T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/499
KARAR NO : 2024/156
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/07/2023
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 18/07/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; "... - (“Müvekkil”) -----merkezli inşaat ve tasarım teknolojileri alanında faaliyet gösteren saygın ve yine bu alanda bilindik bir firmadır. Kendisi tarafından özel olarak üretilen ve inşaat uygulamasında kullanılan tasarım ve inşaat ürünlerini yine inşaat ve tasarım alanında faaliyet gösteren müşterilerine satmaktadır. Müvekkilimiz ile ... ("Davalı" veya "-----) arasında yapılan anlaşma kapsamında 2 adet ----- Tezgah 65.325,98 karşılığında satılmış ve 09.12.2022 tarihinde teslim edilmiştir. Satım bedeli karşılığı olarak ----- Fatura No ile 21.11.2022 tarihinde fatura tanzim edilmiş ve bu faturaya hiçbir itirazda bulunulmamış ve fatura kabul dilmiştir. Müvekkilimiz müteaddit defalar Davalıyı ödeme yapması konusunda sözlü ve yazılı olarak ihtar etmiştir. Bir süre sonra Davalı, Müvekkilimizin telefonlarını dahi açmamaya başlamıştır. Müvekkilimizin tüm iyiniyetli çabalarına rağmen Davalı, fatura kesim tarihi ile muaccel hale gelmiş olan borç ile ilgili herhangi bir ödeme yapmamıştır. Bu sebeple, -----. İcra Dairesi'nin ------. sayılı dosyası ile fatura bedelinin tahsili amacıyla 18.04.2023 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Ancak Davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde icra takibine 12.05.2023 tarihinde takibe ve borca itiraz edilmiştir. İtiraz neticesinde -----. İcra Dairesi'nin 12.05.2023 tarihli kararıyla icra takibinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Tarafımızca bu kapsamda arabuluculuğa başvurulmuş olmakla, yapılan arabuluculuk görüşmelerine Davalı tarafın gelmemesi sebebiyle anlaşma sağlanamamış ve "GÖRÜŞME YAPILAMAMASI NEDENİYLE ANLAŞAMAMA" sonucuna varılmıştır. Bunun üzerine itirazın iptalini sağlamak adına sayın Mahkemenize başvuru zorunluluğumuz hasıl olmuştur.(Ek-3: ----- Arabuluculuk Bürosu ----Arabuluculuk Dosya Numaralı Arabuluculuk Son Tutanağı)
İcra takibine Davalı tarafından haksız bir şekilde itiraz edilmiş olması sonucunda durmuş olması sebebiyle icra inkâr tazminatı ve ihtiyati haciz talepli olarak süresi içinde itirazın iptali davası açma zorunluluğu hasıl olmuştur.Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (‘‘TBK’’) 207. Maddesinde satış sözleşmesinin tanımına yer verilmektedir.Bu tanımdan anlaşılacağı üzere satış sözleşmesinin unsurları; satış konusu, zilyetliğin ve mülkiyetin devri ve semendir.Somut olayda satış konusu 2 adet ----- Tezgahtır. Müvekkilimiz satış konusunu eşyanın teslimini yaparak zilyetliğini ve mülkiyetini 09.12.2022 tarihinde Davalı’ya devretmiştir. Buna ilişkin delillerimiz eldeki dilekçenin ekinde Sayın Mahkemenize sunmuş olduğumuz -----yazışmalarından görülecektir.
