WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Haziran 2026

İSTANBUL 9. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/655 Esas
KARAR NO:2024/402

DAVA:Genel Kurul Kararının İptali - Kâr payının Tahsili - Banka Yönetim Kurulu Kararı ile Yapılan Devir İşleminin İptali - Bağımsız Denetim Raporunun İptali - Halka Açıklığın Kaldırılması
DAVA TARİHİ:07/09/2023

BİRLEŞEN İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS - ... KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA:Genel Kurul Kararının İptali - Yönetim Kurulu Kararı ile Yapılan Devir İşleminin İptali - Bağımsız Denetim Raporunun İptali - Halka Açıklığın Kaldırılması - Tazminat
DAVA TARİHİ:07/09/2023
KARAR TARİHİ:06/06/2024

Taraflar arasında görülen asıl ve birleşen davanın Mahkememizde yapılan açık
yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; davalı bankanın halka açık bir şirket olduğunu, davacının bankanın hissedarı olduğunu, davalı bankanın 2022 yılı mali dönemine ait olağan genel kurul toplantısının 30/03/2023 tarihinde saat 11.00'de yapıldığının, müvekkilinin de merkezi kayıt kuruluşunun e-genel kurul uygulaması üzerinden e-imza ile oy kullanarak toplantıya katıldığını, genel kurulda gündem maddeleri ile ilgili görüşlerini bildirip muhalefet şerhi koyduğunu, davalı bankanın 2022 mali döneminde bağımsız denetim yetkisi bulunan şirket tarafından verilen 01/01/2022 - 31/12/2022 mali dönemine ait bağımsız denetim raporunda bağımsız denetçi tarafından sınırlı olumlu görüş bildirildiğini, bu olumsuz görüşten anlaşıldığına göre banka yönetiminin serbest karşılık adı altında 5.400.000.000 TL gider yazarak 2022 yılı kârlılığını azalttığını, banka yönetiminin 2022 yılında uyguladığı yönetim politikasının TMK'nın 2. ve 3. maddelerindeki dürüstlük ve iyi niyet kurallarına TTK'nın 18/2.maddesindeki basiretli tacir hükmüne, SPK'nın 21/2.maddesindeki basiretli tacir hükmüne aykırı olduğunu, bu rapordan anlaşılacağı üzere, kurumlar vergisi yönünden hazineninde zarara uğratıldığını, 2022 yılı kâr/zarar tablosu analiz edildiğinde 22.282.814.000 TL olan 2022 yılı kârının %24,23 oranında azaltarak şirket ortaklarının hisse başına düşen pay değerini azaltarak şirket ortağı olan müvekkiline ve diğer küçük yatırımcıya zarar verdiğini, söz konusu raporun 124.sayfasında yer alan bilgelere göre satın alınan şirketin bankaya birim hisse maliyetinin 42,74 TL/adet olarak hesaplandığını, iştirake sahip olan bankanın kendi birim hisse fiyatının ...verilerinde son bir yıllık verileri baz alındığında iştirak olarak satın aldığı ... ... A.Ş.'nin hisse değerinden daha düşük olduğunu, davalı bankanın 7 yıldır kâr dağıtımı yapmadığını ancak davalı bankanın 22.950.000.000 TL nominal değerdeki 22.950.000.000 adet hisseyi 981.000.000 TL ödeme yaparak ortalama 42,74 TL'den ... ... A.Ş.'nin hisselerini satın aldığını, bu şirketin Hollanda Ticaret odasına ... sicil numarası ile kayıtlı olduğunu ve 30/12/2011 yılında kurulduğunu, sermayesinin 18.000 Euro olduğunu, çalışanı bulunmadığını, tek kişilik şirket olduğunu, anlaşmanın imzalandığı tarih olan 21/10/2022 tarihindeki Euro kuru değerlendirildiğinde 53.960.396,03 Euro bedel ödenerek satın aldığını, bu durumda bankanın şirket hisselerini devir alırken örtülü sermaye transferinin varlığına yönelik kuvvetli emarelerin olduğunun anlaşıldığını, söz konusu şirket devrinin 2021 yılında ve 2022 yılında yapılan genel kurullarda gündeme gelmediğini, yönetim kurulu kararı ile devir işleminin gerçekleştiğini, bu işlemin vergi yönünden hazineyi ve şirket ortakları yönünden de hissedarları zarara uğrattığını, banka yönetim kurulunun her yıl yasal yedekler ayrıldıktan sonra kalan kâr tutarını ödenmiş sermayenin 12 katına ulaşmasına rağmen sermayeye ilave edilmesine ve kâr dağıtımına karar vermiyor olmasının banka yönetimini iyi niyet karinesine uymadığına gösterdiğini, banka yönetiminin sadece bankanın %99,88 hissesine sahip kurumsal ortakların talepleri doğrultusunda hareket ederek küçük yatırımcıyı yok saydığını, bununda kötü niyeti gösterdiğini, bağımsız denetim kuruluşunun bankanın