T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/475
KARAR NO:2024/62
DAVA: İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))
DAVA TARİHİ: 16/09/2019
KARAR TARİHİ: 07/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava konusu -------konut niteliğinde bağımsız bölüm üzerine davalı borçlunun davalı banka nezdinde --------- yılında kullandığı murabaha kredisi için ipotek verdiği, davalı borçlu murabaha kredisinin ödemesinin bittiğinde kendisine ipoteğin kaldırılacağı taahhüt edilmiş ise de kredi borcu bitmiş olmasına rağmen ipotek kaldırılmadığı, tarafların 05/12/2016 tarihli protokol ile eski kredi borcunu kapattıklarını ve ihtiyaç kredisi kapsamında yeni bir borç yaratarak borcu yenilediklerini iş bu nedenle de davacının bu borcunun sona erdiğini, ihtiyaç kredisi sağlanan yeni borç da ipotekle temin edilmediğini iş bu borcun yeniden yapılandırma protokolünde davacı müvekkilinin imzası bulunmadığı, davaya bakmakta Tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, davacının dava konusu taşınmazını konut amaçlı satın aldığı, davacı tarafın davalı borçlu ile davalı banka arasında kurulu ve bir tek fatura işlemi için taşınmazını ipotek verdiği, murabaha kredisi kullan davacıya davalı banka sadece -----yılında kullandığı bu kredi için ipotek verdiğini, davacının amacının davalı -------- ilelebet davalı bankadan kullanacağı kredilerin teminatı olarak vermek olmadığını, tapu müdürlüğünde ipotek tesis için gidildiğinde ise kendisine tapu memuru tarafından hazırlanmış olan ipotek akit tablosu imzaya sunulduğunu; davacı tarafın bu akit tablosundaki şartları bırakın anlamasını okuması bile sağlanmadığı, imza işleminin yaklaşık 5 dakika sürdüğü, hiçbir maddenin kendisi ile müzakere edilmediğini, sadece kendisine imzalaması gerektiği konusunda dayatma yapıldığını; taşınmazını iyiniyetli olarak sadece belirli bir kredi için (murabaha) ipotek vermiş olan davacının iyi niyeti davalı banka tarafından suiistimal edildiğini ve aldatıldığını, davacının ipotek akit tablosunda yer alan müşterek borçlu için getirilmiş tüm şartların dürüstlük kuralına aykırı ve------- kalması nedeniyle geçersiz olduğunu, davacı taraf sadece faizsiz olarak kullanılan murabaha kredisinin üst limitini 550.000,00 TL olarak belirlemiş, davacı da ipotek tesisi için bunu kabul ettiğini, bunun dışında davalı banka ile davalı borçlu arasında doğacak başka krediler veya borçlu dışında başka kişilerin taahhütleri bakımından bir sorumluluk altına girmediğini davacının ayni teminat kapsamında sorumlu olduğu murabaha kredisi de borçlu tarafından kapatılmış olduğundan davalı bankaya karşı hiçbir sorumluluğu kalmadığını, davacının ipotek borçlusu ile davalı banka arasında imzalanan ipotek akit tablosunda yer alan tüm davacı aleyhine olan hâksiz şart içeren maddelerin davacı bakımından TBK md. 20 ve devamı maddeleri uyarınca geçersiz olduğunu, dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu tespiti ve davacı bakımından uygulanmamasını gerektiğine karar verilmesini talep etmek gerektiğini beyanla, ------- konut niteliğinde --------- kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı-----vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ipotek resmi senedinin 10 maddesinde----- Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirtildiğini ve bunun aksine bir karar da alınmamış olduğundan dosyanın yetkili --------- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, dava konusu taşınmazın kaydına müvekkili banka lehine ipotek tesis edilmesinin temelinde müvekkili banka tarafından diğer davalı ------- Lehine verilen ticari nitelikli kredi bulunduğunu, davacının ise diğer davalının müvekkili bankaya doğmuş - doğacak tüm borçlarının teminatı olmak üzere taşınmazı üzerinde ipotek veren 3. Şahıs konumunda olduğunu, ipotek verenin şahıs, yada teminatın konut niteliğinde olmasının kredinin niteliğini değiştirmediğini, görevsizlik kararı verilerek dosyanın--------- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, Esasa ilişkin, davaya konu ipoteğin müvekkili bankanın ipotek akit tablosu kapsamındaki doğmuş ve doğacak bilcümle