T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/607 Esas
KARAR NO :2024/17 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:28/10/2020
KARAR TARİHİ:15/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı/borçlu ... ... Sistemleri San. A.Ş. arasında 13.07.2016 tarihinde özel güvenlik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme yürürlükte iken 11.08.2019 tarihinde, güvenliği davalı/borçlu tarafından sağlanan davacıya ait ... Santral Şantiyesinde, tahta makaraya sarılı, 108 metre uzunluğunda 3x150+70 N2XH ebadında bakır kablo çalındığı, ticari mal kapısının kırılması sebebi ile maddi zarara uğranıldığını, çalınan 3x150+70 N2XH ebadında bakır kablonun KDV dahil bedeli 46.515,60-TL.nin ve kapı onarım bedeli KDV dahil 3.186-TL'nin işlemiş faizleriyle birlikte toplam 51.802,42-TL. nin tahsili için .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığı, davalı/borçlunun haksız itirazı üzerine takibin durduğu, ... Santral Şantiyesinde vuku bulan ve site güvenlik kayıtları ile de tespit edilen hırsızlık olayı sonrası yapılan araştırma ve incelemelerde, olay gün ve saatinde,
davalı firma personelinin görev yerini terk etmesi nedeniyle boş bırakılan alanda hırsızlık olayının gerçekleştiği, ayrıca dört kişinin ticari mal kabul kapısını kırarak, araçla şantiyeye girdiği, olay günü davalı tarafından görevlendirilen diğer personellerin de görevlerini gereği gibi yerine getirmedikleri, son derece eksik ve yetersiz kaldıkları, davalı/borçlunun olayın gerçekleşmesinde ağır kusurlu olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği üzerine düşen edimini ifa etmediği, bu nedenle güvenlik sözleşmesinin 4. Maddesi gereği, davacının uğradığı zararı davalı/borçlunun karşılamakla yükümlü bulunduğu, davalı/borçlu tarafından .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline, takibe itiraz kötü niyetli olduğundan, davalı aleyhine takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu hırsızlık olayının; ... ... Şantiyesinde 11.08.2019 tarihinde sabah 09:30 sıralarında ... şirketinin genel formeni olarak çalışan ... ...'nun şantiyeye gelerek kurban eti parçalamak için kapıyı davalı şirketin güvenlik görevlisi ...'e açtırdığı, ...’ in kapının açık kalması nedeniyle görevine o bölgede devam ettiği, devriye saatlerinde ise dönüşümlü olarak olayın meydana geldiği bölgeyi kontrol ettiği, Güvenlik Görevlisi ...'in üst bölümdeki açık olan kapı bölgesinde görev yaptığı 09:55 sıralarında E Blok 3. Bodrum katında bulunan depo kısmında ticari model araç ile gelen kimliği belirsiz 4 şahsın otomatik depo kapı kepengini sert bir cisimle açarak içeride bulunan tahta makaraya sarılı 108 metre uzunluğunda 3x150+70 N2XH ebat ve özelliğindeki kabloyu araca yükleyerek olay mahallinden ayrılmış olduğu, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Yasasının 3. Maddesine göre; güvenlik hizmetininşirketlere gördürülmesi özel güvenlik komisyonunun kararı üzerine valilik iznine bağlı olduğu, Özel Güvenlik komisyonunun, güvenlik hizmetini yerine getirecek azami personel sayısını, bulundurulabilecek ve taşınabilecek silah ve teçhizatın miktarı ve niteliğini belirlemek, güvenlik hizmetinin yerine getirileceği alanı belirlemek ve zorunlu hallerde görev alanını genişletmek konusunda yetkili olduğu, ...- ... Şantiyesi için alınan özel güvenlik izni ve komisyon kararında da Şantiyenin korunması için 20 kişilik güvenlik kadrosu öngörüldüğü, görev alanı ise "şantiyenin kurulu bulunduğu etrafı çevrili bölge" olarak belirlendiği, bu kapsamda bir yerde verilecek güvenlik hizmetinin en fazla kaç kişi ile
