T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2023/770 Esas
KARAR NO :2024/422
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:24/11/2023
KARAR TARİHİ:11/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; takip konusu alacağın borçlular tarafından imza altına alınmış Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklandığını, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinde borcun vadesinde ödenmemesi durumunda hangi faiz oranının uygulanacağının açıkça belirtilmiş olduğunu, kötü niyetli davalılar aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekildiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile mahkemeden; haksız itirazın iptalini ve ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibinin devamını, takibe kötü niyetli olarak itiraz eden davalılar hakkında %20’den az olmayacak miktarda icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ... şirketi tarafından davacı bankadan 500.000-TL bedelli teminat mektubu alınmış ve teminat mektubunun nakde çevrilmesi akabinde kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğundan bahisle müvekkiline de alacak talebi yöneltilmiş olduğunu, müvekkili tarafından ise bu mektubun kefil sıfatı ile imzalanmış olduğunu, ancak davacının sunduğu belgelerden işbu teminat mektubunun geçerlilik süresinin 20/06/2023 tarihinden sonra nakde çevrildiğinin açıklanmış olduğunu, bundan sonra ilgili icra takibine müvekkili adına itiraz edilmiş ve takibin durdurulmuş olduğunu, bunun üzerine davacı tarafça işbu dava ikame edilerek itirazın iptalinin talep edildiğini, ancak bu hukuka aykırı talebin ve davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, borca konu olduğu belirtilen davalılardan müvekkili ... ... şirketi adına düzenlenen teminat mektubunun süresi dolduktan sonra davacı tarafça hukuka aykırı bir şekilde nakde çevrilmiş olduğunu, bu nedenle de müteselsil kefil sıfatları ile diğer müvekkillerin de borçlu olmadığı yönünde cevabi ihtarname gönderilmiş olduğunu, ayrıca müvekkilinin herhangi bir şekilde usule uygun kefilliğinden söz edilemeyeceğini, kefillikten bahsedilebilmesi için eş rızası ve benzeri şekilde usuli şartların sağlanması gerektiğini, ancak davaya konu olayda bu şart gerçekleşmediğinden kefillik durumu mevcut olmadığını, bu nedenle müvekkili açısından işbu davanın husumet eksikliğinden reddi gerektiğini, ayrıca davalı şirket tarafından ihale sözleşmesinin mücbir nedenlerle feshedildiğinin ve teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti talebi ile ikame edilen dava devam ettiğinden yine işbu davanın ikame edilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla bu aşamada müvekkili şirketin, davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığından haksız ve hukuka aykırı bu davanın reddi gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; huzurdaki davanın esastan reddini, davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ... şirketi tarafından davacı bankadan 500.000-TL bedelli teminat mektubu alınmış ve teminat mektubunun nakde çevrilmesi akabinde kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğundan bahisle müvekkiline de alacak talebi yöneltildiğini, müvekkili tarafından ise bu mektup kefil sıfatı ile imzalanmış olduğunu, ancak davacının sunduğu belgelerden işbu teminat mektubunun geçerlilik süresinin 20/06/2023 tarihinden sonra nakde çevrildiği anlaşılmakta olduğunu, bundan sonra ilgili icra takibine müvekkili adına itiraz edilmiş ve takip durdurulmuş olduğunu, bunun üzerine davacı tarafça işbu dava ikame edilerek itirazın iptali talep edildiğini, ancak bu hukuka aykırı talebin ve davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, borca konu olduğu belirtilen davalılardan müvekkili ... ... şirketi adına düzenlenen teminat mektubunun süresi dolduktan sonra davacı tarafça hukuka aykırı bir şekilde nakde çevrilmiş olduğunu, bu nedenle de müteselsil kefil sıfatları ile diğer müvekkillerinin de borçlu olmadığı yönünde cevabi ihtarname gönderilmiş olduğunu, ayrıca müvekkilinin herhangi bir şekilde usule uygun kefilliğinden söz edilemeyeceğini, kefillikten bahsedilebilmesi için eş rızası ve benzeri şekilde usuli şartların sağlanması