Müvekkilimiz ile Davalı taraf satış konusu eşyanın zilyetliğinin ve mülkiyetinin devredilmesinin karşılığı olarak 65.325,98 TL’nin Davalı tarafından Müvekkilimize ödenmesi konusunda anlaşmışlardır. Böylelikle satış sözleşmesinin ‘‘semen’’ unsuru da gerçekleşmiş olup Müvekkil ile Davalı arasındaki satış sözleşmesinin mevcudiyetinin somut bir olgu olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Müvekkilimiz, Davalı’yı birçok kez arayarak ve yazarak iyi niyetli bir şekilde borcunu ödemesi konusunda uyarılarda bulunmuştur. Ancak hiçbir ödeme yapılmadığı gibi Müvekkilimiz firma yetkilisinin aramalarına cevap verilmemeye başlanmıştır.Bilindiği üzere borçlar hukukunda karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ‘‘aynı anda ifa kuralı’’ bulunmaktadır. Bu kurala göre, borçlu ve alacaklı taraflarından birisinin önceden ifada bulunma yükümlülüğü mevcut değil ise taraflar, edim ifalarını aynı anda yapmak zorundadır.
TBK’nın satış sözleşmesini düzenleyen 207. maddesinin 2. fıkrasında bu kural madde hükmünün metninde yer bulmaktadır.
Müvekkilimiz satış konusu eşyanın zilyetliğini ve mülkiyetini 09.12.2022 tarihinde Davalı’ya devretmiştir. TBK’nın 207/2. maddesi uyarınca Davalı, satış konusu eşyanın zilyetliğinin ve mülkiyetinin kendisine devredildiği tarihte satış konusu eşyanın bedelini teslim tarihin olan 01.08.2022 tarihinde Müvekkilimize ödemekle yükümlü olmasına rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş ve bugüne kadar Müvekkilimize hiçbir ödeme gerçekleştirmemiştir.
Davacı, Müvekkilimize Borcu Olmasına Rağmen İcra Takibine Haksız Yere İtirazda Bulunmuş Olup Sayın Mahkemenizden İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesini Talep Etmekteyiz
Yukarıda detaylı bir şekilde açıkladığımız üzere Müvekkilimiz, Davalı’yı müteaddit defalar aramış, ve yazmıştır. Tüm bu çabalara rağmen kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığı için 19.12.2022 tarihinde ----İcra Dairesi nezdinde------Numarası ile 18.04.2023 tarihinde ilamsız icra yoluna başvurmak durumunda kalmıştır.İcra takibinin başlatılmasının akabinde Davalı, fatura bedelini ödememiş olmasına rağmen 12.05.2023 tarihinde icra takibine haksız bir şekilde itirazda bulunmuş ve takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
İtirazın iptali davasında borçlunun inkar tazminata hükmedilebilmesi için, öğretide ve Yargıtay kararlarında genellikle kabul edildiği üzere, şu şartların gerçekleşmesi gerekir; alacaklının ilamsız icra takibi başlatması, borçlunun ödeme emrine haksız bir şekilde itiraz etmiş olması, itirazın iptali davasının süresi içinde açılmış olması, alacaklının talepte bulunulmasıdır.Aşağıda kesitlerine yer verilen Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre borçlunun haklı bir neden olmaksızın icra takibine itiraz etmiş olması durumunda itirazın iptali davasının görüldüğü mahkemece borçlu/davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.
Eldeki dilekçe ile Davalı’nın Müvekkilimize olan borcu ve Davalı’nın, Müvekkilimizin başlatmış olduğu haklı ilamsız icra takibine haksız yere itiraz ederek icra takibini durdurması açıklanmıştır. Yukarıda yer verilen icra inkar tazminatının tüm şartları gerçekleşmiş olup Sayın Mahkemenizden Davalı’nın itirazının haksızlığına ve İİK’nın 67/2 maddesi uyarınca Müvekkilimiz lehine ve takip konusu para miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ederiz.Önemle Belirtmek İsteriz ki Davalı’nın Menkul, Gayrimenkul Malları ile Üçüncü Şahıslardaki Hak ve Alacakları Üzerine İhtiyati Haciz Konulması Talebimiz Bulunmaktadır
İhtiyati haciz talebinde bulunabilmek için alacak açısından aranan şartlar, hakkında ihtiyati haciz istenen alacak para alacağı olması, alacağın rehinle temin edilmemiş yani güvence altına alınmamış olması ve alacağın vadesinin gelmiş olması gerekir.
