WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/201
KARAR NO : 2024/24

DAVA : Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/03/2022
KARAR TARİHİ : 17/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ----- yetkili temsilcisi ve ortağı olduğu, şirket faaliyeti kapsamında her türlü donmuş sebze ve meyve alım satımı, pazarlanması, ithalatı ve ihracatıyla uğraştığını, yurt içi ve yurt dışı şirketlerle ticari alım satıma ücreti karşılığında aracılık ettiğini; bu kapsamında daha önce ticari ilişkide bulunduğu davalı şirketle ----- firması arasında bir kısım örneklerini ibraz ettiğimiz mail yazışmalarından anlaşılacağı üzere böyle bir sözleşme kurulmasını sağladığını, bu aracılık sözleşmesi çerçevesinde ---- şirketi yetkilileri ile davalı şirket yetkilisi ---- ihracaat sorumlusu ----- telefon görüşmeleri ve yazışmaları yaparak tüm süreci takip ettiklerini ve 2019-2020 tarihleri arasında 1.114.278 libre large/çilek, 3.755.614 libre/orta çilek, 371.434 libre/küçük çilek, 1.568.278 libre/yuvarlak çilek, 1.568.278 libre/küp çilek olmak üzere toplam 8.377.907 libre yaklaşık 4.000 ton çilek sattığını (1 kilo 2.2046 libre), davalı şirket tarafından yapılan ihracaatın ----- Başkanlıklarından ile Gümrük Müdürlükleri üzerinden gerçekleştirildiğini, çilek fiyatının çilek türüne ...dolardan satılması konusunda anlaşıldığını ve buna göre yapılan hesaplamaya göre de toplam satış miktarının 7.547.338,61 USD olduğunu, toplam satış bedelinden %0,23 USD ücret verilmesi kararlaştırıldığından neticede 173.588,78-USD alacaktan sadece müvekkili -----elden 20.000-USD ödeme yapıldığını, tüm yükümlülüklerin yerine getirilmiş olduğundan ücretin tamamının hak edildiğini, taraflar arasında yazılı bir simsarlık sözleşmesi bulunmasa da taraflar arasındaki yazışma ve mailler sözleşmenin varlığını ispatladığını, %0.23 ücret oranı kabul edilmese bile TBK m. 522 uyarınca tarife ve teamlüllere göre belirleneceğini, teamülünde simsarlık faaliyetinin yürütüldüğü -----göre %3 şeklinde belirleneceğini, TBK m. 99/1ll uyarınca yabancı para borçlarında vadesi geçtikten sonra alacaklı dilerse vade tarihine göre dilerse de fiili ödeme tarihine göre seçim hakkını kullanabileceğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 USD'nin dava tarihiden fiili ödeme gününe kadar 3095 sayılı kanun md.4/a uyarınca işleyecek devlet bankalarınca USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanacak değişen oranlardaki en yüksek faiziyle aynen tahsilini, bu mümkün olmaz ise şimdilik 1.000 USD'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının yine dava tarihinden fiili ödeme gününe kadar 3095 sayılı kanunun md.4/a uyarınca işleyecek devlet bankalarınca USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanacak değişen oranlardaki en yüksek faiziyle tahsilini, bu da mümkün olmazsa şimdilik 1.000 USD nin dava tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsilini, yabancı para alacağına ilişkin talepleri kabul edilmemesi halinde ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL nin yine dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı vekili cevap dilekçesinde, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın belirttiği Amerikan şirketi ile müvekkilinin 2014-2015 yıllarında yapmış olduğu görüşmeler neticesinde----gelip tanıştıklarını ve akabinde ----2017 yılında Amerika'da gerçekleşen fuara katıldığı, -----şirketi yetkilisi ----- ile tanışıklığını devam ettirdiğini, müvekkili şirketin ----- şirketine dava konusu malları satımını gerçekleştirmek için ticari ilişki içerisine girmek istese----- aracı - olarak bulundurmasına gerek olmayacağını; müvekkili şirkette dış ticaret yetkilisinin ----- olduğu, dava konusu satışlar için ----pek çok kez müvekkili firmaya geldiği, ---- firmasının dava konusu mallara ihtiyacı olduğunu ve müvekkili firmadan mal almak istediğini belirtiği ve müvekkili firmanın da -----firmasıyla görüşmeler yaptığı, davacının sunmuş olduğu maillerden anlaşılacağı üzere müvekkili firmanın yeni bir fabrika kurduğu, belli bir bant üzeri üretime sahip olduğu, hijenik üretim yapıldığı, fuardan sonra ziyaret organize edebileceği gibi bilgilerden bahsedildiği, davacı ----- bilgileri ve talepleri olmadan firma tanıtımı yaparak ----- firmasına mal tedarik etmek istediğini ve müvekkili firmadan da mal almak istediği şeklinde anlaşılacağını, bununda müvekkili firma ile simsarlık ilişkisi doğurmadığı gibi yazılı veya sözlü hiçbir şekilde simsarlık sözleşmesi bulunmadığı, 3 yıldır yaptığını iddia ettiği simsarlık işine ilişkin fatura ve ihtarname