T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/89
KARAR NO:2024/79
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:17/10/2014
BİRLEŞEN .... ATM'NİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:17/11/2014
KARAR TARİHİ:25/01/2024
Mahkememizce itirazın iptali davalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin, müvekkili şirketin bayisi olduğunu, tarafların bu bayilik sözleşmesi ile ticari ilişkiye girdiklerini, bu ticari ilişki neticesinde müvekkili şirketin davalı şirkete mal sattığını ve ayrıca hizmet verdiğini davalıya satılan mallar ve verilen hizmet karşılığında toplam 18 adet fatura düzenlenerek tebliğ olunduğunu, müteakip taleplerine rağmen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü'ne ait ... esas sayılı dosya ile icra takibine başlandığını, davalı şirketin takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalı şirketin icra takibine itirazında haksız olduğunu, icra dosyasına yapılan itiraz incelendiğinde, davalı şirketin taraflar arasında ticari ilişki ve cari hesap ilişkisinin bulunduğunu kabul ile talep konusu alacağın varlığını kabul ettiğini, alacaklarının vadesinin gelmediğini bildirdiğini, oysa adı geçen faturalar incelendiğinde alacakların vadesinin geldiğinin açıkça görülmekte olduğunu, taraflarınca.... Noterliği'nin 08/07/2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de alacaklarının talep olunduğunu, fakat davalı şirketin bu ihtarlarına da olumlu cevap vermediğini, tüm bu nedenlerle davalı şirketin .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamını ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının davasına konu temerrüt ihtarına karşı .... Noterliği'nin 21/07/2014 tarihli ve ... ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile itiraz ettiklerini, davacının temerrüt iddiasının asılsız olduğunu ve alacağın muaccel olmadığını, ipotek alacaklısının başka şirket olduğunu, davacının ipotek alacaklısı sıfatını haiz olmadığını, bu nedenle dava ehliyetinin bulunmadığını ve müvekkiline husumet yöneltemeyeceğini, azami had ipoteğinde alacaklı olduğunu iddia eden davacının, ipoteğin üst miktar üzerinden paraya çevrilmesini talep ettiğini, muacceliyet ihtarına karşı müvekkilinin itiraz beyanını havi ihtar gönderdiğini, oysa ipoteğin paraya çevrilmesini talep için öncelikle alacağın, kati ihtilaftan ari olması gerektiğini, bu konuda ihtilaf var ise evvela alacak davası açıp bu ilam ile beraber ipoteğin paraya çevrilmesini talep edebileceğini, müvekkilinin borcunu leasing temelli olarak ipotek alacaklısına ödediğini, vadeye ait meri bir ihtar bulunmadığı için, alacaklının bu ipoteği paraya çevirme talebinde bulunamayacağını, müvekkili şirketin hesap katine ilişkin bir ihtara maruz kalmadığı gibi, davacının alacak ihtarına karşı derhal süresinde itiraz ettiğini, alacak miktarının belirsiz olup kesin olmadığını, bu nedenle başlatılan takibin kötü niyet ihtiva ettiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında derdest olan mahkememizin ... ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyalarının bulunduğunu, bu davaların açılma sırasına göre birleştirme ihtimali karşısında incelenmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddini ve davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin, müvekkili şirketin bayisi olduğunu, tarafların bu bayilik sözleşmesi ile ticari ilişkiye girdiklerini, bu ticari ilişki neticesinde müvekkili şirketin davalı şirkete mal sattığını ve ayrıca hizmet verdiğini davalıya satılan mallar ve verilen hizmet karşılığında toplam 119 adet fatura düzenlenerek tebliğ olunduğunu, müteakip taleplerine rağmen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü'ne ait ...esas sayılı dosya ile icra takibine başlandığını, davalı şirketin takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalı şirketin icra takibine itirazında haksız olduğunu, icra dosyasına yapılan itiraz incelendiğinde, davalı şirketin taraflar arasında ticari ilişki ve cari hesap ilişkisinin bulunduğunu kabul ile talep konusu alacağın varlığını kabul ettiğini, alacaklarının vadesinin gelmediğini bildirdiğini, oysa adı geçen faturalar incelendiğinde alacakların vadesinin geldiğinin açıkça görülmekte olduğunu, taraflarınca.... Noterliği'nin 08/07/2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de alacaklarının talep olunduğunu, fakat davalı şirketin bu ihtarlarına da olumlu cevap vermediğini, tüm bu nedenlerle davalı şirketin .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamını ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı tarafa usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olmasına rağmen, davaya cevap verememiştir.