kâr dağıtım politikasında azınlık haklarını da ihlal ettiğine dair raporda bilgi yer almadığını, bağımsız denetim raporunun bu hali ile sadece hakim ortağın menfaatlerini dikkate alan bir rapor olmaktan öte başka bir işleminin olmadığını, bağımsız denetim şirketinin rapordaki tüm eksikliklerin giderilmesi gerektiğini, bağımsız denetim yetkisi veren düzenleyici ve denetleyici kurum olan Kamu Gözetimi Kurumundan detaylı bilgi istenip bağımsız denetim raporunun tüm yönleriyle düzeltilmesinin gerektiğini, yürürlekte olan TTk'nın 507.maddesi gereğince kâr payının ödenmesi gerektiğini, bankanın 31/12/2022 tarihli finansal tablolarında yer alan yasal yedekler hariç olmak üzere bankadaki 1.730 lot hissesine karşılık müvekkiline 19.330 TL kârın genel kurul tarihinden ödeme yapılacağı tarihe kadar geçen süre için yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiklerini, TTK'nın 509/4.maddesi ve SPK'nın 15/4.maddesi gereğince halka açık anonim şirketlerin kâr payı avansı kanunda belirtilen şartlarda ödenebileceği hüküm altına aldığından banka yönetiminin kötü niyetli davranışına karşı bankanın üçüncü çeyrek (Ocak-Eylül 2023 dönem kârı baz alınarak) müvekkiline hissesi oranında kâr payı ödemesinin ara karar ile karar verilmesini, bankanın ulusal ve uluslararası çapta bir banka olması nedeni ile bankanın ticari faaliyetlerini aksatmayacak ve mevcut yönetim kurulunda yönetsel zafiyeti bertaraf edecek şekilde dava konusu işlemler sonuçlanana veya banka tarafından mağduriyetlerin ve finansal tablolardaki hata ve örtülü sermaye transferleri ile ilgili karar kesinleşinceye kadar kayyım gözetiminde faaliyetine devam ettirilmesine, 30/03/2023 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların iptal edilmesine, iştirak hissesini emsaline göre yüksek fiyattan almak örtülü sermaye transferi olarak değerlendirileceğinden banka yönetim kurulu kararı ile yapılan söz konusu devir işleminin iptal edilmesine, Mahkemece atanacak bilirkişi, kurum ve kuruluş gözetiminde ve ilgili kamu kurumu denetiminde söz konusu işlemin yeniden tesis edilmesine karar verilmesini, bağımsız denetim raporunda yer alan eksik hususlar nedeniyle bağımsız denetim raporunun iptal edilmesine karar verilmesini, bağımsız denetim raporundaki eksikliklerin giderilmesi için bağımsız denetim raporu ile ilgili kurumdan detaylı rapor alınmasına, KGK'dan gelen bilgiler doğrultusunda bağımsız denetim raporunun yeniden düzeltilmesine karar verilmesini, banka yönetiminin aile şirketi gibi bankayı yöneterek küçük yatırımcıyı korumaktan uzak yönetsel faaliyet gösterdiğinden davalı bankanın borsa kotundan çıkartılıp dolaşımdaki tüm hisseleri toplayıp küçük yatırımcıya da zarar vermeden faaliyetine devam etmesi gerektiğinden, davalı bankanın bu hali ile halka açık statüsünden çıkartılıp, pay piyasasındaki işlemlerinin kaldırılıp borsa kotundan çıkartılması için SPK'dan görüş alınarak bankanın halka açıklığının kaldırılması yönünden karar verilmesini, mevcut yönetim kurulunun halen iş başında olması nedeni ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili sunduğu cevap dilekçesi ile; davacının huzurdaki davadaki taleplerinin dinlenebilmesi için davacının pay sahipliği sıfatının davanın kesinleşmesine kadar devam etmesinin gerektiğini, davacı sahip olduğu hisseleri ...nezdinde borsadan iktisap etmiş olduğunu, davacının halihazırda pay sahibi olup olmadığının ve pay sahibi ise iktisap tarihinin merkezi kayıt kuruluşuna müzekkere yazılarak tespitini, davacı pay sahibi değil ise veya dava açıldıktan sonra tekrar edinilmiş ise davanın esasa girilmeksizin usulden reddini talep ettiklerini, TTK.nın 448/3 maddesi uyarınca Mahkemece belirlenecek teminat tutarının davacı tarafından dosyaya yatırılmasını talep ettiklerini, Mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi için ileri sürülen vakıalara ve iddialara karşı savunma yapılabilmesi için davacı tarafından iddia edilen vakıaların ve taleplerin açık ve somut olarak ortaya konulması gerektiğini, HMK'nın 120. maddesi ve Harçlar Kanunu uyarınca davacı tarafından her bir