verileceği, görev alanı ve diğer ilgili hususlar müvekkilim şirketin iradesi ile değil Valilik bünyesindeki Özel Güvenlik Komisyonu tarafından belirlenmekte olduğu, Davalı şirketin, davacı ile imzalamış olduğu güvenlik hizmeti sözleşmesi gereğince ...-... Şantiyesinde güvenlik hizmeti sağlamakta olduğu, bu sözleşmeye istinaden davacı şirketin, müşterisi kaç özel güvenlik görevlisi talep ederse o sayıda personel sağlamakla ve yine müşterisinin hazırlamış olduğu şartnameye istinaden belirlenen ekipmanlarla gösterilen nöbet noktalarında ve müşterisinin belirlediği şekilde hizmet vermekle yükümlü olduğu, Davalı ile davacı arasında imzalanan 13.07.2016 tarihli sözleşme uyarınca 8 personel ile (o
zamanki komisyon kararının izin verdiği sayıdan daha az bir sayı ile) davalı tarafından ...-... Şantiyesinde özel güvenlik hizmeti sunulmaya başlandığı, gerek görev yapacak personel sayısı gerekse personelin hangi noktalarda görev yapacağı hususlarının davacının talebi ile karşılıklı olarak belirlenmekte olduğu, Davalı şirketin ...-... şantiyesi için 05.01.2018 tarihinde Risk Analizi raporu oluşturup, davacıya sunduğu, söz konusu raporda şantiyenin güvenliğinin sağlanması için kadronun ve güvenlik önlemlerinin yeterli olmadığını belirterek; Güvenlik personeli sayısının yeterli seviyeye (12 kişi) çıkarılması, gerekli yerlere hareket sensörlü lamba takılması, personelin mesai saatleri sonrasında inşaat ve depo bölümüne girmesinin yasaklanması, gece görüşü zayıf olan kameraların uygun özellikte olanlarla değiştirilmesi veya aydınlatma yapılması, dış çevre engellerinin güçlendirilmesi, idari ofislerin bölümüne hırsız alarm sistemi
kurulması gerektiği hususlarının davacıya iletildiği, fakat söz konusu rapor sonrası davacının herhangi bir aksiyon almamış olduğu, Ayrıca davacı şirket yetkilisinin 30.07.2019 tarihinde davalı şirkete e-posta göndererek;
"Bugün yaptığımız toplantıda da aldığımız karar üzere; 01.08.2019 tarihi itibari ile personel sayınızı 5 ögg + 1 amir olarak revize edilecektir. 6 personelin çalışma sistemi, 1 nolu vardiyada 2 kişi, 2 nolu vardiyada 2 kişi, 3 nolu vardiyada 1 kişi olacaktır. Değiştirici personel, çarşamba ünleri 3 nolu vardiyada görev alacaktır. 1 ve 2 nolu vardiyanın çalışma düzeni, ana kapıda sabit, diğer personel sürekli tur, 3 nolu vardiyada, Ferhat beye destek personeliniz sürekli tur
atacaktır." şeklinde talimat vererek söz konusu kadronun da azaltımına gitmiş olduğu, Olayın meydana geldiği 11.08.2019 tarihinde ise şantiyede davacının talebi ile 2 adet güvenlik görevlisi bulunmakta olduğu, davacı her ne kdar dilekçesinde güvenlik görevlisinin görev yerini terk ettiğinden bahsetmiş olsa da ..., ... ... ... ... tarafından üst bölümdeki kapının acıttırılması sebebiyle görevlendirildiği bölgeyi terk etmiş olduğu, işyeri sınırları dışarısına çıkmamış olduğu,
Davacı şirket ile imzalanan sözleşmenin hiçbir yerinde hırsızlığın önleneceği taahhüdü bulunmamakta olduğu, Sözleşmenin 3.15. Maddesinde; "Firma, içeriden ve dışarıdan kaynaklanabilecek hırsızlık, sabotaj eylemlerine karşı gerekli duyarlılığı göstererek Müşteri özel güvenlik birimi tarafından verilen talimat ve hazırlanan kurallar ile 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ve Yönetmeliği kapsamında Firmaya tanınan yetkiler çerçevesinde üst arama hizmetlerini yerine getirir." 3.25. Maddede ise; "Hizmet verilen yerde herhangi bir sorunla karşılaşıldığında Müşteri'nin yetkili kıldığı kişiler derhal bilgilendirilecek ve müdahaleler belirlenecek yöntemlere göre yapılacaktır." hükm yer aldığı,
