WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/142
KARAR NO : 2024/327

DAVA : Alacak( satım sözleşmesinden dönme nedeni ile)
DAVA TARİHİ : 07/05/2020
KARAR TARİHİ : 05/06/2024

DAVA : Alacak ( satım sözleşmesinden dönme nedeni ile) ve Manevi tazminat
DAVA TARİHİ : 07/05/2020
KARAR TARİHİ : 05/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
MAHKEMEMİZ ----- ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde ekinde bulunan temlik sözleşmesi kapsamında dava dışı ----- Firmasının davalılardan olan 1010 (binon) adet şezlong alacağı müvekkili ... tarafından temlik alındığını, temlik konusu alacağın ---Tarafından imal edilen 1010 (binon) adet şezlong satın alındığını, bunun için ekte yer alan faturalarla ödeme yaptığını, 1010 adet şezlongun ayıplı çıktığı için ----- mutabakatı ile yerine işbu davaya konu 1010 (binon) adet şezlongun ayıptan ari olarak verilmesinin davalılarca taahhüt edildiğini, temliğe konu satın alınan (ayıp nedeniyle yeni verilen) şezlongların gemiye yüklendiğini, gemide kullanılmaya başlandığını ve kısa süre içinde şezlongların kasasında, boyasında, kaynak yerlerinde, kullanılan vidalarda ayıplar, boyalarda dökülme, vidalarda paslanma, filelerde yırtılma olduğunu, söz konusu mallarda herhangi bir ayıp olup olmadığının teslim alım esnasında davacı-alıcı tarafından gözden geçirilmiş ve olağan bir gözden geçirilme ile anlaşılamayan ayıpların kullanım ve zaman ile ortaya çıktığını, ayıplı malların müvekkili tarafından gemiden indirilerek halen ----- Limanı'nda bir depoda muhafaza edildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227. Maddesi gereğince müvekkilinin sözleşmeden dönme ve davalılara ödenen meblağın kendisine iadesini talep ettiğini, taraflar arasında arabuluculuk görüşmesi olduğunu fakat anlaşma sağlanamadığını, sözleşmeden döndüklerinin tespitene,davaya konu şezlongların nedeniyle davalılara yapılan ödemeden şimdilik 100.000 TL'lik ticari-reeskont faizi ile ve davalı satıcı ve üreticinin kusurları-sorumlulukları oranınca müvekkiline ödenmesine, yargılama giderlerinin kusurları-sorumlulukları oranınca davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin aynı olay ve aynı hukuki sebebe dayalı olarak bu dava ile tarafları aynı olan bir davanın -----Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Esasında kayıtlı dosyasında daha evvel açmış olduğunu, aynı konuda açılmış ve konusu ve tarafları aynı olan dava var iken 2. davanın açılmasının mümkün olmadığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, HMK 114 gereğince dava şartı yokluğundan öncelikle bu davanın red edilmesi gerektiğini, davayı kabul etmediklerini, müvekkilinin davacı şirkete doğrudan bir satışı, anlaşma ve görüşmesi olmadığını, müvekkili şirketin dava dışı bir şirket ile anlaşarak bir takım mal üretimi yaptığını, dava dışı şirketin bu malları kontrol edip müvekkilinin fabrikasından teslim aldığını, davacı şirket ile hukuken muhatap olmadıklarını, müvekkili şirkete karşı davacı şirketin dava açma hak ve yetkisi olmadığını, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü miktarda bir mal alışverişi olmadığını, dava dışı şirkete teslim ettiği ve dava dışı şirket tarafından kontrol edilip alıp beğenilen malları davacı şirkete verdiği düşünülse dahi müvekkilinin kendisine verilen talimat ve esaslara aykırı, istenilen ve şifahen anlaşılan teknik nitelikleri haiz olmayan ayıplı bir üretimi asla olmadığını, işbu davanın huzurdaki mahkemede açılmasının mümkün olmadığını, yetkili mahkemenin müvekkilinin bulunduğu yer olan ----- Mahkemeleri olduğu, yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebinin haklı olduğu varsayılsa bile usulünce ve süresinde bir ayıp tespiti ve ihbarı yapılmadığını, hak düşürücü süre sebebi ile davanın reddi gerektiğini, süre geçip zamanaşımı dolduktan sonra bu dava açıldığını ve zamanaşımı ile hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, mallardaki ayıbın ne olduğu, neye göre ve hangi anlaşmaya göre ayıplı kabul edildiği, ayıbın nasıl tespit edildiği ve davaya konu malların hangi şartlarda nakil ve teslim edildiği, nasıl kullanıldığı, halen nasıl muhafaza edildiğinin de hukuken geçerli şekilde ispatlanması gerektiğini, davacının talebe hakkı olmadığını, sunulan sebeplerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

