WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

İSTANBUL 9. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2021/830 Esas
KARAR NO :2024/318

DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:30/12/2021
KARAR TARİHİ:08/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in, davalı ... A.Ş. nezdindeki yatırım hesabında Haziran 2018 tarihi itibarıyla portföyünde yer alan 70.750 adet... Bankası (...) pay hisse senetleri için tanınan rüçhan hakkından faydalanmak istediğini, rüçhan hakkının kullanılabilmesi için ihtiyaç duyacağı yaklaşık 70.000 TL tutarındaki finansmanı sağlayabilmek amacıyla kendisine ait evi ipotek ettirerek banka kredisi kullanabileceğini portföy yöneticisine belirttiğini, portföy yöneticisi tarafından kendisine, evin ipotek işlemlerinin rüçhan hakkı için öngörülen son tarihe yetişmeyebileceğini, bunun yerine “Borsa Kredisi” kullanmasının daha iyi olacağının söylenmesi üzerine, müvekkilinin o güne kadar hiç duymadığı bu kredi türünü kullanmak konusunda tereddütlü olduğunu, bu nedenle rüçhan hakkı süresini kaçırmadan bu hakkını kullanabilmesi için evini ipotek ettirmek yerine daha kolay paraya çevirebileceği düşüncesiyle arabası satmasının daha iyi olacağını telefonda görüştüğü banka şubesinin yetkilisine belirttiğini, portföy yöneticisi tarafından, rüçhan hakkı kullanım süresinin dar olması nedeniyle arabasının zararına satılacağı, Borsa Kredisini kullanması durumunda sadece ilgili krediyi kullandığı gün kadar günlük faiz ödeyeceğinin belirtildiği ve bu konuda müvekkilinin daha iyi aydınlatılması iddiasıyla kendisinin yatırım danışmanına aktarıldığını, aynı banka şubesi içerisinde bir birimle görüştüğünü düşünüyorken, kendisi hiçbir bilgilendirme yapılmaksızın doğrudan ... A.Ş.’nin ... Şubesi’ne yönlendirildiğini, müvekkilinin ilgili şube yetkilisi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi sonrası, portföyünde yer alan ve maliyeti 4,75 TL olan toplam 70.750 adet ... payı için rüçhan hakkından faydalanmasının yararına olacağı hususunda ikna edildiğini, davacıya, davalı aracı kurum yetkilileri tarafından rüçhan hakkı kullanımı işlemlerin başlaması için en yakın bulunan davalı Aracı Kurum şubesine gidip Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi imzalaması gerektiğinin söylendiğini, müvekkilinin net bir şekilde Yatırım Danışmanlığı hizmeti almak istemediğini, sadece rüçhan hakkı için kendisine tanımlanan Borsa Kredisinden gerekli miktarı kullanacağını ve bir gün sonrasında rüçhan hakkı çerçevesinde edindiği payları satarak, kendisine kullandıracakları Borsa Kredisi’ni iade edeceğini ve bu çerçevede tüm kredi tutarını kapatmak istediğini belirttiğini, davalı Aracı Kurum yetkilileri tarafından Borsa Kredisi kullanabilmesi için Yatırım Danışmanlığı sözleşmesini imzalamasının şart olduğunun ısrarla belirtilmesi üzerine, davacı sermaye piyasası mevzuatında bu yönde hiçbir yükümlülük olmamasına rağmen, rüçhan haklarını kullanabilmek amacıyla, davalı Aracı Kurum’un yanıltıcı ısrarları neticesinde Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi’ni imzalamak zorunda bırakıldığını, davalı Aracı Kurum yetkilileri tarafından, mevzuat tarafından bu yönde hiçbir yükümlülük öngörülmemiş olmasına rağmen Borsa Kredisi için Uygunluk Testi’ni de doldurması gerektiğinin ifade edildiğini, müvekkilinin, ilgili testi 08.06.2018 tarihinde tamamıyla kendi iradesiyle doldurduğunu, test neticesinde yatırımcı risk profili “C Orta Riskli” olarak çıktığını, bunun üzerine davalı Aracı Kurum’un yatırımcı danışmanı tarafından, müvekkilinin orta risk grubunda olduğundan bahisle kredisinin onaylanmadığı ve kredinin onaylanması için ilgili testin davacı ile birlikte doldurulması teklif edildiği ve işaretlemesi gereken şıklar kendisine bizzat söylendiğini, bu şekilde davacıya doldurtulan test neticesinde, yatırım danışmanının da yönlendirmesi sonucunda müvekkilinin risk profili “E Çok Yüksek Riskli” olarak çıktığını, müvekkilinin, 18.06.2018 tarihinde yatırım hesabında 600.000 TL, ikinci gün 1.200.000 TL ve üçüncü gün de 2.020.000 TL meblağında tutar bulunduğunu gördüğünü ve bunun üzerine derhal yatırım danışmanını aradığını, müvekkilinin tüm sürecin başından bu yana, sadece rüçhan hakkının kullanımı için gerekli tutar olan 70.000.-TL meblağında kredi kullanmak istediğini ısrarla söylemesine rağmen, davalı Aracı Kurum tarafından ısrarlı bir şekilde, Borsa Kredisi tutarı 300.000 TL olarak onaylatılmak istendiğini, “Krediniz hesabınızda dursun, kullanırsanız sadece kullandığınız miktarın ve kullandığınız günün faizi işleyecek” denildiğini, müvekkilinin bu teklifi kabul etmediğini, sonrasında kendisine tutarın 200.000 TL olmasının önerildiğini, müvekkilinin kabul etmemesi üzerine 150.000 TL teklif edildiğini, davalı Aracı Kurum tarafından müvekkilinin hesabına kredi, aynı zamanda ilk işlem tarihi olan 18.06.2018’de tanımlandığı, müvekkilinin imzası alınan Kredi İstek ve Bilgilendirme Formu’nun imza tarihi ise 19.06.2018 ve bu form uyarınca 150.000 TL kredi tanımlandığını, daha sonra ilgili tutarın, temerrüt gerekçesi ile davalı Aracı Kurum tarafından 10.07.2018 tarihinde 300.000 TL’ye tamamlandığını, davalı Aracı Kurum tarafından kredi sözleşmelerine ilişkin müvekkilinin imzasının alınmasından önce ilgili kredi tutarı alelacele tanımlanarak müvekkilinin hesabına aktarıldığını, bu durumun sermaye piyasası mevzuatına açıkça aykırılık teşkil ettiği, davalı Aracı Kurum’un müvekkilinin zarar ettirme kastıyla hareket ettiğinin açık bir şekilde ortaya koyduğunu, müvekkili tarafından 18.06.2018 tarihinde hesabına ilk tanımlanan tutar olan gelen 600.000 TL tutarından, beher pay değeri olan 2,31 TL üzerinden 170.000 adet ... hisse senedi alış emri girildiğini, davalı Aracı Kurum tarafından verilen bilgi uyarınca kullanacağı gün kadar faiz ödeyeceği yönünde yanıltıldığı için, müvekkilinin hisse maliyetini düşürmeyi hedeflediğini, kendisi ilgili alım emrinin gerçekleşmesi üzerine, yatırım danışmanını arayarak parayı kullanabildiğini ve alış yaptığını belirttiğini, bunun üzerine kendisine ilgili telefon görüşmesinde, seans kapanmadan hisselerin satışının gerçekleşmesi gerektiği ilk defa ifade edildiğini, müvekkiline Borsa Kredisi uygulaması tamamıyla eksik ve davalı Aracı Kurum'un menfaatine olacak şekilde izah edildiğini, müvekkilinin, alım emrine sadece maliyetini düşürebileceği kadar hisse adeti girdiği, kendisine tanımlanan kredi tutarının tamamını kullanmadığını ve kendisine tanınan limitin fiziki limit olmadığını da çok zaman sonrası öğrendiğini, davacıya, aynı seans içinde satış yapma zorunluluğunun bulunduğunun en son aşamada belirtilmesi nedeniyle, müvekkilinin aynı gün içinde ilgili payları satmak zorunda bırakıldığı ve bu çerçevede, yatırım danışmanı daha önce müvekkilinin alımını yaptığı