Davacı her ne kadar "sigortalı ile aralarında yapılan sözleşme gereği davalı şirketin meydana gelen hırsızlık olayında sorumluluğu mevcuttur" iddiasını ortaya atmışsa da Sözleşmenin hükümleri incelendiğinde davalı tarafından böyle bir taahhüt verilmediği gibi hırsızlığın önleneceği taahhüdü de bulunmadığı, Davacı tarafın davalı şirketin güvenlik hizmetini gereği gibi yerine getirmemesi ve kötü ifa edilmesinden doğan zarardan sorumlu olduğu yönündeki soyut iddiaları da yerinde olmayıp, olayda davalı şirketin kusuru olmadığından, davacının davalı şirketten talep edebileceği bir tazminat bulunmadığı, somut olayda davacı, iddia ettiği maddi zararın tutarının doğruluğunu ispatlamak zorundadır, davacı çalındığı iddia edilen eşyaların sıfır fiyatlarını talep etmekte olduğu, bu hususun kabulünün mümkün olmadığı, talep edilen alacağa, faize, faiz oranına ve başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini, neticede haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunan vekili ... sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; ihbar olunan olarak aleyhlerine hüküm kurulmasına imkan bulunmadığı, şirketin davada dahili davalı sıfatını taşımadığı, Yargıtay İçtihatlarının da bu yönde olduğu, hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu, davacı tarafın dava konusu tazminat talebinin fahiş ve ispata muhtaç olduğu, Mesleki Mesuliyet Sigorta Poliçesinin "Muafiyet" başlıklı maddesi uyarınca, "Masraf ve harcamalar da dahil olmak üzere, poliçe kapsamında mütaala edilen her bir hasarda hasarın %10’u minimum 5.000.- EUR tenzili muafiyet uygulanacaktır." hükmünün dikkate alınmasını, ihbar olunan olarak aleyhlerine hüküm kurulamayacağını talep etmiştir
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, cevabi yazı içerikleri, beyan dilekçeleri, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası mündericatı, bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı bulunmaktadır.
Mahkememizde açılan dava öncelikle, görev, yetki, taraf sıfatı ve diğer dava şartları açısından incelenmiş ve mahkememizin görevli ve yetkili olduğu ve ayrıca diğer dava şartlarının da bulunduğu anlaşılmış olduğundan davanın esasına geçilmiştir.
Dosyamız arasında yer alan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı-alacaklı tarafça, davalı-borçlu hakkında, fatura alacağından kaynaklanan 49.701,60 TL asıl alacak, 2.100,82 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam; 51.802,42 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı- borçlunun yasal süresi içerisinde, borca, faize, yetkiye ve tüm fer'ilerine itirazda bulunduğu ve takibin bu haliyle durdurulduğu anlaşılmıştır.
Davalı yanca her ne kadar icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiş ise de; mahkememizin 12/04/2021 tarihli celsesinde; "Davalının icra müdürlüğünün yetkisine olan itirazının taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 9. maddesi gereği İstanbul İcra Daireleri yetkili olduğu kararlaştırıldığından reddine" karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dava, taraflar arasında akdedilen "Özel Güvenlik Sözleşmesi" kapsamında verilen davalı tarafından güvenliği sağlanan şantiyede meydana gelen hırsızlık ve maddi hasar neticesinde tahakkuk ettirilen faturalara dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
Somut olayda hukuki ihtilaf ise; icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığı ile davacı- alacaklının davalı- borçludan icra takip dosyası kapsamında alacak talep edip edemeyeceği varsa miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm deliller toplanmış, gelen yazı cevapları dosyamız içerisine katılmış, ön inceleme duruşması yapılarak tarafların iddia ve savunmaları, uyuşmazlık konusu, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, dava şartlarının bulunup bulunmadığı, ilk itiraz olup olmadığı, tarafların sulh olup olamayacakları ortaya konulmuş ve yargılama ön inceleme duruşmasında tarafların da onay verdikleri uyuşmazlık nitelendirmesi ile sonuçlandırılmıştır ve tanık beyanları alınmıştır.
