T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/488 Esas
KARAR NO :2024/85
DAVA:Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İstirdat)
DAVA TARİHİ:20/07/2023
KARAR TARİHİ:06/02/2024
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin eşi dava dışı ...'ın, dava dışı ... A.Ş'den ticari krediler kullandığını ve bu kredi sözleşmelerini davacı müvekkilinin eşine destek olmak amacıyla kefil sıfatıyla imzalandığını, sonrasında müvekkilinin eşi dava dışı ...'ın borçlarını ödememesi üzerine ilgili .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosya üzerinden icra takibi başladığını, icra dosyasında mevcut takip talebinde; dava dışı ...'ın ticari kredili mevduat hesabından, taksitli KMK kredisinden, ticari kredi kartından ve bireysel kredi kartından kaynaklı olmak üzere toplam 135.130,37 TL alacağının bulunduğu, 15.12.2017 tarihinde alacağın davalıya temlik edildiğini, davalı ... Şirketi müvekkilinin maaşlarına haciz uygulandığını ve en sonunda müvekkilinin iş yerinden ayrılırken hakkettiği işçilik alacakları ve tazminatları da haczedilerek ilgili icra dosyasına aktarıldığını, 17.10.2012 tarihli "Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi"nin 130.000 TL ile kefalet limiti ile imzalandığını, "... Card Üyelik Sözleşmesi"nin ise 5.500 TL limitle kefil sıfatıyla imzaladığını, 17.10.2012 kefalet tarihinin müvekkili tarafından yazılmadığını, 130.000 TL limitli kefalet beyanında kefalet tarihinin olmadığını, ayrıca TBK m.583'teki diğer şartları da taşımadığı, tüm bu sebeplerle müvekkilinin kefaletlerinin geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu düşünülse dahi müvekkilinin kefalet sebebiyle sorumluluğunun kapsamını aşan 522.632,22TL'nin yine istirdatı gerekeceğini, kefalet sözleşmesinin geçersizliğine karar verilerek, işbu davanın ikame edildiği tarih itibariyle istirdat taleplerinde 1 yıllık hak düşürücü süre göz önüne alınarak 22.07.2022 tarihinden itibaren icra dosyasına aktarılan 591.829,15 TL'nin istirdat hükümleri uyarınca müvekkiline iadesine karar verilmesini, kefalet sözleşmesinin geçerli kabul edildiği halde ise TBK m.589 gözetilerek müvekkilin kefalet sorumluluğunu aşan kısım olan 522.632,22 TL'nin istirdatına karar verilmesini ve davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş. tarafından icra takibine geçilmeden evvel dava dışı borçlu ...'ın ihtara rağmen borcu ödememesi nedeniyle muaccel hale gelen borcun ödenmesi için müteselsil kefil davacı-borçlu ...'dan .... Noterliği 12.11.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile borcun ödenmesi talep edilldiğini, ancak davacı tarafından da borç ödenmediğini, borcun ödenmemesi sebebiyle dava dışı ... A.Ş. tarafından borçlular ...ve ... hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesi .... Sayılı dosyasından 09.12.2013 tarihli ihtiyati haciz kararı alındığını, borçların tahsili için ....İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile takip başlatılarak ihtiyati haciz kararı uygulandığını, ....İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasından başlatılan takipte borçlulara Örnek 7 ödeme emri gönderildiğini, ödeme emri borçlular ...ve ...'a 20.01.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak iş bu tebliğe rağmen borçlularca borç ödenmediğini, gerek davacı-... gerekse dava dışı diğer borçlu ...'ın dosya borcunu ödememesi üzerine icra dosyasından icra-i işlemlerine devam edildiğini ve icra dosyasına muhtelif tarihlerde borçlu-davacı ...'ın maaşından yasal oranda kesinti yapılarak 2019, 2022 ve 2023 yıllarında icra dosyasına tahsilatlar/ödemeler geldiğini, davacı ...ise 2013 yılında başlatılan, takip talebi ve ödeme emrinde de açıkça belirtildiği üzere ödeme emrindeki sırasıyla (1) (2) ve (3) numaralı alacak kalemlerinden (kredilerden) dolayı borcun 125.040,74-TL'lik kısmı ve fer'ilerinden sorumlu olduğunu, borç ilişkisinin içerdiği asıl hak, alacak hakkı; ferri haklar ise ceza-i şart, faiz, kefalet, rehin hapis hakkı gibi haklı olduğunu, bu sebeple davacının ferri hak olan faizden de sorumlu olduğu aşikar olduğunu, müteselsil kefil sebebiyle sorumluluğunun kapsamı aşılmadığını, kaldı ki takibe konu kredi sözleşmelerinin ASILLARI'nın celbi ile de davacının faizden de ilaveten sorumlu olduğu sabit hale geleceğini, icra takibinden yaklaşık 10 yıl sonra kefaletin geçersizliğinin ileri sürülmesinin iyiniyetli olmadığını, TMK madde 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması olduğunu, ticari işlere ilişkin kefalette, kefil müteselsil borç altına girdiğini el yazısıyla belirtmemiş olsa dahi, TTK m.7’de düzenlenmiş olan karine gereği vermiş olduğu kefalet müteselsil olarak niteleceğini, bu nedenle davacının kefaletin geçersizliğine yönelik iddialarını kabul edilemeyeceğinden iş bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddini talep ettikleri anlaşıldı.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, kefalet sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle yapılan ödemelerin istirdatı, terdiden fazla ödemenin istirdatı istemidir.
.... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; dava dışı iş banaksı tarafından davalı ile asıl kredi borçlusu hakkında toplam 135.130,37 TL üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, davacı borçlunun sorumluluğunun ise takipteki 1.2.ve 3.kredilerle sınırlı olarak 125.040,74 TL ve ferileri olarak gösterildiği, görülmüştür.
Tüm deliler toplandıktan sonra bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak; Davacının sorumlu olduğu kredilere ilişkin olarak yapılan tahsilatlar düştükten sonra dava tarihi itibarı ile davacının 21.170.11 TL borçlu olduğu, TBK m.583 f.1’e göre, kefalet tarihinin kefalet sözleşmesinde kefilin kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu; Dava dilekçesinde her iki kefalet beyanında da mevcut olan kefalet tarihinin davacı kefil tarafından yazılmadığı, bunun sonradan banka yetkilisince doldurulduğunun ileri sürüldüğü, Her iki kefalet beyanında da yer alan tarihlerin davacı-kefil tarafın el yazı ürünü olup olmadığını belirlemenin uzmanlık alanı dışında olduğu, ancak dava dilekçesinde kefalet beyanlarının davacı-kefilin el yazısıyla yazıldığı, kefil sıfatıyla imzalanan sözleşmelerin “aynı tarihli” olduğu ikrarı ve kefil sıfatıyla imzalanan sözleşmelerin on yılı aşkın bir süre önce imzalandığı ve bu uzun süre zarfında geçersizliğin dermeyan edilmediği nazara alındığında, geçersizliği ileri sürmenin TMK m.2’nin kapsamına girip girmediğinin takdirinin de sayın mahkemede olduğu, İlk kefalet beyanında “kefil olunan tutar 130.000 TL-yalnız yüzotuzbintürklirası; diğerinde ise 5.500 TL” olarak belirtildiğinden, TBK m.589 hükmüne göre bunların azami miktar olarak kabulünün gerekeceği, ancak kefilin her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumluluğunun (TBK m.589 f.1), kefilin kendi temerrüdünden dolayı ortaya çıkan temerrüt faizleri veya kefilin şahsına yönelik dava ve takip masraflarından sorumluluğu için söz konusu olmayacağı, buna göre davacı-kefilin bunlardan sınırlamaya bağlı kalmadan sorumlu olacağı mütalaa edildiği anlaşıldı.
Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, icra dosyası, kredi sözleşmeleri, icra takibinde yapılan tahsilatlara göre alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli denetime elverişli görülmüştür. Temlik eden dava dışı ... A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 17.10.2012 tarihinde ... üyelik sözleşmesi akdedildiği, davacının bu sözleşmeye 5.500,00 TL tutar üzerinden kefil olduğu, dava dışı asıl borçlu ile 17.10.2012 tarihinde Genel Nakdi Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının bu sözleşmeye 130.000,00 TL limitle kefil olduğu, alınan bilirkişi raporunda davacının sorumlu olduğu krediler, yapılan tahsilat ve sorumluluk tutarlarına göre davacının dava tarihi itibariyle takip masrafları hariç bakiye 21.170.11 TL borçlu olduğu, davacının kefaletlerdeki imzaya itirazının olmadığı, yine yazılara itirazının olmadığı, busıness card üyelik sözleşmesindeki kefalet tarihinin kendi el yazısı olmadığından, genel kredi sözleşmesinde ise kefalet tarihi olmadığından bahisle kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürerek istirdat talebinde bulunmuş ise de; TMK'nın Dürüst davranma başlıklı 2. Maddesinde ''Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Davacının asıl kredi borçlusunun eşi olduğu, sözleşmelerin asıl borçlu ile imzası ile birlikte kefaletlerin alındığının anlaşıldığı, sözleşmelerin 2012 yılında imzalandığı, icra takibinin 2013 yılında yapıldığı, aradan 10 yılı aşkın bir süre sonra davacının kefaletlerin geçersizliğini ileri sürmesinin TMK 2 madde kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu değerlendirilmekle, davacının kefaletlerin geçersizliği nedeniyle istirdat isteminin reddi gerektiği, davacının kefalet limiti ve bu limite ek olarak kendi temerrüdünün sonuçlarından yani faiz ve takip masraflarından sorumlu olduğu, yine faiz oranlarının sözleşmelere ve TCMB'nin belirlediği oranlara uygun olduğu, dolayısıyla dava tarihi itibariyle fazla tahsilatın da olmadığı anlaşılmakla davacının gerek kefaletin geçersizliği nedeniyle istridat istemi gerekse terdiden fazla yapılan tahsilatın istirdatı istemi yerinde görülmediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10.106,97 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 9.679,37 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 3.120 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 88.856,08 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraflar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.06/02/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!