CEVAP :Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın----- ihbar edilmesi gerektiğini, tüm malların diğer davalı tarafından üretilerek garantili bir şekilde satıldığını, garanti ile ilgili ya da ayıpla ilgili muhatapların malın üreticisi konumundaki diğer davalı ve ara satıcı olan ve davaya dahili gereken ----- şirketi olduğunu, 27.08.2019 tarihli faturaya dayalı talepler hakkında müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, üretici ile garantör konumundaki ara satıcı ----- davaya dahil edilerek yargılama devam edilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davanın hak düşürücü süreler ve zamanaşımına uğraması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın kanuni süre içerisinde gerekli incelemeleri yaptırmadığı, süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafça dava dilekçesinde iadesi için belirtilen tutarların tamamının şezlong için ödenmediğinden aşkın tutarın davada dikkate alınmaması gerektiğini, müvekkilince 1010 adet şezlongun ayıptan ari olarak verilmesine ilişkin verilen bir taahhüt bulunmadığını, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının vakıalara ilişkin açıklamalarının söz konusu hasarların uygunsuz kullanımdan ileri geldiğine delil oluşturduğunu, ürünlerin niteliği ve kullanım alanı gereği yıpranmaya daha açık ürünler olduğundan kullanma ile yıpranma payının da daha hızlı gerçekleştiğini, huzurdaki olayın da buna dayalı olduğunu, davacı tarafın dava konusu şezlongların –----- Limanı’nda bir depoda muhafaza edildiğini belirttiğini, malların alımı ve üretiminden diğer davalı ile birlikte sorumlu olması gereken ara satıcı konumundaki ------davaya dahil edilmesini, müvekkili yönünden sıfat itirazının kabulüyle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN ---- ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ------ ESAS SAYILI DOSYASINDA

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil davacı taraf, dünya çapında öde gelen ----gemi firmalarına, mega yatlara gemi tasarım, mimari, iç mimari, önorım dizayn yapım hizmeti veren sektörde tanınan saygın firma olduğunu, davalı ---- Şirketinin aracılığıyla, ----Şirketi tarafından imal edilen 930 adet ---- şezlong --- satın alındığını, geçmişte de alımlar yapıldığını buna istinaden güvenden dolayı davalı ---- şirketi ile yazılı anlaşma yapılmadığını, şezlonglar gemiye yüklendiğini ve kullanmaya başlandığını, kısa süre içinde şezlonglarda boya dökülmesi, vidalarda paslanma, file ayıpları olduğunu, davalı ---- Şirketi tarafından üretici ----- Şirketine bildirmiştir, yapılan ödemeden 50.000 TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari - reeskont faizi ile ve davalıların kusurları oranınca davalılarca ödenmesini, davacının kişilik hakları zedelenmiş olmakla 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile ve davalıları n kusurları oranınca davalılarca ödenmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretini karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

CEVAP :Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız olduğunu ve reddinin gerektiğini, bu davadan daha önce ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----Esasında kayıtlı dasya ile dava evvel açıldığını, dolayısı ile aynı konuda açılmış ve konusu ve tarafları aynı olan dava var iken 2. Davanın açılması mümkün olmadığını, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, HMK 114 gereğince dava şartı yokluğundan davanın red edilmesini, davanın mahkemenizde açılmasının mümkün olmadığını, yetkili mahkemenin müvekkilinin adresi olan ----- Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

CEVAP :Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ----- Asliye Ticraet Mahkemesi ---- Esas sayılı dosyası incelenerek derdestlik nedeniyle davanın usulden reddini, adil yargılanma hakkının ihlal edilmemesi ve silahların eşitliği ilkesi uyarınca iddia ve savunmanın genişletilmesi hususları değerlendirilerek eğer deliller sunulmuş ise dava dilekçesinin tarafımıza kanuna ugun olarak delillerle birlikte tebliğini, deliller sunulmamış ise HMK m. 318 ve 319 uyarınca davanın yalnızca davacının ibraz ettiği kadarıyla mevcut deliller ile değerlendirilmesini,---- davaya dahilini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine yükletilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava ticari satım sözleşmesine konu olan şezlongların ayıplı çıkması nedeni ile TBK'nın 227. Maddesi gereği sözleşmeden dönme ve verilen paranın iadesi istemine ilişkindir. Davacı asıl davada temlik eden-----... Firmasından temlik aldığı satıma konu 1010 adet şezlongun ayıplı çıkması nedeni ile talepte bulunmuş birleşen davada ise satıcı -----.. Şirketine ürettirdiği 930 adet şezlongun ayıplı çıkması nedeni ile sözleşmeden dönme , verilen paranın iadesi ve manevi tazminat talep etmiştir.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış tanıklar dinlenmiş, davalı ----- yetkilisinin isticvap beyanı alınmış, bilirkişi heyetind en raporlar alınmıştır.
19/10/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "...1- Kullanım alanından bağımsız olmak üzere (yoğun deniz suyuna maruz kalmasa bile) boyaların kalkması; tamamen Aluminyum malzemenin, boya öncesi hazırlığının iyi ve gerektiği gibi yapılmadığı boya uygulama prosesinde eksikler olduğu için olup tamamen üretim hatasıdır ve gizli ayıptır.