Mahkememizin 23/05/2022 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... yeminli beyanında özetle; "Ben ... inşaat şirketinden elektrik teknikeri olarak çalışmaktayım, hırsızlık olayının meydana geldiği tarihte de ... şirketinde çalışmaktaydım, hırsızlık olayının sabah işe geldiğim zaman haberdar oldum, birebir birşey görmedim, sonrasında kameradan izledik, taşerona bizim tahsis ettiğimiz depodaki kabloları depo önüne bir minübüs yaklaştırarak kapıyı patlatarak içeri giriyorlar, yaklaşık 15-20 dk içerisinde hırsızlık olayını gerçekleştirip iş yerinden ayrılıyorlar bu sırada ... güvenlik şirketi çalışanı olan güvenlik arkadaş da o sırada kapı önünde tanımadığım bir şahısla konuşuyordu, hırsızlık olayını gerçekleştiren araç güvenlik noktasında 50 metre uzaklıktadır, güvenliğin bu aracı görmeme şansı yoktur, hırsızlık amacıyla gelen aracın plakası tam olarak görünmüyordu, iş yerindeki güvenlik kameraları bildiğim kadarıyla çalıştığım şirket tarafından kurulmuştu, ... GÜvenlik şirketi çalıştığım şirkete güvenlik görevlisi tahsis etmişti, yapılan güvenlik sözleşmesi ile ilgili bir bilgim yoktur, hırsızlık olayı güvenlik kamerasından gördüğüm kadarıyla sabah saatlerinde meydana gelmişti, her yer aydınlıktı ayrıca duyduğum kadarıyla ... güvenliğin hizmet tanımında sadece kapıdaki güvenliği sağlamak değil tüm sitenin güvenliğini sağlamak ve tur atmakta vardı " şeklinde;
Yine aynı celsede dinlenen davacı tanığı ... yeminli beyanında özetle de; "Ben ... Güvenlik şirketinde operasyon yönetici olarak çalışıyorum, hırsızlık olayının meydana geldiği tarihte de aynı görevde çalışmaktaydım, hırsızlık Kurban bayramının 1. Günü sabah saat 9 sularında meydana geldi benim yaklaşık 1 saat sonra haberim oldu, ben projeye gittiğimde, kapalı otoparkın kepenk'inin kırık olduğunu ilettiler, bende baktığımda kırık olduğunu gördüm şantiye yetkilisi ... yöneticisi olan ... Bey oradaydı, ben ilk gittiğimde ... beyle görüştüm, ... bey şantiyeye kurban kesmek için geldiğini, bizim güvenlik görevlisini görev yerinden alıp şantiyenin kapısının açtırdığını ve orada beklemesini ilettiğini, kendisi de bizzat bana söyledi, sonrasında ... bey orada bulunan ve kurban bayramına gitmeyip şantiyede çalışan taşeron firma çalışanlarına "sizin bilginiz dahilinde hırsızlık olayı oldu sizin adamlarınız yapmış olabilir " şeklinde bir söylemde bulundu, taşeron firma çalışanlarının ... inşaatın bulunduğu yere girme hakları vardı, çünkü bunlar şantiye çalışanlarıydı, kameraların bulunduğu sistemi kontrol eden ve hırsızlık olayının meydana geldiği kepenkli kapının bulunduğu alanı kontrol etme yetkisi başka bir şirketindi, çünkü ... inşaat sitenin işletmesini başka bir firmaya vermişti, bizim oradaki görevimiz şantiyeye giren çıkan araçları ve insanları kontrol etmekti , iki tane giriş kapısının bulunduğu alan bizim yetki alanımızdı, bu alan dışında bizim herhangi bir sorumluğumuz yoktu, eğer ... bey bizim güvenlik görevlisi arkadaşı yerinden çekmeseydi, güvenlik görevlisi arkadaş hırsızlık olayını mutlaka görürdü, biz ... inşaatın bulunduğu yerde başlangıçta iş yoğunluğuna bağlı olarak 10-12 tane sonrasında ise ... inşaatın talebi kapsamında 8 güvenlik görevlisi görevlendirmiştik, bu arkadaşlar 3 vardiyalı olarak çalışmaktaydı, 7 şer saatlik vardiyeler şeklinde 24 saat esasına göre biz orada güvenlik hizmeti sağlıyorduk " şeklinde;
