T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2022/114 Esas
KARAR NO:2024/65
DAVA: Alacak (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:15/02/2022
KARAR TARİHİ:07/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ----- plakalı aracın davalı tarafından ----- sigortalandığı, aracın ---- tarihinde meydana gelen kazası sebebi ile ------ hasar dosyasının açıldığı, kaza neticesinde ağır hasar görerek kullanılamaz-------- hale geldiği, davalının, tazmin talebini,---- tarihli yazısı ile ret ettiği, gerekçe olarak aracın alkollü olarak kullanılmış olmasının gösterildiği, sigortalı aracın, müvekkilinin çalışanı ---- sevk ve idaresinde iken, ------- mevkiinde başka bir aracın sıkıştırması sonucunda sağ tarafa ani manevra yapmak zorunda kaldığı, direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi neticesinde yoldan çıkarak ağır hasara uğradığı, kaza sonra araç sürücüsü -------- götürüldüğü, trafik kazası sonrası muayene olarak girişi yapıldığı, 05:34 itibariyle kendisine kan tahlili yapıldığı, kaza nedeniyle oluşan göğüs ve bel ağrısı şikayeti nedeniyle sürücüye 06:34 itibariyle -------- isimli ağrı kesicinin ------ damar yolu ile uygulandığı ve müşahade altına alındığı, bu esnada kan tahlil sonuçlarının çıktığını, kanda alkol olup olmadığına bakılmadığının anlaşıldığını, sürücünün talebi ile sigorta işlemlerinde herhangi bir sorun yaşanmaması adına kanındaki alkol oranına bakıldığı, kazadan 3,5 saat sonra, 08:12'de alınan numune üzerinde yapılan tetkikte 0,06 promil alkol çıktığı, araç sürücüsünün, kazadan itibaren alkol tahlilinin yapıldığı 08:12'ye kadar hastanede kontrol altında olduğu, kendisinden kan numunesi alınırken alkollü pamuk sürülerek kan alındığı, bu işlemin 2 defa yapıldığı, 06:28 itibariyle de -------serumla kendisine verildiği, araç sürücüsüne fentaver uygulandıktan sonra yapılan alkol ölçümü neticesinde kanında çıkan oldukça düşük miktardaki (0,06 promil) etanolün kazanın meydana gelmesinde etkili olduğunun söylenemeyeceğini, bu kadar düşük seviyede alkolün, mentollü sakız, kolonya veya dezenfektan kullanımı ile dahi çıkabileceğini, belirsiz alacak davasının kabulüne, 100.000 TL alacağın tazmin talebinin davalı tarafça reddine ilişkin 29.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıya tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sürücünün hastane giriş kaydının ----- olduğunu, itfaiye bildirim saati ile hastane kayıt saati arasında 58 dakika süre bulunduğu, 60 dakikada 15 promil eksilme gösteren alkol seviyesinin, bilinen kaza saati sonrasında geçen 58 dakika içerisinde 14.50 promil eksildiğinin değerlendirildiği, hastanedeki alkol ölçümünde 0,06 promil olarak tespit edilen seviyeye, geçen süredeki 14,50 promil eklendiğinde, kaza saatindeki alkol seviyesinin 0,20.50 olacağı değerlendirildiği, kaza esnasında sigortalı araç sürücüsünün ticari araç sürücüleri için mevcut yasal sınır olan 0,20 promil üzerinde alkollü olduğundan meydana gelen hasarın teminat dışı olduğu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile, Mahkeme tarafından rizikonun poliçe teminatı kapsamında olduğu ve zararın karşılanması gerektiği kanaatine varılması halinde gerçek zararın tazmini ilkesi gereği, yargılama sırasında konusunda uzman bilirkişiler tarafından, inceleme yapılarak araçta oluşan hasarın belirlenmesi gerektiği, davacının araçta oluştuğunu iddia ettiği hasar bedelinin son derece fahiş olduğu ve piyasa şartları ile de örtüşmediğini, davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacıya ait ---- tarihinde geçirdiği kaza neticesinde araçta meydana gelen hasar bedelini içerir maddi tazminat isteminde davacı tarafın haklı olup olmadığı, talebin sigorta poliçe limitleri kapsamında kalıp