alacaklarının teminatını teşkil ettiğini, ipotekle temin edilen alacaklarına sona erdiği yönündeki iddiaların tümüyle gerçek dışı olduğunu, dava konusu ipotekle temin edilen alacakların tamamen ödendiği yönündeki iddianın davacı tarafından yazılı delille ispatlanması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ---- cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davalı ------ arasında imzalanan kredi sözleşmesinden kaynaklı kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzalayan ve ---------vasıflı taşınmazı bu kredi sözleşmesi nedeni ile ipotek ettiren davacının kredi sözleşmesinden kaynaklı borcunun olup olmadığı, davalı----- tarafından kredi borcunun tamamının ödenip ödenmediği, bu borcun yenilenip yenilenmediği, ipoteğin kaldırılması talebinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.Davacı davasını tüketici mahkemesinde ikame etmiş bu mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize tevdii edilmiştir. Davacının taşınmazını ipotek ettirdiği kredi sözleşmesinin davalı banka ile diğer davalı şirket arasında düzenlendiği, ticari kredi söz konusu olduğu görülmekle mahkememizin görevli olduğu açık olup görevsizlik kararı yerindedir. Bu nedenle mahkememizce tahkikat işlemlerine geçilmiştir.
Davacı davasını ipotek lehdarı banka ile birlikte diğer davalı şirkete de yönetmiştir. --------Sayılı ilamında "....Somut olayda; dosya içerisindeki tapu kayıtlarına göre dava konusu ---- parsel sayılı taşınmaz üzerinde ------ lehine ipotek şerhinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki; dava, ipotek lehdarı olmadığı halde ----- mirasçıları aleyine yöneltilmiş olup, ipoteğin kaldırılması davası ipotek lehdarına karşı açılabileceğinden davalılara husumet yöneltilerek sonuca gidilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken..." belirtmiştir.İpoteğin kaldırılması istemi ipotek lehdarına yöneltilmelidir. Davacının davasını ipotek lehdarı banka ile kredi asıl borçlusu şirkete de yönelttiği, kredi borçlusu şirketin ipotek lehdarı olmadığı, bu davada pasif husumet ehliyeti olmadığı görülmüş bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı safahatta alınan bilirkişi raporlarından sonra bakiye borcu varsa depo kararı verilerek ipoteğin fekkini talep etmiştir. -------- ilamında "...Dava ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı tarafından ipotekle temin edilen kredi borcuna karşılık 163.015,00 TL ödeme yapıldığı kabul edilmiş ancak borcun tamamının 315.255,48 TL olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu ipotek üst sınır ipoteği (azami meblağ ipoteği) olduğundan, asıl alacak, faiz, icra takip gideri ve taraflarca kararlaştırılan diğer ferilerden oluşan toplam borç miktarının bu limiti aşması mümkün değildir. Dava konusu ipotek akit tablosunda, doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatı olmak üzere gayrimenkulün, teferruatı ile birlikte 300.000,00 TL’ye kadar davalıya ipotek edildiği, üst sınır ipotek sorumluluğunun miktarla sınırlı olduğu hususu dikkate alınmaksızın, davalının ipotekli taşınmazdan talep edebileceği toplam alacak miktarının 315.255,48 TL olduğunun belirtilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca davacı tarafından, mahkemece belirlenen borç miktarının yatırılmasının talep edilmesi halinde, kalan borç bedelinin depo edilmesine karar verilmesi gerektiğinden, bakiye borcun yatırılması halinde ipoteğin fekkine karar verileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekir." belirtmiştir.--------Bu haliyle ipotek, teminat (üst sınır ipoteği) ipoteğidir. Türk Medeni Kanununun 851. ve 881. maddelerinde ifadesini bulan azami meblağ (üst sınır) ipoteğinde alacağın ulaşacağı miktar önceden belirsiz olduğundan taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda gösterilen limitle sınırlanabilir. Türk Medeni Kanununun 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, gecikme faizi, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan borcun toplam miktarının bu limiti aşması olanaklı değildir. Bu kural uyarınca üst sınır ipoteğinde alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. Bu