Sayın Mahkemenize yukarıda detayları ile arz edildiği üzere Davalı’nın, Müvekkilimize satış konusu eşyanın karşılığı bedeli borçlu olmasına rağmen hiçbir ödeme yapmamış ve hiçbir teminat göstermemiştir. Eldeki davadan öncesinde Müvekkilin tüm çabaları da sonuçsuz kalmıştır.Görüldüğü üzere ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli tüm şartlar oluşmuştur. Sayın Mahkemeniz nezdinde yaklaşık ispat oluşturacak şekilde deliller sunulmuştur. Müvekkilimizin alacağı rehin ya da başka bir şekilde teminat altında da olmadığından alacağın tahsili tehlikeye düşmüş ve Sayın Mahkemenizden, Müvekkilimizin alacağına yeter miktarda, Davalı’nın menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, ihtiyati haciz talep etme gereği hasıl olmuştur. Yukarıda arz ve izah ettiğimiz gerekçelerle, Davalının kötü niyetli itirazının iptali ile ilgili takibin devamına karar verilmesini ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulduğunda alacağın likit olması sebebiyle %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmek için Sayın Mahkemenize başvurma zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Davalı, satış sözleşmesine konu malları fiilen teslim almış olmasına rağmen fatura edilen bedele ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığı gibi icra müdürlüğüne yapmış olduğu itirazda Müvekkilimize herhangi bir borcunun olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle kötü niyetli olduğu sabittir. Mahkemece Davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.Son olarak alacağımızın likit ve mevcut olması hususlarında hiçbir ihtilaf olmadığı da nazara alındığında, müvekkilin fatura ve borçlu şirket temsilcisinin imzasını ihtiva eden belgeye dayalı alacaklarının, borçlunun kötüniyetli davranışlarından dolayı ileri de elde edememesi ve ağır bir mağduriyet yaşaması olasılığı hasıldır. Bu nedenle borçlunun borca yetecek kadar menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının uygun bir teminat karşılığı ihtiyaten haczine karar verilmesi gerekmektedir." denmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirket ---- Şirketi ile davacı şirket ... arasında 2 adet ------tezgah satışı için 65.325,98 TL bedel ile karşılıklı borç yükleyen bir satış sözleşmesi ifa edilmiştir. Davacı şirketten sözleşmeye konu ürünler 15.11.2022 tarihinde sipariş edilmiştir. Müvekkil şirket ürünleri 10-15 gün içerisinde teslim edilmesi şartı ile sipariş etmiştir. Sözleşmeye konu ürünlerin ödeme tarihi olarak, ödeme banka vasıtası ile yapılacağından 29.11.2022 tarihinde anlaşılmıştır. 18.11.2022 tarihinde ödemenin yapılması için davacı şirketten fatura kesilmesi talep edilmiş olup, müvekkil şirketin ısrar üzerine 21.11.2022 tarihinde ----- fatura numaralı fatura düzenlenmiş olup fatura satış faturası olarak düzenlenmiştir. Müvekkil şirket sözleşmeye konu malları yurtdışında -----bulunan bir şirkete gönderileceğinden, ürünlere yönelik kesilen faturanın ihraç kayıtlı olarak düzenlenmesini istemiştir. Şöyle ki; ticari faaliyetlerini yurt dışı satışlar yoluyla yapan firmalar, bazı kanunların verdiği haklardan faydalanarak vergi indirimi alabilir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 11-c maddesine göre ülke dışında döviz karşılığı satış yapılması şartıyla üreticiden alınan mallar için KDV ödemesi yapılmamaktadır. Ülke içinde alımı yapılırken KDV ödenen ürünler varsa da ihracat işinde olduğunduğunun gösterilmesi halinde, devlet kurumlarından vergi iadesi talebinde bulunmak mümkündür. Müvekkil şirket ürünlerini -----bulunan şantiyesine proje için imal edecek olduğundan kanunen ihraç kayıtlı fatura düzenlenmesi hakkına sahiptir. Davacı şirket davaya konu faturayı hatalı olarak satış faturası olarak düzenlediğinden müvekkil şirketin