WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/803
KARAR NO : 2024/293

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/12/2021
KARAR TARİHİ : 16/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilim uzun yıllardır tersanelerde taşeronluk yapmakta olup, tersane sektöründe yaptığı başarılı çalışmaları ile tanınan ve bilinen bir kişidir. Müvekkilim sektörde tanınırlığını ve bilinirliğini ticari kazanca dönüştürmek amacı ile evvelce tanıdığı----- ile 2018/ yılı Ocak ayında "... ----- " unvanlı şahıs şirketini kurmuşlardır. Hali hazırda ----- adresinde ticari faaliyetlerine devam eden "... -----unvanlı şahıs şirketi resmiyette ---- isimli kişinin eşi davalı ... adına kurulmuş olmakla birlikte iş bu şirketin %50 payı müvekkilime ait olup, %50'lik şirket payı ise diğer şirket ortağı ----- aittir. ------ tarafın davalı taraf ile aralarındaki sözleşmeye istinaden hak ediş bedelinden mahsup olunan toplam iş bedelinin %7'sine tekabül eden tutarların ------tarafından davalı tarafa ödenmiş olmasına rağmen iş bu bedelin %50'inde tekabül eden bedeller davalı tarafça müvekkilime ödenmemiştir. Davalı taraf ile ----- arasındaki anlaşmaya istinaden 19.01.2018- 06.12.2018 tarihlerinde gerçekleştirilen işlere ilişkin olarak -----tarafından her bir hak ediş bedelinin % 7'si karşılığı kesilen ve sonradan davalı tarafa ödenen hak ediş bedelinin % 50'sinin tespiti ve fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla müvekkilimin alacakları karşılığı şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı taraftan TAHSİLİNE, Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini" şeklinde talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "Öncelikle davacının hakkediş bedellerinden kaynaklanan alacağının ne olduğunun açıklattınlması ve bu açıklamaya uygun olarak da harç alınması gerekmektedir. Dava 1.000 TL'Iik alacak için açılmıştır. Harç da buna göre ödenmiştir. ... -----hakkediş kesintilerinden olan alacağının tespiti bu şirkete yazılacak bir dilekçeyle tespit edilebilecek niteliktedir. Öncelikle ----- müzekkere yazılarak ...hakkediş ödemlerinden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğunun sorulması ve gelen cevaba göre harcın tamamlatılmasını talep ediyoruz. Davacı dava dilekçesinde, ... adına kurulan ticari işletmenin asıl sahibinin ---- olduğunu, ... adına kurulmuş olan şirketin %50 payının davacıya, %50 payın da -----ait olduğunu öne sürmüştür. Davacı ile davalı ... arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı bizzat davacı tarafça da kabul ve ikrar edilmektedir. Davacı ile müvekkilimiz arasındaki ilişki, İş Kanunu hükümleri çerçevesinde kurulmuş bir hizmet ilişkisidir. Davacı müvekkilimizin ticari işletmesinde 03.12.2018 tarihinde işe başlamıştır. Buna ilişkin ------ müzekkere yazılarak sigorta kayıtları celp edildiğinde davacının müvekkilimiz yanında İş Kanunu kapsamında çalıştığı ortaya çıkacaktır. Çalıştığı süre içerisinde davacıya ücret bordroları düzenlenmiş ve maaşları ödenmiştir. Maaş bordrolarını dilekçemizin EK-1 nolu ekinde takdim etmekteyiz. Davacıya maaşları banka kanalıyla ödenmiştir. Esasen davacının maaş alacağından kaynaklanan bir talebi de yoktur. Gerek ücret bordroları gerekse bordro kapsamında maaşlarının ödenmiş olması davacıyla müvekkil arasındaki ilişkinin, iş Kanunu'ndan kaynaklanan bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Taraflar arasında herhangi bir ortaklık ilişkisi bulunmadığından davacının hakkediş ödemlerinden kalan bedelin tespiti ve tespit edilen bu bedelin %50'nin kendisine ödenmesine ilişkin talebin haklı ve hukuki gerekçesi yoktur. Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz iddialara dayanan taleplerin reddi gerekmektedir, avanın esastan reddine karar verilmesini,Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıdan tahsiline Karar verilmesini" şeklinde talep etmiştir.

RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Davalı ... ticari defterler ve kayıtlarının HMK 222. Maddesine göre lehine delil kabul edilebileceği, Davacı tarafın Ticari defter ve Belge ibraz etmediği (Defter Tutma Zorunluluğu olmadığını beyan etti), Adi ortaklık ilişkisinin ispatına yönelik olarak davacı tarafın tanık beyanı dosyada bulunmaktadır. Ancak söz konusu tanık beyanı dışında ortaklık iddiasını destekleyen başka bir husus dosya kapsamında tespit edilememiştir. Dosyanın mevcut hali itibariyle adi ortaklık iddiasının ispata muhtaç olduğu," şeklinde sonuç ve kanaatine karar verildiği beyan edilmiştir.

DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık, adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkindir.Borçlar Kanunu hükümlerine göre adi ortaklık sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması şekil şartı olmayıp ispat koşulu yönünden değerlendirme yapılmalıdır. Davacı taraf aralarında ortaklık bulunduğunu iddia etmekte, davalı ise bunu inkâr etmektedir.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle adi ortaklık, adi ortaklık sözleşmesinin niteliği, şekli üzerinde kısaca durulması faydalı olacaktır. Adi ortaklık, belli bir amacı gerçekleştirmek isteyen kimselerin bir araya gelerek oluşturdukları, ayrı bir kişiliği bulunmayan, kuruluş ve işleyişlerinde sıkı şekil kurallarına tâbi olmamaları ve basit bir yapıya sahip bulunmaları nedeniyle uygulamada sıkça karşılaşılan özel borç ilişkisi mahiyetindeki ortaklıklardır.
Bu nedenledir ki adi ortaklığa ilişkin düzenlemelere Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) özel borç ilişkileri bölümünde yer verilmiştir.
BK’nın 520. maddesinde “Şirket, bir akittir ki, onunla iki veya daha ziyade kimseler, saylerini ve mallarını müşterek bir gayeye erişmek için birleştirmeyi iltizam ederler.” düzenlemesi ile tanım bulan adi ortaklıkların madde metninden de anlaşılacağı üzere beş ana unsuru vardır: Sözleşme, şahıslar, ortakların katılma payları, ortak amaç ve bu ortak amacın gerçekleştirilmesi. İspat hususuna değinmek gerekirse; Davaya konu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddî hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur. İşte davaya konu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir (------ ). Hâkim, davada hangi çekişmeli vakıanın ispat edilmesi gerektiğini tespit ettikten sonra bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi sorusu ile karşılaşır; buna da ispat yükü denir. İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer ve yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis, kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu sebeple reddedilir (-----). Konu ile ilgili genel kural 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. Yine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin birinci bendi:
“(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”.hükmünü içermektedir.Nitekim aynı hususlar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2018 tarihli ve -----sayılı kararında belirtilmiştir.
Adi ortaklık sözleşmesi az yukarıda belirtildiği gibi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bir sözleşme olup, adi ortaklık ilişkisi mutlaka sözleşme temeline dayanır. Adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. Her ne kadar adi ortaklık ilişkisi herhangi bir şekle bağlı değilse de, bu kural geçerlilik şekli bakımından söz konusu olup, ihtilaf çıktığında adi ortaklık sözleşmesinin varlığını ispat yükü, adi ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer. Adi ortaklıkta yazılı sözleşme, geçerlilik koşulu değil, bir ispat aracıdır. HMK’nin 200/1. (Mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu (HUMK) m.288 ve 289.) maddesi gereğince; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 2.500TL’yi geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. (YARGITAY Hukuk Genel Kurulu --------- Bölge Adliye Mahkemesi-----Hukuk Dairesi'nin ---- esas ve ----- karar sayılı ilamında;
"Davacı ile davalılar arasında adi ortaklık bulunduğu iddiası ile dava açılmış olup, davalılarca adi ortaklığın varlığı kabul edilmemiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında, adi ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Adi ortaklık sözleşmesi geçerlilik yönünden herhangi bir şekle tabi olmayıp, sözlü yapılan adi ortaklık sözleşmesi geçerli ise de; inkarı halinde, bu ortaklığın varolduğunu ileri süren kişinin bu ortaklığı, uygulanması gerekli HUMK'nun 287-288 ve 290 maddeleri gereğince (yasal sınır aşıldığından) ispatı gerekir.Türk Medeni Kanunu madde 6 gereğince, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür."Dava konusu olayda, davalılar davacı ile arasındaki ortaklık ilişkisini reddettiğine göre; ispat yükü, bunu ileri süren davacı tarafa ait olacaktır.Kural olarak, adi ortaklık ilişkisinin geçerliliği herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak, ihtilaf çıktığında, adi ortaklık ilişkisinin varlığını ispat yükü iddia edene düşer. Bu iddiayı ileri süren taraf, adi ortaklık ilişkisi bir sözleşme olduğundan, iddiasını HMK. md.200 gereğince senet (kesin delil) ile ispat etmelidir.Taraflar arasında unsurları taşıyan adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığı anlaşıldığından, davacı bu iddiasını ispatlayamamıştır." şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ----esas ve ------ karar sayılı ve ---- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi'nin ----- esas ve-----karar sayılı ilamının yol göstericiliğinde somut olay incelendiğinde davalı ...’ nın ticari defterler ve kayıtlarının HMK 222. Maddesine göre lehine delil kabul edilebileceği, davacı tarafın Ticari Defter ve Belge ibraz etmediği, adi ortaklık ilişkisinin ispatına yönelik olarak davacı tarafın tanık beyanı dosyada mevcut olduğu ancak söz konusu tanık beyanı dışında ortaklık iddiasını destekleyen başka bir husus dosya kapsamında tespit edilemediği, taraflar arasındaki hukuki ihtilafın hallinde 6100 sayılı HMK nın 203. Maddesinde yer alan senetle ispat kuralının istisnası hallerinin (mevcut dosya kapsamında uygulama imkanının) bulunmadığı, buna mukabil davalı şahıs şirketinin temsilcisinin mahkeme huzurunda yemin ederek borcu kabul etmediği, yeminin kesin delil niteliğinde olduğu, sonuç olarak davacının adi ortaklık ve alacak iddiasının ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davada hükmolunün miktarın 2024 yılı kesinlik sınırı olan 28.700,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Zira ----- Bölge Adliye Mahkemesinin ----- Hukuk Dairesi'nin---- esas ve-----karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; " ... karar altına alınan miktarın yıllar itibariyle yeniden değerlendirme oranları nazara alındığında 2021 yılı istinaf kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL' nin altında kaldığı, dolayısıyla istinafa gelen davalı yönünden kabul edilen dava miktarı itibariyle mahkeme kararının tutar itibariyle kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından tarafça yapılan istinaf başvurusunun bu sebeplerle reddinin gerekeceği, kanunun bahşetmediği bir hakkın ise mahkemece taraflara verilemeyeceği, dolayısıyla yerel mahkeme kararında istinaf yasa yolunun açık olduğunun bildirilmesinin taraflar lehine kazanılmış hak doğurmayacağı üzere davalı vekilinin istinaflarının esastan incelenemeyeceği anlaşılmıştır. " şeklinde karar verildiği görülmüştür.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 59,30 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan bakiye 368,3‬0 TL' nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan 57,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 1.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
7-1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Dair, davacı vekilinin, davacı asilin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.