2- Kullanılan bağlantı elemanlarının (cıvata vb.) uygun koruyucu yağ ile kaplanmadan kullanılması sonucu korozyon oluşmuştur. Kullanım yeri ve şartları nedeniyle, deniz suyu/buharı korozyonu hızlandırmış ve korozyon miktarını arttırmıştır.(Ürünlerdeki boyanın soyulması, kabarması ve bağlantı elemanlarının korozyona uğraması olayının (ayıbın) , davacının, üretici/dağıtıcıdan sipariş teslim almadan sonra, 2 günde yapılacak makul incelemelerle tespiti yapılamaz. Zira; bu tür üretim hataları ilk basta gözle görülemediği gibi basit incelemelerle de tespit edilememekte ancak kullanımı esnasında ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle gizli ayıptır. )
3- Kullanılan Aluminyum alaşımının, bağımsız ekspertiz raporlarından çıkan kimyasal analizler sonucu yoğun deniz suyu/ buharına maruz kalabilecek uygun alaşım olmadığı anlaşılmıştır. Kullanılan malzeme kullanım amacına uygun değildir.
4- Kullanıcının saklama yöntemlerinden kaynaklı bir hata bulunmamaktadır. Keza dava dosyasında bulunan resimlerden de anlaşılacağı üzere, boyaların kalkması çizik vuruk sebebi ile değildir.
5- Dava konusu 1010 (binon) adet şezlongda yukarıda bahsedilen hususlar nedeniyle, tüm ürünlerde ilgi kusur ve üretim hatalarının mevcut olduğu kanaati oluşmuştur.
6- Birleşen davanın konusu olan 930 adet şezlong a ilişkin hiç bir delil verilmediğinden bu şezlogların, --- -- eksper incelemesi sonucu hazırlanan 13.04.2021 günlü İnceleme Raporuna konu şezlonglar arasında olup olmadığı konusunda bir tespit yapılamamıştır
VII.2-) DAVA YÖNÜNDEN
1- Davacı sunduğu temlik sözleşmesinde dava dışı ----- davalılardan 1.010 adet şezlong alacağı olduğu kayda alındığı, Ancak dava dışı ------ 1.010 adet şezlongu davacı ... satıp bedelini aldığı, davacıya teslim edilen satılanın ayıpsız bir benzerleri için davacıya herhangi bir ödemede yapmadığı, ayıplı ürün üzerinde davalı ---- karşı hak sahibi olmadığı, üzerinde hak sahibi olmadığı bi hakkı temlik edemeyeceği, davacı ... geçerli bir temlik sözleşmesine dayanmadığından, davalı ---- karşı, dava dilekçesinde belirtiği davalı ---- dava dışı ---- tanzim ettiği üç adet fatura yönünden aktif husumet ehliyetinin olmadığı,
2- Sayın Mahkemenizin aksi görüşte olması ve davacı ... geçerli bir temlik sözleşmesine dayandığı ve davalı ---- karşı aktif husumet ehliyetinin olduğu görüşünde olması halinde ise, davalı -----, tanzim ettiği faturalarda yer alan şezlonglarda mevcut ayıp nedeni ile davalı ------davacı ...--- satılan şezlong un ayıpsız bir benzerleri için tanzim ettiği fatura bedeli olan 404.000.TL sınırlı olarak sorumlu olacağı,
3- Davalı ----- davacı ...'------teslim edilmek üzere 24.08.2019 günü gönderdiği satılan şezlongların ayıpsız benzerleri olan şezlongların da ayıplı çıktığına dair dosyada hiçbir delil omadığı bu halde davacı ...'nin, davalı ---- davacı ... tanzim ettiği 24.08.2019 günlü şezlong navlun sigorta açıklamalı 458.753,75. TL'lik kapalı satış faturasına dayalı iddiasına her iki davalı yönünden de katılmanın mümkün olmadığı,
VII.3-) BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
Birleşen davadaki iddialara konu hiçbir delil, belge fatura, ödeme belgesi, irsaliye, çeki listesi gçb vs), bilgi (ihbar, e-posta yazışmaları vs) sunulmadığı, bu neden ile birleşen dava yönünden görüş vermenin mümkün olmadığı..." sonuç ve kanaatinde olduklarını belirttikleri görülmüştür.
Davalı ---- .. İsimli firmanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için mahal mahkemesine talimat yazılmış alınan 31/01/2022 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; "..."1-Davalının 2018 ve 2019 yıllarına ait yapılan Ticari defter incelemelerinde, Ticari defterlerin süresi içinde ve usulüne uygun şekilde tasdik ettirildiği, delil niteliği taşıdığı,
2-Davalının davacıya tanzim etmiş olduğu fatura bedeli olan, 458.753,75TL'nin davacı tarafça banka havalesi yoluyla ödendiği ve bakiyesinin bulunmadığı,
3-Davalı ile dava dışı -----. arasında muhasebe kayıtları ve ticari defterlerde bir ticari ilişkinin bulunmadığı,
4- Dava konusu 1.010 adet şezlong'un (fatura edilen malın) kusurlu olup olmadığının Takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğu,
5-Davacı ile -----ve dava dışı ----- arasındaki ticari ilişkinin Takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğu..." Görüş ve kanaatinde olduğunu belirtmiştir.
