WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/331
KARAR NO:2024/265
DAVA:Yöneticinin azli ve şirketin uğradığı zararın tazmini
DAVA TARİHİ:09/05/2022
KARAR TARİHİ:08/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Yöneticinin azli ve şirketin uğradığı zararın tazmini davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu ----- tek yetkili müdürünün----, davalının müvekkilinin vefat eden babası ---- ile birlikte şirketin 450 hisseli ortağı olduğunu, ----tarihinde vefat etmesi üzerine davalı---- şirkette tek ortak gibi hareket etmeye başladığını ve diğer ortakları hiçe saydığı, müvekkilinin, babası ---- mirasçısı olarak şirketin ortağı olduğunu, müvekkilinin defalarca yetkili müdür -------- şirketin mali bilgilerini talep etmesine rağmen davalının söz konusu bilgileri vermekten imtina ettiği, gelinen noktada davalının şirket hesaplarından kendi hesabına para aktardığı ve şirket hesabına girmesi gereken meblağları kendi nam ve hesabına aldığının anlaşıldığını; şirketin-----kain bir petrol istasyonu olduğu, istasyonun ----- kiralandığı, kira bedelinin tamamı şirket hesabına ödenmesi gerekirken şirket müdürü--------- kiralayan şirketi icbar ederek bu kira bedelinin 1/3 ünün doğrudan kendi şahsi hesabına ödenmesini sağladığını; şirketin aylık sabit giderinin yok denecek kadar az olduğu, müvekkilinin şirketten elde etmesi gereken kâr payını defalarca ---- talep ettiği, hep olumsuz cevap aldığını, müvekkilinin alacağını tahsil etmek için şirkete icra takibi açmak zorunda kaldığını, davalının şirket müdürü kisvesiyle ------ dosyası üzerinden menfi tespit davası açtığını, davalının söz konusu dosyada kâr payı dağıtılmadığını açıkça ikrar ettiği, davalının,---- anlaşarak kira bedelinin 1/3 ünün de yeğeni ---- hesabına tevdi edilmesini sağladığı, ---- tüm mirasçılarının ---- olduğunu, davalının mirasçılardan ------kendi yanına çekip müvekkilinin ve diğer mirasçıların karar almasını engellediğini, davalının fiillerinin aynı zamanda suç teşkil eden haksız fiil hükmünde olduğu, bu konuda ------- nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu; davalı şirket müdürünün şirketin vergi borçlarını da zamanında ödemediği, şirketinhalihazırda ilgili vergi dairesine ödenmesi gereken borçları bulunduğu, davalının şirketin adeta tek başına sahibi gibi davranmakta ve hiçbir şirket ortağını şirket faaliyetlerine dahil etmediği, işbu nedenlerle şirketin daha sağlıklı ve şeffaf bir şekilde yönetilebilmesi ve zarara uğratılmaması adına davalının müdürlük görevine mahkemece son verilmesi gerektiği, davalının şirkete maddi yönden zarar verdiği,------- şirkete verdiği zararlardan şahsi olarak sorumlu olduğu, şirketin ticari defterlerinin incelenmesini, ---------müzekkere yazılarak kira bedelinin hangi hesaplara ödendiğinin sorulmasını, şirket müdürü----- yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını, davalının şirkete verdiği zararların tespit edilerek en yüksek mevduat faiziyle---- alınarak şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; -------%50 oranında ortağı olduğunu, 2007 yılı şirket kuruluşunda her iki ortak ve ----- oğlu ------- münferiden imza yetkili üç müdür olarak göreve başladıkları, söz konusu akaryakıt istasyonunu --- yıllarına kadar ortaklar olarak işlettiklerini, istasyonu ------- kiraladıklarını, şirketin an itibariyle kira geliri dışında hiçbir