekilinin bu yöndeki beyan ve talepleri hakkında davacı vekiline muhtıra çıkarılarak konu ile alakalı yazılı beyanlarını dosyaya sunmak üzere süre verilmiş olup davacı vekili 30/05/2024 tarihli dilekçesinde huzurdaki davanın kayyım aracılığı ile takip edilmesi ve vekaletname temin etmek üzere süre verilmesi talebinde bulunduğu görülmüştür.İ.İ.K.'nun 194. Maddesinde: "... Müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir." hükmüne yer verilmiştir. Ancak iş bu madde hükmü hukuk davası açıldıktan sonra iflas eden taraflar hakkında uygulanmaktadır. Somut olayımızda davacı hakkında -------Mahkemesi tarafından davacı ---- hakkında iflas ettiğinin ilan edilmesine ve hakkında iflas işleminin başlatılmasına karar verildiği tarih 15/03/2023 tarihidir. Bu tarihten sonra davacı vekili iş bu davayı 11/05/2023 tarihinde ikame etmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 513. maddesinde de; ” Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır.
Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmiştir.Benzer konuya ilişkin ------ karar sayılı ilamında; "Davacı şirketin dava açılmadan önce ticaret siciline terkiniyle tüzel kişiliği sona ermiş olmasına karşın; vekil, 21.01.2015 tarihli vekaletnameyle karar tarihine kadar vekillik görevini sürdürmüştür. Halen dahi şirketin ihya olunmadığı da, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Somut olayda uygulanması gereken 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 513. maddesi hükmü gereğince, "Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekalet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır. Vekaletin sona ermesi, vekalet verenin çıkarlarını tehlikeye düşürüyorsa, vekalet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilci, vekaleti ifaya devam etmekle yükümlüdür."Belirtilen yasal nedenle; davacı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi ve---------- de bu terkinin ilan edilmesi sebebiyle şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği, bu haliyle şirketin dava açma ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek davacı şirket yönünden davada taraf ehliyeti bulunmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girişilmesi doğru görülmeyerek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, HMK.nın 353/1.b.2.maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir." şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür------- karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin olmak üzere;
----- görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, eldeki davanın davacı muris ---- tarafından verilen 17.06.1998 tarihli vekâletnameye istinaden vekil -------tarihinde açılması ve davacı ---- dava tarihinden önce 07.06.2005 tarihinde vefat etmesi karşısında ölü kişi adına dava açılmasının mümkün olup olmadığı hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.13. Tarafların, davada taraf ehliyetlerinin bulunması dava şartıdır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Gerçek kişiler, yaşadıkları süre içerisinde taraf ehliyetine sahiptirler. Taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer.
14. Dosyaya ibraz edilen veraset ilamına göre, muris ------tarihinde vefat ettiği, ---- tarihinde ise avukatına vekâletname verdiği, vekilin ise -------- tarihinde işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
15. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 397. maddesinin 1. fıkrasında açıklandığı gibi, hilâfı mukaveleden veya işin mahiyetinden anlaşılmadıkça vekâlet akti; müvekkilinin ölümü, medeni hakları kullanma ehliyetinin zevali veya iflas etmesi ile nihayet bulur. Bu nedenle vekilin müvekkilinin ölümünden sonra dava açması mümkün değildir. Vekil öldüğünü bilmeden dava açmış olsa bile davanın yalnız taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekir. Dava açıldıktan sonra müvekkilinin ölmesi halinde bütün mirasçıların duruşmaya çağrılarak yargılamanın devam ettirileceği kuralının bu olayda uygulanma kabiliyeti yoktur.
17. Hâl böyle olunca davacı ------- vekilinin, müvekkilinin ölümünden sonra vekâleti son bulduğu hâlde dava açmasının mümkün olmadığı, bu nedenle usulen açılmış dava mevcut gibi işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmalıdır." şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür.Somut olayda, davacı şirketin dava açılmadan önce iflasına karar verilmiş bu haliyle tüzel kişiliği sona ermiş olmasına karşın vekil, 10/02/2023 tarihli vekaletnameyle iş bu davayı ikame ettiği, davacı ile vekili arasındaki vekalet ilişkisinin davacı şirketin iflası ile son bulduğu, diğer yandan iflas ile birlikte şirketin dava açma ehliyetinin bulunmadığı hususları hep bir arada değerlendirilerek açılan davanın aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın aktif husumet yokluğundan REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.280,15 TL harcın davacıya İADESİNE,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan 550,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -------Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/07/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!