payların, beher pay değeri 2,27 TL olmak üzere aynı gün satışını gerçekleştirdiğini, müvekkilinin 19.06.2018 ve 29.06.2018 tarihlerinde söz konusu kredi limitinin iptalini talep etmesine rağmen, kredi limitinin iptali gerçekleşmediği gibi, müvekkilinin portföyündeki payları zararına satmaya zorlanmasından kaynaklanan mağduriyeti de davalı Aracı Kurum tarafından bir zaaf olarak görüldüğü ve müvekkilinin bu noktadan sonra davalı Aracı Kurum tarafından tamamıyla kendi menfaatlerine hizmet edecek şekilde istedikleri hisse senetleri üzerinde alım ve satıma yönlendirildiğini, müvekkilinin, davalı Aracı Kurum tarafından kendisine yapılan her telefon aramasında, “başka işlem istemiyorum, o limiti de geri çekin” demesine rağmen, davalı Aracı Kurum ilgili haklı talebi yerine getirmediği gibi, müvekkilinin zararının telafi edileceğine ilişkin olarak kendisini ikna etmeye çalışarak aynı gün içerisinde birden fazla çok yüklü miktarlı işlemler gerçekleştirmesine sebebiyet verildiğini, davalı Aracı Kurum tarafından hile ve yönlendirme yoluyla özellikle belirlenen belirli şirket hisselerine yönelik işlem gerçekleştirmesine yönlendirilmesi hususu davalı Aracı Kurum’un kötü niyetini ve hile kastını apaçık bir şekilde ortaya koyduğu, toplam 33 işgünü süre içerisinde yaklaşık 38.000.000 TL tutarında bir işlem hacmi yaratıldığını, müvekkilinin hiçbir surette bir para/kredi için hiçbir talebi olmadığı gibi, bu yönde herhangi bir açık veya zımni, doğrudan veya dolaylı bir onayı da bulunmadığı, müvekkilinin tanımlanan bu kapsamdaki kredilerin gün içinde kullanılan kısmının, gün sonunda mutlaka kapatılması gerektiği bilgisi kendisine hiçbir surette verilmediği, bu sebeple doğabilecek zararları göze almaya hazır olup olmadığı veya risk ve getiri tercihleri bakımından bu tarz bir alım satım işlem kalıplarına uygun bir yatırımcı profiline sahip olup olmadığı hiçbir zaman Aracı Kurum tarafından dikkate alınıp değerlendirilmediğini, ... A.Ş. Yönetim Kurulu’nun 25.09.2020 tarihli kararıyla da ifade edildiği üzere, davalı Aracı Kurum'un davacı ile akdetmiş olduğu Alım-Satım Çerçeve Sözleşmesi’nde takas süresi içerisinde yapılan işlemlerin teminatlandırılması ile ilgili hiçbir hükme yer verilmemesi nedeniyle SPK’nın Seri:V, No 65 sayılı Tebliğ hükmüne aykırı uygulaması nedeniyle Davalı Aracı Kurum’a kınama ve 25.000 para cezası uygulandığını, ... A.Ş.’nin müvekkiline 06.07.2020 tarihinde tebliğ edilen 03.07.2020 tarihli kararında belirtildiğinin aksine, incelemeye konu tüm alım satım işlemleri ayrı ayrı birer “borsa uyuşmazlığı” niteliğinde olduğu ve sermaye piyasası mevzuatı uyarınca hangilerinden müşterinin sorumlu olduğu, hangilerinden Aracı Kurum’un kusuru/ihlali bulunduğunun ayrı ayrı tespit edilip ona göre sonuca varılmasının gerektiğini, ancak toptancı bir anlayışla ve genel olarak işlemlere ilişkin olarak müvekkilinin mutabakatının bulunduğu yönünde müvekkilinin onayının alınarak Aracı Kurumu kısa yoldan temize çıkarma yolunda çaba gösterilmesinin, işbu davanın açılmasını zorunlu kıldığını, uyuşmazlık dosyası içinde yer alan telefon kayıtlarında açık şekilde görüleceği üzere, müvekkilinin şirket hisselerinden anlamadığını, Aracı Kurum tarafından paylarının alınıp satılması ısrarla talep edilen şirket isimlerini dahi bilmediğini, herhangi bir alım-satım yapmak istemediğini defalarca aynı telefon görüşmesinde ve sonraki görüşmelerde belirtmesine rağmen, zarar telafisi vaadiyle, getirisinin banka hisselerinden farklı olduğunu belirterek şirket paylarının alım-satımı konusunda yönlendirildiği ve kendisine “Biz şirket paylarından anlıyoruz siz merak etmeyin” denildiğini, bu tutumun, müvekkili ile Aracı Kurum arasında imzalanmış bulunan Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi sınırlarını çoktan aşıp, hizmet kapsamının adeta bir Portföy Yönetim Sözleşmesi ilişkisine dönüştüğünün açık ve net şekilde ortaya koyduğunu ve açıkça sermaye piyasası mevzuatı hükümlerine aykırı olduğunu, müvekkili tarafından hisse senetlerinde çeşitlemeler yapmak istendikçe yüklü miktarda tek kalem şeklinde belirlenen spesifik şirket paylarına alıma yönlendirilmesi, davalı Aracı Kurum tarafından yapılan ısrarlı telefon aramalarının hemen ardından da piyasaya satış geldi diyerek satım için kendisinden onay istemeleri ve çok daha fazlası, bu işlemlerin hangi amaçla yapıldığını açık ve tereddüte mahal bırakmayacak bir şekilde ortaya koyduğunu, müvekkilinin hesabından Aracı Kurum tarafından gerçekleştirilen sermaye piyasası mevzuatına tamamıyla aykırı işlemlere ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu’na da şikayette bulunulduğunu, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından, müvekkilinin iradesinin, Uygunluk Testinin amacına uygun yapılmasını engelleyecek şekilde yönlendirilmesi fiilinin SPK'nın Yatırım Kuruluşları Tebliği'nin 33 ve 56/1 (i) maddesi hükümlerine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle, “yönlendirme” altında Uygunluk Testi’ne ilişkin müvekkilinin idaresinin ortadan kaldırılmasındaki davalı Aracı Kurum’un kusurunun ağırlığı ve aynı fiille birden fazla mevzuat hükmünün ihlal edildiği gözetilerek, davalı Aracı Kurum hakkında 2018 yılı için geçerli asgari sınırın çok üzerinde bir tutar olan 92.883 TL idari para cezası tesis edildiğini, Sermaye Piyasası Kurulu’nun yine aynı toplantısında, müvekkilinin net varlığının 5 katına kadar kredili olarak aldığı paylarını T+2 gününe kadar taşıyabilecekken T günü, gün sonunda satmaya mecbur bırakılmasının Seri:V, No:65 sayılı Tebliğ'in şikayet konusu dönemde yürürlükte olan 9. maddesine aykırı olduğu ve kredili işlemlere ilişkin bilgisinin olmadığı görülen müvekkilinin bu işlemler hakkında yanlış bilgilendirilmesindeki kusurun ağırlığı, aykırılığın müvekkilinin tüm kredili işlemlerinde devam ettirildiğinin tespit edilmesi nedeniyle, Seri:V, No:65 sayılı Tebliğ'in 9. maddesine aykırı uygulamaları nedeniyle 2018 yılı için geçerli azami tutar olan 387.009 TL idari para cezası tesis edilmesine karar verildiğini, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yayınlanan Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ’in Yatırım Kuruluşlarının Yapamayacakları İş ve İşlemler başlıklı 56. maddesinin birinci fıkrasının 14.01.2016 tarih ve 29593 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren (j) bendinde, yatırım kuruluşları “Herhangi bir şekilde gelirlerini artırmak amacıyla müşteriye tanınan limitleri aşmak da dahil müşterilerin gereksiz ve/veya aşırı miktarda alım-satım yapmalarına ortam hazırlayamaz, müşterilerin işlemleri nedeniyle ortaya çıkan zararların telafi edilmesi, işlem yapması veya belirli bir gruba dahil edilmesi amacıyla müşterilere kaynak sağlayamaz, müşterileri bu amaçla yönlendiremez ve müşteri talimatı olmaksızın müşteri hesabına işlem yapamaz,” hükmüne yer verildiğini, Dünya sermaye piyasaları literatüründe “churning” olarak tanımlanan ve yukarıda yer verilen Tebliğ hükmü ile sermaye piyasası mevzuatı tarafından da açıkça yasaklanan bu işlem davacıya uygulandığı, ayrıntılı olarak verilen açıklamalarda ve ses kayıtlarında churning’in belirtilen tüm şart ve unsurlarının oluştuğunu, Sermaye Piyasası Kurulu’nun Seri:V No:65 sayılı Tebliği’nin 9. maddesinde yer verilen ve yatırımcıların takas günü ödenmek üzere %20 net özvarlığının 5 katı kadar tutarda (limitte) alım emrini sisteme girme imkanı verildiğini, müvekkilinin bu konuda herhangi bir talebi veya onayının olmadığı, davacı tarafından bu limitin ısrarla kaldırılması ve sona erdirilmesi talep edilmesine rağmen, Aracı Kurum ısrarla müvekkilinin ilgili taleplerini cevapsız bıraktığı ve bu limiti açık bırakmakta ısrar ettiğini, müvekkilinin açık talimatına aykırı şekilde bu durum devam ettirildiği, bu limit ısrarla davalı Aracı Kurum tarafından açık tutularak churning işlemine uygun bir ortam sağlandığını, Aracı Kurumun diğer bir açık mevzuata aykırı uygulaması ise, 21.03.2019 tarihinde günlük limitle yapılan alım satımlar, mevzuata aykırı şekilde 25.03.2019 tarihine kadar taşınarak, 100.000 TL tutarındaki zarar müvekkilinin hesabına borç olarak yazılması olduğu, davalının hesabına en az 42.000.-TL yatırması Aracı Kurum tarafından talep edildiğini, davalı Aracı Kurum müvekkilinin öz hisselerinden 20.000 adet ... hissesini satarak, 42.000 TL’nin kapatıldığını, müvekkilinin hesabında kalan bakiyesi çok uzun süre zararda tutulduğu, bu miktar için Aracı Kurum lehine günlük faiz işletildiğini, müvekkilinin hesabında 18/06/2018 - 26/03/2019 tarih aralıklarında yapılan işlemlere ait Hesap Ekstreleri gerçeğe aykırı tutulduğunu, Davalı Aracı Kurum tarafından, davalıya gereksiz ve aşırı miktarda alım satım yapılmasına ve bu kapsamda yüksek komisyon tahsilatı gerçekleştirilmesine ortam hazırlandığını, davalı tarafından aylık yatırım ekstrelerinin kendisine aylık olarak iletilmesi talep edilmesine rağmen, kendisine hiçbir şekilde Cari Bakiyeyi içeren Menkul Kıymet Hareket Listesi ile buna bağlı Hesap Ekstreleri ne posta, nede e-mail kanalıyla gönderilmediğini, davalı Aracı Kurum tarafından müvekkilinin hesap durumu ve menkul kıymet hareket listesi bölümüne 554.865 adet toplamda 1.667.500 TL tutarındaki pay hissesine dair işlemler işlenmediğini, Sermaye Piyasası Kurulu'na yapılan şikâyetten sonra, davalı Aracı Kurum tarafından, alelacele geçmiş tarihli olarak yeni menkul kıymet hesap ekstreleri düzenlendiği, davalı Aracı Kurum tarafından sonradan hazırlanan bu yeni ekstreler, gerçek ekstrelerle farklı olup, bir mesai gününde müvekkilinin hesabına gerçekleştirilen 6.293.787 TL tutarındaki işlemlere ilişkin işlem sonuç formu da bulunmadığını, davalı Aracı Kurum tarafından müvekkilinin hesabında gerçekleştirilmeye sevk edildiği işlemler, Borçlar Hukuku anlamında “hile” kapsamında değerlendirileceğini, Sermaye piyasası mevzuatında öngörülmemesine rağmen, davalı Aracı Kurum tarafından Yatırım Danışmanlığı sözleşmesi imzalatılması ve bu kapsamda birebir yönlendirmeler yapılarak Uygunluk Testi doldurtulması ile kendisine tamamıyla yanlış ve yanıltıcı bilgiler verilerek Borsa Kredisi kullandırılması da bu unsurun da işbu dava konusu somut olayda net bir şekilde gerçekleştiğini ortaya koyduğunu, ifade edilerek Aracı Kurum’un tüm eylem ve işlemlerden kaynaklanan zararının Aracı Kurum tarafından eksiksiz olarak tazmin edilmesini gerektirdiği, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin davalı Garanti Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. nezdindeki yatırım hesabında ilgili olarak davalı Aracı Kurum’un Sermaye Piyasası Mevzuatı ile Türk Borçlar Kanunu’nun emredici hükümlerine tamamıyla aykırı nitelikteki uygulamaları nedeniyle uğramış olduğu şimdilik 50.000 TL tutarındaki zararının, işlemlerin vuku bulduğu tarihten itibaren işleyecek ticari (reeskont) faizi ile birlikte davalı Aracı Kurum’dan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretleri ile birlikte tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını hile hukuki nedenine hasrettiği, işlem tarihleri dikkate alındığında, Borçlar Kanunu'nun 39. maddesi gereğince, alacak hakkı zamanaşımına uğradığını, davacı davasının ispatı zımnında, ... A.Ş. nezdindeki uyuşmazlık dosyası ile Sermaye Piyasası Kurulu nezdindeki inceleme dosyasını delil ve davasının dayanağı gösterdiğini, davacının davalı şirkette yatırım hesabının olduğu, bu hesabında ... hisse senetleri olduğu ve davacının hisse senetlerine yatırım yapan bir yatırımcı olduğunu, davacının tamamen kendi iradesi ile rüçhan hakkını kullanmak suretiyle sermaye artışına katılmak istediğini, davacı bu hakkını kullanmak için davalı şirketi aradığını ve yaklaşık 70.000 TL gerekeceğinden, bu bedeli kendisine ait evi ipotek ettirmek istediği, evin ipotek ettirilmesi halinde, davacının bu isteğinin gerçekleşmesi için ihtiyacı olan naktin öngörülen son tarihe yetişmeyebileceğinden davacıya yardımcı olunduğu ve kredi kullanması teklif edildiğini, davacının dilekçesinde “Rüçhan hakkından faydalanmasının yararına olacağı için kredi kullanmaya ikna edilmiştir” cümlesi gerçek dışı olduğu ve davacının beyanlarına ve olayların akışına da uymadığı, aksinin ispat külfeti davacıda olduğu, davacıya zaten kararlı bir şekilde kullanmak istediğini söylediği rüçhan hakkı konusunda elinde nakit olmadığından kredi seçeneğinin sunulduğunu, davacıya kredi kullanmak için Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi imzalayacağı söylendiği iddiasının doğru olmadığı, davacıya yatırım danışmanlığı hizmeti de verilmediği, davacı ile yatırım danışmanlığı sözleşmesi imzalanmasındaki temel neden, davacının çağrı merkezleri aracılığı ile işlem yapmayı tercih etmesi olduğu, müvekkili şirketin bu yönde işlem yapan tüm müşterileri ile yatırım danışmanlığı sözleşmesini standart olarak imzaladığını, davacının dayanak gösterdiği SPK ve ... A.