WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 1. FIKRI VE SINAI HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/66
KARAR NO : 2024/106

DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ : 10/10/2017
KARAR TARİHİ : 16/04/2024

Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin tüm dünyada tanınan uluslararası saygınlığı olan, bir çok ülkede faaliyet gösteren "-----" grubuna bağlı şirketlerden biri olup, müvekkili şirketin zemin kaplama ve spor yüzey çözümlerine "------" markası ile dünya genelinde 100 den fazla ülkede 34 üretim tesisi ile yaklaşık olarak günde 1.5 milyon metrekare zemin kaplaması üretimi yapıldığını, davalı şirketin ise müvekkili şirket ile aynı alan olan zemin kaplama alanında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin hiçbir şekilde izni ve onayı olmaksızın satmış olduğu ürünlerde, bu ürünlere ilişkin katalog, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde müvekkili şirkete ait ---- markasını haksız, hukuka aykırı ve suç teşkil eder mahiyette kullandığını, bu kapsamda,----Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne başvurulmak sureti ile davalı ----- adresinde bulunan işyerinde keşif yaptırılmak sureti ile müvekkili şirkete ait "-----" markasının karşı taraf şirketin ürünlerinde, bu ürünlere ilişkin katalog, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde ve bunlarla sınırlamaksızın çeşitli mecralarda kullanıldığı hususunun tespitinin talep edildiğini, delil tespiti taleplerinin Mahkeme tarafından kabul edilmesi üzerine, 01.12.2016 tarihinde davalı şirket nezdinde taleplerine yönelik bilirkişi marifeti ile keşif icra edildiğini, yapılan keşif icrasında; işyerinde bulunan ---- markalı kataloglardan 3(üç) tanesinin arkasında ve yan sırt kısmında ----- markasının yer aldığının tespit edildiğini, davalı şirketin eylemlerinin markaya tecavüz teşkil ettiğini, davalı şirketin eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet niteliğinde olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149/1-c maddesi uyarınca müvekkili şirkete ait markaya tecavüzün durdurulmasına, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149/1-ç maddesi uyarınca müvekkili şirkete ait markaya tecavüzün kaldırılmasına, müvekkili şirkete ait markanın yer aldığı ürün, katalog ve dökümanlara Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149/1-d maddesi uyarınca el konulmasına ve imhasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirketin fiili zararına karşılık şimdilik 1.500 Euro, yoksun kalınan kârına ilişkin olarak şimdilik 5.000,00 TL müvekkili şirket belirsiz alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, ----- firmasının 1992 yılında kurulmuş zemin kaplamaları alanında Türkiye'de öncü olmuş bir firma olduğunu, davalı firmanın oluşturduğu "-----" markasının sektörde "zemin kaplamalarının genel adı" konumuna gelmiş olup, aynı zamanda uzun yıllar ticari ünvan olarak kullanıldığını daha sonra devir edildiğini, davalı şirketin, üretici olmadığını, zemin kaplaması üretmediğini, daha ziyade yurtiçi ve yurtdışından temin ettiği ürünleri kendi markası ve/veya üretici markalarıyla sattığını, aynı zamanda inşaatlarda uygulama yaptığını, davalının kimsenin markasını taklit etmeye ve/veya taklit ürünleri satmaya ihtiyacı olmadığını, dava dilekçesinde beyan edilen katalogların davalıya ait olmadığını, firmalarda bulunan her broşür, katalog ve kartelanın söz konusu ürünlerin illa kullanıldığı veya satıldığı anlamına gelmediğini, değişik iş dosyasından yapılan keşif sırasında müvekkili şirkette bulunan 3 adet katalog nedeniyle tecavüz suçlaması yapılmasının ticari, hukuki ve ahlaki tutarlılığı bulunmadığını, bulunan 3 kataloğun davalının olmadığını, kataloglar incelendiği, dava