T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/680 Esas
KARAR NO :2024/122
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:11/10/2023
KARAR TARİHİ:13/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18/10/2021 tarihinde ... numaradan telefonla arandığını, arayan kişinin müvekkiline ...'tan aradıklarını, banka hesabından yurt dışında bulunan bir bahis hesabına yüklü miktarda para aktarılacağını, banka kartlarını iptal etmek istiyorsa telefonuna gelen mesajı kendilerine söylemesi gerektiğini, müvekkilinin panikle cep telefonuna gelen mesajı şüpheliye söylediğini, şüphelinin müvekkiline ait banka kartlarının iptal edildiğini bilgisi vererek telefonu kapattığını, daha sonra müvekkilinin cep telefonuna davalı bankadan 2.420-USD çekim yapıldığına ilişkin mesaj geldiğini, müvekkilinin müşteri hizmetlerini arayarak ve yazılı olarak bankaya bilgi verdiğini, arayan kişinin tüm bilgilerini bildiği için şüphelenmediğini, müvekkilinin dolandırıldığını anladıktan sonra hemen bankaya bilgi vermesine rağmen yapılan bankacılık işlemi davalı tarafça iptal edilmediğini, bu sebeple davalı tarafın 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu gereği sorumluluğu bulunduğunu, konuya ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, açıklanan nedenlerle 100,00-USD alacağın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava ettiği görüldü.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazları bulunduğunu, dava konusu olayda müvekkili bankaya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davanın, paranın aktarıldığı hesap sahibine ve parayı çeken şahıslara ihbar edilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın görevli mahkemede ikame edilmemiş olduğunu, söz konusu olayın müvekkili bankayla alakası olmayan, dolandırıcı şahısların kendini bankacı olarak tanıtması karşısında davacının bilgilerini ve şifresini bu şahıslarla paylaşması sonucu meydana gelmiş olduğunu, dava dilekçesinde de bu hususun davacı tarafından ikrar edilmiş olduğunu, davacının, kendisine gönderilen şifresini, banka personelleri dahil, kimse ile paylaşmaması gerektiği, şifre metninde de yer almakta olduğunu, ayrıca, ülkemizde hemen hemen her gün davacının iddia ettiği şekilde dolandırıcılık eylemleri gerçekleşmekte olup, ana haber bültenleri ve tüm kitle iletişim araçlarında bu haberlere yer verilerek, vatandaşlar tarafından bu tür dolandırıcılık eylemlerine karşı dikkatli olunması konusunda ve hiçbir şekilde kredi kartı bilgilerinin paylaşılmaması konusunda uyarıldığını, hatta, dava konusu dolandırıcılık olaylarıyla ilgili şifre paylaşımı yapılmaması konusunda televizyon ve radyolarda kamu spotları yayınlanmakta olduğunu ve yine, emniyet birimleri tarafından her bir vatandaşa tek tek sms gönderilerek; telefon dolandırıcılığı konusunda uyarılmakta olduğunu, tüm yurtta, yaygın bir şekilde telefon dolandırıcılığı eylemlerinin meydana geldiği ve tüm kamuoyunda etkin bir şekilde gerekli uyarıların yapıldığı bir dönemde, kendisini arayan şahıslara tüm kredi kartı bilgileri ile kart şifresini paylaşan davacının, dava konusu olayda kusurlu davrandığı şüphesiz olduğunu, bu kapsamda, davacının iddia ettiği şekilde dolandırıldıysa, işbu dolandırıcılık olayına kendi kusuru ile sebebiyet vermesi nedeniyle, dava konusu harcamalardan da kendisinin sorumlu olacağının muhakkak olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için işlemlerin davacının bilgisi olamadan yapıldığı varsayılsa bile bu durumda dahi dava konusu olay tamamen müvekkili bankanın tasarruf alanı dışında bulunan davacının tüm kişisel bilgilerini korumamasından kaynaklanmış olduğunu, davacının hesabından gerçekleştirilen dava konusu işlemlerin, internet bankacılığı aracılığıyla, yine davacının müvekkili banka kayıtlarında yer alan cep telefonuna gönderilen tek kullanımlık şifreler ile gerçekleştirildiği sabit olduğunu, davacının da kendisine gönderilen işbu şifrelerin kendisini arayan şahıslarla paylaşıldığnı ikrar etmiş olduğunu, bu hususta herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, bu nedenle de, davacının özenle saklamakla yükümlü olduğu şifre ve diğer kart ve bankacılık bilgilerini gerektiği gibi muhafaza etmemiş olmasından kaynaklanan işlemlerden müvekkili bankanın sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, bu kapsamda, eğer gerçekten davaya konu olayımızda davacının iradesi dışında gerçekleşen işlemler var ise; gerek cep telefonuna gönderilen şifrenin gerekse de kredi kartı şifresini üçüncü şahıslar ile paylaşan davacının, 5464 sayılı kanun, kredi kartı üyelik sözleşmesi ve yerleşik yargıtay içtihatları gereğince dava konusu işlemlerden sorumlu olduğunun açık olduğunu, diğer bir ifadeyle, internet üzerinden gerçekleştirilen bankacılık işlemlerinden özenle korumakla yükümlü olduğu kredi kartı şifresi, kredi kartı bilgileri ve cep telefonuna sms yolu ile gönderilen şifreleri üçüncü kişiler ile paylaşan davacının dava konusu işlemlerden sorumlu olduğunun her türlü izahtan vareste olduğunu, davacının 5464 sayılı kanun kapsamında da kusurlu davranmış olup, işbu kanun kapsamında dava konusu işlemlerden sorumlu olduğunu, bu kapsamda davacının ağır kusuru olduğu sabit olmakla, kendi kusuruna dayanarak hak talep etmesi kabul edilebilir olmadığını, davacının kendisine gönderilen şifresini, banka personelleri dahil, hiç kimse ile paylaşmaması gerektiği, şifre metninde de yer almakta olduğunu, dava konusu mobil internet bankacılığı işlemleri klasik bankacılık gibi değerlendirilip zararın müvekkili bankaya ait olacağını belirtmek haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili bankanın taraf olduğu benzer nitelikteki dosyalarda müvekkili banka haklı bulunmuş olduğunu, davacının suç duyurusunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili bankanın herhangi bir güvenlik açığı bulunmamakta olduğunu, davacının faiz talebinin yerinde olmadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle; husumet itirazları doğrultusunda davanın husumet yönünden reddini, huzurdaki davanın görevli mahkemede ikame edilmemesi nedeniyle görevsizlik kararı verilmesini, davanın karşı bankalara yazılacak müzekkerelerden sonra veya savcılık dosyasından temin edilecek bilgilerle adres ve kimlik numaraları tespit edildikten sonra hesabına transfer yapılan ve para çekilmişşe çeken şahıslara ihbarını, usule ilişkin beyanları doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın usulden reddini, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, esasa ilişkin beyanları doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı olarak açılan işbu davanın esastan da reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE;
28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.
Buna göre, somut uyuşmazlık, davacının kredi kartından üçüncü kişilerce bilgisi ve onayı olmadan rızası dışında çekilen paranın davalı bankadan iadesi talebine ilişkin olup, davalı banka ile imzalanan sözleşme kapsamında (Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi (Gerçek Kişiler İçin)) davalı tüketici konumundadır.
Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. TTK 4. ve 5. Maddesi ile 6502 sayılı yasanın ilgili maddeleri gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Tüketici Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, resen HMK.nın 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,
4-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize verilecek ya da başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/02/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!