şekilde rehin edilen alacağın tutarı değil, ipotekli gayrimenkulün sorumlu olduğu üst miktar belirlenmektedir. O halde teminat, alacağı ve alacaklı icra takibi yapmışsa takip giderleri ile temerrüt faizlerini, üst sınıra kadar sınırlamaya tabi olmaksızın sağlamaktadır. Bu bakımdan üst sınır ipoteği kurulurken akit tablosuna üst sınır belirlenmesi yapıldıktan sonra "bu meblağa ilaveten" denilmek suretiyle ilave yapma olanağı bulunmamaktadır. Yapılsa da geçerli sayılmaz. Kısaca, ipoteğin üst sınır ipoteği olması durumunda borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Diğer taraftan taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur." belirtmiştir.-------- Somut olayda; incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden 03.12.2015 tarihli resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin, ileride gerçekleşecek veya gerçekleşmesi muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği görülmektedir. Bu haliyle ipotek, azami meblağ (üst sınır ipoteği) ipoteğidir. Türk Medeni Kanununun 851 ve 881. maddelerinde ifadesini bulan azami meblağ (üst sınır) ipoteğinde alacağın ulaşacağı miktar önceden belirsiz olduğundan taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda gösterilen limitle sınırlanabilir. Türk Medeni Kanununun 875.maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, gecikme faizi, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan borcun toplam miktarının bu limiti aşması olanaklı değildir.------- kararında da yukarıdaki kural benimsenmiştir. Bu kural uyarınca üst sınır ipoteğinde alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. Bu şekilde rehin edilen alacağın tutarı değil, ipotekli gayrimenkulün sorumlu olduğu üst miktar belirlenmektedir. Kısaca, ipoteğin üst sınır ipoteği olması durumunda borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Bütün bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yukarıda belirtilen ilkelere göre bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, borç miktarı bu ilkelere göre saptanmalı, bulunacak miktar davacı tarafından depo edilirse ipoteğin terkinine, aksi halde şimdiki gibi davanın reddine karar verilmelidir." belirtmiştir.
TMK'nun 851 ve 881. maddelerinde ifadesini bulan muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde, borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan, taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırılmıştır. TMK'nun 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşması mümkün değildir--------- Üst sınır (limit) ipoteği sadece ipotek akit tablosunda belirtilen limit kadar alacağı teminat altına almış olup alacaklı ancak bu limit kadar ipotekli takip yapabilir. Taşınmazı üzerinde limit ipoteği kurulan üçüncü kişinin, aynı zamanda kredi sözleşmesinde kefil olması, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte ipotek limiti ile sorumlu olduğu ilkesini değiştirmez. Zira borcun teminatı olan taşınmazın sorumluluğu limitle sınırlıdır----------Her ne kadar davacı yanca kredi borcunun yenilendiği, yenileme nedeni ile kredi borcundan mesul olmadıklarını ileri sürmüş ise de 28.02.2021 tarihli raporda tespit edildiği üzere bankacılık uygulamalarında yeniden yapılandırma yeni bir kredi ilişkisi olmayıp aksayan kredilerin düzenli bir şekilde ödenmesi için yapılan refinansman kredileridir. Yapılandırma sırasında davalı şirkete nakit bir ödeme yapılmadığından bu işlemin refinansman kredisi olduğu dolayısı ile davacının borçtan mesul olmadığı yolundaki beyanların yersiz olduğu sonucuna varılmış bu itirazlara itibar edilmemiştir. Takip talebinde teminat mektubu ve çek depo talebi de mevcut olup taraflar arasında düzenlenmiş olan --------- bedelli 1. Derece olarak düzenlenen ipotek resmi senedinin 2-şartlar bölümünün 1 ve 2. Maddesinde belirtilen şartlar doğrultusunda ipoteğin nakdi ve gayrınakdi kredilerin teminatını teşkil etmek üzere verildiği anlaşılmıştır. Nitekim bu durum ------ tarihli bilirkişi heyeti raporunun 8. Sayfasında belirtilmiş keza bu heyetten alınan 15.05.2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun 3. Sayfasında