T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/331
KARAR NO : 2024/272
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/01/2023
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ---- maliki olduğu ---- plakalı aracı, davalı ---- online satış platformu üzerinden yapılan satış ihalesine teklif vermek suretiyle satın aldığını, söz konusu ihalenin ardından 29.04.2021 tarihinde müvekkil şirkel tarafından 102.000 TL satış bedeli ve 1,500 TL satış komisyonunun davalılara ödendiğini, dava konusu aracın ---. Naterliği ----- yevmiye 20.05.2021 tarihli satış sözleşmesinin gerçekleştirilmesinin ardından aracın 25.05.2021 tarihinde teslim alındığını, aynı gün aracın gösterge panelinde mekanik motor arızası sinyali yandığını, davalılarca aracın anlaşmalı oldukları araç onarım servisine sevk edilmesi istenildiğini, davalı ---- tarafından tateplerinin kabul görmediğini, davacının davalı ---- anlaşmalı olduğu özel serviste yapılmasına razı olunduğunu, dava konusu aracın satışı sebebi ile onarım süresince araçtan faydalanılamadığından mahrum kalınan kazanç sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, dava konusu tutarın tam ve kesin olarak belirlenebildiği anda arttırılmak Üzere şimdilik 1.000.00 TL. tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili -----vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu aracın ---- Noterliğinin 20.05.2021 tarih ve ----- yevmiye numaralı " Araç Satış Sözleşmesi “ ile davacı şirkete satışının gerçekleştiğini, söz konusu araç satış sözleşmesi incelendiğinde " yeni kullanım amacı" hususi kaydı düşüldüğünü, davacının tüketici olduğu görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin adresinin ----- olması nedeni ile yetkili mahkemenin ---- Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu karar verilmesini davalı şirketin sadece satışın yasal olarak devrini gerçekleştirdiğini, müvekkilinin davalı sıfatının olmaması söz konusu olayda müvekkiline atfedilecek kusur veya bir ihmalin olmaması nedeni ile husumet yönünden reddi gerektiğini, aracın ayıplı olduğunun ve ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılabileceğinin kabulü halinde ise, somut olay bakımından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığından, aracın mevcul hali ile kabullenilmiş olduğunu ve kazanç kaybı talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğundan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP:
Davalı ----- vekili 11.01.2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan satış sözleşmesinin incelenmesinden araca ilişkin satış işleminin ----- gerçekleştirildiğini, bu nedenle huzurdaki davada yetkili mahkemenin ---- - Mahkemeleri olduğunu davanın usülden reddi gerektiğini, davaya konu aracın müvekkili firmaya ait olmadığını, davanın müvekkil firma yönünden aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, aracın satın alındığı gün araçta motor arızası meydana geldiğini, motor arızasının meydana gelmesi sebibi ile davacı yanca tarafları ile iletişim kurulduğunu, bunun üzerine taraflarınca aracı iade alabilmeleri ve araç bedeli ile komisyon bedelinin iade edilebileceğinin davacı yana bildirildiğini, davacı yanın aracı iade etmek istemeyerek davacın muadili ile değişimini yahut onarımını talep ettiğini, bunun üzerine araç maliki daha olmamasına rağmen müvekkil firmaca iyi niyetli otarak aracın onarım (anlaşmalı olduğu özel serviste) sağlandığını ve aracın davacı firmaya teslim edildiğini, araç iadesinin davacı yanca kabul edilmeyerek aracın onarımında israr edilmesinden sonra onarım süresi için