T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/639 Esas
KARAR NO: 2024/65
DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ: 23/12/2019
KARAR TARİHİ: 30/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili -------- şirketi ile müflis -------- şirketi arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından satılan emtiaların karşılığında müflis şirkete faturalar düzenlendiğini ancak fatura bedellerinin ödenmediğini, bu ticari ilişkiden doğan 112.735,62TL müvekkili şirketin alacağı için -------- iflas sayılı dosyasınından masaya kayıt ve kabulü için talepte bulunulduğunu ancak başvurunun 04/11/2019 tarihli karar ile kısmen reddedildiğini, müvekkili --------Ş.'nin ise diğer müvekkili şirket --------Ş.'nin sigortacısı olduğunu ve mezkur şirketin alacağından kanuni halefiyet hükümlerin uyarınca olduğu iddia edilen 18.513,47 TL alacağı için gene mezkur iflas dosyasından masaya kayıt ve kabulü için talepte bulunulmuş ancak iflas müdürlüğünün 04/11/2019 tarihli kararı ile talebin reddine karar verildiğini, iflas dairesi tarafından verilen ret kararlarının hukuka aykırı olduğu ve kararların iptallerinin gerektiğini, iflas idaresi kararlarının 13/11/2019 tarihinde tebliğ alındığını, müvekkillerinin -------- Esas sayılı dosyasında iflasına karar verilen ------- şirketinden alacaklı olduklarını, müvekkili -------- şirketi ile müflis şirket arasındaki ticari ilişkiden doğan alacak kredi risk sigortası kapsamında sigortalı olduğunu ve sigorta poliçesi gereğince alacağın bir kısmına ilişkin hasar ödemesinin gene müvekkili sigorta şirketi tarafından gerçekleştiğini, taraflar arasında hukuki bir ilişki olduğunu, temerrüt olgusunun gerçekleştiğini ve her iki müvekkilinin iflas tarihi öncesi işlemiş faiz talebininde hukuka uygun olduğunu, bu nedenlerle, müvekkili --------- şirketi Adına kaydı talep edilen ve asıl alacağın iflas tarihi itibari ile faiz alacağını oluşturan ve redde konu olan 20.335,62 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne, müvekkili sigorta şirketi adına kaydı talep edilen 2.742,57USD alacak + 535,89USD faiz olmak üzere toplam 3.278,46 USD karşılığı olan 18.513,47TL'nin iflas tarihi itibari ile toplam alacak tutarının müvekkili sigorta şirketi adına iflas masasına kayıt ve kabulüne, İİK'nın 196. Maddesi uyarınca iflas tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müflis şirketin 29/03/2019 tarihinde iflas ettiğini ve usule uygun olarak ilanın yapıldığını, davacı tarafın alacak talebinin yargılamayı gerektirmesi sonucunda talebinin reddedildiğini, davacı tarafça alacak kayıt dilekçesine ek olarak sunulan belgelerin incelenmesi sonucunda, alacağı çekişmeli hale geldiğini ve bu sebeple alacağın yargılamayı gerektirdiği kanaatine varılarak alacağın tamamının reddedildiğini, kayıt kabul davalarının sadece alacağın kaydı istemine yönelik olabileceğini ve belirli bir miktarın ödenmesine yönelik olamayacağını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, bu nedenlerle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraflara yüklenmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, TTK'nin 1472. Maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı kayıt kabul davasıdır. Davanın yasal dayanağı İİK'nun 235 maddesidir.-------- sayılı kararı ile müflis şirketin iflasına karar verilmiş, karar kesinleşmiştir.Davacı, vekili aracılığıyla iflas işlemlerinin yürütüldüğü --------- İflas sayılı dosyasına toplam 18.513,47 -TL alacak kayıt talebinde bulunmuş, -------- kayıt numarası ile masaya kaydedilen alacağın tamamının reddine karar verilmiştir. İşbu ret kararı 13.11.2019 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmiştir. Her ne kadar işbu dava 23.12.2019 tarihinde 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış ise de kayıt kabul davasında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmemektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinde “ Hak arama hürriyeti “ ne yer verilmiştir. Maddede, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, hiçbir mahkemenin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin birçok emsal kararında, 36.maddenin ihlali, mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir. Yukarıda ifade edildiği üzere, farklı uygulamalar, neticesinde, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuranlar yönünden, mahkemeye erişim hakkının ihlali gibi bir sonuçla karşılaşmamak ve hak kaybının önüne geçilmesi açısından, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında sürelerin değerlendirilmesi isabetli ve hakkaniyetli olacaktır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun, dördüncü bölümünde, “ Arabuluculuk Faaliyeti “ üst başlığı ile 13. maddede, arabuluculuğa başvurma vd maddelere yer verilmiştir. 16. maddesi “ Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi “ dir.16/2. fıkrada “ Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz “ dır. Arabuluculuk sürecinin başlamasıda 16/1. fıkrada düzenlenmiş ve arabuluculuk sürecinin, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru halinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, devamında ise dava açılmasından sonraki süreç belirtilmiştir. 6325 sayılı yasanın beşinci bölümünde ise “ Dava Şartı Olarak Arabuluculuk “ başlığı ile 18/A maddesinde, “1”. fıkrada ifade edildiği üzere, ilgili kanunlarda arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise sürecinde hangi hükümlerin uygulanacağı 20 fıkra şeklinde ifade edilmiştir. 18/A -15. fıkrada, 16/2. fıkraya benzer şekilde “ Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez “ düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, 16/2. fıkranın uygulanması isabetli olacaktır. Somut olayda davacı tarafın 25.11.2019 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu, 20.12.2019 tarihinde anlaşmanın sağlanamadığına dair son tutanağın düzenlendiği, ret kararının tebliğ tarihi olan 25.11.2019 tarihi ile son tutanağın düzenlendiği 20.12.2019 tarihi arasında 12 gün olduğu, arabuluculuğa başvurulduğunda sürenin durduğu, 20.12.2019 tarihinde arabuluculuk süreci sona erdikten 3 gün sonrası olan 23/12/2019 tarihinde işbu davanın ikame edildiği, sürenin durduğu dikkate alındığında davacı vekilinin işbu davayı süresinde açtığı kabul edilerek davanın esasına girilmiştir.Mahkememizin işbu dosyasının davacı --------- şirketi yönünden tefrik edilerek ---------- esas sayılı sıraya kaydedildiği, --------- esas --------- karar sayılı kararı ile hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verildiği,---------- sayılı ilamı ile mezkur kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma üzerine dosyanın mahkememiz --------- esas sayılı sırasına kaydedildiği, -------- esas --------- karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Somut olayda dava dışı -------- şirketi ile davacı arasında kredi risk sigortasının bulunduğu, bu sigorta kapsamında davacı dışı şirketin müflis şirketten alacaklı olduğundan bahisle sigorta kapsamında davacı tarafından dava dışı şirkete 09/09/2016 tarihinde ödeme yapıldığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesinde halefiyet usulü düzenlenmiş olup, düzenlemeye göre sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tanzim edilen bedel kadar sigortacıya intikal edeceği belirtilmiş olup düzenleme ile birlikte somut olayda değerlendirildiğinde, davacı sigorta şirketince dava dışı şirkete halef olması sebebiyle müflisin iflas masasına başvurulduğu ve ret kararı üzerine işbu davanın ikame edildiği anlaşılmıştır.Tarafların ticari defterleri incelenerek tanzim olunan 16/01/2022 tarihli bilirkişi raporu dosya arasına alınmıştır.Davacı vekiline hazır bulunduğu duruşmada, 07/06/2022 tarihli celsede dava dışı şirkete yapmış oldukları ödemenin dayanağının ne olduğu husununu açıklaması ve yapılan ödemenin hangi kriterlere göre yapıldığı hususunu açıklaması için kesin süre verilmiş, aksi halde yargılamaya mevcut delil durumu ile devam olunacağı hususu ihtar edilmiştir. Her ne kadar davacı ile tefrik edilen dosyadaki davacı olan --------- şirketi arasında kredi risk sigortası yapıldığı konusunda mahkememizce tereddüt bulunmuyor ise de davacı vekili tarafından sunulan evraklarda yalnızca poliçe ve ödeme belgesi olduğu, dava dışı Koyuncu -------- şirketine yapılan ödemenin hangi alacağa ilişkin yapıldığının ve hangi hesaplama yöntemi kullanılarak hesaplandığının sunulan deliller ile değerlendirilemeyeceği, lütuf ödemesi olup olmadığı ve TTK'nin 1472. Maddesi gereğince halefiyet ilkesi kapsamında rücu hakkının bulunup bulunmadığı hususlarının davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60TL karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40TL nin mahsubu ile bakiye 383,20TL davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça sarf olunan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı lehine yürürlükte olan AAÜT uyarınca, takdir edilen 17.900.00,TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.30/01/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!