konusu ---- ibaresinin markasal olarak kullanılmadığının görüleceğini, ---- - fabrikası tarafından, ---- - firmasına üretilen ve --- -- firması tarafından Türkiye pazarına sokulan ürünlerde ----- ibaresinın markasal olarak kullanılmadığını, sadece "------" (---- tarafından Üretilmiştir) ibaresine yer verildiğini, esasen söz konusu ibarenin de bizzat ---- - fabrikası tarafından basıldığını, diğer yandan söz konusu ibarenin ---- - fabrikası haricinde - ---- firması tarafından konulduğu farz edilse dahi "-----Tarafından Üretilmiştir" ibaresinin doğru olması ve açıklayıcı mahiyette bulunması ayrıca üretim kaynağını belirtmenin hukuki ve ticari zorunluluktan kaynaklanması dikkate alındığında, marka ihlali oluşmayacağını, davacının bariz kötüniyet taşıdığını, haksız rekabet iddialarının hukuka aykırı olup, kötüniyetle kurgulandığını, davacı "..." nın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli hak sahibi olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını belirterek, marka sahibi olmayan davacı taleplerinin husumet ve zamanaşımı nedenleriyle reddini, dava konusu katalog ve kartelaların davalı yana ait olmaması ve "---- - -" (- Tarafından Üretilmiştir) ibaresinin marka ihlali oluşturmaması v.b nedenlerle davacı taleplerinin reddini, katalog ve kartelalarda yer alan ürünlerin ---- - fabrikasında üretilen orijinal ürünler olması, paralel ithalat yoluyla Türkiye'ye sokulması, paralel ithalatın suç teşkil etmemesi ve hak tüketimi olması nedeniyle davacı taleplerinin reddini, TTK kapsamında haksız rekabet şartlarının oluşmaması ve davacı iddialarının kötüniyetle kurgulanması vb nedenlerle davacı taleplerinin reddini talep etmiştir.

TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacıya ait "-----" markasının davalı tarafından davacı şirketçe özel siparişle üretilen ve üzerilerinde ------ markasının kullanılmasına izin verilmeyen ürünleri dava dışı şirketten satın alarak davacının markasını bu ürünler üzerinde, kataloglarda, tanıtım broşürlerinde kullanıp kullanmadığı, davacının marka hakkının tüketilip tüketilmediği, bu şekilde davalının davacıya ait marka haklarına tecavüz ve haksız rekabette bulunup bulunmadığı, katalogların ve broşürlerin davalıya ait olup olmadığı, katalogların davacı şirket tarafından hazırlanıp Türkiye'ye yollanan kataloglar olup olmadığı, davacının maddi tazminat talep edip edemeyeceği, tazminat miktarının ne kadar olacağı, davacının kötü niyetli olup olmadığı, zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği, davacının dava açma sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.
Mahkememizin 31/05/2018 tarih ve ----/--- Esas ----- sayılı kararı ile "...Dava tarihinde ----- markasının dava dışı şirkete ait olduğu, davacının dayandığı 01 Temmuz 2010 tarihli devir sözleşmesinin, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tutulan sicile kayıt ettirilmediği, 556 sayılı KHK 16/son ve SMK 148/5 maddesi gereğince sicile kayıt ettirilmeyen hakların üçüncü kişi davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, her davanın, davanın açıldığı tarihte ki şartlara göre değerlendirileceği, marka tescil kaydının dava açıldıktan sonra davacıya devrinin sonuca etkili olmadığı kanaatine varılarak, davacının tescil sahibi olmadığı, adi yazılı devir sözleşmesinden kaynaklanan haklarını davalıya karşı ileri süremeyeceği kanaatine varılarak davacının sıfaf yokluğundan davanın reddine karar.." şeklinde karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından İstinaf edilmekle; "...esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına,.." denilerek bozulmuştur.Mahkememizce usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmak suretiyle yargılamaya ------ Esas numarası üzerinden devam edilmiştir.