kalmadığına ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmaları yukarıda özetlenmiş olup tüm iddialara ve savunmalara karşı gerekli izahatlar aşağıda yapılacaktır. Davalı taraf görev itirazında bulunmuş görevli mahkemelerin tüketici mahkemeleri olduğunu belirtmiştir. Mahkememizce davacı tarafın tacir olup olmadığı araştırılmış ----------- tarihli yazısı ile davacının gerçek kişi işletme kaydı olduğu, ----- depolama nakliyat inşaat taahhüt ve ticaret isimli gerçek kişi işletmesi bulunduğu, tacir vasfında olduğu anlaşılmıştır. Görev itirazına bu nedenle itibar edilmemiştir. Davalı taraf davanın kabulü durumunda yasal faize hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.------Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Taraflar arasındaki ilişki TTK.’nda düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından ve bu tür sözleşmeler TTK.’nun 3. ve 4. maddeleri hükmü uyarınca tarafların tacir olup olmadıklarına dahi bakılmaksızın mutlak ticari işlerden olduğundan ticari (avans) faizi istenebilir. Buna göre, dava dilekçesinde ticari faize karar verilmesi talep edilmiş olup, mahkemece, talep gibi hükmedilen alacağa ticari (avans) faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yasal faize karar verilmesi doğru olmadığı gibi, hükmün infaz kabiliyeti yönünden faizin başlangıç tarihi açıkça belirtilmeyip, sadece temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olması da doğru değildir..." belirtmiştir. Uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından , davanın her iki tarafı da tacir olduğundan ve kazaya karışan araç da ticari araç ( çekici) olduğundan davacının avans faiz talebi yerinde olup davalı itirazlarına itibar edilmemiştir. ------Hasarlı aracın kimin uhdesinde kalacağı hususunda sigortalıya seçimlik hak tanınmıştır. Sovtajın sigortalı tarafından talep edilmemesi halinde, sigortacıda kalacağı anlaşılmaktadır.-------onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile taşıtın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere hasar anındaki sigorta değeri ödenir. Bu durumda aracın Karayolları Trafik Yönetmelik'inin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez. Değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği takdirde sigortacının malı olur. Onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşsın veya aşmasın ağır hasarlı aracın onarımının mümkün olduğunun eksper raporu doğrultusunda tespit edilmiş olması durumunda aracın Karayolları Trafik Yönetmelik'inin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda trafikten çekildiğine dair "trafikten çekilmiştir" kaşeli tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez" şeklindedir.Yukarıda belirtilen düzenlemeler ışığında hakem heyetince, sovtajın kimde kalacağı konusunda davacının açık beyanı alınarak, hurda çekme belgesi sunulup sunulmayacağı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." belirtmiştir. Keza -------- ilamında özetle; sovtajın kimde kalacağı konusunda davacının açık beyanı alınarak, sovtajı istememesi halinde şimdiki gibi karar verilmesi, aksi takdirde (sovtajı istediği takdirde) hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen aracın rayiç değerinden, sovtaj (aracın hasarlı haldeki değerinin) bedelinin mahsubu ile gerçek zarar miktarına hükmedilmesi gerektiğine değinilmiştir...." belirtmiştir. Mahkememizce 26.09.2023 tarihinde icra edilen celsede davacıya KTK ve kasko genel şartlarına göre sovtajın kimde kalacağı hususunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş davacı yan 02.10.2023 tarihli dilekçesi ile sovtajın( araç hurdasının ) davalı sigorta şirketinde kalmasına karar verilmesini talep ettiklerini belirtmiştir. Davacının seçimlik hakkı bu yöndedir.
