T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/361 Esas
KARAR NO :2024/231
DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ:27/08/2020
KARAR TARİHİ:21/03/2024
Taraflar arasında görülen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili .... Tüketici Mahkemesine verdiği dava dilekçesi ile; müvekkilinin ...A.Ş ile Sermaye piyasası araçları alım satım aracılığı sözleşmesi ve yatırım danışmanlığı sözleşmesi imzalayarak ... Alışveriş Merkezi Kat:4 ... adresindeki ... yatırım şubesinde ...-100 hesap nolu yatırım hesabını açtığını, müvekkili ...'in, eşi ...ile sahibi olduğu ... Ltd. Şti.'nin genel müdürü olduğunu, şirketin binin üzerinde çalışanı olduğunu, ... Ltd. Şti. ile ... Bankası arasında 02/10/2018 tarihli maaş ödemeleri protokolü bulunduğunu, şirketin diğer tüm bankacılık işlemlerinin de ... Bankası üzerinden gerçekleştirildiğini, bu ticari ilişki nedeniyle ... Bankası ile grup şirketi olan davalı şirket yetkililerinin müvekkiline bir yatırım hesabı açarak yatırım yapmasını tavsiye ettiklerini, tüm alım satım işlemlerinin kendileri tarafından yönlendirilerek müvekkiline yatırım danışmanlığı hizmeti vereceklerini, bu yatırımdan zarar etmeyeceğini belirterek dava konusu yatırım hesabını açması için ikna ettiklerini ve müvekkilinin yatırım hesabını açtığını, müvekkilinin söz konusu yatırım hesabına; 26/11/2019 tarihinde 180.000 TL, 24/12/2019 tarihinde 265.000 TL, 31/12/2019 tarihinde 455.000 TL, 03/01/2020 tarihinde 750.000 TL, 14/01/2020 tarihinde 190.000 TL olmak üzere toplamda 1.840.000 TL yatırdığını, davalı şirketin Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğinin Yatırım Danışmanlığı Faaliyeti başlıklı tebliğ hükümlerine ve sözleşme maddelerine uygun hareket etmediğini, davalı şirket yetkililerinin müvekkilini ... nolu GSM hattından arayarak sadece yapmak istedikleri işlemi belirtip usulen müvekkilinin onayını alarak söz konusu alım satım işlemlerini gerçekleştirdiğini, tavsiye edilen işlemle ilgili hiçbir yorum yapmadıklarını, açıklayıcı bilgi vermediklerini, tavsiyelerine kaynak, belge, rapor ve analizlerle desteklemediklerini, müvekkilinin davalı şirkete güven duyduğundan tavsiye ettikleri tüm alım satım işlemlerine onay verdiğini, tüm alım satımların davalı şirketin araması ve onların tavsiyesi ile yapıldığını, bu süreçte müvekkilinin arayarak talimat verdiği ve kendisinin yapılmasını istediği tek bir alım satım işleminin olmadığını, müvekkilinin 26/11/2019- 14/01/2019 tarihleri arasında yatırım hesabına toplamda 1.840.000 TL yatırdığını, 12/03/2020 tarihinde yatırım hesabının -51.071,28 TL'ye düştüğünü, davalı şirketin yetkililerinin söylediğine göre müvekkilin yatırım hesabından alım satım yapılan 26/11/2019- 12/03/2020 tarihleri arasındaki alım satım işlemlerinden davalı şirket yaklaşık 240.000 TL komisyon aldığını, söz konusu alım satımların yapıldığı 4 aylık sürede müvekkilinin 1.840.000 TL.sini kaybederken davalı şirketin 240.000 TL komisyon kazandığını, davalı şirketin müvekkilin menfaatlerini değil kendi menfaatini düşündüğünü, gelişigüzel ve rastgele alım satım işlemi yaptırdığını, tavsiyelerini özenle hazırlamadığını ve bunun sonucunda da müvekkilin büyük bir zarar uğradığını, müvekkilinin çok büyük zarar ettiği işlemlerin son derece riskli işlemler olduğunu, davalı şirketin yapılan bu opsiyonlu işlemler öncesinde bu işlemlerin olası riskleri konusunda müvekkilini hiçbir şekilde uyarmadığını ve bilgilendirmediği, davalı şirketin vermiş olduğu danışmanlık hizmeti kapsamında opsiyonlu işlemler ve bu işlemlerin olası riskleri konusunda ayrıca doğru ve eksiksiz bir bilgilendirme yapma yükümlülüğü altında olduğunu ve bu hususun verilen danışmanlık hizmetinin bir gereği olduğunu, davalı şirketin yapılan işlemlerden sonra gerçek ve güncel hesap bakiyesi konusunda müvekkilini hiçbir zaman bilgilendirmediğini ve bu konudaki yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin hesap bakiyesinin eksiye düştüğünü hesabı kapattıktan sonra öğrendiğini, eğer davalı şirketin müvekkilini bu hususta zamanında ve doğru bir şekilde bilgilendirse idi müvekkilinin belki de onay verdiği işlemlerin pek çoğuna onay vermeyeceğini ve zarara da girmeyeceğini, davalı şirketin kusur ve ihmalinden dolayı 4 ay gibi kısa bir sürede müvekkilinin 1.840.000 TL'sini kaybettiğini, tüm birikimini bir anda kaybeden müvekkilinin bundan derin bir acı ve üzüntü duyduğunu ve halen kendisine gelemediğini, eşi ve ailesi ile olan ilişkilerinin de büyük yara aldığını, bu nedenle müvekkili lehine manevi tazminat talep ettiklerini belirterek toplam 1.840.000 TL maddi kaybının davalı şirketten müvekkilinin parayı yatırma tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline ve 250.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
.... Tüketici Mahkemesi tarafından 01/09/2020 tarih ve ... sayılı kararı ile; davada görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu ve Mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verildiği ve dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği görülmüştür.
Davalı vekili .... Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği cevap dilekçesi ile; tarafların tacir olduğunu, taraflar arasında imzalanan Sermaye Piyasası Araçları Alım Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesi Genel Hükümler 26.1. maddesinde yetki sözleşmesi bulunduğunu, yetki sözleşmesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin kesin yetkili olduğunu beyanla davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesini ayrıca yatırım danışmanlığı kavramının SPK III - 37.1 sayılı yatırım hizmetleri ve faaliyetleri ile yan hizmetlere ilişkin esaslar hakkındaki tebliğde düzenlendiğini, yatırım danışmanlığının olabilmesi için belli bir kişiye ve kişiye özel yatırım tavsiyesinin sunulmuş olması yani müşteri odaklı o müşterinin bildirdiği tercihleri, beklentileri vb. dikkate alınarak o müşteri için hazırlanmış özel bir yatırım tavsiyesinin sunulmuş olmasının zorunlu olduğunu, aynı tebliğin 45/2. fıkrasına göre genel yatırım tavsiyesi ve finansal bilgi sunulmasının yatırım danışmanlığı kapsamında bir faaliyeti olmadığını, dava konusu olayda davacıya özgü özel bir isteği doğrultusunda hazırlanarak bu kişiye özel olarak verilmiş bir tavsiyenin bulunmadığını, aracı kurumların bir görevininde müşterilerine tebliğ gereği yönlendirici nitelikte genel yatırım tavsiyeleri sunmak, müşterilerinin kârlı olabileceklerini düşündükleri hisselerini, önermek olduğunu, kabul etmemek veya onaylayıp onaylamamak ise davacı gibi müşterilerin tercihine kaldığını, davacının her aşamada seçim hakkında sahip olduğunu, kendisine bir yatırım/kâr kesin taahhüdünün verilmediğini, davacının da dilekçesinde zikrettiği ve birçok kez açıkça tavsiye şeklinde tanımladığı önerileri davacıya yasal düzenlemeler ışığında verilmiş yatırım tavsiyeleri olduğunu, yatırım danışmanlığı olmadığını, davacı ile 30/10/2019 tarihli "Sermaye Piyasası Araçları Alım Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesi Genel Hükümler ile birlikte yatırım hizmet ve faaliyetleri genel risk bildirim formu" "Sermaye Piyasası Araçları Alım Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesi Özel Hükümler Yurt Dışı Piyasalarda Alım Satım İşlem Aracılığı Sözleşmesi" Yatırım Hizmet Faaliyetleri Genel Risk Bildirimi Formu, 30/10/2019 tarihli Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi ve Yatırım Danışmanlığı Tanıtım Formu ve Online olarak yerindelik ve uygunluk testi" imzalandığını, Sermaye Piyasası yatırım araçlarının tüm dünyada en riskli yatırım araçları olarak kabul edildiğini, davacıya hiçbir ... ve güvence verilmesinin söz konusu olmadığını, davacıya sunulan ve davacı tarafından imzalanan sözleşme ve risk bildirim formlarının baştan aşağıya bu tür yatırımların riskleri ve bu risklere dikkat çeken uyarılarla dolu olduğunu, davacının imzaladığı sözleşmeler, riskler konusunda o kadar açık ve ayrıntılıdır ki davacının bunları genel bilgilendirme olarak nitelemesine imkan bulunmadığını, davacının bazı vadeli kontratlardan ve pay opsiyonlarından kâr elde ettiğini, bazılarından zarar elde ettiğini, davacının uğradığı zararın ana kısmının siyasi, jeopolitik piyasa risklerinden kaynaklanan nedenler ve Covid 19 nedeniyle Dünya Borsalarını sarsan ani ekonomik çöküş olduğunu, davacı tarafın esasen zararının olağan dışı pandemi koşullarından kaynaklandığını çok iyi bildiğini, davalının imzalamış olduğu uygunluk testinde yüksek getiri beklentisi ile yüksek riskli ürünlere yatırım yapabilirim kutucuğunu işaretlediğini, vadeli işlem ve opsiyon borsaları ve diğer piyasalar hakkında yeterli bilgisi olduğunu beyan ettiğini, davacının 26/11/2019 tarihinde para yatırdığını, ardından bir kaç kez para yatırdığını beyan ettiğini, bu durumda davacının gerçekleşen işlemlere icazet verdiğini, davacıdan alınan komisyonların sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğunu, davacıdan gereksiz komisyon alınmadığını, davacının manevi tazminat talebinin de haksız, dayanaksız, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/03/2021 tarih ve ... sayılı kararı ile; yetkili Mahkemelerinin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı verildiği, kararın kesinleştiği ve davacı tarafından süresi içerisinde dosyanın yetkili Mahkemeye gönderilmesini talep edildiğinden dosyanın Mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.
Dava; Sermaye Piyasası Araçları Alım Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesinden kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat istemine ilişkindir.
Taraf delilleri toplanmış, taraflar arasında yapılan sözleşmeler, hesap hareketleri incelenmiş; davacı ile yapılan telefon görüşmelere ilişkin CD'lerin dökümü bilirkişiye yaptırılmış ve bilirkişi raporları alınmıştır.
Bilirkişi ... 17/02/2022 tarihli raporunda; davacı ile davalı şirket çalışanı arasında yapılan telefon görüşmelerine ilişkin CD'lerin dökümünü yaparak Mahkememize sunmuştur.
Bilirkişiler ... Mahkememize sundukları 15/10/2022 tarihli raporlarında; bankacı bilirkişi ... görüşünde; davalı şirketin gerekli özeni göstererek davacıyı hisse senedi işlemlerini yapmadan önce sözleşmedeki risk bildirimi ile bu işlemlerin yaratabileceği riskler konusunda yeteri ölçüde uyardığının düşünüldüğünü, davacının imzaladığı sözleşmelerde bu uyarıları okumamasının ve/veya yanlış anlamasının ve/veya dikkate almamasının, uyarının Davalı tarafından gereği gibi yapıldığı olgusunu hiçbir şekilde değiştirmeyeceği ve bu kusurlu davranışının tüm sonuçlarına Müşterinin katlanması gerektiği düşünüldüğünü, Devlet tahvili, fon ve hisse senedi işlemlerinde yer alan bilgiler ve emirler ile gerçekleşen işlemler arasında da bir tutarsızlık söz konusu olmadığından, işlemlerin davacının da imzaladığı dekonta, emirlerine ve talimatlarına uygun olarak gerçekleşmiş olduğundan eksik veya hatalı bir bilgilendirme olmadığı sonucuna varıldığını, davacının davalı banka ve diğer aracı kuruluşlar nezdindeki hesaplarından dava konusu yaptığı, hisse senedi işlemlerine benzer nitelikte ve riskte bulunan hisse senedi işlemi yapması, bu işlemlerden kar da elde etmesi, bu işlemleri dava konusu yapmaması bu işlemlerin riskleri konusunda yeterince bilgi sahibi olduğu ve tüm risklerini bilerek işlemleri yaptığı sonucuna varıldığını, taraflar arasındaki işlemlerin sözleşmeye ve SPK denetime tabi işlemler yönünden düzenlenen sözleşmelerin SPK düzenlemelerine uygun olması sebebiyle bir aykırılık olmadığı sonucuna varıldığını, dava konusu yaptığı hisse senedi işlemleri nedeniyle davalının gerekli risk bilgilendirmesini yapması, davacının daha önce de benzer işlemler yapması ve kar elde etmesi, hatta dava konusu yaptığı dönemde de bazı işlemlerden kar elde etmesi, davacının aynı işlemleri yapmış olması da dikkate alınarak hisse senedi işlemlerinin kapsamını bilmesi karşısında davalının bir kusuru olmadığı sonucuna varıldığını belirtmiştir. Diğer iki bilirkişi davacının, dava konusu yaptığı işlemlerin risklerini bilebilecek durumda olduğunu ve hisse senedi ve türev araçlar üzerinde yurtdışı piyasalar da dahil riskli işlemlerin doğal ve çok sık karşılaşılan bir sonucu olarak oluşan zarara katlanmayı da göze aldığının kabulünün gerektiğini, davalı aracı kurumun, hisse senedi ve opsiyon (türev araç) işlemlerini yapmadan önce müşteri ile imzaladığı Çerçeve sözleşmelerde bu işlemlerinin taşıdığı riskler konusunda bilgilendirdiğini, davacının 2020 yılının Mart ayında işlem yapılan günlerde toplam 1.549.223 TL tutarında zarar ettiğini, davacı hesabında yapılan tüm işlemlerde toplam zararın 1.729.688 TL olarak tespit edildiğini, davacı müşteri bakımından; davacının işlem yapmak ve riskli yatırımlar da yapmak üzere sözleşme imzalamış olmakla, sermaye piyasasının alternatif (gayrimenkul, banka mevduatı, devlet tahvili gibi) yatırım alanlarına kıyasla yüksek riskini ve yerindelik tespitine göre yapması mümkün olan hisse senedi ve türev araç yatırımlarının yüksek riskine katlanmayı ve bu kapsamda zarar da etmeyi göze almış olduğunu, davalı temsilcisine telefon görüşmelerinde kendisine bildirilen alım ve satım kararlarına onay verildiği ve hiçbir davalı kararına itiraz etmediğini, hesabına paraları, işlem yapılmak üzere kendi iradesiyle gönderdiğini, davalı aracı kurum bakımından; davacı ile imzaladığı sözleşmelerin dışına çıkarak, SPK düzenlemelerine de aykırılık teşkil edebilecek şekilde, sözleşmeler kapsamına girmeyen hizmet sağladığını, davacı müşterinin kendi emri olmadan alış ve satış kararları vererek müşterisini kendi elde ettiği bilgilere göre kendisinin yönlendirdiği, böylece alım satım karar iradesi müşteriye ait olması gerekir iken davalı aracı kurumun kendi iradesini müşteri adına uyguladığı ya da kendi kararını müşteriye onaylattığını, müşterisine özellikle yurtdışı piyasalardaki işlem komisyon bedelleri konusunda hiçbir bilgi vermeden işlemlere başladığı ve müşterinin kendisine yüklenen işlem komisyon ücretlerini yüksek bulması üzerine açıklama yaptığını, müşterisinin tercihi ve talebi olmadığı halde oldukça sık işlem yapmak suretiyle müşterisinin gereğinden fazla işlem komisyonu ödemesine sebep olduğunu, kusur oranı tespitinin mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmişlerdir.
Bilirkişiler ... Mahkememize sundukları 04/02/2023 tarihli ek raporlarında; kök raporda ulaşılan sonuçları değiştirmeyi gerektirecek yeni bir hususun bulunmadığını belirtmişlerdir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... Mahkememize sundukları 31/01/2023 tarihli raporlarında; taraflar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında, davacı yatırımcıya sermaye piyasalarında gerçekleştireceği işlemlerin olası risklerinden detaylı olarak bahsedildiğini, sermaye piyasası mevzuatı kapsamında yatırımcıların deneyimlerini ve risk tercihlerini değerlendirmek amacıyla yapılması zorunlu olan Uygunluk Testi ve Yerindelik Testinin davacı tarafından doldurulduğu ve davacının verdiği cevaplara göre çıkan sonuçlarının her ikisinin de “E-Yüksek Riskli” yatırım yapma tercihini içerdiğini, davacı tarafından gerçekleştirilen tüm hisse senedi işlemlerine ilişkin emirlerin (veya onayların) telefonla verildiğini, davalı aracı kurum çalışanlarının davacıyı yönlendirme, hatalı veya eksik bilgi vermeye yönelik bir konuşmasına rastlanmadığını, davalı kurum temsilcisi tarafından davacıya opsiyon işlemleri hakkında detaylı bilgi verildiği ve davacı tarafından işlemin onaylandığını, yapılan işlemlerin sonucu olarak Kasım 2019 - Mart 2020 döneminde yatırımcı davacı hesabında toplam 1.727.700,66 TL zarar oluştuğunu, en çok zararın oluştuğu iki işlemde oluşan toplam zarar büyüklüğünün 1.347.000 TL olduğu, bunun davacı yatırımcının toplam zararının %78’ini oluşturduğunu, gerçekleşen tüm işlemlerin adetsel bazda %57,32’sinin kârlı olarak, adetsel bazda %42,68'sinin zararla sonuçlandığını, sermaye piyasası yatırımlarında, gerek hisse senedi işlemlerinde, gerekse VİOP piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde ciddi düzeyde zarar riski bulunduğu, davalı kurum tarafından davacıya bu riskler hakkında bilgi verildiği, muhtelif aşamalarda işlemlerdeki kaldıraçlar hakkında bilgi aktarıldığı böylece durumun davacı tarafından bilindiğini, davalı aracı kurumunun verdiği bilgilerde teknik hatalar bulunmaması, VİOP kapsamında işlem gören sözleşmelerin BİST da işlem gören en büyük şirketlere ait olması (spekülatif hisseler olmaması), davalı aracı kurumun riskler hakkında gerekli açıklamaları yaparak davacı yatırımcıyı uyarması, davalının önerilerinin adetsel bazda %57,32’sinin doğru öngörüler içermesi bir arada değerlendirildiğinde, davalı aracı kuruma kusur atfedecek bir hususa rastlanmadığını, davacının uğradığı zararın piyasa koşullarında meydana gelen öngörülemez risklerden kaynaklandığının değerlendirildiğini, tüm işlem döneminde davacı tarafından gerçekleştirilen işlemlerde 140.846.251 TL satım (SHORT Pozisyon) 142.592.287 TL alım (LONG Pozisyon) olmak üzere toplam 283.438.538 TL alım satım işlemi gerçekleştirildiğini, söz konusu işlemler karşılığında aracı kurum tarafından BSMV dahil 196.292 TL komisyon tahsil edildiğini, onbinde 6,9 oranındaki bu komisyon oranının piyasa rayiçlerine uygun olduğunun görüldüğünü belirtmişlerdir.
Olaya ve dosyaya uygun bulunan ayrıntılı ve gerekçeli 2.bilirkişi heyeti raporundaki görüşe ve 1.bilirkişi heyetinde yer alan bankacı bilirkişi görüşüne Mahkememizce itibar edilmiştir.
Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı şirket arasında 30/10/2019 tarihinde Sermaye Piyasası Araçları Alım Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesi, Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi, Sermaye Piyasası Araçları Alım Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesi, Türev Araçlar Alım Satım İşlem Aracılık Sözleşmesi, Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri Genel Risk Bildirim Formu, Yatırım Danışmanlığı Tanıtım Formu imzalandığı, davacı tarafından Uygunluk Testi ve Yerindelik sonuçlarının her ikisinin de “E-Yüksek Riskli” olduğu, davacının bu sözleşmeler kapsamsında davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, tavsiyelerini özenle hazırlamadığını, daha fazla komisyon kazanmak amacıyla gelişi güzel ve rastgele alım satım işlemi yaptırıldığını, bu nedenle 4 ay gibi kısa bir sürede 1.840.000 TL zarara uğradığını, davalının ise 240.000 TL komisyon kazandığını ileri sürerek uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazminini talep ettiği, davalının ise; taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereği ve tebliğlere uygun olarak işlemler yapıldığını, davacının bazı pozisyonlarda kâr elde ettiğini, bazı pozisyonlarda da zarar elde ettiğini, davacının uğradığı zararın ana kısmının siyasi, jeopolitik piyasa risklerinden kaynaklanan nedenler ve Covid 19 nedeniyle Dünya Borsalarını sarsan ani ekonomik çöküşten kaynaklandığını, alınan komisyonun sözleşme ve mevzuata uygun olduğunu, manevi tazminat talebinin yerinde olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre; Sermaye Piyasası Mevzuatı kapsamında yatırımcıların deneyimlerinin ve risk tercihlerini değerlendirmek amacıyla yapılması zorunlu olan Uygunluk Testi ve Yerindelik Testinin davacı tarafından doldurulduğu ve davacının verdiği cevaplara göre çıkan sonuçların her ikisinin de "E-Yüksek Riskli" yatırım yapma tercihini içerdiği, davacı tarafından yatırım hesabına 26/11/2019 tarihinde 180.000 TL., 24/12/2019 tarihinde 265.000 TL, 31/12/2019 tarihinde 455.000 TL, 03/01/2020 tarihinde 750.000 TL, 14/01/2020 tarihinde 190.000 TL olmak üzere toplamda 1.840.000 TL yatırıldığı, davacı hesabında gerçekleştirilen işlemler neticesinde 12/03/2020 tarihinde davacıya ait yatırım hesabı bakiyesinin -51.071,28 TL düzeyine düştüğü, davacı ile davalı arasında düzenlenen sözleşmelerde gerekli uyarı ve bilgilendirmelere yer verildiği, davacı tarafından hisse senedi işlemlerine ilişkin emirlerin veya onayların telefon ile verildiği, telefon konuşmalarına ilişkin ses kayıtlarında davalı aracı kurum yetkilisinin davacıyı yönlendirme, hatalı veya eksik bilgi vermeye yönelik bir konuşmasına rastlanmadığı, davacının tüm işlemlere onay verdiği, davalı kurum temsilcisi tarafından davacıya opsiyon işlemleri hakkında detaylı bilgi verildiği, davalı aracı kurum çalışanı tarafından davacıya mevcut pozisyonları hakkında detaylı bilgi verildiği, mutabakat yapıldığı, yapılan işlemlerin kaldıraçlı işlemler olduğu hususunda davacının bilgi sahibi olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan işlemlerin sonucu olarak Kasım 2019 - Mart 2020 döneminde yatırımcı davacı hesabında toplam 1.727.700,66 TL zarar oluştuğu, en çok zararın oluştuğu iki işlemde oluşan toplam zarar büyüklüğünün 1.347.000 TL olduğu, davacı yatırımcının toplam zararının %78’ini oluşturduğu, gerçekleşen tüm işlemlerin adetsel bazda %57,32’sinin kârlı olarak, adetsel bazda %42,68'sinin zararla sonuçlandığı, sermaye piyasası yatırımlarında, gerek hisse senedi işlemlerinde, gerekse VİOP piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde ciddi düzeyde zarar riski bulunduğu, davalı kurum tarafından davacıya bu riskler hakkında bilgi verildiği, muhtelif aşamalarda işlemlerdeki kaldıraçlar hakkında bilgi aktarıldığı böylece durumun davacı tarafından bilindiği, davalı aracı kurumunun verdiği bilgilerde teknik hatalar bulunmadığı, VİOP kapsamında işlem gören sözleşmelerin BİST'te işlem gören en büyük şirketlere ait olması, davalı aracı kurumun riskler hakkında gerekli açıklamaları yaparak davacı yatırımcıyı uyarması, davalının önerilerinin adetsel bazda %57,32’sinin doğru öngörüler içermesi, davacının daha öncede benzer işlemler yapması ve kâr elde etmesi davacının aynı işlemleri yapmış olması dikkate alınarak hisse senedi işlemlerinin kapsamını bilmesi karşısında davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacının uğradığı zararın piyasa koşullarında meydana gelen öngörülemez risklerden kaynaklandığı, Sermaye Piyasasında gerçekleştirilirken hisse senedi işlemleri ve fon işlemleri sonucunda kâr edilebileceği gibi zarar riskinin de bulunduğu, yapılan işlemlerin sözleşmeye ve SPK düzenlemelerine uygun olduğu, söz konusu işlemler karşılığında aracı kurum tarafından BSMV dahil 196.292 TL komisyon tahsil edildiği, onbinde 6,9 oranındaki bu komisyon oranının piyasa rayiçlerine uygun olduğunun bilirkişiler tarafından tespit edildiği, buna göre taraflar arasındaki sözleşmeler çerçevesinde ve yasal mevzuat kapsamında davalının işlem yaptığı, davacıya eksik veya hatalı bilgi vermediği, özen yükümlülüğünü ihlal etmediği, tüm işlemlerin davacının talimatına istinaden ve bilgisi dahilinde gerçekleştiği, davalı çalışanlarının eksik bilgi verme ve yanlış yönlendirme de bulunduğu hususunun ispatlanamadığı hususu birlikte değerlendirildiğinde; davalıya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 35.692 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 35.264,40 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3-4. ve 13/4. maddeleri gereğince maddi tazminata ilişkin olarak 17.900 TL vekalet ücreti ile manevi tazminat için 17.900 TL olmak üzere toplam 35.800 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 10.500 TL bilirkişi ücreti ve 36 TL posta-müzekkere masrafı olmak üzere toplam 10.536 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/03/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!