gerektiğini, ancak davaya konu olayda bu şart gerçekleşmediğinden kefillik durumu mevcut olmadığını, bu nedenle müvekkili açısından işbu davanın husumet eksikliğinden reddi gerektiğini, ayrıca davalı şirket tarafından ihale sözleşmesinin mücbir nedenlerle feshedildiğinin ve teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti talebi ile ikame edilen dava devam ettiğinden yine işbu davanın ikame edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla bu aşamada müvekkili şirketin, davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığından haksız ve hukuka aykırı bu davanın reddi gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; huzurdaki davanın esastan reddini, davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
Davalı ... Ltd Şti vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından ...nezdinde hazır yemek ihalesi kazanılması üzerine davacı bankadan teminat mektubu talep edilmiş, neticede tarihinde 500.000-TL bedelli teminat mektubu düzenlemiş ve müvekkili tarafından dava dışı kuruma teslim edilmiş olduğunu, söz konusu teminat mektubu haksız ve hukuka aykırı şekilde ve süresinden sonra nakde çevrilmiş olduğunu, bu hususun davacı tarafından sunulan belgelerden de açıkça anlaşılmayacağını, buna rağmen teminat mektubunun süresinin bitiminden sonra davacı tarafından nakde çevrilmesi, sonrasında ise müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmasının açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca ilgili icra takibine itiraz edilmiş ve takibin durdurulmuş olduğunu, bunun üzerine davacı tarafça işbu dava ikame edilerek itirazın iptali talep edilmiş olduğunu, ancak bu hukuka aykırı talebin ve davanın reddi ile davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete verilen 11/04/2019 tarihli 500.000-TL bedelli teminat mektubunun süresinin 20/06/2023 tarihinde dolduğunu, mektubun nakde çevrilme işlemi ise bu tarihten sonra olduğunu, bu işlemde herhangi bir hukuka uyarlık bulunmadığından müvekkilinin davacı nezdinde doğmuş bir borcu olmadığını, takdir olunacağı üzere süreli teminat mektubunun düzenlenmesinin amacı ve sorumluluğun süre ile sınırlandırılması olduğunu, dolayısıyla mektup üzerinde yer alan sürenin geçmesinden sonra gerçekleştirilen bu işlemin hukuken dinlenebilir herhangi bir yanı bulunmadığını, ayrıca yukarıda belirtildiği üzere banka tarafından verilen teminat mektubu ihale kapsamında dava dışı ...'na teslim edildiğini, daha sonrasında ihale sözleşmesinin mücbir nedenlerle feshedildiğinin ve teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti talebi ile ikame edilen davanın devam etmekte olduğunu, dolayısıyla bu aşamada müvekkili şirketin, davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığından haksız ve hukuka aykırı bu davanın reddi gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; huzurdaki davanın esastan reddini, davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE;
... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası, Genel Kredi Sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, cari hesap ekstresi, banka kayıtları ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş, tüm dosya kapsamı ile yapılan inceleme sonucu bilirkişi raporu alınmış ve tüm deliller toplanmıştır.
... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası celp edilip incelendiğinde; davacının, davalılardan, Kredi Sözleşmesinden kaynaklı, asıl alacak, işlemiş faiz, BSMV, masraf olmak üzere toplam 501.229,17-TL. alacak üzerinden, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yaptığı, davalının süresi içerisinde, borca, işlemiş faize ve tüm fer’ilerine itirazı nedeniyle takibin durdurulduğu ve davacı tarafından takibin devamının sağlanması amacıyla İİK. 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde, itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
İhtilaf, davacı alacaklının davalılardan, sözleşmeden kaynaklanan takip sebebi itibariyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti konularından kaynaklanmakta olup, alacak miktarının tespiti için takip dayanağı belgelerin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususların bilirkişiye tespit ettirilmesi mümkündür.