Asıl ve birleşen davalar, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafından verilen mal ve hizmet karşılığı davalı bayi şirkete kesilen asıl dosya kapsamında 18 adet fatura bedellerinin ödenmediğinden bahisle .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas; birleşen dosya kapsamında ise 119 adet fatura bedellerinin ödenmediğinden bahisle .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkin bulunmaktadır.
Asıl dava dosyası öncelikle mahkememizin 2014/... esas sırasına tevzi olmuş ve yargılamasına mahkememiz tekli hakimi tarafından başlanmış, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2016 tarihli, ... esas ve 2016/290 karar sayılı kararıyla, mahkemelerinin ... esas sayılı dosyası ile birleşen mahkemelerinin ... esas sayılı dosyasının tefrikine; mahkemelerinin ... esas sayılı asıl dava dosyasının ise, mahkemeleri asıl dosyası ile mahkememiz dosyası arasındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi üzerine mahkememizin 20/06/2016 tarihli celsesinde birleşen dosyanın dava değeri göz önünde bulundurularak dosyanın miktar itibariyle heyete tevdiine karar verilmiş ve her iki dosyasının yargılamasına mahkememiz heyetince devam olunmuş, mahkememizin 07/06/2018 tarihli, 2014/... esas ve 2018/... karar sayılı kararı ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 10/12/2020 tarih ve 2020/... E., 2020/... K. sayılı kararı ile davalı tarafın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2022 tarih ve 2021/... esas ve ... karar sayılı ilamı ile; " 6100 sayılı HMK'nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'ni geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2020 yılı itibariyle 72.070,00 TL'dir. Asıl ve birleşen davalar itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen her bir dava bağımsızlığını koruduğundan yukarıda zikredilen temyiz kesinlik sınırının her bir dava özelinde ayrıca belirlenmesi gerekmektedir. Asıl davada davacı, 22.013,06 Euro alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptalini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince yapılan istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. Davalı vekili asıl davaya ilişkin olarak temyize başvurmuş ise de, asıl davada dava değeri olarak gösterilen 22.013,06 Euro dava tarihindeki efektif satış kuruna göre dava tarihi itibariyle 63.659,56 TL’ye tekabül etmekte olup, davalı aleyhine kabul edilen bu tutarın temyizi kabil olmayıp kesin olduğu anlaşılmaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, birleşen dava, bayilik ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı bu ilişkiden kaynaklanan borcunu kambiyo senedi vermek suretiyle ödediğini, davacının bu senetleri tahsil ettiği halde alacağından mahsup etmeyip mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığını savunmuş, 29.12.2015 tarihli dilekçesiyle, zikredilen kambiyo senetlerinin hangileri olduğunu senetlere ilişkin bir takım bilgiler vererek açıklamıştır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davaya konu ihtilaf nedeniyle, davacı yanın 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin incelemeye sunulduğu, davalı tarafça dökümü yapılan çeklerin keşide ve gönderi tarihlerinin neredeyse tamamına yakınının 2011 ve 2012 yıllarına ait tarihleri taşıması sebebiyle belirtilen çeklerin kayıtlara alınıp alınmadığının tespit edilemediği, keza 2013 ve 2014 yıllarına ait keşide tarihleri taşıyan bir takım çek ve senetlerin kayıtlara alınıp alınmadığının ise davalı tarafça yapılan döküm ve davacı kayıtları arasındaki uygunsuzluklar sebebiyle tespit edilemediği belirtildikten sonra, davalının zikredilen savunmasının izaha muhtaç olduğu mütalaa edilmiş, mahkemece rapor bu haliyle hükme esas teşkil ettirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 31. maddesi, “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” hükmünü, 222/1 maddesi, “Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.” hükmünü, 281/2. maddesi ise, “Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.” hükmünü haizdir. Yapılan açıklamalar ve zikredilen Yasa hükümlerine göre, mahkemece, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için, öncelikle davacı yanın 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin ticari defterinin dosyaya ibrazının sağlanması, taraflardan bilirkişi raporunda belirtilen hususlara ilişkin açıklama istenilip delillerinin sorulması ve belirtilen eksiklikler giderildikten sonra bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, davalı vekili 20.06.2016 tarihli dilekçesiyle, davacı tarafın müvekkiline 01.06.2016 tarihinde bir mutabakat mektubu gönderdiğini, bu mektupta müvekkilinden sadece 42.063,75 TL alacaklı olduğunu, başkaca bir alacağı bulunmadığını ikrar ettiğini ileri sürerek söz konusu mutabakat mektubunu dosyaya ibraz etmiştir. Davacı vekili, söz konusu mutabakat mektubunun gönderildiğini kabul etmekle birlikte, bu mektuba davalının iddia ettiği gibi bir anlam yüklenemeyeceğini savunmuştur. Bu hale göre mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme ve ticari işleyiş gözetilerek söz konusu mektuba davalının yüklediği gibi bir anlam verilip verilemeyeceğinin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle asıl davaya ilişkin temyiz isteminin miktar yönünden reddi ile birleşen davaya ilişkin temyiz isteminin kabulüne ve mahkememizce verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi üzerine dosya, Mahkememizin 2023/89 esas sırasına tevzi olunarak mahkememizce bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce dava dışı ... ile asıl ve birleşen davada davalı şirket arasında akdedilen 31/12/2010 tarihli bayilik sözleşmesi, faturalar ve irsaliyeli faturalar, ticari defter ve kayıtlar, .... Noterliği'nin 08/07/2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tebliğ mazbataları, .... Noterliği'nin 21/07/2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile tebliğ şerhi, cari hesap ekstresi, çek ve senetler listesi ile görselleri, .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ...esas sayılı dosyaları, mahkememizin ... esas sayılı dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası vs. dosyamız içerisine alınmış, YMM bilirkişi marifetiyle rapor ve .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... talimat dosyası aracılığıyla mali müşavir bilirkişi marifetiyle davacı şirketin defter ve kayıtları incelenmek suretiyle rapor (.... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından), mahkememiz dosyası kapsamında mali müşavir bilirkişi marifetiyle rapor, YMM bilirkişiden rapor ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ek rapor temin edilmiştir.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı şirket tarafından, 20/06/2014 tarihinde davalı borçlu şirket aleyhine ticari defter ve kayıtlara dayalı 22.013,06-EUR alacağın, takip tarihindeki 1,00-EUR'un karşılığı 2,8985-TL olmak üzere 63.804,85-TL olmak, tahsilde tekerrür olmamak, takip tarihinden asıl alacağa yıllık %7 oranında ve değişen oranlarda işleyecek TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek mevduat faiziyle, fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden, icra giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte, fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakları saklı kalmak ve kısmi ödemelerin öncelikle faiz, masraf ve ferilerine mahsup edileceği kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 25/07/2014 tarihinde borca ve faize itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı şirket tarafından, 10/07/2014 tarihinde davalı borçlu şirket aleyhine ticari defter ve kayıtlara dayalı 488.323,13-TL alacağın, tahsilde tekerrür olmamak, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık 11,75 oranında ve değişen oranlarda işleyecek reeskont-avans faizi, icra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte, fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakları saklı kalmak ve kısmi ödemelerin öncelikle işlemiş faiz, masraf ve ferilere mahsup edileceği kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 25/07/2014 tarihinde borca ve faize itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Yeminli mali müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 20/11/2023 tarihli rapor ile; mutabakat mektupları ile, davalı şirketin 120-Alıcılar Hesabı altında izlenen ve henüz vadesi gelmemiş olan 30.06.2015 ve 31.12.2015 tarihlerindeki borç bakiyelerinin bildirildiği, bildirilen bu tutarları oluşturan çek ve senetlerin vadesi geçtiğinde takibe konu edildiği, yasal mevzuat uyarınca takibe konu edilen tutarların 120-Alıcılar Hesabından çıkartılarak 128-Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabına aktarıldığı, davacı şirket ticari defterlerine göre, davalı şirketin 31.12.2015 tarihi itibariyle 120-Alıcılar Hesabında 42.063,75-TL, 128-Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında ise 621.858,33-TL borçlu olduğu, 42.063,75-TL tutarındaki davalı şirket borç bakiyesinin 12.01.2016 tarihinde cari hesapta yer alan işlemler sonucunda 53.787,75-TL’ye ulaştığı, bakiyenin 24.117,75-TL’lik kısmının 04.02.2016 tarihinde .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takip nedeniyle 128-Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabına aktarıldığı, bu nedenlerle 20.06.2016 tarihli dilekçedeki davalı vekilinin “müvekkilinin davacıya borcu olmadığının ortaya çıktığı” şeklindeki beyanının fiili durumla örtüşmediği, davalı şirketçe verilen 16.04.2023 ve 16.06.2023 tarihli dilekçeler ekinde çek ve senetlerin ön yüzlerinin sunulduğu, çek ve senetlerin arka yüzünün, anılan çek ve senetlerin davacıya teslim edildiğini gösterir bordroların veya çek, senet teslim makbuz aslı veya suretlerinin sunulmadığı, ön yüzü sunulan çek ve senetlerin toplam tutarının 852.423,11-TL olduğu, davacı şirket kayıtlarına göre, ödenmeyen senetlerin toplam tutarının 205.393,71-TL, davacı kayıtlarında olmayan senetlerin toplam tutarının ise 82.300,00-TL olduğu, 205.393,71-TL tutarındaki senet bedellerinin ödenip ödenmediği ve davacı kayıtlarında olmayan 82.300,00-TL tutarındaki senetlerin davacı şirkete verilip verilmediği hususlarının davalı tarafça açıklığa kavuşturulmasının gerektiği, aksi takdirde, kök raporda yer alan “davalı şirketin birleşen davaya konu edilen takip tarihi itibariyle 488.323,13-TL borçlu olduğu” yönündeki tespitin değiştirilmesini gerektirir herhangi bir belgenin sunulmamış olacağı tespit edilmiştir.
Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; asıl dava ile ilgili olarak, Mahkememizin 07/06/2018 tarih ve 2014/... E., 2018/... K. Sayılı kararı ile, davacı tarafça açılan itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 10/11/2020 tarih ve 2020/... E., 2020/... K. Sayılı kararı ile reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara karşı davalı tarafça temyiz yoluna başvurulmuş ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2022 tarih ve 2021/... esas ve ... karar sayılı ilamı ile; " 6100 sayılı HMK'nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'ni geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2020 yılı itibariyle 72.070,00 TL'dir. Asıl ve birleşen davalar itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen her bir dava bağımsızlığını koruduğundan yukarıda zikredilen temyiz kesinlik sınırının her bir dava özelinde ayrıca belirlenmesi gerekmektedir. Asıl davada davacı, 22.013,06 Euro alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptalini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince yapılan istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. Davalı vekili asıl davaya ilişkin olarak temyize başvurmuş ise de, asıl davada dava değeri olarak gösterilen 22.013,06 Euro dava tarihindeki efektif satış kuruna göre dava tarihi itibariyle 63.659,56 TL’ye tekabül etmekte olup, davalı aleyhine kabul edilen bu tutarın temyizi kabil olmayıp kesin olduğu anlaşılmaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir...." gerekçesiyle asıl davaya yönelik temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş ve asıl dava kapsamında verilen karar kesinleşmiştir. Asıl dava kapsamında verilen kararın kesinleşmesi nedeniyle, bu dava nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede; birleşen dava, .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takip dosyasına karşı yapılan itirazın iptali talebin ilişkin bulunmaktadır. Davacı tarafça, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine dayalı olarak, 119 adet fatura bedelinin ödenmediğinden bahisle .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Gerek bozma kararı öncesinde, gerekse bozma kararı sonrasında temin edilen bilirkişi raporları ile, davacı tarafın, davalı taraftan, takip talebinde belirtilen miktar kadar alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf, bayilik sözleşmesini ve bu çerçevede oluşan cari hesap ilişkisini kabul etmekle birlikte borcun ödenmesi için alacaklıya verilen çek ve senetlerin mahsubunun yapılmadığını, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında keşide edilip davacıya verilen yaklaşık 400 adet çek ve senet bedelinin mahsup edilmeden takip yapıldığı gibi yargılama sırasında 01/06/2016 tarihli davacı tarafından gönderilen mutabakat mektubunda alacağının 42.063,75-TL olduğunun bildirildiğini, başka bir icra dosyasından ise faizi ile birlikte 04/02/2016 tarihinde 24.117,75-TL alacağın tahsili amacıyla takip yapıldığını buna göre davacının takip konusu miktar kadar alacağının olmadığını ileri sürmüştür. Yargıtay bozma kararı sonrasında Mahkememizce, davalıya ödemeye ilişkin kambiyo senetlerini sunması hususunda süre verilmiş, davalı tarafça, bir miktar çek ve senetlerin ön yüzünün fotokopileri dosyaya sunulmuş, çek ve senetlerin arka yüzünü gösterir fotokopiler, çek bordroları ve senet teslim makbuz asıl veya suretleri dosyaya sunulamamıştır. Yine davacı tarafın 2011 ve 2012 yılları ticari defter ve kayıtları dosyamız arasına alınmıştır. Temin edilen 20/11/2023 tarihli bilirkişi raporu da dikkate alındığında, davalı taraf, takibe konu borcun verilen kambiyo senetleri ile ödenmiş olduğunu ileri sürmüşse de, davalı tarafça, dosyaya sunulan çek ve senetlerin arka yüzünü gösterir fotokopiler, çek bordroları ve senet teslim makbuz asıl veya suretlerinin dosyaya sunulamaması, bu anlamda kambiyo senedi ile borcun ödenmiş olduğu iddiasının ispat edilememesi nedeniyle davalı tarafın bu yöndeki ödeme iddialarına itibar edilmemiştir. Yine davalı tarafından, yargılama sırasında 01/06/2016 tarihli davacı tarafından gönderilen mutabakat mektubunda alacağının 42.063,75-TL olduğunun bildirildiği, başka bir icra dosyasından ise faizi ile birlikte 04/02/2016 tarihinde 24.117,75-TL alacağın tahsili amacıyla takip yapıldığı, buna göre davacının takip konusu miktar kadar alacağının