ile ücretini talep etmesi gerektiğini; dava dilekçesi ekinde sunduğu müvekkili firma ile---- şirketi arasındaki sözleşmenin geçerli bir sözleşme olmadığı, ------ şirketi adına sözleşme hazırladığını ancak geçerli hale gelmediğini, daha sonra ----- firmasının ısrarlarıyla yeni şartlarda yeni bir sözleşme imzalandığı, her iki sözleşme karşılaştırıldığında farklılığın anlaşılacağını ve bu durumun gümrük dokümanlarından da anlaşılacağını, ayrıca 31.07.2020 tarihli ----- Sözleşmesi de bunu doğrulayacağını ve bu sözlemeninde doğrudan ----firması ile ----- arasında imzalandığı, hatta firmalar arasında gerçekleşen ticaretin -----ile paylaşılmaması firmalar arasında gizli kalması şeklinde yazışmalar yapıldı, müvekkilinin ----- firmasından 2019-2020 yıllarındaki satışından karşı tarafın haksız yere kesinti yaptığı ve zarara uğramış olduklarını ve bu yüzden ----firması ile ticari ilişkilerini sonlandırdığını ancak 2020 yılında yeniden ----firmasının başvurusu üzerine zarar etmemeyi garanti altına hükümle yeni bir sözleşme imzalandığı, bu sözleşmede de simsarlık ilişkisinin olmadığının açıkça anlaşıldığı, davacının sunduğu mail içeriklerinden anlaşıldığı kadarıyla kendilerinden tamamen bağımsız ----- isimli başka bir firma ile yapılan anlaşmaları müvekkili firma ile bağlantılı hale getirmeye çalıştığı ve haksız rekabete sokmaya çalıştığı, davacı tarafla simsarlık sözleşmesi bulunmadığı gibi %0,23lük ücret verileceğinin de kararlaştırılmadığından davanın reddi gerektiğini; müvekkilinin yasal adresinin ---- olduğundan----- mahkemelerinin yetkili olması nedeniyle yetki itirazlarının kabulünü, gerek usul ve gerekse esas yönünden haksı ve hukuka aykırı iş bu davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davasında haksız davacıdan alınarak davalıya verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki simsarlık sözleşmesinden kaynaklı davacıların davalılardan alacaklarının olup olmadığı, davalı ile dava dışı ----- firması arasındaki ticari ilişki kurulmasında davacı -----Şirketi/----- aracılık yapıp yapmadığı aracılık yapmış ise tellallık ücretine hak kazanacak şeklide sözleşmenin yasal unsurlarının yerine gelip gelmediği, davanın simsarlık sözleşmesinden kaynaklı ücrete hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, tanıklar dinlenmiş, alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.Davacı tanığı ----mahkeme huzurundaki beyanında" ....---sebze ile uzun yıllardan beri-----ile yurt dışı sebze meyve satımına ilişkin komisyonculuk,ürün temini, bir birine ürün alım satımı gibi çok farklı şekilde ilişki içerisindeydiler, son partide ----şirketi yetkilisi ----şirket yetkilisi ----- arayarak 4250 ton çilek ihtiyacından bahisle alım talebinde bulundu, biz de ----- sebze ile iletişime geçtik aracılık yaptım hatta söz konusu 4250 ton çilek için tüm bilgi ve belgeler şahsıma ait telefona mail olarak atıldı, ancak uzun yıllardan beri çalışmanın verdiği güven ilişkisi bağlamında taraflar yazılı sözleşme yapmadılar, sözlü sözleşme yaptılar, ihracata ilişkin tüm süreci -----yönetti, hatta ilk parti sevkiyatın komisyonu olarak 20.000 dolarını ----bey alabildi sonraki süreçte türlü bahaneler ürettiler, konteynırdaki çileklerin bozuk olduklarından bahsettiler, fire verdiğini bahsettiler, ödemeyi yapmamaya başladılar, davacı ----- toplamda 8 milyon dolarlık ihracat bedelinin % 0,23 üzerinden komisyon alacağı vardı, bunun ancak 20.000 dolarını tahsil edebildi, ihracatın yaklaşık %99 unu sevk ve idaresini ----yaptı, sona doğru ihtilaflar çıkınca sevk ve idareye yönelik mailler bize gelmemeye başladı, dolayısıyla sevkiyatın çok önemli bir kısmının ----- tamamlamasına rağmen davalı yanın komisyon ücretini ödemediğini bizzat biliyorum.. Yurt dışı satışlara ilişkin komisyonculuk işlerinde yurt dışı teslim alan firmadan komisyon alınmaz, Türk firmasından komisyon alınır, uygulama bu yöndedir... normalde ulaştığımız iş ve işlemlerde ----adına fatura keseriz ancak davacı şirket sahibi -----fatura kesmemizi istemediği için fatura kesmedik.." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ----- talimat yolu ile verdiği beyanında "... ben davalı firmanın 6 yıldır dış ticaret müdürü olarak görev yapmaktayım,----- firması 7 yıl önce ----- firmasına geliyor, firmayı kabul ediyor, o zamandan beri ticari ilişki devam etmektedir, -----isimli firma dondurulmuş çilek talebinde bulundu, davacı firma da olaydan haberdar olduğu için bizim firma olan ----talepte bulundu, davacı şirketin sahibi olan ----sahibi olan ---- kardeşi olan ---- firması olan ----- firması ile bir ticari ilişkide bulunmuş, o ticari ilişkide usulsüz işlemler yaptığı tespit edilmiştir, bu konuya ilişkin dava da devam etmektedir, bu olaylar ortaya çıkınca biz ----- yani ----- firması ile olan sözleşmeyi feshettik, ----- firmasına bu olayları aktardık, kendisi ile hiçbir ilişkimiz olmadığını söyledik, onlarda bu konu ile ilgili tüm birimlere bir yazı yayınladılar, ve bunun üzerine ----- firması ile yeni bir sözleşme yapıp, direk olarak çalışmaya başladık,----firması sahibi ---- bizim ---- firması ile yaptığımız ticari ilişkiye herhangi bir katkısı, etkisi bulunmamaktadır, bizim ----- firması sahibi ile herhangi bir komisyon anlaşmamız, sözleşmemiz bulunmamaktadır.." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ----- beyanında ".. Taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği ve var olup olmadığı hakkında her hangi bir bilgim yoktur, davalı tarafından davacıya ödemeye yapılıp yapılmadığını da bilmiyorum, bizimde organize sanayi bölgesinde dondurulmuş gıda üzerine fabrikamız bulunması nedeniyle davacı ----- tanırım, davacı ihracatçı dır, bizim gibi fabrikaların ürettikleri malzemelerin yurt dışı satılması konusunda aracılık faaliyeti yapar, ----- faaliyette bulunduğunu tahmin ettiğim---- isimli bir firma davacı -----yüklü miktarda çilek talebinde bulunmuştu, buna ilişkin olarak bizime görüştü, biz tedarik edemeyeceğimizi söyledik, bunun üzerine Davacı----isimli şirkete bu tonajda çileğin bulunduğu onun dışarı pazarlamasında aracılık edeceğini söyledi, ---- iş seyahati için davacı ---- ile beraber gittik, orada----isimli şirketin sahibi ----- ile birlikte çay içtik, daha sonra ben tek başıma oradan ayrıldım,----- İşlerini hallettikten sonra onu aldım geri geldik, ne konuştukları ile ilgili bir bilgim yoktur, bu olaydan 1-2 ay sonra, yine---- İlçesinde birlikte otururken Davacı---- yanımızda iken mail geldi, -----ödeme yapmış, yüklü miktarda , artık komisyonumu alacağım dedi, alıp almadığını bilmiyorum.." belirtmiştir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış uzman bilirkişi heyetinden talimat yoluyla rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti 24.12.2022 tarihli bilirkişi heyet kök raporunda "... 1. İncelemesi yapılan davalı ticari defterlerinin E-Defter olduğu, defterlerin GİB onaylı beratlarının usulüne uygun olarak alındığı şematron kontrolünden geçtiği bu durumun açılış ve kapanış tasdiki anlamına geldiği, ticari defterlerin birbirini teyit ettiği, TTK ve VUK hükümlerine uygun tutulduğu kendi lehine delil olarak kullanabileceği,
2. Davacının delil ve belge niteliğinde mail içerikleri sunduğu ve bu içeriklerden sözleşmenin taraflarının simsar olarak ---- olduğu, ---- şirket yetkilisi olarak davrandığı,
3. Davacı ----- ile ------arasında, mail yazışmalarından anlaşıldığı kadarıyla TBK m. 520 şartlarına uygun simsarlık sözleşmesi kurulduğu,
4. Davalı ile dava dışı----- arasında satış sözleşmesi kurulduğu ve bu sözleşmenin davacı ----- simsarlık faaliyeti sonucunda kurulduğu, simsarlık dışında doğrudan kurulduğunun kabulü halinde de davacı -----TMK m. 2 uyarınca etkisinin bulunduğu,
5. Davalı ile dava dışı----- arasında ihracaat kayıtları ve miktarlarının 2019 yılı bakımından 39 ihracaat kaydı ile 814.680kg ürünün ekim-kasım-aralık aylarında 1.750.423,92-dolarlık ihracaat yapıldığı, TL bazında bunun 10.079.322,81-TL olduğu, 2020 yılı bakımından ise,150 ihracaat kaydı belgesiyle 6.811.564,48-dolarlık ihracat yapıldığı, TL bazında ise bunun 48.740.774,43-TL olduğu, 2019 ve 2020 yılı toplamlarının ise, 8.561.987,85-dolar, TL olarak da 58.820.097,24-TL olduğu,
6. Simsarlık ücretinin TBK m. 522 uyarınca sözleşme ile dolar bazında %0.23 şeklinde olduğunu gösteren bir bilgi ve belgeye rastlanmadığından, tarifede de bulunmadığından teamüle göre belirlenebileceği ve yurt dışı satışı gerçekleştiren davalının---- bulunması nedeniyle ----- çevresinde uygulanan teamüle bakılması gerekeceği ve bu bölgede temülün % 0,15 olduğu,