talebine ilişkin ayrı ayrı harç ve gider avansı yatırması ve dava neticesinde de her bir talep bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine ve ayrıca yargılama giderlerine hükmedilmesinin gerektiğini, davacının hukuki dinlenebilirliği bulunmayan taleplerinin Mahkeme huzurunda müvekkili bankaya yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının söz konusu taleplerde bulunabileceği bir hak sahipliği de bulunmadığını, davacı yönünden aktif husumet yokluğu ve müvekkili banka yönünden pasif husumet yokluğu söz konusu olduğunu, davanın bu nedenle husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, davacının 981.000.000 TL değerindeki hisse devri işleminin iptali ve yeniden tesisi, 19.330 TL kâr payı ödenmesi ve kâr payı avansı ödenmesi talepleri yönünden arabuluculuk başvurusunda bulunmadan işbu davayı ikame ettiğini, 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesi uyarınca herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, hangi genel kurul kararlarının iptali talep edildiği belirtilmeden "genel kurulun iptali" şeklinde genel geçer bir talebin dinlenilmesinin mümkün olmadığını, her halükarda iptali talep edilen genel kurulun 30/03/2023 tarihli olduğunu, huzurdaki davanın ise TTK'nın 445. maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre sona erdikten sonra, 07/09/2023 tarihinde ikame edilmiş olduğundan davanın reddinin gerektiğini, ayrıca bir kısım kararlar için özel dava koşulu olan "Muhalefet Şerhi" düşülmemiş olması ve muhalefet şerhinin sorudan ibaret olması, diğerleri bakımından da "Peşin Muhalefet Şerhi" bulunması nedeniyle iptal talebinin reddi gerektiğini, işbu davanın açılmasında davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının talepleri yönünden derdestlik itirazlarının bulunduğunu, kâr payı ancak genel kurul kararı ile dağıtılabileceğini, kâr dağıtımına ilişkin bir genel kurul kararı olmaksızın Mahkemeden kâr payı ödenmesi talep edilemeyeceği gibi Mahkemece kâr payı ödenmesine de karar verilemeyeceğini, kâr payı tebliği uyarınca kâr payı avansının dağıtılması için esas sözleşmede hüküm bulunmasının zorunlu olduğunu, müvekkili banka esas sözleşmesinde kâr payı avansının dağıtılmasına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını, genel kurul tarafından yapılmış bir yetkilendirme de bulunmadığını, TTK'nın 397.maddesine göre bağımsız denetçinin genel kurul tarafından seçileceğini, bağımsız denetçi tarafından hazırlanan raporun iptalinin mümkün olmadığını, müvekkili bankanın da raporun iptali yönünde herhangi bir tasarrufta bulunmasının mümkün olmadığını, bu nedenle bağımsız denetim raporunun iptalini talep etme yönünden davacının hukuki menfaatinin bulunmadığı gibi aktif husumet ehliyetinin de bulunmadığını, ayrıca müvekkili bankaya da bu konuda husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili bankanın SPK ve ... nezdindeki tüm şart ve yükümlülükleri sağlayarak halka açıklık statüsü kazandığını ve payları borsada işlem gören bir anonim şirket olduğunu, hisselerinin 03/02/1990 tarihinde işlem görmeye başladığını, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çıkartılan "2-16-1 sayılı ortaklıkların kanun kapsamından çıkartılması ve paylarının borsa işlem görmesi zorunluluğuna ilişkin tebliğ" uyarınca müvekkili bankanın halka açıklık statüsünün sona erdirilmesi ve borsa kotundan çıkartılmasının müvekkili bankanın genel kurulu tarafından karar alınması ve bu karar uyarınca da ilgili kamu kurumları nezdinde gerekli müracaatların yapılması ve nihayetinde ilgili kurumların bu yönde karar alması ile mümkün olduğunu, diğer yandan borsada işlem gören payların kottan çıkartma şartları ve borsada işlem görmesinin durdurulması halleri ... yönergelerinde sınırlı olarak sayıldığını ve çıkarma işleminin ...'in yönetim kurulu tarafından uygun bulunması ve karar alması sureti ile tesis edilebileceği, ... Kotasyon Yönergesinin 21.maddesinde açıkça düzenlendiğini, dolayısıyla davacının müvekkili bankanın halka açıklık statüsünden çıkartılması, pay piyasasındaki işlemlerinin kaldırılıp borsa kotundan