kazanç kaybı talebinde bulunulmasının hakkaniyeti aykırı olup kötü niyetli bir talep olduğunu TMK 'nun "Dürüst Davranma " başlığı altında düzenlenen 2. Mad. " herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu, bir hakkın açıkca kötüye kullanılmasına hukuk düzeni korumaz” denildiğini ve 'TMKnun 3. Maddesinde düzenlenen " iyi niyet kuralları " na aykırı davrandığının açık olduğunu davanın yetkili mahkemede açılmamış olması sebebi usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise aracın maliki olmamaları sebebi ile aktif husumet yokluğundan reddine, davacının kötü niyetli olduğu da göz önünde bulundurularak esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline, karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLER:
----- Noterler Birliğinden gelen trafik tescil ve trafik kayıtları, poliçe ve hasar bilgileri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.21.09.2023 tarihli ara karar ile dosyanın bir Nitelikli Hesaplama uzmanı ve Makine Mühendisi bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 09.12.2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Bilirkişi raporunda özetle; 1. Teknik inceleme neticesinde: a. Dava konusu aracın ---- eski ----yeni plaka sayılı ---- marka/tip, ---- model araç olduğu, b. ----- Noterliğince düzenlenmiş, 20/05/2021 tarih ve ---- y.nolu, Alıcısı (Davacı)---- ŞİRKETİ, Satıcısı (Davalı) ----ŞİRKETİ olan, -----eski ----- yeni plaka ve ---- KASKO kodlu, ---- model aracın KASKO DEĞERİ 147.768,00 TL ve SATIŞ BEDELİ 102.000,00 TL olan Araç Satış Sözleşmesi fotokopisi bulunduğu, c. Satış tarihinde Noter Satış Sözleşmesinde tarafların ekspertiz raporunun bulunmadığını, aracın km bilgisini bildirmeyeceklerini kabul ve bayan ettiklerinin belirtildiği, d. 03/06/2021 tarihli Yetkili Servis Kayıtlarından aracın km değerinin 96177 olduğunun anlaşıldığı, söz konusu motor hasarı ile ilgili dosya kapsamında ayrıntılı teknik rapor bulunmadığı, e. Araç 96177 km’de iken ortaya çıkan maliyeti yüksek motor hasarının, aracın ekonomik ömrüne ve motor servis ömrüne göre kısa kullanım mesafesi içerisinde ortaya çıkmış olması, araçtan beklenilen faydalanmayı ortadan kaldırması, söz konusu hasarın giderilmesi için yapılan motor değişim işlemi dikkate alındığında, dava konusu aracın AYIPLI mal kapsamında olduğu, söz konusu ayıp, açık ayıp niteliğinde olmayıp, satın alanın satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre incelemesi ile anlayamayacağı nitelikte olması, belirli bir kullanım mesafesinden sonra ortaya çıkması nedeniyle GİZLİ AYIP niteliğinde olduğu, f. Dava konusu aracın onarımının yapıldığı “----antetli aracın servise Teslim/Kabul tarihi 04/08/2021 tarihli olan iş emri ve 26/08/2021 tarih ve KDV dahil 48.032,18 TL tutarlı e-fatura bulunduğu, dava dilekçesinde belirtilen “31/08/2021; tarihinde aracın müvekkil şirkete teslimi” ile ilgili belgeye rastlanmadığı, İş Emri-Servis Kabul Formunda; giriş tarihinin 04/08/2021 ve aracın fatura tarihinin 26/08/2021 olduğu da dikkate alındığında, aracın serviste kaldığı sürenin 22 gün olduğun anlaşıldığı, Dava konusu aracın hasar-onarımı için (sandık motor değişimi işlemi ile onarım faturasında belirtilen diğer değişim ve onarım işlemleri için) gereken makul sürenin 22 gün olabileceği, Onarım için gereken makul süre zarfında aracını kullanamamaktan doğan zararının satış tarihi itibariyle 22 gün (makul onarım süresi) X 220 TL/gün= 4.840,00 TL olabileceği, (Davacı vekili tarafından talep edilen “100 gün” süre ile ilgili takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; 100 gün (talep edilen süre) X 220 TL/gün= 22.000,00TL olarak hesaplandığı) harçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Davacı ile davalı ---- şirketi arasında ----. Noterliği’nde 20/05/2021tarihinde düzenlenmiş ----- yevmiye numaralı “Araç Satış Sözleşmesi”nin imzalandığı; ---- (eski ---- plakalı,----- şasi numaralı, ---- model aracın satış bedelinin 102.000TL. olarak kararlaştırıldığı ve bedelinin tamamının ödendiğinin ve aracın teslim alındığının beyan edildiği; Yukarıdaki teknik inceleme neticesinde davacıya satılan aracın gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği nazara alındığında satış sözleşmesinde ayıptan sorumluluk (ayıba karşı tekeffül) hükümleri (TBK m. 219 vd.) kapsamında satıcının sorumluluğunun doğup doğmayacağının irdeleneceği; buna göre “borcun nispiliği ilkesi” uyarınca hukuki ilişkinin taraflarının birbirine karşı talepte bulunabileceği; ayıptan sorumluluk hükümleri satıcı bakımından uygulama alanı bulacağı için satış sözleşmesinin tarafı olmayan diğer davalı ---- şirketi tarafından sorumluluğun doğmayacağı; ayıptan sorumluluk hükümlerince seçimlik hakların satıcıya karşı kullanılabileceğinin kanunda (TBK m. 227) düzenlendiği; davalı ---- satıcı davalı ---- TBK m. 40 hükmünce yetkili temsilcisi olması halinde bile satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin hükümler gereğince davalı ---- şirketinin sorumluluğundan kanunen söz edilemeyeceği kanaatine varıldığı; TAKDİRİN, ELBETTE SAYIN MAHKEME’YE AİT OLDUĞU, Her ne kadar davacı alıcı, ayıp ihbarını satıcı davalı ---- şirketine değil de diğer davalı ---- şirketine yapmış olsa da (e-posta yazışmaları sunulmuştur) satıcı davalı ---- şirketinin vekili 11.01.2022 tarihli dilekçesinde diğer davalı ---- şirketinin ----- şirketinin hissedarı olduğunu beyan ettiği; Bu noktada ayıp ihbarının yerine getirilip getirilmediği hususunda değerlendirme yapıldığında ise TMK m. 2 hükmünde düzenlenen dürüstlük kuralı gereğince davacı alıcının, davalı satıcı ---- hissedarı olduğu beyan ettiği; ancak iki davalının da ayrı tüzel kişilik olduğu;- diğer davalı ---- şirketine ayıbı bildirmesinin, satıcıya bildirim sayılıp sayılmayacağı; davalı ---- şirketinin, satıcı davalı ---- şirketinin vekili veya temsilcisi konumunda olup olmadığı; davalı satıcı ---- şirketinin ayıp ihbarından haberdar olup olmadığı (TMK m. 2 hükmünce dürüstlük kuralı çerçevesinde davalı satıcı ----, diğer davalı ---- şirketine ayıp ihbarında bulunulduğunun bilineceği/bilinmesi imkanının olup olmadığı) hususunun açıkça dosya kapsamından anlaşılamadığı, dolayısıyla davacı alıcının TTK m. 23, TBK m. 223 hükmünce ayıbı hemen bildirme (ihbar etme) külfetini yerine getirip getirmediğinin tespit edilemediği; TAKDİRİN, ELBETTE SAYIN MAHKEME’YE AİT OLDUĞU, Eğer Sayın Mahkemece davacı alıcı tarafından TTK m. 23, TBK m. 223 hükmünce ayıbı hemen bildirme (ihbar etme) külfetinin yerine getirildiği kabul edilir ise bu halde davacı alıcının aracın gizli ayıplı olması sebebiyle onarım süresince araçtan faydalanılmadığından bahisle mahrum kalınan kazanç için şimdilik 1.000TL.lik tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilinin talep edildiği görüldüğünden davacı alıcının, TBK m. 227/II (“Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.”) hükmünce zararının tahsilini talep ettiği; bu hükme göre TBK m. 112 hükmünce borcun gereği gibi ifa edilmemesi dolayısıyla satıcı davalı ---- şirketinden zararın tazmininin gerekeceği kanaatine varıldığı; takdirin, elbette sayın mahkeme’ye ait olduğu şeklinde tespitte bulundukları görülmüştür.
