T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/742
KARAR NO : 2024/287
DAVA : Şirket Hisse devrinin İptali
DAVA TARİHİ : 24/11/2021
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Şirket Hisse devrinin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----mevcut %50 hissesini 2016 Mart ayında davalının yeğeni ---- devretmek zorunda kaldığını, kalan %50 hissenin kendisine yapılan baskı sonucu 14.06.2016 tarihinde ---- devretmek zorunda kaldığını, ----- şirketinin %100 hissesinin iradesi dışında ... alındığını, ----- üzerinde bulunan piyasa değeri ----- Kentsel dönüşüm inşaat projesinde ... dışında kimsenin işlem yapamaması nedeniyle şirket hisselerinin tamamının ---- 08.07.2016 tarihinde devredildiğini, ----- hisselerin tekrar kendisinden geri alınacağı endişesi ve ... baskısından kurtulmak için göstermelik olarak kendisine ait 1000 payın 950 payını kardeşi ------ devrettiğini, -----şirketin 950 payını 16.11.2016 tarihinde ... devrettiğini, 50 payın ise----- kaldığını, şirket üzerine kayıtlı bulunan----- projesinin ruhsat işlemlerinin ----- tarafından 2016 Kasım ayında tamamlandığını, bununla ilgili dekont ve evrakların sunulduğunu, davacılar -----yapılan baskı-alıkoyma neticesinde şirket hisselerinin tamamının tekrar ... devredildiğini, bu hususun ---- raporunun 165.sayfası 12.maddesinde ... herhangi bir bedel ödemeden ---- olan alacak faizine karşılık alındığı şeklinde tespite yer verildiğini, -----raporunu sonuç kısmının 192. Sayfası 18-19-20 ve diğer maddelerinde ----- toplam her şey dahil 19.291.665,07 TL ödeme yaptığını, ---- ise ----- faiz elde etmek amacıyla (tefecilik) 17.010.557,15 TL verdiğinin tespit edildiğini, buna göre ------ borcunun olmadığı, aksine 2.281.107,32 TL alacaklı olduğu tespitine yer verildiği, tefecilik nedeniyle -----Asliye Ceza .mahkemesinin----- Sayılı dosyasında sanık olarak yargılandığını, bunlara göre ---- ve ----- üzerinde bulunan ----hisselerini iradeleri dışında ve tefecilikten dolayı ödediği halde borçlu gösterilmek suretiyle devredildiğini, anılan nedenlerle dava konusu-----ile ilgili dava konusu hisselerin devir yapılmaması için tedbir verilerek Kararın ---- Noterler Birliğine gönderilmesini, ---- değerini koruyan 18.08.2016 tarih ve------ yevmiye numaralı kayıtlı bulunan Tapu hisselerinin tamamında kat karşılığı İnşaat yapma hakkı vardır şerhi kaldırıldığı takdirde şirket için telafisi imkansız zararlar meydana geleceğinden ilgili şerhin davalı tarafından kaldırılmaması için ----- Tapu Müdürlüğüne yazı yazılmasını, davalıya yapılan hisse devrinin iptali ile davalıya ait şirket hisselerinin tamamının davacılara devrine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının Savunma ve Karşı Talebi: Müvekkilin sahibi olduğu-----ile davacı ..., babası ----- ile kız kardeşi ----- hissedarı olduğu -----arasında -----adı altında kurulan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan taşeronluk ilişkisi nedeniyle hukuki uyuşmazlık bulunduğunu, ----- alt taşeron olarak ----- 370 adet daire yaptırdığını, karşılığında ------ ödemeleri gereken iş bedeline karşılık verilen çekleri ödemekten kaçındıkları, müvekkilinin yeğenine devrettikleri ------ hisselerini bedelsiz olarak tekrar geri almak için müvekkilini ölümle tehdit ettiklerini, ----- müvekkilinin ikamet ettiği sitenin