üretici olma sıfatıyla sahip olduğu Katma Değer Vergisinden muaf olma hakkını kullanmasına engel olmuştur. Türk Borçlar Kanunu madde 207'de 'Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.' şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu hüküm gereği taraflar ödemenin yapılması için anlaştıkları tarih olan 29.11.2022 tarihinde sözleşmeye konu mallarında teslim edilmesi gerekmektedir. Müvekkil şirket bu doğrultuda 30.11.2022 tarihinde sözleşmeye konu malların -----bulunan projeye sevkıyatının yapılabilmesi için tır kiralamıştır. Belirlenen günde sözleşmeye konu ürünlerin teslim edilmemesi üzere kiralanan tır kısmi boş olarak gönderilmek zorunda kalmıştır. Ürünlerin gönderilememesi üzerine müvekkil şirket ----- sözleşme ilişkisi bulunan taraf ile sıkıntılar yaşamış, karşı taraftan ödemesini alamamış ve ticari olarak zor durumda kalmıştır.Bu süreç içerisinde davacı taraf ile malların teslimine ilişkin iletişim kurulamamıştır. Ürünlerin geç teslimi üzerine ------bulunan müşteri ürünleri kabul etmek istememiştir. Bu durum üzerine davacı şirket ile iletişim sağlanmış ve ürünlerin geri dönmesi sonrasında iade edileceği belirtilmiştir. Bu durum davacı şirketin bilgisinde olup, iadeyi kabul etmediklerine dair herhangi bir beyanları bulunmamaktadır. Sözleşmeye konu ürünler müvekkil şirkete daha öncesinde haber dahi verilmeden 09.12.2022 tarihinde saat 18.00'da teslim edilmiştir. Ürünler yurt dışına ihraç olması için ------ Deposuna konulmuştur. Ürünler yurt dışına gönderileceğinden tekrar araç kiralama ,yükleme yapma, gümrük masrafı ve teslimat tutarı ödenmiş olup ürünler 10.12.2022 tarihinde yükleme yapılarak yurtdışına gönderilmiştir. ---- Tarafından sehven yapılan hata sonucu, ürünler yurt dışına yanlış kişi adına gönderilmiştir. Bu kişi tarafından, ürünlerin kendinin olduğu düşünülmüş, sandığın açılması sonrası ürünlerin kendine ait olmadığını farkına varmıştır. Ürünlerin yanlış kişi adına gönderilmesi üzerine, ödenen gümrük ve nakliye masrafları iyi niyetli müvekkil şirket tarafından iade edilmiştir. ----- Tarafından malzemelerin geri götürüleceği hususu bilgisi müvekkil şirkete bildirildiğinden, müvekkil şirket tarafından davacı şirkete olaylar izah edilmiş ve süre talep edilmiştir. Ayrıca ürünlerin iadesi hususunda ----ile yapılan ----- ve e-mail yazışmaları bulunmakta olup, ektedir. Buna rağmen, davacı şirket tarafından, müvekkil şirket aleyhine -----İcra Müdürlüğü'nin ----- Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Müvekkil şirketin ısrarları üzerine düzenlenen fatura yanlış fatura tipi ile düzenlenmesine rağmen değiştirilmemiştir. Sözleşmenin kuruluşunda süre şartı belirlenmiş, müvekkil şirketin ürünleri yurtdışına göndereceği davalı tarafça bilindiği halde süresinde teslim edilmemiştir. Müvekkil şirket tüm bu sıkıntılara rağmen sözleşmenin devamlılığını sağlamaya çalışmış olup,müvekkilin iyi niyetli olduğu ve sözleşmeden kaynaklı borçlarını yerine getirmeye yönelik kendisinden beklenen çabayı gösterdiği ortadadır. Sözleşmelerin kurulmasındaki temel ilkelerden biri ahde vefa ilkesidir. Bu ilke sözleşeye bağlı kalma prensibini içerir. Ancak sözleşmelerin amacı her iki tarafında kendisine düşen yükümlülükleri kararlaştırılan şekilde, zamanında ve tam olarak yerine getirilmesidir. Davacı şirketin sözleşmeden doğan zamanında teslim borcunu yerine getirememesi üzerine müvekkil şirketin bu sözleşmeden sağlamak istediği yarar ortadan kalmıştır. Bu bağlamda sözleşmeye konu ürünlerin iadesi ile bu sözleşmenin sona ermesi yerinde olacaktır. Müvekkil şirket ürünleri iade edebilmek üzere ------dönmesini beklerken davacı şirketin durumdan haberdar olmasına rağmen fatura ilişkin ödeme almak amacıyla ------İcra Dairesi------ Numaralı