7. İlk defa simsarlık sözleşmesi dolayısıyla 2019 yılında tek bir kısmi ifalı sözleşmeye aracılık yapıldığı mahkemece kabul edilecek olursa, toplam tutarı 1.750.423,92-Dolar üzerinden % 0,15 simsarlık ücreti oranı uygulandığında 1.753.810,81 x 0,015- 26.307,16-dolar şimsarlık ücreti doğacığı ve bunun 20.000 dolarının alındığı ikrar edildiğinden geriye 6.307,35-dolar kalacağı,2020 yılı satışları bakımında da simsarlık yapıldığı mahkemece kabul edilecek olursa 2019-2020 toplamındaki 8.572.407,18 -dolar satış yapıldığı, 01.10.2020 tarihinde firmaya 611. Satiş İskontoları hesabına 2.606.378,79 TL. (30.09.2020 Efektif Döviz Alış -7,7468 TL hesabıyla 336.445,86 $) borç ve karşılığında cari hesaba alacak kaydı yapıldığı , dolayısı ile — 8.572.407,18 dolar - 336.445,86 dolar — 8.235.961,32 dolar üzerinden, 8.235.961,32 dolar x 0.015- 123.539,42 dolar simsarlık ücreti hesaplanacağı ve 20.000 dolar mahsubu ile geriye 103.539,42 -dolar hesaplanacağı..." belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti 19.04.2023 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda "....1. 24.12.2022 tarihli kök raporumuz, dosya kapsamında yer alan bilgilere göre yapılan tespitin bir değerlendirmesi olup, ihtimallere göre tespitler mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Davalı ile ----- firması arasındaki tek satış sözleşmesinin simsarlık yoluyla kurulmuş olduğu veya en azından TMK m. 2 doğrultusunda katkısı ile kurulmuş olduğu tespiti yapılmıştır. İtirazlardaki açıklamalar kök rapordaki görüşümüzü değiştirecek nitelikte görülmemiştir. Simsarlık yapılacak bir sözleşmeye aracılık içindir. Devam eden veya tekrarlanan satışlar da arızi nitelik arzeden simsarlığın bulunamayacağı şartları varsa ve davacı taraf ispat ederse acentelik olabileceği değerlendirmesi de kök raporda belirtilmiştir. Dolayısıyla 2019 yılı ekim ayında yapılan sözleşme kısmi teslimli ifa şeklinde 2020 yılını da kapsayacak şekilde yapılmış yoksa sadece 2019 yılı için mi yapılmış defter kayıtları ile ihracaat kayıtları karşılaştırılarak tablo halinde sunulmuştu.
2. Davacı taraf itirazında 2019 ve 2020 yıllarının bir bütün halinde simsarlık sonucundaki satışları içerdiğini belirtmekte, davalı taraf da satışların tamamının doğrudan-----firması ile kendi yaptıkları sözleşme sonucunda olduğu itirazında bulunmuştur. Kök raporumuzda 2019 ve 2020 yılları ayrı ayrı hesaplanmış ve takdir mahkemeye bırakılmıştır.
Ancak itiraz sonucunda mail yazışmaları tekrar incelendiğinde kök rapormuzda bir değişiklik olmamakla birlikte, mail yazışmalarında çilek türlerine göre 29.09.2017 tarihli fiyat tekliflerinin hepsinde ekim-kasım-aralık-ocak ve şubat aylarının işaretli olduğu ve toplam sözleşme tutarı olarak da 353.000 LBS, 662.000-LBS, 880.000 LBS ve 3.100.000 ile toplamda 4.995.000-LBS'lik (4.995.000-LBSx0.453-2.262.735 kg) çilek satım sözleşmesi için yazışmaları yapıldığını göstermesi açısından ek raporumuzda arızi nitelik arzeden tek bir simsarlık sonucu 2019 yılı ekim kasım aralık ile 2020 yılı ilk iki ayı gerçekleşen satışlarının sözleşme tekliflerinde açıkça işaretlenmiş olmasından tek bir satış sözleşmesine aracılıkta 2020 yılı ocak ve şubat ayları şatış tutarlarının simsarlık bedeline dahil edildiği bir hesaplama da eklenmesi gerektiği kanaati oluşmuştur.
3. Davacı taraf itirazında her ne kadar 29.09.2019 tarihli sözleşme teklifleri bulunsa da 13.10.2019 tarihli revise teklifle tek aracılık işlemi tutarı toplamının 8.303.000-LBS olduğunu belirtmiştir. Kök raporumuzda 2019 ve 2020 satışları toplamı üzerinden zaten hesaplama yapıldığından ayrıca buna ilişkin bir açıklama yapılmayacaktır.
4. Davalı taraf, gerek cevap dilekçesi ekinde gerekse de itiraz dilekçesi ekinde sözleşme olarak sunduğu belge ve yazışmalar incelendiğinde, aynen davacı tarafın sunduğu fiyat tekliflerinde olduğu gibi imzasız boşlukları doldurulmuş fiyat teklifleri olduğu ve toplam LBS tutarlarının uyuştuğu görülmektedir. Sadece ürün fiyatı kısmında - cüzi bir fark (daha yüksek) bulunduğu görülmektedir. Ancak 31 temmuz 2020 tarihli mail yazışmalarında ise maliyete bağlı ilave fiyatın bildirildiği görülmektedir. Fiyat tekliflerindeki farkın bu tarihten sonraki teslimlere yönelik mi yoksa yeni bir sözleşme teklifi mi olduğu anlaşılmamaktadır. Fiyatın maliyet artışından dolayı revise edilmek istenmesi yeni bir sözleşme olabilmesi için, öncesi sözleşmenin ifa ile sona ermiş olmasına bağlıdır. Ancak davacı tarafın sunduğu 13.10.2019 tarihli revise sözleşme teklifleri ile davalı tarafın ticari defter kayıtlarıyla ihracaat kayıtları karşılaştırıldığında 31.07.2020 tarihinde 8.303 LBS'lik satışın ifası sona ermemiş gözüktüğü için ve davalı tarafın sunduğu mail yazışmalarından yeni bir sözleşme yapıldığı sonucunu da vermediğinden kanaatimizce dikkate alınamayacaktır. Davalı tarafın sunduğu 23.07.2020 ve 24.07.2020 tarihli mail içeriklerinde davalı tarafın davacı tarafla ticari ilişkilerinin olmadığı kendileri ile iletişime geçmeleri gerektiği belirtilmekte ise de eylül ve ekim 2019 aylarındaki yazışma içeriklerini ve başlamış olan satışlara doğrudan etki edecek bir durum olarak kanaatimizce görülemeyecektir.