Dava dışı ----.. Şirketi ile davalı ----- şirketinin ticariş defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış alınan 12/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "..."1. Davadışı -----. tarafından, TTK. md. 66 ve VUK md.182 uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerin tutulduğu, açılış tasdikleri ile yıl sonu kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, ancak gerek şezlong faturalarının KDV tutarları hariç kayıt altına alınmış olması gerekse HESAP GEREĞİ açıklaması ile yapılmış ödeme kayıtları nedeniyle defter kayıtlarının uyumsuz olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle TTK. md. 85 ve HMK 222. madde uyarınca sahibi lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunmadığı, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu;
2. Davalı -----incelenen 2018 ve 2019 defterlerinin eksik sunulmuş olması, 2018 yılı son kayıt bakiyesi ile 2019 yılı açılış bakiyesinin birbirini tutmadığı, gerek devir bakiyelerinin farklı olması gerekse yüksek tutarlı nakit ve toptan fatura açıklaması ile fatura düzenlenerek kapatılmış olması nedeniyle defter kayıtlarının uyumsuz olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle TTK. md. 85 ve HMK 222. madde uyarınca sahibi lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunmadığı, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu;
3. Davadışı ---- incelenen kayıtlarına göre; Davadışı----- davacı ... firmasına düzenlediği faturaları kayıtlarına aldığı, söz konusu faturalara karşılık Al. Alış faturası HESAP GEREĞİ açıklaması ile cari hesabın kapatıldığı, faturaların havale çek nakit gibi herhangi bir ödeme belgesi ile ödendiğine dair bir kayıt ile söz konusu faturaların davacı tarafından iade edildiğine dair belge ve kayıt da görülmediği, 14.02.2020 tarihi itibari ile davacı ... firmasının davadışı------ 376.240,94 TL borçlu bulunduğu;
4. Davadışı----incelenen kayıtlarına göre; davalı -----düzenlediği Şezlong faturalarını KDV hariç tutarları ile kayıtlarına aldığı, söz konusu faturalara karşılık Sat. satış faturası HESAP GEREĞİ açıklaması ile cari hesabın kapatıldığı, faturaların havale çek nakit gibi herhangi bir ödeme belgesi ile ödendiğine dair bir kayıt ile söz konusu faturaların davalı tarafından iade edildiğine dair belge ve kaydın da görülmediği, 31.12.2020 tarihi itibari ile davalı ----davadışı ---- 176.986,58 TL alacaklı olduğu, ancak gerek şezlong faturalarının KDV tutarları hariç kayıt altına alınmış olması gerekse HESAP GEREĞİ açıklaması ile yapılmış ödeme kayıtları nedeniyle defter kayıtlarının uyumsuz olduğu;
5. Davalı ----- incelenen kayıtlarına göre; Davadışı----düzenlediği şezlong faturalarını kayıtlarına aldığı, söz konusu faturaların davadışı ----- tarafından fatura tarihlerinden önce nakit olarak, fatura tarihlerinden sonra ise nakit ve toptan fatura açıklaması ile kapatıldığı, söz konusu faturaların davalı tarafından iade edildiğine dair belge ve kayıt da görülmediği, 31.12.2020 tarihi itibari ile davalı----davadışı-----119.301,85 TL alacaklı olduğu, ancak 2018 yılı son kayıt bakiyesi ile 2019 yılı açılış bakiyesinin birbirini tutmadığı, gerek devir bakiyelerinin farklı olması gerekse yüksek tutarlı nakit ve toptan fatura açıklaması ile kapatılmış olması nedeniyle defter kayıtlarının uyumsuz olduğu;
6. Davalı ----. ile davadışı ------ 31.12.2020 tarihi itibari ile cari hesap bakiyelerinde mutabık olmadıkları;
7. Davalı ---- incelenen kayıtlarına göre, ihbar Olunan------ tarafından kendisine düzenlenen şezlong faturalarını kayıtlarına aldığı, tediye makbuzları ile ödediği, 31.12.2020 tarihi itibari ile Davalı ----İhbar Olunan-----4.793,42 TL borçlu bulunduğu;
8. Davalı ----- defter ve kayıtlarının tarafımızca incelenmesi ve davalı ----- 31.01.2022 tarihli Bilirkişi incelenmesi sonucunda tarafların birbiriyle olan ticari ilişkilerinin aşağıdaki gibi olduğu; Davacı ... firmasının davalı ---- davalı ----dava dışı ---- ile ticari ilişkisinin bulunduğu; Davalı ----davacı ..., dava dışı ----, ihbar olunan ----. ile ticari ilişkisinin bulunduğu; Davalı-----sadece davacı ... firması ile ticari ilişkisinin bulunduğu; Dava dışı ---- davacı ..., davalı----- ile ticari ilişkisinin bulunduğu; İhbar olunan ---- sadece davalı---- ile ticari ilişkisinin bulunduğu; Dava dışı -----. ile İhbar olunan ----. arasında ticari bir ilişkinin bulunmadığı;
9. Davacı ... firması tarafından davalı ---- ve diğer davalı ----- şezlong faturalarına 8 gün içinde itiraz edilmediği, itiraz edildiğine dair dosyada mevcut belge ya da bilginin bulunmadığı ile davalı tarafından davalılara her hangi bir iade faturasının düzenlenmediği;
10. 31.01.2022 tarihli Bilirkişi Raporunda;
Davalı ----. davacı ... tanzim etmiş olduğu 458.753,75 TL tutarlı faturanın davacı tarafça banka havalesi yoluyla ödendiği ve bakiye bulunmadığı; Davalı -----. ile dava dışı------. arasında muhasebe kayıtları ve ticari defterlerde bir ticari ilişkinin bulunmadığı..." görüş ve kanaatinde olduğunu belirtmiştir.
