T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/636 Esas
KARAR NO: 2024/158
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/09/2023
KARAR TARİHİ: 29/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: ------- şirketi ile --------- arasında 25.04.2023 imza tarihli Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafından, sözleşme karşılığında -------- bazı hizmetlerin vaat edildiğini, hizmetlerin sosyal medya danışmanlığı, sosyal medyaya içerik üretimi (post ve video) ve sponsorlu reklam yayınlama yapılacağı şeklinde olduğunu, davacı ve davalı arasında 2.000,00 TL + KDV ------ Paketi ödemesi, 700,00 TL + KDV --------- Pazarlama Komisyon Ödemesi, 4.000,00 TL + KDV ------- Pazarlama Reklam Harcaması Ödemesi yapılacağının sözleşme ile kararlaştırıldığını, davacı tarafından davalıya sosyal medya hizmet bedeli ve dijital pazarlama hizmetine ilişkin 5.133,00 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından imzalanan bu sözleşmenin bir nüshasının ... bırakılmadığı gibi hizmet kapsamını içeren ve sözleşmede "Ek-1" olarak belirtilen İş Listesinin imzalatılmadığı gibi sözleşmede de böyle bir ek mevcut olmadığını, hizmet kapsamı başlığı altında sanat atölyesi ile tam iş birliği içinde olarak, bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz bir parçası olan iş listesi'nde sayılan hizmetleri vermeyi taahhüt eder şeklinde hüküm bulunmasına karşın bu ek sözleşmenin mevcut olmadığı, davacı tarafından da imzalanmadığını, olayda da Ek-1 listesi sözleşmenin kapsamını oluşturduğundan ve hizmet kapsamı bilinmeden sözleşme yapılamayacağından sözleşmenin tamamının hükümsüz olduğunu, iş listesinin sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğunun belirtildiği, sözleşmenin geçersiz olduğu yapılan ödemenin geçersiz bir sözleşmeye dayanmasına karşı tarafın haksız kazanç sağladığını ortaya koyduğunu, davalı tarafın sebepsiz yere zenginleştiğini, sözleşmenin geçerli olduğu sayılsa dahi sözleşmede ayıplı ifanın mevcut olduğu, ayıplı hizmetin sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı hizmet olduğu, -------- üzerinden videolar gönderildiğini, yapılan videoların bir reklam ajansından çıkamayacak kadar amatör olduğunu, videoda kesilmeler ve tekrar eden kısımlar olduğunu, hiçbir şekilde objektif kriterleri tamamlamayan videoların kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ayıplı ifa sayıldığını, davalı tarafından yapılan içeriklerin beğenilmediği, davalı tarafça hiçbir uzlaşma yoluna gitme gayesi bulunulmadan kusurlu içerikler düzenlendiğini, güzelliğin göreceli olması ileri sürülerek yapılan ayıplı hizmet telafi edilmediğini, içeriklerde olacağını vaat ettiği özelliklerin veya olması gereken lüzumlu vasıfların eksikliğinin olduğunun videolar incelendiğinde de anlaşılacağını, videoların hiçbir platformda paylaşılmadığını, açıklandığı üzere ilgili mevzuat hükümleri gereğince taraflar arasında yapılan sözleşmedeki bedelin iadesinin gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, ödemesi yapılan 5.133,00 TL'nin dava tarihi itibariyle faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde davacı yanın gösterilmediği ve taraf teşkili sağlanmadığı, beyan dilekçesi ile bildirilen ismin davacı olarak kabulü halinde ise ilgili uyuşmazlık bakımından mahkemenin görevsiz olduğunun görüleceğini, HMK md. 119/1-b,c bentleri uyarınca davacının adı, soyadı, adresi ve T.C. kimlik numarası dava dilekçesinin kabulü için zaruri olduğu, bu bentlerin eksikliği ve kesin süre içinde tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılacağı, dava dilekçesinde davacı sıfatını "-------" olarak bildirmiş olduğu, bu isim hukukun tanıdığı bir gerçek veya tüzel kişiye ait olmadığını, tensip zaptı ile davacı yana tespite yarar unvanını bildirmesi için süre tanındığını, Davacı olarak istenilen belgeleri aşağıda sunmaktayım" şeklindeki dilekçesini "..." adı ile şahsen imzaladığını, dilekçe ekinde sunulan belgelerden bu