ipotek resmi senedi aynen alıntılanmıştır. Davacının rapora bu yönü ile itirazları yersiz olup itibar edilmemiştir. ---- tarihli bilirkişi heyeti raporunda tespit edildiği üzere davalı şirketin davalı bankaya olan borcu takip tarihi itibarı ile 827.295,45 TL olup takiple dava arasında yeniden yapılandırma nedeni ile kısmı tahsilatlar yapılmıştır. Davalı şirketin kredi borcunun 550.000 TL nin üzerinde olduğu, davacı yanca davalı bankaya yapılmış ödemeler toplamının 82.126,00 TL olduğu banka dekont örneklerinden anlaşılmıştır. Nitekim bu hususa bir itiraz da olmamıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere TMK'nun 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşması mümkün değildir ------ Üst sınır (limit) ipoteği sadece ipotek akit tablosunda belirtilen limit kadar alacağı teminat altına almış olup alacaklı ancak bu limit kadar ipotekli takip yapabilir. Taşınmazı üzerinde limit ipoteği kurulan üçüncü kişinin, aynı zamanda kredi sözleşmesinde kefil olması, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte ipotek limiti ile sorumlu olduğu ilkesini değiştirmez. Zira borcun teminatı olan taşınmazın sorumluluğu limitle sınırlıdır. Davacının ipotek resmi akdinde davalı bankaya karşı olan sorumluluğu azami 550.000 TL olup davacının davalı bankaya yapmış olduğu kayıtlı ödemeler toplamının ise 82.126,00 TL olduğu görülmüştür. Burada neden diğer davalının bankaya olan kredi borcunun belirlenmesi için bu kadar uğraşıldığı sorusu akla gelebilir ise de gerekçeleri esasen yukarıdaki içtihatlarda belirtilmiştir. Kredi asıl borçlusunun davalı bankaya olan güncel borcu şayet ipotek teminat limitinin altında olması durumunda ipotek verenin de bankaya karşı olan borcu bu miktarı aşamayacağından bu bedelin ipotek limitinin altında olması halinde bu bedelin depo ettirilmesi gerekmektedir. Nitekim yukarıdaki içtihatlarda da teminat, alacağı ve alacaklı icra takibi yapmışsa takip giderleri ile temerrüt faizlerini, üst sınıra kadar sınırlamaya tabi olmaksızın sağladığı belirtilmiştir. Neticede davalı kredi borçlusu şirketin kredi borcu teminat limiti üzerinde olduğundan davacı asilin davalı bankaya olan sorumluluğu en fazla ipotek üst limitine kadardır. Davacının kayıtlı ödemeleri de dosyada mübrezdir. Mahkememizin 29.11.2023 tarihinde icra edilen 12. Celse duruşma zaptının 1 nolu ara kararı ile " Yapılan incelemede davacının kredi borcu için taşınmazını üst sınır ipoteği ettirdiği, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borcun yapılandırıldığı ve kredi asıl borçlusu şirket tarafından da kısmi ödemeler yapıldığı, takipte BK 100 gereği yapılan ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara yapılmış sayılacağı düzenlemesi olduğu ancak ipoteğin üst sınır ipoteği olması nedeni ile davacının borcunun en fazla ipotek bedeli olan 550.000 TL ile sınırlı olması, kredi asıl borçlusunun icra takip dosyası harici davalı bankaya yaptığı ödemelerin mahsubunun mümkün olmaması,çünkü bu davalının davacı aksine temerrüdün hukuki sonuçlarından ( temerrüt faizi, icra takip giderleri, vekalet ücreti vs. ) da mesul olması, davacı taşınmaz malikinin yapmış olduğu belgeli ödemeler toplamının 82.126,00 TL olduğu görülmekle davacı taşınmaz malikinin sorumlu olduğu alacak miktarının 467.874,00 TL olduğu anlaşılmakla, davacı vekiline bu bedeli mahkeme veznesine depo etmek üzere 2 hafta kesin süre verilmesine, aksi halde mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına ( İhtar edildi) .." şeklinde ara karar oluşturulmuş davacı yanca tespit edilen bedel mahkeme veznesine depo edilmiştir.Davacının davalı bankaya karşı açtığı dava yargılama sırasında bakiye borcu mahkeme veznesinde depo etmesi nedeni ile kabul edilmiştir. ----------ilamında "...Dava tarihi itibariyle ipotek borcu mevcut olup davacı tarafından borcun ödendiği ispatlanamamıştır. Mahkemece ipotek bedeli depo ettirilmek suretiyle ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla davalılar davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken davalı tarafa yükletilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir..." belirtmiştir.