Tüm deliller toplandıktan sonra, bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi Bankacılık Uzmanı ... tarafından hazırlanan 29/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda;
"...Davalı asıl borçlu İhtarname ile 26.07.2023 tarihinde temerrüde düşmüş ise de davacı banka yasanın davalıya tanımış olduğu yasal süreyi beklemeden 19.07.2023 tarihi itibariyle takibe geçmiş olduğundan temerrüdünün takip tarihi itibarı ile başladığından takip tarihine kadar akdi faiz oranından hesaplama yapılmış olup takdir sayın mahkemenizindir.
Davacı banka KREDİ alacağına ilişkin, davalıların ...İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takip dosyasına yapımış oldukları itiraz nedeniyle sayın mahkemenizce de kabul edilmesi halinde 19.07.2023 takip/talep tarihi itibarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 500.000.00 TL TL asıl alacak 780.56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 500.780.56 TL olduğunun tespit edildiği,
Takip tarihinden başlamak üzere 500.000.00 TL asıl alacak tamamen ödeninceye kadar yıllık % 84.30 oranında temerrüt faizi davalılardan istenilebileceği..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü.
“…Yargıtay (kapatılan) 19. ve 11. Hukuk Daireleri ile HGK'nın yerleşik uygulamalarında temerrüt faizine esas alınacak oranın banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan oranlar olması gerektiği buna göre, bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için Merkez Bankasına bildirilen değil, fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarını belgelemesi gerekmektedir. Bu yolda ise bir belge sunulmamıştır. Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek faiz oranları temerrüt faizi belirlenmesine esas alınmamaktadır. (Yargıtay 11.HD'nin 2020/8317 Esas, 2022/3418 Karar sayılı ve 26.04.2022 tarihli ilamı aynı yoldadır.)….” (İstanbul BAM 12.HD. 16/12/2022T., 2022/2330 E.-2022/1805 K. sayılı kararı)
“ …Somut olayda, asıl borçlunun sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediğinin tespiti üzerine hesap kat edilerek düzenlenen ihtarnamenin asıl borçluya 27.02.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalı kefile ise tebliğ edilemediği görülmüştür. Bu durumda kefalet belgesinde belirtilen azami miktar içinde kalsa da davalı kefilin asıl borçlunun temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi borcundan sorumlu tutulamayacağının, ancak icra takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz tutarından sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından borçlulara gönderilen hesap kat ihtarı davalıya tebliğ edilememiştir. İİK'nun 68/b maddesi “Borçlu cari hesap veya kısa, orta ve uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır.” hükmünü içermektedir. İİK'nun 68/b maddesi sadece sözleşmedeki asıl borçlu yönünden uygulanabilir, davalı kefil yönünden uygulanamaz. Davalıya davacının hesap kat ihtarı usulüne uygun olarak tebliğ edilemediğinden davalının temerrüdünün icra takip tarihi itibariyle oluştuğunun kabul edilerek borç miktarının hesaplanması hukuka uygun olup ,davacı vekilinin davalı kefilin adresine gönderilen tebligatın adrese bırakıldığı tarih esas alınarak genel kredi sözleşmesindeki hükümler ve İİK. 68/b maddesi doğrultusunda davalı kefilin temerrüt tarihi belirlenerek hesap yapılması gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir.(Yargıtay 19. hukuk dairesinin 08.03.2016 tarih, 2015/ 12924 esas 2016/ 4207 karar sayılı ilamı )…”(İstanbul BAM 12.HD.04/04/2019 T.,2018/358 E.-2019/486 K.)
“...Eşin, borçlu eşe kefil olmak istemesi halinde, kefaletin geçerli olması için eş rızasına lüzum olmadığının kabulü gerekir. Somut olaydaki gibi borçlu eşin diğer eşin kefaletine rıza göstermesi şartının aranmasının fuzuli olacağı tabiidir.” (Yargıtay 12.HD. 2016/12256 E.- 2016/21462 K.)