Ş. kararları ile davalı şirketin işlemlerini idari olarak incelendiği, varsa mevzuata aykırılığının tespit edildiğini, bu iki kuruluşun raporlarında, davacının zararına veya miktarına veya bu zarardan davalı şirketin sorumlu olduğuna ilişkin bir tespiti bulunmadığını, davacının vurguladığı idari para cezasının da davalının kayıtlarında idari denetimin bir sonucu olup, davacının taleplerinde esas alınacak bir delil veya davacı lehine peşin bir ispat vasıtası olarak kabul edilmesi mümkün olmadığını, ispat külfeti halen davacının üzerinde olduğu ve davacının hangi işlemle hangi zararının ne miktarda doğduğunu mahkemeye ispatlaması gerektiğini, davacının hisse senedi alım satım işlemleri, imzalamış olduğu sözleşmeler kapsamında gerçekleştiğini, gerek bu sözleşmelerde gerekse sözlü olarak işlemlerin riskleri ve olası sonuçları tüm ayrıntısı ile davacı ile paylaşıldığını, davacı ile 19.06.2018 tarihli ve 10.07.2018 tarihli Sermaye Piyasası Araçları Kredisi İstek ve Bilgilendirme Formu ile Sermaye Piyasası Araçları Kredi Sözleşmesi ve Risk Bildirim Formu, Yatırım Araçları Alım Satım ve Aracılık Sözleşmesi, 18.02.2009tarihli Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza İşlem Çerçeve Sözleşmesi ve Risk Bildirim Formu, Yatırım Araçları Alım Satım Çerçeve Sözleşmesi ve Risk Bildirim Formu, Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi, Yerindelik Testi, Uygunluk Testi imzalandığını, davacı kendisine verilen testi doldurmaya çalışmış ise de çıkan test skoru çalışma koşullarını sağlayamadığından, kendisi isteklerinin karşılanması için, davalı şirketi arayarak testin birlikte doldurulmasını kendisinin talep ettiğini, davacı gibi tüm müşteriler risk profilini dilediği zaman değiştirebildiği, işlemlere başlanmış olmasının profilin değiştirilmesine engel olmadığı, davacının bu durumu değiştirmeyi gerekli görmediğini, tamamı davacının bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleşen, 27.09.2017’den 26.03.2019 tarihine kadar 1,5 yıl gibi uzun bir süreye yayılan işlemlerinden doğan zararın, bu testin gerektiği gibi doldurulmamış olmasına bağlanmasına ilişkin bir tespit yer almadığı gibi, bu ikisi arasında doğrudan illiyet bağının da bulunmadığı, davacının tarafından paylarının T+2’ye kadar tutulabiliyorken, T gününde satılması ve davacıya resen satış yapılabileceği hususunun bildirilmemiş olduğunun iddia edildiğini, Seri V No 65 madde 9 kapsamında yapılan işlemler, takas günü ödenmek üzere alınan payları kapsamakla birlikte, ilgili madde aynı zamanda gün içi işlem limiti olarak kullanıldığını, takas günü teminat yükümlülüğünü karşılanmadığı durumda temerrüt oluşmakta ve aşım olarak değerlendirildiğini, T gününde yapılan işlem ile, T+2 günü aşıma girilecek bir durum oluşuyorsa bu işlemler ters işlem yapılara kapatabileceğini, teminat tamamlanmadığı durumda, pozisyonlar resen veya müşteri ile anlaşılarak tasfiye edildiği, 3 ayda ikiden fazla aşım olursa yatırımcı kredili işlem yasaklısı haline geldiği, yatırımcı eğer takas günü teminat tamamlayamayacaksa, temerrüt ve aşım oluşmaması için işlem gününde %20 net öz varlık ile açılan pozisyonu kapamak zorunda olduğunu, davacının işlemlerinde, ilgili tebliğ maddesi gün içi işlem limiti olarak kullanıldığını, temerrüt ve aşım oluşmaması için müşteri emri ile aynı gün ters işlem yapılarak kapatıldığını, davacı bu konuda bilgilendirilmediğini iddia etmekte ise de, davacıdan ayrı bir belge olarak alınan taahhütnamenin 2. maddesine göre, davacı, davalı şirket nezdinde bulunan sermaye piyasası araçlarının davalı şirket tarafından dilediği vadede resen satışına peşinen ve açıkça muvafakat ettiğini, davacı taraf zararının hangi işlemde T+2 süresine uyulmadığı için doğduğunu yazamadığı, kümülatif bir bakış açısı ile, T+2 süresine uyulmadı ise aracı kurum tüm zarardan sorumludur denildiğini, davacı her gerçekleşen işleme ve sonuçlarına vakıf olduğu, bu işlemlerin sonuçlarını değerlendirecek kadar bilgisi ve birikiminin olduğu, kendisi hesabını internetten kontrol ettiğini, her işlemin sonucunun kendisine bildirildiğini, 1,5 yıl bu işlemleri bile bile devam etmiş bir yatırımcının bu şekilde soyut bir şekilde T+2 süresine dayanmasının mümkün olmadığını, davacının bir iddiası da, yerindelik testinin Yatırım Danışmanlığı sözleşmesinden önce imzalanmış olması olduğu, davacıya yatırım danışmanlığı hizmeti verilmediğini, davacı hesabı üzerindeki hakimiyetini her zaman koruduğu ve onayı veya icazeti olmadan yapılmış tek bir işlem dahi bulunmadığını, Uygunluk Testi 11.06.2018 tarihinde yapıldığı, davacının Yerindelik Testini ertesi gün internetten tamamladığını, Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesinin ise 07.06.2018 tarihinde imzalanmakla birlikte davacının işlemlerinin 18.06.2018 tarihinde başladığını, yerindelik testi bu tarihte imzalanmış olmakla artık önce-sonra ayrımının bir öneminin kalmadığını, tarihler dikkate alındığında bu konuda bir idari yaptırım da öngörülmediğini, davacıya, Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza İşlem Çerçeve Sözleşmesinde Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu başlığı altında ve diğer tüm sözleşmelerde yer alan risk bildirim formlarında; “Sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskiniz de bulunmaktadır. Bu nedenle, işlem yapmaya karar vermeden önce, piyasada karşılaşabileceğiniz riskleri anlamanız, mali durumunuzu ve kısıtlarınızı alarak karar vermeniz gerekmektedir.” ve “İşlem yapacağınız aracı kuruluş ile imzalanacak işbu sözleşmede belirtilen hususlara ek olarak aşağıdaki hususları anlamanız çok önemlidir. Sermaye piyasası işlemleri çeşitli oranlarda risklere tabidir. Piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırdığınız paranın tümünü kaybedebileceğiniz gibi, kayıplarınız yapacağınız işlem türüne göre yatırdığınız para tutarını dahi aşabilecektir.” uyarılarının yapıldığını, yine aynı bildirim formlarında; “Aracı kuruluşun piyasalarda yapacağınız işlemlere ilişkin tarafınıza aktaracağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceği tarafınızca dikkate alınmalıdır.” ve “Sermaye piyasası araçlarının alım satımına ilişin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği ve bu analizlerde yapılan öngörülerin kesin olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu dikkate alınmalıdır.” uyarısının da davacının bilgisine sunulduğu, davacıya risk bildirimi yapılmadığı ve bu nedenle kendisine yapılan öneriler ve tavsiyeler nedeniyle zarara uğradığı iddiasının hiç bir geçerliliğinin bulunmadığını, davacı taraf riskli işlemler ve yüksek kar elde etme konusunda iştahlı bir yatırımcı olduğunu, mevcut bakiyesinin de üzerinde alım satım işlemleri yapmak üzere kredi kullandığı ve kredili işlemlerde bulunduğunu, davacı taraf, sadece sermaye arttırımı için kredi talebi olduğunu, bilgisi ve talebi olmadan hesabına kredi tanımlandığını iddia etmekte ise de, hem dosyaya mübrez kredi talep formu ve kredi sözleşmeleri ile hem de iki ayrı ses kaydında kendisinin önce 150.000 TL sonrasında bunun 300.000 TL’ye çıkarılması için ikinci talebinde bulunduğunun açıkça görüldüğünü, davacı hisse senedi alım satım emirlerinin çoğunu sözlü olarak verdiği ve bu talimat veya işlemlere onayları mevzuata uygun olarak kayda alındığı, davacı onayı dahilindeki bu işlemlere itiraz etmediği, internet bankacılığı kullanırken hesaplarını görüntülediği halde itiraz etmediğini, hesap ekstrelerine de itiraz etmediğini, davacı imzalamış olduğu Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza İşlem Çerçeve Sözleşmesi’nin 6. maddesinde sözlü emirlerin