-------ilamında "....Mahkemece iddia, cevap ve toplanan deliller doğrultusunda kredi sözleşmesi çerçevesinde dava dışı şirket elinde halen 12 adet çek bulunduğu, bu çeklere ait kanuni garanti tutarının 7.200.TL olduğu, bu miktardan dava dışı ------ tarafından yatırılan tutar düşüldükten sonra kalan kısmın davacı tarafça depo edildiği, bu nedenle ipoteğin kaldırılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Bir davadaki alacak ve borç durumu ile dava sonucunda hükmedilecek vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin kime yükleneceği dava tarihindeki haklılık durumuna göre belirlenir. Somut olayda dava açıldığı tarihte davacının vermiş olduğu ipotekten dolayı davalıya borçlu olduğu, dava sırasında borcun ödenmesi nedeniyle ipoteğin kaldırıldığı böylece davalının haklılığı ve dava açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu yön gözetilmeden davalının vekalet ücretinden ve yargılama giderinden sorumlu tutulması doğru görülmemiştir..." belirtmiştir.Netice itibarı ile davacının dava tarihi itibarı ile davalı bankaya borcu bulunduğu, davalının davaya karşı koymakta haklı olduğu, yargılama sırasında davacının bakiye borcu depo etmiş olması nazara alınarak davalı yan yukarıda alıntılanan emsal yüksek mahkeme kararları gereği yargılama gideri ve vekalet ücretine mahkum edilmemiştir.Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davalı banka yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, yukarıdaki gerekçe ile yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmış yine yukarıdaki gerekçelerle davalı yan vekalet ücretine mahkum edilmemiş, diğer davalı yönünden de gerekçeleri yukarıda izah edildiği şekilde pasif husumet yokluğu nedeni ile red kararı verilmiş, davacı tarafça yatırılan depo bedelinin ülkedeki yüksek enflasyon ve kararın kesinleşme sürecinin uzaması ihtimaline binaen tarafların mağdur olmaması adına en yüksek faiz getiren vadeli bir hesapta nemalandırılmasına karar verilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığıüzere ;
1-Davalı ------ yönünden ; Davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE,
2- Diğer davalı banka yönünden ; Davanın KABULÜ İLE;
A-Davacıya ait ------ numaralı bağımsız bölüm sayılı taşınmaz üzerindeki ------ yevmiye sayılı İPOTEĞİN FEKKİNE,
B-Davacı tarafça ----- tarihinde depo edilen ---- karar kesinleştiğinde nemaları ile birlikte davalı Bankanın ipotek alacaklısı olduğu ------ dosyasına aktarılmasına,
C-Davacı tarafça 11.12.2023 tarihinde depo edilen 467.874 TL'nin en yüksek faiz getiren vadeli bir hesapta nemalandırılması için bankaya müzekkere yazılmasına, bu hususta hesap açılmasına, karar gereği için dosyanın Yazı İşleri Müdürüne tevdiine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 37.570,50 TL nispi harçtan, tamamlama harcı olarak alınan 9.392,62 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 28.177,88 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından 54,40 TL başvurma harcı, 9.392,62 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 9.447,02 TL yargılama gideri mahiyetindeki harcın davacı üzerinde bırakılmasına,
5- Davalı banka tarafından yapılan 2.000 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı bankaya ödenmesine,
6-Davacı yanca yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Gerekçede açıklanan nedenlerden ötürü davalı banka yönünden davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Davalı ------ şirketi vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,
9-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.07/02/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!