Mahkememizce dinlenen tanık davalı tanığı ... duruşmada, ----ortağı ve yetkilisi olduğunu, 2003 yılından bu yana gerek davacı gerek davalı şirketle iş ilişkisi içerisinde olduğunu, 2012 yılına kadar davalı şirketin yetkilisi olan ---- o zamanki şirketi olan ---- ŞİRKETİ'nde sigortalı olarak çalıştığını, o dönem ---- şirketinin ürünlerinin yetkilisi satıcısı olduğunu, daha sonra ---- - davalı şirketi kurduğunu, ---- - şirketi de halen faaliyetine devam ettiğini, 2012 yılında ---- - şirketinden ayrılarak kendi şirketini kurduğunu, davalı şirketin davacı ... ait ürünlerin satışını yapıp yapmadığını bilmediğini, ancak ürün katalogları bu işi yapan şirketlerde bulunduğunu, zira müşterinin başka şirketlere ait ürünler ile ilgili talepte bulunması halinde bu ürüne benzer kendi ürününü gösterebilmek için rakip firmaların kataloglarını da iş yerlerinde bulundurduğunu, bu rutin bir durum olduğunu, davalı vekilinin talebi üzerine, davalı şirket ile iş ilişkisi içerisinde olduğu için kendilerine sık sık stok bilgilerini ilettiğini, davacı şirketin ---- Bölge Müdürü --- - - zaman zaman rakip firmaların stok bilgilerini talep ettiğini, 2016 yılının Yaz aylarında kendisinden davalı şirketin stok bilgilerini istediğini, ----- firmasının kendisine gönderdiği stok bilgilerini ---- - mail olarak ilettiğini, dosyada yer alan 30.10.2017 tarihli ---- kaşeli belge altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, belge içeriğinin doğru olduğunu, ---- Bölge Müdürüne mail gönderdikten kısa bir süre sonra davalı şirket yetkilisi kendisini arayarak hakkında dava açıldığını, olaydan bu şekilde haberdar olduğunu beyan etmiştir.
Davacı tanığı ... duruşmada, ----- Firmasının Türkiye Genel Müdürü olduğunu, ----- markalı zemin kaplama ürünü satışı yaptıklarını, ----- markalı bu ürünler kendileri tarafından Türkiye Pazarına satılır başka bir firmanın Türkiye 'de bu ürünleri ithal edip satmasının mümkün olmadığını, son zamanlarda Ticaret hacmimizin düşmesinden şüphelenerek yaptığı araştırmada piyasada ---- markalı ürünlerin satıldığını, bu ürünleri davalı şirketin sattığını öğrendiğini, davalı şirketin ----- firmasının ürettiği özel imalat ürünlerini ----- üzerinden Türkiye'ye ithal ederek ----- markası ile satışa sunduğunu tespit ettiklerini, bu ürünler yurt dışında ----- firması tarafından müşterinin talebi üzerine fason olarak üretilen ürünler olup üzerlerine ----- markası koyulmayacağını, ancak davalı taraf buna rağmen bu ürünleri ----- markası ile kartelalar hazırlayarak satışa sunduklarını, ürünleri incelediğimde bizim ürünleri ile aralarında renk tonlarının farklı olduğunu gördüğünü, bu durumu davacı şirkete bildirdiğini, bilgisinin bundan ibaret olduğunu, tanıklık ücreti talebinin olmadığını beyan etmiştir.