28.12.2023 tarihli ara karar ile dosyanın bir Nitelikli Hesaplama uzmanı ve Makine Mühendisi ve sektör bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi ek raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 18.02.2024 tarihli bilirkişi ek raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi ek raporunda özetle; Teknik inceleme neticesinde: 1. Dava konusu aracın ------ eski ---- yeni plaka sayılı ----marka/tip, ---- model araç olduğu, ---- KASKO kodlu, ---- model aracın KASKO DEĞERİ 147.768TL ve SATIŞ BEDELİ 102.000TL olan Araç Satış Sözleşmesi’nin fotokopisinin bulunduğu, 2. Satış tarihinde noterde düzenlenen satış sözleşmesinde tarafların ekspertiz raporunun bulunmadığını, aracın km bilgisini bildirmeyeceklerini kabul ve bayan ettiklerinin belirtildiği, 03/06/2021 tarihli yetkili servis kayıtlarından aracın km değerinin 96177 olduğunun anlaşıldığı, 3. Söz konusu motor hasarı ile ilgili dosya kapsamında ayrıntılı teknik rapor bulunmadığı, araç 96177 km’de iken ortaya çıkan maliyeti yüksek motor hasarının, aracın ekonomik ömrüne ve motor servis ömrüne göre kısa kullanım mesafesi içerisinde ortaya çıkmış olması, araçtan beklenilen faydalanmaya ortadan kaldırması, söz konusu hasarın giderilmesi için yapılan motor değişim işlemi dikkate alındığında, dava konusu aracın AYIPLI mal kapsamında olduğu, 4. Söz konusu ayıp, açık ayıp niteliğinde olmayıp, satın alanın satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre incelemesi ile anlayamayacağı nitelikte olması, belirli bir kullanım mesafesinden sonra ortaya çıkması nedeniyle GİZLİ AYIP niteliğinde olduğu, 5. Bu tutarın dava konusu aracın onarımının yapıldığı “----” antetli aracın servise Teslim/Kabul tarihi 04/08/2021 tarihli olan iş emri ve 26/08/2021 tarih ve KDV dahil 48.032,18TL tutarlı e-fatura bulunduğu, dava dilekçesinde belirtilen “31/08/2021; tarihinde aracın müvekkil şirkete teslimi” ile ilgili belgeye rastlanmadığı, 6. Davacının servis süreçleri boyunca aracından mahrum kalmış olduğu, otomobilde ortaya çıkan ayıplar ve bağlı hizmet ayıpları nedeniyle uğramış olduğu zararın---- faturasına istinaden KDV dahil 48.032,18TL olarak alınması gerektiği, dosya içeriğinde davacının araç kiralamış olduğunu gösteren bir delile, dolayısıyla da davacının “fiili zarara” uğradığını gösteren bir delile rastlanmadığı, Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: 1. Davacı ile davalı --- şirketi arasında ----. Noterliği’nde 20/05/2021 tarihinde düzenlenmiş ----- yevmiye numaralı “Araç Satış Sözleşmesi”nin imzalandığı; ----(eski -----) plakalı, ----şasi numaralı, ---- model aracın satış bedelinin 102.000TL. olarak kararlaştırıldığı ve bedelinin tamamının ödendiğinin ve aracın teslim alındığının beyan edildiği; 2. Yukarıdaki teknik inceleme neticesinde davacıya satılan aracın gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği nazara alındığında satış sözleşmesinde ayıptan sorumluluk (ayıba karşı tekeffül) hükümleri (TBK m. 219 vd.) kapsamında satıcının sorumluluğunun doğup doğmayacağının irdeleneceği; buna göre “borcun nispiliği ilkesi” uyarınca hukuki ilişkinin taraflarının birbirine karşı talepte bulunabileceği; ayıptan sorumluluk hükümleri satıcı bakımından uygulama alanı bulacağı için satış sözleşmesinin tarafı olmayan diğer davalı ---- şirketi tarafından sorumluluğun doğmayacağı; ayıptan sorumluluk hükümlerince seçimlik hakların “satıcıya” karşı kullanılabileceğinin kanunda (TBK m. 227) düzenlendiği (tüketici hukukunda durumun farklı düzenlenmiş olabileceği, ancak bu hususun uzmanlık alanımızda olmadığı); davalı ---- satıcı davalı ---- TBK m. 40 hükmünce yetkili temsilcisi olması halinde bile satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin hükümler gereğince davalı ----- şirketinin sorumluluğundan kanunen söz edilemeyeceği kanaatine varıldığı; TAKDİRİN, ELBETTE SAYIN MAHKEME’YE AİT OLDUĞU, 3. Ayıp ihbarının yerine getirilip getirilmediği hususunda değerlendirme yapıldığında ise: - Her ne kadar davacı alıcı, ayıp ihbarını satıcı davalı ---- şirketine değil de diğer