07/06/2023 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; "...TEKNİK YÖNDEN : Kök rapordaki görüşümüzü değiştirecek nitelikte bilgi belgenin dosyaya eklenmediği, kök raporumuzdaki görüşümüzün aynen geçerli olduğu,
DAVA YÖNÜNDEN Kök rapordaki görüşümüzde ısrar ettiğimizi, buna göre,
Davacı ...'nin aktif husumet ehliyetinin varlığı yönünden ; davacı ...'nin geçerli bir temlik sözleşmesine dayanmadığı, davacı ... kök rapora itiraz dilekçesinde bunu, dava dışı ----- ile aralarındaki organik bağ ve usul ekonomisi ile açıklamaya çalıştığı, ancak TBK183 maddesinin temlik edenin temlik edeceği bir alağı olması amir hükmü karşısında, bu açıklamaya katılmanın mümkün olmadığı, davacı ...'nin aktif husumet ehliyetinin olmadığı,Sayın Mahkemenizin aksi görüşte olması ve davacı ... geçerli bir temlik sözleşmesine dayandığı ve aktif husumet ehliyetinin olduğu görüşünde olması halinde ise ;
Davada davalı ---- Yönünden ; davalı ----- Davacı ... (-----) teslim edilmek üzere 24.08.2019 günü gönderdiği şezlongların yeni bir satış olmayıp, satılan şezlongların ayıpsız benzerleri olan şezlonglar olduğunun kabulü halinde, davalı -----, tanzim ettiği faturalarda yer alan şezlonglarda mevcut ayıp nedeni ile davalı ------ davacı ...'ye satılan şezlongun ayıpsız bir benzerleri için tanzim ettiği fatura bedeli olan 404.000.TL sınırlı olarak sorumlu olacağı,
Davada davalı ---- Yönünden; davalı ----, davacı ... <-----> teslim edilmek üzere 24/08/2019 günü gönderdiği şezlogların yeni bir satış olmayıp, satılan şezlongların ayıpsız benzerleri olan şezlongların olduğunun kabulü halinde, davalı ---- dava dışı temlik eden ------ ile yapılan satış akdinin tarafı olmadığından pasif husumet ehliyetinin olmayacağı, Davalı ------, Davacı ... <-----> teslim edilmek üzere 24/08/2019 günü gönderdiği şezlogların yeni bir satış olduğunun kabulü halinde bu satıştaki ürünlerin ayıplı olduğuna dair bir delil sunulmadığından bu kez davalı ---- yönelik talebin yerinde olmayacağı,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
Birleşen davadaki iddialara konu hiçbir delil, belge fatura, ödeme belgesi, irsaliye, çeki listesi gçb (Gümrük çıkış beyannamesi) vs. bilgi (ihbar, e-posta yazışmaları vs) sunulmadığı, davacı kök rapora karşı verdiği itiraz dilekçesinde aksini iddia etse de, birleşen dosyada arabuluculuk anlaşmama tutanağı, vekalet ve apostil dışında belge bulunmadığı, bu neden ile birleşen dava yönünden görüş vermenin mümkün olmadığı..." sonuç ve kanaatinde olduklarını belirtmiştir.
