T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2024/174 Esas
KARAR NO :2024/372
DAVA:Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:27/02/2009
KARAR TARİHİ:28/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya verilen 30/05/2008 keşide tarihli ...'a ait ... nolu çek bedeli olan 40.000 YTL 'nin 05/06/2008 tarihinde ... ... Şubesi kanalı ile 05/06/2008 tarihli dekontla davalıya ödendiğini, davalının kötü niyetli olarak müvekkiline zarar vermek kastıyla hareket etmek suretiyle bedeli ödenen çeki ne ilgili bankaya ne de müvekkiline iade etmeyerek.... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, davalının kötü niyetli ve haksız takibi nedeniyle müvekkiline ait hesapları ile hak ve alacakları üzerine haciz konulduğunu, müvekkilinin mağduriyetine daha fazla neden olmamak için.... İcra Müdürlüğü'nün 2008/2049 esas sayılı dosyası üzerine dava sonuna kadar tedbir konulması gerektiğini belirterek müvekkilinin takip dosyasına konu edilen çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine davalının %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının tahsili zımnında davacı hakkında.... İcra Müdürlüğü'nün icra takip dosyası ile ... ... Şubesi muhataplı ... seri nolu 30/05/2008 keşide tarihli 40.000 YTL bedelli davacı şirkete ait olan çeke istinaden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığını, takip kesinleştikten sonra davacının menfi tespit davası açtığını, davanın davalının ikametgahında açılması gerektiğini, İİK 72 maddesi menfi tespit davasının icra takibinin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde veya davalının ikametgahında açılması gerektiğinin belirtildiği, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, zira icra takibinin İstanbul İcra Dairesinde başlatıldığını, bu nedenle yetkili olan İstanbul mahkemelerinde davanın açılması gerektiğini, davanın her iki tarafının da tacir olması borcun ticari ilişkiden kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğunu, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olmadığını, davacı tarafın borcu ikrar ettiği ancak ödeme definde bulunmadığını, bu sebeple alacağın varlığı konusunda herhangi bir ihtilaf olmadığını, davacı yanın çek bedelini ödediğini ispat etmekle yükümlü olduğunu, çek bedelinin ödendiğinin kesin delil ile ispatlanması gerektiğini, davacının söz konusu davayı açmakta haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek öncelikle yetki, görev ve iş bölümü yönünden değerlendirme yapılması ve davanın esastan reddine karar verilmesini davacı aleyhine %40'dan az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Mahkememizin, 24/02/2015 tarih, ... sayılı kararı ile;
"...Davacı tarafından çek bedelinin ödendiği iddia edilerek mahkememizde görülen bu dava açılmış olup, davacı tarafından ibraz edilen havale dekontunun incelenmesinde davacının 05.06.2008 tarihinde ... ... Şubesi aracılığıyla davalı hesabına 40.000 TL gönderdiği, havale dekontunda açıklama kısmında "...'a ait ... nolu 30.05.2008 tarihli" şeklinde açıklama bulunduğu, davalı tarafından icra takibine konu edilen çekinde havale dekontunda açıklaması bulunan çek olduğu anlaşılmıştır. Davacının davalıya cari hesap nedeniyle borcu bulunsa dahi davacı tarafından çeke mahsuben gönderilen paranın cari hesaptan mahsup edilmesi ve bedeli ödenmiş çeke dayalı olarak icra takibi yapılması mümkün olmadığından davacının dava konusu olan çek ve icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacak ödenmiş ve dava istirdada çevrilmiş olmakla davalıya ödenen toplam 43.601,74 TL 'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 35.418,74 TL'ye 18.09.2008 , 8.183 TL 'ye 07.10.2008 tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına, takibin kötü niyetle yapıldığı ispat edilemediği gibi istirdat davasında kötü niyet tazminatı öngörülmediğinden davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine.."karar verildiği,
Kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 18/02/2016 tarih, 2015/8689 Esas ve 2016/2532 Karar sayılı ilamıyla;
"...Davacıyı menfi tespit davası açmaya zorlayan takip dayanağı çek bedelinin takipten önce ödendiği gerekçesiyle dava kabul edilmiş olup bu kabul karşısında davalının takibi başlatmakta haksız olduğu gibi kötüniyetli olduğunun da kabulüyle davalı aleyhine tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle bu konudaki talebin reddi doğru değildir... Hükmün davacı yararına bozulmasına,..." karar verildiği, bozma kararı sonra Mahkememize gelen dosyanın 2017/674 Esas sayıya kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu;
Mahkememizin 12/10/2017 tarih, ... sayılı kararı ile;