reel faaliyeti bulunmadığını, vefat eden ------- basiretli tacir gibi davranmayıp şirketi bilerek zarara uğrattığı, talebi üzerine şirkete 27.02.2011 tarihinde yönetici kayyımı atandığı, 2017 yılına kadar yönetim kayyımı tarafından yönetildiği, ------- ile müteveffa ile 27.12.2017 tarihinde müşterek imza ile yetkili oldukları, ------imza yetkilerinin kaldırıldığı, ----- kardeşlerinin teklifi üzerine ---- tarihinde ------ ortak bir talimat yazarak kira bedelinin 1/3 miktarının ------ 1/3 miktarının müteveffanın oğlu -----avans ve diğer 1/3 miktarın şirket hesabına gelmesini istedikleri, bu talimatta ------da rıza ve imzasının olduğu, --- tarihinde müteveffa murisleri ile birlikte ------ ortak talimat yazarak, cari hesaptaki fazlaca paranın değer kaybetmemesi adına vadeli hesaba aktarılmasını, 29.09.2021 tarihinde-----yazdıkları ortak talimatla şirkete ait vergilerin yatırılmasını istediklerini, bu işlemlerin bizatihi ------ takip etmesini talep ettiği, ortak talimatı bankaya götüren 274.000,00 TL'yi elden çeken, vergi dairesine yatıran ve geri kalan 15.000,00 TL'yi avans olarak alanın davacının kendisi olduğunu; şirket defterlerinin maliyede incelemede iken müfettişle tutanak görüşmesi yapmak ve imzalamak adına tüm ortakların 12.11.2021 tarihinde ---- vekalet verdikleri, bu görüşmeye kendisi ile birlikte gitmesinin istendiği, --------büyük sorumsuzluk yaparak görüşmeye gitmediği, bunun üzerine şirketin zarar görmemesi ve resmi kurumlarda temsili için -----dilekçe vererek imza yetkisini ve mirasçılar hakkında pay devri işlemlerini sonuçlandırdığı, ----- yevmiye no ile şirkete ait imza sirküsünü çıkardığını, böylelikle 21.12.2021 tarihinde şirketin güncel müdürü olduğunu, 13.01.2022 tarihinden itibaren tüm kira bedelinin şirket hesabına yatırılmasını istediği, özellikle ----- bankalara talimat göndererek internet bankacılığı hesap görüntüleme işlemini aktif ettiği, 2022 yılı 2. aydan beri ------gelen tüm ödemelerin şirket hesabına gönderildiği, ------ resmiyette şirkete 21.12.2021 tarihinde ortak olduğu, şirkette 2021 yılına ait bir kâr payı kararı alınmadığı halde hileli kurguladıkları yöntemle ve hak etmedikleri kâr payı istemiyle şirkete sırasıyla ----- ilamsız icra göndererek hukuksuz biçimde sebepsiz zenginleşme yolunu seçtiklerini ve şirketi zarara soktuklarını, ilamsız icralara itiraz süresi fark edilemediğinden icra kararının kesinleştiğini ve hesaplara konan blokeler nedeniyle 2 ve 3. aya ait vergilerin ödenemediğini, davacı alacaklının kötü niyetli olarak başlattığı ve haksız biçimde tahsil etmeye çalıştığı “Kâr Payı Alacağı” konu borcun bulunmadığının tespiti ve devamında takibe konu icranın iptali için---- dava açtığını, ortada bir kâr payı kararı yok iken veya ------- tarafından kâr payı dağıtımı hakkında sözlü veya noterden çağrı talebi bulunmaz iken “İlamsız İcra” yoluyla para tahsilinin hukuki olmadığını, şirkette müdürlük yetkisinin 21.12.2021 tarihinde başladığı, şirket ile ilgili bilgilerin gizemli bilgiler olmadığını, şirketin kira gelirinden başkaca bir faaliyeti olmadığı, şirket ile ilgili sorunları biliyor oldukları, mali tabloların muhasebecide olduğunu, kendisinde ekstra bilgi ve tablo olmadığını, buna rağmen bildiği tüm bilgileri yeğenleriyle paylaştığı, şirket hesaplarından şahsına para aktardığı iddiasının tümden iftira olduğu, 21.12.2021 tarihinde imza