Esas bakımından en önemli uyuşmazlık davalı sigorta şirketinin hasardan sorumlu tutulup tutulamayacağı, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğine ilişkindir. Mahkememizce bu hususta tanıklar dinlenmiş, bilirkişi raporları alınmıştır. Makine mühendisi ve Nöroloji uzmanı bilirkişiden oluşturulan heyet ------- tarihli raporunda özetle; " ....2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak kurallarından Madde 52/b “Sürücüler; Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.” ve Şerit izleme, gelen trafikle karşılaşma, araçlar arasındaki mesafe, yavaş sürme ve geçiş kolaylığı sağlama kurallarından Madde 56/1-a “Sürücülerin; geçme,dönme,duraklama,durma ve park etme gibi haller dışında şerit değiştirmeleri veya iki şeridi birden kullanmaları yasaktır.” maddelerini ihlal etmesi sebebiyle ---- plaka sayılı çekicinin sürücüsü dava dışı --- meydana gelen kazanın oluşumunda %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu,
Sürücü ---kaza sırasında kandaki 0.54 promil alkol oranı, yasal sınır olan 0.2 promil üzerindedir. Kusur bilirkişisine göre kazada tam ve % 100 kusurludur. Kazanın oluş şekli de göz önüne alındığında, kazada tam ve asli kusurlu olduğundan, kazanın oluşumuna etki edecek yol, hava durumu vs. gibi başkaca bir etken de olmadığından, kazanın münhasıran alkol etkisinde olduğu, ----- plaka sayılı çekicinin onarım bedelinin, rayiç bedelinin üzerinde olması sebebiyle onarımının ekonomik olmayıp, pert total işlemi yapılmasının tarafımca da uygun olacağı, ------ mevcut haliyle satışının yapılması ve satış belgesinin dosya muhteviyatına sunulmasının akabinde gerçek hasar bedelinin hesaplanabileceği..." görüş ve kanaatinde olduklarını belirtmiştir. Davacı yan bu rapora uzman mütalaası ekleyerek itiraz etmiştir. Davacının sunduğu mütalaa dosyada mübrez olup incelenmiştir. Davacının sunduğu mütalaa ile mahkememizce alınan bilirkişi raporu çelişmiştir. --------6100 sayılı HMK'nın 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi, iddia ve savunmaların ispatı için kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak, doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp, mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporunda, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK'nın 27. Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiş olabilecektir." belirtmiştir.----------Davacının sunduğu uzman mütalaası ile alınan bilirkişi raporunun çelişmesi nedeni ile mahkememizce uzman makina mühendisleri ve uzman nöroloji uzmanından oluşturulan bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti ---- tarihli ------ kısmında, evet(2)-araç kamerası mevcut olduğu belirtilmiş olup, kolluk görevlilerince belirtilen söz konusu araç kamera kaydı dosya kapsamında bulunmamakta olup, mevcut dosya kapsamına göre kusur değerlendirmesi yapıldığı, Tanık ------- beyanının Mahkemece kabulü halinde;
1- Bu kazanın oluşumunda plakası alınamayan dava dışı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Kanununa bağlı yönetmeliğin ilgili bentleri gereği %100 oranında (yüzde yüz) tam ve asli kusurlu olduğu,
2- Bu kazanın oluşumunda ----- plakalı araç sürücüsü ------- kusurunun olmadığı, Eğer Yüce Mahkeme -------- beyanına itibar etmez ise buna göre değerlendirdiğimizde;
3- Dava konusu kazanın oluşumunda---- plakalı araç sürücüsü ----- %100 oranında (yüzde yüz) tam ve asli kusurlu olduğu,
4-Trafik kazasının, dava dışı sürücü ------münhasıran güvenli sürüş kabiliyetini kaybedecek derecede alkollü olması nedeniyle meydana gelmediği ( (adli tıbbi delillerin yetersizliği olduğu )
5-Oluşan kaza sebebiyle ---- plakalı araçta oluşan hasarın onarımı için KDV hariç 1.329.793,20 TL olduğu,
6-Kaza tarihi itibariyle ------ olduğu,
7-Bu kazanın sonucunda --- plakalı aracın onarımının ekonomik olmayıp pert totale ayrılmasının en uygun seçenek olduğu,
8-Aracın hasarlı vaziyetteki değerinin dosyada mübrez ekspertiz raporunda davaya konu aracın hasarlı vaziyetteki değerinin belirtilmediği, günümüz koşullarına göre hareketle kaza anındaki değerinin 506.165,87 TL olabileceği, (Not: Tekrar etmek gerekirse, Pert total işlemi gören ağır hasarlı araçların hasarlı vaziyetteki değeri günün koşullarına göre açık arttırma usulü ile tespit edilmektedir. Dolayısıyla aracın mevcut hali ile satışı sonrasında aracın hasar bedeli ortaya çıkacaktır.)