Davalı tarafın sunduğu belgeler arasında -----firmasının cileklere yönelik satış şartnameleri de bulunmaktadır. Bunlar sadece - şartname oldukları için oluşturulma tarihlerinin 2017 olması, bu tarihte-----tarım ile çilek satış sözleşmesi yaptıkları anlamını vermeyecektir. Şirketin sayfasında ve internet ortamında herkese açık bulunabileceği gibi çilek üreticilerine de gönderilmiş olabilir. Bu haliyle ---- firması ile----- firması arasında bir satış sözleşmesi anlamına gelmeyecektir.
5. Davalı taraf, ------firmasına yapılan satış sonrasında toplam tutar üzerinden 358.993,45-USD kesinti yapıldığını belirtmektedir. Simsarlık alacakları başlangıçta sözleşmede belirlenen tutar üzerinden hesaplanan bir tutardır. İhracaatta karşılaşışan vergi, sigorta ve gümrük gibi işlemlerden kaynaklanan tutarlar ile kötü ifa, ayıplı ifa gibi durumlarda yapılan kesintileri de dikkate alınmaz. Şayet vergi ve ayıplar dışında satış fiyatını etkileyen rutin bir işlem olduğu mahkemece kabul edilecek olursa - % 015'lik oranda 5.384,89-USD, *e 023'lük oranda ise 8.256,83-USD'nin ücretten düşülmesi gündeme gelebilecektir.
6. a) Sadece 2019 yılı gerçekleşen satış tutarları üzerinden
% 015 üzerinden yapılan hesaplama,1.750.423,92 USD x 0,015=26.256,35-USD,
% 023 üzerinden yapılan hesaplama, 1,750,423.35 USD x0,023-40,259.74-USD,
b) 2019 ve 2020 ilk iki ayı satışları üzerinden,
% 015 üzerinden yapılan hesaplama, 3.642.506,60-USD x 0.015=54.637,59-USD
% 023 üzerinden yapılan hesaplama,3.642.506,60-USD x 0.023=83.777.65-USD
c) 2019 ve 2020 yılları toplam satışları üzerinden
% 015 üzerinden yapılan hesaplama,8.561.987.85-USDx0.015-128.429,81-USD
% 023 üzerinden yapılan hesaplama, 8.561.987.85-USDx 0.023=196.925,72-USD hesaplanmıştır.
lll— SONUÇ VE KANAAT
Yukarıda geniş bir şekilde açıklandığı ve takdiri yüce mahkemeye ait olmak üzere;Taraf vekillerince bilirkişi kurulu raporuna yapılan itirazların değerlendirilmesinde,1. 24.12.2022 tarihli kök raporumuzdaki görüşlerimizin değişmediği ve devam ettiği, ancak 29.09.2019 tarihli fiyat tekliflerinde açıkça ekim-kasım-aralık-ocak-şubat yazmasından dolayı 2019 satışlarına 2020 yılı ilk iki ayı satışlarının da eklenmesi gerektiği,
2. Davalı tarafın savunmaları ve delillerinin de kök rapor hazırlanırken incelendiği ancak kanaatimizin simsarlık sözleşmesi kurulduğu yönde olmasından dolayı ayrıca açıklama yapılmadığı, ek rapor açısından da bunun gerekçesinin, davalı tarafça sunulan belge ve yazışmların 23-31 temmuz 2020 tarihlerini içermesi ve bunların daha öncesinden yapılmış bir sözleşmesi olduğunu yeterince ortaya koyamaması, davalı tarafça ----- Firmasına ihraracatla satışların ekim 2019 tarihinde başlamış olmasından ilk sözleşmenin kısmi ifalı olarak kararlaştırılmış olması olduğu,
3. Simsarlık alacağının kabulü halinde kısmi ifalı sözleşmenin,
a) Sadece 2019 yılı gerçekleşen satış tutarları üzerinden
% 015 üzerinden yapılan hesaplama, 1.750.423,92 USD x 0,015= 26.256,35-USD,
% 023 üzerinden yapılan hesaplama, 1,750,423.35 USD x0,023=40,259.74-USD,
b) 2019 ve 2020 ilk iki ayı satışları üzerinden,
% 015 üzerinden yapılan hesaplama, 3.642.506,60-USD x 0.015=54.637,59-USD
% 023 üzerinden yapılan hesaplama, 3.642.506,60-USD x 0.023=83.777.65-USD,
c) 2019 ve 2020 yılları toplam satışları üzerinden
% 015 üzerinden yapılan hesaplama,8.561.987.85-USDx0.015=128.429,81-USD
% 023 üzerinden yapılan hesaplama, 8.561.987.85-USDx 0.023=196.925,72-USD hesaplandığı ve her üç ihtimal sonucuna göre de 20.000-USD tutarın mashup edilmesi gerektiği, 358.993,45-USD kesintinin normal şartlarda simsarlık alacağına bir etkisinin bulunmadığı ancak fiyatı etkileyen rutin bir uygulama kabul edilecek olursa bu tutara isabet eden tutarın indirilip indirilemeyeceğinin mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır..." belirmişlerdir.Simsarlık sözleşmesi TBK'nın 5020-525. Maddeleri arasında düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/1. maddesinde simsarlık sözleşmesinin tanımı "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, "Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir" şeklinde anlaşılmalıdır.
Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir:
a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır.
b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir.
c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/3. maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 404/3) taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz".Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir.Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 gün, -----sayılı kararında da aynı ilkelere işaret edilmiştir.Uygulamada simsarlık sözleşmesinin en sık rastlanan örneği emlakçıların satıcı ve alıcıyı bir araya getirdiği sözleşmelerdir. Uygulamada alıcının gayrımenkulü gördükten sonra emlakçıyı bertaraf ederek gayrımenkul maliki ile doğrudan anlaşma yoluna gitmeleri nedeni ile emlakçılar buna taraflara " gayrımenkul yer gösterme tutanağı" imzalatmak sureti ile çözüm bulmaya çalışmışlardır. Nitekim tarafların doğrudan anlaşma yoluna gitmeleri üzerine sözleşmenin tellalın katkısı olmadan kurulduğu yolundaki savunmaları da bu tür davalarda en sık rastlanan olgudur.
Somut olayda davacı ile davalı arasında yazılı bir simsarlık sözleşmesi bulunmamaktadır. Yukarıda da ifade edildiği üzere Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/3. maddesi gereği taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir.Bilirkişi heyeti kök raporunun 16. Sayfasında isabetle tespit edildiği üzere taraflar arasında keşide edilen maillerden simsarın ----- olduğu açıktır. Diğer davacı bu şirketin yetkilisi sıfatı ile hareket etmiştir. Davacı gerçek kişinin yöneticisi olduğu şirket dışında ayrı bir sıfatla ayrı bir sözleşme ile satış sözleşmesine aracılığına yada temsilciliğine ilişkin alacağı bulunduğu dosya kapsamında ispat edilememiştir. Bu yönde bir delil de yoktur. Her ne kadar davalı yan davacının 16.12.2022 tarihli dilekçesi ile davacı şirket yönünden davadan vazgeçtiği beyan edilmiş ise de bu dilekçe incelendiğinde davacının mahkemenin talebi üzerine açıklama dilekçesi sunduğu, dilekçe içeriğinde açıkça bir feragat beyanı olmadığı görülmüştür. Davacının gerek yabacı firmaya gerekse de davalıya keşide ettiği mailler incelendiğinde yetkilisi olduğu şirketin kurumsal mailinden yazışmaların yapıldığı,davacının şirketin yetkilisi sıfatı ile hareket ettiği açıktır. Olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak mahkemeye aittir. Davacı gerçek şahsın netice itibarı ile yetkilisi olduğu şirket adına hareket ettiği, taraflara gönderdiği maillerin şirket mail hesabı üzerinden gönderildiği görülmekle davacı gerçek şahsın davada aktif husumeti olmadığı, sözleşmenin davacının yetkilisi olduğu şirket ile davalı arasında kurulmuş olduğu sonucuna varılmış davacı gerçek şahıs yönünden dava aktif husumet ehliyeti yokluğundan red edilmiştir.