kişinin gerçek kişi tacir vasfının olmadığı veya bir ticari işletmesinin bulunmadığının görüleceğini, bu bakımdan eğer bu gerçek kişinin şahsen davacı olduğu kabul edilecek olursa, ücret iadesine ilişkin huzurdaki talebin, özel görevli mahkeme konumundaki Asliye Ticaret Mahkemesi ile ilgisi bulunmadığı, davacı gerçek kişinin satın aldığı hizmetin de ticari bir hizmet niteliği bulunmaması nedeniyle taraflar arasındaki ilişkisinin tüketici ilişkisi kapsamında kaldığı ve davacının tüketici konumunda bulunduğunun anlaşılacağını, öncelikle dosyanın görevli tüketici mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, uyuşmazlığın ticari nitelikli olduğu kabul edilecek olsa dahi dava şartı niteliğinde olan arabuluculuk yoluna gidilmediğini, dava şartının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacı yanın ne fesih, ne de ayıp bildiriminde bulunmadığını, talebini hangi hukuki sebebe dayandırdığının anlaşılmadığını, taraflar arasında mutabık kalınan tüm işler gereğince ifa edilmiş olduğunu, davaya konu talebin mesnetsiz olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmaya binaen müvekkilinin, her hafta paylaşılacak görselleri karşı tarafa ilettiğini, kendilerinin de bu görselleri --------- hesaplarından paylaştığını, toplam 5.133,00-TL tutarlı bu faturanın ödemesini gerçekleştirdiğini, sözleşme öncesi avans niteliğinde bir ön ödeme alınmadığını, yapılan ilk ödemenin hizmet başlangıcından 30 gün sonra, alınan hizmetleri deneyimledikten sonra yapıldığını, davacının ödemeyi kendisi, sözleşmeye istinaden, iradi olarak yapmış oludğu, bu aşamada sözleşmenin geçersizliğine dayanmasının sadece bu durum nedeniyle dahi mantıksız olduğu müvekkil şirket tarafından davacı yandan ciddi bir olumsuz dönüş olmaması, aksine yapılan paylaşımların sosyal medya hesaplarını aktifleştirdiği yönünde geri bildirim alınması üzerine anlaşılan sözleşme süresinin uzatıldığı değerlendirilerek Temmuz ayında da 11 gün boyunca davacı tarafa sosyal medya paylaşımları hazırlanmaya devam edildiği, böylelikle sözleşmenin sonlandığı günden itibaren 17 günlük ilave hizmet verildiğini bu süreçte de içerikler hazırlanarak davacıya gönderilmiş olduğunu, ancak davacı tarafından ilgili içeriklerin tamamının paylaşılmadığı, bu döneme ait görüşmelerin de ayrıca ibraz edilmek üzere kayıt altına alınmış oludğunu, davacı yanın müvekkili şirkete karşı hakaretamiz konuşmaları üzerine davacı tarafla ilişkiyi kesmek adına ilgili döneme ait ücret talebinde bulunulmadığını, hem bu döneme ait 17 günlük ücreti talep hakları hem de davacının müvekkil firma yetkilisine yönelttiği hakaretlere karşı cezai takibat haklarını saklı tuttuklarını davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kabulde ise esas incelemesinden sonra tümüyle reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet sözleşmesi kapsamında davacının ayıplı ifa sebebiyle ödediği hizmet bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre,---------18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve -------- sayılı --------- yayımlanan, -------- sayılı --------- Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen --------- kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan --------- kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Davacı yapılan GİB sorgusunda davacının Seramik ve porselenden heykelcik, vazo ve süs eşyası imalatı ile iştigal ettiği, davacının esnaf kaydının bulunduğu tüketici sıfatına haiz olmadığı, ayrıca tacir sıfatının da bulunmadığı, dolayısıyla tacir olmadığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmekte olup Mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,
2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli --------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine,
3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde --------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/02/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!