yetkisini alıncaya kadar hesap hareketlerinde hiçbir işlem yetkisi olmadığı, ---- tarihine kadar hep ortak talimatlar ile banka hareketlerinin yapıldığı, ---- vefat etmeden önce 18.06.2018 tarihinde ortak bir mutabakat yapılarak kira gelirinin 1/3 şirket hesabına, ------- hesabına ve 1/3 de ---- hesabına avans olarak yatırılmasının istendiği, ---- tarihinde ----- imzaladığı ve rıza gösterdiği ortak mutabakatta kira gelirinin 1/3 miktarının -------- gönderilmesini istedikleri, müteveffanın eşi ve çocuklarının bu hususta mutabık kaldıkları, 21.12.2021 tarihinde imza yetkisini tescil ettirdiğinde ilk icraatının --------- bir talimat yazarak bundan böyle tüm kira gelirlerinin şirket hesabına gelmesini sağladığı, ortak mutabakatlar ve talimatlar sonucu ortaklara eşit pay oranında kira avansının direkt----------esaplarına geldiği, ortaklara dengeli bir avans ödemesi yapıldığı, sadece 2021 yılı 12. ay ve 2022 Ocak ayına ait iki ay şahsına fazladan 1/3 avansın -------- tarafından hesabına yatırıldığı, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı şirket yetkilisi olan davalının yönetici olduğu dönemde yaptığı iş ve işlemler nedeni ile dava dışı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, uğratmış ise zararın miktarının ne olduğu, TTK'nın 553 ve 555. Maddeleri kapsamında dolaylı zarar kapsamında şirketin bir zararı olup olmadığı, şirkete ait taşınmazdan elde edilen gelirin iddia gibi şirkete aktarılmadığı iddiasının doğru olup olmadığı, içeriği ve imzası davacı yanca inkar edilmeyen 01.02.2020 tarihli yazıda davacının da imzasının olmasının davacı açısından hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, şirket hesaplarından davalının kendi hesaplarına para aktardığı iddiasının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ve davalının yönetim ve temsil yetkilerinin kısıtlanmasının mümkün olup olmadığına ilişkindir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan şirketin uğradığı zararın tazmini davası arabuluculuğa tabi ise de, özü itibarıyla müdürün azli talebine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tabi değildir.--------Somut olayda davacının dava konusu ettiği istemlerden biri arabulucuya tabi olmadığından davanın esasına geçilmiştir. ------- Sayılı ilamında ".... Dava, haklı nedenlerle limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının müdürlüğünden azli istenen şirkete husumet yöneltilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir. Oysa, şirket müdürünün azli davalarında husumetin, azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited şirketin dava edilmesi zorunlu değildir." gerekçesi ile verdiği kararda belirttiği üzere limited şirket müdürünün azli istemli davada husumetin sadece azli istenen müdüre yöneltilmesi yeterlidir. Keza davacının diğer istemi olan şirket zararının davalıdan tazmini ile şirkete ödenmesi hususundaki açtığı dava da şirketin dolaylı yoldan oluşan zararının tazmini istemine ilişkin olup davacının tazminatın şirkete ödenmesi istemi ile dava açabileceği de TTK'nın 555. Maddesinin gereğidir. Dava usuli açıdan eksiklik barındırmadığından esasa geçilmiştir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış dosya alanında uzman bilirkişilere tevdii edilmiştir. Bilirkişi 15.02.2024 tarihli raporunda özetle; "....1-Dava dışı şirketin 2018 yılı yevmiye ve kebir defterlerine ait e-defter beratlarının ibraz edilmediği, --------- sisteminden 5 yıl öncesine ait olanlarının alınamadığının beyan edildiği, diğer defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı e-defter beratlarının süresinde alındığı,2- Dava dışı şirketin, yukarıda inceleme başlığı altında (111/3) sayılı bentte verilen 2021 ve 2022 yıllarına ait mali tablolarına göre Şirketin;