davalı ----- şirketine yapmış olsa da (e-posta yazışmaları sunulmuştur); bununla birlikte satıcı davalı ----- şirketinin vekili 11.01.2022 tarihli dilekçesinde diğer davalı ---- şirketinin ----- şirketinin hissedarı olduğunu beyan ettiği görülse de iki davalının da ayrı tüzel kişilik olduğu; - diğer davalı ----- şirketine ayıbı bildirmesinin, satıcıya bildirim sayılıp sayılmayacağı; davalı ---- şirketinin, satıcı davalı ----- şirketinin vekili veya temsilcisi konumunda olup olmadığı; davalı satıcı ----- şirketinin ayıp ihbarından haberdar olup olmadığı (TMK m. 2 hükmünce dürüstlük kuralı çerçevesinde davalı satıcı ------, diğer davalı ------ şirketine ayıp ihbarında bulunulduğunun bilineceği/bilinmesi imkanının olup olmadığı) hususunun açıkça dosya kapsamından anlaşılamadığı; dolayısıyla davacı alıcının TTK m. 23, TBK m. 223 hükmünce ayıbı hemen bildirme (ihbar etme) külfetini yerine getirip getirmediğinin tespit edilemediği; TAKDİRİN, ELBETTE SAYIN MAHKEME’YE AİT OLDUĞU, 4. Davacı alıcının aracın gizli ayıplı olması sebebiyle onarım süresince araçtan faydalanılmadığından bahisle mahrum kalınan kazanç için şimdilik 1.000TL.lik tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilinin talep edildiği görülmekle eğer Sayın Mahkemece davacı alıcı tarafından TTK m. 23, TBK m. 223 hükmünce ayıbı hemen bildirme (ihbar etme) külfetinin yerine getirildiği kabul edilir ise bu halde davacı alıcının, TBK m. 227/II (“Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.”) hükmünce zararının tahsilini talep ettiği; bu hükme göre TBK m. 112 (“Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”) hükmünce borcun gereği gibi ifa edilmemesi dolayısıyla (borcun nisbiliği ilkesince) satış sözleşmesinin tarafı olan satıcı davalı ----- şirketinden zararın tazmininin gerekeceği; her ne kadar Araç Satış Sözleşmesi'nde alıcının bu aracı halihazır durumu ile görüp beğenerek ve bedelini tamamen ödeyerek teslim aldığı belirtilmiş ise de bu irade açıklamasının, sorumsuzluk anlaşması anlamına gelmediği kanaatine varıldığı; Takdirin, elbette sayın mahkeme’ye ait olduğu, Sayın Mahkemece 21.09.2023 tarihli celsede yapılan bilirkişi görevlendirmesinde bilirkişi heyetinden pasif husumet itirazının değerlendirilmesi istendiği için kök raporda buna ilişkin açıklamaya yer verildiği şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı tarafından 29/04/2021 tarihinde davalı ---- Anonim Şirketinin online satış platformu üzerinden, ---- şirketinden satın alınan ----- plakalı ----- markı/model aracın ayıp bulunup bulunmadığı, bu araçta kullanıma ve fayda sağlamaya engel olacak bir ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp var ise açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğu, ayıp olduğunun tespiti halinde bu ayıbın satış öncesi mevcut olup olmadığı, yoksa kullanım sonrası kullanımdan kaynaklı mı olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 23 ve TBK'nın 223. maddeleri gereği ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, aracın ayıplı olduğunun kabulü halinde davacının mahrum kalınan kazanç kaybını talep edip edemeyeceği, bu talebin davalı şirketlere karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği hususlarına ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın ticari satış ve mal değişimi başlıklı 23. Maddesi " - (1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
a) Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir.
b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir.
c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. " hükmüne haizdir.6098 Sayılı TBK'nın 223. Maddesi " Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmüne haizdir.TBK'nın 219 maddesi gereği satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumludur. Ayrıca satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile bunlardan sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır. Alıcının seçimlik hakları TBK'nın 227. Maddesinde sayılmış olup buna göre " Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmünü getirmiştir.