olmadığını ileri sürülmüş, davacı tarafından, anılan hesap mutabakat mektubunun gönderildiği kabul edilmekle birlikte bu mutabakatın henüz yasal takibe konulmamış, dava konusu dışında bir alacağın bildirimi niteliğinde olduğu, davaya esas takiplerden sonra davalıya karşı cari hesap alacağı nedeniyle alacağın tahsili amacıyla başkaca takiplerin de yapıldığı belirtilmiştir. Dosya kapsamında temin edilen 20/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile, mutabakat mektupları ile, davalı şirketin 120-Alıcılar Hesabı altında izlenen ve henüz vadesi gelmemiş olan 30.06.2015 ve 31.12.2015 tarihlerindeki borç bakiyelerinin bildirildiği, bildirilen bu tutarları oluşturan çek ve senetlerin vadesi geçtiğinde takibe konu edildiği, yasal mevzuat uyarınca takibe konu edilen tutarların 120-Alıcılar Hesabından çıkartılarak 128-Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabına aktarıldığı, davacı şirket ticari defterlerine göre, davalı şirketin 31.12.2015 tarihi itibariyle 120-Alıcılar Hesabında 42.063,75-TL, 128-Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında ise 621.858,33-TL borçlu olduğu, 42.063,75-TL tutarındaki davalı şirket borç bakiyesinin 12.01.2016 tarihinde cari
hesapta yer alan işlemler sonucunda 53.787,75-TL’ye ulaştığı, bakiyenin 24.117,75-TL’lik kısmının 04.02.2016 tarihinde .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takip nedeniyle 128-Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabına aktarıldığı, bu nedenlerle 20/06/2016 tarihli dilekçedeki davalı vekilinin “müvekkilinin davacıya borcu olmadığının ortaya çıktığı” şeklindeki beyanının fiili durumla Örtüşmediği tespit edilmiştir. Temin edilen 20/11/2023 tarihli bilirkişi raporu, taraf beyanları, davalı tarafın, ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapor dikkate alındığında, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin dava tarihinden sonra da devam ettiği, söz konusu mektuba davalının iddia ettiği gibi bir anlam yüklenemeyeceği anlaşılmış, bu nedenle davalının bu yöndeki iddialarına da itibar edilmemiştir. Toplanan tüm deliller kapsamında, davacı tarafın, birleşen davaya konu icra takibi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu, davalının gerek takip tarihinden önce, gerekse takip ve dava tarihinden sonra borcu ödediğine veya borcun başka bir sebeple sona erdiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunamadığı anlaşılmakla, davalı tarafın, birleşen davaya konu .... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline karar verilmesi, alacağın likit olması nedeniyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl dava hakkında, Mahkememizce verilen 07/06/2018 tarih ve 2014/... E., 2018/... K. Sayılı kararının kesinleşmiş olması dikkate alınarak, YENİDEN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyada, davacı tarafça açılan davanın KABULÜ ile; davalı tarafın, .... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının İPTALİ ile, takibin (tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla) takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA,
2/1-2004 Sayılı İİK'nun 67/2. maddesi gereğince kabul edilen alacak miktarı üzerinden % 20 oranında belirlenen 97.664,60-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
2/2-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyasında Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 33.357,35-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 5.897,75-TL'nin mahsubu ile bakiye 27.459,60-TL harcın, davalı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.897,75-TL harcın, davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
2/3-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyasında davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 74.365,24-TL vekâlet ücretinin, davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
3-Davacı tarafından, asıl dava kesinleşmiş kararı ile takdir olunan yargılama gideri haricinde yapılan 25,20-TL başvurma harcı, 3,80-TL başvurma harcı, 0,60-TL dosya masrafı, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 522,50-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 3.552,10-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, Davacı ve davalı tarafın yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/01/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!