"...İddia, savunma, mahkememizce uyulan Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin yukarıda ayrıntıları belirtilen bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı gözetildiğinde, davacı menfi tespit davası açmaya zorlayan çek bedelinin takipten önce ödendiği, bu hususun Yargıtay ilamı ile de belirlenerek davacının, davanın esası hakkındaki takibin bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiği, bu durumda davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı, kesinleşen ilamda yapılan ve kesinleşen tespit karşısında, takipten önce ödenen çek bedeli nedeniyle takip yapan davalı takip alacaklısının bu takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından takip tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kanun hükmü nedeniyle davacı lehine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine..." karar verildiği;
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 10/09/2019 tarih, 2018/362 Esas ve 2019/4262 Karar sayılı ilamıyla;
"...Mahkemece verilen davanın kabulüne dair ilk karar Dairemiz ilamı ile bozulduğundan ortadan kalkmış olup, mahkemece bozmaya uyularak verilen yeni kararda, önceki karardaki menfi tespit hükmünün kesinleştiğinden bahisle bu yönden karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi doğru olmamıştır. HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca, mahkemece davacının bütün talepleri hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiğinden, davacının bütün talepleri hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekir...Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına,..." karar verildiği, bozma kararı sonra Mahkememize gelen dosyanın 2020/31 Esas sayıya kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu;
Mahkememizin 07/07/2020 tarih, ... sayılı kararı ile;
"...Davacı tarafından çek bedelinin ödendiği iddia edilerek mahkememizde görülen bu dava açılmış olup davacı tarafından ibraz edilen havale dekontunun incelenmesinde, davacının 05.06.2008 tarihinde ... ... Şubesi aracılığıyla davalı hesabına 40.000,00-TL gönderdiği, havale dekontunda açıklama kısmında "...'a ait ... nolu 30.05.2008 tarihli" şeklinde açıklama bulunduğu, davalı tarafından icra takibine konu edilen çekinde havale dekontunda açıklaması bulunan çek olduğu anlaşılmıştır. Davacının davalıya cari hesap nedeniyle borcu bulunsa dahi davacı tarafından çeke mahsuben gönderilen paranın cari hesaptan mahsup edilmesi ve bedeli ödenmiş çeke dayalı olarak icra takibi yapılması mümkün olmadığından davacının dava konusu olan çek ve icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacak ödenmiş ve dava istirdada çevrilmiş olmakla davalıya ödenen toplam 43.601,74-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 35.418,74-TL'ye 18.09.2008 , 8.183,00-TL'ye 07.10.2008 tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına, kesinleşen ilamda yapılan ve kesinleşen tespit karşısında, takipten önce ödenen çek bedeli nedeniyle takip yapan davalı takip alacaklısının bu takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından, takip tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kanun hükmü nedeniyle, davacı lehine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine..." karar verildiği;
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2023 tarih, 2023/4473 Esas ve 2023/5881 Karar sayılı ilamıyla;
"...Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Yargıtay bozma ilamı davalı vekiline tebliğ
edilmiş ise de 07.07.2020 tarihli yeni duruşma günü davalı vekiline tebliğ edilmemiştir. Taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma hakkı ile 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uyarınca hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Mahkemece, bu hususlar nazara alınmadan duruşma gününün davalı vekiline tebliğ edilmeksizin davalının yokluğunda yargılamanın yürütülüp sonuçlandırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış,... açıklanan sebeplerle; mahkeme kararının bozulmasına,.." karar verildiği, bozma kararı sonra Mahkememize gelen dosyanın 2024/174 Esas sayıya kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşıldı.
...İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası, ticari defter ve kayıtlar,
dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş, tüm dosya kapsamı ile yaptırılan inceleme sonucu rapor alınmış ve tüm deliller toplanmıştır.
Dava, İİK.72 maddesi uyarınca açılan menfi tespit davası olup, dava tarihinden sonra yapılan ödeme nedeniyle, istirdat davası olarak devam edilmiştir.
...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası celp edilip incelediğinde,
keşidecisi ... İnşaat San. Ve Dış Tic. A.Ş.,lehdarı ... Yapı Sis.İnş.Taah. ve San.Tic.Ltd.Şti. olan, 30/05/2008 keşide tarihli, 40.000-TL bedelli, ... numaralı çeke dayalı olarak, 35.000-TL asıl alacak, 1.760,54-TL faiz, 1.750-TL tazminat, 105-TL komisyon, 179,20-TL masraf olmak üzere toplam 38.794,74-TL alacağın tahsili için, davalı alacaklı ... Yapı Sis.İnş.Taah. ve San.Tic.Ltd.Şti. tarafından davacı borçlu ... İnşaat San. Ve Dış Tic. A.Ş. aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapıldığı ve takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
İhtilaf, davacının davalıya borçlu olup olmadığı, ödenen tutarın istirdatını talep edip edemeyeceği konularından kaynaklanmakta olup, davaya dayanak belgelerin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususların bilirkişiye tespit ettirilmesi mümkündür.