dosya ile başlatılan icra takibi ve takibe itiraz neticesinde açılan işbu dava haksız ve mesnetsiz olduğundan, cevaplarımızı sunma ve davanın reddini talep etme zorunluluğu tarafımıza hasıl olmuştur." denmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava faturaya dayalı başlatılan -----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı ilamsız takip dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın dayanağını teşkil eden akdi ilişkinin, hukuki nitelik itibariyle satım sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır.Tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin TBK.nun 207 ve devamı maddelerinde yer alan "menkul eşya satımı" na ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kanunda aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü yani iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altındadır. Satım sözleşmelerinde malın teslim edildiğini ispat yükü satıcıda yani eldeki dosyada davacıda ödemenin yapıldığını ispat yükü ise alıcıda yani eldeki dosyada davalıdadır.Davalının ikrarında bulunduğu üzere davacı dava konusu 2 adet ----- tezgahı davalıya teslim etmiştir. Bu haliyle taraflar arasındaki sözleşmenin varlığı ve malın teslimi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalı alıcı tarafından ürün karşılığı ödemenin yapılıp yapılmadığı hususundadır. Bu noktada ödemenin yapıldığının ispat yükü kendisine ait olan davalı ödemeye yönelik herhangi bir yazılı delil sunmadığı gibi ürünlerin iade edileceğini beyan etmekle yetinmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2.maddesi uyarınca tacirlere, ticari işleri ile ilgili olmak üzere basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü getirilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 18/2.maddesi uyarınca tacirlere getirilen bu yükümlülük uyarınca, sözleşme yaparken ortalama bir tüketiciden daha fazla dikkatli, öngörülü olması öngörülmüştür. Somut olayda davalı cevap dilekçesinde geç teslim vs. itirazlar ileri sürmüş ise de ifayı kabul ettiğini sözleşmenin devamını sağlamaya çalıştığını beyan etmiştir. Bu haliyle davalının herhangi bir somut itirazı, iddiası bulunduğu söylenemeyeceğinden miktar itibariyle de taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığından davacının muaccel hale gelen 65.325,98 TL miktarla davalıdan alacaklı olduğu görülmekle davanın kısmen kabulüne dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.
İşlemiş faiz talebi açısından ise, takip öncesinde 6098 sayılı TBK'nın 117.maddesine uygun temerrüt ihtarı bulunmadığından temerrüdün takip ile gerçekleştiği görülmekle işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kısmen Kabulü ile; ----- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 65.325,98 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilerek devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından asıl alacak olan 65.325,98 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
3-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 65.325,98 TL lik kısım yönünden alınması gereken 4.462,41 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.192,56 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
4- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harç ve 269,85 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 3.400,98 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 619,00 TL posta gideri olarak kullanılan yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 588,36 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8- Kabul red oranına göre belirlenen 2.965,60 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 154,40 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı asılın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!