Davalı yan her ne kadar yabancı şirketle kurulan sözleşmede davacının dahili olmadığını, bu sözleşmenin kendisi tarafından yabancı şirketle kurulduğu iddia edilmiş ise de dosya kapsamında mübrez mailler incelendiğinde-----firmasına ilk maili davacının gönderdiği, 27.09.2019 tarihli mailde davacının davalı firmadan bahsederek----- firmasının yeni bir fabrika inşaa ettiğini, daha hijyenik çalışmaya başlayacaklarını, diledikleri taktirde bu firmadan çilek alabileceklerini, hijyen konusunda çok dikkatli olduklarını yabancı firmaya bildirdiği,---- firmasının yetkilisi veya çalışanı olan ----- isimli kişinin davacıya 28.09.2019 cumartesi saat 01:06'da yanıt vererek davacıya teşekkür ettiği ve----- ve ekiplerini çok beğendiğini bildirdiği envanterden--- -- ihtiyaçları olacağını bildirdiği, devam etmelerini ve belgelerini göndermelerini istediği, davacının 30.09.2019 tarihli cevabi mailinde yukarıda ismi geçen kişiye tüm belgeleri gönderdiği bildirdiği devamında davacının 29.09.2019 da davalı şirket yetkilisi olan ----- isimli kişiye mail gönderdiği ve ------firması için doldurduğu kontratın ekte olduğunu , fiyat dökümanlarının ekte olduğunu belirttiği, akabinde davalının tanık olarak da dinlettiği -----isimli kişiye teklifi gönderdiği, fiyat teklif talebi başlıklı belge incelendiğinde 2019 yılı ekim, kasım, aralık ve 2020 yılı ocak ve şubat aylarının işaretli olduğu, ürün ve sevkiyat bilgileri bulunduğu, , davalının 30.09.2019 tarihli maili ile " teyid ediyoruz " diyerek maili yanıtladığı,yabancı firma temsilcisi ---- tarafından gönderilen 13 ekim 2019 tarihli mailde alıcı olarak davacı ---- ile davalının tanık olarak dinlettiği ----- ismi bulunduğu, "----- " olarak da-----eklendiği, sevkiyatla ilgili bilgilerin bu firmaca sorulduğu, taşımacılık sorumluluk sigortası yaptırılması istendiği, bu mailde davalı firma yetkilisi ----- olarak eklendiği, keza 10 ekim 2019 tarihli yabancı firmadan göçnderilen mailde de davacının " ----" olarak eklendiği, mail içeriğinde de davacı adı zikredildiği, keza davalı çalışanı------tarafından yabancı firmaya gönderilen mailde de davacının ----- olarak eklendiği sevkiyatla ilgili bilgiler, ve sigorta hususlarının görüşüldüğü görülmüştür.Her ne kadar davalı yanca davacının bu sözleşmeye aracılık etmediği, sözleşmenin kurulmasında davacının bir katkısı olmadığı ,hiçbir dahili olmadığı iddia edilmiş ise de yukarıda özetlenen maillerden açıkça görüldüğü üzere dava dışı firmaya davacının ulaştığı, davalı firmadan ve tesislerinden bahsettiği ve taraflar arasında ticari ilişki kurulmasını sağladığı, davacının adının davalı yanca gönderilen birçok mailde de geçtiği, davacının bir dahili yoksa, bu sözleşme onun dışında imzalanmış ise bu maillerde davacının adının geçmesinin izahının bulunmadığı, nitekim davalı yanca keşide edilen maillerde de davacının -----olarak eklendiği, kendi gönderdiği maillerden de davalının savunmalarının yerinde olmadığı, tellaliye ücretinin 20.000 USD lik kısmının davalı yanca ödendiği yolundaki davacı iddiasına davalının hiçbir savunma getirmediği,( bu bedelin farklı bir iş için ödendiği veya hiç ödenmediği vs. Gibi bir savunma yapılmamıştır. ) şayet aralarında hiçbir sözleşme yoksa, davacının dahili yoksa bu ücreti neden ödediğinin izahı da olmadığı, davalının bu kısımda sessiz kaldığı, neticede davacının sözleşmenin kurulmasında katkısının olduğu subuta ermiş olup davalının aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Keza simsarlık sözleşmelerinde tarafların simsarı bir şekilde aradan çıkarma girişimleri olduğu da bilinen bir husustur. Yabancı firmanın taraflar arasında kurulan ticari ilişkide davacının bir katkısı olmadığına dair tercümeli yazısına da yukarıda özetlenen karşılıklı keşide edilmiş mailler ve bilinen bu olgular nedeni ile itibar edilmemiştir.
Davacı yan yurt dışı satışta satış tutarının %0,23 ü olarak simsarlık ücretine hak kazandığını iddia etmiştir.( Davacı bu iddiada bulunmakla birlikte ıslahını % 0,15 oranı üzerinden yapılan hesaplamaya göre yapmıştır. Sadece 2019 ve 2020 yılına ait satışların tamamı üzerinden talepte bulunmuştur. ) TBK'nın 522. Maddesi gereği simsarlık ücretinin sözleşme ile kararlaştırılabileceği, kararlaştırılmamışsa tarifeye göre buda yoksa teamüle göre belirleneceği belirtilmiştir. Dosya kapsamında sözleşmenin kurulduğunu söyleyebilecek ise de ücretin satış tutarının %0,23'ü olarak kararlaştırıldığını gösteren bir yazılı delil bulunmamaktadır. Somut olayda davacı ve davalı yan tacir olup tacirler ticari iş ve ilişkilerinde basiretli tacir gibi davranmak zorundadır. Davacı basiretli tacir gibi davranmak zorunda olup kararlaştırdıkları ücrete dair yazılı bir delil sunmamıştır. Davacı taraf, aracılık faaliyetini ----- yürüttüğünü belirtmekte ve----tarifelerine göre % 3'ün esas alınabileceğini belirtmekle birlikte, satış sözleşmesi ----- firmasının------yapmış olduğu bir satış sözleşmesine aracılık şeklinde gerçekleştiği için simsarlık borcu bulunan ve merkezi----- olan davalının bulunduğu yerdeki teamüllere bakılması gerektiğinden kısmi ifa şeklinde tek bir sözleşmenin kurulmasına aracılık olarak----- bakımından teamül dolar bazında % 0,15 şeklinde dikkate alınması gerekecektir.Kök raporun 18. Sayfasında bu hususta yapılan tespit ve değerlendirmeler denetime uygun olup itibar edilmiştir.
Davacı 2020 yılındaki tüm satışlar da dikkete alınarak tellalık ücretinin tespitini talep etmiş ise de sunulan evraklarda teklif formlarında ekim-kasım aralık ocak şubat ayları seçili olup bilirkişi heyetinin de belirttiği üzere tellalık işi arızi bir iştir. 2020 yılı satışlarının tamamından da davacının tellallık ücreti alacağına dair yazılı veya sözlü bir anlaşma yoktur. Kaldı ki davacının belirttiği fiyat teklifinden satış yapılmaya devam edilmesi de durumu değiştirmeyecektir. Aksi durumda ticari hayat için uzun zaman olarak nitelendirilebilecek 3-4 yıl aynı fiyatla ürün satılması durumunda da tellalın tüm bu satışların kendisi sayesinde yapıldığı, kendisinin aracılığı ile yapıldığı kabulü ile hak talep etme yetkisi doğar ki bu simsarlık sözleşmesinin özüne aykırı olur. Simsarın görevi taraflar arasında sözleşmenin kurulması ile sona ermekte olup TBK'nın 521. Maddesi gereği sözleşmenin kurulması nedeni ile arızi olarak simsara ödeme yapılması gerekir. Aynı fiyattan ürün satılması başlı başına tellala tüm yıl için yapılan satışlar üzerinden de hak talep etme yetkisi vermeyecektir. Bilirkişi heyetinin bu husustaki tespit ve değerlendirmeleri de yerinde olup itibar edilmiştir.Davacının netice itibarı 2019 yılı ve 2020 yılı ilk iki ayı satışları üzerinden %0,15 üzerinden yapılan hesaplama sonucu 54.637,59 USD alacağa hak kazandığı, davacının dava dilekçesinde bu ücretin 20.000 USD lik kısmının ödendiği yolundaki beyanı nazara alındığında davacı bakiye alacağının 34.637,59 USD olduğu anlaşılmıştır.Dava kısmı dava olarak açılmıştır. Bilindiği üzere kısmi davada dava konusu edilen kısım için temerrüt dava tarihinde arttırılan kısım için ise ıslah tarihinde gerçekleşir. Bu nedenle alacağın dava konusu edilen ilk kısmına dava tarihinden arttırılan kısmına ise ıslah tarihinden faiz işletilmiştir. Keza yabancı para alacağı söz konusu olduğundan alacağa 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının amerikan doları para birimi için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi uygulanmıştır. Tüm bu anlatılan hususlar denetime uygun bulunan ek bilirkişi raporu, kök rapordaki nitelendirmeler doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yargıtay ----. HD-----Sayılı ilamında "...Buna göre, mahkemece harcın, dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası üzerinden karar tarihindeki nispi harç oranına göre alınması, yine davacı yararına kabul olunan kısmın dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre,davacı yararına nispi vekâlet ücreti tayini gerekirken fazla ilâm harcı ve kabul olunan kısım için davacı yararına fazla vekâlet ücreti tayini usul ve yasaya aykırı olup.." belirtmiştir. Davacının talebi 108.429,81 USD olup dava tarihindeki ----- dolar efektif satış kuru 14,8649 TL dir. Davadaki talep 1.611.798,28 TL olup kabul edilen kısım karşılığı ise 34.637,59 USD X14,8649 =514.884,31TL dir. Yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti buna göre belirlenmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacı ----yönünden aktif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine,
2- Diğer davacı yönünden;
Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile;
34.637,59 USD alacağın 1.000 USD'lik kısmının dava tarihinden , kalan bakiye kısmının ıslah tarihi 24.10.2023 tarihinden itibaren itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının amerikan doları para birimi için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Fazlaya dair istemlerin reddine,
3-492 sayılı harçlar kanunu gereği alınması gerekli 35.171,74 TL nispi harçtan davacı yanca dava açılırken peşin yatırılan 253,78 TL ile ıslah harcı 51.637,00 TL nin mahsubu ile fazla yatırılan 16.719,04 TL harcın davacıya iadesine,
4- Davacıdan tahsil olunan 80,70 TL başvuru harcı ile 35.171,74 TL nispi harç toplamı 35.252,44 TL yargılama gideri mahiyetindeki harcın davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 7.500 TL bilirkişi ücreti, 679,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı olarak toplam 8.179,50 TL yargılama giderinden kabul ve reddedilen orana göre hesaplanan 2.612,91 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacı şirkete verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı şirket yargılamada kendisini vekil marifetiyle temsil ettirmiş olmakla kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan AAÜT gereği 78.083,80 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı şirkete ÖDENMESİNE,
7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden red edilen miktar üzerinden hesaplanan 150.660,54 TL nispi vekalet ücretinin davacı şirketten alınarak davalıya ÖDENMESİNE,
8- Davacı gerçek şahıs yönünden dava aktif husumet ehliyeti yokluğundan red edildiğinden ve red sebebi farklı olduğundan yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesinin 7. Maddesi gereği 17.900 TL vekalet ücretinin davacı gerçek şahıstan tahsili ile davalı şirkete ödenmesine,
9-Kararın kesinleşmesi ve talep halinde HMK 333. maddesi gereği artan gider avansının yatırana İADESİNE,
10-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 434,44 TL sinin davalıdan, 925,56 TL sinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.