Davalının bu tarihler arasında ticari kayıtları incelenerek ----- markalı ürün alım satımı yapıp yapmadığı, yapmış ise kimden satın aldığı ve ürün cinslerinin ne olduğuna hususunda muhasip bilirkişiden rapor aldırılmış olup, 12.02.2024 tarihinde Davalı firma Vekiline aşağıdaki mail gönderilmiş ve inceleme için gerekli belgelerin hazırlanmsı talep edilmiştir. Yerinde inceleme için müvekkiliniz ---- ; 2016-2017 yılları yasal defterlerinin (Yevmiye-Kebir-Envanter) defterlerinin hazırlanması, 01.01.2016-10.10.2017 tarihleri arası alış-satış faturalarınızın hazırlanması, 01.01.2016-31.12.2016 ve 01.01.2017-10.10.2017 tarihleri arası mizanları, 2016-2017 yılları Kurumlar Vergisi Beyannameleri, Dava konusu marka ile ilgili diğer bilgi ve belgeler, Davalı firma Vekili aynı gün cevap vermiş ve cevap mailinde; Müvekkil Şirketle irtibat sağladım; Dava dosyasına sunduğumuz bilgi ve belgeler dışında bir belgemiz yok. Müvekkil, 2016/2017 yıllarına ait Ticari Defter ve Belgelerin "Aradan Geçen Süre Nedeniyle Temininin Çok Zor, İmkansız Olduğunu" , "Dava Konusu 3 Kataloğa konu ürünleri de satmadığını" ve "Dosya haricinde başka fatura, bilgi, evrakın olmadığını" bu nedenle tarafınızca istenen evrakları fiili imkansızlık ve aradan geçen uzun süre nedeniyle sunamayacağını ifade etmiştir. Dosya kapsamı belgelerin incelenmesinde 01.01.2016-10.10.2017 tarihleri arası dönemi kapsayan dava konusu marka ile yapılan alış ve satışları gösterir belgelerin yer almadığı, İlgili dönemi kapsayan dava konusu marka ile yapılan alış-satışlarını ve elde edilen gelirin hesaplanabilmesi için; 01.01.2016-10.10.2017 tarihleri arası alış-satış faturaları, Yasal Defter kayıtları, İlgili dönemlere ait KDV beyannameleri, BA-BS formaları ve 2016-2017 yıllarına ait Kurumlar Vergisi Beyannameleri, İlgili dönemlere ait mizanların, Mal alış- satışlarının ne kadarının dava konusu marka ile yapıldığı, yada başka ürün satışının olup olmadığı yönündeki bilgi ve belgelerin, dava dosyasına kazandırılması , Gerek davalı firmanın inceleme için bilgi ve belge sunamayacağını bildirmesi ve gerekse dosyada ilgili dönem için bilgi ve belgelerin yer almaması nedeni ile hesaplama yapılamadığına dair görüş bildirmiştir.

UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:
556 ayılı KHK'nın 6,9 ve 61. Maddeleri.
GEREKÇE:
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, tecavüzün durdurulması, kaldırılması, markanın yer aldığı ürün, katalog ve dökümanlara el konulması, imhası ve marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi manevi tazminat davasıdır.Dava, davalı tarafın davacı tarafa ait markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, tecavüzün durdurulması, kaldırılması, markanın yer aldığı ürün, katalog ve dökümanlara el konulması, imhası, 1.500 Euro fiili zarar ile 5.000,00 TL yoksun kalınan kârın tahsili ------ öncesinde yapılan yargılamada, "Dava tarihinde ----- markasının dava dışı şirkete ait olduğu, davacının dayandığı 01 Temmuz 2010 tarihli devir sözleşmesinin, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tutulan sicile kayıt ettirilmediği, 556 sayılı KHK 16/son ve SMK 148/5 maddesi gereğince sicile kayıt ettirilmeyen hakların üçüncü kişi davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, her davanın, davanın açıldığı tarihte ki şartlara göre değerlendirileceği, marka tescil kaydının dava açıldıktan sonra davacıya devrinin sonuca etkili olmadığı kanaatine varılarak, davacının tescil sahibi olmadığı, adi yazılı devir sözleşmesinden kaynaklanan haklarını davalıya karşı ileri süremeyeceği kanaatine varılarak davacının sıfat yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine ----- BAM ----. HD'nin -----ve ------ Sayılı kaldırma kararı ile "01 Temmuz 2010 tarihli "Ticari Marka Satın Alma ve Devir Sözleşmesi"nin adi yazılı şekilde, Devir ---- -, Devir Eden - ---- -, Devir Eden - ---- - ( Eski ünvan --- -) ve Devir Alan ... arasında