kapısına 25.06.2016 tarihinde üçüncü kişileri göndererek para karşılığı tetikçilik yaptırdığını, olay sırasında iki kişinin yaralandığını, bu olay nedeniyle ... hakkında müvekkili ... ölümle tehdit suçundan ------.Ağır Ceza Mahkemesinin ----- Sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, -----proje inşaat sahasında kurulan şantiyeden ----- firmasına ait inşaat malzemelerinin çalındığını, bu nedenle müvekkilinin ... alacaklı olduğunu, davacıların iddia ettiği çeklerin müvekkilinin sahibi olduğu ----- şirketine taraflar arasında imzalanan inşaat işine istinaden verildiğini, buna ait ... imzasını taşıyan 08.07.2016 tarihli protokolün akdedildiğini, davacının ceza yargılaması üzerinden hareket ederek hukuk yargılamasına delil oluşturmaya çalıştığını ve nihayetinde huzurdaki mesnetsiz davayı ikame ettiğini, ... imzasını taşıyan 30.01.2017 tarihli protokole göre ------müvekkile gerek kat karşılığı inşat sözleşmesi gerekse diğer borçlarından ötürü devir ettiğini, devirden önce doğmuş ve doğacak borçlardan sorumlu olduğunu, şirketin ------ sitesi hissedarları ile akdetmiş olduğu inşaat sözleşmesinden doğan tüm hakların ve alacakların müvekkile ait olduğunu beyan ettiğini, bu protokolün imzalandığı sıralarda şirketin cebir ve şiddetle müvekkile devredildiğine dair o tarihlerde herhangi bir suç duyurusunun bulunmadığını, aksine ... dolandırıcılık nedeniyle birçok ceza dosyasından hüküm giydiğini, davacı iddialarının aksine müvekkilinin tefecilik suçunun mağduru olarak ----.Asiye Ceza Mahkemesinin -----. Sayılı dava dosyasında müşteki sıfatı ile yargılamanın devam ettiğini, anılan nedenlerle cevap dilekçesi ekinde geçen delil, dava dosyaları, takip dosyaları, savcılık dosyaları uyarınca haksız ve mesnetsiz ikame edilen davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesine talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davaya; ----- Ticaret sicil müdürlüğünün -----sicil numarasında kayıtlı olan ----- isimli şirkette hissedar olan davacıların hisselerini davalının tehdit ve korkutmaları ile davalıya devir edip etmedikleri, bu durumun kabul edilmesi halinde hak düşürücü sürenin geçip geçmediği, davalı adına olan hisselerin dava dilekçesinde açıklanan nedenlerden ötürü davacılar adına tesciline karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığına ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmaları yukarıda özetlenmiştir.
Mahkememizce tanıklar dinlenmiş deliller toplanmış alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti raporunda "...."1)Mahkeme salonunda yapılan incelemede dava dışı ----- ait Genel Kurul Toplantı ve Müzakere defterinin usulüne uygun olarak tutulduğu, 2015 ve 2016 yıllarına ait Yönetim Kurulu Karar Defteri noter açılış ara tasdikinin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiği, 2017 yılı Yönetim Kurulu Karar Defteri noter açılış veya ara tasdiki ile kapanış tasdikinin gerçekleştirilmediği, diğer anlatımla 2017 yılı yönetim kurulu karar defterinin noter tasdiklerinin gerçekleştirilmeden kullanılmaya devam edildiği, Sayın Mahkemenizin yetkilendirmesi ile -----.Asliye Ceza Mahkemesi kaleminde -----ait pay defteri mevcut 25 klasör içinde arandığı ancak tespit edilemediği,