Yargıtay bozma ilamından önce alınan;
09/06/2010 tarihli bilirkişi raporunda; “..Taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı toplam alış-veriş tutarının KDV dahil 126.209,86-TL olduğu, buna karşın davacı şirketin davalı şirkete yaptığı ödemelerin ise 126.210,00-TL olduğu bu durumda taraflar arasında herhangi bir borç alacak ilişkisinin kalmadığı, dolayısıyla takibe konmayan çeklerin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği..” görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
25/11/2011 tarihli bilirkişi raporunda; “…Davacının davalıya cari hesaptan kaynaklanan bir borcunun bulunmadığı, dava konusu çekin banka havalesi yoluyla ödenmesinin mümkün olmadığı, çeke ilişkin ödeme yapabilmek için mutlaka çekin davacı tarafından teslim alınması gerektiği, ancak davacının havale yoluyla yapmış olduğu ödeme ile çekin verilmesine neden olan temel ilişkinin sona erdirilmiş olduğu, böylece çekin bedelsiz kaldığı, fakat bedelsiz kalan çeke dayalı olarak, icra takibi yoluyla davalının malvarlığına giren paranın davacı tarafa geri ödenmesi…” kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
12/03/2012 tarihli bilirkişi raporunda; “…İncelenen davalı şirkete ait defterlerin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulmamış olduğu, davalı şirket kayıtlarına göre düzenlenen fatura bedellerinden ötürü davalının alacaklı olmadığı, davalı kayıtlarında alacak gözüken 7.109,35-TL’nin vade farkı faturasından kaynaklandığı, vade farkının ödenmeyen çeklere istinaden tahakkuk ettirildiği, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair sözleşmenin ve yine herhangi bir vade farkı uygulamasının bulunmadığı, yapılan hesaplamaya göre çekin ödenme tarihine göre olması gereken vade farkının 4.783,70-TL olduğunun belirlendiği…” kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
06/07/2012 tarihli bilirkişi ek raporunda; “…Davalının yapmış olduğu icra takip dosyasına davacı tarafından ödenmiş olan 38.794,74-TL icra takibinde takip konusu olan 35.000,00-TL’lik çeke karşılık ödenmiş olup, takip tarihinde davalının alacaklı olduğu tutar 33.210,00-TL, kayıtlarına da bu tutar kadar tahsilat göstermiş bakiyesini göstermemiştir, davacının daha sonra ödemiş olduğu 8.350,00-TL fazladan ödenmiş olan tutar olup, davacının istirdatını talep edebileceği tutar da bu miktar olması gerekeceği…” kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
18/11/2012 tarihli bilirkişi raporunda; “…Faturalardan kaynaklanan davalı alacağı toplamı 126.209,86-TL – 93.000,00-TL takip dışı ödeme toplamı 33.309,86-TL takip konusu çek anapara kalanı esas alınarak 06/08/2008 tarihli takiple istenebilir, alacağın 36.626,70-TL olduğu, takip çıktısı değerlendirilerek ödemeler BK. 100 Md. Göre faiz ve masrafa öncelikle mahsup edilerek 18/09/2008 son ödeme tarihinde 2.841,68-TL fazla ödeme yapıldığı, 2.841,68-TL davacı borçlu yanın fazla ödemesinin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı alacaklıdan alınması gerektiği, ticari kayıtlarda gözüken 29/10/2008 tarihli 7.109,49-TL vade farkına yönelik taraflar arasında bi sözleşme ibraz edilmediği, karşılıksız çıkan çek anapara kalanı için avans faizi yürütüldüğü…” kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
08/04/2013 tarihli bilirkişi raporunda; “…Davalının davacının başka borçlarının da bulunduğu yapılan ödemenin bu borçlara mahsup edildiği hususunu gerekçe göstererek dava konusu çeke dayanarak.... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dolayısıyla takip başlatmasının hukuken yerinde olduğunun kabul edilebilmesi için 05/06/2008 tarihinde davalının davacıdan dava konusu çek bedelini aşan muaccel bir alacağının bulunmasına bağlı olduğu, yapılan mali incelemede 05/06/2008 tarihi itibariyle davalının davacıdan 33.209,86-TL tutarında muaccel bir alacağının bulunduğu, dolayısıyla anılan kısım oranında yapılan takibin hukuka uygun olduğu, söz konusu 33.209,86-TL asıl alacak için faiz ve ferileriyle birlikte davacıdan yapılan takip neticesinde 38.794,74-TL ve 8.350,00-TL olmak üzere toplam 47.144,74-TL tahsil edildiği, tahsil edilmesi gerekenden 1.413,82-TL fazla tahsil edildiği, fazla tahsil edilen bedelin davacıya iade edilmesi gerektiği…” sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
17/12/2013 tarihli bilirkişi ek raporunda; "...bilirkişi kurulunun kök rapordaki görüş ve kanaatinde herhangi bir değişiklik oluşmadığı..." bildirilmiştir.