geçerliliği ve bağlayıcılığını kabul ettiğini, davacının, sözlü talimat veya bilgisi dışında işlem yapıldığını, hesabında usulsüz işlemler gerçekleştirildiğini beyan veya iddia etmediğini, yine aynı sözleşmenin 18. maddesinde Aracı Kurumun defter ve kayıtlarının delil olacağını, bu madde ile davacı, sözlü emirlerinin ve davalı şirket kayıtlarının geçerli delil olacağını kabul ettiğini, davacı telefon ile yaptığı görüşmelerde, sürekli olarak hesaplarını kontrol ettiğini, kendisine zarar etti ise miktarı bildirildiği, kar elde ettiğinde ise bu karın hesabına ne kadar yansıdığı kuruşuna kadar bildirildiği, davacı hesaplarını internetten de kontrol ettiğini davacıya gönderilen ekstreler ile de hesaplarından gerçekleşen işlemlerden haberdar olduğunu, davacının hesaplarından gerçekleşen tüm işlemlerin bizzat davacının vermiş olduğu emirler doğrultusunda gerçekleştiği ve davacının zarar etti ise bu zarara kendi bilgisi ve isteği ile gerçekleşen talimatları ile sebep olması nedeniyle davalı şirkete yüklenecek kusur ve sorumluluk bulunmadığını, ifade edilerek davacının 1,5 yıl süre ile gerçekleştirdiği işlemlerde önceki işlemlere herhangi bir itirazı olmadan işlemlere devam etmesi dikkate alındığında, Yargıtay kökleşmiş içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, işlemlere icazet verildiğinin, davacı iradesinin hile yolu ile etkilendiğine dair somut bir delili de olmadığından, ayrıca aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen iradesi dışında yapıldığını iddia edilen işlemlerden haberdar olunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun kabulü ve dolayısıyla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, davacının yatırım hesabıyla ilgili uğramış olduğu zararın davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 23/03/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının ... hisse senetleri ile ilgili rüçhan hakkından faydalanmak için kredi talebinde bulunduğunu, bu kredi talebi ile ilgili olarak 20.06.2018 tarihli görüşme kayıtlarından davacıya kredinin detaylarının aktarıldığı bilgilendirme görüşmesinin yapıldığını, bu görüşmede hisse senedi kredisi ile ilgili ürünü bilgisinin verildiğini, hisse senedi kredisinin sadece hisse senedi alımı için kullanılabildiğini, nakit çekimi yapılamayan bir kredi olduğunu, kredili hisse alımı için özkaynak oranının SPK tarafından %35 ile sınırlandırıldığını, kredi faiz oranı ile ilgili bilgilerin detaylarının verildiğini, 10.07.2018 tarihli görüşme kaydından da anlaşılacağı üzere kredi limitinin davacı tarafından 300.000 TL çıkarılması yönünde talepte bulunulduğu ve 11.07.2018 tarihli görüşmede ise kredi limitinin arttırılması ile ilgili davacının onayın alındığını, ancak bizzat davacı tarafından 18.06.2018 tarihinden internet şube işlemi ile SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden tanımlanan özkaynak miktarının 5 katına kadar yapılabilen kredili işlem limit kullanılarak 392.000 TL’lik 170.000 adet ... hisse senedi alım işlemi gerçekleştirilmiştir. İşlem gerçekleşmesi sonrasında aynı tarihte müşteri temsilcisi ile yaptığı görüşmede, limit ile hisse senedi alımı yapılmasını denediğini, internet şubesi üzerinden 170.000 adet ... pay alımı gerçekleştirdiğini ve bu işlemi nasıl yapabildiğini sorguladığı telefon görüşmesinde davacıya SPK’nın Seri V, No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesinde yer alan takas günü ödenmek üzere öz varlığının 5 katına kadar alım yapılabileceği konusunda bilgi verildiği, 5 kat alım limiti kapsamında alınan payların aynı gün içinde satılması gerektiğini ifade edildiğinin görüldüğünü, ayrıca dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde davacının, SPK’nın Seri V, No: 65 Tebliği’nin 9’uncu maddesi kapsamında hesabına tanımlanan ve online işlemler şubesi ekranında görülen işlem limitini, hesabına aktarılan nakit olarak yatan bir para olarak düşündüğü değerlendirildiğini, davacı tarafından tanımlanan bu limit hakkında kendisine hiçbir bilgi verilmediğini iddia edildiği ancak davacı ile müşteri temsilcileri arasında yapılan telefon görüşmelerine ilişkin 18.06.2018 tarihli ses kayıtlarında, anılan madde hükmü uyarınca tanımlanan limit hakkında davacıya bilgi verildiğinin görüldüğünü, davacıya Uygunluk Testinin yönlendirme ile yapılması sonucunda testin amacına uygun yapılmadığı, yönlendirme altında yapılan testin ürün ya da hizmetin davacıya uygun olup olmadığının değerlendirilmesi amacına aykırı olduğu, aksine davacının iradesinin sunulacak hizmete uygun hale getirildiği değerlendirildiğini, davacının hesabından yapılan hisse senedi işlemleri genellikle seansın başlarında, bankaların hisseleri ile ilgili olanlarda müşteri temsilcisinin veya davacının önermesi ile banka dışı hisselerde ise müşteri temsilcisinin önerisiyle, ilgili hisse senedine alım emri iletildiği, söz konusu alım emrinin iletilen fiyattan gerçekleşmediği durumlarda ise önceden davacıdan alınan fiyat aralığında hisse senedi alım emrinde fiyat artışı yapılarak alım işleminin gerçekleştiğini, yapılan hisse senedi alım işleminin sonrasında, önceden davacıdan alınan fiyat aralığında alım fiyatının üstünde ve alınan miktar kadar pasif satım emirlerinin verildiğinin görüldüğünü, yapılan görüşmelerden davacının hesabına yapılan alım ve satım emirleri ile ilgili fiyat ve miktar tespitinin kimi zaman müşteri temsilcileri ile davacının birlikte belirlediği, kimi zaman da müşteri temsilcileri tarafından önerilen fiyatın davacının onayı sonrasında belirlendiğinin görüldüğünü, pay alım işlemlerinde ilgili pay için alım fiyatı önceden davacıdan alınan fiyat aralığında belirlenen fiyatlardan gerçekleşmesinin sağlandığı, pay satım işlemlerinde ise seans devam ederken ve/veya seans kapanışına yakın zamanlarda emri verilen payın fiyat hareketine göre satım emrinin gerçekleşmemesi üzerine satım fiyatı davacı ile belirlenen fiyata düşürüldüğünü, fiyat düşürülmesine rağmen satım işlemi gerçekleşmediği durumlarda ise kapanış seansının emir toplama aşamasında yeni fiyat düşürmesi yapılarak satım işleminin gerçekleşmesinin sağlandığını, önceki sayfalarda SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine yer verilmiş, bu maddeye göre “Bir müşterinin takası henüz gerçekleşmemiş hisse senedi alımı işlemleri sonucunda, belirli bir anda oluşabilecek açık takas pozisyonunun asgari %20 si oranında net varlığının bulunması zorunludur. Aracı kurum daha yüksek bir teminat oranı belirleyebilir.” hüküm uyarınca davacının açık takas pozisyonunun %20’si oranında net varlığının bulunmasının zorunlu olduğunu, yani net varlığının 5 katı tutarında alım emrinin sisteme iletilebileceği ve buna bağlı olarak limit dahilinde yapılan alımları takas süresine (T+2 alım tarihinden iki gün sonra) kadar taşıyabileceğini, dosya kapsamında