çıkartılması taleplerinin müvekkili bankaya yöneltilmesinin mümkün olmadığı gibi Mahkeme tarafından dikkate alınmasının mümkün olmadığını, müvekkili bankanın halka açık paylarına sahip olan tek yatırımcısının davacı olmadığını, davacının halka açıklığın kaldırılması veya kottan çıkartma talebinde hukuki bir menfaatinin olmadığını, aksine tüm yatırımcıların da menfaatlerinin ihlaline yol açacak nitelikte olduğunu, bu nedenle talebin kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu edilen hisse devir işleminin gerçekleştirilmesine ilişkin olarak alınan yönetim kurulu kararının kanuni usul ve esaslara uygun olarak alındığını ve KAP'ta duyurulduğunu, hisse devir işleminin geçerli olduğunu ve ifa edildiğini, iptalinin talep edilemeyeceğini, dava konusu hisse devir işleminin örtülü kazanç aktarımının varlığı için aranan şartları/unsurları taşımadığını, 2022 mali dönemine ait olağan genel kurulu usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini ve genel kurulda alınan kararların yeterli nisaplara kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına uygun olarak alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; davalı bankanın halka açık bir şirket olduğunu, davacının bankanın hissedarı olduğunu, davalı bankanın 2022 yılı mali dönemine ait olağan genel kurul toplantısının 30/03/2023 tarihinde saat 11.00'de yaptığını, müvekkilinin de merkezi kayıt kuruluşunun e-genel kurul uygulaması üzerinden e-imza ile oy kullanarak toplantıya katıldığını, genel kurulda gündem maddeleri ile ilgili görüşlerini bildirip muhalefet şerhi koyduğunu, faaliyet raporunun içerisinde yer alan iştirak hissesi satın alınması hususunun örtülü sermaye transferine ilişkin kuvvetli karineler içerdiği için örtülü sermaye transferinin iptalinin gerektiğini, denetçi raporun 124.sayfasında yer alan bilgelere göre satın alınan şirketin bankaya birim hisse maliyetinin 42,74 TL/adet olarak hesaplandığını, iştirake sahip olan bankanın kendi birim hisse fiyatının ...verilerinde son bir yıllık verileri baz alındığında iştirak olarak satın aldığı ... ... A.Ş.'nin hisse değerinden daha düşük olduğunu, davalı bankanın 7 yıldır kâr dağıtımı yapmadığını ancak davalı bankanın 22.950.000.000 TL nominal değerdeki 22.950.000.000 adet hisseyi 981.000.000 TL ödeme yaparak ortalama 42,74 TL'den ... ... A.Ş.'nin hisselerini satın aldığını, bu şirketin Hollanda Ticaret odasına ... sicil numarası ile kayıtlı olduğunu ve 30/12/2011 yılında kurulduğunu, sermayesinin 18.000 Euro olduğunu, çalışanı bulunmadığını, tek kişilik şirket olduğunu, anlaşmanın imzalandığı tarih olan 21/10/2022 tarihindeki Euro kuru değerlendirildiğinde 53.960.396,03 Euro bedel ödenerek satın aldığını, bu durumda bankanın şirket hisselerini devir alırken örtülü sermaye transferinin varlığına yönelik kuvvetli emarelerin olduğunun anlaşıldığını, söz konusu şirket devrinin 2021 yılında ve 2022 yılında yapılan genel kurullarda gündeme gelmediğini, yönetim kurulu kararı ile devir işleminin gerçekleştiğini, bu işlemin vergi yönünden hazineyi ve şirket ortakları yönünden de hissedarları zarara uğrattığını, ... Sağlık şirketinin 45.000.000 TL sermayesi olan bir şirket olduğunu, bankanın 3.350.000.000 TL ödenmiş sermayesi ve 44.937.472.000 TL öz kaynak toplamı olduğunu, 2022 yılı kârı olan 17.223.766.000 TL'den daha düşük bir şirkete bankanın kendi hisse fiyatından daha yüksek bir fiyatla satın almış olduğunu, bu durumun sermaye transferi olduğunu ortaya koyduğunu, şirket ortakları, banka ortakları, yönetim kurulu üyelerinin organik, inorganik bağlarının yetkili kurumlar tarafından incelenmesi gerektiğini belirterek, 30/03/2023 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların iptal edilmesini, iştirak hissesini emsaline göre yüksek fiyattan almak örtülü sermaye transferi olarak değerlendirileceğinden banka yönetim kurulu kararı ile yapılan söz konusu devir işleminin iptal edilmesini, TL-Euro ortalaması olarak 96.253,74 TL zararın işlem gerçekleşme tarihinden itibaren yasal faaliyeti ile müvekkiline ödenmesini, Mahkemece atanacak bilirkişi