05/09/2014 tarihli bilirkişi raporunda; “…Dava konusu borcun takip tarihindeki tutan 33.209.86 TL. iken, davalının 35.000.-TL. üzerinden takip açmış olması karşısında bu farkı gözden kaçırılarak düzenlenmiş bulunan 16.12.2013 tarihli I nci Ek raporumuzdaki fazla ödeme tutarının 1.413.82 TL. yerine, yukarıda ayrıntıları verilen hesaplama sonuçlarına göre, 6.217,03 TL. olarak dikkate alınması gerekmiş İse de; davacı vekilince verilen 06.01.2014 havale tarihli dilekçesinde; bu tutan 3.510.20 TL. olarak talep ettiğinden, talebiyle bağlı sayılması gerektiği, heyet görüşü bu yönde oluşmakla birlikte, Mahkememizin heyete görev tevcih eden ara kararında; davalı tarafından davacıya İade edilen çeklerin ödenmiş kabul edilmesi halinde, davalı alacağının mevcut olup olmadığının da değerlendirilerek seçenekli rapor hazırlanması görevi verilmiş olması nedeniyle; bu çeklerin elden ödenmiş kabul edilmeleri halinde, davacı yanın takip tarihi 06.08.2008 itibarıyla 26.790.14 TL. takipte yapılan ödemeler sonrası ise 07.10.2008 tarihi itibarıyla 73.934.68 TL. fazla ödemesi bulunduğu, tarafların masraf, vekâlet ücreti, tazminat ve benzeri diğer taleplerinin Mahkememizin takdirleri içinde kaldığı …” sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; tüm dosya kapsamına göre alınan son bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, davacı tarafından çek bedelinin ödendiği iddia edilerek açılan davada, davacı tarafından ibraz edilen havale dekontunun incelenmesinde, davacının 05/06/2008 tarihinde ... ... Şubesi aracılığıyla, davalı hesabına 40.000-TL gönderdiği, havale dekontunda açıklama kısmında "...'a ait ... nolu 30/05/2008 tarihli" şeklinde açıklama bulunduğu, davalı tarafından icra takibine konu edilen çekin de havale dekontunda açıklaması bulunan çek olduğu, davacının davalıya cari hesap nedeniyle borcu bulunsa bile, davacı tarafından çeke mahsuben gönderilen paranın davalı tarafça, cari hesaptan mahsup edilerek, bedeli ödenmiş çeke dayalı olarak icra takibi yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacının dava konusu olan çek ve icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacak ödenmiş ve dava istirdada çevrilmiş olmakla davalıya ödenen toplam 43.601,74-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 35.418,74-TL'ye 18/09/2008, 8.183,00-TL'ye 07/10/2008 tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına, kesinleşen ilamda yapılan ve kesinleşen tespit karşısında, takipten önce ödenen çek bedeli nedeniyle takip yapan davalı takip alacaklısının bu takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından, takip tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kanun hükmü nedeniyle, davacı lehine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kabulü ile.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya üzerinden yapılan icra takibine konu çek nedeniyle, davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Dava istirdada dönüşmüş olmakla, 35.418,74-TL'nin 18/09/2008 tarihinden, 8.183,00-TL'nin ise 07/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının kötü niyet tazminat talebinin kabulü ile takip konusu alacak miktarı olan 38.794,74 TL'nin, takip tarihi gözetilerek %40'na karşılık gelen 15.517,90-TL kötü niyet tazminatının, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre, alınması gereken 2.978,43-TL. harçtan, peşin alınan 523,80-TL. harcın mahsubu ile geriye kalan 2.454,63-TL. harcın (Mahkememizce 07/07/2020 tarihli kararda verilen ve tahsil edilen harçlar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla)davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900-TL. vekalet ücretinin (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 14-TL. başvurma harcı + 523,80-TL. peşin harç + 4.200-TL. bilirkişi + 452,50-TL. tebligat-müzekkere giderleri olmak üzere toplam 5.190,30-TL. (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile TEMYİZ için Yargıtay'a başvurma yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!