9-Bu olayın sonucunda --------- plakalı aracın Sayın Mahkeme tarafından da tam zıyan olarak kabul görmesi durumda oluşan hasar bedelinin 740.672,13 TL olabileceği..." görüş ve kanaatinde olduklarını belirtmiştir. Bilirkişi heyeti bu raporunda kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediğini gerekçeleri ile birlikte detaylı şekilde izah etmiştir.
2918 Sayılı KTK'nın 48. maddesinde uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu belirtilmiştir. Yine Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Alkol, Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddeler Etkisinde Altında Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0.20 promilin üstünde olması durumunda diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu belirtilmiştir.Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesinde; ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK hükümleri gereğince sigortacıya düşmektedir.------ uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman kusur bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.-----------6102 sayılı TTK'nın 1409. Maddesi sigortacının sözleşmede ön görülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede ön görülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat külfetinin sigortacıya ait olduğunu hükme bağlamıştır. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü sigortacıya düşmektedir. Yukarıda ifade edildiği üzere bu husus yargılamada ana uyuşmazlık konusunu teşkil etmiş olup mahkememizce bu hususta bilirkişi raporu alınmış, davacının sunduğu uzman mütalaası ile raporun çelişmesi nedeni ile yeni bir heyet teşekkül ettirilerek yeni bir rapor alınmıştır. Alınan 10.08.2023 tarihli bilirkişi raporu denetime uygun bulunmuştur. Bu rapor gerekçeli olup raporda ifade edildiği üzere Alkol seviyesine göre sürücünün aracı güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olup olmadığı hususu yapılan çeşitli bilimsel çalışmalarda incelenip değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmalarda biyolojik, tıbbi ve istatistiksel bulguların, sürüş deneylerinin sonuçlarını özel olarak göz önünde bulundurulmasıyla yapılan bütüncül değerlendirmede dava dışı sürücü -------- 0.58 promil (58 mg/dl) etanol düzeyi alkolden kaynaklı araç kullanma yeteneğinin kesin kaybedilmesinin temel değeri olan 1.00 promil sınırının altında olduğu ve tablo -2- de bahsedildiği gibi " Güvenli sürüşü bozulmadığının kabul edildiği düzey" olduğu bilinmektedir. Ayrıca kaza saati ile alkol ölçüm saati arasında 211 dk gibi çok uzun bir süre olduğu ve dosya içerisindeki tıbbi evraklarda araç sürücüsünün o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek nörolojik, oftalmolojik veya genel durumunun tespitine yönelik detaylı, dahili muayenesine ait tıbbi verilerin değerlendirilmesi gibi doktor raporu veyahut ta Tanık beyanlarında , Polis ifade kayıtlarında veya hastane kayıtlarında sürücünün alkole bağlı ayakta duramama, Sersem ve taşkın hareketlerinin varlığı , sarhoşvari hareketlerinin olması, Sendeleyerek yürüme, sarhoşvari konuşma , Sözleri ağızda geveleyerek konuşma gibi detaylı durumunu sunan daha somut delillerin olması ve belirtilmesinin yerinde olduğu; Dosya muhteviyatında bahsedilen somut delillere rastlanmadığından ; sigorta şirketinin iddiasının ispata muhtaç olduğu; sonuç olarak kazanın meydana gelmesine, münhasıran alkollü olmasının etkili olmadığı (adli tıbbi delillerin yetersizliği nedeni ile) kanaatine varılmıştır.Bu rapordaki aracın olay tarihindeki rayiç değeri, sovtaj değeri hesaplamaları da denetime uygun bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı, yukarıda alıntılanan emsal yüksek mahkeme kararları, denetime uygun bulunan 10.08.2023 tarihli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiş davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
1.246.838,00 TL alacağın 30.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, araç hurdasının davalı sigorta şirketine bırakılmasına, araca ait trafikten çekme belgesinin davacı tarafından davalı sigorta şirketine teslimine ,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 85.171,50 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.707,75 TL, tamamlama harcı olarak alınan 19.586,00 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 63.877,75 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından 80,70 TL başvurma harcı, 1.707,75 TL peşin harç, 19.586,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 21.374,45 TL yargılama gideri mahiyetindeki harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davacı yanca yapılan 11.200,00 TL bilirkişi ücreti, 226,45 TL tebligat, posta gideri ve diğer yargılama giderleri toplamı 11.426,45 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Ücr. Trf.'ne göre, 167.152,18 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
7------- Bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ------ Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/02/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!