2)Dava dışı ------ şirketinin 2016-2017 yıllarına ait ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla taraf beyanları gözetilerek ----- şirketi muhasebecisine mahkemenizce müzekkere yazıldığı, gelen cevabi yazıda şirkete ait ticari defterlerin kendisine bulunmadığı hususunun belirtildiği,
3)Somut uyuşmazlıkla ilgili defter incelemesi yapılamaması nedeniyle dosyada mübrez ----- raporunun incelenmek durumunda kalındığı, rapora göre 2012-2016 yılları arasında ... müşteki ------faiz elde etmek amacıyla toplamda 17.010.557,75 TL verdiği, karşılığında ----- ... toplamda 17.033.429,36 TL tutarlı geri ödeme yaptığı, tüm hususların birlikte değerlendirilmesi neticesinde -----. isimli şirketin aslen müştekiler ----- ait olmakla birlikte ... tarafından herhangi bir bedel ödenmeden müşteki ... olan alacağına (faiz karşılığı verilen paranın anapara ve faiz ödemesi) karşılık alındığını gösterdiği tespitlerine yer verildiği,
4)Borçlar Kanununda düzenlenmiş olan hak düşürücü sürenin geçmediği ancak korkutmanın koşullarının gerçekleştiğinin ispata muhtaç olduğu ve bu aşamada dosya kapsamı bakımından bunun gerçekleşmediği..." görüş ve kanaatinde oldukları görüldü. Bilirkişi heyetince her ne kadar hak düşürücü sürenin geçmediği şeklinde görüş bildirilmiş ise de bu görüş hatalı olup bilirkişi heyeti raporun 9. sayfasında davanın 03.05.2017 tarihinde açıldığını sehven yanlış bildirmiştir. Dava bu tarihte değil 24.11.2021 tarihinde açılmıştır.04/04/2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; "Mahkemenizin ara kararında belirtilen tarih ve saatte mahkeme salonunda hazır bulunulduğu ancak dava dışı -----ünvanlı firmanın yevmiye, kebir, envanter defteri ile muavin dökümlerinin hazır bulundurulmadığı, dosyaya celp edilen dava dışı firmaya ait pay defteri aslının incelendiği, pay defterinde yapılan kayıt ve düzeltmelerin kök raporda incelenen Genel Kurul Toplantı Müzakere Defteri ile Yönetim Kurulu Karar Defterlerinde alınan kararlara uygun olarak yazıldığı, iptal düzeltme işlemlerinin Ticari Defterlere ilişkin tebliğin 22.maddesine uygun olarak gerçekleştirildiği, ancak yevmiye- kebir defterlerinin ibraz edilmemesi nedeniyle pay defterinde yapılan iptal-düzeltme işlemlerinin ticari defterlerde yer alan rakamlarla örtüşüp örtüşmediği hususu ile buna bağlı olarak ticari defterlerin birbirini doğrulayıp doğrulamadığının tespit edilemediği..." görüş ve kanaatinde olduklarını belirtmişlerdir.Davacı davasında özetle 2017 yılının ocak ayı sonunda davalının kendisini tehdit etmesi nedeni ile hisseleri davalıya devretmek zorunda kaldığını bu nedenle tehdit etkisi ile gerçekleştirilen hisse devrinin iptali ile hisselerin yeniden adına tescilini talep etmektedir.Davacı tanığı duruşmada dinlenmiş 01.03.2023 tarihli duruşmada tanık "...Ben ---- şirketinde 2015 yılında işe başladım. Finans satış bölümünde çalışırdım. Bu şirket ... aitti. Şirketin mali durumu kötü olması nedeniyle ---- ... borç para aldı. 2015 yılının başında bu borcu aldığını duydum. Ben 2015 yılı Kasım ayında işe başladım. Sonrasında davalının baskıları ve davranışları nedeniyle davacı şirketteki bu hisselerini davalının yeğeni------- devretmişti, ancak ----- projesindeki davacı bağlantıları nedeniyle bu kişi şirketi tekrardan davacıya geçirdi. 2017 yılının Ocak ayı sonlarında silahlı 4 kişi iş yerine gelerek davacı ... zorla alıkoydu ve ----- isimli yere götürdüler bizde onların arkasında araba ile takip ettik. Yaklaşık 1 saat o kafede içeride kaldılar sonradan duyduk ki davacı şirketteki hisselerini ... devretmiş, ... davacı ... yakın arkadaşı olur, kafeye onu da çağırdığını duydum. -----kafeye girerken gördüm. Ancak ... görmedim. Davacı ... davalının hisselerini kendisinin elinden almasının önüne geçmek amacıyla bu hisseleri arkadaşı ... devretmişti. Davacı ... 2016 yılında davalıyı zaten şikayet etmişti. Bu olaydan sonra da kısa bir süre sonra ek bir dilekçe ile davalıyı bu olaydan dolayı da şikayet ettiğini biliyorum. Bildiğim kadarıyla bu hisse devri karşılığı davalı davacılara herhangi bir bedel ödememiştir. Ben yaklaşık 1,5 yıl öncesine kadar bahsi geçen bu şirkette çalışıyordum. Şimdi de davacı ... başka şirketinde çalışıyorum dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı vekiline davalıyı bu olaydan dolayı şikayet edip etmediği hususu sorulmuş davacı yan----- CBS'nin ---- soruşturma sayılı dosyasında davalıyı ek dilekçe ile şikayet ettiğini belirtmiştir. Mahkememizce bu dilekçenin sunulması için davacıya süre verilmiş davacının sunduğu müşteki ifade tutanağı incelendiğinde davacının 23.03.2017 tarihinde kolluk birimine dilekçe sunduğu görülmüştür. Söz konusu ifade tutanağı incelendiğinde ifadenin 2. Sayfasında sadece dava konusuna dair beyan olup tek bir satırda "... Ve bana baskı yaparak ----- isimli firmanın tüm hisselerini kendi adına ... isimli şahıs 31.01.2017 'de aldı." ibaresi olduğu görülmüştür. Davacının şikayetinde tanığın anlattığı hiçbir detay olmadığı görülmüştür. Keza bu olay nedeni ile davalı hakkında bu suçtan dolayı açılmış bir soruşturma veya kovuşturma da olmadığı görülmüştür.---- Asliye ceza mahkemesinin----- Esas ( yeni esası ----- Esas) sayılı dosyası celp edilmiş Müştekinin davacı ... olduğu, sanıkların ----- , ..., ------ olduğu suçun ise Malvarlığı değerlerinin meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak, Tefecilik Yapmak olduğu görülmüştür.----- Ağır ceza mahkemesinin ----- Sayılı dosyası celp edilerek incelenmiş bu dosyada huzurdaki davalı ... -----müşteki davacının sanık olduğu, müştekinin ifadesinde "... şuan bizde olan ---- firmasını ---- zorla almak istemektedir, biz bunu vermek istemiyorum, bu nedenle ------ tarafından tehdit edilmekteyim, aracının ismini verirsem bana ve çoluğumla çocuğumla zarar gelir, can güvenliğim için herahangi bir önlem alınmadığı için isim veremiyorum, beni ölümle tehdit eden ve elimdeki firmayı zorla almak isteyen ----- davacı ve şikayetçiyim, eğer bu firmam benden alınırsa zorla alındığı, tehditle ve baskı altında alındığnın bilinmesini istiyorum.." şeklinde şikayette bulunduğu ve tehdit suçundan huzurdaki davacı hakkında kamu davası açıldığı,------. Ağır ceza mahkemesinin------Esas, ----- karar sayılı kararında davacının tehdit suçunu işlediği kabul edilerek TCK'nın 106. Maddesi gereği hakkında 5 ay hapis cezası verilmiş ve hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. Verilen kararın 19.07.2022 tarihinde kesinleştiği UYAP sisteminden görülmüştür.
6098 sayılı TBK'nın 37. Maddesi " Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir.Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür." hükmüne haizdir.TBK'nın 39. Maddesi " Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır." hükmüne haizdir.
İradesi sakatlanan taraf sözleşmeyi iptal hakkını bir yıllık askı süresi içinde kullanmalıdır. İptal hakkı tek taraflı varması( ulaşması) gerekli bir irade bayanıyla kullanılır. İptal beyanının bir yıllık süre dolmadan karşı tarafın hakimiyet alanına ulaşması gerekir. İptal hakkı hukuki niteliği itibarı ile bozucu yenilik doğuran bir haktır. İptal beyanı hiçbir şekle tabi değildir. Şekle tabi bir sözleşme örtülü bir irade beyanı ile iptal edilebilir. İptal hakkı yenilik doğuran bir hak olduğu için bunun kullanılması şarta bağlanamaz. Her hak gibi bu hak da kötüye kullanılamaz, kullanıldıktan sonra bu haktan dönülemez. Türk Borçlar kanununun 39. Maddesinde tanınan iptal hakkı için tanınan bir yıllık süre hak düşürücü süredir. Bu süre korkutma durumu için korkutmanın ortadan kalktığı andan itibaren işlemeye başlar. Bir yıllık süre hak düşürücü süre olduğu için zamanaşımının durma ve kesilmesine ilişkin kurallar ilke olarak burada uygulanmaz. İptal hakkın ileri sürmek de bir hakkı ileri sürmek olduğundan hak sahibi burada TMK m2 ve TBK 34/1 e göre dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Sözleşmenin yapılmasından çok uzun bir zaman sonra öğrenilen bir yanılma veya aldatmaya dayanarak iptali ileri sürmek dürüstlük kurallı ile hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı düştüğü taktirde iradesi sakatlanan tarafa bu hakkı tanımamak gerekir. ( ----- Sayılı ilamında ".... 24/10/2008 tarihli pay devrinin ise korkutma/tehdit ile yapıldığı ileri sürülmüş olup, sözkonusu pay devrinin boşanma protokolünde yer aldığı nazara alındığında, tehdit ve korkutma halinin boşanma ve pay devrinden sonra da devam ettiğine dair hiçbir iddia ileri sürülmediğinden, belirtilen irade fesadı sebeplerine dayanılarak davanın TBKnın 31. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir iken açılmadığı, devrin ortaklar arasında yapıldığı gözönünde bulundurulduğunda, davanın 818 sayılı Borçlar Kanunun 126(4) maddesi hükmüne göre 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, devredilen payın, pay defterine kayıt tarihinden dava tarihi olan 20/06/2017 tarihine kadar 818 Sayılı BK'nın 126/4 maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenlerinin karşılandığı, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." belirtmiştir.-----BAM -----. HD-----. Sayılı ilamında "...Somut olayda korkutma (ikrah) yönünden yapılan değerlendirmede;Korkutma (ikrah), 6098 sayılı TBK’nın 37. (BK’nın 29.) maddesinde düzenlenmiştir. TBK’nın 37. maddesinde yer alan düzenlemeye göre; bir kimse, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. İkrah nedeniyle iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme, karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı açık veya örtülü bir irade açıklaması ile feshedilebilir. Ancak davacı her ne kadar dava dışı -----.... tehdit ve korkutması yoluyla adı dava dışı ------... ile beraber hareket eden davalıya şirket hisselerini devrettiğini iddia etmiş ise de ikrahın varlığına dair somut bir kanıt sunmamıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin asıl davaya ilişkin kararı ve gerekçeleri yerinde olup, davacının asıl davaya yönelik bütün istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir..." belirtmiştir.
---- BAM -----. HD-----. Sayılı ilamında "...Taraflar arasında imzalanan ortaklığı sonlandırma sözleşmesi gereğince ------faaliyet gösterdiği ve davalılar adına kayıtlı taşınmazın 4 yıl süreyle davacı tarafından kullanılmasına yönelik kira sözleşmesi yapıldığı, kira sözleşmesi gereğince fabrika binasının 01/01/2017 tarihinde tahliye edileceğinin kararlaştırıldığı, davacının bir müddet şirketi devralmadan önce şirkette çalıştığı dosya içeriğiyle sabittir. Bu hale göre davacının hissesini devraldığı----- devrine ilişkin koşulların 18/01/2013 tarihinde imzalanan ortaklığı sonlandırma sözleşmesi ile 30/01/2013 tarihli şirket hisse devir sözleşmesinde açıkça düzenlendiği, eldeki davanın ise davacının sahibi olduğu şirketin faaliyette bulunduğu fabrika binasının tahliyesini gerektiren 01/01/2017 tarihi sonrası olan 27/02/2017 tarihinde açıldığı, bu nedenle davacı tarafa eldeki davanın TBK'nın 28.maddesi gereğince 1 yıllık yasal süre içerisinde açılmadığı anlaşıldığından davanın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı bu nedenle usul ve yasaya uygundur. ..." belirtmiştir.Somut olayda davacı yan davalının kendisini tehdit etmesi nedeni ile 2017 yılının ocak ayında şirket hisselerini davalıya devrettiğini ileri sürmüştür. Bu suçtan dolayı açılmış bir soruşturma veya kovuşturma olmadığı, davalılar hakkındaki davanın tefecilik yapmak, Malvarlığı değerlerinin meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmaya ilişkin olduğu, her ne kadar davacı yana bu hususta tanık dinletmiş tanık detaylı beyanlarda bulunmuş ise de davacının bu olaydan dolayı davalıyı şikayet dilekçesinde tanığın anlatımlarının hiçbirinin yer almadığı, sadece davacının davalının kendisine baskı yaptığını belirttiği, tehdidin varlığına dair tanık beyanı haricinde bir delil olmadığı, diğer hakim hissedar olan ... bu hususta hiçbir beyanı ve şikayeti dahi olmadığı, esasen davacının da şirketin tüm hisselerinin diğer davacıya ait olduğunu, göstermelik olarak bu kişiye devir yapıldığını belirttiği, davalının davacıyı hisse devir sözleşmesi tarihinde tehdit ettiği kabul edilse dahi davacının davalıyı 23.03.2017 tarihinde şikayet ettiği, bu tarihte şikayet edebildiğine göre üzerindeki korkutma unsurunun kalktığının kabulü gerektiği, davanın ise 2021 yılında açıldığı görülmüştür. Taraflar arasında bir çok alacak verecek ihtilafı bulunmakta olup masak raporunda da karşılıklı verilen çek senetler vs incelenmiştir. Anlaşıldığı kadarı ile davacı yan tefecilik yaptığı iddia olunan davalıdan borç almış, davalının sahibi olduğu ----- isimli şirket ile ticari ilişkiye girmiş, ---- raporunda bu dava konusu şirket ile ilgili davacı lehine bir yorum ve tespit yapıldıktan sonra huzurdaki davayı açmıştır. Kaldı ki davacının da davalıyı bu şirket hisselerinin geri verilmesi hususunda tehdit ettiği ve yapılan kovuşturma sonucunda davacının mahkumiyetine karar verildiği de yukarıda anlatılmıştır. Kendisini tehdit eden bir kimseyi yetkili mercilere şikayet eden hatta bu kişiyi şirket hisselerinin geri verilmesi hususunda tehdit eden bir kimsenin üzerinden korkutmanın etkisinin geçtiğinin kabulü zorunludur.Nitekim bilirkişi kök raporunun 8. Sayfasında da hisse devrinin faizli para karşılığı devredilmiş olmasının tek başına korkutmaya dayalı irade sakatlığı sonucunu doğurmayacağı, 9. Sayfada da korkutmanın varlığına dair ispat külfetinin yerine getirilemediği belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı yukarıda anlatılan hususlar atıf yapılan emsal istinaf dairesi kararları, atıf yapılan doktrinsel görüşler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının söz konusu hisse devrini korkutma sonucu yaptığına dair tanık beyanı haricinde somut bir delil olmadığı, tanık anlatımlarının davacı şikayet dilekçesi ile de doğrulanmadığı, davacının korkutma sonucu hisseleri devretmiş sayıldığı kabul edilse dahi davacının bu olaydan dolayı davalıyı şikayet tarihi dikkate alındığında korkutmanın etkisinin ortadan kalktığının kabulü gerektiği, bahsedilen olayın ve şikayetin 2017 yılına ilişkin olduğu, davanın ise 2021 yılında açıldığı, TBK'nın 39. Maddesinde belirtilen sürenin hak düşürücü mahiyette olduğu bir bütün olarak değerlendirilmiş davanın bu nedenle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının bahsini ettiği olaydan dolayı davalıyı 23.03.2017 tarihinde şikayet ettiği, şikayet edebildiğine göre korkutmanın etkisinin ortadan kalktığının kabulü gerektiği, davanın 24.11.2021 tarihinde açıldığı görülmekle TBK'nın 39. Maddesi gereği davanın Hak düşürücü süre nedeni ile reddine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu harcın peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,
5-Davalı vekille temsil edildiğinden ve davacılar ihtiyari dava arkadaşı olduklarından yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan ayrı ayrı tahsili ile davalıya ödenmesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, tarafların yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!