Taşınır satışı TBK'nın 209 ile 236. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, satıcının ayıplı maldan doğan sorumluluğu karşısında alıcının sahip olduğu seçimlik haklar da yine ilgili hükümler dahilinde açıklanmıştır. TTK'da da TBK'ya atıf yapılmak suretiyle, işbu maddedeki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de TBK'nın satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu doğrultuda TTK'nın 23/f.1-c bendi uyarınca, ayıp türlerine göre bir ayrım yapılmış ve "...Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklindeki hüküm ile taşınır satışına konu malda gizli ayıp olması halinde TBK'nın 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir.Ticari satışlar bakımından ayıplı mal ile karşılaşılması durumunda ayıp ihbarının geçerli bir şekilde yapılabilmesi, ayıbın türüne göre farklı sürelere bağlanmıştır. Buna göre TTK'nın 23/f.1-c bendi "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklindedir. İlgili maddeden de görüldüğü üzere alıcının "açıkça belli olan ayıplar" halinde 2 (iki) gün içinde, "adi ayıplar" bakımından ise 8 (sekiz) gün içinde ayıplı malı satıcıya ihbar etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Açıkça belli olan ayıplardan kasıt, satılanın teslimi sırasında muayenesine gerek olmadan belli olan ayıplardır. Adi ayıplar ise satılanın teslimi sırasında açıkça belli olmayan adi yani olağan bir muayene ile meydana çıkacak olan ayıplardır. Buna karşılık ilgili maddede açıklanmamış olan gizli ayıp ise olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak olan, bir diğer deyişle olağan bir muayene ile meydana çıkmayacak olan ayıplardır. TTK'da "gizli ayıp"ın düzenlenmemesi sebebiyle TBK'nın 223. hükmü uygulanacaktır. Bu doğrultuda satılanda gizli ayıp olması durumunda TBK'ın 223/f.2 uyarınca, alıcı bu durumu "hemen" satıcıya bildirecektir. Sonuç olarak, TBK'ya yapılan atıf sebebiyle TTK'da ticari satışa konu satılanda gizli ayıp çıkması durumunda TBK uygulanacaktır. Keza satış sözleşmesine konu satılanda ayıp çıkması durumunda satıcının ayıptan sorumluluğu ve bu bağlamda alıcının sahip olduğu seçimlik hakları da TBK'da düzenlenmiştir.TBK'nın 219. Maddesi " Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. " hükmüne haizdir.TBK'nın 227. Maddesi " Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. " hükmüne haizdir.
TBK'nın 231. Maddesi ise " Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." hükmüne haizdir.Satılan şeyde satıcının bildirdiği bir niteliğin veya dürüstlük kuralına göre satılanda bulunması gereken bir niteliğin mevcut olmamasına ayıp denir. Kısacası ayıp bir şeydeki nitelik eksikliğidir. Satıcı ayıpları bilmese dahi bundan sorumludur. Ayıptan sorumluluğun doğması için satıcının kusurlu olmasına gerek yoktur. Satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi için alıcının satılandaki bu ayıbı bilmemesi gerekir. Ayıp bildirimi hukuki bir işlem yada irade beyanı değil tek taraflı olarak satıcı veya vekiline yöneltilmesi ve varması gerekli bir bilgi yada düşünce açıklamasıdır. Alıcı satıcıya ayıp bildirimini yaptığını her türlü delille ispat edebilir.Ayıp nedeni ile TBK'nın 231. Maddesinde getirilen 2 yıllık süre ayıp ister açık ister gizli olsun ayıbın görülmesi ile değil satılanın alıcıya devri ile işlemeye başlar. Alıcının ayıbı tespit edememesi iki yıllık sürenin işlemeye başlamasını engellemez. Dolayısı ile alıcının satılandaki bir gizli ayıbı satılan malın tesliminden iki yıl geçtikten sonra öğrenmesi halinde ayıptan doğan hakkı sona erer; Borç, eksik borç haline dönüşür. Alıcı buna rağmen hakkını ileri sürerse satıcının zamanaşımı defiyle karşılaşır. Satım konusu malın ayıplı olduğu hususunda ispat külfeti davacı alıcı üzerindedir. Somut olayda alınan bilirkişi raporu davacının yurt dışında yaptırmış olduğu exper incelemesine dayalıdır. Davacının söz konusu rapor hazırlanırken 2 adet şezlongu expere sunduğu, exper incelemesinin 2 adet ürün üzerinden yapıldığı sabittir. İnceleme yapılan şezlongların hangi parti ürünlerden olduğu belirsiz olup keza tespit edilen bu ayıbın satım konusu tüm ürünlerde mevcut olup olmadığı da belirsizdir. Davacının satıma konu tüm ürünler üzerinde yabancı mahkemelerde delil tespiti yaptırma imkanı varken kullanmadığı, kendi seçtiği 2 adet ürünü incelemeye sunduğu sabittir. Davacı 17.08.2020 tarihli dilekçesinde gizli ayıp davalı satıcıya bildirildikten sonra öğrenildiği kadarı ile satıcı ------ ile üretici ------ firmaları arasında bu hususta toplantı yapıldığını, fakat uzlaşı sağlanamadığını bu hususta isticvap deliline dayandıklarını belirtmiştir. Tarafların tacir oldukları, tacirlerin ticari iş ve işlemlerinde basiretli tacir gibi davranmaları gerektiği esastır. Taraflar arasında yazılı bir satım sözleşmesi bulunmamaktadır Tüketicinin korunması hakkındaki kanunda olduğu gibi ayıp halinde satıcı ve üreticinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarına dair bir hüküm yoktur. Ortada bir ayıp var ise davacı ancak satım konusu sözleşmeyi kimle yaptı ise ondan talepte bulunabilir. ---- yetkilisi isticvap beyanında temlik eden ----- şirketine 930 adet şezlong sattıklarını bunun ilk parti satış olduğunu, ikinci parti 1010 adet şezlongun ---- firması tarafından doğrudan satışının yapıldığını, sattıkları 930 adet şezlongun üretimini ----- firmasına yaptırdıklarını, 1 aylık şezlongların boyasının kalktığını gördüğünü, 1010 adet üründe ciddi üretim hatası olduğunu, bu ortaya çıkınca da 930 adet şezlongdaki yeniden üretimin de akamete uğradığını, sonuç itibarı ile 930 adet üretim hatası bulunan ve ikinci parti 1010 adet şezlongların her iki parti ürünlerin hatalı olmasının yegane sebebinin ---- firması olduğunu, bunların hatalı üretim yaptıklarını belirttiği görülmüştür.Davacı ve davalı ----- arasındaki mail yazışmaları incelendiğinde davacının satım konusu ürünlerin ayıplı olduğunu davalı ---- bildirdiği, ----- çalışanının mail yanıtında ürünlerin yeniden imalatına başlandığını belirttiği görülmüştür.Her ne kadar davalı şirket yetkilisi kendilerinin 930 adet diğer davalının 1010 adet şezlong satışı yaptığını beyan etmiş ise de dosyada mübrez faturalar incelendiğinde davalı ----- temlik eden şirkete 03.05.2018,04.05.2018 ve 07.05.2018 tarihli faturalar mukabilinde toplam 1008 adet şezlong sattığı, beyanının bu yönü ile doğru olmadığı görülmüştür.Somut olayda davacı yan üretici ve satıcı olan davalılara karşı dava açmış olup ---- yetkilisinin isticvap beyanında satıma konu ürünlerin ayıplı olduğunun ----- yetkilisi tarafından kabul edildiği görülmüştür. Nitekim zaten mail yazışmalarından da davacının bu ayıbı sadece ----- firmasına bildirdiği, bu firmanın da hatalı üretim nedeni ile diğer davalıya satılan ürün kadar tekrar sipariş geçtiği görülmüştür. Ancak huzurdaki davalılar arasında menfaat çatışması bulunmakta olup ---- yetkilisi beyanı ile ayıbın diğer davalıya bildirildiği kabulüne ulaşmak mümkün değildir.Zira bu davalılar arasında menfaat çatışması vardır. Davacı yanca ürünlerin ayıplı olduğu hususunda diğer davalı ----- firmasına ayıp ihbarında bulunulduğuna dair bir delil sunulamamıştır. Yukarıda da ifade edildiği üzere esasen hatalı ürünlerin hangi partiden olduğu, hatanın tüm ürünlerde olup olmadığı da belirsizdir. Ancak ---- yetkilisinin kendi sattıkları ürünlerin ayıplı olduğu yolundaki kabulü keza ürünlerin ayıplı olduğunun kabulü yönündeki bu şirketçe gönderilen mailler nazara alındığında asıl davada 100.000 TL alacağın bu davalıdan tahsili yönünde hüküm tesis edilmiştir. Birleşen davanın ispat edilemediği açık olup nitekim bilirkişi heyeti de birleşen dava yönünden hiçbir delil, fatura,ödeme belgesi, vs delil sunulmadığını bu davanın ispat edilemediğini belirtmiştir. Netice itibarı ile satım sözleşmesinde ürünün ayıplı olduğu hususunda ispat külfetinin alıcı üzerinde olduğu, davacının diğer davalı ----- firmasına ayıp bildiriminde bulunduğuna dair bir delil sunamamış olması, aralarında menfaat çatışması bulunan ---- yetkilisinin beyanı ile bu davalıya da ayıp bildiriminde bulunulduğunun kabul edilemeyeceği, sonucuna varılmış asıl davada davalı ----- yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen dava da bilirkişi heyetinin de tespit ettiği üzere ispat edilemediğinden red edilmiştir.Davacının dava dilekçesinde belirsiz alacak veya HMK 107. Maddesi tabirlerini kullanmadığı açıkça kısmi dava açtığı görülmüştür. Nitekim davalı ---- vekili cevap dilekçesinde davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını savunmuş davacı 14.07.2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinin 4. Sayfasında davasının kısmi dava olduğunu belirtmiştir. Davanın ve birleşen kısmi dava olduğu sabittir. Davalılar ıslah dilekçesine karşı yasal süresi içinde ıslah zamanaşımı definde bulunmuşlardır. Bilindiği üzere kısmi davada zamanaşımı sadece dava konusu edilen kısım için kesilir. Islah ile arttırılan kısmın da esasen zamanaşımına uğradığı sabittir. Çünkü yukarıda ifade edildiği üzere satım sözleşmesinde ayıptan kaynaklı haklar satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Teslimin üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçtiği izahtan varestedir. Nitekim ıslah 25.01.2024 tarihinde yapılmış ve dosya ıslahtan sonra üye hakimden heyete tevdii edilmiştir. Kısmi davada dava konusu edilen kısım için sadece zamanaşımı kesilmiş olup ıslah ile arttırılan kısımların zamanaşımına uğradığı esasen sabittir.
Davacının ıslah dilekçesi incelendiğinde dava konusu etmediği taşıma masraflarını da ıslah dilekçesinde talep ettiği keza dava ve birleşen davada Türk lirası talep etmesine rağmen ıslah dilekçesi ile talebini değiştirip yabancı para birimi üzerinden talepte bulunduğu görülmüştür. Kısmi ıslah davada var olan talebin arttırılması olup yeni bir talebin eklenmesi mümkün değildir. Yargıtay ---- HD-----12.11.2019 ilamı; "Dava, davalı banka tarafından kredi kullandırımı ve kredinin erken kapatılması sırasında alınan ücretlerin davalı bankadan istirdadı istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.- TL'nin tahsil edildiği günden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Bilahare 15/11/2017 tarihli dilekçesi ile 10.000.- TL üzerinden açtıkları davayı 29.391,49 Euro olarak ıslah etmiş 10.000.- TL üzerinden yatırılan harç, yargılama sırasında tamamlanmıştır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi (BK 83. md) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda davacıdan davalı Banka tarafından döviz cinsinden erken kapama komisyonu alınmış ise de, davada TL cinsinden talepte bulunan davacı alacaklının yargılama sırasında bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi vererek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde yabancı para üzerinden hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." şeklinde hüküm verilmiştir. İlgili Yargıtay içtihadında da belirtilmiş olduğu üzere, alacağın dava dilekçesi ile TL cinsinden talep edilmesi halinde, ıslah ile alacağın döviz cinsinden talep edilmesi mümkün değildir.Bu nedenle de davacının yok hükmünde olan ıslah dilekçesine değer atfedilmemiştir.
Tüm dosya kapsamı yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerektiği vicdani kanaatine varılmış buna dair oy çokluğu ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Mahkememizin -----. Sayılı dosyası yönünden;Davanın Kısmen kabul ve kısmen reddi ile ;
A-Davalı ----- yönünden davanın reddine,
B-100.000 TL alacağın dava tarihi 07.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ----- tahsili ile davacıya ödenmesine,
C-Alınması gerekli 6.831‬,00 TL nispi harcın, dava açılırken yatırılan 1.707,75 TL ve 45.904.00TL'den mahsubu ile fazladan alınan 40.780,75‬ TL harcın davacıya iadesine,
D-Davacı tarafından ödenen 6.831,00 TL Harcın davalı ... alınarak davacıya verilmesine,
E-Davacı tarafından yapılan 14.800,00 TL bilirkişi ücreti, 847,85 TL tebligat ve müzekkere masrafı olarak toplam 15.647,85 TL yargılama giderinin davalı ...'nden tahsiliyle davacıya verilmesine,
F-Davacı taraf yargılamada kendisini vekil marifetiyle temsil ettirmiş olmakla kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan AAÜT gereği 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ...den tahsili ile davacı tarafa ÖDENMESİNE,
G-Davalı ----- kendisini vekille temsil ettirdiğinden red edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ÖDENMESİNE,
I-Kararın kesinleşmesi ve talep halinde HMK 333. maddesi gereği artan gider avansının yatırana İADESİNE,
İ-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360,00TL arabuluculuk ücretinin davalı ...den tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA,
2- Birleşen dava yönünden ; Davanın reddine,
A-Alınması gerekli 427,67 TL harcın peşin alınan 1.707,75 TL den mahsubu ile bakiye 1.280,08 TL harcın istek halinde davacı yana iadesine,
B-Davalılar vekille temsil edildiğinden ve birleşen davada red sebebi ortak olduğundan yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesinin 3/2. Maddesi gereği 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
C- Davalılar vekille temsil edildiğinden red edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesinin 10/4. Maddesi gereği 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
D-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
E-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, verilen karar oy çokluğu ile açıkça okunup usulen anlatıldı.

MUHALEFET ŞERHİ: Sayın çoğunluk davacının ayıplı olduğunu beyan ettiği şezloglar hakkında sadece ----- Firmasına ayıp ihbarında bulunduğunu, her iki davalı arasındaki menfaat çatışması nazara alınarak diğer davalıya ayrıca ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığından bahisle davalı ----- Firmasına usulüne uygun ayıp ihbarının yerine getirilmediği kanaatine varmıştır. Ancak davalı ----- Firması yetkilisi ...'nin beyanları ile davacı tanığı ...'un beyanları göz önünde bulundurulduğunda söz konusu ayıba ilişkin ihbarın her iki davalı firmaya karşı yapıldığının anlaşıldığı, sayın çoğunluğunda kabulünde olduğu üzere; " Alıcı satıcıya ayıp bildirimini yaptığını her türlü delille ispat edebilir. " Bu noktadan bakıldığında davacı tanığını dinleterek ayıp ihbarına ilişkin üzerine düşen edimi yerine getirmiştir. Bu haliyle tanık beyanları ile uyumlu davalı ----- Firma yetkilisi ... beyanları bir bütün halinde değerlendirilmesi gerekmekte olup salt menfaat çatışması hususu nazara alınarak ... beyanlarına itibar edilmeyerek sonuca gidilmesine iştirak edilmemiştir. Sonuç olarak davacı yan tanık beyanları ve davalı ---- Firması yetkilisi ... beyanları birbiri ile uyumlu olması münasebetiyle her iki davalı bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği vicdani kanaati ile sayın çoğunluğun bu yöndeki görüşüne muhalefet etmekteyim.