yer alan ses kayıtlarından müşteri temsilcilerinin davacıya SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesi uyarınca alımı yapılan payların gün sonunda satılmak zorunda olduğu bilgisinin verildiğini, SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesinin son fıkrasında “Bu maddenin birinci fıkrasında yer alan teminat oranının herhangi bir nedenden dolayı sağlanamaması halinde, ... ertesi gün ilk seansın başlangıcında müşterinin belirtilen teminat oranını sağlayacak tutardaki kıymeti aracı kurum tarafından belirlenen teminat oranı sağlanıncaya kadar sözleşmedeki hükümler çerçevesinde re’sen satılır. ” hükmü ve Tebliğ’in 18’inci maddesinde yer alan “Sermaye piyasası araçlarının kredili alımı işlemi karşılığı yatırılan özkaynak tutarı, işleme konu kıymetlerin cari değerindeki değişmeler sonucunda gerekli özkaynak tutarının altına düştüğü takdirde, aracı kurumlar eksikliğin tespit edildiği gün itibarıyla, özkaynak oranını 17’nci maddede yer alan başlangıç özkaynak oranına tamamlayacak şekilde nakit ve/veya sermaye piyasası aracı yatırmak üzere müşteriyi en seri haberleşme aracı ile yazılı olarak özkaynak tamamlama bildiriminde bulunurlar. Özkaynağın, tamamlama bildiriminin müşteriye yapıldığı tarihten itibaren iki iş gününü geçmeyecek şekilde sermaye piyasası araçlarının kredili alımı işlemi çerçeve sözleşmesinde belirlenene süre içerisinde tamamlanmaması halinde, aracı kurum ayrıca bir ihbarname göndermesine gerek kalmaksızın, kredili olarak alınan ve/veya özkaynak olarak verilen sermaye piyasası araçlarını satarak krediyi kapatma yetkisine sahiptir.” hüküm altına alındığını, davacı hesabına gerçekleştirilen tüm işlemlere ilişkin emirlere davacı tarafından onay vermiş olmasına rağmen, davacıya Tebliğ’in 9’uncu maddesi uyarınca teminat oranının belirlenen asgari oranın altında kalması halinde alınan payların takas günün ertesi günü re’sen satılacağı ve/veya Tebliğ’in 18’inci maddesi uyarınca özkaynak sıkıntısı oluşması ve yeni nakit ve/veya kıymet getirilerek özkaynak koruma oranının asgari orana yükseltilmemesi halinde payların satılabileceği konusunda herhangi bir bilgi verilmediği ve hatta davacıya alınan tüm payların gün sonunda satılması gerektiğinin söylendiği ve böylece davacıya gün sonunda satış yapılmasının tek seçenek olarak sunulduğunu, davalı şirket müşteri temsilcileri tarafından davacıya eksik ve/veya yanlış bilgi verildiğini, davacının kredi ile aldığı payların gün sonunda satılması için onay vermesinde müşteri temsilcisi tarafından verilen gün sonunda satma zorunluluğu bilgisinin etkili olduğu değerlendirilmekte olduğunu, ancak 18.06.2018 tarihinde davacı tarafından internet şubesi ile yapılan 170.000 adet ... işleminin sonrasında davalı şirket müşteri temsilcisi tarafından davacının 5 katına kadar alım yapılabileceği yönünde bilgilendirme yapılması sonrasında da davacı tarafından kredili işlemlere devam edildiği, hatta 10.07.2018 tarihli görüşme kaydından da anlaşılacağı üzere kredi limitinin davacı tarafından 300.000 TL çıkarılması yönünde talepte bulunulduğu ve 11.07.2018 tarihli görüşmede kredi limiti ile ilgili onayın alındığını, önceki sayfalarda SPK’nın Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ III – 37.1 sayılı tebliğinin madde 37’de portföy yönetim faaliyetleri ve madde 45’de yatırım danışmanlığı faaliyetinin açıklamalarından ve ses kayıtlarından da anlaşıldığı üzere davacı ile davalı arasında yapılan işlemlerin portföy yönetim faaliyeti kapsamında olmadığı, yatırım danışmanlığı konusuna girdiği değerlendirilmekte olduğunu, bununla beraber telefon görüşmelerinde davalı şirketin müşteri temsilcisi tarafından farklı tarihlerde davacıya “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemlerinin bulunduğunu, ... Denetim ve Gözetim Kurulu tarafından hazırlanan Dış Denetim Raporunda konu ile ilgili davalı tarafın açıklamalarında “Müşteri ile gerçekleştirilen konuşmaların geneline bakıldığında, yatırım uzmanının iyi niyet çerçevesinde müşteri ile konuşmalar gerçekleştirdiğini, ilgili ifadelerin kesin taahhüt içeren ifadelerden ziyade temenni belirten ifadeler olduğu kanaatinde olduklarını, müşterinin, yatırım uzmanına yöneltmiş olduğu ifadelere ilişkin olarak ise; müşteri yatırım danışmanlığı sözleşmesi kapsamında yatırım danışmanlığı hizmeti almaktadır. III-37.1 numaralı Tebliğ madde 45 kapsamında yatırım danışmanlığı yatırımcı talebi doğrultusunda veya yatırımcı talebi olmaksızın sermaye piyasası araçları hakkında, yönlendirici nitelikte yorum ve tavsiyelerde bulunması faaliyeti olduğunu, bu kapsamda müşteri talebi ile veya talebi olmaksızın yönlendirici nitelikte tavsiyeler Araştırma raporları ile desteklenerek müşteriye sunulmuş olup, bilgisi dışında veya talimatı olmaksızın herhangi bir yetki aşımı ile işlem gerçekleştirilmemiştir. Yatırım uzmanları araştırma rapor ve tavsiyeleri, sektörel haber ve gelişmeler, piyasa koşulları, müşteri tercihleri, yurt içi ve yurt dışı politik ve siyasal konjonktür gibi pek çok değişkenden bir veya birkaçını değerlendirmek suretiyle müşterilere öneri getirmektedirler.” açıklamasını yapıldığını, ancak davacının müşteri temsilcisi tarafından “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisiyle işlem yapmaya devam ettiği değerlendirilmekte olduğunu, bununla beraber davacının hesabında bulunan senetlerin T+2 gününe kadar satışını beklemesi, kredinin faizi ödemesi ve piyasada oluşacak yeni fiyattan satışının yapılması sonrasındaki oluşacak kar/zarar o zaman ki piyasa koşullarında belirlenebileceğinden objektif bir hesaplama yoluna gidilemeyeceği değerlendirilmekte olduğunu, dolayısıyla hisse senetlerinin alış ve satışı arasında gerçekleşen fiyat farkı üzerinden yapılan hesaplamalar neticesinden oluşan önceki sayfalarda tablo halinde verilen davacının hesabından yapılan işlemlerin kar/zarar tablosu verilmiştir. Yapılan hesabın kar ve zarar oluşan tüm işlemler neticesinden davacının kümülatif zararının 246.749,84 TL olduğunu, yine bu işlemlerden arasında davacı tarafından internet şube üzerinden bizzat kendisi tarafından yapılan işlemler nedeniyle zarar tutarının 31.143,60 TL karın ise 21.00,00 TL olduğunu, davalı şirket müşteri temsilcisi tarafından gerçekleştirilen ve davacının onayı ile yapılan işlemlerden oluşan kar zarar toplamının (-) 236.606,24 TL olduğunu, davalının SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden kredili alınan hisse senetlerini gün sonu satılması hususunda davacıyı yanlış/eksik bilgilendirdiğini, uygunluk testinin yönlendirme ile yapıldığını, “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisinin davacıda oluşturulduğunu, ancak tüm işlemlerin davacı onayı ile yapıldığı, davacının ilgili tebliğin sunduğu kredili alım hakkını defaten kullandığını, davacının SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden kredili hisse senedi alımını defaeten yapması, davalının ise kredili alınan hisse senetlerini gün sonu satılması hususunda davacıyı yanlış/eksik bilgilendirmesi, uygunluk testinin yönlendirme ile yaptırılması nedeniyle testin amacına uygun yapılmaması ve “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisinin davacıda oluşturulması nedenleri ile kusurlu olduğu değerlendirildiğini, davacının 236.606,24 TL oluşan zararı nedeniyle davalı şirketin %70 oranında davacının ise %30 oranında kusurlu olduğu değerlendirilmekte olduğunu, davacının davalı şirketten talep edebileceği zarar tutarının 236.606,24.-TLx %70 = 165.624,37 TL olduğu mütalaa edilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; dosyaya sunulan 23.03.2023 tarihli bilirkişi kök raporunda, davacının ... hisse senetleri ile ilgili rüçhan hakkından faydalanmak için kredi talebinde bulunduğunu, bu kredi talebi ile ilgili olarak 20.06.2018 tarihli görüşme kayıtlarından davacıya kredinin detaylarının aktarıldığı bilgilendirme görüşmesinin yapıldığını, bu görüşmede hisse senedi kredisi ile ilgili ürünü bilgisinin verildiğini, hisse senedi kredisinin sadece hisse senedi alımı için kullanılabildiğini, nakit çekimi yapılamayan bir kredi olduğunu, kredili hisse alımı için özkaynak oranının SPK tarafından %35 ile sınırlandırıldığını, kredi faiz oranı ile ilgili bilgilerin detaylarının verildiğinin görüldüğünü, 10.07.2018 tarihli görüşme kaydından da anlaşılacağı üzere kredi limitinin davacı tarafından 300.000.-TL çıkarılması yönünde talepte bulunulduğunu ve 11.07.2018 tarihli görüşmede ise kredi limitinin arttırılması ile ilgili davacının onayının alındığı tespitlerinin yapıldığını, ayrıca yine kök raporda, bizzat davacı tarafından 18.06.2018 tarihinden internet şube işlemi ile SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden tanımlanan özkaynak miktarının 5 katına kadar yapılabilen kredili işlem limit kullanılarak 392.000 TL’lik 170.000 adet ... hisse senedi alım işlemi gerçekleştirildiğini, aynı tarihte müşteri temsilcisi ile yaptığı görüşmede, davacıya SPK’nın Seri V, No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesinde yer alan takas günü ödenmek üzere öz varlığının 5 katına kadar alım yapılabileceği konusunda bilgi verildiğini, 5 kat alım limiti kapsamında alınan payların aynı gün içinde satılması gerektiğini ifade edildiği tespitleri yapıldığını, yine kök raporda, davacıya Uygunluk Testinin yönlendirme ile yapılması sonucunda testin amacına uygun yapılmadığını, yönlendirme altında yapılan testin ürün ya da hizmetin davacıya uygun olup olmadığının değerlendirilmesi amacına aykırı olduğu, aksine davacının iradesinin sunulacak hizmete uygun hale getirildiği tespitleri yapıldığını, kök raporda yapılan işlemler ile ilgili olarak, hisse senedi işlemlerinin genellikle seansın başlarında yapıldığını, bankaların hisseleri ile ilgili olanların müşteri temsilcisinin veya davacının önermesi ile banka dışı hisselerin ise müşteri temsilcisinin önerisiyle, ilgili hisse senedine alım emri iletildiğini, söz konusu alım emrinin iletilen fiyattan gerçekleşmediği durumlarda ise önceden davacıdan alınan fiyat aralığında hisse senedi alım emrinde fiyat artışı yapılarak alım işleminin gerçekleştiğini, yapılan hisse senedi alım işleminin sonrasında, önceden davacıdan alınan fiyat aralığında alım fiyatının üstünde ve alınan miktar kadar pasif satım emirlerinin verildiği tespitleri yer aldığını, davacı ile yapılan görüşmelerden davacının hesabına yapılan alım ve satım emirleri ile ilgili fiyat ve miktar tespitinin kimi zaman müşteri temsilcileri ile davacının birlikte belirlediğini, kimi zaman da müşteri temsilcileri tarafından önerilen fiyatın davacının onayı sonrasında belirlendiği yani davacının alım satım ile ilgili sürecin içinde yer aldığını tespitleri yapıldığını, SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesinde, “Bir müşterinin takası henüz gerçekleşmemiş hisse senedi alımı işlemleri sonucunda, belirli bir anda oluşabilecek açık takas pozisyonunun asgari %20 si oranında net varlığının bulunması zorunludur. Aracı kurum daha yüksek bir teminat oranı belirleyebilir.” hüküm uyarınca davacının açık takas pozisyonunun %20’si oranında net varlığının bulunmasının zorunlu olduğunu, yani net varlığının 5 katı tutarında alım emrinin sisteme iletilebileceği ve buna bağlı olarak limit dahilinde yapılan alımları takas süresine (T+2 alım tarihinden iki gün sonra) kadar taşıyabileceği görülmekle birlikte davalı tarafından tanımlanan kredili işlem limitinin SPK’nın iş bu tebliği çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmekte olduğunu, kök raporda da belirtildiği üzere SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesi uyarınca alımı yapılan payların gün sonunda satılmak zorunda olduğu yönünde davacıya yanıltıcı bilgi verildiği tespitleri yapıldığını, yine davacının tüm işlemlere ilişkin emirlere onay vermiş olmasına rağmen, Tebliğ’in 9’uncu maddesi uyarınca teminat oranının belirlenen asgari oranın altında kalması halinde alınan payların takas günün ertesi günü re’sen satılacağı ve/veya Tebliğ’in 18’inci maddesi uyarınca özkaynak sıkıntısı oluşması ve yeni nakit ve/veya kıymet getirilerek özkaynak koruma oranının asgari orana yükseltilmemesi halinde payların satılabileceği konusunda herhangi bir bilgi verilmediği ve hatta davacıya alınan tüm payların gün sonunda satılması gerektiğinin söylendiği ve böylece davacıya gün sonunda satış yapılmasının tek seçenek olarak sunulduğu tespitleri yer aldığını, davacının eksik ve/veya yanlış bilgilendirildiği, davacının kredi ile aldığı payların gün sonunda satılması için onay vermesinde müşteri temsilcisi tarafından verilen gün sonunda satma zorunluluğu bilgisinin etkili olduğu değerlendirildiğini, taraflar arsındaki ses kayıtlarından da anlaşıldığı üzere davacı ile davalı arasında yapılan işlemlerin portföy yönetim faaliyeti kapsamında olmadığını, yatırım danışmanlığı konusuna girdiği değerlendirildiğini, yine kök raporda ses kayıtlarında yer alan davalı şirketin müşteri temsilcisi tarafından farklı tarihlerde davacıya “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemlerinin bulunduğu, davacının müşteri temsilcisi tarafından bu tarz söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisiyle işlem yapmaya devam ettiği değerlendirmeleri yapıldığını, bilirkişi kök raporunda yapılan hesabın kar ve zarar oluşan tüm işlemler neticesinden davacının kümülatif zararının 246.749,84 TL olduğu hesaplandığını, yine bu işlemlerden arasında davacı tarafından internet şube üzerinden bizzat kendisi tarafından yapılan işlemler nedeniyle zarar tutarının 31.143,60 TL karın ise 21.00,00 TL olduğu, davalı şirket müşteri temsilcisi tarafından gerçekleştirilen ve davacının onayı ile yapılan işlemlerden oluşan kar zarar toplamının (-) 236.606,24 TL olduğu tespitleri yapıldığını, bilirkişi kök raporunda davalının SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesine istinaden kredili alınan hisse senetlerini gün sonu satılması hususunda davacıyı yanlış/eksik bilgilendirdiğini, uygunluk testinin yönlendirme ile yapıldığını, “telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisinin davacıda oluşturulduğunu, ancak tüm işlemlerin davacı onayı ile yapıldığı, davacının ilgili tebliğin sunduğu kredili alım hakkını defaten kullanıldığı ve zararını telafi edebileceği beklentisinin davacıda oluşturulması nedenleri ile kusurlu olduğu tespitleri yapıldığını, bu tespitler çerçevesinde kök raporda davalı şirket müşteri temsilcisi tarafından yapılan işlemler nedeniyle oluşan 236.606,24 TL oluşan davacının zararı nedeniyle davalı şirketin %70 oranında davacının ise %30 oranında kusurlu olduğunu, davacının davalı şirketten talep edebileceği zarar tutarının 236.606,24.-TL x %70 = 165.624,37 TL olduğu değerlendirmeleri yapıldığını, davacı tarafından itiraz dilekçesinde konu edilen komisyon ödemeleri ile ilgili olarak davacının hesabından yapılan tüm işlemlerden toplam 42.162,54 TL komisyon alındığı, davacının internet bankacılığı üzerinden yaptığı işlemlerin komisyon tutarının 2.261,74 TL olduğu bu işlemlerin haricinde kalan ve davalı şirket müşteri temsilcisinin yaptığı işlemler komisyonunun ise 39.900,80 TL olduğunun görüldüğünü, bu söz konusu 39.900,80 TL komisyon tutarının davacının kar/zarar tutarına eklenip eklenmemesi konusunda takdirin mahkememizde olduğu mütalaa edilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 06/02/2024 tarihli bilirkişi 2. ek raporuna göre; bilirkişi kök raporunda yapılan hesabın kar ve zarar oluşan tüm işlemler neticesinden davacının kümülatif zararının 246.749,84 TL olduğu hesaplandığını, yine bu işlemlerden arasında davacı tarafından internet şube üzerinden bizzat kendisi tarafından yapılan işlemler nedeniyle zarar tutarının 31.143,60 TL kârın ise 21.00,00 TL olduğunu, davalı şirket müşteri temsilcileri tarafından gerçekleştirilen ve davacının onayı ile yapılan işlemlerden oluşan kar zarar toplamının (-) 236.606,24 TL olduğu tespitleri yapıldığını, bilirkişi I. ek raporunda, davacının hesabından yapılan tüm işlemlerden toplam 42.162,54 TL komisyon alındığını, davacının internet bankacılığı üzerinden yaptığı işlemlerin komisyon tutarının 2.261,74 TL olduğu bu işlemlerin haricinde kalan ve davalı şirket müşteri temsilcisinin yaptığı işlemler komisyonunun ise 39.900,80 TL olduğu tespitleri yapıldığını, mahkememizce komisyon ödemelerini zarar tutarına eklenmesi yönünde kanaat oluşması halinde davacının davalı şirketten talep edebileceği zarar tutarının; İşlemler Neticesinde Oluşan Zarar : 236.606,24 TLKomisyon Ödemesi : 39.900,80 TL Toplam : 276.507,04 TL olduğunu, kök raporda mütefarik kusur oranı üzerinden yapılan hesaplamada 276.507,04 TL oluşan davacının zararı nedeniyle, davacının davalı şirketten talep edebileceği zarar tutarının 276.507,04 TL x %70 = 193.554,93 TL olduğunu mütalaa etmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının yatırım hesabıyla ilgili olarak davalının SPK mevzuatı ve TBK'nın emredici hükümlerine aykırı uygulamaları nedeniyle zarara uğradığını belirterek uğradığı zararın tazminini talep ettiği, davalının ise davacının hesaplarında gerçekleşen tüm işlemlerin davacının verdiği emirler doğrultusunda gerçekleştiğini savunduğu, taraflar arasında 18/02/2009 tarihli Yatırım Araçları Alım Satım ve Aracılık Çerçeve Sözleşmesinin, 19/06/2018 tarihinde Sermaye Piyasası Araçları Kredi Sözleşmesinin ve 23/10/2018 tarihinde Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesinin imzalandığı, davacının ... hisse senetleri ile ilgili rüçhan hakkından faydalanmak için davalıdan kredi talebinde bulunduğu, davalı tarafın davacıya hisse senedi kredisiyle ilgili bilgi verdiği ve davacının kredi limitini 300.000 TL'ye çıkartarak kredi kullandığı, davacı tarafından 18/06/2018 tarihinde internet şube işlemi ile 392.000 TL'ye 170.000 adet ... hisse senedi alımının gerçekleştirildiği, davacının aynı gün müşteri temsilcisi ile yaptığı telefon görüşmesinde SPK’nın Seri V No: 65 sayılı Tebliği’nin 9’uncu maddesi uyarınca alımı yapılan payların gün sonunda satılmak zorunda olduğu yönünde davacıya yanıltıcı bilgi verildiği, davacı hesabına gerçekleştirilen tüm işlemlere ilişkin emirlere davacı tarafından onay vermiş olmasına rağmen, davacıya Tebliğ’in 9’uncu maddesi uyarınca teminat oranının belirlenen asgari oranın altında kalması halinde alınan payların takas günün ertesi günü re’sen satılacağı ve/veya Tebliğ’in 18’inci maddesi uyarınca özkaynak sıkıntısı oluşması ve yeni nakit ve/veya kıymet getirilerek özkaynak koruma oranının asgari orana yükseltilmemesi halinde payların satılabileceği konusunda herhangi bir bilgi verilmediği ve hatta davacıya alınan tüm payların gün sonunda satılması gerektiğinin söylendiği, telafi ederiz”, “toparlayacağım”, “merak etmeyin” tarzında söylemleri nedeniyle zararını telafi edebileceği beklentisinin davacıda oluşturulduğu, davacıya uygunluk testinin amacına uygun yapılmadığı, yönlendirme altında yapıldığı, davacının iradesinin sunulacak hizmete uygun hale getirildiği gözetilerek; davacının zararının oluşmasında davalının %70 kusurlu olduğu ve bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplama ile davacının komisyon dahil zararının 276.507,04 TL olduğu, bu miktarın davalının kusuruna denk gelen 193.554,93 TL'sini davacının davalıdan isteyebileceği kanaati ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalının dava açılmadan önce temerrüde düşürülmediği gözetilerek 50.000 TL'nin dava, 143.554,93 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile; 50.000 TL 'nin dava tarihinden, 143.554,93 TL'nin 06/10/2023 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alınması gereken 13.221,73 TL harçtan peşin alınan harç ve ıslah harcının mahsubu ile bakiye 9.711,85‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 853,88‬ TL peşin harç ve 2.656 TL ıslah harcının toplamı olan 3.569,18‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.968,79 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 11.970,24‬ TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 13.674,75‬ TL yargılama giderlerinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 12.878,30 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranına göre 1.243,12 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, geriye kalan 76,88‬ TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Davacı asil ile davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/05/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır