T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/218 Esas
KARAR NO :2024/51 Karar
DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:18/02/2020
KARAR TARİHİ:22/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ..., müvekkilinin oğlu olup engelli olduğunu, annesi, müvekkilin eski eşi, ...'ın içerisinde bulunduğu ... plakalı araç 17.06.2018 tarihinde kaza yapmış ve küçük ... annesi bu kazada vefat ettiğini, ... 01.06.2010 doğumlu ve şuanda 9 yaşında olduğunu ve ... ve özel bakıma ihtiyacı olduğunu, annesine, hem çok küçük yaşta olması hem de özel durumu sebebiyle en çok ihtiyacı olduğu zamanda kaybettiğini, annenin ölümünden sonra ...'ın tüm bakımı babası ... ... tarafından üstlenilmiş olup çocuğun şuan babasının yanında bulunduğunu, tüm bu hususlar çerçevesinde davalı şirkete, müvekkillerin destekten yoksun kalma ve manevi üzüntüleri nedeniyle sigorta doğrultusunda tazminat ödenmesi için 30.05.2019 tarihinde başvuru yapılmış 05.11.2019 tarihinde sigorta tarafından 27.000 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme çok cüzi bir miktar yatırılarak müvekkil mağdur edildiğini, müteveffanın yaşı, muhtemel bakiye ömrü ve sosyo ekonomik durumu gibi olguların bu hesaplamada göz ardı edilmesinin mümkün olmadığını, ..., özel bakıma ihtiyacı olan ve çok küçük yaşta annesini kaybetmiş olmanın manevi yıpranmasını en acı şekilde yaşayan bir çocuk olduğunu, ..., annesinin hem maddi hemde manevi desteğinden çok küçük yaşta yoksun kaldığını, açıklanan nedenlerle, fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00.TL. maddi ve 50.000,00.TL. manevi tazminat olmak üzere Toplam:100.000,00.TL. tazminatın davalıdan olay tarihi olan, 17/06/2018 tarihinden itibaren ödeme gününe kadar işleyecek kanuni faizleri ile birlikte tahsili ile müvekkilinize ödenmesine, masraf ve ücreti vekaletin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Görülen davada dava şartı yönünden davanın reddine karar verilmesini,Türk Ticaret Kanunu'na eklenen ek madde ile konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirildiğini, Davacı yan ise söz konusu dava şartını yerine getirmeden huzurdaki iş bu davayı açtığını, İşbu düzenleme dava şartı niteliğinde olup zarar gören arabuluculuk başvurusu yapmadan dava açamayacağından başvuru yapmadan açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, açılan dava yönünden görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olup davanın görev yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkil şirket ile dava dışı ... arasında akdedilmiş olan ...'a ait araç ile ilgili Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının mevcudiyeti ve müvekkil şirketin sözkonusu sigorta poliçesindeki sorumluluğuna dayanılarak davanın açılmış olduğunu, bu durumda uyuşmazlık, zorunlu sigortanın 6102 sayılı TTK'da düzenlenmesine ve aynı Kanunun 4. maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen işlerden kaynaklanan hukuk davalarının ticari dava niteliğinde olduğunun kabul edilmesine göre, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği dikkate alınarak davanın HMK m.114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle görev yönünden reddine karar verilmesini talep etmektedir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dosyanın incelenmesinde; davanın ilk olarak, ....Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, ilgili mahkemece verilen 2020/... Esas, 2020/... Karar ve 13/07/2020 tarihli görevsizlik kararı üzerine mahkememize geldiği ve mahkememizin az yukarıda belirtilen esasına kaydının yapıldığı görülmüş olup, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, beyan dilekçeleri ve ekleri, cevabi yazı içerikleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bulunmaktadır.
Mahkememizde açılan dava öncelikle, görev, yetki, taraf sıfatı ve diğer dava şartları açısından incelenmiş ve mahkememizin görevli ve yetkili olduğu ve diğer dava şartlarının da bulunduğu anlaşılmış olduğundan davanın esasına geçilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir
BAM KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YAPILAN YARGILAMADA:
Destekten yoksun kalma tazminatı, TBK'nın "1-ölüm ve bedensel zararlar" "a-ölüm" madde başlıklı 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup; "ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır.
Görülmektedir ki, TBK'nun 53. maddesi gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir (Yargıtay 17. H.D. 16/07/2020 Tarih ve 2019/2221 Esas-2020/4844 Karar sayılı kararı).
Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de; destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 tarih ve 2005/4-648 Esas-2005/691 Karar sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Somut olayda hukuki ihtilaf, davacının kaza nedeni ile davalı yandan maddi (destekten yoksun kalma) ve manevi tazminat talep edip edemeyeceği ile talep edebilecek ise miktarının ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu (ya da ileride sağlaması muhtemel olan) yardımın miktarı; destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurularak doğru biçimde belirlenmelidir.
Bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm deliller toplanmış, gelen yazı cevapları dosyamız içerisine katılmış, ön inceleme duruşması yapılarak tarafların iddia ve savunmaları, uyuşmazlık konusu, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, dava şartlarının bulunup bulunmadığı, ilk itiraz olup olmadığı, tarafların sulh olup olamayacakları ortaya konulmuş ve yargılama ön inceleme duruşmasında tarafların da onay verdikleri uyuşmazlık nitelendirmesi ile sonuçlandırılmış ve mahkememizin 02/03/2020 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce kusur ve aktüer bilirkişisinden alınan 05/01/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunun incelenmesinde özetle; "... plakalı kamyonet sürücüsü ...'ın, trafik kazasının oluşumunda, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47. Maddesinin (d) bendindeki; Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösteriten diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere, uymak zorundadırlar" kuralı ile, 67. Maddesinin (a) bendindeki; “Sürücülerin, park yapmış taşıtlar arasından çıkarken, duraklarken veya park yaparken taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike dağurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır" kuralı ve 84. Maddesinin (j) bendindeki; 'Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama, hallerinde asti kusurlu sayılırlar" Kurallarını ihlal ettiği ve kazanın oluşumunda %100 ORANINDA ASLİ VE TAM KUSURLU olduğu ... Plakalı Kamyonette Yolcu Olarak Bulunan ..., ..., ..., ... ve ...'ın ise; meydana gelen trafik kazasının oluşumunda kusurlarının olmadığı ancak kanunen zorunlu olduğu halde emniyet kemerlerini takmamaları neticesinde, eks olmalarından/ yaralanmalarından MÜTERAFİK olarak sorumlu oldukları, Yapılan ödemenin yerindeliğinin tespiti açısından, ödeme tarihi esas alınarak yapılacak hesaplamada yapılan ödemenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan ZMMS Genel Şartları ve kazanın 20.04.2018 'de yani genel şartların yürürlüğü girdiği 01.06.2015 tarihinden sonra, ödemenin de 05.11.2019'de yani Anayasa Mahkemesi 'nin İPTAL kararının Resmi Gazetede yayınlanmasında ÖNCE gerçekleştiği dikkate alınarak; TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak 1,8 Teknik Faizli Aktüeryal Yönteme göre hesaplama yapıldığı, Karayolları Trafik Kanunu'nun bazı maddelerinde değişiklik yapan, 09.06.2021 Tarihinde TBMM'de Kabul edilerek 19.06.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan kanunun yürütmesi ile ilgili “Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu” tarafından 04.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren “KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR GENEL ŞARTLAR” yürürtüğe girdiği 04.12.2021 tarihinden sonra düzenlenen Poliçeteri kapsayacağından, Rapor/Hesap tarihi esas alınarak yapılan hesaplamada en güncel yüksek yargı kararlarından olan T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 'nin 2021/3089 E.-2021/3441K., 2021/3834E. 2021/456B8K., 2021/17154E., 2021/4325K. Sayılı İlamları da dikkate alınarak; ilgili kurumlarca görüş değişikliği yapılıncaya kadar yaşam tablosu olarak TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı, dava dışı SGK tarafından davacılara yapılan rücuya tabi herhangi bir ödemenin olmadığı, davalı Halk (Türkiye) Sigorta A.Ş. tarafından davacıya 05.11.2019 tarihinde 27.000,00 TL yapılan ödemenin olduğu, Müteveffanın payının hesaplanarak ayrıldığı, Müterafik kusur indirimi oranı konusunda takdir ve nihai kararın Sayın Mahkeme 'ye ait alduğu, 05.11.2019 olan Ödeme Tarihine göre değerlendirildiğinde; davacı ...'ın hesaplanan zararının 235.097,02 TL olduğu, yapılan ödeme ile davacının zararının %11,48 oranında karşılandığı, 05.01.2022 olan Hesap Tarihine göre değerlendirildiğinde; davacı ...'ın hesaplanan Destekten Yoksunluk zararının 631.071,05 TL olduğu, yapılan ödemenin güncellenerek tenzili sonrası bakiye zararının 598.798,28 TL olduğu, kaza tarihi itibariyle sigorta teminat limitinin 360.000,00 TL olduğu, yapılan ödeme sonrası bakiye teminat limitinin 333.000,00 TL olduğu, teminat limitini aşan zararın 265.798,28 TL olduğu" şeklinde tespitler yapılmıştır.
Bilirkişi heyeti raporunun denetlenmesinde de, raporun ayrıntılı, gerekçeli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından, hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından, 08/03/2022 tarihli talep arttırım dilekçesi ile 05/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda tespit olunun miktarlar üzerinden dava değeri 283.000,00-TL maddi tazminat ve 50.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 333.000,00-TL 'ye çıkartılmış ve harcı da yatırılmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde de;
Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, Türk Borçlar Kanununun 45/2. Maddesinde; “ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararlarını da tazmin etmek lazım gelir” hükmüne yer verildiği, destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacının, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğu, kaza tarihinde 8 yaşında olan ...'ın, kazada vefat eden annesinin desteğinden yoksun kaldığının açık olduğu, bu bağlamda, taraf iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delillerin toplandığı, kusur ve aktüer raporu ile de davacının talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının toplam 631.071,05 TL olarak hesaplandığı, ancak davalı sigorta tarafından dava açılmadan önce yapılan ödemenin güncellenerek tenzili sonrası bakiye zararının 598.798,28 TL olduğu, davalının ZMMS sigortası ve ZMSS'nin de yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türü olması ve bu sebeple de, sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olması nedeniyle davacı yanın davalıdan talep edebileceği toplam maddi tazminatın (destekten yoksun kalma) kalan sigorta limiti olan 333.000,00 TL olduğu, davacı vekili tarafından da iş u miktar üzerinden talep arttırımı yapıldığı, harcın yatırıldığı anlaşıldığından, davanın maddi tazminat talebi yönünden 333.000,00 TL üzerinden kabulüne, ayrıca davacı yanca her ne kadar manevi tazminat talep edilmiş ise de; Karayolları Trafik Kanunu’nun “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92. Maddesinin 1. Fıkrasının -f- bendinde; manevi tazminata ilişkin taleplerin teminat kapsamı dışında olduğu ve bu düzenleme ile; zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığının tek tek ve tahdidi olarak sıralandığı anlaşıldığından, manevi tazminata ilişkin davanın reddine ve ayrıca davalı yanca her ne kadar hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim talep edilmiş ise de; davaya konu somut olayda davacının da içinde bulunduğu ve davacının desteği annesi ...'ın vefatı ile sonuçlanan tek taraflı trafik kazasında ... plakalı aracın kayıt maliki ve aynı zamanda kaza anında şoförü olan ...'ın, müteveffa destek ...'ın babası olduğu, yakın aile bireyleri arasında ücretsiz taşımanın ahlaki bir ödev niteliğinde olduğu ve bu haliyle de hatır taşıması indirimi yapılmayacağı anlaşıldığından, davalı yanın bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, ve ayrıca müterafik kusura ilişkin olarak; her ne kadar bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacının desteği müteveffa ...'ın kaza anında emniyet kemeri takmadığı anlaşılıyor ve bu haliyle de müterafik kusur indirimi yapılması gerekiyor ise de; bilirkişi raporunda hesaplanan ve tüm indirimler yapıldıktan sonra kalan bakiye tazminat miktarının (598.798,28 TL) kalan poliçe limitinin (333.000,00 TL) çok üzerinde olduğu gözetildiğinde müterafik kusur indirimi yapılmasının sonuca etkili olmayacağı açıkça anlaşıldığından müterafik kusur nedeniyle indirime gidilmemesine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce verilen karar karşı davalı yanca süresi içerisinde İstinaf yoluna gidilmiştir.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ KALDIRMA KARARI:
Mahkememizce verilen hükmü inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesince verilen 2022/2236 Esas, 2023/293 Karar ve 23/02/2023 tarihli kararı ile, ".... Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 17/06/2018 tarihinde ... plakalı aracın kayıt maliki ve aynı zamanda kaza anında şoförü olan ...'ın kullandığı tek taraflı meydana gelen trafik kazasında yolcu olarak bulunan ...'ın kızı ve davacı küçüğün annesi olan ...'ın vefat etmesi nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır. KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Tazminatın dayandığı kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. 17/06/2018 Kaza tarihi ile 09/03/2022 ıslah tarihi dikkate alındığında, ıslah tarihinde 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir.
Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).
Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan aktüerya raporunun yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplama yapıldığından usul ve yasaya aykırılık yoktur. Ancak desteğin anne ve babasının da hayatta olup olmadığı araştırılmadan ve onların payı ayrılmadan ve müteveffanın annesi ... için 14.02.2019 tarihinde 50.631,85 TL maddi tazminat ödemesi gerçekleştirildiği iddiası üzerinde durulmadan yapılan hesaplama yapılması doğru olmamıştır.
O halde mahkemece yapılması gereken, davalıya ait hasar dosyası getirtilerek davacınınn anne ve babasının da hayatta olup olmadığının araştırılması ile anneye yapılan ödeme tespit edilmesi, gerektiğinde garameten paylaştırma yapılması için aktüerya bilirkişisinden hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle ek rapor alınarak sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA..." şeklinde karar verilmiştir.
BAM KALDIRMA KARARI SONRASI YAPILAN YARGILAMADA:
İstinaf kaldırma kararına müeakiben davanın yeniden görülmek üzere dosyanın mahkememize geldiği ve sıradaki esasına kaydının yapıldığı görülmekle; yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak, kazaya karışan aracın kaza sonucu açılan hasar dosyası ile herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı , yapıldıysa kime ve miktarı ile yapılan ödemeye ilişkin dekontların bir sureti getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce verilen 27/10/2023 tarihli ara karar ile, dosyanın kök raporu düzenleyen bilirkişiye tevdi ile, taraf iddia ve savunmaları , dosyaya celp edilen kayıtlar, BAM kaldırma kararında belirtilen hususlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Aktüer bilirkişi ...tarafından düzenlenerek mahkememize sunulan 10/11/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun incelenmesinde özetle;
"... a) T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ‘nin 2023/218 Esas - 2022/140 Karar numaralı
dosyasının kararı gereği ilk rapor tarihi olan 05.01.2022 hesap tarihi kabul edilerek gelecek dönem hesabında bilinen son Asgari Ücret verisi 2022 yılı ilk 6 aylık Asgari Ücret kabul edilerek hesaplama yapıldığı,
b) T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ‘nin 2023/218 Esas - 2022/140 Karar numaralı dosyasının kararında “müteveffanın annesi ... için 14.02.2019 tarihinde 50.631,85 TL maddi tazminat ödemesi gerçekleştirildiği” şeklinde ifade edilen ödemeye dair dosya kapsamında herhangi bir beyan ve belge tespit edilemediği,
c) Kök rapordaki diğer tüm hususlar geçerliliğini korumakla birlikte kök rapor sonrası dosyaya kazandırılan nüfus kayıt örneğinden müteveffanın anne ve babasının olay ve kök rapor tarihi itibariyle hayatta olduğu dikkate alınarak yeniden paydaşlık hesabı yapıldığı,
d) Müteveffanın payının hesaplanarak devre dışı bırakıldığı,
e) Dava dışı paydaş anne ve babanın paylarının hesaplanarak ayrıldığı,
f) Müterafik kusur indirimi oranı konusunda takdir ve nihai kararın Sayın Mahkeme ‘ye ait olduğu,
g) 05.11.2019 olan Ödeme Tarihine göre değerlendirildiğinde; Davacı ... ‘ın
hesaplanan zararının 175.790,56 TL olduğu, yapılan ödeme ile davacının zararının %15,76 oranında karşılandığı,
h) 05.01.2022 olan Hesap Tarihine göre değerlendirildiğinde; Davacı ... ‘ın hesaplanan Destekten Yoksunluk zararının 509.333,31 TL olduğu, yapılan ödemenin güncellenerek tenzili sonrası bakiye zararının 476.228,62 TL olduğu, davacı ve dava dışı tüm paydaşların hesaplanan zararlarının bakiye ZMMS teminat limiti olan 332.304,00 TL kapsamında garamaten paylaştırılması sonucu, davacı ... ‘ın bakiye teminat limitinde kalan garame zararının 188.073,22 TL olduğu, i) 05.01.2022 tarihli kök raporumun 9. Sayfasında “Müteveffa ... ‘ın desteğinden yoksun kalıp kalmadıklarının tespiti açısından anne ve babasının hatta olup olmadığı, hayatta iseler doğum tarihlerinin tespiti açısından gerekli olan nüfus kayıt örneği dosya muhteviyatında tespit edilememiş olup, yukarıda arz edilen nedenlerle davacı erkek çocuk için olay tarihinde cari TBK m. 53/3 uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanacaktır. Müteveffanın anne ve babasını da içerir nüfus kayıt örneğinin dosyaya sunulması halinde yeniden hesaplama yapılacaktır.” Şeklinde ifade edilmiş olup; T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ‘nin 2023/218 Esas - 2022/140 Karar numaralı dosyasının bozma kararı dikkate alındığında ek rapor düzenlenmesini gerektirecek sebebin tarafımdan kaynaklanmadığı..." şeklinde tespitler yapılmıştır.
Sonuç olarak; Davacının müteveffanın oğlu olduğu ve otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip olduğu bu halde yaşam boyu annesinin bakım ve gözetimine muhtaç olduğu kanaatiyle bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalara iştirak edilmiştir.
Davalı vekilince ek rapora TRH-2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı ile hesaplama yapılmasına yönelik itirazın, raporda yer alan hesaplama yöntemlerinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce gerçekleşen kaza nedeniyle mevzuata ve yargısal içtihatlara uygun olduğu anlaşılmakla reddine karar vermek gerekmiştir.
Kaldırma ilamı ile davalı vekilinin istinaf dilekçesinde belirtildiği üzere müteveffanın annesi ...'a 50.631,85TL ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda Mahkememizce davacı vekiline verilen süre içerisinde sunulan hasar dosyasında ödemenin bulunmadığı, davacı ve davalı vekillerince 05/11/2019 tarihli ödemeden bahsedildiği, ilk raporda hesaplamanın 27.000,00TL olduğu, ek raporda ise sunulan dekont karşısında tam ödemenin 27.696,00TL olduğunun belirtildiği, sonuç hesaplamada bu ödemenin davacının payından düşüldüğü görülmüştür.
Mahkememizce müteveffanın anne babasının olay tarihinde hayatta olması nedeniyle aldırılan ek raporda bu kişilerin destek haklarının hesabına ilişkin olarak, davacının toplam destekten yoksun kalma tazminat miktarının kök rapordan farklı olarak 509.333,31TL olduğu, yapılan ödemenin düşülmesi ile bakiye zararın 476.228,62TL olarak hesaplandığı ve anne baba payı ile garameten hesaplama sonucunda davacının kaza nedeniyle toplam destekten yoksun kalma zararının 188.073,22TL olduğu tespiti ile davalının istinafı sonrası yapılan yargılamada davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava konusu kaza nedeniyle müteveffanın emniyet kemeri takmamasının kazada kusura etkisi bulunsa da davalının istinaf dilekçesi ile müterafik kusur indirimine yönelik talebinin olmadığı, bu halde davacının kazanılmış hakkının korunması gerektiğinden bu hususta değerlendirme yapılmamıştır.
Ayrıca, talep edilen manevi tazminat talebinin sigorta poliçesinde teminat dahilinde olmadığı anlaşılmakla reddi gerekmiş ve davalının kısmi ödeme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; 188.073,22 TL maddi tazminatın 05/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin reddine,
3-Alınması gereken 12.847,26TL nispi karar ve ilam harcından peşin ve talep artırım ile alınan toplam 6.540,75TL harcın mahsubu ile bakiye 6.306,51TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR YAZILMASINA,
-Davacıların ilk dava açarken yatırdığı harcın üzerinde bırakılmasına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinden başvuru harcı 54,40TL, posta gideri ve bilirkişi ücreti gideri 2.018,00TL olmak üzere 2.066,65TL'nin davanın kabul ve ret oranına göre 1.014,72TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın oranlamaya göre davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.091,72TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak, davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş ve aleyhine açılan maddi tazminat talebinin reddedilen kısmına göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. Maddesi uyarınca 23.188,28TL vekalet ücreti ile, manevi tazminat davası yönünden tümden reddine karar verilmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3. maddesine göre takdir olunan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,
8-HMK Yönetmeliğinin 58/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; taraf vekillerinin ve davacı asil ...'ın yüzüne karşı karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.22.01.2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!