a) 31.12.2021 tarihli kaydi değer bilançosuna göre Öz Kaynaklarının 3.918.920,57 TL, 31.12.2022 tarihli kaydi değer bilançosuna göre Öz Kaynaklarının 4.971.410,66 TL Pozitif olduğu,b) 2021 yılında 3.443.955,58 TL zarar beyan ettiği, zarar beyan etmesinin nedeninin 2014, 2015, 2016 yıllarına ait ihtilaflı vergi ziyar ve cezalarının sonuçlanması ile 2021 yılı mali tablolarına yansımasından ileri geldiğinin anlaşıldığı, Şirketin 2022 yılı vergi sonrası net kârının 3.428.837,35 TL olarak gerçekleştiği,3- Dava dışı şirketin tek gelirinin, --------- kiraladığı akaryakıt istasyonundan sağlanan kira bedeli olduğu,4- ----- gönderilen, davacının ve tüm hissedarların imzalarının bulunduğu 01.02.2020 tarihli ------ ortak talimat yazısında;----- vefat etmiştir. Ekteki veraset ilamı dikkate alınarak şirkete ait taşınmazın ------ tutarındaki kira bedelinin 14.02.2019 tarihli mutabakatına göre şirket hesabına ve ortaklara yatan 1/3 er miktarların bu tarihten itibaren -------- banka hesaplarına gönderilmesinin bildirildiği,
5- Davalının 21.12.2021 tarihinde münferiden temsile yetkili olmak üzere müdür olarak seçildiği,6- -----gönderilen 13.01.2022 tarihli yazı ile “Şubat ayı itibari ile tüm ödemelerin ------ gönderilmesinin/yatırılmasının” bildirildiği,7- 02.11.2020 — 09.05.2022 tarihleri arasında Şirketin-----hesabından, davalının --------- nezdindeki hesabına gönderilen 418.662,87 TL'ye ait açıklamaların yukarıda inceleme başlığı altında (111/13-D) sayılı bentte yapıldığı, incelenmesinde, söz konusu miktarın davalıya ve/veya harcama yerlerine ödenmesi gereken harcama bedelleri olduğunun anlaşıldığı,
8- Şirket defterlerine göre, ------- tarihleri arasında gelen 5.364.328,50 TL'nin; yukarıda (111/19) sayılı bentte detayları verildiği üzere, 1.225.344,80 TL'sinin-------- hesabına, 2.9013.623,90 TL'sinin ------hesabına gelmesinin gerektiği,
Dava dışı Şirketin, yukarıda --- sayılı bentte verilen,------ tarihleri arasında 2.688.520,02 TL geldiği, gelmesi gereken miktarın 2.913.623,90 TL olduğu, aradaki ---- farkın; davalı----- cevap dilekçesinde de belirttiği üzere, şirketin hesabına gelmesi gereken, Aralık 2021'de 112.551,94 TL ve Ocak 2022'de 112.551,94 TL olmak üzere toplam 225.103,88 TL (112.551,94 TL4 112.551,94 TL)'nin ----- hesabına gönderilmesinden kaynaklandığı yukarıda (111/21) sayılı bentte belirtildiği üzere söz konusu 225.103,88 TL'nin ------ numaralı cari hesabına borç kaydedildiği görülmektedir.
VI- SONUÇ VE KANAAT
Yukarıda ayrıntılı bir şekilde ortaya konulmuş olan veri ve bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda;
Davalı ---- yönetici olduğu dönemde yaptığı İş ve eylemler nedeni ile dava dışı -------zarara uğrattığı yönünde somut bir olguya rastlanılmadığı...."belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 644/1-a maddesinin atfı ile anonim şirket yöneticileri aleyhine açılacak sorumluluk davalarına ilişkin TTK'nın 553 vd. Hükümleri limited şirket müdürleri açısından da uygulama alanı bulmaktadır.
Şirket yöneticilerinin sorumluluğu davalarında TTK.m.553/1 gereğince davalıların sorumlu tutulabilmesi için 1.Kanundan veya esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmiş olması,2.Kusur, 3.Zarar, 4. Kusur ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.YK üyelerinin sorumluluğu davalarında ispat yükünün hangi tarafta olduğu tartışmalıdır. Şirketin zararı yönünden ----- üyeleri ile şirket arasındaki sözleşme ilişkisi sebebiyle TBK.m.112 gereğince YK üyelerinin kusur karinesine tabi oldukları ve kusursuzluklarını ispat etmedikçe ispat edilen şirket zararlarından sorumlu tutulacağı ----- hukukunda genel olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte yönetim kurulu üyelerinin şirketin zararlarından sorumluluğu esasen sözleşme temeline dayansa da 6335 sayılı Kanun ile TTK.m.553/1'e eklenen “kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde” ibaresiyle artık kusurun ve zararın davacı tarafça ispatı gerektiği de savunulmaktadır.-----------
Şirketin zararı yönünden, davalı yönetim kurulu üyeleriyle şirket arasında bir sözleşme (vekalet) ilişkisi olduğu ve sözleşme temeline dayalı sorumluluk yönünden TBK.m. 112 gereğince kusur karinesinin bulunduğu ve davalı YK üyelerinin kusursuzluklarını ispat etmeleri gerektiği kabul edilirse, iddia edilen ancak davalı şirketler tarafından gerekli bilgi belge sunulmadığı için aydınlatılamayan zararlar yönünden kusursuzluğun ispatı yükünün davalılarda olduğu kabul edilebilir. Zira, söz konusu iddiaları aydınlatacak bilgi ve belgeler tamamen şirkette bulunabileceğinden, şirkette yönetim yetkisi bulunmayan davacının, TTK'daki pay sahibinin sınırlı bilgi alma hakkı çerçevesinde aydınlatamayacağı hususlardır.Davada ispat yükü, dava konusu iddiaların tam olarak ispat edilememiş olması halinde hangi taraf aleyhine karar verileceği ile ilgilidir:“Her iki taraf da, ispat yükü nü gözetmeden delil göstermişler ise, bu halde hakimin (şimdilik) ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü, hakim ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. Buna karşılık, gösterilen delillerin hakime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. İşte, ispat yükü bu hali için önemlidir. ------------
Davacının ileri sürdüğü nedenler tek tek irdelenmiştir. Somut olayda davacı yan davalı yöneticinin kendilerini hiçe saydığını, kar payı talep etmesine rağmen yönetici ortak tarafından talebin her seferinde red edildiğini,şirketin vergi borçlarının ödenmediğini zarara uğratıldığını, şirketin sahip olduğu taşınmazın kira gelirinin davacı yanca haksız şekilde kendi hesabına aktarıldığı iddia edilmektedir. Davacının iddiaları bunlardan ibaret olup tek tek değerlendirilecektir. Somut olayda davalı yöneticinin açılan bu sorumluluk davası bakımından ispat külfeti altında olduğu ancak şirketin uğramış olduğu zarardan dolayı mesul tutulabilmesi için öncelikle şirketin uğramış olduğunu bir zararın ve miktarının ispat edilmesi, zarar ile yönetici eylemleri arasında uygun bir illiyet bağı bulunması gerektiği izahtan varestedir. Tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmesidir. Şirket yöneticisinin görevinden azledilebilmesi için haklı nedenlerin ispat edilmesi gerekir.Mahkemenin genel kurul yerine geçerek kar payı dağıtılması hususunda karar verme yetkisi yoktur. Sadece genel kurulda alınan kar dağıtma- dağıtmama veya dağıtılan karın az olup olmadığı hususunda denetim yetkisi vardır. Davacının kar payı ile ilgili bu iddiasının ve rapora karşı yapmış olduğu itiraz dilekçesinde de tekraren ileri sürdüğü bu hususların bu nedenle yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Keza davacı yanca her ne kadar davalının şirketin kiraya verilen gelirini kendi hesabına aktardığı iddia edilmiş ise de davalı yanca dosyaya sunulan ve davacı yanca inkar edilmeyen davacı ve tüm hissedarların imzasının bulunduğu 01.02.2020---------- ortak talimat yazısı bulunduğu, bu talimatta davacı iması da bulunduğu ve anlaşma gereği kira bedelinin ödeneceği hesapların ve kişilerin mutabakatla belirlendiği, bu tarih öncesinde de davacılar murisi sağken yine imzalanmış 18.06.2018 tarihli mutabakat bulunduğu, davalı yöneticinin mutabakat gereği işlem yaptığı ortada usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı kaldı ki ihtilaflar baş gösterince davalı yönetici tarafından taşınmazı kiralayan şirkete yazı yazılarak tüm kira gelirinin şirket hesabına ödenmesi yolunda yazı da yazıldığı, ve kira gelirinin şirkete ödendiği banka hesap hareketlerinden görülmüştür. Davacı yan rapora itiraz dilekçesinin 5 sayfasında---- vefat edince ------ adına yapılacak ödemelerin tek bir hesaba yatması için tüm mirasçıların bir araya gelerek muvafakatname verdiklerini kiralayan şirketin de 6 farklı hesaba ödeme yapmak istemediğini, tek bir hesap numarası istediğini,bu nedenle tüm mirasçıların en büyük erkek çocuk olması nedeni ile dava dışı ------------ adına ödeme yapılmasını kabul ettiklerini ancak bu kişinin iç anlaşmaya uymadığını kira bedelini kendi zimmetinde tuttuğunu ileri sürmüştür. Öncelikle dava dışı ortağın iç anlaşmaya uymayarak kira bedelini davacı ve diğer hissedarlara ödememesi hususu bu davanın dışında bir konu olup davacı yanca ispat edilmesi halinde dava dışı bu şahıs aleyhine sebepsiz zenginleşme davası açılabilir. Bu eylemden dolayı davalıya atfedilecek bir kusur da yoktur. Davalıya ilişkin yöneltilen kira bedelinin ödenmediği, eksik ödendiği iddiaları ispat edilememiş daha doğrusu yapılan mali incelemede hukuka aykırı bir yöne rastlanmamış, diğer ortağın iç ilişkiye uymayarak kira bedelini zimmetinde tutuğu iddiaları da bu davanın dışında olduğundan incelenmemiştir. Davacının bu iddiaları da subut bulmamıştır. Dava dışı şirketin vergi ve idare mahkemelerinde davaları olduğu vergilerin bu nedenle ödenmediği zira ihtilaflı durumda olduğu da görülmüştür. Keza davacının davalı ile ilgili şikayeti ile ilgili de ------- soruşturma sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiği görülmüştür. Yapılan mali incelemede de davacının şirket tüzel kişiliğini zarara uğratacak bir eylemde bulunmadığı, şirket hesabına gelmesi gereken 225.103,88 TL bedelin de şirket ticari defter ve kayıtlarında davalı---- hesabına borç olarak kaydedildiği yani gizli bir iş yapılmadığı durumun zaten defterlerde de mevut olduğu, tüm iddia ve savunmalar kapsamında davanın subut bulmadığı netice itibarı ile takdir edilmiş davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/4. Maddesi gereği maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi durumunda tarifenin 2. Kısmının 2. Bölümüne göre vekalet ücreti takdiri gerektiğini belirtmiştir. Esasen davacının tazminat açısından red edilen talebi 100 TL olup ancak davada aynı zamanda müdürün azlini de talep ettiğinden ve bu talep maktu vekalet ücretine tabi olduğundan davalı lehine neticeten maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL maktu harcın, peşin alınan 80,70TL harç'dan mahsubu ile bakiye kalan 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider/delil avansının taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine,
5-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----------- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekili ile davalı asilin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/05/2024