“...Davacı alacaklı tarafından icra takibine geçilebilmesi için hesabın kat edilmesi yeterli olup, kat ihtarnamesinde ödeme için verilen süreden önce icra takibine başlanması halinde bu durumun, sadece faiz hesabında dikkate alınması gerekmektedir.” (Yargıtay 19. HD.,13/02/2014 T., 2013/18783 E.- 2014/2861 K.)(YHGK 24/05/2017 T., 2017/19-815 - 2017/1007 K.)
Davalılarca, davaya konu teminat mektubunun süresinden sonra usule aykırı şekilde tazmin edildiği iddia edilmiş ise de, celp edilen ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin, 24/09/2020 T., .... sayılı kararı incelendiğinde, davaya konu teminat mektubunun, tazmin edilmesinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; İcra dosyası, taraflar arasında düzenlenen sözleşme, hesap kat ihtarnamesi, davacı bankanın ticari defter ve kayıtları ile dayanılan diğer deliller ve tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, davacı banka ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların genel kredi sözleşmesini TBK.584. maddesi gereğince usulüne uygun olarak (davalı ...’nın şirket ortağı olduğu, davalı ...’nın ...’nın eşi olduğu) müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, imzalanan sözleşme kapsamında davalı borçlu şirkete kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine, hesabın kat edilerek, hesap kat ihtarnamesinin davalılara keşide edildiği ve icra takibine geçildiği, davalı kefillere keşide edilen hesap kat ihtarı tebliğ edilemediğinden iş bu davalıların temerrüdünün icra takip tarihi itibariyle oluştuğunun, kat ihtarında borcun ödenmesi için verilen sürenin dolmasından önce takip başlatılabileceği, bu durumun, sadece faiz hesabında dikkate alınması gerektiğinin, davacı tarafça fiilen uygulanan daha yüksek bir oranda kredi kullandırıldığına dair belge sunulmadığından davaya konu krediye uygulanan faiz oranı üzerinden %50 fazlası olarak hesaplanan faiz oranı temerrüt faizi olarak kabul edilerek, davacı bankanın, davalılardan icra takip tarihi itibariyle, sözleşmeye istinaden, bilirkişi tarafından hesaplanan tutar kadar alacaklı olduğu, davalıların icra takibine yaptıkları itirazlarının bu tutar kadar yerinde olmadığı kanaati oluştuğundan, davacının davasının, kısmen kabulü ile, ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası yönünden, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalıların, 500.780-TL. asıl alacak, 780,56-TL. işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 500.780,56-TL. alacak üzerinden yaptıkları itirazlarının iptaline, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren %84,30 oranında temerrüt faizi ve faize %5 BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra takip dosyasına konu nakit alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle, kabul edilen kısım üzerinden, İİK 67/2. maddesi kapsamında % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının, kısmen kabulü ile, ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası yönünden, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalıların, 500.780-TL. asıl alacak, 780,56-TL. işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 500.780,56-TL. alacak üzerinden yaptıkları itirazlarının iptaline, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren %84,30 oranında temerrüt faizi ve faize %5 BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Kabul edilen alacağın %20’si olan 100.156,11-TL. icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre, alınması gereken 34.208,32-TL. harçtan peşin alınan 6.053,60-TL. harcın mahsubu ile geriye kalan 28.154,72-TL. harcın davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 76.109,28-TL. vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 448,61-TL. vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 269,85-TL. başvurma harcı + 6.053,60-TL. peşin harç toplamı olan 6.323,45-TL.'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 4.000-TL. bilirkişi ücreti + 406,50-TL. tebligat-müzekkere masrafları olmak üzere toplam 4.406,50-TL. yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre 4.402,53-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalanın kendi üzerinde bırakılmasına,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200-TL. arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranına göre 3.197,12-TL.'nin davalılardan, 2,88-TL.'nın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalılar vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize verilecek ya da başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/06/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!