WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İSTANBUL 9. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2024/91 Esas
KARAR NO:2024/241

DAVA:Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:08/02/2024
KARAR TARİHİ:22/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden 53.568,98-TL tutarında ilamsız takip başlatmış, takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin müvekkili şirketin KEP adresine gönderilmiş olduğunu, ancak müvekkili şirkete ait KEP adresinin davalı şirketin vermiş olduğu danışmanlık hizmeti nedeniyle davalı şirket tarafından aktif hale getirilmiş olup müvekkilinin kullanımında olmadığını, dolayısıyla ödeme emrinin müvekkili şirketin kullanımında olmayan KEP adresine tebliğ edilmiş olup, davacının söz konusu takipten, yapılan hacizler nedeniyle haberdar olduğunu, bu sebeplerle müvekkili aleyhine başlatılan icra takibini öğrenemediğinden süresinde itiraz da edememiş olduğunu, müvekkilinin takibe konu sözleşmenin tarafı olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcu olmadığını, davalının, ödeme emrindeki borcun kaynağı olarak 24/01/2023 tarihli Danışmanlık ve Hizmet Sözleşmesi kapsamında ... Başarı Primi ve ona istinaden kesilen 01/08/2023 tarihli, 53.209,27-TL tutarındaki faturayı göstermiş olduğunu, ancak söz konusu sözleşme incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilinin icra takibine dayanak sözleşmede müşteri olarak imzası bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin, davalı alacaklıya karşı herhangi bir borcunun da bulunmadığını, 24/01/2023 tarihli sözleşmede müşteri olarak .... Mob. Dek. Gıda Kuy. Nak. İnş. İth. İhr. Tic. Paz. Ltd. Şti ve ... gösterilmiş ise de müvekkili tarafından söz konusu sözleşmenin imzalanmamış olduğunu, ayrıca davalı tarafından, müvekkilinin imzası dahi bulunmayan sözleşmeye dayanılarak kesinlen faturanın da hukuka aykırı olup söz konusu faturaya da itiraz ettiklerini, bundan bahisle 24/01/2023 tarihli sözleşmede imzası bulunmayan müvekkiline karşı işbu sözleşme ve tanzim edilen faturaya dayanak gösterilerek açılan icra takibi usul ve yasaya aykırı olup davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, imzanın bir şahsın yazılı bir beyanın kendisine ait olduğunu ve yazılı beyanda yer alan hususları kabul ettiğini, o şahsın kimliğini ortaya koyması neticesinde gösteren bir işaret olduğunu, fakat davaya ve icra takibine konu 24/01/2023 tarihli sözleşmede, davacının sözleşmede belirtilen yazılı beyanları kabul ettiğine dair bir imzasının bulunmadığını, dolayısıyla sözleşmede imzası bulunmayan davacı müvekkili için 24/01/2023 tarihli sözleşmenin bağlayıcılığının söz konusu olamayacağını, davalının kötü niyetli olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatmış olduğunu, yapılan icra takibi nedeniyle dolandırıldığını düşünmekte olduğunu, bu hususta Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet haklarını saklı tuttuklarını, söz konusu sözleşmeyi ve borcu kabul etmemekle birlikte; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesinde “Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer.” hükmü ile temerrüdün gerçekleşmesinin yolu gösterildiğini, borçlu temerrüdünün (gecikmesi, direniminin) söz konusu olabilmesi için, borcun ödenebilir hale gelmiş olması yeterli olmayacağını, bundan başka, alacaklının borcun ifası için borçluya ihtarda bulunması da gerektiğini, ancak bu iki şartın yerine gelmesi ile borçlu temerrüt haline sokulmuş olacağını, söz konusu alacağın mevcut ve muaccel olduğuna dair, hukuka uygun hiç bir delil sunulmadığını, davaya konu icra takibinin ilamsız takip yolu ile yapılmış ve maalesef takibin yukarıda bahsetmiş oldukları nedenlerle kesinleşmiş olduğunu, davaya konu icra takibi dosyası incelendiğinde, davalı tarafından iddiasını kanıtlar hiç bir belge sunulmamış, icra dosyasına sunulan 24/01/2023 tarihli sözleşmede de müvekkilinin taraf olmadığının sabit olduğunu, davalı taraf alacaklıymış gibi gösterilerek haksız bir borç ile müvekkili ile karşı karşıya bırakılmış olduğunu, işbu hususun insan haklarından olan adil yargılanma ilkesine de açıkça aykırı olduğunu, Mahkemece yapılacak inceleme sonucunda müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının ortaya çıkacağını, ayrıca borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla zamanaşımı itirazında bulunduklarını, yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle ve ivedilikle, teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında, dava sonuna kadar icra takibinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini, müvekkili tarafından icra dosyasına yatırılacak paranın, davalı alacaklıya ödenmemesini, davalarının kabulüne karar verilerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlanması nedeniyle arabuluculuk ücret tarifesi gereği lehine hüküm altına alınacak yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf esnaf olduğundan huzurdaki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olmadığını, bu nedenle göreve itiraz ettiklerini, davacı tarafın sözleşmede taraf olmadığını iddia etmekte olduğunu, oysa ki sözleşmenin hem taraf kısmında hem de son sayfasında imza kısmında davacının sözleşmenin tarafı olduğunun ortada olduğunu, davacı tarafın bir yandan sözleşmede taraf olmadığını iddia etmekteyken bir yandan sözleşme kapsamındaki hizmet sürecinde tebligat adresinin açıldığının beyan ettiğini, davacı şahsın firması için ... programına müvekkili şirket danışmanlığında başvuruda bulunulmuş, bizzat davacı tarafından ... kuruluna katılım sağlanmış, ... kurulunda kullanacağı sunum dosyasının dahi müvekkili şirketçe hazırlanmış olduğunu, sözleşme kapsamında başarı priminin desteğin onaylanmasından itibaren 60 gün içerisinde ödeneceği açıkça belirtilmiş olduğunu, davacı tarafın proje onaylanmasına rağmen projeyi yürütmekten vazgeçmiş olduğunu, bu nedenle de müvekkili şirketin hak ettiği başarı primini ödemek istememekte olduğunu, ... kurul kararı ve mail yazışmaları ile foster projesi kayıtları kapsamında davacıdan alacaklı olduklarının sabit olduğundan tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; öncelikle verilen tedbir kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, kötü niyetle dava açan davacının %20' den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, kötü niyetli dava açan davacı tarafın idari para cezası ile cezalandırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE;
... / ... Vergi Dairesi ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazıları, celp edilip incelenmiştir.
Dava, menfi tespit davasıdır.
26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
Somut olayda, davanın taraflar arasında imzalanan Danışmanlık ve Hizmet Sözleşmesi'e istinaden başlatılan ilamsız takipten kaynaklanan menfi tespit davası olduğu, ... / ... Vergi Dairesi’nin 19/02/2024 tarihli cevabi yazısı ile , “…davacının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun...”, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 02/2024 tarihli cevabi yazısı ile, “…davacının .....Ltd.Şti.'nin yetkilisi ve ortağı olduğunun..." , bildirildiği, davacının gerçek ticari işletme kaydının bulunmadığı, davacı her ne kadar Limited şirket ortağı ise de, tacir sıfatı şirkete ait olup, ortağının tacir olmadığı (TTK m. 16/1) iş bu nedenlerle, davacının dava tarihi itibariyle tacir olmadığı anlaşılmıştır. (İstanbul BAM 37.HD. 11/11/2022 T. 2022/... E.-2022/... K.)
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
Dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı görülmektedir.
HMK 114. Maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RESEN, HMK'nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına
4-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/03/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır