T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/574 Esas
KARAR NO :2023/661
DAVA:6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ:31/08/2023
KARAR TARİHİ:04/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın Nişantaşı şubesi müşterisi olan müvekkilinin banka nezdinde sanal kart hesabı bulunduğunu, sanal kart hesabı müşterisi olduğu bankanın Nişantaşı şubesine bağlı olduğunu, 23.10.2021 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında sanal kart hesabından 580,21 USD çekim yapıldığı, müvekkili tarafından işlemin gerçekleştiği tarihten sonraki bir dönemde tesadüfen fark edildiğini, davacı hesap sahibinin zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükünün davalı bankada olduğunu, müvekkilinin sanal kartından bilgisi ve rızası dışında para tahsil edilirken müvekkiline sms yoluyla herhangi bir şifre dahi gönderilmediğini, müvekkilinin hesaplarını kontrol ediyor olmasa bu husustan haberdar olamayacağını, 23.10.2023 tarihinde müvekkilin sanal kartından çekilen bedelin müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında çekildiğinin tespiti ile ilgili bedelin taraflarına bankalarca USD mevduatına işleyecek olan en yüksek faizi ile birlikte ve fiilen ödeme tarihindeki kur üzerinden iadesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın müşterisi olan ... tarafından açılan dava konusu olay ile ilgili, müvekkili Bankanın ilgili birimlerince yapılan incelemede; Müvekkili Bankanın (...) ... ... Şubesi ... no'lu müşterisi ... (TCKN: ...) şikayeti üzerine bilgisi dışında gerçekleştiğini iddia ettiği işlemlerin gerçekleştiği 23.10.2021 tarihindeki hesap, bankomat, ve kredi kartı hareketleri ile sms listesi, ip port, log ve mobil bilgileri ile çağrı merkezi kayıtları incelendiğini, davacı dava konusu işlemi ... no'lu sanal kartından, kartın fiziki olarak bulundurulmasını gerektirmeyen, E- COMMERCE (E-TICA D) yöntemiyle 3D Secure Güvenlik Sistemi kullanılarak gerçekleştirildiğini, yapılan işlemlerde de 3-D güvenlik şifresi kullanılmış olduğunu, davacı ...'in müvekkili banka sisteminde kayıtlı ... no'lu telefonuna SMS olarak gönderildiğini, söz konusu şifrelerin güvenliği müşterilerin kendi iradeleri dahilinde olduğunu, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu da iş bu açıklamalarını destekler nitelikte olduğunu, davacı ilgili kanun ve hükümlere aykırı hareket ettiğini, özensiz ve tedbirsiz davrandığını, müvekkili banka işlem öncesi şifreleri, ilgili mobil cihazın kim tarafından kullanıp kullanılmadığı müvekkili banka tarafından bilinmemekle birlikte, müşterilerinin güvenliği açısından göndermediklerini, şikâyete konu olayda müvekkili banka iradesi dahilinde tüm güvenlik tedbirlerini aldığını, ancak müşterilerinin özensiz ve tedbirsiz davranması neticesinde, işlem öncesinde şifrelerin muhafaza edilmemesinden dolayı, işlemlerin gerçekleştiği kanaati edinildiği, müvekkili banka üzerine düşen tüm sorumlulukları dava konusu olayda yerine getirdiğini, davacı müşterinin zararından sorumlu tutulamayacağını, dâvanın reddini talep ettikleri ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre dava; dava kusurlu bankacılık işleminden kaynaklandığından bahisle hesaptan çekilen tutarın iadesi istemidir.
26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73.maddesinde de Tüketici Mahkemeleri düzenlenmiş ve '' Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir'' denilmiştir.
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
Dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, davacı tarafından sunulan sözleşmenin Bireysel Nitelikte Bankacılık Sözleşmesi olduğu, uyuşmazlığın, bu sözleşmeden kaynaklandığı, Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmıştır.
Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. TTK 4. ve 5. Maddesi ve 6502 sayılı yasanın ilgili maddeleri gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Tüketici Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden REDDİNE,
2- Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RESEN, HMK'nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.04/10/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!