Satıcının alıcıya karşı satılanda bildirdiği nitelikler ile satılanın kullanım amacı bakımından değerini veya ondan beklenen faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan niteliklerin bulunmamasından doğan sorumluluğuna ayıptan doğan sorumluluk denir. Ayıptan sorumluluğun doğması için satıcının kusurlu olması şart değildir. Satılan şeyde satıcının bildirdiği bir niteliğin veya dürüstlük kuralına göre bulunması gereken bir niteliğin mevcut olmamasına ayıp denir. Kısaca ayıp bir şeydeki nitelik eksikliğidir. Alıcının hatta herkesin satılan şeyde mahiyeti icabı her hangi bir anlaşmaya gerek olmaksızın dürüstlük kuralı gereğince bulunması gereken, beklenen nitelikler vardır. Bunlara beklenen nitelikler veya bulunması gereken nitelikler denir. Bir araçta beklenen en önemli fayda güvenli bir şekilde bir kişiyi bir yerden başka bir yere taşımasıdır. ---- BAM -----. HD. -----Sayılı ilamında "....
Somut olayda; davalı tarafından 18.03.2015 tarihinde davacıya satışı yapılan araçtaki paslanma ve boya kusurları nedeniyle davacı tarafından aracın 07.07.2015 tarihinde servise getirildiği, araçtaki ayıbın gizli ayıp, yani kullanımla ortaya çıkan ve basit bir gözden geçirmeyle tespit edilemeyecek nitelikte bir ayıp söz konusu olduğundan, ayıp ihbar süreleri bakımından TTK’nın 23. maddesi hükmü değil, TBK’nın 223. maddesi hükmünün uygulanması gerektiği, dolayısıyla ayıp ihbarının süresinde olduğu kabul edilmelidir..." belirtmiştir.Davalı ----- şirketi süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığını iddia etmiştir. Alınan denetime uygun raporda tespit edildiği üzere araçtaki ayıp gizli ayıp kapsamındadır. TBK'nın 223. Maddesi gereği satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir. Her ne kadar davalı -----şirketince ayıp ihbar sürelerinde uyulmadığı ileri sürülmüş ise de aracın gizli ayıplı olduğu ve online ihale yapan diğer davalıya ayıp ihbarında bulunulması ve süreci diğer davalının yürütmüş olması hususu bir ayıp ihbarı mahiyetinde olduğu açıktır. Hatta davalı ---- Şirketinin diğer davalının aracının ayıplı olduğunu kabul ettiği ve (talep halinde) davacıdan aracı iade edilebileceği yolundaki cevabi mail dosyada mübrezdir.Yargıtay ----. HD. ----Esas --- Karar sayılı ilamında "...Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, araçtaki ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu, aracın her servise götürülüşü ayıp ihbarı niteliğinde olduğundan, davalı vekilinin bu husustaki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, davalı vekilinin keşif sırasında aracın onarıldığının tespit edildiğini istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü, bilirkişi raporunda kullanım süresine bağlı olarak arızanın tekrarlanmasının mümkün olabileceği belirtildiğinden bu husustaki istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir..." belirtmiştir.
Davaya konu araç "ikinci el" olarak davalı --- Firmasından 20/05/2021 tarihinde satın alınmıştır. Davacı yanca dava öncesi motor arıza panelinin sinyal verdiği, durumun davalı ihaleci şirkete bildirildiği, ihaleyi yapan firma tarafından davacının anlaşmalı servise yönlendirildiği, arızanın giderildiği, tamir süresi için davacının kazanç kaybı zararını talep ettiği, söz konusu hususun teknik bilgiyi gerektirdiği bu nedenle bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak sonuca gidilmiştir.
Mahkememizce aldırılan 09/12/2023 tarihli raporda da aracın gizli ayıplı olarak davacıya satışının yapılmış olduğu, araç motorunun ayıplı olduğunun satış aşamasında basit bir gözlemle tespitinin mümkün olmadığı belirtmiştir.Tüm dosya kapsamından, ikinci el satışa konu aracın gizli ayıplı olarak ihale marifetiyle satışının gerçekleştirildiği, gizli ayıplı olarak satışı gerçekleştirilen bir araç olması ve kullanıcısının ondan beklediği amaç da gözetildiğinde ve alınan kök ve ek raporlarda mevcut ayıbın kullanım kaynaklı olmadığı ve aracın servise davalı ihale sahibi ---- tarafından yönlendirilmiş olması bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu aracın davacının ondan beklediği fayda ve yararı sağlamadığı nazara alındığında aracın gizli ayıplı olduğu ve araçtaki mevcut ayıp nazara alındığında serviste geçen makul süre için hesaplanan kazanç kaybının davacı yanca tahsil talebinin hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varılmıştır. TBK'nın 227. Maddesinde ayıp durumunda kullanılacak seçimlik hakkın hangisi olduğunu tespit etme görevini mahkemeye tanımıştır. Buna göre Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Somut olayda araçta bulunan ayıp ve araçtaki ayıbın giderilmesi için serviste kaldığı süreden kaynaklı doğan zararın davalılarca müştereken ve müteselsilen karşılanmasının hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varılmıştır.Aracın satıcısı ---- olup diğer davalı ise satış işlemini yapan ihaleci firmadır. Davalı ---- aracın kendilerine ait olmadığından bahisle pasif husumet yokluğundan davanın reddini talep etmiştir. Benzer konuya ilişkin ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesi'nin ---- esas ve -----karar sayılı ilamında; "...TBK 219/2 maddesi uyarınca satıcının ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu olduğu, ayrıca araç alım satım işini meslek edinmiş ve basiretli bir tacir olması gereken davalı, satışa çıkardığı araçlara ilişkin detaylı inceleme yaptırarak aracın mevcut durumuna ilişkin doğru bilgi ve ilan vermek suretiyle aracı satışa çıkarması gerekirken iddia edilen ayıplar ile birlikte satışa çıkarması sebebiyle ağır kusurludur. Davalı ağır kusurlu olduğundan TBK'nın 221/1 maddesi uyarınca ayıptan sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüz olduğundan davalının yukarıda belirtilen sözleşme hükmü uyarınca dava konusu ayıplardan sorumlu olmadığı savunması ve istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yine davalı ağır kusurlu olduğundan TBK'nın 225 maddesi hükmü uyarınca satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz ve satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir. Kaldı ki davacı tarafından sunulan mail çıktısına göre 14/02/2020 tarihinde davalıya mail atılmak suretiyle dava konusu ayıplar ihbar edilmiştir. Bu sebeple davalının bu yöndeki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir...." şeklinde gerekçelere yer verilerek satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından sorumluluğunun varlığına işaret edilmiştir. Alıntı yapılan mezkur istinaf ilamı nazara alınarak davalı ----- şirketinin itirazlarına itibar edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıda anlatılan hususlar nedeni ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde talebini belirsiz alacak olarak nitelendirdiği, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında temerrüd tarihi belirtmeksizin faiz talebinde bulunduğu, talep arttırım dilekçesinde ise (dava dilekçesinden farklı olarak) ayıp tarihinden itibaren faize hükmedilmesini istediği, bu haliyle iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olarak faiz başlangıç tarihini dava tarihinden öncesine dayandırdığı, bu nedenle talep attırım dilekçesindeki talebi nazara alınmaksızın faiz başlangıcının dava dilekçesindeki talep doğrultusunda dava tarihi baz alınarak hüküm kurulması gerektiği vicdani kanaati ile bu yönde hüküm kurulmuştur.
Davada hükmolunün miktarın 2024 yılı kesinlik sınırı olan 28.700,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Zira --- Bölge Adliye Mahkemesinin -----. Hukuk Dairesi'nin ---- esas ve ---- karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; " ... karar altına alınan miktarın yıllar itibariyle yeniden değerlendirme oranları nazara alındığında 2021 yılı istinaf kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL' nin altında kaldığı, dolayısıyla istinafa gelen davalı yönünden kabul edilen dava miktarı itibariyle mahkeme kararının tutar itibariyle kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından tarafça yapılan istinaf başvurusunun bu sebeplerle reddinin gerekeceği, kanunun bahşetmediği bir hakkın ise mahkemece taraflara verilemeyeceği, dolayısıyla yerel mahkeme kararında istinaf yasa yolunun açık olduğunun bildirilmesinin taraflar lehine kazanılmış hak doğurmayacağı üzere davalı vekilinin istinaflarının esastan incelenemeyeceği anlaşılmıştır. " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
2-4.840,00 TL nin 06/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek temerrüd faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan, tamamlama harcı olarak alınan 65, 57 TL harcın düşümü ile geri kalan 362,03 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 65,57 TL harç, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 651,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 9.717,32 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 4.840,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
7-1.360,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!