Yine aynı celsede dinlenen davacı tanığı ... yeminli beyanında özetle de; "Ben ... savunma şirketinde bölge müdürü olarak çalışmaktayım, hırsızlık olayının olduğu tarihte de aynı görevde çalışmaktaydım, 2019 yılının kurban bayramıydı, ben şehir dışındaydım, 1. Gününün sabah saat 9 buçuk sıralarında telefonla beni arayarak haberdar ettiler, bana bağlı çalışan ve projeden sorumlu operasyon müdürümüz beni arayarak hırsızlık olayı ile ilgili bilgi verdi, kendisinin projeye doğru hareket halinde olduğunu söyledi, 11 buçuk sıralarında projede olduğunu, olayla ilgili olarak gün içerisinde de sürekli olarak kendisi bana bilgi verdi, sonrasında ben olay yerinde tutulan tutanakları ve personelimizden alınan savunmaları ve karakol tarafından tutulan tutanakları inceledim, ayrıca sonrasında hırsızlık olayının olduğu anı gösterir kamera kayıtlarını da inceledim, inşaatın büyük çoğunluğu bitmişti, burada site güvenliğini danışmanlık kapsamında başka bir şirket devralmıştı, karakol tarafından hırsızlık olayına ilişkin kamera kayıtları site güvenliğini sağlayan şirketten alınmıştı bizde bunları inceledik, çünkü çalışmış olduğum şirketin 3. Şahıs mali sorumluluk sigortası yapmış olduğu sigorta şirketine dosya açtırabilmesi için bu kayıtları incelememiş gerekiyordu, kamera kayıtlarında kepenk'i kaldırıp içeriye girenleri ve otopark kısmında da faaliyet gösteren kişileri gördük, fakat kepenk kaldırılarak içeriye girilen kısmın sorumluluğu bizde değil siteye devredilmişti, otopark kısmı da öyleydi, kepek'in olduğu kısmı gören güvenlik görevlisi arkadaşımızı ... şirketinin genel formeni olan ... ... tarafından başka bir nokta da kurban kesileceği gerekçesi ile kapı açılmak üzere çağrılmış ve orada beklemesi talimatı verildiği için güvenlik görevlimiz yerinde değildi, eğer orada olsaydı görürdü, çünkü hem olayın gündüz vakti olması hemde bayram nedeniyle şantiyenin kapalı olması, faaliyette olmaması nedeniyle böyle bir hırsızlık olayını güvenlik görevlisi arkadaş kesin görürdü, çünkü hırsızlık olayının olduğu sırada iki kişi kepenk 'i kaldırmaya çalışıyor bir kişide alttan girmeye çalışıyordu bu eylemleri güvenlik görevlisi arkadaş görürdü, ... beyin ... inşaatın genel formeni olması nedeniyle çalışanımıza özel güvenlik görevlisinin görev tanımı kapsamında talimat verme yetkisi vardır, kapı açıp kapama talimatı vermiştir, ... beyin güvenlik görevlisi arkadaşa vermiş olduğu talimat kapsamında bekle dediği yerden hırsızlık olayının olduğu yeri görmesi fiziki olarak mümkün değildir, güvenlik görevlisi arkadaşın asıl görevli olduğu yerden hem kepenkli kapının bulunduğu yer hem de kurban kesimi yapılan yer net bir şekilde görülmektedir ancak ... beyin talimatı kapsamında görevli arkadaş kurban kesimi için açılan kapıda görevlendirildiği için maalesef kepenkli kapının olduğu alanı görememiştir" şeklinde; beyanda bulunmuşlardır.