kurum, kuruluş ve gözetiminde ve ilgili kamu kurumu denetiminde söz konusu işlemin yeniden tesis edilmesine karar verilmesini, bağımsız denetim raporunda yer alan eksik hususlar nedeniyle bağımsız denetim raporunun iptal edilmesine karar verilmesini, bağımsız denetim raporundaki eksikliklerin giderilmesi için bağımsız denetim raporu ile ilgili kurumdan detaylı rapor alınmasına, KGK'dan gelen bilgiler doğrultusunda bağımsız denetim raporunun yeniden düzeltilmesine karar verilmesine, banka yönetiminin aile şirketi gibi bankayı yöneterek küçük yatırımcıyı korumaktan uzak yönetsel faaliyet gösterdiğinden davalı bankanın borsa kotundan çıkartılıp dolaşımdaki tüm hisseleri toplayıp küçük yatırımcıya da zarar vermeden faaliyetine devam etmesi gerektiğinden, davalı bankanın bu hali ile halka açık statüsünden çıkartılıp, pay piyasasındaki işlemlerinin kaldırılıp borsa kotundan çıkartılması için SPK'dan görüş alınarak bankanın halka açıklığının kaldırılması yönünden karar verilmesini, mevcut yönetim kurulunun halen iş başında olması nedeni ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili sunduğu cevap dilekçesi ile; davacının huzurdaki davadaki taleplerinin dinlenebilmesi için davacının pay sahipliği sıfatının davanın kesinleşmesine kadar devam etmesinin gerektiğini, davacının sahip olduğu hisseleri ...nezdinde borsadan iktisap etmiş olduğunu, davacının halihazırda pay sahibi olup olmadığının ve pay sahibi ise iktisap tarihinin merkezi kayıt kuruluşuna müzekkere yazılarak tespitini, TTK 448/3 maddesi uyarınca Mahkemece belirlenecek teminat tutarının davacı tarafından dosyaya yatırılmasını talep ettiklerini, Mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi için ileri sürülen vakıalara ve iddialara karşı savunma yapılabilmesi için davacı tarafından iddia edilen vakıaların ve taleplerin açık ve somut olarak ortaya konulması gerektiğini, HMK'nın 120.maddesi ve Harçlar Kanunu uyarınca davacı tarafından her bir talebine ilişkin ayrı ayrı harç ve gider avansı yatırması ve dava neticesinde de her bir talep bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine ve ayrıca yargılama giderlerine hükmedilmesinin gerektiğini, davacının hukuki dinlenebilirliği bulunmayan taleplerinin Mahkeme huzurunda müvekkili bankaya yöneltilmesi mümkün olmadığını, davacının söz konusu taleplerde bulunabileceği bir hak sahipliği de bulunmadığını, davacı yönünden aktif husumet yokluğu ve müvekkili banka yönünden pasif husumet yokluğu söz konusu olduğunu, davanın bu nedenle husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, davacının hisse devir işlemi nedeniyle uğradığını iddia ettiği 96.253,74 TL zararın tazmini talebi yönünden arabuluculuk başvurusunda bulunmadan işbu davayı ikame ettiğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, hangi genel kurul kararlarının iptali talep edildiği belirtilmeden "genel kurulun iptali" şeklinde genel geçer bir talebin dinlenilmesinin mümkün olmadığını, her halükarda iptali talep edilen genel kurulun 30/03/2023 tarihli olduğunu, huzurdaki davanın TTK'nın 445 maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre sona erdikten sonra, 07/09/2023 tarihinde ikame edilmiş olduğundan reddinin gerektiğini, ayrıca bir kısım kararlar için özel dava koşulu olan "Muhalefet Şerhi" düşülmemiş olması ve muhalefet şerhinin sorudan ibaret olması, diğerleri bakımından da "Peşin Muhalefet Şerhi" bulunması nedeniyle iptal talebinin reddi gerektiğini, işbu davanın açılmasında davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, bu dosyanın birleştirilmesine karar verilen İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında davacı taleplerinin bu davadaki taleplerle aynı olduğu ve davanın derdest olduğunu, davacının talepleri yönünden derdestlik itirazlarının bulunulduğunu, davanın HMK'nın 114/1.maddesi gereğince derdestlik yönünden dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu edilen hisse devir işleminin gerçekleştirilmesine ilişkin olarak alınan yönetim kurulu kararının kanuni usul ve esaslara uygun olarak alındığını ve KAP'ta duyurulduğunu, hisse