imzalandığı, davacının sözleşmenin tarafı olduğu, sözleşmenin 1.maddesi, 2. paragrafında; "devir eden, Ek 1'de listelenen ülkelerde bulunan Ticaret Marka Bürolarını, Ek 1'de belirtilen tescillerin ve/veya tescil başvurularının, devir eden' in belirtilen unsurlar üzerinde sahip olduğu bütün hak ve menfaatlerin devir alanı sıfatıyla - devir alana devredilmesi işlemini kayıt altına almaları için yetki vermektedir" yazdığı, Ek 1 belge tercümesinde; Türkiye'de ------sayılı markaya yer verildiği, diğer yandan dosyaya sunulan TPMK tescil bilgilerine göre, tam devir talebinin yargılama sırasında 02.01.2018 tarihinde sicile kaydedildiği görülmüştür.Devir sözleşmesinin sicile tescilin kurucu değil açıklayıcı olmasına, dava görülürken taraf sıfatını kazanmış olan kişinin aynı davayı yeniden açabilecek olmasına göre, sıfat noksanlığının dava görülürken giderilmesi üzerine, davanın sıfat yokluğundan reddedilmeyerek davaya devam edilmesi, Anayasa’nın 141/4. maddesi ve yargılamaya hakim olan ilkelerden 6100 sayılı HMK 30. maddesi gereğince “usul ekonomisi ilkesine” ve hem de HMK 125. maddesi “dava konusunun devri” hükümlerine uygun olacağından, Mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı görülmüştür.Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı sonrasında dosya Mahkememiz yeni esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.556 SAYILI KHK 61 maddesi gereğince
Aşağıda sayılan fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 9 uncu maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için gümrük bölgesine yerleştirmek, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutmak veya ticari amaçla elde bulundurmak.
d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.Markalar hakkında KHK nın 61.maddesinin 9.maddeye yaptığı yollama nedeniyle
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibi, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep edebilir:
a) Markanın tescil kapsamına giren aynı mal ve/veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması.
Eylemleri markaya tecavüz teşkil eder.556 sayılı KHK'nın 6. Maddesine göre, Marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, mahkemeden, aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması,
b) Tecavüzün giderilmesi ve maddi ve manevi zararın tazmini, düzenlemesi mevcuttur.
Dav konusu somut olayda davacı tarafça dava konusu markanın avaya konu ''----'' markasının ''---- --'' adına kayıtlı iken, dava dosyasına sunulan 01.07.2010 imza tarihli Ticari Marka Satın alma ve Devir Sözleşmesi ile markanın diğer müvekkili ...’ya devredildiğini, yargılama aşamasında yazılı devir sözleşmesi ile de TPE'ye tescil edildiğini beyan ettiği, 01 Temmuz 2010 tarihli "Ticari Marka Satın Alma ve Devir Sözleşmesi"nin adi yazılı şekilde, Devir ---- -, Devir Eden - -----) ve Devir Alan ... arasında imzalandığı, davacının sözleşmenin tarafı olduğu, sözleşmenin 1.maddesi, 2. paragrafında; "devir eden, Ek 1'de listelenen ülkelerde bulunan Ticaret Marka Bürolarını, Ek 1'de belirtilen tescillerin ve/veya tescil başvurularının, devir eden' in belirtilen unsurlar üzerinde sahip olduğu bütün hak ve menfaatlerin devir alanı sıfatıyla - devir alana devredilmesi işlemini kayıt altına almaları için yetki vermektedir" yazdığı, Ek 1 belge tercümesinde; Türkiye'de ------ sayılı markaya yer verildiği, diğer yandan dosyaya sunulan TPMK tescil bilgilerine göre, tam devir talebinin yargılama sırasında 02.01.2018 tarihinde sicile kaydedildiği, bu haliyle davacı ... markayı devralan olarak hak sahibi olduğu ve markanın korunması yönünden hak sahibi olduğu kabul edilmiş ve marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden talepleri değerlendirilmiştir. Davacı taraf davalı tarafın hak sahibi olduğu ------ ibareli markanın davalı tarafından satışı yapılan ürünlerde, bu ürünlere ilişkin katalog, reklam, ve tanıtım faaliyetlerinde ----- markasını kullandığını beyan ettiği,------ Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin -----sayılı dosyası ile yapılan tespitte üç adet ürün kataloğunda ---- ibaresinin bulunduğu, bu katalogların ---- menşeli ----- firmasına ait olduğu, --- - Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin -----. Sayılı dosyasında yapılan yargılamada, ihlale konu ürünlerin 556 sayılı KHK'nın 61/A-1 maddesi gereği mal ve hizmetlerin üretimi veya bu şekilde üretilmiş ürünlerin satışa arz edilmesi eyleminin suçun oluşması yönünden şart olduğu, davalı tarafın iş yerinde katalog bulunması ve bu kataloglarda ---- ibaresinin bulunmasının tek başına suçun oluşması yönünden yeterli olmadığı gerekçesi ile davalı şirket temsilcisi yönünden beraat kararı verildiği, bu kararın ----- BAM -----. CD.'nin ------. Sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek 05.12.2018 tarihinde kesinleştiği, Mahkememizce alınan 14.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafça belge sunulmadığından satış yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, alınan davacı tanığı beyanlarında davalı tarafın temsilcisi olduğu davacı şirketin markası olan ----- markası ile davalının satış yaptığı beyan edilmiş ise de somut olarak satışın hangi tarihlerde ve hangi müşteriye yapıldığının belirtilmediği ve tanığın davacı şirketin Türkiye Genel Müdürü olduğu dikkate alındığında tek başına ispat için yeterli olmayacağı, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafa ait iş yerinde katalog bulunmasının satış yapılmak ve ürünlerin pazara sunulmak dolayısıyla marka hakkına tecavüzün oluşması için yeterli kabul edilemeyeceği, yine alınan davalı tanığı ...'--- beyanlarında belirttiği üzere davacı şirkete gönderilen davalı tarafa ait stok bilgilerinin bildirilmediği evrak altındaki imzanın kendisine ait olduğu ve bu evrakın gönderildiği sırada tanığının davalı çalışanı olmadığı ve kendisine ait iş yeri sahibi olduğu ve evrakı kendi iş yerinden gönderildiği dikkate alındığında bu evrakın davacı tarafından bir bağlayıcılığının olmayacağı ve davalı tarafın davacıya ait ürünleri pazarlamak üzere elinde bulundurduğuna dair delil olmayacağı, bu deliller dikkate alındığında ne tespit dosyasında ne ceza yargılaması sırasında ne de Mahkememizdeki yargılamada davalı tarafın davacı tarafa ait ----- markalı ürünleri, 61/1-c maddesinde belirtilen " halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için gümrük bölgesine yerleştirmek, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutmak veya ticari amaçla elde bulundurmak" fillleri işlediğine dair şüpheden uzak bir delil ile ispat edemediği, yine davalı tarafın tespit aşamasında iş yerinde bulunan ve davalı tarafça ürünlerin pazarlanması için bastırıldığı sabit olmayan katalogda ----- ibaresinin bulunmasının 556 sayılı KHK'nın 9/2-d maddesinde belirtilen "İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması" kapsamında olmadığı dikkate alındığında davacı tarafça davalı tarafın marka hakkına tecavüzde bulunduğu ve haksız rekabet oluşturulduğu iddiasının ispat edilemediği kabul edilmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 396,2‬0 TL harcın davacıdan tahsiline,
3-Davalı yararına "tecavüzün tespiti yönünden" karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 25.500,00 TL vekalet ücreti takdiri ile davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
4-Davalı yararına "haksız rekabetin tespiti yönünden" karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 25.500,00 TL vekalet ücreti takdiri ile davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
5-Davalı yararına "maddi tazminat talepleri yönünden" karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 25.500,00 TL vekalet ücreti takdiri ile davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Kullanılmayan gider avanslarından karar kesinleştiğinde ve istek halinde ilgililere iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.