Mahkememizin 24/10/2022 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... ... yeminli beyanında özetle; " Ben halen ... şirketinde çalışmaktayım, olayın olduğu tarihte de yine aynı şirkette genel formen olarak çalışıyordum, hırsızlık olayına ilişkin olarak görgüye dayalı bilgim yoktur ancak bayram sonrası şirkete geldiğimde şirkette hırsızlık olayı meydana geldiğini öğrendim, çalışmış olduğum işyerinde işyerinin tüm alanları ile ilgili güvenlik hizmeti verme hizmeti davalı şirkete aittir, benim bildiğim kadarıyla hafta sonu ve tatillerde en az iki tane güvenlik görevlisi bulunmak zorundaydı, bunlardan bir tanesi güvenlik kulübesinde güvenliği sağlamakla diğeri de rink atarak şantiyeyi kontrol etmekle görevliydi, olayın olduğu gün ben de kurban kesmek amacıyla şantiyeye geldim, güvenlik görevlisi arkadaş bana da kapıyı açtı , daha sonra görev yerine döndü, olayın olduğu mahal ise güvenlik görevlisinin kulübeden göremeyeceği uzakta bir alandı, güvenlik görevlisi arkadaş ancak rink atarak olay mahallini ve olayı görebilirdi, ancak rink atıp atmadığını ben kendim görmedim, çalınan kablonun 50 lik kablo olduğunu söylediler ancak fiyat konusunda bir bilgim yoktur dedi.
Davacı vekilinin olayın olduğu gün tanığımız ... Bey'i güvenlik görevlisi arkadaşı kurban alanına davet ederek saatlerce orada tuttuğu şeklindeki davalı iddialarına ilişkin olarak tanığın kurban alanında ne kadar kaldığı sorusu üzerine soruldu: Ben olayın olduğu gün yukarıda da beyan ettiğim üzere güvenlik görevlisi arkadaşa kapıyı açtırdım ,tekrar görev alanına dönmesini söyledim , bu süreçte yaklaşık olarak 5 dakika sürmüştür, bunun dışında güvenlik görevlisinin saatlerce orda tutulduğu yönünde bir durum söz konusu değildir" şeklinde;
Yine aynı celsede dinlenen davacı tanığı...yeminli beyanında özetle de;
Ben ... şirketinin alt taşeronu olan ... Müh.şirketinde şantiye şefi olarak çalışıyorum, olayın meydana geldiği tarihte de aynı şirkette çalışıyordum, ancak olayın olduğu gün bayram tatili olması nedeniyle izinliydim, bu olayla ilgili olarak yaklaşık 3-4 saat sonra bana telefonla bilgi geldi ve işyerinde hırsızlık olayı meydana geldiğini söylediler, daha sonra ben de olay yerine gittim, hırsızlık olayına konu olan bakır kabloyu hırsızlık olayı olmadan önce ben özellikle güvenlik kamerasının görüş açısının bulunduğu noktaya getirdim, çünkü daha önce de 4 veya 5 defa şantiyenin olduğu alanda yine bizim bakır kablolarımız çalındı, bundan dolayı risk almamak için kabloyu güvenlik kamerasının açısının bulunduğu yere getirttim, olayın olduğu gün şantiyeye gittiğimde güvenlik kamerası kayıtlarını da izledim, kayıtları incelediğimde hırsızlık için gelen şahısları gördüm, bazılarında maske olduğunu hatırlıyorum, aracı gördüm, aracın plakası bildiğim kadarıyla görünmüyordu, kamera belli bir süreye kadar kayıt yapıyor, daha sonrasında ise gelen hırsızlar tarafından kameraya zarar veriliyordu, sonrasında karakola giderek şikayet başvurusunda bulunduk, malesef güvenlik görevlisi arkadaşlar likayat sahibi olup görevlerini tam olarak yerine getirmedikleri için bu hırsızlık olayı meydana gelmiştir, olayın olduğu gün güvenlik görevlisi arkadaşın ... Bey tarafından kurban kesim alanında saatlerce tutulup tutulmadığı konusunda bilgi sahibi değilim, olayın meydana geldiği tarihte bakır kablonun fiyatının ortalama 80.000.-TL olduğunu düşünüyorum, ancak makaranın bir kısmını kullanmıştık, kalan kısmının değerini şuan için hatırlamıyorum dedi.
Davacı vekilinin olayın olduğu tarihte sabit bekleyen güvenlik görevlisinin çıplak gözle güvenlik kulübesinden olayın olduğu alanı tam olarak görebilme ihtimali varmıydı yoksa rink atması mı gerekiyordu şeklindeki sorusu üzerine soruldu: Tanık, sabit duran güvenlik görevlisinin olayı çıplak gözle görme ihtimali yoktur, ancak rink atması gereken güvenlik görevlisinin olayı görmeme ihtimali yoktur, çünkü güvenlik görevlisinin rink atması için toplam geçen süre yaklaşık 12 veya 13 dakika kadar sürerken hırsızlık olayı yaklaşık olarak 15 veya 20 dakika sürmüş olabileceğini düşünüyorum " şeklinde; beyanda bulunmuşlardır.