devir işleminin geçerli olduğunu ve ifa edildiğini, iptalinin talep edilemeyeceğini, dava konusu hisse devir işlemiş örtülü kazanç aktarımının varlığı için aranan şartları/unsurları taşımadığını, davacının uğradığı bir zararın varlığından söz etmenin mümkün olmadığını, davacı bir zarara uğramadığı gibi müvekkili bankanın soyut bir varsayım olarak ileri sürülen zarar iddiasının gerçekleşmesinde hukuka aykırı bir eylemi, kusuru ve iddia olunan zarar ile hisse devir işlemi arasında bulunması zorunlu illiyet bağı da bulunmadığını, ayrıca davacının zararına sebebiyet verdiğini iddia ettiği hisse devir işlemi döneminde, müvekkili banka hisse değerlerinde davacının iddiasının aksine düşüşten ziyade artış gerçekleştiğini, bu yönüyle de davacının hisse devir işlemi nedeniyle zarara uğradığının kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın aktif ve pasif husumet yönünden, arabuluculuk bulunmadığından ve derdestlik nedeni dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, davacının ayrı ayrı hukuki dayanaktan yoksun her davasının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davanın; genel kurul kararlarının iptali, Kâr payının ödenmesi, örtülü sermaye aktırımına ilişkin sözleşmenin iptali, bağımsız denetim raporunun iptali, halka açıklığın kaldırılması taleplerine ilişkin olduğu, Birleşen davanın; genel kurul kararlarının iptali, örtülü sermaye artırımına ilişkin sözleşmenin iptali ile tazminat ödenmesi, bağımsız denetim raporunun iptali, halka açıklığın kaldırılması taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu 30/03/2023 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve ekleri İstanbul Ticaret İl Müdürlüğünden, davalı şirkete ait ticaret sicil kaydı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden, davacının davalı şirkette pay sahibi olup olmadığı, pay sahibi ise payın iktisap tarihinin ve pay sahipliğinin halen devam edip etmediği hususunun ... A.Ş.'den celp edilerek incelenmiştir.
Mahkememizin 30/01/2024 tarihli ara kararı ile;
"1-Asıl davada; davacının taleplerinin Genel Kurul Kararının İptali, 19.330 TL kâr payının tahsili, banka yönetim kurulu kararı ile yapılan devir işleminin iptali, bağımsız denetim raporunun iptali, halka açıklığın kaldırılmasına ilişkin olduğu ve sadece genel kurul kararının iptali davası için başvurma ve ilam harcı yatırıldığı anlaşıldığından;
-Davacının Yönetim Kurulu kararı ile yapılan devir işleminin iptali davası için; 427,60 TL maktu harcı,
-Davacının Bağımsız Denetim Raporunun İptali davası için; 427,60 TL maktu harcı,
-Davacının Halka Açıklığının Kaldırılması davası için; 427,60 TL maktu harcı,
-Davacının 19.330 TL kâr payının tahsili davası için; 427,60 TL harcı,
Yatırması için işbu ara kararın davacı vekiline tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde gerekli harçların yatırılmaması halinde bu davaların işlemden kaldırılacağı ve 3 aylık süresi içerisinde yenilenmemesi halinde bu davaların açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
2-Birleşen davada; davacının taleplerinin genel kurul kararının iptali, 96.253,74 TL zararın tahsili, bağımsız denetim raporunun iptali, banka yönetim kurulu kararı ile yapılan devir işleminin iptali, halka açıklığın kaldırılmasına ilişkin olduğu ve sadece bir başvurma ve ilam harcı yatırıldığı anlaşıldığından;
-Davacının Yönetim Kurulu kararı ile yapılan devir işleminin iptali davası için; 427,60 TL maktu harcı,
-Davacının Bağımsız Denetim Raporunun İptali davası için; 427,60 TL maktu harcı,
-Davacının Halka Açıklığının Kaldırılması davası için; 427,60 TL maktu harcı,
-Davacının 96.253,74 TL zararın tazmini davası için; 1,643,77 TL nispi harcı,
Yatırması için işbu ara kararın davacı vekiline tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde gerekli harçların yatırılmaması halinde bu davaların işlemden kaldırılacağı ve 3 aylık süresi içerisinde yenilenmemesi halinde bu davaların açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına," karar verildiği, davacının süresi içerisinde ara kararda belirtilen harçları yatırdığı anlaşılmıştır.
Davacının dava konusu genel kurul tarihinden önce dava konusu şirkete ait hisseleri iktisap ettiği ve halen pay sahipliğinin devam ettiği anlaşıldığından davacının genel kurul kararlarının iptali davası açmakta aktif husumet ehliyetinin olduğu anlaşılmıştır.
Davacının asıl davada kâr payının tahsili ve birleşen davada zararın tazmini taleplerine ilişkin zorunlu arabuluculuğa gidilmediği, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiği davalı tarafından ileri sürülmüş ise de; açılan davada davacının birden fazla talebinin bulunduğu, bu taleplerinden bir kısmının zorunlu arabuluculuğa tabî olmadığından bu davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine ilişkin davalı tarafından talebi yerinde görülmemiştir.
Mahkememizin 10.10.2023 tarihli ara kararı ile davacının ihtiyati tedbir talebinin ve Kar payı avansı ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, bu ara karara karşı yapılan istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. HD. tarafından ret edilmiştir.
Asıl davada davacının her bir davası ile ilgili yapılan incelemede;
Davacı davalı şirketin 30/03/2023 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının iptalini talep etmiştir.
TTK'nın 445.maddesinde; genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir. Bu maddede düzenlenen 3 aylık süre hak düşürücü süre olup genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir. (Yargıtay 11.HD.nin 30.03.2016 tarih ve 2015/8744 E., 2016/3486 K.) Dava konusu genel kurulun yapıldığı tarih 30/03/2023 tarihi olup dava ise; genel kurul tarihinden üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 07/09/2023 tarihinde açılmıştır. Bu nedenle davacının genel kurul kararlarının iptali davasının reddine karar verilmiştir.
Davacı, kâr payı ödenmesini talebinde bulunmuştur. TTK'nın 408/2-d maddesinde; finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermaye ve dağıtılacak kâra katılması dahil kullanılmasına dair kararların alınması kararı genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu düzenlenmiştir. Anonim şirket genel kurulunun şirket kâr payının belirlenip dağıtımı konusunda tek yetkili organ olması ve bu doğrultuda genel kurulda alınmış bir karar bulunmaması nedeni ile davacının kâr payı talep etmesi mümkün değildir. (Yargıtay 11. HD'nin 21/03/2016 tarih ve 2015/8238 Esas - 2015/3141 Karar, 14/03/2016 tarih ve 2015/6939 Esas - 2015/2769 Karar) bu nedenle davacının kâr payı ödenmesi davasının reddine karar verilmiştir.
Davacı, bağımsız denetim raporunun iptal edilmesini ve bağımsız denetim raporunun yeniden düzenletilmesini talep etmiştir. TTK'nın 399.maddelsine göre anonim şirketlerde denetim yapacak olan denetçi şirket genel kurul tarafından seçilir. Denetçi şirket TTK'nın 397. vd. maddeleri gereğince denetimini yaparak TTK 402.maddesi gereğince raporunu düzenleyerek yönetim kuruluna sunar. Bu denetçi raporunun davalı şirket tarafından kabul edilmemesi gibi bir durum olmadığı gibi bu raporun iptalinin de istenemeyeceğinden davacının bu davasının reddine karar verilmiştir.
Davacı, banka yönetim kurulu kararı ile yapılan devir işleminin örtülü sermaye transferi olduğunu iddia ederek iptalini talep etmiştir. Davalı bankanın yönetim kurulu toplantısında bankanın iştirak ettiği ... A.Ş.'deki ortaklık payına ilişkin olarak dava dışı şirketin hisselerinin satın alınmasına karar verildiği, bu kapsamda dava dışı ... şirketi ile hisse alım sözleşmesi imzalandığı ve bu durumun KAP'ta duyurulduğu, sözleşmenin ifa edildiği, hisse devir işlemlerinin tamamlandığı, hisse devir işlemine dayanak yönetim kurulu kararının usulüne uygun olduğu ve esas sözleşmeye ve mevzuata uygun olarak gerçekleştiği, davacının bu konudaki yönetim kurulu kararının iptalini talep etme hakkının bulunmadığı, kaldı ki davacının bu iddiası ile ilgili somut delil bulunmadığı anlaşıldığından davacının bu talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı, davalı şirketin kottan çıkartılarak halka açıklığının kaldırılmasını talep etmiştir. Ortaklıkların Kanun Kapsamından Çıkarılması ve Paylarının Borsada İşlem Görmesi Zorunluluğuna İlişkin Esaslar Tebliği (II-16.1)'n 4. vd. maddelerinde kanun kapsamında çıkartılmanın düzenlendiği, tebliğin 5.maddesinde genel kurul kararı üzerine şirketlerin kanun kapsamından çıkartılacağının düzenlendiği, ... Kotasyon Yönergesinin 23 vd. maddelerinde Borsa Kotundan çıkartılmanın düzenlendiği, borsa kotundan çıkartmaya yetkili kurumun ... yönetim kurulu olduğunun düzenlendiği, yasal düzenleme göz önüne alındığında davalı şirketin borsa kotundan çıkartılmasına ilişkin ... yönetim kurulu kararının bulunmadığı, şirketin halka açıklığının kaldırılması yönünde davalı şirketin genel kurulunda herhangi bir kararın alınmadığı anlaşıldığından davalı şirketin halka açıklığının kaldırılması ve borsa kotundan çıkartılmasına yönelik davacının davasının yasal şartların oluşmadığı, davacının ortak sıfatıyla böyle bir talepte bulunamayacağı bu nedenle bu davasının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının bu davasının reddine karar verilmiştir.
Birleşen davada davacının her bir davası ile ilgili yapılan incelemede;
Davacı, davalı şirketin 30/03/2023 tarihli genel kurul kararlarının iptalini, bağımsız denetim raporunun iptal edilmesine karar verilmesini, yeniden bağımsız denetim raporun düzeltilmesine karar verilmesini, davalının halka açıklığının kaldırılmasını ve borsa kotundan çıkartılmasını, örtülü sermaye transferine ilişkin yönetim kurulu kararının iptalini ve oluşan zararın tahsilini talep etmiş ise de; birleşen dosyadaki talepleri ile aynı talepler konusunda asıl dosyada da dava açıldığı, aynı taraflar arasında aynı davaların ikinci kez açıldığı, bu nedenle birleşen dava yönünden davalı şirketin derdestlik itirazının yerinde olduğu anlaşıldığından birleşen davadaki 96.253,74 TL zararın tahsili talebi dışındaki davacının tüm davalarının HMK'nın 114/1-ı maddesi ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı, birleşen davada örtülü sermaye transferine ilişkin devir işleminin iptalinin yanında 96.253,74 TL zararının tahsilini talep ettiği, asıl davada buna ilişkin talep bulunmadığı, bu nedenle zarar tazmini ile ilgili talebinde derdestlik olmadığı ancak örtülü sermaye transferi ile ilgili devir işleminin iptaline ilişkin davasının asıl davada gösterilen gerekçelerle yerinde olmaması nedeni ile tazminat talebinin de yerinde olmadığı anlaşıldığından davcının birleşen davadaki tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının asıl davadaki ve birleşen davadaki tüm taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre asıl ve birleşen davalardaki davacının tüm davaları ile ilgili harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince; asıl davada genel kurul kararlarının iptali davası için 17.900 TL, kâr payı tahsili davası için 17.900 TL, davalı şirketin halka açıklığının kaldırılması davası için 17.900 TL, bağımsız denetim raporunun iptali davası için 17.900 TL, yönetim kurulu kararı ile yapılan devir işleminin iptali için 17.900 TL olmak üzere 89.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince; birleşen davada genel kurul kararlarının iptali davası için 17.900 TL, davalı şirketin halka açıklığının kaldırılması davası için 17.900 TL, bağımsız denetim raporunun iptali davası için 17.900 TL, yönetim kurulu kararı ile yapılan devir işleminin iptali ile birlikte tazminat için 17.900 TL olmak üzere 71.600 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/06/2024

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır