WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İSTANBUL 9. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2020/164 Esas
KARAR NO : 2024/200

DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/04/2015
KARAR TARİHİ : 12/03/2024

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı sigorta şirketleri ile imzalanan 09/04/2009 tarihli acentelik sözleşmesi ile davalı sigorta şirketlerinin acenteliğini yapmakta iken taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafça keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği 03/02/2015 tarih ...yevmiye nolu fesih ihbarı ile tek taraflı ve haksız olarak feshedilerek, tüm yetkiler ve vekaletnameden Beyoğlu ...Noterliği 03/02/2015 tarih... yevmiye nolu azilname ile azledildiğini, fesih ihbarı ve azilnamenin şirkete 13/02/2015 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirketlerce feshe gerekçe olarak acenteye verilen ve karşılıklı mutabık kalınan hedeflerin gerçekleştirilememesi ve bu konuda şirket tarafından yapılan 27/10/2014 tarih ve 08-1100-276 referans numaları uyarılara rağmen bir iyileştirme görülmemiş olması nedeniyle feshedilmiştir, şeklinde haksız beyan ileri sürüldüğünü, 6102 sayılı TTK'nın acentelik sözleşmesinin sona ermesi başlıklı 121 maddesinin 1.fıkrası belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesinin taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir hükmünü düzenlemekte olduğu ve belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin feshi üç ay önceden ihbar şartına bağlandığından, herhangi bir şekilde ihbar sürelerine uyulmadığı ve yine TTK 122.madde gereği istenecek tazminatta uygulamada müşteri portföy tazminatı olarak isimlendirilen ve sözleşme süresi boyunca acentenin yarattığı müşteri kitlesi potansiyeli ve emeğine dayandırılan belirli şartlarda acentecilik sözleşmesinin sona erdirilmesine özgülenen bunu takiben acente tarafından kazandırılan müşteri çevresinin tek taraflı olarak karşılıksız kullanımı için ödenen bir karşılık olduğunu, bu nedenlerle haksız ve usulsüz fesih nedeniyle tamamlanmamış işlerden kaynaklı tazminat olarak 10.000 TL ve denkleştirme istemi kaynaklı tazminat olarak 100.000 Tl olmak üzere toplam 110.000 TL tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıya gönderilen ihbarnameyle kendisine verilen ve karşılıklı olarak mutabık kalınan hedeflerin gerçekleştirilmemesi ve bu konuda kendisine yapılan uyarılara rağmen bir iyileştirme görülememesi nedeniyle sigortacı adına hareket eden davacıyla müvekkil şirket arasında ki çalışmaların yeterince verimli olamayacağı ve iki taraflı ticari işletmenin amacının karlılık ve kazanç olduğunu, taraflardan birinin sürekli kendisine verilen hedeflerin altında kalmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve bir tarafın sürekli zarar etmesine katlanması söz konusu olmadığı gibi nedenlerle vekalet ilişkisinin devam ettiğini, 2014 senesi verileri sunularak şirketin acenteliğini yürüten davacının kendisine verilen hedeflerin üretim yaptığını, tüm branşlarda altında kaldığı gerekçesiyle şirketin bu durumu 27/10/2014 tarihli yazı ile davacı acenteye bildirerek kendisine verilen hedefleri gerçekleştiremediği ve bu konuda yeterli çabayı göstermediği bildirilmiş davacı acente aracılığı ile gerçekleştirilen poliçelerin çok büyük bir bölümü acentelik sözleşmesinin feshinden sonra müvekkil şirket nezdinde devam etmemiş ve bunlar nedeniyle önemli bir menfaat elde edilmediği belirtilerek davacı tarafın portföy ve denkleştirme tazminat talebine dayanak yaptığı TTK 122 ve sigortacılık kanununun 23/16 maddesinde acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra sigortacının önemli menfaatler elde etmesi halinde acentenin portföy tazminat talebinde bulunabileceğini savunarak şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı...Acenteliği LTD ŞTİ 2009-2015 yılları arası toplamda 3455 adet müşteri ile çalıştığını, 2015 yılının başında acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacı tarafın kendisine ait olduğunu iddia ettiği müşterilerden sadece 35 tanesine ... Sigorta'nın 20 farklı acentesinden sadece 40 adet poliçenin yapıldığının tespit edildiğini, davacı acentenin acentelik sözleşmesinin devam ettiği süre içerisinde hiçbir hayat poliçesi üretimi olmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile cevap verdikleri anlaşıldı.
DELİLLER VE GEREKÇE
Mahkememizin 15.05.2018 tarihli, ... Esas ve... karar sayılı ilamı ile; '' Bilirkişilerce yapılan değerlendirmeler kapsamında, davalılar tarafından davacıya verilen hedeflere davacının ulaşamadığı, davacı tarafça hedeflerin genel olarak tutturulamadığı tespit edilmiştir. Yine taraflar arasında akdedilen sözleşme davalılar tarafından feshedildikten sonra davacıya ait müşterilerin bir kısmı ile davalılar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği, davalılar tarafından davacıya ait müşterilere poliçeler düzenlendiği tespit edilmiştir. Davacı taraf son celsede TTK 121/4 maddesi gereği haklı sebep olmadan ve üç ay ihbar süresine uymadan sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle başlanmış işlerin tamamlanmamasına bağlı uğranılan zararlara yönelik talep hakkından feragat ettiği anlaşılmış bu nedenle bu talebine yönelik davasının feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı acentenin TTK 122 maddesi kapsamında denkleştirme tazminatı (portföy tazmlinatı) talep edebilmesi için acentenin kusurlu davranışı olmaksızın müvekkil tarafından acentilik sözleşmesinin feshedilmesi veya müvekkilin kusurlu davranışı nedeniyle acente tarafından acentelik sözleşmesinin feshedilmesi gerekmektedir. Feshedilmesi, acentenin müvekkilen yeni müşteriler sağlaması ve bunların sözleşmenin sona ermesinden sonra da müvekkile önemli çıkarlar sağlaması gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan değerlendilrmede davalı tarafından acentelik sözleşmesinin belirlenen hedefler acente tarafından kurulamadığından feshedildiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirtilen hedeflere ulaşılamaması durumuda sözleşmenin feshedileceği yönünde bir düzenlenme bulunmadığı, acentenin belirlenen hedeflere ulaşamamasında kusurunun kusurlu bulunduğunu belirleyen dosya kapsamında bir delil bulunmadığı dolayısıyla sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinin kabulü gerektiği, bu kapsamda da bilirkişilerce hesaplanan ve sözleşme ilişkisinin 5 yıldan daha az sürmüş olması durumunda faaliyetin devamı sırasındaki ortalama adeğer esas alınacağından TTK 122/2 gereğince en yüksek tutar olan 95.291,00 TL denkleştirme (portföy tazminatı)'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak'' gerekçesi ile 95.291 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Mahkememizin 15.05.2018 tarihli, ... Esas ve ... karar sayılı ilamının davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 06/02/2020 tarihli, 2018/1613 Esas ve 2020/121 Karar sayılı ilamı ile; ''5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23/16. maddesinde, sigorta acentelerinin denkleştirme talepleri “portföy tazminatı” olarak düzenlenmiştir. Sigorta sektörünün ve hizmetin kendine has özellikleri nedeniyle sigorta acentelerinin denkleştirme taleplerinin hesaplanmasında özel durumların dikkate alınması gerekir. Bu konudaki değerlendirmeler uzman bilirkişiler tarafından yapılır.
Somut olayda, dosya kapsamında alınan 15.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davacının ticari defterleri incelenmiş, ancak acente tarafından yeni elde edilen müşterilerin acentelik ilişkisi sona erdikten sonra davalı ile poliçe ilişkisini devam ettirip ettirmedikleri hususu ancak davalı şirketin merkezindeki kayıtlar incelendikten sonra ortaya çıkacak olmasına rağmen bu konuda davacının klasör olarak sunduğu poliçe örnekleri ile değerlendirme yapılmıştır. Bu yönde davalının ticari defterleri ve kayıtlarının incelenmediği, rapor içeriğinde defter dökümlerinin yer almadığı gibi, her iki davalı şirket ayrı tüzel kişiliğe sahip olmakla, her bir davalı hakkında ayrı ayrı hüküm kurmaya elverişli şekilde rapor alınmadığı, alınan bilirkişi raporunda ürün bazında da değerlendirme de yapılmadığı görülmektedir. Bilirkişilerce, davacı acentenin, davalılar adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri belirlenmediği gibi ilk derece mahkemesinin gerekçesinde bu hususlara ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Yine ilk derece mahkemesince acentenin faaliyetleri nedeniyle davalıların ayrı ayrı ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği denkleştirme tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları da tartışılmamıştır ( Emsal nitelikte Yargıtay 11. HD, T: 20.12.2012 ,2016/8920 E- 2017/7468 K sayılı ilamı) .
Mahkemece, yukarıda açıklanan hesaplama yöntemine uyulmadığı, hesaplamaya esas verilerin denetlemeye elverişli bir şekilde ortaya konulmadığı, sadece üst sınır hesabı yapılarak ve her iki davalı yönünden bu miktara hükmedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesinin, taraf delillerini topladığından ve delilleri değerlendirdiğinden söz edilemez. Bu nedenle, istinaf incelemesine elverişli bir kararın mevcudiyetinden de söz edilemez. İlk derece yargılamasının, yukarıdaki ilkeler ışığında tekrarlanması, iki dereceli yargılanma hakkının ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının bir gereğidir.'' gerekçesi ile HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, işin esasına dair istinaf sebepleri incelenmeksizin, kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dava, sigorta acentelik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle, portföy tazminatı (denkleştirme alacağı) ve tamamlanmamış işlerden dolayı tazminat istemine ilişkindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 06/02/2020 tarihli, 2018/1613 Esas ve 2020/121 Karar sayılı kaldırma ilamı üzerine mahkememize gelen dosya yukarıdaki esası almış, kaldırma kararı kapsamında bilirkişi heyetlerinden raporlar alınmıştır.
Mahkememizce alınan 16/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; davacı şirket tarafından ibraz edilen 2014 yılı muavin defter dökümüne göre 31.12.2014 tarihi itibariyle davalı ...Sigortanın 12.366,95 TL alacak bakiyesinin bulunduğu, davalı şirketlerce sunulan listelere göre; davacı şirket müşterilerinden olup, 93.02.2015 fesih tarihinden sonra davalı şirketlerin diğer acentelerinden poliçe düzenlendiği belirtilen 35 müşteriden 26 müşteri adına düzenlenen poliçelere ait ret prim tutarının 30.196,00 TL, komisyon tutarının ise 4.019,00 TL olduğu, sözleşme feshinden sonra ticari ilişkinin devam ettiğii, belirtilen 9 adet müşteriye ait düzenlenen poliçe, net prim ve komisyon tutarlarının listede yer almadığı, bu sebeple tespitin, listelerde bilgileri verilen 26 adet müşteri üzerinden yapılabileceği, bilgileri verilen 26 adet müşteriye ilişkin kazandırmalarım davalılar açısından önemli menfaat” sayılıp sayılmayacağının takdirinin Sayın Mahiğmeye ait olduğu, söz konusu listelerden poliçelerin davalı... Sigorte şirketleri adına düzenlendiği, sayın Mahkemece davacı şirket portföy tazminatı talebinin kabulü halinde talep edebileceği tazminat tutarının %5 olarak kabulü halinde 5.287,92- TL, %20 olarak kabulü halinde 21.151,68.- TL olabileceği mütalaa edildiği anlaşıldı.
Mahkememizce alınan 12/04/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda sonuç olarak; Kök raporda; davacının elementer branşta acentelik faaliyetinde bulunduğu, portföyünün her yıl yenilenen poliçeler olduğunun belirtildiği, davalı şirketin müşterilerle temasını sağlayabilmesi için müşteri adresleri ve iletişim bilgilerinin davacı tarafından verilmiş olduğu hususunda dosya kapsamına belge ibraz olunmadığı, davacı delilleri arasında yer alan poliçeler incelendiğinde; poliçelerin her birinin davalı şirketin farklı acenteleri tarafından düzenlendiğinin görüldüğü, davacı acentenin başka bir acentelik kurup kurmadığı veya iddia olunduğu üzere başka şirketler ile acentelik ilişkisinin olup olmadığı, portföylerini bu acenteliğe veya başka şirketlere yönlendirip yönlendirmediklerinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, bu sebeple davalının itirazları yönünden değerlendirme yapılamadığı, aksi delilin davalı şirket tarafından sunulmadığı, Acentelik sözleşmesinin feshinde davacı şirketin rekabet yasağına aykırı hareketi sebebiyle fesih gerekçesinin yer almadığı görülmekle de; acentelik sözleşmesinin haklı nedenle fesih edilmediği kanaatine varıldığı, sözleşmenin sona ermesinden sonra davalının, davacının sağlamış olduğu müşterilerden önemli menfaatler elde ettiğine ilişkin takdir sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Şirketin sektörde yer alan uluslararası marka değeri, eski ve köklü bir şirket olması, sektördeki düşük fiyat politikası, hasar ödemelerindeki hızlılık, sermaye gücü, acentenin şirkete kazandırdığı portföyün nerede ise tamamının sözleşmenin feshinden sonraki bir yıl içerisinde şirket hacminde yer almaması sebebiyle tazminat hesabının %20 ve %5 oranlarında yapıldığı kök raporda belirtildiği, TTK.m.122/2'de “Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz” denilerek denkleştirme tazminatının üst sınırının belirtildiği, somut olayın özellikleri gereğince acentenin bu limit dahilinde farklı bir miktarda denkleştirme tazminatına hak kazanmasının da mümkün olduğu, nitekim kök raporda acentenin son beş yıllık prim gelirleri esas alınarak bunun bir yıllığına isabet eden en üst miktar (%20) ile onun da 1/4'üne isabet eden (%5) hesaplamalar yapıldığı ve aşağıda bu hesaplamalar tekrar verildiği, Denkleştirme tutarının hesaplamasında;1. Müvekkil menfaatinin hesaplanması (ileriye yönelik projeksiyon), 2.Acentenin kaybının hesaplanması (ileriye yönelik projeksiyon), 3. Bu kazanç ve kayıp çerçevesinde hakkaniyet bakımından tutarın belirlenmesi, 4. Belirlenen tutarda Üst sınır denetimi (taraflar arasındaki sözleşmenin son beş yılı içinde elde edilen kazancın bir yıllık ortalaması, daha kısa süre devam etmişse bunun ortalaması) dikkate alınarak %5 ve %20 oranında tazminat oranı belirlenerek hesaplama yapıldığı,
Acente portföyüne ilişkin yapılan incelemede davacı acentenin portföyünün, sınırlı sayıda müşteri haricinde büyük bir bölümünün acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı şirkete intikal ettiği hususunda kanaat oluşmadığı,
Sayın Mahkeme tarafından davacının portföy (denkleştirme) tazminatına hak kazandığı kanaatine varılması halinde;
a) Elementer branş ( ... Sigorta A.Ş.)yönünden yapılan hesaplamada; Son 5 yılın toplam komisyon gideri ortalaması alındığında 105.758,40.-TL. ortalama komisyon gelirinin bulunduğu, son bir yıl portföy kaybı yaşandığı dikkate alınması gerektiği, Portföy tazminatı oranının %5 olarak kabulü halinde; 105.758,40.- TL. x 965 — 5.287,92.- TL., Portföy tazminatı tutarının %20 olarak kabulü halinde; 105.758,40.- TL. x 9620 — 21.151,68.- TL. olarak hesaplandığı, Hakkaniyet indiriminin sayın mahkemenin takdirinde olduğu,
b) Ayrıca davacının, davalı... Sigorta A.Ş. nin diğer acentelerinde devam
ettirilen işlerine ilişkin komisyon tutarının 4.019,00.- TL. olduğu belirlendiği,
c) Davacının ... branşında portföyünün çok az olması sebebiyle hesaplama yapılmadığı, davalı... A.Ş. nin portföy tazminatı sorumluluğu bulunmayacağı kanaatinin oluştuğu, Sonuç olarak; kök rapordaki kanaatin değişmediğinin mütaala edildiği görüldü.
Mahkememizce alınan 20/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; Davalı... A.Ş. bakımdan acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra yapılmış devam eden yeni poliçeler olduğu tespit edilemediğinden, davalı şirketin önemli menfaat elde etmediği ve söz konusu davalı bakımından portföy tazminatı şartlarının oluşmadığı (TTK m. 122/1a), davalı... Sigorta A.Ş.nin acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacı acentenin bulduğu 35 müşteri ile poliçe ilişkine devam ettiği, bunlardan 26’sına ilişkin bilgilerin raporda gösterildiği, davalı şirketin acentelik ilişkisi sonrasında önemli menfaatler elde etmeye devam edip etmediği noktasında takdirin Sayın Mahkemede olduğu, Sayın Mahkemece davalı... Sigorta A.Ş.nin acentelik sözleşmesi sonrasında önemli menfaatler elde ettiği kanaatine varılması halinde, acentenin ücret kaybına uğradığının (TTK m.122/1b) söylenebileceği, hakkaniyet gereği portföy tazminatı ödenip ödenmeyeceği hususunda da takdirin Sayın Mahkemenizde olduğu (TTK m. 122/1c), sayın Mahkemece davacı acentenin portföy tazminatı isteyebileceği kanaatinde olması halinde, davacı acentenin talep edebileceği portföy tazminatı tutarının 214.907,62 TL hesaplandığı; ancak TTK m. 122/2 uyarınca acentenin isteyebileceği denkleştirme bedeli, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağından, davacının talep edebileceği portföy tazminatı tutarı beş yıllık ortalaması olan 94.823,83TL olduğu, bu tutara dava tarihinden itibaren ticari faiz işletilebileceği” kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce alınan 14/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; Davacı taraftan Saygıdeğer Mahkemeye klasör halinde sunulan poliçelere ilişkin müşterilerin (1.Sigortalı / Sigorta Ettiren, 2.Müşteri kodu (TCK - Unsur ve/veya müşteri no - her müşteriyi tanımlayan numara - eşsiz kod) 3.branş bilgilerini içeren) listesinin celp olunması gerektiği, davacı tarafından celp olunan liste eklenmek suretiyle Davacı Acentenin, acente sözleşmesinin yürürlükte olduğu tarihte, kendisi aracılığı ile davalı tarafından sigortalanan Sigortalı menfaatlerin ve/veya Sigortalıların, Acente Sözleşmesini başlangıcının asgari 1 yıl öncesinde (09.04.2008 ) ve acente feshinden sonra asgari 1 yıl sonrasına kadar (13.02.2016), hangi sigorta şirketinden – hangi acentelik/sigorta brokerliğinden sigortaya devam ettiğini gösterir listenin net primleri gösterecek şekilde ve poliçe bazında “Bakanlık tarafından belirlenen sigortalara ilişkin, poliçe, zeyil, hasar kayıtlarının Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi” nden elektronik ortamda celp olunması gerektiği, 4.A ve 4.B. maddelerindeki hususların sağlanmasına müteakip talep olunan verilerin celp olunması halinde BAM kaldırma kararına uygun olarak bir tespit yapılabileceği mütalaa edildiği anlaşıldı.
Mahkememizce alınan 04/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; 05.07.2023 tarihinde davalı firmalar adresinde bulunan sistemde tarafımızca yapılan yerinde incelemede; firma sisteminde davalı ...A.Ş. firmasından kesilen poliçelerin listesi için yapılan sorgu sonucunda davalı...A.Ş. firmasından kesilen herhangi bir poliçenin olmadığının tespit edildiği, davalı sisteminde yer alan davacı firmaya ait kayıtlı bilgilerde firma adının “...LTD.ŞTİ.”, Müşteri numarasının ..., firma iletişim numarasının... olduğu, firma çalışma başlangıç tarihinin 05.05.2009 ve çalışma bitiş tarihinin 03.02.2015 olduğunun tespit ediliği, davacı firmanın çalıştığı dönem içerisinde 9.006 adet poliçe kestiği ve 4.188 adet müşterisinin olduğunun tespit edildiği, fesih sonrasında davacı acentenin 119 adet müşterisine toplamda 150 adet poliçe kesilmiş olduğu, davacı acentenin sözleşme tarihleri arasında poliçe kestiği müşterilerden 113 tanesinin acente kuruluşu öncesinde de ...Sigorta müşterisi olduğunun tespit edildiği, sigorta şirketinin "önemli menfaat" inden söz etmenin mümkün olmadığı ve portföy kaybına uğramadığından denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağının mütalaa edildiği anlaşıldı.
6102 sayılı yasanın 121/4 maddesinde; ''Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
6102 sayılı yasanın 122 maddesinde; '' (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa,
acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
5684 Sayılı yasanın 23/16 maddesinde; ''Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir: 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması gerekir.
04.12.2023 tarihli bilirkişi raporu davacının 2009 yılından 2015 yılına kadar, davalı ...Sigorta A.Ş. bakımından düzenlendiği poliçelerin ana hatlarıyla Dask, Diğer Kaza, Kasko, Oto Sorumluluk, Mühendislik, Nakliyat, Tekne, Yangın sigorta poliçeleri olduğu, görülmüştür.
Davacı vekili 15.05.2018 tarihli celsede tamamlanmamış işlerle ilgili tazminat talebinden feragat etmiştir.
Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; İddia, savunma, alınan bilirkişi raporları ve ek raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın acentelik sözleşmesinin haksız feshine bağlı portföy tazminatı ve başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, davacı ile davalılar arasında 09.04.2009 tarihli acentelik sözleşmesi akdedildiği, söz konusu sözleşmeye göre davacının davalıların acentesi olarak faaliyet göstereceği ve kendisine verilen vekaletname ile belirlenen sigorta dallarında sigortacılık yapacağının hüküm altına alındığı, sözleşmenin 23. Maddesinde fesih ve 24. Maddede ise feshin sonuçlarının düzenlendiği, davalılar tarafından davacıya gönderilen Beyoğlu ... Noterliğinin 03/02/2015 tarih ...yevmiye nolu fesih ihbarı ile "09/04/2009 tarihli acentelik sözleşmesinin, acenteye verilen ve karşılıklı olarak mutabık kalınan hedeflerin gerçekleştirilememesi ve bu konuda yapılan 27/10/2014 tarih, 08-1100-276 refarans numaralı uyarılara rağmen bir iyileştirme görülmemiş olması nedeniyle feshedildiğinin bildirildiği, BAM kaldırma kararı öncesinde alınan bilirkişi raporunda davacının genel olarak hedefleri tutturamadığı tespit edilmekle birlikte taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirtilen hedeflere ulaşılamaması durumuda sözleşmenin feshedileceği yönünde açık bir düzenlenme bulunmadığı, hedef belirlemenin taraflarca ortaklaşa bir çalışma sonucunda belirlendiğine dair bir delilin olmadığı, yine acentenin belirlenen hedeflere ulaşılamamasında doğrudan acentenin kusurlu olduğuna yönelik davacının bir ispatının da olmadığı, yine sözleşmenin 23. maddesi kapsamında 3 aylık ihbar süresinin de verilmediği, görülmekle feshin haksız olduğu kanaatinin mahkememizde oluştuğu, davalı ... Emeklilik A.Ş bakımından davacının önemli ölçüde akdettiği poliçelerin varlığını da iddia etmediği gibi akdettiği poliçelere ilişkin bir delil de sunmadığı, yine bu bakımdan önemli ölçüde gelir kazanmakta iken kayba uğradığına dair delil de sunmadığı, ayrıca 04.12.2023 tarihli bilirkişi raporu ile ... A.Ş. bakımından sözleşmenin feshinden sonra yenilenmiş bir poliçenin de tespit edilemediği, davalıların ayrı tüzel kişiler olduğu dolaysıyla bu davalı bakımından acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etme şartının gerçekleştiğinin davacı acente tarafından ispat edilemediği ve davanın reddi gerektiği, diğer davalı ... Sigorta A.Ş. Bakımından ise; dosya kapsamına taraflarca sunulan bir kısım poliçeler incelendiğinde poliçe sürelerinin 1 yıl olduğu, davacının 1 yıllık süreden daha uzun süreli poliçeler düzenlendiğini iddia ve ispat da edemediği, 04.12.2023 tarihli bilirkişi raporu ile yerinde inceleme ile tespit edildiği üzere; davacı firmanın çalıştığı dönem içerisinde 9.006 adet poliçe kestiği ve 4.188 adet müşterisinin olduğunun tespit edildiği, fesih sonrasında davacı acentenin 119 adet müşterisine toplamda 150 adet poliçe kesilmiş olduğu, davacı acentenin sözleşme tarihleri arasında poliçe kestiği müşterilerden 113 tanesinin acente kuruluşu öncesinde de davalı ... Sigorta müşterisi olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla davacının kazandırdığı 6 adetle sınırlı müşteri için fesih sonrası düzenlenen poliçeler bakımından önemli menfaat elde edildiğinden bahsedilemeyeceği değerlendirilmekle bu davalı bakımından da davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının pörtföy tazminatı talebinin reddine,
2-Davacının tamamlanmamış işlerden kaynaklı tazminat davasının feragat nedeniyle reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.878,53 TL harcın mahsubu ile fazla alınan bakiye 1.450,93‬ TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 145,60 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
6-Davalı ...A.Ş. tarafından yapılan 98,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının, davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
7-Davalı...Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 98,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının, davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraflar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/03/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır

¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.