Mahkememizin 09/02/2023 tarihli ara kararının 1 nolu bendi ile, mahkememizce re'sen seçilen bilirkişi ..., Elektrik Mühendisi ..., Eski Emniyet Müdürü ...marifetiyle tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya celp olunan kayıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle; dava konusu meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle davacı yanın davalı yandan alacak talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarının ne olduğunun tespiti bakımından dosyanın rapor tanzim edilmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından 05/05/2023 tarihli raporun tanzim edilerek mahkememize ibraz edildiği anlaşılmış olup; bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle; "1-Dava konusu çalınan 108 metre uzunluğunda 3x150+70 N2XH kesitindeki besleme hattı tutarının KDV dahil bedeli 46.515,60-TL ve kapı onarım bedeli KDV dahil 3.186-TL olmak üzere toplam asıl alacak tutarı 49.701,60 TL (Faiz hariç) piyasa fiyatları baz alınarak değerlendirilmesinde söz konusu fiyatların kadri maruf olduğu, 2-Davalı ... ... SAN. A.Ş.’ nin %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu,Özel Güvenlik hizmeti satın alan davacı ... İNŞ. SAN. TUR.VE TİC. A.Ş. nin de %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu," şeklinde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce tarafların bilirkişi kök raporuna yönelik beyan ve itirazlarıyla olaya ait CD görüntüleri de incelenmek suretiyle bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilerek dosyaya sunulan 20/11/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun incelenmesinde özetle de; "Davalı ... ... SAN. A.Ş.’ nin %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu, Özel Güvenlik hizmeti satın alan davacı ... İNŞ. SAN. TUR.VE TİC. A.Ş. nin de %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu, Taraflarca ihlal edilen kuralların ve gösterilen özensizliklerin önem derecesi itibarıyla birbirlerine üstünlüğünün bulunmadığı değerlendirildiğinden, meydana gelen hırsızlık olayının gerçekleşmesinde eşit derecede kusurlu oldukları, " şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Bilirkişiden alınan raporun denetlenmesinde de, raporların hukuki yorum ve nitelendirmeleri mahkememize ait olmak üzere, yapılan teknik değerlendirme ve sektörel bakımından, ayrıntılı, gerekçeli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından, hukuki yönleri ayrık olmak üzere, teknik tespit ile değerlendirme ve sektörel bakımından hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davalının yetki itirazının; taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği İstanbul Mahkemelerinin yetkisi kabul edildiğinden reddine karar verilmiştir.
Davalının husumet itirazının; davalı firmanın davacıya güvenlik hizmeti sağladığı, işin mahiyeti gereği oluşan zarar nedeniyle davalı şirket ve çalışanlarının kusurunun araştırılmasının zorunlu olduğu, yapılan incelemeler sonucunda davalı şirket ve çalışanının olayın gerçekleşmesinde önleyici konumda olduğu ancak görevin gerektirdiği sorumlulukla hareket edilmediği anlaşılmakla güvenlik sözleşmesi nedeniyle illiyet bağı gereği itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
Tanık beyanlarının incelenmesinde; davacı tanıklarından ... ...'nun olay tarihinde iş yerine geldiği, kusurun tespitinde bu tanık hakkında iddia olunan eylemlerin önemi ve şirketteki yetkisi ve görevi nedeniyle dava sonucundan doğrudan etkilenmesi karşısında tanığın beyanlarına tek başına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, ...'un olay anı ve kişilerin eylemlerine ilişkin görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı görülmüştür.
Davalı tanığı ... ve ...'ın olay anında olay yerinde bulunmadığı bu nedenle olayda adı geçen kişilerin talimat ve eylemleri nedeniyle kusuruna ilişkin somut bilgisinin olmadığı anlaşılmakla tanıklıklarına itibar edilmesi mümkün görülmemiş, sair hususlara ilişkin beyanların yazılı ve diğer delillerle ispatının gerektiği anlaşılmıştır.
Dosyada alınan bilirkişi raporunun taraf itirazları ile görüntülerin incelenmesine dayalı olmadığı anlaşılmakla ek rapor teminine gidilmiş, alınan 20/11/2023 tarihli ek raporun incelenmesinde davacı tarafından dosyaya sunulan CD'nin içeriğinin boş olduğu görülmüştür.
Davalılar vekilince olayın gerçekleştiği kapının sorumluluğunun dava dışı kuruma devredildiği iddia edilmişse de sorumluluğun devri tarihi ve devre ilişkin dosyaya delil sunulmadığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre; 3. Madde uyarınca 8 kişilik silahsız güvenlik görevlisinin şantiye alanında bulundurulacağı, gerekmesi halinde planda revize işlemlerinin yapılacağı ve 6 ayda bir olmak üzere risk analizinin yapılacağının kararlaştırıldığı görülmüştür.
Sözleşmenin uygulama alanında davalı firma tarafından hazırlanan 05/01/2018 tarihli risk analiz raporunda; sağlıklı bir güvenlik işinin yapılabilmesi için asgari 12 kişilik personelin bulunmasının zorunlu olduğu, hırsızlığın şantiye sahasında önemli bir risk oluşturduğu, bu nedenle alarm sistemi, gece saatleri için hareket sensörlü lamba, gece görüşü bulunan kamera sistemlerinin kurulması gerektiğinin belirtildiği görülmüştür.
Taraflarca dosyaya Valilikten temini gereken "Koruma ve Güvenlik Planı"nın sunulmadığı ve delil olarak dayanılmadığı, sunulan Valilik kararında bu hususun belirtilmediği görülmüştür.
Taraflar arasında yer alıp dosyaya sunulan mail yazışmalarından davacının valilik kararı ile en son 2018 tarihinde düzenlenen risk analiz raporundan farklı olarak 30/07/2019 tarihinde 6 güvenlik personelinin görev yapmasına onay verdiği, bu halde güvenlik zafiyeti oluşmasında personel sayısının yetersizliğinin ve davacı şirket yetkilisi ve aynı zamanda tanık ...'in olay anına yakın sırada şantiyeye gelerek görev başında bulunan iki personelden bir tanesinin görev yerini terketmesine neden olduğu görülmüştür.
Yanı sıra; olayın oluşu esnasında davalı personelinin de yeterli özeni göstermediği, hırsızlık eyleminin niteliği itibariyle anlık olmadığı ve görece uzun zamana yayıldığı, bu halde güvenlik kameralarının denetlenmesi ve devriye işlemlerinin mevcut personel ile en azından yaklaşık olarak yerine getirildiğinin de davalı tarafça ispat edilememesi karşısında olay nedeniyle her iki tarafın eşit oranda kusurunun bulunduğu kanaatine varılmış, çalınan eşya nedeniyle icra takibinde talep edilen miktarın piyasa şartlarına uygun olduğu anlaşılmakla bu değer üzerinden davanın kısmen kabulüne, tarafların şartları oluşmayan icra inkar ve kötüniyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; Davalının, dava konusu ....İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasından, 24.850,8-TL asıl alacak ve 1.050,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.901,21 TL yönünden iptali ile, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Şartları oluşmayan icra inkar talebi ve kötüniyet tazminat taleplerinin reddine,
3-Alınması gerekli 1.769,29-TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 625,65 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 1.143,64-TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
-Davacı tarafça yatırılan 625,65 TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinden başvuru harcı 54,40.-TL posta ve bilirkişi ücreti gideri 6.450,00 TL olmak üzere toplam: 6.504,40 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı göz önünde tutularak 3.225,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın oranlamaya göre davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 200,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı göz önüne alınarak 100,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın oranlamaya göre davalı üzerinden bırakılmasına,
6-Davacı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak, davacıya VERİLMESİNE,
7-Davalı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin, davanın kabul ve ret oranı göz önüne alınarak 660,00 TL'sinin DAVACIDAN, 660,00 TL'sinin DAVALIDAN ALINARAZ HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,
10-HMK Yönetmeliğinin 58/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nun 341/1 vd.maddeleri uyarınca; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.15.01.2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!