WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/698 Esas
KARAR NO: 2024/70
DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 04/11/2021
KARAR TARİHİ: 08/02/2024

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA: Davacı vekili 04/11/2021 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 10.12.2019 tarihinden beri davalı şirketin münferiden temsile yetkili müdürü ve % 10 nispetinde pay sahibi kurucu ortağı olduğunu, şirketin mali anlamda dar boğaza düştüğü dönemlerde şirkete borç para dahi verdiğini, davalı şirketin diğer ortağı ----- rıza göstermemesi sebebiyle şirkete borç olarak vermiş olduğu bedellerle birlikte kar payını almadığını;Davacı müvekkilin şirket müdürlüğü görevinin hukuken devam etmesi, bu nedenle davalı şirkete karşı dava ikame etmesi halinde davalı şirkette temsil boşluğu ve menfaat çatışması oluşacağı gerekçesiyle -------- sayılı dosyası ile davalı şirketi temsil etmek üzere temsil kayyımı atanmasının talep edildiğini ve arabuluculuk görüşmelerinde temsil etmek üzere temsil kayyımı atanmasına karar verildiğini; Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, temsil kayyımı atanmasına ilişkin davanın halen derdest olduğunu davada verilecek kararın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini; Davacı müvekkilinin davalı şirketin diğer ortağı ---- tehditleri sebebiyle fiilen şirket müdürlüğü görevini ifa edemediğini, ----davalı şirket adresinde yer alan müvekkiline ait çalışma odasının ve imalathanenin kilidini değiştirmesi sebebiyle şirkete giriş dahi yapamadığını, bu hususta ---- numaralı dosyası ile müvekkilin iş ve çalışma hürriyetinin ihlal edildiği ve davalı şirket ortağı ---- onunla birlikte hareket eden şirket çalışanı --- tarafından müvekkiline tehdit ve hakaretlerde bulunulduğu gerekçesiyle şikayetçi olunduğunu;Davalı şirketin diğer ortağı----davacı müvekkilini şirketten uzaklaştırmak ve fiilen müdürlük görevini yaptırmamak suretiyle davalı şirketin içini boşalttığını mal kaçırdığını ve müvekkilinin davalı şirketten alacaklarını tahsil etmesini imkansız hale getirme kastıyla hareket ettiğini, uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile davalı şirketin menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiklerini;Müvekkilinin defteri kebir ve yevmiye defterlerinde kayıtlı ortaklık sıfatından kaynaklanan kar payı alacağı ve davalı şirkete borç olarak vermiş olduğu bedellerin tahsili hususunda anlaşma sağlanamaması sebebiyle eldeki davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu belirterek ihtiyati haciz talebimizin kabulü ile davalı şirketin menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla davacı müvekkilinin davalı şirketin ticari defterlerinde de kayıtlı bulunan kar payı ve davalı şirkete borç olarak vermiş olduğu şimdilik toplam 200.000,- TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettikleri ile dilekçeleri ekindeki -------- Tutanağı, Vekaletname görülmüştür.

CEVAP: Davalı vekilinin 18.01.2022 tarihinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Şirkete ait kredi kartı ve kredi kullanımı bulunmamasına karşın----şirketin genel müdürü olarak şahsi kredi kartlarını ve şahsi kredi ödemelerini ---- kaydettirdiğini ve karşılığında --- Hesabına aktardığını iddia ettiğini, Bu duruma ilişkin kayıtların defter-i Kebir kayıtlarında da açıkça mevcut olduğunu, kayıtlar incelendiğinde, kasa hesabının 2021 yılı başında 221.083,40 TL iken 30.09.2021 tarihinde 703.201,56 TL olduğunun görüldüğünü, fiili kasa sayımında böyle bir paranın bulunmadığının tespit edildiğini, böyle bir bedelin şirket hesabına nakit olarak kaydedilmiş olmasının ticari hayatta görülmesi mümkün olmayan şüpheli bir durum olduğunu, harcaması yapılmış ve ekstre borcu ödenmiş bir tutarın şirket hesabında nakit olarak kaydedildiğini ve şirketin ----- arttırılmış gösterildiğini, ----- sıfırlanmışken, şirketten herhangi bir alacağı ve borcu yokken, 01.01.2021 tarihinden sonra fiktif işlemlerle, yoğun bir şekilde, şahsi kredi kartı ekstreleri, şahsi krediler, çekler ve dövizler ile şirketi borçlandırdığını, genel müdür olarak rekabet yasağına tabi olan --- hangi ticari faaliyetlerde bulunarak kayıtlarda mevcut çek ve dövizi edindiğinin izaha muhtaç olduğunu, şirket faaliyetleri içerisinde farklı firmalar tarafından verilen ve şirket cirosu bulunan çeklerin davacı tarafından verilmiş gibi gösterilerek defter kaydı yapıldığını, şirketin cari alacaklarını ortaktan borç girişi olarak gösterdiğini, davacı tarafın da sunmuş olduğu kayıtlara göre, 17.09.2021 tarihinde 'şirkete borç verilen' ibaresi ile 50.000.- TLnin şirkete borç verilmiş gözüktüğünü ancak yine aynı kayıtlarda şirket kasasında yüklü miktarda para gözüktüğünü şirkete yapılan bu borçlandırma işleminin de gerçeğe aykırı olduğunun izahtan vareste olduğunu, ---- tarihinde, ana tedarikçi -----yetkilisinin alacaklı olduğunu ve şirketin ödeme yapmadığını belirtmesi üzerine, şirket ortağı ----tarafından şirketin---- tutarında ödeme yapıldığını bu tutarın ------ tarafından 'firma borç talep etmedi" ibaresi ile -----hesabına iade edildiğini, şirket kasa hesabında yüklü miktarda para gözükmesine rağmen bu ödeme alacaklı şirkete yapılmamış ve 300.000,- TL tutarındaki borcun ---- tarafından ödendiğini, davacı tarafın 01.09.2021 tarihinde ----verilen ödeme' ibaresi ile -------- tutarında havale işlemi gerçekleştirerek şirket hesaplarını boşalttığını, davacı tarafın fiktif gerçeğe aykırı işlemlerle şirketi kendisine borçlandırdığını kendisine ait tüm banka hesap kayıtları ve kredi kartı ekstre kayıtlarının şirket banka ve ticari defter kayıtlarının, sunulan kebir defterinde seri numaraları verilen çeklerin hangi bankaya ait olduğu belirlenerek davacıya ait ciro bulunmadığının tespitinin yapılarak karşılaştırmalı bir inceleme gerçekleştirilmesi gerektiğini, davacı tarafın kar payı alamadığına ilişkin beyanlarının da gerçek dışı olduğunu davanın ikame edildiği tarihte halen şirket müdürü olması nedeni ile tüm hesaplara sadece kendisinin erişimi bulunduğunu belirterek dosyanın teknik inceleme adına bilirkişiye tevdi edilmesini ve yatırmış olduğumuz teminatın arz ettiğimiz sebeplerle tarafımıza iadesini, davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının münferit yetkili olduğu davalı şirkete verdiği borç para ile kar payı alacağından doğan bedellerin tahsili istemine ilişkindir.Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; davacı ----- ilişkin borç karşılığı verdiği alacağı ve kar payı alacağı olduğunu iddia ettiği davalı şirket ise, davacının şirketin genel müdürü olarak müvekkili şirket defterlerindeki kayıtların fiktif olarak oluşturulduğunu, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür. Bilindiği üzere HMK'nın 266/1. maddesi hükmünde “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” denilmektedir. Nitekim bu hüküm gereği mahkememizce uyuşmazlığın çözümünde ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasına karar verilip 30.04.2013 tarihli bilirkişi kök raporu alınmıştır. Alınan bilirkişi raporunun gerekçesinde ve sonuç kısmında ‘2021 yılında borç alınan çoğu tarihlerdeki kayıtlarda kasa ve banka hesaplarında yeterli bakiye olduğu halde ortak ---- borç alındığı, ----adına alınan kredi ile makine alındığı, ---- yeterli bakiye varken ortak---- borç alınarak ---- ödendiği söz konusu bu tutarların toplamının 875.552,49 TL olduğu mahsubu halinde ise ortak ---- davalı şirkete borçlu olacağının rapor edildiği anlaşılmıştır.Davalı vekili 14.08.2022 tarihli rapora itiraz etmiş itiraz üzerine 25.03.2023 tarihli alınan ek raporda da yine benzer tespitlere yer verilmiştir. Davacı vekilinin ek rapora itirazları ve sunulan 28.02.2023 tarihli uzman görüşü ile raporlar arasında farklılıklar dikkate alınarak dosya yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmiştir. 08/01/2024 tarihli alınan bilirkişi raporunda kök ve ek rapor ile benzer şekilde ‘Dosyada mübrez davalı şirketin 2020-2021 yıllarına ait yevmiye kebir defterlerinin incelendiği, anılan defterlerin noter açılış kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde alındığı hususunun dosyada mübrez bilirkişi raporundan görüldüğü ancak işbu raporda ayrıntılarıyla incelendiği üzere davalı şirket ticari defterlerinde yer verilen kayıtların 1 seri nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde belirtilen belgelendirme, özün önceliği ve tam açıklama kavramlarına aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu nedenle davalı ticari defterlerinde yer alan özellikle ------yer alan kayıtların davacı iddialarını desteklemekten uzak olduğu, Davacının davalı şirket adına şahsi kredi kartı ile gerçekleştirdiğini iddia ettiği ödemelere esas fatura veya harcama belgelerinin davalı şirketin yevmiye defterleri ile dosya kapsamından tespit edilemediği, davacıya ait kredi kartı ekstrelerinde yer alan harcama kalemlerinde yer alan işlem açıklamalarının salt davacı iddiasını desteklemekte yetersiz kaldığı, zira ilgili harcamaların davalı şirket tüzel kişiliğini ilgilendirip ilgilendirmediği hususunun tespit edilemediği, Davacının dosyaya ibraz ettiği özel amaçlı inceleme raporunda belirtilen davacının 24.927,29 TL tutarlı kar payı alacağı olduğu yönündeki tespite iştirak edilemediği, kar payı hakkının alacak hakkına dönüşebilmesi için kar dağıtımı konusunda genel kurul kararının olmasının gerektiği, oysaki davalı şirketin kar payı dağıtımı ile ilgili herhangi bir genel kurul kararı almadığı, İşbu raporda ayrıntılarıyla yer verildiği üzere davacının davalı şirketten alacak talebinde bulunamayacağının rapor edildiği bu haliyle davacının borç olarak verdiğini iddia ettiği bedellerin dayanak belgelerini gösteremediği ve kayıtların fiktif işlemler olduğu sonucunu doğurduğu anlaşılmakla borç olarak verdiği paranın tahsili talebi yönünden ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.Davacı vekilinin kar payı alacağı talebine yönelik olarak limited şirketlerde şirketin kar elde etmiş olmasının, kendiliğinden limited şirket ortağına kar payı talep etme yetkisi vermeyeceği, şirket ortaklarına kar payı dağıtılabilmesi için, öncelikle ortaklara kar payı dağıtılması yönünde şirket genel kurulunca bir karar alınması gerektiği, TTK'nın 616 (1/e) maddesi uyarınca dava konusu edilen kâr payı ödenmesi talebinin şirket genel kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasında olduğu nitekim, davalı şirketin Ana Sözleşmesinin 12. maddesinde de ortaklara kar payı dağıtılabilmesi için, genel kurul kararına ihtiyaç olduğunun hüküm altına alındığı, davalı şirketin genel kurulu tarafından alınmış kar payı dağıtımına yönelik herhangi bir karar bulunmadığı, bu yönde bir karar olmadan mahkemenin şirket genel kurulu yerine geçerek ortağa kar payı vermesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kar payı talebi ve alacak talepleri yönünden ayrı ayrı REDDİNE,
2- Peşin alınan 427,60 TL harçtan, alınması gerekli 3.415,50 TL peşin harcın düşümü ile geri kalan 2.987,9‬0 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,
4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-1.320,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,
Dair; gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/02/2024